Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Şualar
"Elhamdülillah" diye edilen hamd dahi bir nimet
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="FaKiR" data-source="post: 13326" data-attributes="member: 10"><p><strong>Elhamdülillâh hakkındadır.</strong></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 15px">Bu İkinci Bab, "Elhamdü lillâh" hakkındadır. </span></strong></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">İkinci Bab ile tâbir edilen şu risalecikte<span style="color: darkred"> "Elhamdü lillâh" cümlesini insanlara dedirten imanın sonsuz fayda ve nurlarından, yalnız dokuz tane beyan edilecektir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/sozl1/b424.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Birinci nokta:</strong> Evvelâ iki şey ihtar edilecektir. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><strong>1.</strong> Felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><strong>2.</strong> Bütün mahlûkatla alâkadar ve herşeyle bir nevi alışverişi olan ve kendisini abluka eden şeylerle lâfzan ve mânen görüşmek, konuşmak, komşuluk etmeye hilkaten mecbur olan insanın sağ, sol, ön, arka, alt, üst olmak üzere altı ciheti vardır. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">İnsan, mezkûr iki gözlüğü gözüne takmakla, mezkûr cihetlerde bulunan mahlûkatı, ahvâli görebilir.</span> </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred"><strong>Sağ cihet:</strong> Bu cihetten maksat, geçmiş zamandır.</span> </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkred">Binaenaleyh, felsefe gözlüğü ile sağ cihete bakıldığı zaman, mâzi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç, büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, meyusiyete maruz kaldığında şüphe yoktur. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy">Fakat İmân gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur. Mürettebatı, sâkinleri daha güzel, nuranî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Ve o kabirler, çukurlar da, nuranî bir âleme girmek için kazılan yeraltı tünelleri şeklinde telâkki edilecektir</span>. Demek imanın insanlara verdiği sürur, ferahlık, itmi'nan, inşirah, binlerce <span style="color: red">"Elhamdü lillâh"</span> dedirten bir nimettir. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Sol cihet:</strong><span style="color: darkred"><em> Yani, gelecek zamana, felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek, yılan ve akreplere yedirip imha edecek, zulümatlı, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir. </em></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy">Fakat İmân gözlüğüyle bakılırsa, Cenâb-ı Hakkın, Hâlık, Rahmân, Rahîmin insanlara ihzar ettiği çeşit çeşit nefis, leziz, me'külât ve meşrubata zarf olan bir mâide ve bir sofra-i Rahmânî şeklinde görünecektir.</span> Ve binlerce <span style="color: red">"Elhamdü lillâh"</span> okutturarak tekrar ettirecektir. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Üst cihet:</strong> <span style="color: darkred">Yani, semâvât cihetine felsefe ile bakan bir adam, şu sonsuz boşlukta, milyarlarca yıldız ve kürelerin at koşusu gibi veya askerî bir manevra gibi yaptıkları pek sür'atli ve muhtelif hareketlerinden büyük bir dehşete, vahşete, korkuya mâruz kalacaktır.</span> </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy">Fakat imanlı bir adam baktığı vakit o garip, acip manevranın bir kumandanın emri ile nezareti altında yapıldığı gibi, semâvât âlemini tezyin eden ve o yıldızların bize de ziyadar kandiller şeklinde olduklarını görecek ve o atlar koşusunda korku, dehşet değil, ünsiyet ve muhabbet edecektir.</span> Âlem-i semâvâtı şöylece tasvir eden İmân nimetine elbette binlerce <span style="color: red">"Elhamdü lillâh"</span> söylemek azdır. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Alt cihet:</strong><span style="color: darkred"> Yani, arz âlemine felsefe gözüyle bakan insan, küre-i arzı başıboş, yularsız, şemsin etrafında serseri gezen bir hayvan gibi veya tahtası kırık, kaptansız bir kayık gibi görür ve dehşete, telâşa düşer. </span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy">Fakat İmân ile bakarsa, arzın Rahmânî bir sefine olup, Allah'ın kumandası altında bütün me'külât, meşrubat, melbûsatıyla beraber, nev-i beşeri tenezzüh için şemsin etrafında gezdiren bir sefine şeklinde görür.</span> Ve imandan neş'et eden şu büyük nimete büyük büyük <span style="color: red">elhamdü lillâh</span>'ları söylemeye başlar. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Ön cihet:</strong> <span style="color: darkred">Felsefeci bir adam bu cihete bakarsa görür ki, bütün canlı mahlûkat-insan olsun, hayvan olsun-kafile-bekafile, büyük bir sür'atle o cihete gidip kaybolurlar. Yani, ademe gider, yok olurlar. Kendisinin de o yolun yolcusu olduğunu bildiğinden, teessüründen çıldıracak bir hale gelir.</span> </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy">Fakat İmân nazarıyla bakan bir mü'min, insanların o cihete gidişleri, seyahatleri adem âlemine değil, göçebeler gibi bir yayladan bir yaylaya bir intikaldir. Ve fâni menzilden bâki menzile, hizmet çiftliğinden ücret dairesine, zahmetler memleketinden rahmetler memleketine göç etmek olup, adem âlemine gitmek değil diye bu ciheti memnuniyetle karşılar. Fakat yol esnasında ölüm, kabir gibi görünen meşakkatler netice itibarıyla saadetlerdir. Çünkü, nuranî âlemlere giden yol kabirden geçer ve en büyük saadetler büyük ve acı felâketlerin neticesidir. Meselâ, Hazret-i Yusuf, Mısır azizliği gibi bir saadete, ancak kardeşleri tarafından atıldığı kuyu ve Zeliha'nın iftirası üzerine konulduğu hapis yoluyla nâil olmuştur. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy">Ve kezâ, rahm-ı mâderden dünyaya gelen çocuk, mâhut tünelde çektiği sıkıcı, ezici zahmet neticesinde dünya saadetine nâil oluyor.</span> </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Arka cihet:</strong><span style="color: darkred"> Yani geride gelenlere felsefe nazarıyla bakılsa, "Yâhu, bunlar nereden nereye gidiyorlar ve niçin dünya memleketine gelmişlerdir?" diye edilen suale bir cevap alınamadığından, tabiî, hayret ve tereddüt azabı içinde kalınır. </span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: navy">Fakat nur-u İmân gözlüğüyle bakarsa, insanların kâinat sergisinde teşhir edilen garip, acip kudretin mucizelerini görmek ve mütalâa etmek için <strong>Sultan-ı Ezeli</strong> tarafından gönderilmiş mütalâacı olduklarını anlar. Ve bunlar o mucizenin derece-i kıymet ve azametine ve <strong>Sultan-ı Ezeli</strong>nin azametine derece-i delâletlerine kesb-i vukuf ettikleri nisbetinde derece ve numara aldıktan sonra, yine <strong>Sultan-ı Ezeli</strong>nin memleketine dönüp gideceklerini anlar ve bu anlayış nimetini kendisine îras eden İmân nimetine</span> <span style="color: red">"Elhamdü lillâh" </span>diyecektir. </span></p><p><span style="font-size: 15px">Mezkûr zulmetleri izale eden İmân nimetine "Elhamdü lillâh" diye edilen hamd dahi bir nimet olduğundan, ona da bir hamd lâzımdır. Bu ikinci hamd'e de üçüncü bir hamd, üçüncüye dördüncü hamd lâzım Ve helümme cerren. </span></p><p><span style="font-size: 15px">Demek, bir hamd-i vâhidden doğan hamdlerden ibaret gayr-i mütenâhi bir silsile-i hamdiye husule geliyor. </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">*********************************************</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="FaKiR, post: 13326, member: 10"] [b]Elhamdülillâh hakkındadır.[/b] [B][SIZE=4]Bu İkinci Bab, "Elhamdü lillâh" hakkındadır. [/SIZE][/B] [SIZE=4]İkinci Bab ile tâbir edilen şu risalecikte[COLOR=darkred] "Elhamdü lillâh" cümlesini insanlara dedirten imanın sonsuz fayda ve nurlarından, yalnız dokuz tane beyan edilecektir. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/sozl1/b424.gif[/IMG][/SIZE] [SIZE=4][B]Birinci nokta:[/B] Evvelâ iki şey ihtar edilecektir. [/SIZE] [SIZE=4][B]1.[/B] Felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür. [/SIZE] [SIZE=4][B]2.[/B] Bütün mahlûkatla alâkadar ve herşeyle bir nevi alışverişi olan ve kendisini abluka eden şeylerle lâfzan ve mânen görüşmek, konuşmak, komşuluk etmeye hilkaten mecbur olan insanın sağ, sol, ön, arka, alt, üst olmak üzere altı ciheti vardır. [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkred]İnsan, mezkûr iki gözlüğü gözüne takmakla, mezkûr cihetlerde bulunan mahlûkatı, ahvâli görebilir.[/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkred][B]Sağ cihet:[/B] Bu cihetten maksat, geçmiş zamandır.[/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkred]Binaenaleyh, felsefe gözlüğü ile sağ cihete bakıldığı zaman, mâzi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç, büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, meyusiyete maruz kaldığında şüphe yoktur. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=navy]Fakat İmân gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur. Mürettebatı, sâkinleri daha güzel, nuranî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Ve o kabirler, çukurlar da, nuranî bir âleme girmek için kazılan yeraltı tünelleri şeklinde telâkki edilecektir[/COLOR]. Demek imanın insanlara verdiği sürur, ferahlık, itmi'nan, inşirah, binlerce [COLOR=red]"Elhamdü lillâh"[/COLOR] dedirten bir nimettir. [/SIZE] [SIZE=4][B]Sol cihet:[/B][COLOR=darkred][I] Yani, gelecek zamana, felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek, yılan ve akreplere yedirip imha edecek, zulümatlı, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir. [/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=navy]Fakat İmân gözlüğüyle bakılırsa, Cenâb-ı Hakkın, Hâlık, Rahmân, Rahîmin insanlara ihzar ettiği çeşit çeşit nefis, leziz, me'külât ve meşrubata zarf olan bir mâide ve bir sofra-i Rahmânî şeklinde görünecektir.[/COLOR] Ve binlerce [COLOR=red]"Elhamdü lillâh"[/COLOR] okutturarak tekrar ettirecektir. [/SIZE] [SIZE=4][B]Üst cihet:[/B] [COLOR=darkred]Yani, semâvât cihetine felsefe ile bakan bir adam, şu sonsuz boşlukta, milyarlarca yıldız ve kürelerin at koşusu gibi veya askerî bir manevra gibi yaptıkları pek sür'atli ve muhtelif hareketlerinden büyük bir dehşete, vahşete, korkuya mâruz kalacaktır.[/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=navy]Fakat imanlı bir adam baktığı vakit o garip, acip manevranın bir kumandanın emri ile nezareti altında yapıldığı gibi, semâvât âlemini tezyin eden ve o yıldızların bize de ziyadar kandiller şeklinde olduklarını görecek ve o atlar koşusunda korku, dehşet değil, ünsiyet ve muhabbet edecektir.[/COLOR] Âlem-i semâvâtı şöylece tasvir eden İmân nimetine elbette binlerce [COLOR=red]"Elhamdü lillâh"[/COLOR] söylemek azdır. [/SIZE] [SIZE=4][B]Alt cihet:[/B][COLOR=darkred] Yani, arz âlemine felsefe gözüyle bakan insan, küre-i arzı başıboş, yularsız, şemsin etrafında serseri gezen bir hayvan gibi veya tahtası kırık, kaptansız bir kayık gibi görür ve dehşete, telâşa düşer. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=navy]Fakat İmân ile bakarsa, arzın Rahmânî bir sefine olup, Allah'ın kumandası altında bütün me'külât, meşrubat, melbûsatıyla beraber, nev-i beşeri tenezzüh için şemsin etrafında gezdiren bir sefine şeklinde görür.[/COLOR] Ve imandan neş'et eden şu büyük nimete büyük büyük [COLOR=red]elhamdü lillâh[/COLOR]'ları söylemeye başlar. [/SIZE] [SIZE=4][B]Ön cihet:[/B] [COLOR=darkred]Felsefeci bir adam bu cihete bakarsa görür ki, bütün canlı mahlûkat-insan olsun, hayvan olsun-kafile-bekafile, büyük bir sür'atle o cihete gidip kaybolurlar. Yani, ademe gider, yok olurlar. Kendisinin de o yolun yolcusu olduğunu bildiğinden, teessüründen çıldıracak bir hale gelir.[/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=navy]Fakat İmân nazarıyla bakan bir mü'min, insanların o cihete gidişleri, seyahatleri adem âlemine değil, göçebeler gibi bir yayladan bir yaylaya bir intikaldir. Ve fâni menzilden bâki menzile, hizmet çiftliğinden ücret dairesine, zahmetler memleketinden rahmetler memleketine göç etmek olup, adem âlemine gitmek değil diye bu ciheti memnuniyetle karşılar. Fakat yol esnasında ölüm, kabir gibi görünen meşakkatler netice itibarıyla saadetlerdir. Çünkü, nuranî âlemlere giden yol kabirden geçer ve en büyük saadetler büyük ve acı felâketlerin neticesidir. Meselâ, Hazret-i Yusuf, Mısır azizliği gibi bir saadete, ancak kardeşleri tarafından atıldığı kuyu ve Zeliha'nın iftirası üzerine konulduğu hapis yoluyla nâil olmuştur. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=navy]Ve kezâ, rahm-ı mâderden dünyaya gelen çocuk, mâhut tünelde çektiği sıkıcı, ezici zahmet neticesinde dünya saadetine nâil oluyor.[/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][B]Arka cihet:[/B][COLOR=darkred] Yani geride gelenlere felsefe nazarıyla bakılsa, "Yâhu, bunlar nereden nereye gidiyorlar ve niçin dünya memleketine gelmişlerdir?" diye edilen suale bir cevap alınamadığından, tabiî, hayret ve tereddüt azabı içinde kalınır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=navy]Fakat nur-u İmân gözlüğüyle bakarsa, insanların kâinat sergisinde teşhir edilen garip, acip kudretin mucizelerini görmek ve mütalâa etmek için [B]Sultan-ı Ezeli[/B] tarafından gönderilmiş mütalâacı olduklarını anlar. Ve bunlar o mucizenin derece-i kıymet ve azametine ve [B]Sultan-ı Ezeli[/B]nin azametine derece-i delâletlerine kesb-i vukuf ettikleri nisbetinde derece ve numara aldıktan sonra, yine [B]Sultan-ı Ezeli[/B]nin memleketine dönüp gideceklerini anlar ve bu anlayış nimetini kendisine îras eden İmân nimetine[/COLOR] [COLOR=red]"Elhamdü lillâh" [/COLOR]diyecektir. [/SIZE] [SIZE=4]Mezkûr zulmetleri izale eden İmân nimetine "Elhamdü lillâh" diye edilen hamd dahi bir nimet olduğundan, ona da bir hamd lâzımdır. Bu ikinci hamd'e de üçüncü bir hamd, üçüncüye dördüncü hamd lâzım Ve helümme cerren. [/SIZE] [SIZE=4]Demek, bir hamd-i vâhidden doğan hamdlerden ibaret gayr-i mütenâhi bir silsile-i hamdiye husule geliyor. [/SIZE] [SIZE=4]*********************************************[/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Şualar
"Elhamdülillah" diye edilen hamd dahi bir nimet
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst