Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Emirdağ'da sabah
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 177284" data-attributes="member: 5987"><p><img src="http://www.penwith.co.uk/natasha/mounts_bay_sunrise_2.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Güneşin devri dönmüştü; akşam adım adım yaklaşıyor, gölgeler uzuyordu. İnsanlar kadar, hattâ şeyler kadar gölge vardı. Vatanın yüzü gölgeleniyordu.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Bir zat girdi Emirdağ’a! Yol kavşağında durdu. Hep yol kavşağında değil miyiz zaten? Kârla zararın, iyi ile kötünün ve doğru ile yanlışın… </span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">Fakat, o bildiğiniz yollardan birinin kavşağında durup, kendine benzemeyen birine ezanı sordu.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“O, başını salladı: ‘He’ diye.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Bir kişi ezanı okumuş, binlerce kişi dinlemişti. Tâ uzaklardan akis yaptı:</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Allahü Ekber!”</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Herkes dinliyor, çırpınıyor, herkes bir rüya görüyordu. Kâbus mu kâbus!</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Sonra da kıbleyi sordu</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">. Beriki kolunu uzatarak gösterdi. </span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">Şaşkındı, konuşmaya mecali yoktu. Gelen zat kendine hiç mi hiç benzemiyordu. Ya biz ondan değildik, ya o bizden… Lâkin Türkçe konuşuyor ve dedeme benziyordu.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Omuzundaki seccadeyi serdi yere, sermesiyle namaza başlaması bir oldu.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p> <span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">Dikili kaldı yanında iki jandarma neferi, pürsilâh bekliyorlardı. Neyi bekliyorlardı? </span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">Sayfa sayfa, cilt cilt tarih olan şu zatı mı? Onu mu bizden, bizi mi ondan koruyorlardı? Yoksa namazı süngülerin arasına mı almışlardı? Yahut o, Emirdağ’ı yerle bir mi edecekti? Acaba jandarma neferleri neyi bekliyordu?</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p> <span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">Bilinmedi gitti bu sır.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Birdenbire hayalim Süleymaniye’ye kaydı. Sinan, gökyüzünü ellere yaklaştırmak için kubbe yapmıştı. Bu zat için yeryüzü bir cami ve bu iki jandarma neferi iki mermer sütundu. Gökyüzü süngülerin ucunda duruyordu.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“O, Emirdağ’a gelmişti. Binlerce insan vardı, amma yine de yalnızdı. Garipliğini namaz kılışında bile okumak mümkündü. Belki aç karnına taş basar gibi ellerini bağrına bağlamış, yahut gömmüş, iki kat idi. Dost bulamayınca Allah’a iltica etmiş, sanki Ona misafir, sanki Onun evindeydi.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Hürmeti bu derece dıştan okunur, bu derece hali bilinirdi.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Öyle rahat namaz kılıyordu ki, jandarmalardan birinin gölgesi üstüne düşmüştü. Anlaşılan, kendini çoook emniyette hissediyordu.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Velhasıl her şeyi ile garip bir zattı. Adı da kendi gibiydi. O sanki İbn-i Kemal, yahut Zenbilli, yahut Ebû’s-Suud’du.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Bunlara ‘Kimdir?’ deme Allah aşkına! Ne çabuk unuttun? Bunlar senin de, benim de dedemdi.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Evet, evet! Diliyle, şekliyle yazısıyla dedemiz olan bu zat, mezardan kalkmış, şimdi Emirdağ yol kavşağında namaz kılıyordu. Yanında iki jandarma vardı, ama onlar da onun torunuydu.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p> <span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">‘Evlâdım’ derdi. ‘Kardeşim’ derdi. Kendisine kelepçe vuranları bile severdi. İlme ve fenne o derece düşkündü ki, kelepçede sanat var diye onu da beğenirdi. Hele hapishaneler, vatanın bir parçasıydı. Diyar diyar sürgün gezerdi. Vatanını gezdirenlere dua eder, hidayet dilerdi. Kısacası yazılmayan hayatı bir eserdi.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Bir Kur’ân, bir de kitab-ı kâinatı okurdu. Başka kitap vermezlerdi. Bunları da elinden alamazlardı.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“O gün Emirdağ’da kıyamet kopmuştu. Çünkü akşam üzeri güneş doğmuştu. İki güneşi bir arada gördü Emirdağlılar. Fakat kör olanlar gece nasıl yürürse, gündüz de öyle yürürdü. Emirdağ’da emir vardı. Güneş balçıkla sıvanacak ve minareye kılıf uydurulacaktı.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Emirdağ’da gönüller aydınlandı. İnsanlar, hattâ her şey sıcak sıcak, cana yakın oldu. Her şey erimiş, kardeş kardeş birbirine sarılmıştı: Emirdağ’a güneş doğmuştu…</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Emirdağ’dan yüzlerce kilometre uzaktayım. Fakat bir sıcaklık var içimde. Dün bir Emirdağlı gördüm, yanıyordu… ‘Battı mı dedim, O güneş?’ Kalbini gösterdi, gözlerim kamaştı, bakamadım. Herkes ayna olmuş, her aynada o güneş parlıyordu.</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">“Işığa düşman olan aydınlar, o aynaları kırdılar. Yine de her bir ayna parçasında bir güneş göründü.”</span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkOrange"><span style="font-size: 15px"><span style="color: RoyalBlue">Hekimoğlu İsmail</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 177284, member: 5987"] [IMG]http://www.penwith.co.uk/natasha/mounts_bay_sunrise_2.jpg[/IMG][COLOR="DarkOrange"][SIZE="4"] [COLOR="RoyalBlue"]“Güneşin devri dönmüştü; akşam adım adım yaklaşıyor, gölgeler uzuyordu. İnsanlar kadar, hattâ şeyler kadar gölge vardı. Vatanın yüzü gölgeleniyordu. “Bir zat girdi Emirdağ’a! Yol kavşağında durdu. Hep yol kavşağında değil miyiz zaten? Kârla zararın, iyi ile kötünün ve doğru ile yanlışın… Fakat, o bildiğiniz yollardan birinin kavşağında durup, kendine benzemeyen birine ezanı sordu. “O, başını salladı: ‘He’ diye. “Bir kişi ezanı okumuş, binlerce kişi dinlemişti. Tâ uzaklardan akis yaptı: “Allahü Ekber!” “Herkes dinliyor, çırpınıyor, herkes bir rüya görüyordu. Kâbus mu kâbus! “Sonra da kıbleyi sordu . Beriki kolunu uzatarak gösterdi. Şaşkındı, konuşmaya mecali yoktu. Gelen zat kendine hiç mi hiç benzemiyordu. Ya biz ondan değildik, ya o bizden… Lâkin Türkçe konuşuyor ve dedeme benziyordu. “Omuzundaki seccadeyi serdi yere, sermesiyle namaza başlaması bir oldu. Dikili kaldı yanında iki jandarma neferi, pürsilâh bekliyorlardı. Neyi bekliyorlardı? Sayfa sayfa, cilt cilt tarih olan şu zatı mı? Onu mu bizden, bizi mi ondan koruyorlardı? Yoksa namazı süngülerin arasına mı almışlardı? Yahut o, Emirdağ’ı yerle bir mi edecekti? Acaba jandarma neferleri neyi bekliyordu? Bilinmedi gitti bu sır. “Birdenbire hayalim Süleymaniye’ye kaydı. Sinan, gökyüzünü ellere yaklaştırmak için kubbe yapmıştı. Bu zat için yeryüzü bir cami ve bu iki jandarma neferi iki mermer sütundu. Gökyüzü süngülerin ucunda duruyordu. “O, Emirdağ’a gelmişti. Binlerce insan vardı, amma yine de yalnızdı. Garipliğini namaz kılışında bile okumak mümkündü. Belki aç karnına taş basar gibi ellerini bağrına bağlamış, yahut gömmüş, iki kat idi. Dost bulamayınca Allah’a iltica etmiş, sanki Ona misafir, sanki Onun evindeydi. “Hürmeti bu derece dıştan okunur, bu derece hali bilinirdi. “Öyle rahat namaz kılıyordu ki, jandarmalardan birinin gölgesi üstüne düşmüştü. Anlaşılan, kendini çoook emniyette hissediyordu. “Velhasıl her şeyi ile garip bir zattı. Adı da kendi gibiydi. O sanki İbn-i Kemal, yahut Zenbilli, yahut Ebû’s-Suud’du. “Bunlara ‘Kimdir?’ deme Allah aşkına! Ne çabuk unuttun? Bunlar senin de, benim de dedemdi. “Evet, evet! Diliyle, şekliyle yazısıyla dedemiz olan bu zat, mezardan kalkmış, şimdi Emirdağ yol kavşağında namaz kılıyordu. Yanında iki jandarma vardı, ama onlar da onun torunuydu. ‘Evlâdım’ derdi. ‘Kardeşim’ derdi. Kendisine kelepçe vuranları bile severdi. İlme ve fenne o derece düşkündü ki, kelepçede sanat var diye onu da beğenirdi. Hele hapishaneler, vatanın bir parçasıydı. Diyar diyar sürgün gezerdi. Vatanını gezdirenlere dua eder, hidayet dilerdi. Kısacası yazılmayan hayatı bir eserdi. “Bir Kur’ân, bir de kitab-ı kâinatı okurdu. Başka kitap vermezlerdi. Bunları da elinden alamazlardı. “O gün Emirdağ’da kıyamet kopmuştu. Çünkü akşam üzeri güneş doğmuştu. İki güneşi bir arada gördü Emirdağlılar. Fakat kör olanlar gece nasıl yürürse, gündüz de öyle yürürdü. Emirdağ’da emir vardı. Güneş balçıkla sıvanacak ve minareye kılıf uydurulacaktı. “Emirdağ’da gönüller aydınlandı. İnsanlar, hattâ her şey sıcak sıcak, cana yakın oldu. Her şey erimiş, kardeş kardeş birbirine sarılmıştı: Emirdağ’a güneş doğmuştu… “Emirdağ’dan yüzlerce kilometre uzaktayım. Fakat bir sıcaklık var içimde. Dün bir Emirdağlı gördüm, yanıyordu… ‘Battı mı dedim, O güneş?’ Kalbini gösterdi, gözlerim kamaştı, bakamadım. Herkes ayna olmuş, her aynada o güneş parlıyordu. “Işığa düşman olan aydınlar, o aynaları kırdılar. Yine de her bir ayna parçasında bir güneş göründü.” Hekimoğlu İsmail[/COLOR][/SIZE][COLOR="RoyalBlue"][/COLOR][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Emirdağ'da sabah
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst