Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
En büyük eğitimci: Hz. Muhammed (sav)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 276441" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">Hem madem Hâlıkımız, bize en büyük muallim ve en mükemmel üstad ve şaşırmaz ve şaşırtmaz en doğru rehber olarak Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmı tayin etmiş ve en son elçi olarak göndermiş. Biz dahi, ilmelyakîn mertebesinden aynelyakîn ve hakkalyakîn mertebelerine terakki ve </span></span><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">tekemmül etmek üzere, herşeyden evvel bu üstadımızdan, Hâlıkımızdan sorduğumuz suali sormaklığımız lâzım geliyor. Çünkü o zât, Hâlıkımız tarafından herbiri birer nişane-i tasdik olan bin mu'cizâtıyla, Kur'ân'ın bir mu'cizesi olarak, Kur'ân'ın hak ve kelâmullah olduğunu ispat ettiği gibi; Kur'ân dahi, kırk nevi i'câz ile o zâtın bir mucizesi olup, onun doğru ve Resulullah olduğunu ispat ederek, ikisi beraber, biri âlem-i şehadet lisanı (bütün hayatında, bütün enbiya ve evliyanın tasdikleri altında) diğeri âlem-i gayb lisanı bütün semâvî fermanların ve kâinat hakikatlerinin tasdikleri içinde binler âyâtıyla iddia ve ispat ettikleri hakikat-i haşriye elbette güneş ve gündüz gibi bir kat'iyettedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">Evet, haşir gibi, en acip ve en dehşetli ve tavr-ı aklın haricinde bir mes'ele, ancak ve ancak böyle harika iki üstadın dersleriyle halledilir, anlaşılır.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'"><strong>Bediüzzaman Said Nursî, Asâ-yı Mûsâ</strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">*</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'"><strong>Din ilimleri ile fen ilimleri birlikte okutulmalı</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'"><strong>Bediüzzaman Said Nursî, Münâzarât</strong></span></span> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">*</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">O vilayat-ı Şarkiye, âlem-i İslâmın bir nevî merkezi hükmündedir; fünûn-u cedîde yanında, ulûm-u dîniye de lâzım ve elzemdir. Çünkü, ekser enbiyanın Şarkta, ekser hükemanın Garbda gelmesi gösteriyor ki, Şarkın terakkiyâtı dinle kaimdir. Başka vilayetlerde sırf fünûn-u cedide okuttursanız da, Şarkta her halde millet, vatan maslahatı namına, ulûm-u dîniye esas olmalıdır. Yoksa Türk olmayan müslümanlar, Türke hakîki kardeşliğini hissedemeyecek. Şimdi, bu kadar düşmanlara karşı teavün ve tesanüde muhtacız. Hatta bu hususta size bir hakikatli misal vereyim:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">Eskiden, Türk olmayan bir talebem vardı. Eski medresemde, hamiyetli ve gayet zeki o talebem, ulûm-u dîniyeden aldığı hamiyet dersi ile her vakit derdi: ‘Salih bir Türk, elbette fasık kardeşimden ve babamdan, bana daha ziyade kardeştir ve akrabadır.’ </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">Sonra aynı talebe, talihsizliğinden, sırf maddî fünûn-u cedide okumuş. Sonra, ben, dört sene sonra esaretten gelince onunla konuştum. Hamiyet-i milliye bahsi oldu. O dedi ki: 'Ben şimdi, rafizî bir kürdü, salih bir Türk hocasına tercih ederim.' Ben de, 'Eyvah!' dedim. ‘Ne kadar bozulmuşsun?' Bir hafta çalıştım, onu kurtardım, eski hakikatli hamiyete çevirdim.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'">İşte ey mebuslar! O talebenin evvelki hali, Türk milletine ne kadar lüzumu var; ikinci hali ne kadar vatan menfaatine uygun olmadığını fikrinize havale ediyorum. Demek, farz-ı muhal olarak, siz başka yerde dünyayı dîne tercih edip, siyasetçe dîne ehemmiyet vermeseniz de, herhalde Şark vilayetlerinde din tedrisatına azamî ehemmiyet vermeniz lâzım.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'garamond'"><strong>Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 276441, member: 1004566"] [SIZE=4][FONT=garamond]Hem madem Hâlıkımız, bize en büyük muallim ve en mükemmel üstad ve şaşırmaz ve şaşırtmaz en doğru rehber olarak Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmı tayin etmiş ve en son elçi olarak göndermiş. Biz dahi, ilmelyakîn mertebesinden aynelyakîn ve hakkalyakîn mertebelerine terakki ve [/FONT][/SIZE][SIZE=4][FONT=garamond]tekemmül etmek üzere, herşeyden evvel bu üstadımızdan, Hâlıkımızdan sorduğumuz suali sormaklığımız lâzım geliyor. Çünkü o zât, Hâlıkımız tarafından herbiri birer nişane-i tasdik olan bin mu'cizâtıyla, Kur'ân'ın bir mu'cizesi olarak, Kur'ân'ın hak ve kelâmullah olduğunu ispat ettiği gibi; Kur'ân dahi, kırk nevi i'câz ile o zâtın bir mucizesi olup, onun doğru ve Resulullah olduğunu ispat ederek, ikisi beraber, biri âlem-i şehadet lisanı (bütün hayatında, bütün enbiya ve evliyanın tasdikleri altında) diğeri âlem-i gayb lisanı bütün semâvî fermanların ve kâinat hakikatlerinin tasdikleri içinde binler âyâtıyla iddia ve ispat ettikleri hakikat-i haşriye elbette güneş ve gündüz gibi bir kat'iyettedir. Evet, haşir gibi, en acip ve en dehşetli ve tavr-ı aklın haricinde bir mes'ele, ancak ve ancak böyle harika iki üstadın dersleriyle halledilir, anlaşılır. [/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond][B]Bediüzzaman Said Nursî, Asâ-yı Mûsâ[/B][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond]*[/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond][B]Din ilimleri ile fen ilimleri birlikte okutulmalı[/B][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond]Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.[/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond][B]Bediüzzaman Said Nursî, Münâzarât[/B][/FONT][/SIZE][SIZE=4][FONT=garamond] [/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond]*[/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond]O vilayat-ı Şarkiye, âlem-i İslâmın bir nevî merkezi hükmündedir; fünûn-u cedîde yanında, ulûm-u dîniye de lâzım ve elzemdir. Çünkü, ekser enbiyanın Şarkta, ekser hükemanın Garbda gelmesi gösteriyor ki, Şarkın terakkiyâtı dinle kaimdir. Başka vilayetlerde sırf fünûn-u cedide okuttursanız da, Şarkta her halde millet, vatan maslahatı namına, ulûm-u dîniye esas olmalıdır. Yoksa Türk olmayan müslümanlar, Türke hakîki kardeşliğini hissedemeyecek. Şimdi, bu kadar düşmanlara karşı teavün ve tesanüde muhtacız. Hatta bu hususta size bir hakikatli misal vereyim: [/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond]Eskiden, Türk olmayan bir talebem vardı. Eski medresemde, hamiyetli ve gayet zeki o talebem, ulûm-u dîniyeden aldığı hamiyet dersi ile her vakit derdi: ‘Salih bir Türk, elbette fasık kardeşimden ve babamdan, bana daha ziyade kardeştir ve akrabadır.’ Sonra aynı talebe, talihsizliğinden, sırf maddî fünûn-u cedide okumuş. Sonra, ben, dört sene sonra esaretten gelince onunla konuştum. Hamiyet-i milliye bahsi oldu. O dedi ki: 'Ben şimdi, rafizî bir kürdü, salih bir Türk hocasına tercih ederim.' Ben de, 'Eyvah!' dedim. ‘Ne kadar bozulmuşsun?' Bir hafta çalıştım, onu kurtardım, eski hakikatli hamiyete çevirdim. [/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond]İşte ey mebuslar! O talebenin evvelki hali, Türk milletine ne kadar lüzumu var; ikinci hali ne kadar vatan menfaatine uygun olmadığını fikrinize havale ediyorum. Demek, farz-ı muhal olarak, siz başka yerde dünyayı dîne tercih edip, siyasetçe dîne ehemmiyet vermeseniz de, herhalde Şark vilayetlerinde din tedrisatına azamî ehemmiyet vermeniz lâzım.[/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=garamond][B]Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat[/B][/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
En büyük eğitimci: Hz. Muhammed (sav)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst