En büyük hizmet iman kurtarmaktır

Þefkat_

Well-known member


Milli Gazete Yazarı Mehmet Şevket Eygi, "En büyük hizmet iman kurtarmaktır" dedi


Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi, "Bu devirde en büyük hizmet insanların, halkın, çocukların, gençlerin imanlarını kurtarmak için doğru dürüst, etkili ve uygun şekilde çalışmaktır" dedi.
Türkiye'nin halkını, çocuklarını, genç nesillerini İslam'dan uzaklaştırmak, kâfir yapmak, irtidat ettirmek için açıkça, gizlice, münafıkça çalışıldığını belirten Eygi, "Var güçleriyle toplumu sekülerleştirmek için çabalıyorlar. Din ile hayatı birbirinden ayırmak istiyorlar. Müslümanlığın bir ism ve resmden ibaret kalmasını istiyorlar. İslam'ı vicdanlara haps etmek istiyorlar" şeklinde yazdı.
Peygamber Efendimizi (asm) "Allah'ın, bir kimseyi senin vasıtanla hidayete getirmesi, senin için üzerine güneşin doğduğu ve battığı her şeye sahip olmaktan daha hayırlıdır" hadisini hatırlatan Eygi, iman hizmetine vurgu yaparken Bediüzzaman ismini de zikretti. Eygi yazısını şöyle sürdürdü:
"Bu devirde en büyük hizmet insanların, halkın, çocukların, gençlerin imanlarını kurtarmak için doğru dürüst, etkili ve uygun şekilde çalışmaktır.
İmamı Rabbanî, Abdülkadir Geylanî, Ahmet er-Rufaî, Hasan eş Şazelî, Şah Bahaüddin Nakşibend, Mevlana Celalüddin Rumî, Halid-i Bağdadî, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevî, Şeyh/İmam Şâmil, Emîr Abdülkadir Cezairî, Bediüzzaman, Abdülhakim Arvasî ve benzeri büyük şahsiyetlerin izinden gidilmelidir.
Bu hizmetler Kur'an, Sünnet, icmâ-i ümmet ve Sevad-ı Âzam dairesi içinde ve cadde-i kübrasından gidilerek yapılmalıdır.
Risale Haber
 

Ukbaa

Talebe
Bu zamanda herşeyin fevkinde hiz­met-i ima­niye en ehemmi­yet­li bir vazifedir. (Kastamonu Lâhikası sh: 89)

Zaman iman kurtarma zamanıdır. Çünkü: Bu za­man, eski za­man gibi değildir. Eski zamanda imânı kur­taran on el varsa, şimdi bire inmiş. İmânsızlığa sevk eden sebepler eskiden on ise, şimdi yüze çık­mış. İşte, böyle bir za­manda imâna hizmet için, dünyaya el atmadım, dünyayı terk ettim. (Sözler sh: 760)

İmânın rükünlerinden birisinde hâsıl olacak bir şüphe veya in­kâr, dinin teferruatında yapılan lakayt­lıktan pek çok defa daha felâketli ve za­rarlıdır. Bunun içindir ki şimdi en mühim iş, taklidî imânı tah­kikî imâna çevire­rek imânı kuvvet­lendirmek­tir, imânı takviye etmektir imânı kurtarmak­tır. Herşeyden ziyade imânın esasatıyla meşgul olmak kat’î bir za­ruret ve mübrem bir ihtiyaç, hattâ mecburiyet ha­line gelmiştir. Bu, Tür­kiye’de böyle olduğu gibi, umum İslâm dünyasında da böyle­dir. (Sözler sh: 749)

 
Üst