Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
En büyük musibet, dine gelen musibettir..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 291771" data-attributes="member: 1003203"><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Başına gelen olayları yorumlamakta zorlanan bir adam, "Ya Resulallah! Bana öyle bir anlayış haber ver ki onu tam olarak benimseyince maruz kaldığım olayları doğru yorumlayıp Cennet'e layık hale geleyim." der.Efendimiz (sas) Hazretleri şöyle açıklar sahibini Cennet'e layık hale getirecek anlayışı:</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">- Sen kul olarak kendine düşen her türlü tedbirini aldıktan sonra, Allah'ın hakkındaki takdirine razı olur da şikâyet etmezsen, seni Cennet'e layık hale getirecek anlayış ve ahlaka sahip oldun demektir. Yeter ki, kendine düşen tedbirini vaktinde al, ihmal etme; sonra da Allah'ın sana layık gördüğü sıkıntılara razı ol, şikâyetçi olma!</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Evet, insanın hayatında hep iyi şeyler yaşanmaz. Bazen maruz kaldığı sıkıntı ve musibetler hayatı zorlaştırır, dayanma gücünü azaltabilir..</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">İşte böyle sıkıntıların sıraya girdiği zor devrelerde kul olarak kendimize düşen tedbiri aldıktan sonra Allah'ın hakkımızdaki takdirine razı olmamız gerekmektedir. Neden böyledir? Çünkü biz Rabb'imizin hakkımızdaki takdirine razı olursak Rabb'imiz de bizden razı olmaktadır da ondan.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Bundan dolayı maruz kaldığı musibetlere sabırla mukabele eden müminin halini Lokman Hekim şöyle tarif eder:</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">- Nasıl bir madenin kıymetlisi ateşe verilince üzerindeki pası dökülüp altından öz cevheri çıkarsa, Allah'ın sevdiği kulları da maruz kaldıkları musibetleri teslimiyet ve tevekkülle karşılayarak günah paslarından arınır, Allah'ın saf ve tertemiz kulları haline gelirler. Böylece karşılaştıkları sıkıntılı hali haklarında hayra çevirir, imrenilecek bir hayat yaşarlar. Efendimiz (sas) Hazretleri de inanmış insanın bu imrenilecek halini şöyle haber verir:</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">- Hayret edilir müminin hakkındaki takdirlere karşı teslimiyet ve tevekkülüne. Çünkü ona üzücü bir musibet gelse sabreder kazanır. Sevindirici bir nimet gelse şükreder yine kazanır! Velhasıl mümin hayatının her hadisesini hakkında hayra çevirir. Sabreder kazanır, şükreder kazanır!..</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Bu sebeple maneviyat büyükleri, başa gelen musibet ve sıkıntıları ikiye ayırarak derler ki:</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">- Kulun başına gelen musibetler bazen makamının yükselmesi için gelmiş olur. Bazen de işlemiş olduğu günahın cezasını çekmesi için gelmiş olur. Her iki hal de kulun lehinedir. Çünkü cezasını dünyada çekiyor, ahirete kalmıyor demektir.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Buna ait bir misal de irşat eserlerinde şöyle verilir.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Sahabeden bir zat cahiliye devrinde tanıdığı kadınla karşılaşır yolda. Kısa bir konuşmadan sonra yoluna devam ederken arkasına dönerek giden kadına bakar. İşte bu bakış sırasında ayağı bir çukura düşüp kırılır. Sonra Resulüllah'ın (sas) huzuruna vardığında durumu açıkça anlatır. Efendimiz'in açıklaması şöyle olur:</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">- Allah, bir kulunu severse onun işlemiş olduğu günahının cezasını hemen verir, ahirete tehir etmez! Böylece kul burada cezasını çektiğinden ahiretini kurtarmış olur.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Demek ki ayağının kırılma musibeti, kadına arkasından ısrarla bakmasının dünyevi bir cezası olarak gelmiştir.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Her ne sebeple gelirse gelsin sıkıntı ve musibetlere sabreden hep kazanır, hiç kaybetmez. Çünkü Allah'ın hakkındaki takdirine razı olandan Allah da razı olmaktadır.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Başa gelen musibetleri böyle rıza ile karşılayan iman sahipleri kolay yıkılmaz, hep ayakta dururlar. Kuvvetli iman sahibi bir mümin bilir ki dünyevi musibetlerin hiçbiri ebedi ve kalıcı değildir. Bir gün kendi gider, sevabı kalır. Asıl musibet, dine gelen musibettir. Çünkü dine gelen musibette hiçbir kazanç yoktur, tümüyle kayıptır. Hem de ebedi hayatta kayıp. Nitekim maneviyat büyüğü muhterem Abdullah bin Sehl Hazretleri'ne gelen bir adam sızlanarak der ki:</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">- Ben sabah namazına gidince evime giren hırsız sandıktaki altınlarımın hepsini de çalıp gitmiş, çok büyük bir musibete maruz kaldım.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'">Sehl Hazretleri, "Üzülme, bu senin dünyana gelen musibettir. Ya kafana şeytan girip vesvese ve şüpheler vererek imanını çalsaydı da dinî hayatını yaşayamaz hale gelseydin ne olacaktı halin? Ahirete altınsız gitmenin hiçbir zararı yoktur, ama (Allah korusun) imansız gitmenin de hiçbir teselli tarafı yoktur!." der. Onun için dünyanıza gelen musibeti büyütmeyin. Asıl musibet, dini yaşama aşk ve şevkinize gelen musibettir. O aşk ve şevki kaybetmemeye bakın! Unutmayın, dünya sıkıntıları bir gün gider sevabı ise sahibine kâr kalır.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Ahmed ŞAHİN</strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 291771, member: 1003203"] [COLOR=#000000][FONT=Arial]Başına gelen olayları yorumlamakta zorlanan bir adam, "Ya Resulallah! Bana öyle bir anlayış haber ver ki onu tam olarak benimseyince maruz kaldığım olayları doğru yorumlayıp Cennet'e layık hale geleyim." der.Efendimiz (sas) Hazretleri şöyle açıklar sahibini Cennet'e layık hale getirecek anlayışı: [/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Arial]- Sen kul olarak kendine düşen her türlü tedbirini aldıktan sonra, Allah'ın hakkındaki takdirine razı olur da şikâyet etmezsen, seni Cennet'e layık hale getirecek anlayış ve ahlaka sahip oldun demektir. Yeter ki, kendine düşen tedbirini vaktinde al, ihmal etme; sonra da Allah'ın sana layık gördüğü sıkıntılara razı ol, şikâyetçi olma! Evet, insanın hayatında hep iyi şeyler yaşanmaz. Bazen maruz kaldığı sıkıntı ve musibetler hayatı zorlaştırır, dayanma gücünü azaltabilir.. İşte böyle sıkıntıların sıraya girdiği zor devrelerde kul olarak kendimize düşen tedbiri aldıktan sonra Allah'ın hakkımızdaki takdirine razı olmamız gerekmektedir. Neden böyledir? Çünkü biz Rabb'imizin hakkımızdaki takdirine razı olursak Rabb'imiz de bizden razı olmaktadır da ondan. Bundan dolayı maruz kaldığı musibetlere sabırla mukabele eden müminin halini Lokman Hekim şöyle tarif eder: - Nasıl bir madenin kıymetlisi ateşe verilince üzerindeki pası dökülüp altından öz cevheri çıkarsa, Allah'ın sevdiği kulları da maruz kaldıkları musibetleri teslimiyet ve tevekkülle karşılayarak günah paslarından arınır, Allah'ın saf ve tertemiz kulları haline gelirler. Böylece karşılaştıkları sıkıntılı hali haklarında hayra çevirir, imrenilecek bir hayat yaşarlar. Efendimiz (sas) Hazretleri de inanmış insanın bu imrenilecek halini şöyle haber verir: - Hayret edilir müminin hakkındaki takdirlere karşı teslimiyet ve tevekkülüne. Çünkü ona üzücü bir musibet gelse sabreder kazanır. Sevindirici bir nimet gelse şükreder yine kazanır! Velhasıl mümin hayatının her hadisesini hakkında hayra çevirir. Sabreder kazanır, şükreder kazanır!.. Bu sebeple maneviyat büyükleri, başa gelen musibet ve sıkıntıları ikiye ayırarak derler ki: - Kulun başına gelen musibetler bazen makamının yükselmesi için gelmiş olur. Bazen de işlemiş olduğu günahın cezasını çekmesi için gelmiş olur. Her iki hal de kulun lehinedir. Çünkü cezasını dünyada çekiyor, ahirete kalmıyor demektir. Buna ait bir misal de irşat eserlerinde şöyle verilir. Sahabeden bir zat cahiliye devrinde tanıdığı kadınla karşılaşır yolda. Kısa bir konuşmadan sonra yoluna devam ederken arkasına dönerek giden kadına bakar. İşte bu bakış sırasında ayağı bir çukura düşüp kırılır. Sonra Resulüllah'ın (sas) huzuruna vardığında durumu açıkça anlatır. Efendimiz'in açıklaması şöyle olur: - Allah, bir kulunu severse onun işlemiş olduğu günahının cezasını hemen verir, ahirete tehir etmez! Böylece kul burada cezasını çektiğinden ahiretini kurtarmış olur. Demek ki ayağının kırılma musibeti, kadına arkasından ısrarla bakmasının dünyevi bir cezası olarak gelmiştir. Her ne sebeple gelirse gelsin sıkıntı ve musibetlere sabreden hep kazanır, hiç kaybetmez. Çünkü Allah'ın hakkındaki takdirine razı olandan Allah da razı olmaktadır. Başa gelen musibetleri böyle rıza ile karşılayan iman sahipleri kolay yıkılmaz, hep ayakta dururlar. Kuvvetli iman sahibi bir mümin bilir ki dünyevi musibetlerin hiçbiri ebedi ve kalıcı değildir. Bir gün kendi gider, sevabı kalır. Asıl musibet, dine gelen musibettir. Çünkü dine gelen musibette hiçbir kazanç yoktur, tümüyle kayıptır. Hem de ebedi hayatta kayıp. Nitekim maneviyat büyüğü muhterem Abdullah bin Sehl Hazretleri'ne gelen bir adam sızlanarak der ki: - Ben sabah namazına gidince evime giren hırsız sandıktaki altınlarımın hepsini de çalıp gitmiş, çok büyük bir musibete maruz kaldım. Sehl Hazretleri, "Üzülme, bu senin dünyana gelen musibettir. Ya kafana şeytan girip vesvese ve şüpheler vererek imanını çalsaydı da dinî hayatını yaşayamaz hale gelseydin ne olacaktı halin? Ahirete altınsız gitmenin hiçbir zararı yoktur, ama (Allah korusun) imansız gitmenin de hiçbir teselli tarafı yoktur!." der. Onun için dünyanıza gelen musibeti büyütmeyin. Asıl musibet, dini yaşama aşk ve şevkinize gelen musibettir. O aşk ve şevki kaybetmemeye bakın! Unutmayın, dünya sıkıntıları bir gün gider sevabı ise sahibine kâr kalır. [B]Ahmed ŞAHİN[/B] [/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
En büyük musibet, dine gelen musibettir..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst