Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
En doğal ilaçmiş belkide
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="asmi" data-source="post: 145714" data-attributes="member: 9833"><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="color: darkorchid"><span style="font-size: 15px">[ATTACH]835[/ATTACH]...............SARILMAK..................EN DOĞAL İLAÇMIŞ BELKİDE</span></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Annem/babam bana sarılmazdı" şikâyetini ne zaman işitsem boğazıma bir yumru oturur. Beni sevmedi/ler anlamına gelir bu şikâyet. Bana kendimi değerli hissettirmedi/ler.</span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Beni önemsemedi/ler. Oysa ne çok sevilmek isteriz. Sonsuzca sevilmek isteriz. Sonsuz merhamet ve şefkatle sarıp sarmalanmak, kuşatılmak isteriz. Sonsuzluğun şefkati bizi tutsun, hiç bırakmasın isteriz. Büyüyüp koca adamlar da olsak, üniversitede hoca olsak, elleri titrek güngörmüş yaşlılara da dönsek, yine de şefkat ve merhamete sonsuz ihtiyaç duyarız. Hatta daha da çok. </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bir de, ne zaman "Annem/babam bana sarılmazdı" şikâyeti işitsem, oturduğum evin bahçesinde şahit olduğum minik bir sahne belirir gözümün önüne. Sarılmanın gücünü ve özellikle çocuklar için önemini gösteren bir sahnedir bu. Beş-altı yaşlarında bir erkek çocuğu bahçede oynarken düşmüştü. Kıyıda onu seyreden annesi hemen yanına koştu. Onu ne azarladı, ne ah vah edip telaşlandı. Hiçbir şeycik söylemedi. Oğlunu yerden kaldırdı ve ona sarıldı. Sadece sarıldı. O kadar. O sarılış, söylenmesi gereken tüm sözcükleri söyledi. O an muhtaç olduğu tüm duyguları çocuğun kalbine taşıdı. Çocuk başka bir söze ihtiyaç duymadı. Ağlamasını kesip oyuna kaldığı yerden devam etti. </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Şefkat ve merhamet, başkasının ıstırabına ve sevincine katılmaktır ve her ıstırap ve sevinç, merhamet ve şefkati hak eder. Sarılmak da, şefkat ve merhametin gülümsemesidir. Bundandır ki sarılmayı çok ciddiye alırım bir terapist olarak. Gücüm yetse tüm anne-babalara sesimi duyurmak isterim: "Çocuklarınıza sarılın, çocuklarınıza sarılın!" Gücüm yetmez tabii. Kalakalırım. </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hepimiz bu çocuk kadar şanslı değilizdir. Bizi kuşatmasını umduğumuz kollar yerinden kımıldamaz. Bir el bize dokunmaz. En yakınımızdaki insanın kolları bize merhamet ve şefkat taşımaz. Hasretle bekleriz. Yıllarca bekleriz. "Belki bir gün" deriz, "bir gün anne babam gelip bana sarılacak." O gün bir türlü gelmek bilmez. Bir gün gelir, bu imkânsızlaşır. Artık bu hayatta değillerdir. </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Eskiden olsa onlara kızardım. Çocuklarına sarılmayan anne-babalara. Artık kızmıyorum. Onların da aynı dertten muzdarip olduklarını anladığımdan beri. Şefkat görmeden şefkat göstermek zordur. Sevilmeden sevmenin zor olması gibi. Değerli olduğumuzu hissedemeden başkasına değer vermenin zor olması gibi. "Bu o kadar zor ki benim için. Annem babam da bana sarılmadı. Bilmiyorum ki şefkatli bir sarılmanın ne olduğunu." Kısmen doğru bir tespittir bu. Bilmediğimizi nasıl uygularız? Sözlerini bilmediğimiz bir şarkıyı nasıl söyleyebiliriz? </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Zordur sarılmanın ne olduğunu bilmeden sarılmaya çalışmak. Çok zordur. Ama kısır döngü bir yerden kırılmalıdır. O an bir el, elimizi tutup bağlar sanki. Geri geri gideriz. Tam elimizi oğlumuzun omzuna atacakken birden çekeriz. Bir kere daha denemek gerekir. Gerekirse bin kere. Önceleri tedirgin, ürkek ve acemice yaparız bunu. Varsın olsun. Hangi zor işin acemiliğini ve yabancılığını çekmedik ki. Oğlumuza ve kızımıza sarılmayı öğrenmeden ölüp gitmek hayatı eksik bırakır bir yerinden. Anne-babamıza sarılmadan ölüp gitmek hayatı eksik bırakır bir yerinden. </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Tam elimiz giderken içimizde şeytani bir ses konuşur: "Ama içimden gelmiyor ki!" Varsın gelmesin. Neyi çok isteyerek yapıyoruz ki. Bazen doğru olanı yapmanın kendisidir erdem. Her şeyi isteyerek yaptıktan sonra insan iradesinin önemi kalır mı ki! </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bazen de şeytani ses başka bir açıdan ellerimizi kollarımızı bağlar. Tam, kırgın olduğumuz anne-babamıza, oğlumuza, kızımıza, eşimize sarılmak isterken şeytani ses bizi duraklatır: "Niye sarılacaksın ki ona! Kırgınsın. Kırgınlığın geçtikten sonra sarılırsın." Gerçekteyse sarılmanın işlevi tam da budur: Kırgınlığı tamir etmek. Kırgınlıkları şefkat ve merhamet yüklü bir sarılmadan daha öte ne iyileştirebilir ki? </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bazen de şöyle olur: Sevdiklerimizden bize sarılmalarını istemek acizlik ve dilencilik gibi gelir. "Bana sarılmana ihtiyacım var babacığım demek bana iman zayıflığı gibi geliyor, ihtiyacımı O'ndan istemeliyim" diye bir ses uyanır içimizde. Dünyada vesileler ile gelir şefkat ve merhamet. Sarılarak şefkat ve merhamet talebimiz O'ndan talep ediştir. Çünkü sarılmada aldığımız ve verdiğimiz şefkat ve merhamet O'na aittir. O'nun olanı alır ve veririz. </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorchid"><span style="color: #444444"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Zor gelse de, çok zor gelse de sarılarak bizden şefkat ve merhamet bekleyen insanlar var. Çok yakınımızda hem de. Unutulmamalıdır ki merhamet ve şefkat en çok merhamet ve şefkat edenlerin üzerinde tecelli eder. Sevdiklerimize sarılarak onlara O'nun merhamet ve şefkatinin bir cilvesini sunduğumuzda bu O'nun da bize merhamet ve şefkatini celbedecektir. Bundan daha büyük bir kazançsa düşünemiyorum. </span></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="asmi, post: 145714, member: 9833"] [FONT=Times New Roman][B][COLOR=darkorchid][SIZE=4][ATTACH]835[/ATTACH]...............SARILMAK..................EN DOĞAL İLAÇMIŞ BELKİDE[/SIZE][/COLOR][/B][/FONT] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Annem/babam bana sarılmazdı" şikâyetini ne zaman işitsem boğazıma bir yumru oturur. Beni sevmedi/ler anlamına gelir bu şikâyet. Bana kendimi değerli hissettirmedi/ler.[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Beni önemsemedi/ler. Oysa ne çok sevilmek isteriz. Sonsuzca sevilmek isteriz. Sonsuz merhamet ve şefkatle sarıp sarmalanmak, kuşatılmak isteriz. Sonsuzluğun şefkati bizi tutsun, hiç bırakmasın isteriz. Büyüyüp koca adamlar da olsak, üniversitede hoca olsak, elleri titrek güngörmüş yaşlılara da dönsek, yine de şefkat ve merhamete sonsuz ihtiyaç duyarız. Hatta daha da çok. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Bir de, ne zaman "Annem/babam bana sarılmazdı" şikâyeti işitsem, oturduğum evin bahçesinde şahit olduğum minik bir sahne belirir gözümün önüne. Sarılmanın gücünü ve özellikle çocuklar için önemini gösteren bir sahnedir bu. Beş-altı yaşlarında bir erkek çocuğu bahçede oynarken düşmüştü. Kıyıda onu seyreden annesi hemen yanına koştu. Onu ne azarladı, ne ah vah edip telaşlandı. Hiçbir şeycik söylemedi. Oğlunu yerden kaldırdı ve ona sarıldı. Sadece sarıldı. O kadar. O sarılış, söylenmesi gereken tüm sözcükleri söyledi. O an muhtaç olduğu tüm duyguları çocuğun kalbine taşıdı. Çocuk başka bir söze ihtiyaç duymadı. Ağlamasını kesip oyuna kaldığı yerden devam etti. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Şefkat ve merhamet, başkasının ıstırabına ve sevincine katılmaktır ve her ıstırap ve sevinç, merhamet ve şefkati hak eder. Sarılmak da, şefkat ve merhametin gülümsemesidir. Bundandır ki sarılmayı çok ciddiye alırım bir terapist olarak. Gücüm yetse tüm anne-babalara sesimi duyurmak isterim: "Çocuklarınıza sarılın, çocuklarınıza sarılın!" Gücüm yetmez tabii. Kalakalırım. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Hepimiz bu çocuk kadar şanslı değilizdir. Bizi kuşatmasını umduğumuz kollar yerinden kımıldamaz. Bir el bize dokunmaz. En yakınımızdaki insanın kolları bize merhamet ve şefkat taşımaz. Hasretle bekleriz. Yıllarca bekleriz. "Belki bir gün" deriz, "bir gün anne babam gelip bana sarılacak." O gün bir türlü gelmek bilmez. Bir gün gelir, bu imkânsızlaşır. Artık bu hayatta değillerdir. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Eskiden olsa onlara kızardım. Çocuklarına sarılmayan anne-babalara. Artık kızmıyorum. Onların da aynı dertten muzdarip olduklarını anladığımdan beri. Şefkat görmeden şefkat göstermek zordur. Sevilmeden sevmenin zor olması gibi. Değerli olduğumuzu hissedemeden başkasına değer vermenin zor olması gibi. "Bu o kadar zor ki benim için. Annem babam da bana sarılmadı. Bilmiyorum ki şefkatli bir sarılmanın ne olduğunu." Kısmen doğru bir tespittir bu. Bilmediğimizi nasıl uygularız? Sözlerini bilmediğimiz bir şarkıyı nasıl söyleyebiliriz? [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Zordur sarılmanın ne olduğunu bilmeden sarılmaya çalışmak. Çok zordur. Ama kısır döngü bir yerden kırılmalıdır. O an bir el, elimizi tutup bağlar sanki. Geri geri gideriz. Tam elimizi oğlumuzun omzuna atacakken birden çekeriz. Bir kere daha denemek gerekir. Gerekirse bin kere. Önceleri tedirgin, ürkek ve acemice yaparız bunu. Varsın olsun. Hangi zor işin acemiliğini ve yabancılığını çekmedik ki. Oğlumuza ve kızımıza sarılmayı öğrenmeden ölüp gitmek hayatı eksik bırakır bir yerinden. Anne-babamıza sarılmadan ölüp gitmek hayatı eksik bırakır bir yerinden. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Tam elimiz giderken içimizde şeytani bir ses konuşur: "Ama içimden gelmiyor ki!" Varsın gelmesin. Neyi çok isteyerek yapıyoruz ki. Bazen doğru olanı yapmanın kendisidir erdem. Her şeyi isteyerek yaptıktan sonra insan iradesinin önemi kalır mı ki! [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Bazen de şeytani ses başka bir açıdan ellerimizi kollarımızı bağlar. Tam, kırgın olduğumuz anne-babamıza, oğlumuza, kızımıza, eşimize sarılmak isterken şeytani ses bizi duraklatır: "Niye sarılacaksın ki ona! Kırgınsın. Kırgınlığın geçtikten sonra sarılırsın." Gerçekteyse sarılmanın işlevi tam da budur: Kırgınlığı tamir etmek. Kırgınlıkları şefkat ve merhamet yüklü bir sarılmadan daha öte ne iyileştirebilir ki? [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Bazen de şöyle olur: Sevdiklerimizden bize sarılmalarını istemek acizlik ve dilencilik gibi gelir. "Bana sarılmana ihtiyacım var babacığım demek bana iman zayıflığı gibi geliyor, ihtiyacımı O'ndan istemeliyim" diye bir ses uyanır içimizde. Dünyada vesileler ile gelir şefkat ve merhamet. Sarılarak şefkat ve merhamet talebimiz O'ndan talep ediştir. Çünkü sarılmada aldığımız ve verdiğimiz şefkat ve merhamet O'na aittir. O'nun olanı alır ve veririz. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorchid][COLOR=#444444][FONT=Comic Sans MS]Zor gelse de, çok zor gelse de sarılarak bizden şefkat ve merhamet bekleyen insanlar var. Çok yakınımızda hem de. Unutulmamalıdır ki merhamet ve şefkat en çok merhamet ve şefkat edenlerin üzerinde tecelli eder. Sevdiklerimize sarılarak onlara O'nun merhamet ve şefkatinin bir cilvesini sunduğumuzda bu O'nun da bize merhamet ve şefkatini celbedecektir. Bundan daha büyük bir kazançsa düşünemiyorum. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
En doğal ilaçmiş belkide
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst