Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
En Sevgili 15 Şubat 2011 Salı 06:49 (Mevlüd kandilinizi tebrik ederim) Aziz kardeşlerim herkes sevg
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 237792" data-attributes="member: 1008315"><p><strong>En Sevgili 15 Şubat 2011 Salı 06:49 (Mevlüd kandilinizi tebrik ederim) Aziz kardeşlerim herkes sevg</strong></p><p></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="color: #303030">En Sevgili</span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="color: #BFC2AF">15 Şubat 2011 Salı 06:49</span></p><p><em>(Mevlüd kandilinizi tebrik ederim)</em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Aziz kardeşlerim herkes sevgiliyi anlatır. Ama Leyla’ya Mecnun’un gözü ile bakmayanlar onda bir şey göremezler.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sözlerine “Aişe binti Ebubekir Habibetü Habîbullah” (Ebubekir Kızı Aişe, Habibullahın Sevgilisi) diye başlayan mü’minlerin annesinden “En Sevgiliyi” dinleyelim. (1)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“Yusuf’u gördüklerinde bu bir melektir diyen kadınlar</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Benim efendimi görselerdi hançerlerini kalplerine saplardı.” (2)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bahar bahçelerine doğan güneşle, her bir parça toprakta ayrı ayrı renk ve kokularda çiçekler açar. Bu çeşitlilik güneşle toprak arasındaki cilveleşmenin dışa vuran yansımalarıdır.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Vefatında yüz bini aşkın sahabe bırakan kainat güneşi, her birinde ayrı bir renk, ayrı bir şahsiyet bırakıp gitti. Hz. Aişe’de O’nun cemalini görmek, kemalata aşık ruhlar için, bir ayrı bir saadet olsa gerektir:</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“Allah Rasülü (sav) çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın ondördündeki dolunay gibi parlardı. Orta boydan daha uzunca, uzun boydan biraz kısaca, başı büyük saçı dalgalıydı. Saçları kendiliğinden iki yana ayrılırsa öylece bırakır toplamaz, bir tarafa meylederse de olduğu gibi bırakırdı. Saçlarını uzattığı zaman kulak memelerini geçerdi. Beyaz renkli ve geniş alınlıydı. Gür kaşlarının arasında öfkelendiği zaman kabaran bir damar vardı. Gayet güzel burunluydu ve kaşlarına yakın kısmında hafif bir yükseklik, parlayan bir nur vardı. Dikkatli bakmayan kimse O’nu hafifçe kıvrık burunlu zannederdi. Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı, geniş ağızlıydı ve gülümsediği zaman inciler gibi parlayan dişleri vardı. Boynu sanki gümüşten bir huzmeydi. Endamı ve azaları uyumlu olduğu gibi etleri asla sarkık değildi. Karnı ile göğsü aynı hizadaydı. İki omuz arası geniş omuz kemikleri kalın idi. Genel olarak kılsız beyaz tenliydi. Ancak boğazın bittiği yerden göbeğe kadar iplik gibi uzanan kılları vardı. Göbek kılları da inceydi. İki memesi ve karnı kılsız, kolları, omuzları ve göğsü hafif kıllıydı. Bilekleri uzun, el ayası geniş, el ve ayak parmakları kalıncaydı. Ayak altı çukur, üst kısmı düzdü. Üzerine bastığı zaman hafifçe yayılırdı. Ölçülü ve dengeli bir yürüyüşe sahipti. Acelesiz, vakur fakat süratli, sanki yokuş aşağı iniyormuş gibi rahat yürürdü. </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Dönerken tüm vücuduyla dönerdi. Gözleri yere bakar bir durumda olurdu. Yere bakı göğe bakışından daha uzun olurdu. Anlamlı bakardı. Yürürken ashabını önüne alır, rastladığı insana ilk selamı o verirdi. </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hüzünlü bir hali vardı, daima düşünceli olur, rahat yüzü görmezdi. Uzunca sessiz durur, gereksiz yere konuşmazdı. Konuşurken kelimeler ağzının içini doldururdu. (konuşmasına önem verir yarım ağızla konuşmazdı) kelamında fazlalık ya da noksanlık bulunmazdı. Özlü söyler, veciz konuşurdu. Haşin değildi hiç kimseyi küçümsemezdi. Az da olsa nimete önem verirdi.” (3)</span></span></p><p> <span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“Resulullah yüz olarak insanların en güzeli idi. Renk olarak en nurlusu idi. Hiç kimse onun güzelliğini anlatamaz, ancak O’nun yüzü Bedir gecesinde aya benzetilebilirdi. Yüzünde inci taneleri gibi terler birikirdi. Bunlar miskten daha güzel kokardı”. (4)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“O aşırı uzun değildi. Kısa boylu da değildi. Yalnız başına yürüdüğü zaman orta boylu olarak nitelenebilirdi.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">İnsanlar O’nunla beraber yürüdüklerinde ancak omuz hizasında kalırlardı. O’ndan ayrıldıklarında yine uzun görünürlerdi. </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">İnsanlar arasında bir yere oturduğunda, O’nun omuzları diğer bütün oturanların omuzlarından daha yüksek görünürdü.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sevinçli olduğunda yüzünün kıvrımları ışıl ışıl nur saçardı.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O’nun saçları kulaklarının yarısına kadar inerdi. Kulaklarını aşmayan gür saçları vardı. (5)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“Ayakta ip eğiriyordum. Nebi nalinini dikmek için çabalıyordu. Baktım mübarek alnında terler toplanmış yanaklarından süzülüyor, ter damlalarından nurlar saçılıyordu. Cemalinin güzelliği karşısında şaşırıp kalmışım. Bana baktı, “ne oldu sana” dedi. </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Dedim, “Alnın terlemiş, damlaları nurlar saçıyor. Şayet Ebu Kebir el-Huzelî, seni görseydi; ‘Aydınlık yüzünün gülümsemelerinde ortaya çıkan nurların izlerine baktığım zaman: O’nu emzirenin her türlü hayız lekelerinden, fesattan ve emzirme ayıplarından uzak olduğu görünüyordu’ beytine senin daha layık olduğunu anlardı dedim.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Rasullullah ellerindekileri yere bıraktı. Ayağa kalkıp yanıma geldi. İki gözümün arasından öptü ve “Allah sana hayırla karşılık versin ya Aişe! Senin bu sözüne sevindiğim gibi daha önce hiç bu kadar sevindiğimi hatırlamıyorum” dedi. (6)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Onu kahkaha ile gülerken hiç görmedim, hoşlandığı bir şey karşısında ancak tebessüm ederdi. (7) Öfkelendiğinde ekseri sakalını sıvazlardı. (8)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Geceleri de gündüz gördüğü gibi görürdü. (9) “Benim gözlerim uyur kalbim uyumaz ey Aişe” derdi. (10) Işıkta gördüğü gibi karanlıkta, gündüzde gördüğü gibi gece de görürdü. (11)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Az da olsa devamlı yapılan ibadet O’na sevimliydi. (12) Ramazan’ın son on günü girince ehlini uyandırır, geceleri ihya eder (uyanık kalır), gömleğini bağlardı.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hz. Peygamber cemaatin huzuruna çıkacağı zaman saçlarını, sakalını tarardı. ‘Ya Rasulallah niye böyle yapıyorsun’ derdim. ‘Allah kullarından kardeşinin yanına çıkarken güzelleşenleri sever’ buyururdu. </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Resulullah, yanında oturan bir kimse onları ezberleyecek şekilde tane tane konuşurdu. (13)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Resulullah kötü söz söylemez çirkin iş yapmazdı. Sokakta bağırmaz, kötülüğe kötülükle karşılık vermezdi. Ancak affeder, vazgeçer ve genişlik verirdi. (14) Resulullah duada kısa fakat cami’ manalar ifade eden sözleri severdi. (15) “Bazen mizah yapar ancak yine de gerçeği söylerdi.” (16)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Resulullah’ı hiçbir zalime yardım ederken görmedim. Bir haddin uygulanmasında, Allah’ın koyduğu hudut çiğnendiğinde insanların en şiddetlisi idi. Bunun dışında iki emir arasında serbest bırakılmışsa kolay olanı tercih ederdi. (17)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hiçbir ferdin ahlakı Resulullah’tan daha güzel değildi. Ashabından ya da ailesinden birisi O’nu çağırmaya görsün O hemen “Lebbeyk” buyurun derdi. Bunun için Kur’an (Allah Azze ve Celle) O’nun şanına “Muhakkak ki sen büyük bir ahlak üzere yaratıldın” buyurmuştur. (18)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">(Ona ‘Ey Mü’minlerin annesi Rasulullah’ın ahlakı nasıldı’ diye soruldu)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O’nun ahlakı Kur’andı. Siz Mü’minîn suresini okumuyor musunuz? (19)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler; Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler; Onlar ki, zekâtı verirler; Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; .... onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler; Ve onlar ki, namazlarına devam ederler. İşte, asıl bunlar Firdevs'e vâris olacaklar ve bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.( Mü’min, 1-12)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O Tevrat’ta “Muhammed Allah’ın Resulüdür. O’nun ismi Mütevekkildir. Kötü kalpli, sert ve sokakta bağırıcı değildir; İncil’de ise: Kötü kalpli, sert ve sokakta çığırtkan değildir. Kötülüğe O’nun benzeri ile karşılık vermez bilakis affedici ve bağışlayıcıdır” şeklinde tarif edilmiştir. (20)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">İki emir arasında muhayyer kalınca, günah olmadıkça kolay olanı tercih ederdi. O iş günah olursa O’na karşı insanların en uzağı Resulullah idi. O nefsi için intikam almaz ancak Allah’ın koyduğu hududun çiğnenmesi durumunda O’ndan Allah için intikam alırdı. (21)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Resulullah gecelerde içi kuru otla doldurulmuş, deriden bir yatak üzerinde uyurdu. (22)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Rasulullah (S.A.V) arkadaşlarının yanına kötü kokular saçarak çıkmaktan hoşlanmazdı. Gecenin sonu da olsa güzel bir koku sürünür, öyle çıkardı. (23)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Rasullullah için en güzel koku öd ağacı kokusu idi. (24)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O’nun bir sürme tası vardı. Uyumadan önce her iki gözüne sürme çekerdi. (25)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Başını sidr ile yıkar ve hafif kokulu misk sürünürdü. (26)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Başını evin sakfına (ya da gök kubbeye) kaldırdığında “Allah’ım seni tesbih ederim, hamd Sanadır ve Senden bağışlanma diler, affına sığınırım” derdi: </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">‘Bunlar nedir’ derdim.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">‘Ben bununla emrolundum’ derdi. (27)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Gecenin evvelinde uyur; ahirinde uyanık olurdu. (28)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Onun iki elbisesi vardı. Cuma günleri giyinirdi. Sonra çıkarır beraber katlardık. (29)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Allah bana farzların ikamesini emrettiği gibi insanlara karşı müdarayı da emretti derdi. (30)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O’nun hastalıktan çektiği elemden daha şiddetli bir elem görmedim. (31)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O, taze kavunu severdi. (32) </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O’ndan daha çok istişare eden bir kimse görmedim. (33)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Şiddetli bir kış O’na vahiy inerken gördüm: Vahyin ağırlığı ile, alnından terler boşanmak için sanki anlı çatlayacaktı. (34)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Rasulullah her yıl bir defa Kur’an’ı Cibril’e okurdu. Vefat edeceği yıl iki defa okudu. </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O’ndan bir şey istendiğinde O’nu asla geri çevirmezdi. (35)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“Ya Rasulallah sana feda olayım. Bir yere dayanarak (yaslanarak) yesen ya? Böylesi senin için daha kolaydır” dedim. O alnı yere değecek kadar başını yere eğdikten sonra, bana:</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“Hayır belki bir kul gibi yiyecek ve bir kul gibi oturacağım, dedi. (36)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“Sevdiği bir şeyi gördüğü zaman ‘verdiği nimetlerle güzellikleri tamamlayan Allah’a hamd olsun’ derdi.” (37)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O’nun sözleri tane tane idi. Dinleyen herkes anlardı. Aynaya baktığında “Allah’ım yaratılışımı güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzelleştir” derdi. (38)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Uyumak istediğinde Muavizeteyn surelerini okur, avucuna üfler sonra vücuduna sürerdi. </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hayra yormaktan ve tefe’ülden hoşlanırdı. (39)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Her şeye sağdan başlamayı severdi. -Hatta adımını atarken ve bir yere girerken- (40) Rasulullah bir hastayı ziyaret ettiğinde elini ağrıyan yere koyar “Bismillah bir şey yok” derdi. (41)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O, hediyeleri kabul eder ve onlara karşılık verirdi. (42)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Takvadan başka hiçbir şey O’nun yanında insanın şerefini ne azaltır ne de eksiltirdi. (43)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O’na hoşlanmadığı bir söz ulaştığı zaman ‘sen şöyle şöyle söylemişsin’ demezdi. ‘Bazılarına ne oluyor ki şöyle şöyle söylüyorlar’ derdi. (44) İki öğün yemek yese bunlardan biri mutlaka hurma olurdu. (45)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O’nun en çok sevdiği içecekler, soğuk ve tatlı olan içeceklerdi. (46)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ben ay hali olduğum halde Resulullah başını kucağıma kor Kur’an okurdu. (47)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Vefat hastalığında bana şöyle dedi:</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">“Ya Aişe Hayber’de yediğim yemeğin acısı kaybolmadı. O anda zehrin şiddetinden kalp damarlarımın koptuğunu hissettim.” (48)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong>DİPNOTLAR:</strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">1-Et-Teratibü’l-İdariyye c.1, s.52</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">2-la edrî</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">3-Cem’ul-Fevaid, no. 8425 (sadece bu kısmı Hz. Hasan iyi bir vassaf olan dayısından nakletmiştir.)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">4-Hasais’ül – Kübra C.1S.115</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">5-Şemail’ül Muhammediyye, c.1, s.47</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">6-Hasais’ül Kübra, c.1 s.115</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">7-Ahlak’un- Nebi, c.1, s.503</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">8-Ahlak’un- Nebi, c.1, s.425</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">9-Hasais’ül Kübra, c.1, s.118</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">10-Hassais ’ül Kübra, c.1, s.120</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">11-Hasais’ ül Kübra, c.1, s.104</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">12-Şemail’ül Muhammediyye, c.1 s.203</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">13-Şemail’ül Muhammediyye, c.1 s.200</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">14-Şemail’ül Muhammediyye, c.1 s.287 </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">15-Mevaridü’z -Zam’an, c.1, s.598</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">16-Ahlaku’n- Nebi, c.1 s.485</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">17-Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.175</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">18-Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.75</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">19-Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.124; Musannef-u İbn-i Ebi Şeybe, c.5, s.300</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">20-(Buhari ve Ebu Naim’den) El-Hasais’ül Kübra, c.1, s.20</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Gayetü’s-seûl Fi Hasais’ir-Rasul c.1 s.223</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">21-Gayetü’s- Seûl fî Hasais’ir-Rasul, c.ı, s. 102</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">22-Ahlaku’n Nebi, c2, s.495</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">23-Ahlaku’n-Nebi, c.2, s.61</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">24-Ahlaku’n- Nebi, c.2, s.68</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">25Ahlaku’n-Nebi, c.3, s.77</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">26-Ahlaku’n- Nebi, c.3,s.109</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">27-El-Mu’cemül – Evsat, c.7, s.166 </span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">28-Ahlaku’n-Nebi, c.3, s.124</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">29-Mecma’üz-Zevaid, c.2, s.176</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">30Hasais’ül Kübra, c.2, s.398</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">31-Hasais’ül –Kübra, c.2, s.475</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">32-Ahlaku’n- Nevebi, c.3, s.355</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">33-Ahlaku’n- Nebi, c.4, s.18</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">34-Hassais’ül Kübra c.1 s.198</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">35-Ahlaku’n-Nebi, c.1, s.295</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">36-Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.391</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">37-Misbahü’z- Zücace, c.4, s.131</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">38-Ahlaku’n-Nebi, c.3, s.88</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">39-Ahlaku’n-Nebi, c.4 s.78</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">40-Ahlaku’n- Nebi, c.4, s.130</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">41-Mecma’üz – Zevaid, c.2, s.299; Musannefü İbn-i Ebi Şeybe, c.6, s. 154</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">42-Ahlak u’n –Nebi, c.3, s.467</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">43-Mecma’uz- Zevaid, c.10, s. 269</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">44-Et-Tedvi fi Ahbar-ı Kazvin c.12 s.121</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">45-Ahlaku’n- Nebi, c.3, s.276</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">46-Ahlaku’n- Nebi, c.3, s.308-434</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">47-Müsnedi Ebu Avane, c.1, s.261</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">48-Şerh-i Sünen-i İbni Mace, c.1, s.254 (Böylece Resulullah (s.a.v)’de Nübüvvet şerefi ile birlikte şehadet şerefi de birleşti denilmiştir)</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 237792, member: 1008315"] [b]En Sevgili 15 Şubat 2011 Salı 06:49 (Mevlüd kandilinizi tebrik ederim) Aziz kardeşlerim herkes sevg[/b] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][COLOR=#303030]En Sevgili[/COLOR] [LEFT][COLOR=#BFC2AF]15 Şubat 2011 Salı 06:49[/COLOR][/LEFT] [I](Mevlüd kandilinizi tebrik ederim)[/I] Aziz kardeşlerim herkes sevgiliyi anlatır. Ama Leyla’ya Mecnun’un gözü ile bakmayanlar onda bir şey göremezler. Sözlerine “Aişe binti Ebubekir Habibetü Habîbullah” (Ebubekir Kızı Aişe, Habibullahın Sevgilisi) diye başlayan mü’minlerin annesinden “En Sevgiliyi” dinleyelim. (1) “Yusuf’u gördüklerinde bu bir melektir diyen kadınlar Benim efendimi görselerdi hançerlerini kalplerine saplardı.” (2) Bahar bahçelerine doğan güneşle, her bir parça toprakta ayrı ayrı renk ve kokularda çiçekler açar. Bu çeşitlilik güneşle toprak arasındaki cilveleşmenin dışa vuran yansımalarıdır. Vefatında yüz bini aşkın sahabe bırakan kainat güneşi, her birinde ayrı bir renk, ayrı bir şahsiyet bırakıp gitti. Hz. Aişe’de O’nun cemalini görmek, kemalata aşık ruhlar için, bir ayrı bir saadet olsa gerektir: “Allah Rasülü (sav) çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın ondördündeki dolunay gibi parlardı. Orta boydan daha uzunca, uzun boydan biraz kısaca, başı büyük saçı dalgalıydı. Saçları kendiliğinden iki yana ayrılırsa öylece bırakır toplamaz, bir tarafa meylederse de olduğu gibi bırakırdı. Saçlarını uzattığı zaman kulak memelerini geçerdi. Beyaz renkli ve geniş alınlıydı. Gür kaşlarının arasında öfkelendiği zaman kabaran bir damar vardı. Gayet güzel burunluydu ve kaşlarına yakın kısmında hafif bir yükseklik, parlayan bir nur vardı. Dikkatli bakmayan kimse O’nu hafifçe kıvrık burunlu zannederdi. Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı, geniş ağızlıydı ve gülümsediği zaman inciler gibi parlayan dişleri vardı. Boynu sanki gümüşten bir huzmeydi. Endamı ve azaları uyumlu olduğu gibi etleri asla sarkık değildi. Karnı ile göğsü aynı hizadaydı. İki omuz arası geniş omuz kemikleri kalın idi. Genel olarak kılsız beyaz tenliydi. Ancak boğazın bittiği yerden göbeğe kadar iplik gibi uzanan kılları vardı. Göbek kılları da inceydi. İki memesi ve karnı kılsız, kolları, omuzları ve göğsü hafif kıllıydı. Bilekleri uzun, el ayası geniş, el ve ayak parmakları kalıncaydı. Ayak altı çukur, üst kısmı düzdü. Üzerine bastığı zaman hafifçe yayılırdı. Ölçülü ve dengeli bir yürüyüşe sahipti. Acelesiz, vakur fakat süratli, sanki yokuş aşağı iniyormuş gibi rahat yürürdü. Dönerken tüm vücuduyla dönerdi. Gözleri yere bakar bir durumda olurdu. Yere bakı göğe bakışından daha uzun olurdu. Anlamlı bakardı. Yürürken ashabını önüne alır, rastladığı insana ilk selamı o verirdi. Hüzünlü bir hali vardı, daima düşünceli olur, rahat yüzü görmezdi. Uzunca sessiz durur, gereksiz yere konuşmazdı. Konuşurken kelimeler ağzının içini doldururdu. (konuşmasına önem verir yarım ağızla konuşmazdı) kelamında fazlalık ya da noksanlık bulunmazdı. Özlü söyler, veciz konuşurdu. Haşin değildi hiç kimseyi küçümsemezdi. Az da olsa nimete önem verirdi.” (3) “Resulullah yüz olarak insanların en güzeli idi. Renk olarak en nurlusu idi. Hiç kimse onun güzelliğini anlatamaz, ancak O’nun yüzü Bedir gecesinde aya benzetilebilirdi. Yüzünde inci taneleri gibi terler birikirdi. Bunlar miskten daha güzel kokardı”. (4) “O aşırı uzun değildi. Kısa boylu da değildi. Yalnız başına yürüdüğü zaman orta boylu olarak nitelenebilirdi. İnsanlar O’nunla beraber yürüdüklerinde ancak omuz hizasında kalırlardı. O’ndan ayrıldıklarında yine uzun görünürlerdi. İnsanlar arasında bir yere oturduğunda, O’nun omuzları diğer bütün oturanların omuzlarından daha yüksek görünürdü. Sevinçli olduğunda yüzünün kıvrımları ışıl ışıl nur saçardı. O’nun saçları kulaklarının yarısına kadar inerdi. Kulaklarını aşmayan gür saçları vardı. (5) “Ayakta ip eğiriyordum. Nebi nalinini dikmek için çabalıyordu. Baktım mübarek alnında terler toplanmış yanaklarından süzülüyor, ter damlalarından nurlar saçılıyordu. Cemalinin güzelliği karşısında şaşırıp kalmışım. Bana baktı, “ne oldu sana” dedi. Dedim, “Alnın terlemiş, damlaları nurlar saçıyor. Şayet Ebu Kebir el-Huzelî, seni görseydi; ‘Aydınlık yüzünün gülümsemelerinde ortaya çıkan nurların izlerine baktığım zaman: O’nu emzirenin her türlü hayız lekelerinden, fesattan ve emzirme ayıplarından uzak olduğu görünüyordu’ beytine senin daha layık olduğunu anlardı dedim. Rasullullah ellerindekileri yere bıraktı. Ayağa kalkıp yanıma geldi. İki gözümün arasından öptü ve “Allah sana hayırla karşılık versin ya Aişe! Senin bu sözüne sevindiğim gibi daha önce hiç bu kadar sevindiğimi hatırlamıyorum” dedi. (6) Onu kahkaha ile gülerken hiç görmedim, hoşlandığı bir şey karşısında ancak tebessüm ederdi. (7) Öfkelendiğinde ekseri sakalını sıvazlardı. (8) Geceleri de gündüz gördüğü gibi görürdü. (9) “Benim gözlerim uyur kalbim uyumaz ey Aişe” derdi. (10) Işıkta gördüğü gibi karanlıkta, gündüzde gördüğü gibi gece de görürdü. (11) Az da olsa devamlı yapılan ibadet O’na sevimliydi. (12) Ramazan’ın son on günü girince ehlini uyandırır, geceleri ihya eder (uyanık kalır), gömleğini bağlardı. Hz. Peygamber cemaatin huzuruna çıkacağı zaman saçlarını, sakalını tarardı. ‘Ya Rasulallah niye böyle yapıyorsun’ derdim. ‘Allah kullarından kardeşinin yanına çıkarken güzelleşenleri sever’ buyururdu. Resulullah, yanında oturan bir kimse onları ezberleyecek şekilde tane tane konuşurdu. (13) Resulullah kötü söz söylemez çirkin iş yapmazdı. Sokakta bağırmaz, kötülüğe kötülükle karşılık vermezdi. Ancak affeder, vazgeçer ve genişlik verirdi. (14) Resulullah duada kısa fakat cami’ manalar ifade eden sözleri severdi. (15) “Bazen mizah yapar ancak yine de gerçeği söylerdi.” (16) Resulullah’ı hiçbir zalime yardım ederken görmedim. Bir haddin uygulanmasında, Allah’ın koyduğu hudut çiğnendiğinde insanların en şiddetlisi idi. Bunun dışında iki emir arasında serbest bırakılmışsa kolay olanı tercih ederdi. (17) Hiçbir ferdin ahlakı Resulullah’tan daha güzel değildi. Ashabından ya da ailesinden birisi O’nu çağırmaya görsün O hemen “Lebbeyk” buyurun derdi. Bunun için Kur’an (Allah Azze ve Celle) O’nun şanına “Muhakkak ki sen büyük bir ahlak üzere yaratıldın” buyurmuştur. (18) (Ona ‘Ey Mü’minlerin annesi Rasulullah’ın ahlakı nasıldı’ diye soruldu) O’nun ahlakı Kur’andı. Siz Mü’minîn suresini okumuyor musunuz? (19) “Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler; Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler; Onlar ki, zekâtı verirler; Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; .... onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler; Ve onlar ki, namazlarına devam ederler. İşte, asıl bunlar Firdevs'e vâris olacaklar ve bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.( Mü’min, 1-12) O Tevrat’ta “Muhammed Allah’ın Resulüdür. O’nun ismi Mütevekkildir. Kötü kalpli, sert ve sokakta bağırıcı değildir; İncil’de ise: Kötü kalpli, sert ve sokakta çığırtkan değildir. Kötülüğe O’nun benzeri ile karşılık vermez bilakis affedici ve bağışlayıcıdır” şeklinde tarif edilmiştir. (20) İki emir arasında muhayyer kalınca, günah olmadıkça kolay olanı tercih ederdi. O iş günah olursa O’na karşı insanların en uzağı Resulullah idi. O nefsi için intikam almaz ancak Allah’ın koyduğu hududun çiğnenmesi durumunda O’ndan Allah için intikam alırdı. (21) Resulullah gecelerde içi kuru otla doldurulmuş, deriden bir yatak üzerinde uyurdu. (22) Rasulullah (S.A.V) arkadaşlarının yanına kötü kokular saçarak çıkmaktan hoşlanmazdı. Gecenin sonu da olsa güzel bir koku sürünür, öyle çıkardı. (23) Rasullullah için en güzel koku öd ağacı kokusu idi. (24) O’nun bir sürme tası vardı. Uyumadan önce her iki gözüne sürme çekerdi. (25) Başını sidr ile yıkar ve hafif kokulu misk sürünürdü. (26) Başını evin sakfına (ya da gök kubbeye) kaldırdığında “Allah’ım seni tesbih ederim, hamd Sanadır ve Senden bağışlanma diler, affına sığınırım” derdi: ‘Bunlar nedir’ derdim. ‘Ben bununla emrolundum’ derdi. (27) Gecenin evvelinde uyur; ahirinde uyanık olurdu. (28) Onun iki elbisesi vardı. Cuma günleri giyinirdi. Sonra çıkarır beraber katlardık. (29) Allah bana farzların ikamesini emrettiği gibi insanlara karşı müdarayı da emretti derdi. (30) O’nun hastalıktan çektiği elemden daha şiddetli bir elem görmedim. (31) O, taze kavunu severdi. (32) O’ndan daha çok istişare eden bir kimse görmedim. (33) Şiddetli bir kış O’na vahiy inerken gördüm: Vahyin ağırlığı ile, alnından terler boşanmak için sanki anlı çatlayacaktı. (34) Rasulullah her yıl bir defa Kur’an’ı Cibril’e okurdu. Vefat edeceği yıl iki defa okudu. O’ndan bir şey istendiğinde O’nu asla geri çevirmezdi. (35) “Ya Rasulallah sana feda olayım. Bir yere dayanarak (yaslanarak) yesen ya? Böylesi senin için daha kolaydır” dedim. O alnı yere değecek kadar başını yere eğdikten sonra, bana: “Hayır belki bir kul gibi yiyecek ve bir kul gibi oturacağım, dedi. (36) “Sevdiği bir şeyi gördüğü zaman ‘verdiği nimetlerle güzellikleri tamamlayan Allah’a hamd olsun’ derdi.” (37) O’nun sözleri tane tane idi. Dinleyen herkes anlardı. Aynaya baktığında “Allah’ım yaratılışımı güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzelleştir” derdi. (38) Uyumak istediğinde Muavizeteyn surelerini okur, avucuna üfler sonra vücuduna sürerdi. Hayra yormaktan ve tefe’ülden hoşlanırdı. (39) Her şeye sağdan başlamayı severdi. -Hatta adımını atarken ve bir yere girerken- (40) Rasulullah bir hastayı ziyaret ettiğinde elini ağrıyan yere koyar “Bismillah bir şey yok” derdi. (41) O, hediyeleri kabul eder ve onlara karşılık verirdi. (42) Takvadan başka hiçbir şey O’nun yanında insanın şerefini ne azaltır ne de eksiltirdi. (43) O’na hoşlanmadığı bir söz ulaştığı zaman ‘sen şöyle şöyle söylemişsin’ demezdi. ‘Bazılarına ne oluyor ki şöyle şöyle söylüyorlar’ derdi. (44) İki öğün yemek yese bunlardan biri mutlaka hurma olurdu. (45) O’nun en çok sevdiği içecekler, soğuk ve tatlı olan içeceklerdi. (46) Ben ay hali olduğum halde Resulullah başını kucağıma kor Kur’an okurdu. (47) Vefat hastalığında bana şöyle dedi: “Ya Aişe Hayber’de yediğim yemeğin acısı kaybolmadı. O anda zehrin şiddetinden kalp damarlarımın koptuğunu hissettim.” (48) [B]DİPNOTLAR:[/B] 1-Et-Teratibü’l-İdariyye c.1, s.52 2-la edrî 3-Cem’ul-Fevaid, no. 8425 (sadece bu kısmı Hz. Hasan iyi bir vassaf olan dayısından nakletmiştir.) 4-Hasais’ül – Kübra C.1S.115 5-Şemail’ül Muhammediyye, c.1, s.47 6-Hasais’ül Kübra, c.1 s.115 7-Ahlak’un- Nebi, c.1, s.503 8-Ahlak’un- Nebi, c.1, s.425 9-Hasais’ül Kübra, c.1, s.118 10-Hassais ’ül Kübra, c.1, s.120 11-Hasais’ ül Kübra, c.1, s.104 12-Şemail’ül Muhammediyye, c.1 s.203 13-Şemail’ül Muhammediyye, c.1 s.200 14-Şemail’ül Muhammediyye, c.1 s.287 15-Mevaridü’z -Zam’an, c.1, s.598 16-Ahlaku’n- Nebi, c.1 s.485 17-Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.175 18-Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.75 19-Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.124; Musannef-u İbn-i Ebi Şeybe, c.5, s.300 20-(Buhari ve Ebu Naim’den) El-Hasais’ül Kübra, c.1, s.20 Gayetü’s-seûl Fi Hasais’ir-Rasul c.1 s.223 21-Gayetü’s- Seûl fî Hasais’ir-Rasul, c.ı, s. 102 22-Ahlaku’n Nebi, c2, s.495 23-Ahlaku’n-Nebi, c.2, s.61 24-Ahlaku’n- Nebi, c.2, s.68 25Ahlaku’n-Nebi, c.3, s.77 26-Ahlaku’n- Nebi, c.3,s.109 27-El-Mu’cemül – Evsat, c.7, s.166 28-Ahlaku’n-Nebi, c.3, s.124 29-Mecma’üz-Zevaid, c.2, s.176 30Hasais’ül Kübra, c.2, s.398 31-Hasais’ül –Kübra, c.2, s.475 32-Ahlaku’n- Nevebi, c.3, s.355 33-Ahlaku’n- Nebi, c.4, s.18 34-Hassais’ül Kübra c.1 s.198 35-Ahlaku’n-Nebi, c.1, s.295 36-Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.391 37-Misbahü’z- Zücace, c.4, s.131 38-Ahlaku’n-Nebi, c.3, s.88 39-Ahlaku’n-Nebi, c.4 s.78 40-Ahlaku’n- Nebi, c.4, s.130 41-Mecma’üz – Zevaid, c.2, s.299; Musannefü İbn-i Ebi Şeybe, c.6, s. 154 42-Ahlak u’n –Nebi, c.3, s.467 43-Mecma’uz- Zevaid, c.10, s. 269 44-Et-Tedvi fi Ahbar-ı Kazvin c.12 s.121 45-Ahlaku’n- Nebi, c.3, s.276 46-Ahlaku’n- Nebi, c.3, s.308-434 47-Müsnedi Ebu Avane, c.1, s.261 48-Şerh-i Sünen-i İbni Mace, c.1, s.254 (Böylece Resulullah (s.a.v)’de Nübüvvet şerefi ile birlikte şehadet şerefi de birleşti denilmiştir) [/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
En Sevgili 15 Şubat 2011 Salı 06:49 (Mevlüd kandilinizi tebrik ederim) Aziz kardeşlerim herkes sevg
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst