Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
En tehlikeli yazar kim?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 34600" data-attributes="member: 656"><p><span style="color: green"><strong><em>Farkında mısınız; sizin yazdırdığınız ve sadece size özel kitabınız her gün yeni bir boyut kazanıyor.</em></strong></span></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">Hacmi kimi zaman olumlu, bazen de olumsuz anlamda genişliyor. Hakkınızda şahitlik edecek bu kitabın en tehlikeli "yazdırıcısı"nın kim olduğunu biliyor musunuz? </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">Eski Türk filmlerinden biliriz: Fabrikatör işadamımız makam odasında eli çenesinde bir o yana bir bu yana dolaşıp durmakta, bir yandan da ya bir mektup ya da önemli resmi bir evrakı "kâtibe"sine yazdırmaktadır. Ve bu sırada sık sık "Yaz kızım!" sözlerini duyarız. Biraz zaman geçtikten sonra da, "Bir oku bakalım, ne yazmışız?" sözleri duyulur. O beyin "yazdırdıklarını" kontrol ve düzeltme şansı her zaman var. Beğenmediyse düzelttirebilir, olmadı tamamen sil baştan deyip yeniden yazdırabilir. Peki, bizim böyle bir şansımız var mı? Farkında mıyız belli değil; ancak biz de her gün birilerine bir şeyler yazdırıyoruz. Hem de öyle bir yazdırış ki, hiç ara vermek yok. Yataktan kalktığımız andan başlıyor, gece olup da bir daha yastığa baş koyduğumuz âna kadar devam ediyor. Epey stresli bir o kadar da tehlikeli bir yazarlık aslında bu; ama biz maalesef çoğu kez bu tehlikenin pek de farkında olamıyoruz. Ne söylesek, ne yapsak yazılıyor, aslında biz yazdırıyoruz. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">Tabii ki Kiramen Kâtibîn meleklerinden bahsediyoruz. Hani çocukluk çağlarında bu melekleri ilk öğrenenlerin ayna yanından geçerken âni bakışlarla görmeye çalıştığı "omuzbaşı yazıcıları"ndan. Onlar İnfitar Sûresi'nde "Değerli Yazıcılar/Kirâmen Kâtibîn" olarak geçer. (Muhakkak üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır. Onlar, yapmakta olduklarınızı bilirler" 10-12) </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">Ardından atalarımıza "söz gümüşse sükût altındır" dedirten Kaf Sûresi'ndeki şu ayetler gelir: 'İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar. İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.' (Kâf: 17-18) </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">Hadislerden anlaşıldığı üzere, kul günah işlediğinde, soldaki melek bunu derhal kaydetmek ister. Sağdaki melek müdahale ederek ona, biraz daha beklemesini, belki tevbe edip pişman olacağını, belki bir sevap işleyip günahını örteceğini söyler. Nitekim böyle olabileceğini anlatan hadisler de vardır. Efendimiz şöyle buyurmaktadır: 'Nerede olursan ol, Allah'tan kork! Kötülüğe daima iyilik ekle ki onu silsin. Ve insanlar arasında iyi ahlakla yaşa.' (Tirmizi, Birr 55) </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">Melekler her şeyi yazıp çizip, tespit etmektedirler. İşin kötüsü bu "günah-sevap günlüğü", bu her şeyi ince ince yazan defter bir gün önümüze açılacak ve hesaba bundan çekileceğiz: "Her insanın amel kuşunu (defterini) boynuna yaftaladık. Kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız. Kitabını oku, bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter! (deriz)" (İsra, 17/13-14) </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">Evet, Rabb'imiz, "Oku kitabını!" diyor. Çünkü o kitabı biz yazdırıyoruz. Hakkımızdaki hükmü biz verdiriyoruz. Herkes zerre kadar hayır da şer de işlese karşılığını ahirette görecektir (Zilzal, 99/7-9). Kitabını "sağından" alan sevinecek, "sol"undan alan ise bir yandan "keşke toprak olsaydım" (Nebe Sûresi: 40) diğer yandan "keşke kitabım verilmeseydi" diyecek (Hâkka, 69/19-20). </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">Yaptığımız her şey, bir büyük Zât'a (cc) arz ediliyor. Öyle ise, yürürken, konuşurken, susarken, yerken, içerken, alışveriş yaparken, çalışırken-çalıştırırken dikkat etmek gerekiyor! </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">Gözümüze, kulağımıza sahip olmalı, dudaklarımızdan dökülen her bir sözün ya "zakkum" ya da bir "tûba" ağacının çekirdeği olarak sonsuz iklimlere gönderildiğini bilmemiz gerekiyor. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green">"İlahi güvenlik kamerası" her şeyimizi hem de omuz başımızdan kaydediyor. Gaflet gözümüze perde olmamalı. Önümüze konduğunda, "Bunu ben mi yazdırmıştım?" dememek için şahsi kitabımıza iyi editörlük yapmalıyız.</span></strong></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 34600, member: 656"] [COLOR=green][B][I]Farkında mısınız; sizin yazdırdığınız ve sadece size özel kitabınız her gün yeni bir boyut kazanıyor.[/I][/B][/COLOR] [I][B][COLOR=green]Hacmi kimi zaman olumlu, bazen de olumsuz anlamda genişliyor. Hakkınızda şahitlik edecek bu kitabın en tehlikeli "yazdırıcısı"nın kim olduğunu biliyor musunuz? [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green]Eski Türk filmlerinden biliriz: Fabrikatör işadamımız makam odasında eli çenesinde bir o yana bir bu yana dolaşıp durmakta, bir yandan da ya bir mektup ya da önemli resmi bir evrakı "kâtibe"sine yazdırmaktadır. Ve bu sırada sık sık "Yaz kızım!" sözlerini duyarız. Biraz zaman geçtikten sonra da, "Bir oku bakalım, ne yazmışız?" sözleri duyulur. O beyin "yazdırdıklarını" kontrol ve düzeltme şansı her zaman var. Beğenmediyse düzelttirebilir, olmadı tamamen sil baştan deyip yeniden yazdırabilir. Peki, bizim böyle bir şansımız var mı? Farkında mıyız belli değil; ancak biz de her gün birilerine bir şeyler yazdırıyoruz. Hem de öyle bir yazdırış ki, hiç ara vermek yok. Yataktan kalktığımız andan başlıyor, gece olup da bir daha yastığa baş koyduğumuz âna kadar devam ediyor. Epey stresli bir o kadar da tehlikeli bir yazarlık aslında bu; ama biz maalesef çoğu kez bu tehlikenin pek de farkında olamıyoruz. Ne söylesek, ne yapsak yazılıyor, aslında biz yazdırıyoruz. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green]Tabii ki Kiramen Kâtibîn meleklerinden bahsediyoruz. Hani çocukluk çağlarında bu melekleri ilk öğrenenlerin ayna yanından geçerken âni bakışlarla görmeye çalıştığı "omuzbaşı yazıcıları"ndan. Onlar İnfitar Sûresi'nde "Değerli Yazıcılar/Kirâmen Kâtibîn" olarak geçer. (Muhakkak üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır. Onlar, yapmakta olduklarınızı bilirler" 10-12) [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green]Ardından atalarımıza "söz gümüşse sükût altındır" dedirten Kaf Sûresi'ndeki şu ayetler gelir: 'İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar. İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.' (Kâf: 17-18) [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green]Hadislerden anlaşıldığı üzere, kul günah işlediğinde, soldaki melek bunu derhal kaydetmek ister. Sağdaki melek müdahale ederek ona, biraz daha beklemesini, belki tevbe edip pişman olacağını, belki bir sevap işleyip günahını örteceğini söyler. Nitekim böyle olabileceğini anlatan hadisler de vardır. Efendimiz şöyle buyurmaktadır: 'Nerede olursan ol, Allah'tan kork! Kötülüğe daima iyilik ekle ki onu silsin. Ve insanlar arasında iyi ahlakla yaşa.' (Tirmizi, Birr 55) [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green]Melekler her şeyi yazıp çizip, tespit etmektedirler. İşin kötüsü bu "günah-sevap günlüğü", bu her şeyi ince ince yazan defter bir gün önümüze açılacak ve hesaba bundan çekileceğiz: "Her insanın amel kuşunu (defterini) boynuna yaftaladık. Kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız. Kitabını oku, bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter! (deriz)" (İsra, 17/13-14) [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green]Evet, Rabb'imiz, "Oku kitabını!" diyor. Çünkü o kitabı biz yazdırıyoruz. Hakkımızdaki hükmü biz verdiriyoruz. Herkes zerre kadar hayır da şer de işlese karşılığını ahirette görecektir (Zilzal, 99/7-9). Kitabını "sağından" alan sevinecek, "sol"undan alan ise bir yandan "keşke toprak olsaydım" (Nebe Sûresi: 40) diğer yandan "keşke kitabım verilmeseydi" diyecek (Hâkka, 69/19-20). [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green]Yaptığımız her şey, bir büyük Zât'a (cc) arz ediliyor. Öyle ise, yürürken, konuşurken, susarken, yerken, içerken, alışveriş yaparken, çalışırken-çalıştırırken dikkat etmek gerekiyor! [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green]Gözümüze, kulağımıza sahip olmalı, dudaklarımızdan dökülen her bir sözün ya "zakkum" ya da bir "tûba" ağacının çekirdeği olarak sonsuz iklimlere gönderildiğini bilmemiz gerekiyor. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green]"İlahi güvenlik kamerası" her şeyimizi hem de omuz başımızdan kaydediyor. Gaflet gözümüze perde olmamalı. Önümüze konduğunda, "Bunu ben mi yazdırmıştım?" dememek için şahsi kitabımıza iyi editörlük yapmalıyız.[/COLOR][/B][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
En tehlikeli yazar kim?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst