Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Entelijansiya ve Nur Risaleleri 21 Mart 2011 Pazartesi 06:08 Bir ülkedeki aydınların, rahmetli Cemi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 241968" data-attributes="member: 1008315"><p><strong>Entelijansiya ve Nur Risaleleri 21 Mart 2011 Pazartesi 06:08 Bir ülkedeki aydınların, rahmetli Cemi</strong></p><p></p><p>Entelijansiya ve Nur Risaleleri</p><p> 21 Mart 2011 Pazartesi 06:08</p><p> Bir ülkedeki aydınların, rahmetli Cemil Meriç’in deyişiyle entelijansiyanın o ülkede doğmuş, büyümüş ve bu ülke evlatları başta olmak üzere dünyanın her tarafındaki insanlar üzerinde etkide bulunmuş değerleri bilmesi ve okuması beklenir. Bu değerlerden haberdar değillerse, o ülke üstünde içtimai, siyasi ve bilimsel analizleri eksik ve yavan kalır.</p><p> Bir ülkenin değerleri, o ülke toprağında yetişen meyveler gibidir. Onlardan bihaber olunca o ülkeyi hakkıyla tanımış olamazsınız.</p><p> <strong>Doğu toplumlarının son 300-400 yılda çoraklaştığı </strong>ve artık eskisi gibi münbit olmadığı, düşünürlerin yeterli miktarda çıkmadığı iddia edilir. Bir ölçüde bu sav doğrudur da.</p><p> Lakin bu iddia sahiplerinin doğunun çok yönlü evlatlarından bihaber olduğu da vakidir.</p><p> Bu ülkede yaşayan entelijansiya, bir Alman Hegel’i, bir Cezayir asıllı Fransız Althusser’i, bir Fransız Derida’yı, bir İtalyan Gramschi’yi, bir Alman Kant’ı, bir Fransız Foucault’u bildiği kadar bir <strong>Said Nursi’yi, bir Cemil Meriç’i, bir Necip Fazıl’ı bilmesi ve okuması gerekir. </strong></p><p> Bu ülkenin değerlerden özellikle <strong>Said Nursi</strong> geniş halk kitleleri nezdinde en çok okunanı olsa da <strong>entelijansiya tarafından en az okunanıdır.</strong></p><p> Bu ülkedeki aydınların <strong>Said Nursi’yi anlaması gerektiğini düşünmüyorum ama en azından okuması gerektiğini düşünüyorum.</strong></p><p> Ama şu soru da makbul bir sorudur: “<strong>Neden aydınlar Said Nursi isminden özellikle uzak dururlar</strong>, araya bu derece mesafe koymalarında <strong>Said Nursi’yi takip edenlerin suçu</strong> yok mudur?”</p><p> Bence rejim muhibleri suçu kadar olmasa da bir suçları vardır.</p><p> Örneğin, <strong>Şerif Mardin</strong> dünyada sosyolog, tarihçi ve entellektüel olarak önemli bir yer edinmiştir. Hem kavramlara, hem toplumun dinamiklerine oldukça yatkın olan önemli bir bilim adamıdır. Osmanlı’nın son dönemi üzerine yaptığı çalışmalar oldukça iyi çalışmalardır.</p><p> Bu aydın şahsiyetin <strong>Risale-i Nur üstüne inceleme yapmasında</strong> Cemil Meriç’in önemli bir etkisi olmuştur. <strong>Cemil Meriç’in Said Nursi’yi okuması üzerinde de Suat Alkan ve Muhsin Demirel</strong> önemli katkılarda bulunmuşlardır.</p><p> Hatta, yıllar önce Cemil Meriç’in ‘Lamia’ya Mektuplar’ adlı mektuplarının yer aldığı ve sonradan kitaplaştırılmış eserinde yer alan ilginç bir not okumuş ve çok heyecanlanmıştım. O notta Cemil Meriç’in “Rasim Özdenören geldi ve beni dinledikten sonra pek memnun kalmadı ve gitti. Sonradan öğrendim ki beni Muhsin Demirel’e şikayet etmiş” dediği kaydedilmiştir. Bu meseleyi Muhsin Demirel’e sorduğumda çok önemli bir mesele olmadığını ve tam olarak hatırlamadığını belirterek tevazu gösterdi.</p><p> Bilindiği gibi Muhsin Demirel, Cemil Meriç merhuma bir çok defa kitap okumuştur. Anlaşılan önemli bir etki de bırakmıştır. Bu etki sebebiyledir ki <strong>Cemil Meriç Şerif Mardin’e Risale-i Nur üstünde çalışmasını</strong> Suat Alkan vasıtasıyla tavsiye eder.</p><p> Cemil Meriç “sosyoloji notları”nda şunları kaydeder: <em>“Intelijensiyamiz kendi dünyasından kopmuştu. Bir kazazededir. Sığınacağı hiçbir ada yoktur. Kendi medeniyetini inkar ettikten sonra, ölü medeniyetlerden kendine ecdad arar. Cami avlusunda bulunmuş bir çocuktur. Kültürü almıştır, irfanı atmıştır. Medeniyeti almıştır, ümranı atmak için. Çünkü irfanını ve ümranı bilmez.”</em></p><p> Esasen Cemil Meriç, intelijensiyamızın bu harap durumda kurtulması için kendi irfanı ile barışması gerektiğinin farkındadır. Bunun için bu irfanın yılmaz bekçilerini okumak ve üzerinde durmak gerekir.</p><p> Bu minvalden hareketle Cemil Meriç tarafından Şerif Mardin’e götürülen öneri Mardin tarafından kabul edilir ve çalışmalarına başlar. Bu çalışmaların sonunda <strong>“Bediüzzaman Said Nursi Olayı”</strong> ortaya çıkar. Eser muhteviyat olarak <strong>Risale-i Nur’a aşina olan kişiler için tatmin edici değildir.</strong> Ama kendi içinde bilimsel bir metod yapılmış ilk araştırma olması hasebiyle oldukça büyük bir önem arz eder.</p><p> <strong>Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetinin Risale-i Nuru incelemesini bile heyecanla karşılayan Üstad Said Nursi</strong> eğer böyle bir incelemeyi görmüş olsaydı tüm eksikliklerine rağmen bu çalışmanın başka zihinlerde oluşturacağı soru işaretlerinin önemli bir ivmeyi başlatacağını düşünürek <strong>sevinçle karşılardı.</strong> Nitekim <strong>Üstad’ın yakın talebeleri </strong>bu çalışmanın arka planını görerek sevinçle karşılamışlardır.</p><p> Burada şunu kaydetmekte fayda var; ABD’de en iyi okullarda tamamen povitizist bir çerçevede eğitim görmüş <strong>Şerif Mardin’den Metin Karabaşoğlu ayarında bir kitap yazmasını beklemek</strong> safdilliktir.</p><p> Zaten kendini bir nötr sosyolog olarak gören bir bilim adamının <strong>bir Nur Talebesi gibi</strong> bir kitap yazması ve onun gibi tespitlerde bulunması mümkün değildir.</p><p> Fakat bu çalışma sonrasında eli kalem tutan bazı nur talebeleri bu çalışmaya ağır eleştirilerde bulundular. Bu eleştirilerden haberdar olan Şerif Mardin’in bu eleştiriler karşısında üzüldüğü ve <strong>Risale-i Nur üstünde çalışma yapmayı askıya aldığını</strong> duyunca çok üzülmüştüm.</p><p> Nitekim kendisini ağır şekilde eleştiren bir yazar abimiz ile Şerif Mardin yüzyüze getirildiğinde yazar abimizin konuşacak kelime bulamadığı ve mahcup olduğu da bazıları tarafından yakinen bilinir.</p><p> Bazı değerli şahsiyetlerin çabaları ile nice seneler geçtikten sonra <strong>Şerif Mardin tekrar Risale-i Nur üstünde</strong> bir öğrencisini doktora çalışması için görevlendirdiğini işitmiştim ama şu an için bu çalışmanın devam edip etmediğini bilmiyorum.</p><p> Eğer devam etmiyorsa yazık olmuştur.</p><p> Ama dünyanın her yerinden bir çok araştırmacı Risale-i Nur üstünde çalışma yapmaya başladılar.</p><p> Hala Türkiye’deki entelijansiyanın <strong>Nur Risaleleri</strong>ne ilgisi eksik ve yetersiz. Bu ilgiyi artırmak ve ilgi duyanların ilgisini canlı tutmak gerektiğini düşünüyorum.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 241968, member: 1008315"] [b]Entelijansiya ve Nur Risaleleri 21 Mart 2011 Pazartesi 06:08 Bir ülkedeki aydınların, rahmetli Cemi[/b] Entelijansiya ve Nur Risaleleri 21 Mart 2011 Pazartesi 06:08 Bir ülkedeki aydınların, rahmetli Cemil Meriç’in deyişiyle entelijansiyanın o ülkede doğmuş, büyümüş ve bu ülke evlatları başta olmak üzere dünyanın her tarafındaki insanlar üzerinde etkide bulunmuş değerleri bilmesi ve okuması beklenir. Bu değerlerden haberdar değillerse, o ülke üstünde içtimai, siyasi ve bilimsel analizleri eksik ve yavan kalır. Bir ülkenin değerleri, o ülke toprağında yetişen meyveler gibidir. Onlardan bihaber olunca o ülkeyi hakkıyla tanımış olamazsınız. [B]Doğu toplumlarının son 300-400 yılda çoraklaştığı [/B]ve artık eskisi gibi münbit olmadığı, düşünürlerin yeterli miktarda çıkmadığı iddia edilir. Bir ölçüde bu sav doğrudur da. Lakin bu iddia sahiplerinin doğunun çok yönlü evlatlarından bihaber olduğu da vakidir. Bu ülkede yaşayan entelijansiya, bir Alman Hegel’i, bir Cezayir asıllı Fransız Althusser’i, bir Fransız Derida’yı, bir İtalyan Gramschi’yi, bir Alman Kant’ı, bir Fransız Foucault’u bildiği kadar bir [B]Said Nursi’yi, bir Cemil Meriç’i, bir Necip Fazıl’ı bilmesi ve okuması gerekir. [/B] Bu ülkenin değerlerden özellikle [B]Said Nursi[/B] geniş halk kitleleri nezdinde en çok okunanı olsa da [B]entelijansiya tarafından en az okunanıdır.[/B] Bu ülkedeki aydınların [B]Said Nursi’yi anlaması gerektiğini düşünmüyorum ama en azından okuması gerektiğini düşünüyorum.[/B] Ama şu soru da makbul bir sorudur: “[B]Neden aydınlar Said Nursi isminden özellikle uzak dururlar[/B], araya bu derece mesafe koymalarında [B]Said Nursi’yi takip edenlerin suçu[/B] yok mudur?” Bence rejim muhibleri suçu kadar olmasa da bir suçları vardır. Örneğin, [B]Şerif Mardin[/B] dünyada sosyolog, tarihçi ve entellektüel olarak önemli bir yer edinmiştir. Hem kavramlara, hem toplumun dinamiklerine oldukça yatkın olan önemli bir bilim adamıdır. Osmanlı’nın son dönemi üzerine yaptığı çalışmalar oldukça iyi çalışmalardır. Bu aydın şahsiyetin [B]Risale-i Nur üstüne inceleme yapmasında[/B] Cemil Meriç’in önemli bir etkisi olmuştur. [B]Cemil Meriç’in Said Nursi’yi okuması üzerinde de Suat Alkan ve Muhsin Demirel[/B] önemli katkılarda bulunmuşlardır. Hatta, yıllar önce Cemil Meriç’in ‘Lamia’ya Mektuplar’ adlı mektuplarının yer aldığı ve sonradan kitaplaştırılmış eserinde yer alan ilginç bir not okumuş ve çok heyecanlanmıştım. O notta Cemil Meriç’in “Rasim Özdenören geldi ve beni dinledikten sonra pek memnun kalmadı ve gitti. Sonradan öğrendim ki beni Muhsin Demirel’e şikayet etmiş” dediği kaydedilmiştir. Bu meseleyi Muhsin Demirel’e sorduğumda çok önemli bir mesele olmadığını ve tam olarak hatırlamadığını belirterek tevazu gösterdi. Bilindiği gibi Muhsin Demirel, Cemil Meriç merhuma bir çok defa kitap okumuştur. Anlaşılan önemli bir etki de bırakmıştır. Bu etki sebebiyledir ki [B]Cemil Meriç Şerif Mardin’e Risale-i Nur üstünde çalışmasını[/B] Suat Alkan vasıtasıyla tavsiye eder. Cemil Meriç “sosyoloji notları”nda şunları kaydeder: [I]“Intelijensiyamiz kendi dünyasından kopmuştu. Bir kazazededir. Sığınacağı hiçbir ada yoktur. Kendi medeniyetini inkar ettikten sonra, ölü medeniyetlerden kendine ecdad arar. Cami avlusunda bulunmuş bir çocuktur. Kültürü almıştır, irfanı atmıştır. Medeniyeti almıştır, ümranı atmak için. Çünkü irfanını ve ümranı bilmez.”[/I] Esasen Cemil Meriç, intelijensiyamızın bu harap durumda kurtulması için kendi irfanı ile barışması gerektiğinin farkındadır. Bunun için bu irfanın yılmaz bekçilerini okumak ve üzerinde durmak gerekir. Bu minvalden hareketle Cemil Meriç tarafından Şerif Mardin’e götürülen öneri Mardin tarafından kabul edilir ve çalışmalarına başlar. Bu çalışmaların sonunda [B]“Bediüzzaman Said Nursi Olayı”[/B] ortaya çıkar. Eser muhteviyat olarak [B]Risale-i Nur’a aşina olan kişiler için tatmin edici değildir.[/B] Ama kendi içinde bilimsel bir metod yapılmış ilk araştırma olması hasebiyle oldukça büyük bir önem arz eder. [B]Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetinin Risale-i Nuru incelemesini bile heyecanla karşılayan Üstad Said Nursi[/B] eğer böyle bir incelemeyi görmüş olsaydı tüm eksikliklerine rağmen bu çalışmanın başka zihinlerde oluşturacağı soru işaretlerinin önemli bir ivmeyi başlatacağını düşünürek [B]sevinçle karşılardı.[/B] Nitekim [B]Üstad’ın yakın talebeleri [/B]bu çalışmanın arka planını görerek sevinçle karşılamışlardır. Burada şunu kaydetmekte fayda var; ABD’de en iyi okullarda tamamen povitizist bir çerçevede eğitim görmüş [B]Şerif Mardin’den Metin Karabaşoğlu ayarında bir kitap yazmasını beklemek[/B] safdilliktir. Zaten kendini bir nötr sosyolog olarak gören bir bilim adamının [B]bir Nur Talebesi gibi[/B] bir kitap yazması ve onun gibi tespitlerde bulunması mümkün değildir. Fakat bu çalışma sonrasında eli kalem tutan bazı nur talebeleri bu çalışmaya ağır eleştirilerde bulundular. Bu eleştirilerden haberdar olan Şerif Mardin’in bu eleştiriler karşısında üzüldüğü ve [B]Risale-i Nur üstünde çalışma yapmayı askıya aldığını[/B] duyunca çok üzülmüştüm. Nitekim kendisini ağır şekilde eleştiren bir yazar abimiz ile Şerif Mardin yüzyüze getirildiğinde yazar abimizin konuşacak kelime bulamadığı ve mahcup olduğu da bazıları tarafından yakinen bilinir. Bazı değerli şahsiyetlerin çabaları ile nice seneler geçtikten sonra [B]Şerif Mardin tekrar Risale-i Nur üstünde[/B] bir öğrencisini doktora çalışması için görevlendirdiğini işitmiştim ama şu an için bu çalışmanın devam edip etmediğini bilmiyorum. Eğer devam etmiyorsa yazık olmuştur. Ama dünyanın her yerinden bir çok araştırmacı Risale-i Nur üstünde çalışma yapmaya başladılar. Hala Türkiye’deki entelijansiyanın [B]Nur Risaleleri[/B]ne ilgisi eksik ve yetersiz. Bu ilgiyi artırmak ve ilgi duyanların ilgisini canlı tutmak gerektiğini düşünüyorum. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Entelijansiya ve Nur Risaleleri 21 Mart 2011 Pazartesi 06:08 Bir ülkedeki aydınların, rahmetli Cemi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst