Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Esaslarda İttifak zaruridir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Garib" data-source="post: 28431" data-attributes="member: 1249"><p><strong>-ihlâs Düsturu Ve Esasi</strong></p><p></p><p><strong><span style="color: Red"><strong>-İHLÂS DÜSTURU VE ESASI</strong></span></strong></p><p></p><p></p><p><strong>İhlâsın Tarifi<span style="font-family: 'Arial'">:</span></strong></p><p></p><p><strong>1-<span style="font-family: 'Arial'"> «İhlâsı kazandıran</span><span style="font-family: 'Arial'">, harekâtındaki sebebi sırf bir emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı İlâhî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlâhiyeye karışmamalı.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 133)</span></strong></p><p></p><p><strong>2-<span style="font-family: 'Arial'"> «İbadetin ruhu, ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır</span><span style="font-family: 'Arial'">. Eğer başka bir hikmet ve bir fayda ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faydalar, hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar.» </span>(İşarat-ül İ’caz sh: 85)</strong></p><p></p><p><strong>3-<span style="font-family: 'Arial'"> <em>Kur’an (2: 22) ayetinde geçen</em> « kelimesi... ibadetin ancak ihlâs ile ibadet olduğuna ve ibadetin mahzan vesile olmayıp maksud‑u bizzat olduğuna ve ibadetin sevap ve ikab için yapılmaması</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> lüzumuna işarettir</span><span style="font-family: 'Arial'">.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(İşarat-ül İ’caz sh: 99)</span></strong></p><p></p><p><strong>İhlâs hakkındaki mezkûr tarife göre yapılan bir hareketin ibadet ve hizmetin makbul olması için önce dinde emir veya tavsiye edilmiş olması şarttır. O halde kişi, kendi düşünce ve temayülü ile bir hizmet, bir hareket yapıyorsa, mezkûr İhlâs tarifine girmez. Evet, yapılan hizmetin kitabta yeri olmadığı halde İhlâstan dem vurmak, aldanmak veya aldatmaktır. Yapılan bir işin emredilip emredilmediği de ancak kitabtan öğrenilir.</strong></p><p></p><p><strong>4-<span style="font-family: 'Arial'"> <em>Evet, </em>«Gafletle, kendi hesabına bir iş yaptığın zaman, haddini tecavüz etme. Eğer Mâlikin hesabına olursa, istediğin şeyi al ve yap—fakat izin ve meşiet ve emri dairesinde olmak şartıyla. İzin ve meşîetini de şeriatından</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> öğrenirsin</span><span style="font-family: 'Arial'">.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Mesnevî-i Nuriye sh: 82)</span></strong></p><p></p><p><strong>Kezalik Kur’anda bizzat Resulullaha (a.s.m.) ve dolayısiyle de bütün ümmete (emrolunduğu gibi hareket etmeyi) kat’i bir tarzda beyan eden şu ayette Peygamberimiz (a.s.m.):</strong></p><p></p><p><strong>5-<span style="font-family: 'Arial'"> «<a href="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn8" target="_blank">[8]</a> emrini tamamıyla imtisal ettiği için, bütün ef’al ve akval ve ahvâlinde istikamet, kat’î bir surette görünüyor.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 60)</span></strong></p><p></p><p><strong>Hem, Resulullaha (a.s.m.) ittibaen bu emrin imtisalinde, bu fitne asrında mânen vazifeli olan Üstad Bediüzzaman, bu istikameti Risale-i Nura atfederek diyor ki:</strong></p><p></p><p><strong>6-<span style="font-family: 'Arial'"> «On dördüncü asırda Kur’ân’dan iktibas edip, istikametsiz sakim yollar içinde sırat-ı müstakîmi gösterecek âsârı neşreden bir adamı, o hadsiz efrad içinde dahil ediyor.</span></strong></p><p></p><p><strong>Hem o istikametin bir hususiyeti var ki, tarihiyle işaret ediyor. Halbuki, o asırda şahsen istikamette mümtaz bir hususiyet kesb etmek<span style="font-family: 'Arial'"> çok uzaktır. Demek, şahsî istikamet değil. Öyleyse, o adamın teşebbüsüyle neşredilen esrar-ı Kur’âniye, o asırda istikamette imtiyaz</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> kesb edecek.</span><span style="font-family: 'Arial'"> O adam şahsen gayr-ı müstakim olduğu halde, müstakimler içine ithali, o imtiyaza remzeder.» </span>(Sikke-i Tasdik-i Gaybî sh: 163)</strong></p><p></p><p><strong>Demek İhlâs, kitabın sarih hükümlerine teslimiyeti iktiza eder ve o zaman yapılan hareket ibadet olur ve ibadet hakikatini kazanır.</strong></p><p></p><p><strong>7- <em><span style="font-family: 'Arial'">Evet </span></em><span style="font-family: 'Arial'"> «Rıza-yı İlâhî kâfidir. Eğer o yâr ise, herşey yârdır. Eğer o yâr değilse, bütün dünya alkışlasa beş para değmez. İnsanların takdiri, istihsanı, eğer böyle işte, böyle amel-i uhrevîde illet ise, o ameli iptal eder. Eğer müreccih ise, o ameldeki ihlâsı kırar. Eğer müşevvik ise saffetine izale eder. Eğer sırf alâmet-i makbuliyet olarak, istemeyerek, Cenab-ı Hak ihsan etse, o amelin ve ilmin insanlarda hüsn-ü tesîri namına kabul etmek güzeldir ki, <a href="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn9" target="_blank">[9]</a> buna işarettir. <em>Said</em>» </span>(Barla Lâhikası sh: 78)</strong></p><p></p><p><strong>İhlâs Esastır<span style="font-family: 'Arial'">:</span></strong></p><p></p><p><strong>8-<span style="font-family: 'Arial'"> «Eğer İslâmiyetin bir sırr-ı esası olan ihlâs ve rıza-yı İlâhî cihetinde, Kur’ân-ı Hakîmin ders verdiği ahkâm ve hakaik-i kudsiyeye dair harekât ve a’mâl ondan sudur etse, lisan-ı hali mânen âyât-ı Kur’âniyeyi okusa, o vakit mânen âlem-i İslâmın herbir ferdinin vird-i zebânı olan</span></strong></p><p></p><p><strong> <span style="font-family: 'Arial'">duasında dahil olup hissedar olur ve umumuyla uhuvvetkârâne alâkadar olur.» </span>(Mektubat sh: 413)</strong></p><p></p><p><strong>9-<span style="font-family: 'Arial'"> «Faraza hubb-u cahı kalbinden çıkarmazsa, fakat ihlâsı ve rıza-yı İlâhîyi esas</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> tutmak</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve hubb-u cahı hedef ittihaz etmemek şartıyla, bir nevi meşru makam-ı mânevî, hem muhteşem bir makam kazanır ki, o hubb-u cah damarını kemâliyle tatmin eder.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Mektubat sh: 414)</span></strong></p><p></p><p><strong>10-<span style="font-family: 'Arial'"> «Velâyet yollarının ve tarikat şubelerinin en mühim esası, ihlâstır. Çünkü ihlâs ile hafî şirklerden halâs </span><span style="font-family: 'Arial'">olur. İhlâsı kazanmayan, o yollarda gezemez.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Mektubat sh: 450)</span></strong></p><p></p><p><strong>11- </strong></p><p></p><p><strong><a href="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn10" target="_blank"><span style="font-family: 'Arial'">[10]</span></a></strong></p><p></p><p><strong>âyetiyle ve</strong></p><p></p><p></p><p></p><p><strong>(ev kemâ kàle) hadis-i şerifi, ikisi de ihlâs ne kadar İslâmiyette mühim bir esas</strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> olduğunu</span><span style="font-family: 'Arial'"> gösteriyorlar.» </span>(Lem’alar sh: 148) </strong></p><p></p><p><strong>12-<span style="font-family: 'Arial'"> «Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarik-i hakikat, en makbul bir dua-yı mânevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfi bir ubudiyet, ihlâstır.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 149) </span></strong></p><p></p><p><strong>13-<span style="font-family: 'Arial'"> «En kıymetli ve en lüzumlu esas, ihlâstır.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 201) </span> </strong></p><p></p><p><strong>14-<span style="font-family: 'Arial'"> «Risale-i Nur’un meslek-i esası, ihlâs-ı tam</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve terk-i enâniyet...» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Şualar sh: 302) </span></strong></p><p></p><p><strong>15-<span style="font-family: 'Arial'"> «Kendimizi satmak ve beğendirmek ve temeddüh etmek ve hodfuruşluk etmek ise, Risale‑i Nur’un ehemmiyetli bir esası olan ihlâs</span><span style="font-family: 'Arial'"> sırrını bozmaktır.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Şualar sh: 681) </span></strong></p><p></p><p><strong>16-<span style="font-family: 'Arial'"> «Mesleğimizde, ihlâs-ı tâmmeden sonra en büyük esas, sebat </span><span style="font-family: 'Arial'">ve metanettir.» </span>(Kastamonu Lâhikası sh: 248) </strong></p><p></p><p><strong>17-<span style="font-family: 'Arial'"> «Mesleğimizin “hıllet” ve “ihlâs” ve “uhuvvet” esasları...» </span>(Emirdağ Lâhikası-l sh: 166) </strong></p><p></p><p><strong>18-<span style="font-family: 'Arial'"> «Acip bir riyakârlık olan şöhretperestlik ve câzibedar bir hodfuruşluk</span><span style="font-family: 'Arial'"> olan tarihlere şâşaalı geçmek </span><span style="font-family: 'Arial'">ve insanlara iyi görünmek ise, Nurun bir esası ve mesleği olan ihlâs</span><span style="font-family: 'Arial'">a zıttır ve münafidir.»</span> (Emirdağ Lâhikası-l sh: 195) </strong></p><p></p><p><strong>19-<span style="font-family: 'Arial'"> «Mesleğimizin esası, âzamî ihlâs ve terk-i enaniyettir. İhlâslı bir dirhem amel</span><span style="font-family: 'Arial'">, ihlâssız yüz batman amele müreccahtır. İnsanların maddî mânevî hediyelerinden hürmet ve teveccüh-ü âmmeden, şöhretten şiddetle kaçıyorum” der. Ziyaretçi kabul etmemesinin bir hikmeti de bu sır olsa gerek.» </span>(Tarihçe-i Hayat sh: 699) </strong></p><p></p><p><strong>İhlâsın lüzumu ve şartiyeti<span style="font-family: 'Arial'">:</span></strong></p><p></p><p><strong>20-<span style="font-family: 'Arial'"> «Madem çok sevap istersin ihlâsı esas tut</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve yalnız rıza-yı İlâhîyi düşün. Tâ ki senin ağzından çıkan mübarek kelimelerin havadaki efradları, ihlâs ile ve niyet-i sâdıka ile</span><span style="font-family: 'Arial'"> hayatlansın, canlansın, hadsiz zîşuurun kulaklarına gidip onları nurlandırsın, sana da sevap kazandırsın.... Eğer rıza-yı İlâhî ve ihlâs o havadaki kelimelere</span><span style="font-family: 'Arial'"> hayat vermezse, dinlenilmez. Sevap da yalnız ağızdaki kelimeye münhasır kalır.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 152) </span></strong></p><p></p><p><strong>21-<span style="font-family: 'Arial'"> «A’mâl-i salihanın ruhu, esası, ihlâs olduğunu derk etmiyor.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 157)</span></strong></p><p></p><p><strong>22-<span style="font-family: 'Arial'"> «Bizler imkân dairesinde bütün kuvvetimizle Lem’a-i İhlâsın düsturlarını</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve hakikî ihlâsın sırrını mâbeynimizde ve birbirimize karşı istimal etmek, vücup derecesine gelmiş.»</span> (Şualar sh: 500) </strong></p><p></p><p><strong>23-<span style="font-family: 'Arial'"> «Niyette öyle bir hâsiyet vardır ki</span><span style="font-family: 'Arial'">, seyyiatı hasenata ve hasenatı seyyiata tahvil eder. Demek, niyet bir ruhtur. O ruhun ruhu da ihlâstır. Öyleyse, necat, halâs, ancak ihlâs iledir.»</span> (Mesnevî-i Nuriye sh: 70)</strong></p><p></p><p><strong>24-<span style="font-family: 'Arial'"> «Duayı ibadet kastıyla yapmayıp, matlubun tahsiline tahsis ettiğinden, aksülâmel olur. O dua ibadetinde ihlâs kırılır, makbul olmaz</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Mesnevî-i Nuriye sh: 225)</span></strong></p><p></p><p><strong>25-<span style="font-family: 'Arial'"> «Hâfız Ali Efendi, kendine rakip</span><span style="font-family: 'Arial'"> olacak diğer bir kardeşimiz hakkında gösterdiği hiss-i uhuvveti, çok kıymettar gördüğüm için size beyan ediyorum:</span></strong></p><p></p><p><strong>O zat yanıma geldi ötekinin hattı, kendisinin hattından iyi olduğunu söyledim. “O daha çok hizmet eder” dedim. Baktım ki, Hâfız Ali kemal-i samimiyet ve ihlâsla, onun tefevvukuyla iftihar</strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> etti,</span><span style="font-family: 'Arial'"> telezzüz eyledi. Hem Üstadının nazar-ı muhabbetini celb ettiği için memnun oldu. Onun kalbine dikkat ettim, gösteriş değil, samimî olduğunu hissettim. Cenab-ı Allah’a şükrettim ki, kardeşlerim içinde bu âli hissi taşıyanlar var. İnşaallah bu his büyük hizmet görecek</span><span style="font-family: 'Arial'">.» (</span><span style="font-family: 'Arial'">Barla Lâhikası sh: 125) </span></strong></p><p></p><p><strong>Hazret-i Üstad bir talebesi için diyor:</strong></p><p></p><p><strong>26-<span style="font-family: 'Arial'"> «Ara sıra birer bardak çay ısrar ediyordum, ilhâhıma karşı istinkâf ediyordu. “Niçin böyle yapıyorsun?” derdim. “Hizmetimize maddî fayda girmeyip, fîsebîlillâh, ihlâslı olmak istiyoruz” derdi.»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Barla Lâhikası sh: 200)</span></strong></p><p></p><p><strong>27-<span style="font-family: 'Arial'"> «Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlâs lâzımdır. Onda terakki etmeliyiz.» </span>(Kastamonu Lâhikası sh: 89)</strong></p><p></p><p><strong>28-<span style="font-family: 'Arial'"> «Risale-i Nur dairesine sıdk ve ihlâsla girenlerin kazançları</span><span style="font-family: 'Arial'"> pek azîm ve küllîdir.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 94)</span></strong></p><p></p><p><strong>29-<span style="font-family: 'Arial'"> «Elbette, bu büyük kazancı kaçırmamak için, takvâda, ihlâsta, sadakatte çalışmak</span><span style="font-family: 'Arial'"> gerektir.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 96)</span></strong></p><p></p><p><strong>30-<span style="font-family: 'Arial'"> «Bu acip asrın bu acip hastalığına ve dehşetli marazına karşı Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyânın tiryak misâl ilâçlarının nâşiri olan Risale-i Nur dayanabilir ve onun metîn, sarsılmaz, sebatkâr, hâlis, sâdık, fedakâr şakirdleri mukavemet edebilir. Öyleyse, herşeyden evvel onun dairesine girmeli, sadakatle, tam metanet ve ciddî ihlâs ve tam itimad</span><span style="font-family: 'Arial'">la ona yapışmak lâzım ki, o acip hastalığın tesirinden kurtulsun.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 105)</span></strong></p><p></p><p><strong>31-<span style="font-family: 'Arial'"> «Madem mesleğimiz âzamî ihlâstır değil benlik, enaniyet, dünya saltanatı da verilse, bâki bir mesele-i imaniyeyi o saltanata tercih etmek âzamî ihlâsın iktizası</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">dır.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Emirdağ Lâhikası-ll sh: 246) </span></strong></p><p></p><p><strong>32- <em><span style="font-family: 'Arial'">İkinci hizmet safhası: Hazret-i Üstad,</span></em><span style="font-family: 'Arial'">«Van’da inzivada</span><span style="font-family: 'Arial'"> iken garba nefyedilip Isparta’nın Barla nahiyesi</span><span style="font-family: 'Arial'">nde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki, Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıdır. Âzamî ihlâs, âzamî fedakârlık</span><span style="font-family: 'Arial'">, âzamî sadakat, metanet ve dikkat ve iktisat içinde Risale-i Nur’la giriştiği hizmet-i imaniye ve mânevî cihad-ı diniyedir.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Tarihçe-i Hayat sh: 27) </span></strong></p><p></p><p><strong>33-<span style="font-family: 'Arial'"> «Evet, Molla Said’in istikbalde Risale-i Nur’la göreceği hizmet-i imaniyeyi kemâl-i ihlâsla ifası ve bu hizmetin meydana gelebilmesi için “Uhrevî hizmetin mukabilinde hiç bir şey talep etmemek” olan kudsî düsturun icmâlî bir fihristesi, daha küçük yaşında iken rahmet-i İlâhiye tarafından ruhunda yerleştirilmişti.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Tarihçe-i Hayat sh: 31)</span></strong></p><p></p><p><strong>34-<span style="font-family: 'Arial'"> «Haklı şûrâ ihlâs ve tesanüdü netice verdiği</span><span style="font-family: 'Arial'">nden, üç <em>elif,</em> yüz on bir olduğu gibi, ihlâs ve tesanüd-ü hakiki ile, üç adam, yüz adam kadar</span><span style="font-family: 'Arial'"> millete fayda verebilir. Ve on adamın hakikî ihlâs ve tesanüd ve meşveretin sırrıyla</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">, bin adam kadar</span><span style="font-family: 'Arial'"> iş gördüklerini, çok vukuat-ı tarihiye bize haber veriyor.» </span>(Hutbe-i Şamiye sh: 62)</strong></p><p></p><p><strong>35-<span style="font-family: 'Arial'"> «Sual: Herşeyden evvel bize lazım nedir?</span></strong></p><p></p><p><strong>Sıdk, ihlâs, sadakat, sebat, tesanüd.<a href="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn11" target="_blank">(*)</a> » <span style="font-family: 'Arial'">(Münazarat sh: 64)</span></strong></p><p></p><p><strong>İhlâsı Kazanabilme Sebebleri<span style="font-family: 'Arial'">:</span></strong></p><p></p><p><strong>36- <span style="font-family: 'Arial'">«Hizmet-i Kur’âniyede bulunana, ya dünya ona küsmeli veya o dünyaya küsmeli</span><span style="font-family: 'Arial'">—tâ, ihlâsla, ciddiyetle hizmet-i Kur’âniyede bulunsun.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 42)</span></strong></p><p></p><p><strong>37- <span style="font-family: 'Arial'">«İktisat ise, kanaati intaç eder. </span>...<span style="font-family: 'Arial'"> Kanaat vasıtasıyla insanlardan istiğnâ etmek cihetinde, teveccühlerini aramaz. İhlâs kapısı açılır</span><span style="font-family: 'Arial'">, riyâ kapısı kapanır.» </span>(Lem’alar sh: 146)</strong></p><p></p><p><strong>38-<span style="font-family: 'Arial'"> «İşte bu müthiş marazın merhemi, ilâcı, ihlâstır. Yani, hakperestliği nefisperestliğe tercih etmekle ve hakkın hatırı, nefsin ve enâniyetin hatırına galip gelmekle, <a href="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn12" target="_blank">[11]</a> sırrına mazhar olup, nâstan gelen maddî ve mânevî ücretten istiğnâ etmekle </span><span style="font-family: 'Arial'"> ..... </span><span style="font-family: 'Arial'">hüsnü kabul ve hüsn-ü tesir ve teveccüh-ü nâsı kazanmak noktalarının Cenâb-ı Hakkın vazifesi ve ihsanı olduğunu ve kendi vazifesi olan tebliğde dahil olmadığını ve lâzım da olmadığını ve onunla mükellef olmadığını bilmekle ihlâsa muvaffak</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> olur. Yoksa ihlâsı kaçırır</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 149)</span></strong></p><p></p><p><strong>39-<span style="font-family: 'Arial'"> «Vahîm neticeleri görmemenin yegâne çaresi, Dokuz Emir</span><span style="font-family: 'Arial'">dir.</span></strong></p><p></p><p><strong>1. Müsbet hareket etmektir ki, yani, kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Başka mesleklerin adâveti ve başkalarının tenkîsi, onun fikrine ve ilmine müdahale etmesin, onlarla meşgul olmasın.</strong></p><p></p><p><strong>2. Belki, daire-i İslâmiyet içinde, hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak ederek,</strong></p><p></p><p><strong>3. Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise, “Mesleğim haktır<span style="font-family: 'Arial'">,” yahut “daha güzeldir” diyebilir. Yoksa, başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini ima eden “Hak yalnız benim mesleğimdir” veyahut “Güzel benim meşrebimdir” diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek,</span></strong></p><p></p><p><strong>4. Ve ehl-i hakla ittifak, tevfik-i İlâhînin bir sebebi ve diyanetteki izzetin bir medarı olduğunu düşünmekle,</strong></p><p></p><p><strong>5. Hem ehl-i dalâlet ve haksızlık, tesanüd sebebiyle, cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı mânevînin dehâsıyla hücumu zamanında, o şahs-ı mânevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlayıp, ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı mânevî çıkarıp<span style="font-family: 'Arial'">, o müthiş şahs-ı mânevî-i dalâlete karşı hakkaniyeti muhafaza ettirmek,</span></strong></p><p></p><p><strong>6. Ve hakkı, bâtılın savletinden kurtarmak için,</strong></p><p></p><p><strong>7. Nefsini ve enâniyetini,</strong></p><p></p><p><strong>8. Ve yanlış düşündüğü izzetini,</strong></p><p></p><p><strong>9. Ve ehemmiyetsiz, rekabetkârâne hissiyatını terk etmekle ihlâsı kazanır, vazifesini hakkıyla ifa eder.» (Lem’alar sh: 151)</strong></p><p></p><p><strong>40-<span style="font-family: 'Arial'"> «Tarîk-i hakta gidenlere refakatle iftihar etmek ve arkalarından gitmek ve imamlık şerefini onlara bırakmak ve o hak yolunda kim olursa olsun kendinden daha iyi olduğunun ihtimali</span><span style="font-family: 'Arial'">yle enâniyetinden vazgeçip ihlâsı kazanmak ..... tâbiiyeti dahi, sebeb-i mes’uliyet ve hatarlı olan metbûiyete tercih etmekle o marazdan kurtulur ve ihlâsı kazanır.»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Lem’alar sh: 153)</span></strong></p><p></p><p><strong>41-<span style="font-family: 'Arial'"> «O ehl-i hakkın kafilesine fedakârâne, samimâne iltihak etmektir, şahsiyetini unutmakla riyâ ve tasannudan kurtulup ihlâsı elde etmek</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">tir.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 154)</span></strong></p><p></p><p><strong>42-<span style="font-family: 'Arial'"> «İnsaflı hakperest</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">, hakkın hatırı için nefsin hatırını kırıyor. </span>Hasmının elinde hakkı görse, yine rıza ile kabul edip taraftar çıkar, memnun olur.</strong></p><p></p><p><strong>İşte bu düsturu ehl-i din, ehl-i hakikat, ehl-i tarikat, ehl-i ilim kendilerine rehber ittihaz etseler, ihlâsı kazanırlar. » <span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 158)</span></strong></p><p></p><p><strong>43-<span style="font-family: 'Arial'"> «İhlâsı kazanmak ve muhafaza etmek</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve mânileri def etmek için, gelecek düsturlar rehberiniz olsun.</span></strong></p><p></p><p><strong>44-<span style="font-family: 'Arial'"> BİRİNCİ DÜSTURUNUZ: Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı</span><span style="font-family: 'Arial'">.....</span></strong></p><p></p><p><strong>45- <span style="font-family: 'Arial'">İKİNCİ DÜSTURUNUZ:</span></strong><strong> <span style="font-family: 'Arial'">Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemektir.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 160)</span></strong></p><p></p><p><strong>46-<span style="font-family: 'Arial'"> «ÜÇÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> bilmelisiniz. </span><span style="font-family: 'Arial'">Evet, kuvvet haktadır ve ihlâstadır. </span>(Lem’alar sh: 161)</strong></p><p></p><p><strong>47- <span style="font-family: 'Arial'">«DÖRDÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Kardeşlerinizin meziyetlerini</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> şahıslarınızda</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmektir... Kardeşler arasında buna <em>tefânî</em></span><span style="font-family: 'Arial'"> denilir. Yani, birbirinde fâni olmaktır. Yani, kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyat ve hissiyatıyla fikren yaşamaktır.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 162)</span></strong></p><p></p><p><strong>48-<span style="font-family: 'Arial'"> «İhlâsı kazanma</span><span style="font-family: 'Arial'">nın ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi, rabıta-i mevttir. Evet, ihlâsı zedeleyen ve riyâya ve dünyaya sevk eden</span><span style="font-family: 'Arial'"> tûl-i emel olduğu gibi, riyâdan nefret veren ve ihlâsı kazandıran</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">, rabıta-i mevttir.</span><span style="font-family: 'Arial'"> Yani, ölümünü düşünüp, dünyanın fâni olduğunu mülâhaza edip, nefsin desiselerinden kurtulmaktır..... Evet, hiç hayale, faraza lüzum kalmadan, bu kısa ömür ağacının başındaki tek meyvesi olan kendi cenazesine bakabilir. Onunla yalnız kendi şahsının mevtini gördüğü gibi, bir parça öbür tarafa gitse asrının ölümünü de görür daha bir parça öbür tarafa gitse dünyanın ölümünü de müşahede eder, ihlâs-ı etemm</span><span style="font-family: 'Arial'">e yol açar.» </span>(Lem’alar sh: 163)</strong></p><p></p><p><strong>49-<span style="font-family: 'Arial'"> «O kader-i İlâhî, o ehl-i marifet adamın dostluk ümit ettiği yerden adâvet gösterdi ki, hürmet yüzünden ilmi riyâya girmesin ve ihlâsı kazansın.» </span>(Lem’alar sh: 174)</strong></p><p></p><p><strong>50-<span style="font-family: 'Arial'"> «Kardeşlerimin takvâ ve ihlâsları ve ziyaretçilerin hürmet ve hüsn-ü zanları</span><span style="font-family: 'Arial'"> içinde, ben bilmeyerek, nefsim müftehirâne, güya müteşekkirâne perdesi altında riyâkârâne bir enâniyet vaziyetini almak istedi. Birden bu ehl-i dünyanın hadsiz hassasiyetle ve hattâ riyâkârlığın zerrelerini de hissedebilir bir tarzda, birden bana iliştiler. Ben Cenâb-ı Hakka şükrediyorum ki, bunların zulmü bana bir vasıta-i ihlâs oldu.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 175)</span></strong></p><p></p><p><strong>51-<span style="font-family: 'Arial'"> «Risale-i Nur şakirdlerinde sırr-ı ihlâsın ne derece yüksek bir terk-i enaniyet ve hazz‑ı nefsîden teberri etmek gibi, ihlâsın en yüksek seciyeleri</span><span style="font-family: 'Arial'"> Risale-i Nur şakirdlerinde tezahür ediyor.» </span>(Kastamonu Lâhikası sh: 250)</strong></p><p></p><p><strong>52-<span style="font-family: 'Arial'"> «Risale-i Nur’un hakikî şakirdleri, hizmet-i imaniyeyi herşeyin fevkinde görür kutbiyet de verilse ihlâs için hizmetkârlığı tercih</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> eder</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 251)</span></strong></p><p></p><p><strong>53-<span style="font-family: 'Arial'"> «Hakikat-i ihlâs, benim için şan ve şerefe ve maddî ve mânevî rütbelere vesile olabilen şeylerden beni men ediyor.... hâlis bir hâdim olarak, hakikat-i ihlâs ile, herşeyin fevkinde hakaik-i imaniyeyi on adama ders vermek, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşad etmekten daha ehemmiyetli görüyorum.» </span>(Emirdağ Lâhikası-l sh: 75)</strong></p><p></p><p><strong>54-<span style="font-family: 'Arial'"> «Dünyada muvakkat zevkler, kerametler tam nefsini mağlûp etmeyen insanlara bir maksat olup, uhrevî ameline bir sebep teşkil eder, ihlâsı kırılır</span><span style="font-family: 'Arial'">. Çünkü amel-i uhrevî ile dünyevî maksatlar, zevkler aranılmaz aranılsa, sırr-ı ihlâsı bozar</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Emirdağ Lâhikası-l sh: 86)</span></strong></p><p></p><p><strong>55-<span style="font-family: 'Arial'"> «Dine, imana hizmeti ve Risale-i Nur’u değil dünya siyasetine, belki kemâlât-ı mâneviyeye ve makamat-ı âliyeye âlet edemediğim gibi, herkesin hoş gördüğü saadet-i uhreviye ve Cehennemden kurtulmaya vesile etmemek ve yalnız emr-i İlâhî ve rıza-yı İlâhîden başka hiçbir şeye âlet etmemek bu zamanda Nurun hakikî kuvveti olan sırr-ı ihlâs-ı hakikîyi muhafaza etmeye</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> beni mecbur etmiş.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Emirdağ Lâhikası-ll sh: 152)</span></strong></p><p></p><p><strong>56-<span style="font-family: 'Arial'"> «“Benim vazifem hizmet-i imaniyedir muvaffak etmek veya etmemek Cenab-ı Hakkın vazifesidir” deyip ihlâs ile hareket etmeyi</span></strong><strong>Kur’ân’dan ders almışım.» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 242)</strong></p><p></p><p><strong>57- <span style="font-family: 'Arial'">«Bu zamanın bir hastalığı daha var o da benlik, enaniyet, hodfuruşluk, hayatını güzelce medeniyet fantaziyesiyle geçirmek iştihası, tiryakilik gibi hastalıklardır. Risale-i Nur’un Kur’ân’dan aldığı dersin en birinci esası benlik, enaniyet, hodfuruşluğu terk etmek lüzumudur. Tâ ihlâs-ı hakikî ile imanın kurtarılması</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">na hizmet edilsin.</span>» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 245)</strong></p><p></p><p><strong>İhlası bozan şeyler<span style="font-family: 'Arial'">:</span></strong></p><p></p><p><strong>58-<span style="font-family: 'Arial'"> «Eğer asılsız ve riyaya sebep ve ihlâsı kıracak bir şöhret-i kâzibe</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">yi kırmak</span><span style="font-family: 'Arial'"> için teveccüh-ü âmmeyi hakkımda bozmak murad ise, onlara rahmet! Çünkü teveccüh-ü âmmeye mazhar olmak ve halkların nazarında şöhret kazanmak, benim gibi adamlara zarardır zannederim.» </span>(Mektubat sh: 65)</strong></p><p></p><p><strong>59-<span style="font-family: 'Arial'"> «Ben onlara müracaat ve dehalet ettikçe âdil olan kader-i İlâhî, beni onların zalim eliyle tâzip edecektir. Çünkü onlar diyanete merbutiyetimden beni sıkıyorlar kader ise, benim diyanette ve ihlâsta noksaniyet</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">im var, ara sıra ehl-i dünyaya riyakârlıklarımdan için beni sıkıyor. </span>Öyleyse, şimdilik şu sıkıntıdan kurtuluşum yok. Eğer ehl-i dünyaya müracaat etsem, kader der: “Ey riyakâr, bu müracaatın cezasını çek.” Eğer müracaat etmezsem, ehl-i dünya der: “Bizi tanımıyorsun, sıkıntıda kal.”» (Mektubat sh: 74)</strong></p><p></p><p><strong>60-<span style="font-family: 'Arial'"> «Keşf ü keramet, ezvak u envar verildiği vakit, bir iltifât-ı İlâhî nev’inden kabul edip setrine çalışıyorlar. Fahre değil, belki şükre, ubudiyete daha ziyade giriyorlar. Çokları o ahvâlin istitar ve inkıtâını istemişler, tâ ki amellerindeki ihlâs zedelenmesin. Evet, makbul bir insan hakkında en mühim bir ihsan-ı İlâhî, ihsanını ona ihsas etmemektir—tâ niyazdan naza ve şükürden fahre girmesin.</span></strong></p><p></p><p><strong>61-<span style="font-family: 'Arial'"> İşte bu hakikate binaendir ki, velâyeti ve tarikati isteyenler, eğer velâyetin bazı tereşşuhâtı olan ezvak ve kerâmâtı isterlerse ve onlara müteveccih ise ve onlardan hoşlansa, bâki, uhrevî meyveleri fâni dünyada, fâni bir surette yemek kabilinden olmakla beraber, velâyetin mayası olan ihlâsı kaybedip velâyetin kaçması</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">na meydan açar.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span>(Mektubat sh: 451)</strong></p><p></p><p><strong>62- <span style="font-family: 'Arial'">«Hakaik-i Kur’âniye nurdur, ziyadır. Tasannu, temellük, tezellül zulmetleriyle birleşemiyor. Onun için, bu nurların hakikatlerinin meâli benden uzaklaşıyor tarzında bulunarak bana yabanî görünüyor, yabanî kalıyordu. Cenâb-ı Haktan niyaz ediyorum ki, bundan sonra Cenâb-ı Hak bana o hizmete lâyık ihlâs ihsan etsin, ehl-i dünyaya tasannu ve riyâdan kurtarsın.» </span>(Lem’alar sh: 44)</strong></p><p></p><p><strong>63-<span style="font-family: 'Arial'"> «Hırs, ihlâsı kırar, amel-i uhreviyeyi zedeler. Çünkü, bir ehl-i takvânın hırsı varsa, teveccüh-ü nâsı ister. Teveccüh-ü nâsı mürâât eden, ihlâs-ı tâmmı bulamaz. » </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 146)</span></strong></p><p></p><p><strong>64-<span style="font-family: 'Arial'"> «Teveccüh-ü nâs istenilmez, belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlâsı kaybeder, riyâya girer. Şan ve şeref arzusu</span><span style="font-family: 'Arial'">yla teveccüh‑ü nâs ise, ücret ve mükâfat değil, belki ihlâssızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır. » </span>(Lem’alar sh: 149)</strong></p><p></p><p><strong>65-<span style="font-family: 'Arial'"> «Hizmet-i diniyenin mukabilinde dünyada birşey istenilmemeli ki, ihlâs kaçmasın. Çendan hakları var ki, ümmet onların maişetlerini temin etsin. Hem zekâta da müstehaktırlar. Fakat bu istenilmez, belki verilir. Verildiği vakit de “Hizmetimin ücretidir” denilmez.»</span> (Lem’alar sh: 150)</strong></p><p></p><p><strong>66-<span style="font-family: 'Arial'"> «“Şakirdlerim ne için onun yanına gidiyorlar? Ne için onun kadar şakirdlerim bulunmuyor?” diye, enâniyeti oradan fırsat bulup, mezmûm bir haslet olan hubb-u câha temayül ettirir, ihlâsı kaçırır, riyâ kapısını açar.</span></strong></p><p></p><p><strong>67-<span style="font-family: 'Arial'"> İşte bu hatanın ve bu yaranın ve bu müthiş maraz-ı ruhanînin ilâcı şudur ki: Cenâb-ı Hakkın rızası ihlâs ile kazanılır kesret-i etbâ’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir.» </span>(Lem’alar sh: 152)</strong></p><p></p><p><strong>68- <span style="font-family: 'Arial'">«Enâniyetten tecerrüd edemedikleri için, ifrat ve tefrit yüzünden, ulvî bir menba-ı kuvvet olan ittifakı kaybedip, ihlâs da kırılır. Ve vazife-i uhreviye de zedelenir. Kolayca rıza-yı İlâhî de elde edilmez.»</span> (Lem’alar sh: 153)</strong></p><p></p><p><strong>69- <span style="font-family: 'Arial'">«Galebe neticesinde ehl-i hak zillete ve mahkûmiyete ve tasannua ve riyâya düşüp ihlâsı kaybeder. O nâmert, himmetsiz, hamiyetsiz bir kısım ehl-i dünyaya dalkavukluk etmeye mecbur olur.»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Lem’alar sh: 155)</span></strong></p><p></p><p><strong>70-<span style="font-family: 'Arial'"> «Bazı hissiyat-ı süfliye ve menâfi-i cüz’iyenin hatırı için ihlâsı kırmak</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">la</span><span style="font-family: 'Arial'">, hem bu hizmetteki umum kardeşlerimizin hukukuna tecavüz, hem hizmet-i Kur’âniyenin hürmetine taarruz, hem hakaik-i imaniyenin kudsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz.»</span> (Lem’alar sh: 160)</strong></p><p></p><p><strong>71- <span style="font-family: 'Arial'">«İhlâsı kıran ve riyâya sevk eden</span><span style="font-family: 'Arial'"> pek çok esbabdan iki üçünü muhtasaran beyan edeceğiz.</span></strong></p><p></p><p><strong>BİRİNCİSİ:<span style="font-family: 'Arial'"> Menfaat-i maddiye cihetinden gelen rekabet, yavaş yavaş ihlâsı kırar..... sadaka ve hediye gibi maddî menfaatlerle yardım edip hürmet etmişler. Fakat bu muavenet ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip muntazır kalmakla, lisan-ı hal ile dahi istenilmez</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">. Belki ummadığı bir halde verilir. Yoksa ihlâsı zedelenir. </span><span style="font-family: 'Arial'">»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Lem’alar sh: 164)</span></strong></p><p></p><p><strong>72-<span style="font-family: 'Arial'"> «</span><u><span style="font-family: 'Arial'">İHLÂSI KIRAN İKİNCİ MÂNİ:</span></u><span style="font-family: 'Arial'"> Hubb-u cahtan gelen şöhretperestlik saikasıyla ve şan ve şeref perdesi altında teveccüh-ü âmmeyi kazanmak, nazar-ı dikkati kendine celb etmekle enâniyeti okşamak ve nefs-i emmâreye bir makam vermektir ki, en mühim bir maraz-ı ruhî olduğu gibi, “şirk-i hafî” tabir edilen riyâkârlığa, hodfuruşluğa kapı açar, ihlâsı zedeler.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Lem’alar sh: 165)</span></strong></p><p></p><p><strong>73-<span style="font-family: 'Arial'"> «Temeddühü ve sevdirmesi ise, aksülâmelle istiskali celb eder, soğuk düşürtür. Hem amel-i uhrevîde ihlâsı kaybeder, riyâyı karıştırır.»</span> (Lem’alar sh: 275) </strong></p><p></p><p><strong>74-<span style="font-family: 'Arial'"> «“Mustafa Kemal </span><span style="font-family: 'Arial'">sana üç yüz lira maaş verip, Kürdistana ve vilâyât-ı şarkiyeye</span><span style="font-family: 'Arial'">, Şeyh Sinûsî</span><span style="font-family: 'Arial'"> yerine vâiz-i umumî yapmak teklifini neden kabul etmedin?.... Eğer o teklifi ben kabul etseydim, hiçbir şeye âlet olamayan ve tâbi olmayan ve sırr-ı ihlâsı taşıyan Risale-i Nur meydana gelmezdi. »</span> (Şualar sh: 289) <a href="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn13" target="_blank"><span style="font-family: 'Arial'">(*)</span></a></strong></p><p></p><p><strong>75-<span style="font-family: 'Arial'"> «Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez.</span><span style="font-family: 'Arial'"> Herhalde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak.»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Şualar sh: 362)</span></strong></p><p></p><p><strong>76-<span style="font-family: 'Arial'"> «Mahdud birkaç arkadaşına bedel çok diplomatları</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> kendisine taraftar kazanmak için zemin hazır iken</span>, sırf siyasete karışmamak ve ihlâsına zarar vermemek<span style="font-family: 'Arial'"> ve hükûmetin nazarını kendine celb etmemek ve dünya ile meşgul olmamak için, bütün arkadaşlarına yazıp ki, “Sakın cereyanlara kapılmayınız, siyasete girmeyiniz, âsâyişe dokunmayınız” dediği... »</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Şualar sh: 374)</span></strong></p><p></p><p><strong>77-<span style="font-family: 'Arial'"> «Siyasetten ve siyasî mânâsını işmam eden maddî ve mânevî mertebelerden ihlâs sırrıyla bütün kuvvetiyle kaçan...» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Şualar sh: 388)</span></strong></p><p></p><p><strong>78-<span style="font-family: 'Arial'"> «Ben, değil dünyevî makamatı ve şan ve şerefi şahsıma kazandırmak, belki mânevî büyük makamat faraza bana verilse de, fakat hizmetteki ihlâsıma nefsimin hissesi karışmak</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> ihtimaline binaen</span><span style="font-family: 'Arial'"> korkarak o makamatı da hizmetime feda etmeye karar verdiğim ve fiilen de öylece hareket... » </span>(Şualar sh: 395)</strong></p><p></p><p><strong>79-<span style="font-family: 'Arial'"> «İbadetlerde rekabet edilmemelidir. Olduğu takdirde ihlâsı kaybolur. Ve o rekabeti yapan, halkın takdir ve tahsinleri gibi dünyevî bir mükâfatı düşünür. Zavallı düşünmüyor ki, o düşünceyle amelini adem-i ihlâsla ibtal eder</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">.</span><span style="font-family: 'Arial'"> » </span><span style="font-family: 'Arial'">(Mesnevî-i Nuriye sh: 227)</span></strong></p><p></p><p><strong>80-<span style="font-family: 'Arial'"> «Çok rica ederim ki, gücenmeyiniz, hediyeyi kabul edemedim. Adem-i kabulün esbabı çoktur. En mühim bir sebep, benim kardeşlerim ve talebelerimle olan münasebetin samimiyetini ve ihlâsı zedelememektir.» </span>(Barla Lâhikası-l sh: 122)</strong></p><p></p><p><strong>81-<span style="font-family: 'Arial'"> «Hakaik-i diniyenin fevâid</span><span style="font-family: 'Arial'">-i dünyeviyesi, yalnız müreccih (tercih edici) ve teşvik edici derecesinde olabilir. Eğer illet derecesine çıksa ve o amel-i hayrın yapmasına sebep o fayda olsa, o ameli ibtal eder lâakal ihlâsı kırılır, sevabı kaçar.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 110)</span></strong></p><p></p><p><strong>82- <span style="font-family: 'Arial'">«A’mâl-i sâlihanın ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, âhirettedir. O bâki meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onları istemek, âhireti dünyaya tâbi etmek demektir. O amel-i salihin ihlâsı kırılır, nuru gider. Evet, o meyveler istenilmez, niyet edilmez. Verilse, teşvik için verildiğini düşünüp şükreder.» </span>(Kastamonu Lâhikası sh: 134)</strong></p><p></p><p><strong>83- <span style="font-family: 'Arial'">«Risale-i Nur dünya işlerine âlet olamaz, dünya işlerine siper edilmez. Çünkü, ehemmiyetli bir ibadet-i tefekküriye olduğu cihetle, dünyevî maksatlar onunla kasten istenilmez. İstenilse, ihlâs kırılır.... Eğer istemekle olsa, illet olur, ihlâsı kırar, o ibadeti kısmen iptal eder. » </span>(Kastamonu Lâhikası sh: 262)</strong></p><p></p><p><strong>84-<span style="font-family: 'Arial'"> «Benim iaşem için</span><span style="font-family: 'Arial'"> her gün iki buçuk banknot, hem yeniden benim için bir hane—mobilyasıyla beraber ve istediğim tarzda—yaptırmak için emir gelmiş. Halbuki elli-altmış senelik bir düstur-u hayatım bunu kabul etmemek iktiza eder..... Eğer kabul etsem, yetmiş senelik hayatım gücenecek ve bu zamandan haber verip tama’ ve maaş yüzünden bid’alara giren ve ihlâsı kaybeden âlimler</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">i</span><span style="font-family: 'Arial'"> tokatlayan İmam-ı Ali Radıyallahu Anh dahi benden küsecek ihtimali var ve Risale-i Nur’un hakiki ve sâfi olan ihlâsı beni de ihlâssızlıkla itham etmek</span><span style="font-family: 'Arial'"> ciheti var. »</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Emirdağ Lâhikası-l sh: 24)</span></strong></p><p></p><p><strong>85-<span style="font-family: 'Arial'"> «Neden, ne dahilde, ne hariçte bulunan cereyanlara ve bilhassa siyasetli cemaatlere hiçbir alâka</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> peydâ etmiyorsun</span><span style="font-family: 'Arial'">? Ve Risale-i Nur ve şakirdlerini mümkün olduğu kadar o cereyanlara temastan men ediyorsun? Halbuki, eğer temas etsen ve alâkadar olsan, birden binler adam Risale-i Nur dairesine</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> girip, parlak hakikatlerini neşredeceklerdi</span><span style="font-family: 'Arial'"> hem bu kadar sebepsiz sıkıntılara hedef olmayacaktın.</span></strong></p><p></p><p><strong>86-<span style="font-family: 'Arial'"> <em>Elcevap:</em> Bu alâkasızlık ve içtinabın en ehemmiyetli sebebi: Mesleğimizin esası olan ihlâs bizi men ediyor</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">. </span><span style="font-family: 'Arial'">Çünkü, bu gaflet zamanında, hususan tarafgirâne mefkûreler sahibi, herşeyi kendi mesleğine âlet ederek, hattâ dinini ve uhrevî harekâtını</span><span style="font-family: 'Arial'"> da o dünyevî mesleğe bir nevi âlet hükmüne getiriyor. »</span> (Emirdağ Lâhikası-l sh: 38)</strong></p><p></p><p><strong>87-<span style="font-family: 'Arial'"> «Kendimizi satmak ve beğendirmek ve temeddüh etmek, hodfuruşluk etmek ise, Risale-i Nur’un ehemmiyetli bir esası olan ihlâs</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> sırrını bozmaktır.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Emirdağ Lâhikası-l sh: 52)</span></strong></p><p></p><p><strong>88-<span style="font-family: 'Arial'"> «Tekellüfe ve kıymetten ziyade kendimi göstermeye ve ziyade hüsn-ü zan edenlere karşı hoş görünmek için kendimi makam sahibi göstermek ve sırr-ı ihlâsa tam münâfi kendini büyük göstermek </span><span style="font-family: 'Arial'">ve vakar perdesi altında benliğin zararlı ve fâni zevkini aramak» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Emirdağ Lâhikası-l sh: 201)</span></strong></p><p></p><p><strong>89-<span style="font-family: 'Arial'"> «Faraza velâyet olsa da, bilerek, isteyerek makam yapmak tarzında, velâyetin mahiyetindeki ihlâs ve mahviyete münafi</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">dir. </span><span style="font-family: 'Arial'">Nübüvvetin vereseleri olan Sahabeler gibi izhar ve dâvâ edemezler onlara kıyas edilmez. » </span>(Emirdağ Lâhikası-l sh: 227)</strong></p><p></p><p><strong>90-<span style="font-family: 'Arial'"> «Sırr‑ı ihlâsa ve hiçbir şeye âlet olmamaya bina edilen hizmet-i imaniye ile şahsî makam-ı mâneviyeyi aramamak iktiza ediyor. Harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki, hakikî ihlâsın sırrı bozulmasın</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">.</span><span style="font-family: 'Arial'"> » </span><span style="font-family: 'Arial'">(Emirdağ Lâhikası-l sh: 244)</span></strong></p><p></p><p><strong>91-<span style="font-family: 'Arial'"> «Tarafgirlik damarı ihlâsı kırar</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">, hakikati değiştirir.</span>» <span style="font-family: 'Arial'">(Emirdağ Lâhikası-l sh: 272)</span></strong></p><p></p><p><strong>92-<span style="font-family: 'Arial'"> «Kendim sadaka ve yardımları kabul etmediğim gibi, öyle yardımlara da vesile olamadığımdan, kendi elbisemi ve lüzumlu eşyamı satıp o parayla kendi kitaplarımı, yazan kardeşlerimden satın alıyorum. Tâ Risale-i Nurun ihlâsına dünya menfaatleri girmesin, bir zarar vermesin ve başka kardeşler de ibret alıp</span><span style="font-family: 'Arial'"> hiçbir şeye âlet edilmesin.»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Emirdağ Lâhikası-l sh: 272)</span></strong></p><p></p><p><strong>93-<span style="font-family: 'Arial'"> «İman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost düşman, derste farketmez. Halbuki siyaset tarafgirliği</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">, bu mânâyı zedeler, ihlâs kırılır.</span><span style="font-family: 'Arial'"> Onun içindir ki, Nurcular emsalsiz işkencelere ve sıkıntılara tahammül edip Nuru hiçbir şeye âlet etmediler. Siyaset topuzuna el atmadılar.» </span>(Emirdağ Lâhikası-ll sh: 36)</strong></p><p></p><p><strong>94- <span style="font-family: 'Arial'">«Risale-i Nur gibi sırf imanî ve uhrevî bir hizmet-i kudsiyeyi dünyaya âlet etmemek ve menâfi-i şahsiyeye</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> vesile yapmamak</span><span style="font-family: 'Arial'"> için, o makbul âdete ve o zararsız seciyeye karşı bana bir nefret ve bir kaçınmak ve şiddet-i fakr ve zarureti kabul edip elini insanlara açmamak hâleti verilmişti ki, Risale-i Nur’un hakikî bir kuvveti olan hakikî ihlâs kırılmasın. Ve bunda bir işaret-i mânevî hissediyordum ki, gelecek zamanda maişet derdiyle ehl-i ilmin mağlûbiyeti</span><span style="font-family: 'Arial'"> bu ihtiyaçtan gelecektir.»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 74)</span></strong></p><p></p><p><strong>95-<span style="font-family: 'Arial'"> «Mahkemelerce Nurun serbestiyet-i tâmmesi için karar vermek, hariç âlem-i İslâmda</span><span style="font-family: 'Arial'"> Nurların hakikî ihlâsına böyle bir şüphe gelecekti ki, ya Nurcular riyakârlığa mecbur olmuşlar veyahut böyle medenîleşmek fikrinde olanlara</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> ilişmiyorlar,</span><span style="font-family: 'Arial'"> zaaf gösteriyorlar diye...»</span> (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 107)</strong></p><p></p><p><strong>96- <span style="font-family: 'Arial'">«O gelecek zatın ismini vermek</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">,</span><span style="font-family: 'Arial'"> üç vazifesi birden hatıra geliyor yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan Nur’daki ihlâs zedelenir.»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh:10)</span></strong></p><p></p><p><strong>Risale-i Nur Külliyatından nakledilen yukarıdaki sarih ifade ve beyanların kati neticesi olarak ihlâs düsturu, değişmez bir esastır. Hatta yapılan hizmetin makbuliyeti ve ibadet vasfını kazanması için ihlâs şarttır.</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Garib, post: 28431, member: 1249"] [b]-ihlâs Düsturu Ve Esasi[/b] [B][COLOR=Red][B]-İHLÂS DÜSTURU VE ESASI[/B][/COLOR][/B] [B]İhlâsın Tarifi[FONT=Arial]:[/FONT][/B] [B]1-[FONT=Arial] «İhlâsı kazandıran[/FONT][FONT=Arial], harekâtındaki sebebi sırf bir emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı İlâhî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlâhiyeye karışmamalı.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 133)[/FONT][/B] [B]2-[FONT=Arial] «İbadetin ruhu, ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır[/FONT][FONT=Arial]. Eğer başka bir hikmet ve bir fayda ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faydalar, hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar.» [/FONT](İşarat-ül İ’caz sh: 85)[/B] [B]3-[FONT=Arial] [I]Kur’an (2: 22) ayetinde geçen[/I] « kelimesi... ibadetin ancak ihlâs ile ibadet olduğuna ve ibadetin mahzan vesile olmayıp maksud‑u bizzat olduğuna ve ibadetin sevap ve ikab için yapılmaması[/FONT][/B][B][FONT=Arial] lüzumuna işarettir[/FONT][FONT=Arial].» [/FONT][FONT=Arial](İşarat-ül İ’caz sh: 99)[/FONT][/B] [B]İhlâs hakkındaki mezkûr tarife göre yapılan bir hareketin ibadet ve hizmetin makbul olması için önce dinde emir veya tavsiye edilmiş olması şarttır. O halde kişi, kendi düşünce ve temayülü ile bir hizmet, bir hareket yapıyorsa, mezkûr İhlâs tarifine girmez. Evet, yapılan hizmetin kitabta yeri olmadığı halde İhlâstan dem vurmak, aldanmak veya aldatmaktır. Yapılan bir işin emredilip emredilmediği de ancak kitabtan öğrenilir.[/B] [B]4-[FONT=Arial] [I]Evet, [/I]«Gafletle, kendi hesabına bir iş yaptığın zaman, haddini tecavüz etme. Eğer Mâlikin hesabına olursa, istediğin şeyi al ve yap—fakat izin ve meşiet ve emri dairesinde olmak şartıyla. İzin ve meşîetini de şeriatından[/FONT][/B][B][FONT=Arial] öğrenirsin[/FONT][FONT=Arial].» [/FONT][FONT=Arial](Mesnevî-i Nuriye sh: 82)[/FONT][/B] [B]Kezalik Kur’anda bizzat Resulullaha (a.s.m.) ve dolayısiyle de bütün ümmete (emrolunduğu gibi hareket etmeyi) kat’i bir tarzda beyan eden şu ayette Peygamberimiz (a.s.m.):[/B] [B]5-[FONT=Arial] «[URL="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn8"][8][/URL] emrini tamamıyla imtisal ettiği için, bütün ef’al ve akval ve ahvâlinde istikamet, kat’î bir surette görünüyor.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 60)[/FONT][/B] [B]Hem, Resulullaha (a.s.m.) ittibaen bu emrin imtisalinde, bu fitne asrında mânen vazifeli olan Üstad Bediüzzaman, bu istikameti Risale-i Nura atfederek diyor ki:[/B] [B]6-[FONT=Arial] «On dördüncü asırda Kur’ân’dan iktibas edip, istikametsiz sakim yollar içinde sırat-ı müstakîmi gösterecek âsârı neşreden bir adamı, o hadsiz efrad içinde dahil ediyor.[/FONT][/B] [B]Hem o istikametin bir hususiyeti var ki, tarihiyle işaret ediyor. Halbuki, o asırda şahsen istikamette mümtaz bir hususiyet kesb etmek[FONT=Arial] çok uzaktır. Demek, şahsî istikamet değil. Öyleyse, o adamın teşebbüsüyle neşredilen esrar-ı Kur’âniye, o asırda istikamette imtiyaz[/FONT][/B][B][FONT=Arial] kesb edecek.[/FONT][FONT=Arial] O adam şahsen gayr-ı müstakim olduğu halde, müstakimler içine ithali, o imtiyaza remzeder.» [/FONT](Sikke-i Tasdik-i Gaybî sh: 163)[/B] [B]Demek İhlâs, kitabın sarih hükümlerine teslimiyeti iktiza eder ve o zaman yapılan hareket ibadet olur ve ibadet hakikatini kazanır.[/B] [B]7- [I][FONT=Arial]Evet [/FONT][/I][FONT=Arial] «Rıza-yı İlâhî kâfidir. Eğer o yâr ise, herşey yârdır. Eğer o yâr değilse, bütün dünya alkışlasa beş para değmez. İnsanların takdiri, istihsanı, eğer böyle işte, böyle amel-i uhrevîde illet ise, o ameli iptal eder. Eğer müreccih ise, o ameldeki ihlâsı kırar. Eğer müşevvik ise saffetine izale eder. Eğer sırf alâmet-i makbuliyet olarak, istemeyerek, Cenab-ı Hak ihsan etse, o amelin ve ilmin insanlarda hüsn-ü tesîri namına kabul etmek güzeldir ki, [URL="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn9"][9][/URL] buna işarettir. [I]Said[/I]» [/FONT](Barla Lâhikası sh: 78)[/B] [B]İhlâs Esastır[FONT=Arial]:[/FONT][/B] [B]8-[FONT=Arial] «Eğer İslâmiyetin bir sırr-ı esası olan ihlâs ve rıza-yı İlâhî cihetinde, Kur’ân-ı Hakîmin ders verdiği ahkâm ve hakaik-i kudsiyeye dair harekât ve a’mâl ondan sudur etse, lisan-ı hali mânen âyât-ı Kur’âniyeyi okusa, o vakit mânen âlem-i İslâmın herbir ferdinin vird-i zebânı olan[/FONT][/B] [B] [FONT=Arial]duasında dahil olup hissedar olur ve umumuyla uhuvvetkârâne alâkadar olur.» [/FONT](Mektubat sh: 413)[/B] [B]9-[FONT=Arial] «Faraza hubb-u cahı kalbinden çıkarmazsa, fakat ihlâsı ve rıza-yı İlâhîyi esas[/FONT][/B][B][FONT=Arial] tutmak[/FONT][FONT=Arial] ve hubb-u cahı hedef ittihaz etmemek şartıyla, bir nevi meşru makam-ı mânevî, hem muhteşem bir makam kazanır ki, o hubb-u cah damarını kemâliyle tatmin eder.» [/FONT][FONT=Arial](Mektubat sh: 414)[/FONT][/B] [B]10-[FONT=Arial] «Velâyet yollarının ve tarikat şubelerinin en mühim esası, ihlâstır. Çünkü ihlâs ile hafî şirklerden halâs [/FONT][FONT=Arial]olur. İhlâsı kazanmayan, o yollarda gezemez.» [/FONT][FONT=Arial](Mektubat sh: 450)[/FONT][/B] [B]11- [/B] [B][URL="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn10"][FONT=Arial][10][/FONT][/URL][/B] [B]âyetiyle ve[/B] [B](ev kemâ kàle) hadis-i şerifi, ikisi de ihlâs ne kadar İslâmiyette mühim bir esas[/B][B][FONT=Arial] olduğunu[/FONT][FONT=Arial] gösteriyorlar.» [/FONT](Lem’alar sh: 148) [/B] [B]12-[FONT=Arial] «Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarik-i hakikat, en makbul bir dua-yı mânevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfi bir ubudiyet, ihlâstır.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 149) [/FONT][/B] [B]13-[FONT=Arial] «En kıymetli ve en lüzumlu esas, ihlâstır.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 201) [/FONT] [/B] [B]14-[FONT=Arial] «Risale-i Nur’un meslek-i esası, ihlâs-ı tam[/FONT][FONT=Arial] ve terk-i enâniyet...» [/FONT][FONT=Arial](Şualar sh: 302) [/FONT][/B] [B]15-[FONT=Arial] «Kendimizi satmak ve beğendirmek ve temeddüh etmek ve hodfuruşluk etmek ise, Risale‑i Nur’un ehemmiyetli bir esası olan ihlâs[/FONT][FONT=Arial] sırrını bozmaktır.» [/FONT][FONT=Arial](Şualar sh: 681) [/FONT][/B] [B]16-[FONT=Arial] «Mesleğimizde, ihlâs-ı tâmmeden sonra en büyük esas, sebat [/FONT][FONT=Arial]ve metanettir.» [/FONT](Kastamonu Lâhikası sh: 248) [/B] [B]17-[FONT=Arial] «Mesleğimizin “hıllet” ve “ihlâs” ve “uhuvvet” esasları...» [/FONT](Emirdağ Lâhikası-l sh: 166) [/B] [B]18-[FONT=Arial] «Acip bir riyakârlık olan şöhretperestlik ve câzibedar bir hodfuruşluk[/FONT][FONT=Arial] olan tarihlere şâşaalı geçmek [/FONT][FONT=Arial]ve insanlara iyi görünmek ise, Nurun bir esası ve mesleği olan ihlâs[/FONT][FONT=Arial]a zıttır ve münafidir.»[/FONT] (Emirdağ Lâhikası-l sh: 195) [/B] [B]19-[FONT=Arial] «Mesleğimizin esası, âzamî ihlâs ve terk-i enaniyettir. İhlâslı bir dirhem amel[/FONT][FONT=Arial], ihlâssız yüz batman amele müreccahtır. İnsanların maddî mânevî hediyelerinden hürmet ve teveccüh-ü âmmeden, şöhretten şiddetle kaçıyorum” der. Ziyaretçi kabul etmemesinin bir hikmeti de bu sır olsa gerek.» [/FONT](Tarihçe-i Hayat sh: 699) [/B] [B]İhlâsın lüzumu ve şartiyeti[FONT=Arial]:[/FONT][/B] [B]20-[FONT=Arial] «Madem çok sevap istersin ihlâsı esas tut[/FONT][FONT=Arial] ve yalnız rıza-yı İlâhîyi düşün. Tâ ki senin ağzından çıkan mübarek kelimelerin havadaki efradları, ihlâs ile ve niyet-i sâdıka ile[/FONT][FONT=Arial] hayatlansın, canlansın, hadsiz zîşuurun kulaklarına gidip onları nurlandırsın, sana da sevap kazandırsın.... Eğer rıza-yı İlâhî ve ihlâs o havadaki kelimelere[/FONT][FONT=Arial] hayat vermezse, dinlenilmez. Sevap da yalnız ağızdaki kelimeye münhasır kalır.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 152) [/FONT][/B] [B]21-[FONT=Arial] «A’mâl-i salihanın ruhu, esası, ihlâs olduğunu derk etmiyor.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 157)[/FONT][/B] [B]22-[FONT=Arial] «Bizler imkân dairesinde bütün kuvvetimizle Lem’a-i İhlâsın düsturlarını[/FONT][FONT=Arial] ve hakikî ihlâsın sırrını mâbeynimizde ve birbirimize karşı istimal etmek, vücup derecesine gelmiş.»[/FONT] (Şualar sh: 500) [/B] [B]23-[FONT=Arial] «Niyette öyle bir hâsiyet vardır ki[/FONT][FONT=Arial], seyyiatı hasenata ve hasenatı seyyiata tahvil eder. Demek, niyet bir ruhtur. O ruhun ruhu da ihlâstır. Öyleyse, necat, halâs, ancak ihlâs iledir.»[/FONT] (Mesnevî-i Nuriye sh: 70)[/B] [B]24-[FONT=Arial] «Duayı ibadet kastıyla yapmayıp, matlubun tahsiline tahsis ettiğinden, aksülâmel olur. O dua ibadetinde ihlâs kırılır, makbul olmaz[/FONT][/B][B][FONT=Arial].[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](Mesnevî-i Nuriye sh: 225)[/FONT][/B] [B]25-[FONT=Arial] «Hâfız Ali Efendi, kendine rakip[/FONT][FONT=Arial] olacak diğer bir kardeşimiz hakkında gösterdiği hiss-i uhuvveti, çok kıymettar gördüğüm için size beyan ediyorum:[/FONT][/B] [B]O zat yanıma geldi ötekinin hattı, kendisinin hattından iyi olduğunu söyledim. “O daha çok hizmet eder” dedim. Baktım ki, Hâfız Ali kemal-i samimiyet ve ihlâsla, onun tefevvukuyla iftihar[/B][B][FONT=Arial] etti,[/FONT][FONT=Arial] telezzüz eyledi. Hem Üstadının nazar-ı muhabbetini celb ettiği için memnun oldu. Onun kalbine dikkat ettim, gösteriş değil, samimî olduğunu hissettim. Cenab-ı Allah’a şükrettim ki, kardeşlerim içinde bu âli hissi taşıyanlar var. İnşaallah bu his büyük hizmet görecek[/FONT][FONT=Arial].» ([/FONT][FONT=Arial]Barla Lâhikası sh: 125) [/FONT][/B] [B]Hazret-i Üstad bir talebesi için diyor:[/B] [B]26-[FONT=Arial] «Ara sıra birer bardak çay ısrar ediyordum, ilhâhıma karşı istinkâf ediyordu. “Niçin böyle yapıyorsun?” derdim. “Hizmetimize maddî fayda girmeyip, fîsebîlillâh, ihlâslı olmak istiyoruz” derdi.»[/FONT][FONT=Arial] (Barla Lâhikası sh: 200)[/FONT][/B] [B]27-[FONT=Arial] «Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlâs lâzımdır. Onda terakki etmeliyiz.» [/FONT](Kastamonu Lâhikası sh: 89)[/B] [B]28-[FONT=Arial] «Risale-i Nur dairesine sıdk ve ihlâsla girenlerin kazançları[/FONT][FONT=Arial] pek azîm ve küllîdir.» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 94)[/FONT][/B] [B]29-[FONT=Arial] «Elbette, bu büyük kazancı kaçırmamak için, takvâda, ihlâsta, sadakatte çalışmak[/FONT][FONT=Arial] gerektir.» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 96)[/FONT][/B] [B]30-[FONT=Arial] «Bu acip asrın bu acip hastalığına ve dehşetli marazına karşı Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyânın tiryak misâl ilâçlarının nâşiri olan Risale-i Nur dayanabilir ve onun metîn, sarsılmaz, sebatkâr, hâlis, sâdık, fedakâr şakirdleri mukavemet edebilir. Öyleyse, herşeyden evvel onun dairesine girmeli, sadakatle, tam metanet ve ciddî ihlâs ve tam itimad[/FONT][FONT=Arial]la ona yapışmak lâzım ki, o acip hastalığın tesirinden kurtulsun.» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 105)[/FONT][/B] [B]31-[FONT=Arial] «Madem mesleğimiz âzamî ihlâstır değil benlik, enaniyet, dünya saltanatı da verilse, bâki bir mesele-i imaniyeyi o saltanata tercih etmek âzamî ihlâsın iktizası[/FONT][/B][B][FONT=Arial]dır.[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](Emirdağ Lâhikası-ll sh: 246) [/FONT][/B] [B]32- [I][FONT=Arial]İkinci hizmet safhası: Hazret-i Üstad,[/FONT][/I][FONT=Arial]«Van’da inzivada[/FONT][FONT=Arial] iken garba nefyedilip Isparta’nın Barla nahiyesi[/FONT][FONT=Arial]nde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki, Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıdır. Âzamî ihlâs, âzamî fedakârlık[/FONT][FONT=Arial], âzamî sadakat, metanet ve dikkat ve iktisat içinde Risale-i Nur’la giriştiği hizmet-i imaniye ve mânevî cihad-ı diniyedir.» [/FONT][FONT=Arial](Tarihçe-i Hayat sh: 27) [/FONT][/B] [B]33-[FONT=Arial] «Evet, Molla Said’in istikbalde Risale-i Nur’la göreceği hizmet-i imaniyeyi kemâl-i ihlâsla ifası ve bu hizmetin meydana gelebilmesi için “Uhrevî hizmetin mukabilinde hiç bir şey talep etmemek” olan kudsî düsturun icmâlî bir fihristesi, daha küçük yaşında iken rahmet-i İlâhiye tarafından ruhunda yerleştirilmişti.» [/FONT][FONT=Arial](Tarihçe-i Hayat sh: 31)[/FONT][/B] [B]34-[FONT=Arial] «Haklı şûrâ ihlâs ve tesanüdü netice verdiği[/FONT][FONT=Arial]nden, üç [I]elif,[/I] yüz on bir olduğu gibi, ihlâs ve tesanüd-ü hakiki ile, üç adam, yüz adam kadar[/FONT][FONT=Arial] millete fayda verebilir. Ve on adamın hakikî ihlâs ve tesanüd ve meşveretin sırrıyla[/FONT][/B][B][FONT=Arial], bin adam kadar[/FONT][FONT=Arial] iş gördüklerini, çok vukuat-ı tarihiye bize haber veriyor.» [/FONT](Hutbe-i Şamiye sh: 62)[/B] [B]35-[FONT=Arial] «Sual: Herşeyden evvel bize lazım nedir?[/FONT][/B] [B]Sıdk, ihlâs, sadakat, sebat, tesanüd.[URL="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn11"](*)[/URL] » [FONT=Arial](Münazarat sh: 64)[/FONT][/B] [B]İhlâsı Kazanabilme Sebebleri[FONT=Arial]:[/FONT][/B] [B]36- [FONT=Arial]«Hizmet-i Kur’âniyede bulunana, ya dünya ona küsmeli veya o dünyaya küsmeli[/FONT][FONT=Arial]—tâ, ihlâsla, ciddiyetle hizmet-i Kur’âniyede bulunsun.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 42)[/FONT][/B] [B]37- [FONT=Arial]«İktisat ise, kanaati intaç eder. [/FONT]...[FONT=Arial] Kanaat vasıtasıyla insanlardan istiğnâ etmek cihetinde, teveccühlerini aramaz. İhlâs kapısı açılır[/FONT][FONT=Arial], riyâ kapısı kapanır.» [/FONT](Lem’alar sh: 146)[/B] [B]38-[FONT=Arial] «İşte bu müthiş marazın merhemi, ilâcı, ihlâstır. Yani, hakperestliği nefisperestliğe tercih etmekle ve hakkın hatırı, nefsin ve enâniyetin hatırına galip gelmekle, [URL="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn12"][11][/URL] sırrına mazhar olup, nâstan gelen maddî ve mânevî ücretten istiğnâ etmekle [/FONT][FONT=Arial] ..... [/FONT][FONT=Arial]hüsnü kabul ve hüsn-ü tesir ve teveccüh-ü nâsı kazanmak noktalarının Cenâb-ı Hakkın vazifesi ve ihsanı olduğunu ve kendi vazifesi olan tebliğde dahil olmadığını ve lâzım da olmadığını ve onunla mükellef olmadığını bilmekle ihlâsa muvaffak[/FONT][/B][B][FONT=Arial] olur. Yoksa ihlâsı kaçırır[/FONT][/B][B][FONT=Arial].[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 149)[/FONT][/B] [B]39-[FONT=Arial] «Vahîm neticeleri görmemenin yegâne çaresi, Dokuz Emir[/FONT][FONT=Arial]dir.[/FONT][/B] [B]1. Müsbet hareket etmektir ki, yani, kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Başka mesleklerin adâveti ve başkalarının tenkîsi, onun fikrine ve ilmine müdahale etmesin, onlarla meşgul olmasın.[/B] [B]2. Belki, daire-i İslâmiyet içinde, hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak ederek,[/B] [B]3. Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise, “Mesleğim haktır[FONT=Arial],” yahut “daha güzeldir” diyebilir. Yoksa, başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini ima eden “Hak yalnız benim mesleğimdir” veyahut “Güzel benim meşrebimdir” diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek,[/FONT][/B] [B]4. Ve ehl-i hakla ittifak, tevfik-i İlâhînin bir sebebi ve diyanetteki izzetin bir medarı olduğunu düşünmekle,[/B] [B]5. Hem ehl-i dalâlet ve haksızlık, tesanüd sebebiyle, cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı mânevînin dehâsıyla hücumu zamanında, o şahs-ı mânevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlayıp, ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı mânevî çıkarıp[FONT=Arial], o müthiş şahs-ı mânevî-i dalâlete karşı hakkaniyeti muhafaza ettirmek,[/FONT][/B] [B]6. Ve hakkı, bâtılın savletinden kurtarmak için,[/B] [B]7. Nefsini ve enâniyetini,[/B] [B]8. Ve yanlış düşündüğü izzetini,[/B] [B]9. Ve ehemmiyetsiz, rekabetkârâne hissiyatını terk etmekle ihlâsı kazanır, vazifesini hakkıyla ifa eder.» (Lem’alar sh: 151)[/B] [B]40-[FONT=Arial] «Tarîk-i hakta gidenlere refakatle iftihar etmek ve arkalarından gitmek ve imamlık şerefini onlara bırakmak ve o hak yolunda kim olursa olsun kendinden daha iyi olduğunun ihtimali[/FONT][FONT=Arial]yle enâniyetinden vazgeçip ihlâsı kazanmak ..... tâbiiyeti dahi, sebeb-i mes’uliyet ve hatarlı olan metbûiyete tercih etmekle o marazdan kurtulur ve ihlâsı kazanır.»[/FONT][FONT=Arial] (Lem’alar sh: 153)[/FONT][/B] [B]41-[FONT=Arial] «O ehl-i hakkın kafilesine fedakârâne, samimâne iltihak etmektir, şahsiyetini unutmakla riyâ ve tasannudan kurtulup ihlâsı elde etmek[/FONT][/B][B][FONT=Arial]tir.[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 154)[/FONT][/B] [B]42-[FONT=Arial] «İnsaflı hakperest[/FONT][/B][B][FONT=Arial], hakkın hatırı için nefsin hatırını kırıyor. [/FONT]Hasmının elinde hakkı görse, yine rıza ile kabul edip taraftar çıkar, memnun olur.[/B] [B]İşte bu düsturu ehl-i din, ehl-i hakikat, ehl-i tarikat, ehl-i ilim kendilerine rehber ittihaz etseler, ihlâsı kazanırlar. » [FONT=Arial](Lem’alar sh: 158)[/FONT][/B] [B]43-[FONT=Arial] «İhlâsı kazanmak ve muhafaza etmek[/FONT][FONT=Arial] ve mânileri def etmek için, gelecek düsturlar rehberiniz olsun.[/FONT][/B] [B]44-[FONT=Arial] BİRİNCİ DÜSTURUNUZ: Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı[/FONT][FONT=Arial].....[/FONT][/B] [B]45- [FONT=Arial]İKİNCİ DÜSTURUNUZ:[/FONT][/B][B] [FONT=Arial]Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek[/FONT][FONT=Arial] ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemektir.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 160)[/FONT][/B] [B]46-[FONT=Arial] «ÜÇÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta[/FONT][/B][B][FONT=Arial] bilmelisiniz. [/FONT][FONT=Arial]Evet, kuvvet haktadır ve ihlâstadır. [/FONT](Lem’alar sh: 161)[/B] [B]47- [FONT=Arial]«DÖRDÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Kardeşlerinizin meziyetlerini[/FONT][/B][B][FONT=Arial] şahıslarınızda[/FONT][FONT=Arial] ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmektir... Kardeşler arasında buna [I]tefânî[/I][/FONT][FONT=Arial] denilir. Yani, birbirinde fâni olmaktır. Yani, kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyat ve hissiyatıyla fikren yaşamaktır.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 162)[/FONT][/B] [B]48-[FONT=Arial] «İhlâsı kazanma[/FONT][FONT=Arial]nın ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi, rabıta-i mevttir. Evet, ihlâsı zedeleyen ve riyâya ve dünyaya sevk eden[/FONT][FONT=Arial] tûl-i emel olduğu gibi, riyâdan nefret veren ve ihlâsı kazandıran[/FONT][/B][B][FONT=Arial], rabıta-i mevttir.[/FONT][FONT=Arial] Yani, ölümünü düşünüp, dünyanın fâni olduğunu mülâhaza edip, nefsin desiselerinden kurtulmaktır..... Evet, hiç hayale, faraza lüzum kalmadan, bu kısa ömür ağacının başındaki tek meyvesi olan kendi cenazesine bakabilir. Onunla yalnız kendi şahsının mevtini gördüğü gibi, bir parça öbür tarafa gitse asrının ölümünü de görür daha bir parça öbür tarafa gitse dünyanın ölümünü de müşahede eder, ihlâs-ı etemm[/FONT][FONT=Arial]e yol açar.» [/FONT](Lem’alar sh: 163)[/B] [B]49-[FONT=Arial] «O kader-i İlâhî, o ehl-i marifet adamın dostluk ümit ettiği yerden adâvet gösterdi ki, hürmet yüzünden ilmi riyâya girmesin ve ihlâsı kazansın.» [/FONT](Lem’alar sh: 174)[/B] [B]50-[FONT=Arial] «Kardeşlerimin takvâ ve ihlâsları ve ziyaretçilerin hürmet ve hüsn-ü zanları[/FONT][FONT=Arial] içinde, ben bilmeyerek, nefsim müftehirâne, güya müteşekkirâne perdesi altında riyâkârâne bir enâniyet vaziyetini almak istedi. Birden bu ehl-i dünyanın hadsiz hassasiyetle ve hattâ riyâkârlığın zerrelerini de hissedebilir bir tarzda, birden bana iliştiler. Ben Cenâb-ı Hakka şükrediyorum ki, bunların zulmü bana bir vasıta-i ihlâs oldu.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 175)[/FONT][/B] [B]51-[FONT=Arial] «Risale-i Nur şakirdlerinde sırr-ı ihlâsın ne derece yüksek bir terk-i enaniyet ve hazz‑ı nefsîden teberri etmek gibi, ihlâsın en yüksek seciyeleri[/FONT][FONT=Arial] Risale-i Nur şakirdlerinde tezahür ediyor.» [/FONT](Kastamonu Lâhikası sh: 250)[/B] [B]52-[FONT=Arial] «Risale-i Nur’un hakikî şakirdleri, hizmet-i imaniyeyi herşeyin fevkinde görür kutbiyet de verilse ihlâs için hizmetkârlığı tercih[/FONT][/B][B][FONT=Arial] eder[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 251)[/FONT][/B] [B]53-[FONT=Arial] «Hakikat-i ihlâs, benim için şan ve şerefe ve maddî ve mânevî rütbelere vesile olabilen şeylerden beni men ediyor.... hâlis bir hâdim olarak, hakikat-i ihlâs ile, herşeyin fevkinde hakaik-i imaniyeyi on adama ders vermek, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşad etmekten daha ehemmiyetli görüyorum.» [/FONT](Emirdağ Lâhikası-l sh: 75)[/B] [B]54-[FONT=Arial] «Dünyada muvakkat zevkler, kerametler tam nefsini mağlûp etmeyen insanlara bir maksat olup, uhrevî ameline bir sebep teşkil eder, ihlâsı kırılır[/FONT][FONT=Arial]. Çünkü amel-i uhrevî ile dünyevî maksatlar, zevkler aranılmaz aranılsa, sırr-ı ihlâsı bozar[/FONT][/B][B][FONT=Arial].[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](Emirdağ Lâhikası-l sh: 86)[/FONT][/B] [B]55-[FONT=Arial] «Dine, imana hizmeti ve Risale-i Nur’u değil dünya siyasetine, belki kemâlât-ı mâneviyeye ve makamat-ı âliyeye âlet edemediğim gibi, herkesin hoş gördüğü saadet-i uhreviye ve Cehennemden kurtulmaya vesile etmemek ve yalnız emr-i İlâhî ve rıza-yı İlâhîden başka hiçbir şeye âlet etmemek bu zamanda Nurun hakikî kuvveti olan sırr-ı ihlâs-ı hakikîyi muhafaza etmeye[/FONT][/B][B][FONT=Arial] beni mecbur etmiş.[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](Emirdağ Lâhikası-ll sh: 152)[/FONT][/B] [B]56-[FONT=Arial] «“Benim vazifem hizmet-i imaniyedir muvaffak etmek veya etmemek Cenab-ı Hakkın vazifesidir” deyip ihlâs ile hareket etmeyi[/FONT][/B][B]Kur’ân’dan ders almışım.» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 242)[/B] [B]57- [FONT=Arial]«Bu zamanın bir hastalığı daha var o da benlik, enaniyet, hodfuruşluk, hayatını güzelce medeniyet fantaziyesiyle geçirmek iştihası, tiryakilik gibi hastalıklardır. Risale-i Nur’un Kur’ân’dan aldığı dersin en birinci esası benlik, enaniyet, hodfuruşluğu terk etmek lüzumudur. Tâ ihlâs-ı hakikî ile imanın kurtarılması[/FONT][/B][B][FONT=Arial]na hizmet edilsin.[/FONT]» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 245)[/B] [B]İhlası bozan şeyler[FONT=Arial]:[/FONT][/B] [B]58-[FONT=Arial] «Eğer asılsız ve riyaya sebep ve ihlâsı kıracak bir şöhret-i kâzibe[/FONT][/B][B][FONT=Arial]yi kırmak[/FONT][FONT=Arial] için teveccüh-ü âmmeyi hakkımda bozmak murad ise, onlara rahmet! Çünkü teveccüh-ü âmmeye mazhar olmak ve halkların nazarında şöhret kazanmak, benim gibi adamlara zarardır zannederim.» [/FONT](Mektubat sh: 65)[/B] [B]59-[FONT=Arial] «Ben onlara müracaat ve dehalet ettikçe âdil olan kader-i İlâhî, beni onların zalim eliyle tâzip edecektir. Çünkü onlar diyanete merbutiyetimden beni sıkıyorlar kader ise, benim diyanette ve ihlâsta noksaniyet[/FONT][/B][B][FONT=Arial]im var, ara sıra ehl-i dünyaya riyakârlıklarımdan için beni sıkıyor. [/FONT]Öyleyse, şimdilik şu sıkıntıdan kurtuluşum yok. Eğer ehl-i dünyaya müracaat etsem, kader der: “Ey riyakâr, bu müracaatın cezasını çek.” Eğer müracaat etmezsem, ehl-i dünya der: “Bizi tanımıyorsun, sıkıntıda kal.”» (Mektubat sh: 74)[/B] [B]60-[FONT=Arial] «Keşf ü keramet, ezvak u envar verildiği vakit, bir iltifât-ı İlâhî nev’inden kabul edip setrine çalışıyorlar. Fahre değil, belki şükre, ubudiyete daha ziyade giriyorlar. Çokları o ahvâlin istitar ve inkıtâını istemişler, tâ ki amellerindeki ihlâs zedelenmesin. Evet, makbul bir insan hakkında en mühim bir ihsan-ı İlâhî, ihsanını ona ihsas etmemektir—tâ niyazdan naza ve şükürden fahre girmesin.[/FONT][/B] [B]61-[FONT=Arial] İşte bu hakikate binaendir ki, velâyeti ve tarikati isteyenler, eğer velâyetin bazı tereşşuhâtı olan ezvak ve kerâmâtı isterlerse ve onlara müteveccih ise ve onlardan hoşlansa, bâki, uhrevî meyveleri fâni dünyada, fâni bir surette yemek kabilinden olmakla beraber, velâyetin mayası olan ihlâsı kaybedip velâyetin kaçması[/FONT][/B][B][FONT=Arial]na meydan açar.[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT](Mektubat sh: 451)[/B] [B]62- [FONT=Arial]«Hakaik-i Kur’âniye nurdur, ziyadır. Tasannu, temellük, tezellül zulmetleriyle birleşemiyor. Onun için, bu nurların hakikatlerinin meâli benden uzaklaşıyor tarzında bulunarak bana yabanî görünüyor, yabanî kalıyordu. Cenâb-ı Haktan niyaz ediyorum ki, bundan sonra Cenâb-ı Hak bana o hizmete lâyık ihlâs ihsan etsin, ehl-i dünyaya tasannu ve riyâdan kurtarsın.» [/FONT](Lem’alar sh: 44)[/B] [B]63-[FONT=Arial] «Hırs, ihlâsı kırar, amel-i uhreviyeyi zedeler. Çünkü, bir ehl-i takvânın hırsı varsa, teveccüh-ü nâsı ister. Teveccüh-ü nâsı mürâât eden, ihlâs-ı tâmmı bulamaz. » [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 146)[/FONT][/B] [B]64-[FONT=Arial] «Teveccüh-ü nâs istenilmez, belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlâsı kaybeder, riyâya girer. Şan ve şeref arzusu[/FONT][FONT=Arial]yla teveccüh‑ü nâs ise, ücret ve mükâfat değil, belki ihlâssızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır. » [/FONT](Lem’alar sh: 149)[/B] [B]65-[FONT=Arial] «Hizmet-i diniyenin mukabilinde dünyada birşey istenilmemeli ki, ihlâs kaçmasın. Çendan hakları var ki, ümmet onların maişetlerini temin etsin. Hem zekâta da müstehaktırlar. Fakat bu istenilmez, belki verilir. Verildiği vakit de “Hizmetimin ücretidir” denilmez.»[/FONT] (Lem’alar sh: 150)[/B] [B]66-[FONT=Arial] «“Şakirdlerim ne için onun yanına gidiyorlar? Ne için onun kadar şakirdlerim bulunmuyor?” diye, enâniyeti oradan fırsat bulup, mezmûm bir haslet olan hubb-u câha temayül ettirir, ihlâsı kaçırır, riyâ kapısını açar.[/FONT][/B] [B]67-[FONT=Arial] İşte bu hatanın ve bu yaranın ve bu müthiş maraz-ı ruhanînin ilâcı şudur ki: Cenâb-ı Hakkın rızası ihlâs ile kazanılır kesret-i etbâ’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir.» [/FONT](Lem’alar sh: 152)[/B] [B]68- [FONT=Arial]«Enâniyetten tecerrüd edemedikleri için, ifrat ve tefrit yüzünden, ulvî bir menba-ı kuvvet olan ittifakı kaybedip, ihlâs da kırılır. Ve vazife-i uhreviye de zedelenir. Kolayca rıza-yı İlâhî de elde edilmez.»[/FONT] (Lem’alar sh: 153)[/B] [B]69- [FONT=Arial]«Galebe neticesinde ehl-i hak zillete ve mahkûmiyete ve tasannua ve riyâya düşüp ihlâsı kaybeder. O nâmert, himmetsiz, hamiyetsiz bir kısım ehl-i dünyaya dalkavukluk etmeye mecbur olur.»[/FONT][FONT=Arial] (Lem’alar sh: 155)[/FONT][/B] [B]70-[FONT=Arial] «Bazı hissiyat-ı süfliye ve menâfi-i cüz’iyenin hatırı için ihlâsı kırmak[/FONT][/B][B][FONT=Arial]la[/FONT][FONT=Arial], hem bu hizmetteki umum kardeşlerimizin hukukuna tecavüz, hem hizmet-i Kur’âniyenin hürmetine taarruz, hem hakaik-i imaniyenin kudsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz.»[/FONT] (Lem’alar sh: 160)[/B] [B]71- [FONT=Arial]«İhlâsı kıran ve riyâya sevk eden[/FONT][FONT=Arial] pek çok esbabdan iki üçünü muhtasaran beyan edeceğiz.[/FONT][/B] [B]BİRİNCİSİ:[FONT=Arial] Menfaat-i maddiye cihetinden gelen rekabet, yavaş yavaş ihlâsı kırar..... sadaka ve hediye gibi maddî menfaatlerle yardım edip hürmet etmişler. Fakat bu muavenet ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip muntazır kalmakla, lisan-ı hal ile dahi istenilmez[/FONT][/B][B][FONT=Arial]. Belki ummadığı bir halde verilir. Yoksa ihlâsı zedelenir. [/FONT][FONT=Arial]»[/FONT][FONT=Arial] (Lem’alar sh: 164)[/FONT][/B] [B]72-[FONT=Arial] «[/FONT][U][FONT=Arial]İHLÂSI KIRAN İKİNCİ MÂNİ:[/FONT][/U][FONT=Arial] Hubb-u cahtan gelen şöhretperestlik saikasıyla ve şan ve şeref perdesi altında teveccüh-ü âmmeyi kazanmak, nazar-ı dikkati kendine celb etmekle enâniyeti okşamak ve nefs-i emmâreye bir makam vermektir ki, en mühim bir maraz-ı ruhî olduğu gibi, “şirk-i hafî” tabir edilen riyâkârlığa, hodfuruşluğa kapı açar, ihlâsı zedeler.» [/FONT][FONT=Arial](Lem’alar sh: 165)[/FONT][/B] [B]73-[FONT=Arial] «Temeddühü ve sevdirmesi ise, aksülâmelle istiskali celb eder, soğuk düşürtür. Hem amel-i uhrevîde ihlâsı kaybeder, riyâyı karıştırır.»[/FONT] (Lem’alar sh: 275) [/B] [B]74-[FONT=Arial] «“Mustafa Kemal [/FONT][FONT=Arial]sana üç yüz lira maaş verip, Kürdistana ve vilâyât-ı şarkiyeye[/FONT][FONT=Arial], Şeyh Sinûsî[/FONT][FONT=Arial] yerine vâiz-i umumî yapmak teklifini neden kabul etmedin?.... Eğer o teklifi ben kabul etseydim, hiçbir şeye âlet olamayan ve tâbi olmayan ve sırr-ı ihlâsı taşıyan Risale-i Nur meydana gelmezdi. »[/FONT] (Şualar sh: 289) [URL="http://www.tevhid.gen.tr/#_ftn13"][FONT=Arial](*)[/FONT][/URL][/B] [B]75-[FONT=Arial] «Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse[/FONT][/B][B][FONT=Arial], istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez.[/FONT][FONT=Arial] Herhalde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak.»[/FONT][FONT=Arial] (Şualar sh: 362)[/FONT][/B] [B]76-[FONT=Arial] «Mahdud birkaç arkadaşına bedel çok diplomatları[/FONT][/B][B][FONT=Arial] kendisine taraftar kazanmak için zemin hazır iken[/FONT], sırf siyasete karışmamak ve ihlâsına zarar vermemek[FONT=Arial] ve hükûmetin nazarını kendine celb etmemek ve dünya ile meşgul olmamak için, bütün arkadaşlarına yazıp ki, “Sakın cereyanlara kapılmayınız, siyasete girmeyiniz, âsâyişe dokunmayınız” dediği... »[/FONT][FONT=Arial] (Şualar sh: 374)[/FONT][/B] [B]77-[FONT=Arial] «Siyasetten ve siyasî mânâsını işmam eden maddî ve mânevî mertebelerden ihlâs sırrıyla bütün kuvvetiyle kaçan...» [/FONT][FONT=Arial](Şualar sh: 388)[/FONT][/B] [B]78-[FONT=Arial] «Ben, değil dünyevî makamatı ve şan ve şerefi şahsıma kazandırmak, belki mânevî büyük makamat faraza bana verilse de, fakat hizmetteki ihlâsıma nefsimin hissesi karışmak[/FONT][/B][B][FONT=Arial] ihtimaline binaen[/FONT][FONT=Arial] korkarak o makamatı da hizmetime feda etmeye karar verdiğim ve fiilen de öylece hareket... » [/FONT](Şualar sh: 395)[/B] [B]79-[FONT=Arial] «İbadetlerde rekabet edilmemelidir. Olduğu takdirde ihlâsı kaybolur. Ve o rekabeti yapan, halkın takdir ve tahsinleri gibi dünyevî bir mükâfatı düşünür. Zavallı düşünmüyor ki, o düşünceyle amelini adem-i ihlâsla ibtal eder[/FONT][/B][B][FONT=Arial].[/FONT][FONT=Arial] » [/FONT][FONT=Arial](Mesnevî-i Nuriye sh: 227)[/FONT][/B] [B]80-[FONT=Arial] «Çok rica ederim ki, gücenmeyiniz, hediyeyi kabul edemedim. Adem-i kabulün esbabı çoktur. En mühim bir sebep, benim kardeşlerim ve talebelerimle olan münasebetin samimiyetini ve ihlâsı zedelememektir.» [/FONT](Barla Lâhikası-l sh: 122)[/B] [B]81-[FONT=Arial] «Hakaik-i diniyenin fevâid[/FONT][FONT=Arial]-i dünyeviyesi, yalnız müreccih (tercih edici) ve teşvik edici derecesinde olabilir. Eğer illet derecesine çıksa ve o amel-i hayrın yapmasına sebep o fayda olsa, o ameli ibtal eder lâakal ihlâsı kırılır, sevabı kaçar.» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 110)[/FONT][/B] [B]82- [FONT=Arial]«A’mâl-i sâlihanın ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, âhirettedir. O bâki meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onları istemek, âhireti dünyaya tâbi etmek demektir. O amel-i salihin ihlâsı kırılır, nuru gider. Evet, o meyveler istenilmez, niyet edilmez. Verilse, teşvik için verildiğini düşünüp şükreder.» [/FONT](Kastamonu Lâhikası sh: 134)[/B] [B]83- [FONT=Arial]«Risale-i Nur dünya işlerine âlet olamaz, dünya işlerine siper edilmez. Çünkü, ehemmiyetli bir ibadet-i tefekküriye olduğu cihetle, dünyevî maksatlar onunla kasten istenilmez. İstenilse, ihlâs kırılır.... Eğer istemekle olsa, illet olur, ihlâsı kırar, o ibadeti kısmen iptal eder. » [/FONT](Kastamonu Lâhikası sh: 262)[/B] [B]84-[FONT=Arial] «Benim iaşem için[/FONT][FONT=Arial] her gün iki buçuk banknot, hem yeniden benim için bir hane—mobilyasıyla beraber ve istediğim tarzda—yaptırmak için emir gelmiş. Halbuki elli-altmış senelik bir düstur-u hayatım bunu kabul etmemek iktiza eder..... Eğer kabul etsem, yetmiş senelik hayatım gücenecek ve bu zamandan haber verip tama’ ve maaş yüzünden bid’alara giren ve ihlâsı kaybeden âlimler[/FONT][/B][B][FONT=Arial]i[/FONT][FONT=Arial] tokatlayan İmam-ı Ali Radıyallahu Anh dahi benden küsecek ihtimali var ve Risale-i Nur’un hakiki ve sâfi olan ihlâsı beni de ihlâssızlıkla itham etmek[/FONT][FONT=Arial] ciheti var. »[/FONT][FONT=Arial] (Emirdağ Lâhikası-l sh: 24)[/FONT][/B] [B]85-[FONT=Arial] «Neden, ne dahilde, ne hariçte bulunan cereyanlara ve bilhassa siyasetli cemaatlere hiçbir alâka[/FONT][/B][B][FONT=Arial] peydâ etmiyorsun[/FONT][FONT=Arial]? Ve Risale-i Nur ve şakirdlerini mümkün olduğu kadar o cereyanlara temastan men ediyorsun? Halbuki, eğer temas etsen ve alâkadar olsan, birden binler adam Risale-i Nur dairesine[/FONT][/B][B][FONT=Arial] girip, parlak hakikatlerini neşredeceklerdi[/FONT][FONT=Arial] hem bu kadar sebepsiz sıkıntılara hedef olmayacaktın.[/FONT][/B] [B]86-[FONT=Arial] [I]Elcevap:[/I] Bu alâkasızlık ve içtinabın en ehemmiyetli sebebi: Mesleğimizin esası olan ihlâs bizi men ediyor[/FONT][/B][B][FONT=Arial]. [/FONT][FONT=Arial]Çünkü, bu gaflet zamanında, hususan tarafgirâne mefkûreler sahibi, herşeyi kendi mesleğine âlet ederek, hattâ dinini ve uhrevî harekâtını[/FONT][FONT=Arial] da o dünyevî mesleğe bir nevi âlet hükmüne getiriyor. »[/FONT] (Emirdağ Lâhikası-l sh: 38)[/B] [B]87-[FONT=Arial] «Kendimizi satmak ve beğendirmek ve temeddüh etmek, hodfuruşluk etmek ise, Risale-i Nur’un ehemmiyetli bir esası olan ihlâs[/FONT][/B][B][FONT=Arial] sırrını bozmaktır.[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](Emirdağ Lâhikası-l sh: 52)[/FONT][/B] [B]88-[FONT=Arial] «Tekellüfe ve kıymetten ziyade kendimi göstermeye ve ziyade hüsn-ü zan edenlere karşı hoş görünmek için kendimi makam sahibi göstermek ve sırr-ı ihlâsa tam münâfi kendini büyük göstermek [/FONT][FONT=Arial]ve vakar perdesi altında benliğin zararlı ve fâni zevkini aramak» [/FONT][FONT=Arial](Emirdağ Lâhikası-l sh: 201)[/FONT][/B] [B]89-[FONT=Arial] «Faraza velâyet olsa da, bilerek, isteyerek makam yapmak tarzında, velâyetin mahiyetindeki ihlâs ve mahviyete münafi[/FONT][/B][B][FONT=Arial]dir. [/FONT][FONT=Arial]Nübüvvetin vereseleri olan Sahabeler gibi izhar ve dâvâ edemezler onlara kıyas edilmez. » [/FONT](Emirdağ Lâhikası-l sh: 227)[/B] [B]90-[FONT=Arial] «Sırr‑ı ihlâsa ve hiçbir şeye âlet olmamaya bina edilen hizmet-i imaniye ile şahsî makam-ı mâneviyeyi aramamak iktiza ediyor. Harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki, hakikî ihlâsın sırrı bozulmasın[/FONT][/B][B][FONT=Arial].[/FONT][FONT=Arial] » [/FONT][FONT=Arial](Emirdağ Lâhikası-l sh: 244)[/FONT][/B] [B]91-[FONT=Arial] «Tarafgirlik damarı ihlâsı kırar[/FONT][/B][B][FONT=Arial], hakikati değiştirir.[/FONT]» [FONT=Arial](Emirdağ Lâhikası-l sh: 272)[/FONT][/B] [B]92-[FONT=Arial] «Kendim sadaka ve yardımları kabul etmediğim gibi, öyle yardımlara da vesile olamadığımdan, kendi elbisemi ve lüzumlu eşyamı satıp o parayla kendi kitaplarımı, yazan kardeşlerimden satın alıyorum. Tâ Risale-i Nurun ihlâsına dünya menfaatleri girmesin, bir zarar vermesin ve başka kardeşler de ibret alıp[/FONT][FONT=Arial] hiçbir şeye âlet edilmesin.»[/FONT][FONT=Arial] (Emirdağ Lâhikası-l sh: 272)[/FONT][/B] [B]93-[FONT=Arial] «İman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost düşman, derste farketmez. Halbuki siyaset tarafgirliği[/FONT][/B][B][FONT=Arial], bu mânâyı zedeler, ihlâs kırılır.[/FONT][FONT=Arial] Onun içindir ki, Nurcular emsalsiz işkencelere ve sıkıntılara tahammül edip Nuru hiçbir şeye âlet etmediler. Siyaset topuzuna el atmadılar.» [/FONT](Emirdağ Lâhikası-ll sh: 36)[/B] [B]94- [FONT=Arial]«Risale-i Nur gibi sırf imanî ve uhrevî bir hizmet-i kudsiyeyi dünyaya âlet etmemek ve menâfi-i şahsiyeye[/FONT][/B][B][FONT=Arial] vesile yapmamak[/FONT][FONT=Arial] için, o makbul âdete ve o zararsız seciyeye karşı bana bir nefret ve bir kaçınmak ve şiddet-i fakr ve zarureti kabul edip elini insanlara açmamak hâleti verilmişti ki, Risale-i Nur’un hakikî bir kuvveti olan hakikî ihlâs kırılmasın. Ve bunda bir işaret-i mânevî hissediyordum ki, gelecek zamanda maişet derdiyle ehl-i ilmin mağlûbiyeti[/FONT][FONT=Arial] bu ihtiyaçtan gelecektir.»[/FONT][FONT=Arial] (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 74)[/FONT][/B] [B]95-[FONT=Arial] «Mahkemelerce Nurun serbestiyet-i tâmmesi için karar vermek, hariç âlem-i İslâmda[/FONT][FONT=Arial] Nurların hakikî ihlâsına böyle bir şüphe gelecekti ki, ya Nurcular riyakârlığa mecbur olmuşlar veyahut böyle medenîleşmek fikrinde olanlara[/FONT][/B][B][FONT=Arial] ilişmiyorlar,[/FONT][FONT=Arial] zaaf gösteriyorlar diye...»[/FONT] (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 107)[/B] [B]96- [FONT=Arial]«O gelecek zatın ismini vermek[/FONT][/B][B][FONT=Arial],[/FONT][FONT=Arial] üç vazifesi birden hatıra geliyor yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan Nur’daki ihlâs zedelenir.»[/FONT][FONT=Arial] (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh:10)[/FONT][/B] [B]Risale-i Nur Külliyatından nakledilen yukarıdaki sarih ifade ve beyanların kati neticesi olarak ihlâs düsturu, değişmez bir esastır. Hatta yapılan hizmetin makbuliyeti ve ibadet vasfını kazanması için ihlâs şarttır.[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Esaslarda İttifak zaruridir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst