Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Esaslarda İttifak zaruridir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Garib" data-source="post: 28432" data-attributes="member: 1249"><p><strong>2-sadakat Ve Fedakârlik Düstur Ve Esasi</strong></p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="color: Black"><strong><span style="color: Red">2-SADAKAT VE FEDAKÂRLIK DÜSTUR VE ESASI</span></strong></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Bir ameli, Allah emrettiği için yapmak<span style="font-family: 'Arial'"> ihlas, emredildiği gibi yapmak</span><span style="font-family: 'Arial'"> ise sadakattır. Sadakatın</span><span style="font-family: 'Arial'"> biri manevî, diğeri fiilî olarak iki ciheti vardır. Kişinin bağlandığı davaya ciddi ve kalbî samimiyeti, sadakatın manevî cihetidir. Bu manevî bağlılığın fiilî tezahürü ise; bağlandığı şeyin icablarını harfiyyen ve tasarruf etmeden yerine getirmek ve fiilen sadakatını isbat etmeye çalışmaktır.»</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong> Evet bu fiilî sadakata bakan ve sadece kalb temizliğine güvenenleri ikaz eden şu beyan, cidden dikkate alınmalıdır. Şöyle ki:</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>1-<span style="font-family: 'Arial'"> «O biçareler, “Kalbimiz Üstadla beraberdir” fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki, ehl-i ilhâdın cereyanına</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> kuvvet veren ve propagandalarına kapılan</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">,</span><span style="font-family: 'Arial'"> belki bilmeyerek hafiyelikte istimal</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> edilmek</span><span style="font-family: 'Arial'"> tehlikesi bulunan bir adamın “Kalbim sâfidir, Üstadımın mesleğine sâdıktır” demesi bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor, hades vuku buluyor. Ona “Namazın bozuldu” denildiği vakit, o diyor: “Neden namazım bozulsun? Kalbim sâfidir.”</span> (Mektubat sh: 412)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Hizmet Rehberinin mukaddimesinde, Risale-i Nur’dan derlenmiş olan muhteviyatı hakkında deniliyor ki:</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>2- <span style="font-family: 'Arial'">«Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin meslek ve meşrebine</span><span style="font-family: 'Arial'"> dair Kur’andan ders aldığı çok muazzam bazı hakikatleri, hizmet-i imaniyede bulunan Nur Şakirdleri için daima tazelenen bir dersimiz ve her vakit temessük edeceğimiz değişmez düsturumuz, maddî-manevî her türlü engeller karşısında muvaffakiyete, rıza-yı İlahîye îsal edici en ehemmiyetli rehberimiz...» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Hizmet Rehberi sh: 5)</span><em><span style="font-family: 'Arial'"> diyerek eserdeki düsturlar nazara veriliyor. Yazının devamında ise:</span></em></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>3- <span style="font-family: 'Arial'">«Üstad Bediüzzaman’ın azamî ihlas, azamî sadakat ve azamî fedakârlık</span><span style="font-family: 'Arial'"> manasını ihtiva eden, gösteren ve işaret eden mesleğini nazara vermek lâzım gelmektedir. Ta ki, hizmet-i Nuriyede bulunacak Kur’an Şakirdleri kıyamete kadar bu düsturlar müvacehesinde hareket</span><span style="font-family: 'Arial'"> etsinler. Muvaffakiyetin ve rıza-yı İlahîye nailiyetin, ancak bu suretle mümkün olacağına kat’i kanaat getirsinler.» </span>(Hizmet Rehberi sh: 6)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Şeklindeki ifade ile de sadakatın, düsturlara bağlılık olduğuna ve kıyamete kadar da değişmeyeceğine dikkat çekiliyor. Yine aynı yazıda:</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>4- <span style="font-family: 'Arial'">«Risale-i Nur hizmetinde tecelli eden rıza-yı İlahî ve tevfik nurlarının tevali ve devam etmesi için herhalde Hazret-i Üstad Bediüzzaman’ın takib ettiği meslek ve meşrebi</span><span style="font-family: 'Arial'">, yarım asra yaklaşan uzun bir hizmet devresinde muhtelif hâdiseler, şiddetli tazyikat ve hücumlar karşısında maddî ve manevî engeller içerisinde takındığı tavır, niyaz ve yaşadığı halet-i ruhiye ve gösterdiği azim ve sadakat gibi ahvali olan “sıddıkiyet mesleğidir”</span><span style="font-family: 'Arial'"> ki Nur Talebeleri için ehemmiyetle bilinmek, anlaşılmak ve yaşanmak îcab eder.» </span>(Hizmet Rehberi sh: 7)<em> diye sadakatın lüzumunun nazara verilmesi tavsiye edilir. Aynı yazıda aynı hükmü te’yiden şu tavsiyeler var:</em></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>5- <span style="font-family: 'Arial'">«Dersimizi hakaik-ı Kur’aniye ve envar-ı imaniye hazinesi olan Risale-i Nur’dan aldığımız gibi, birbirimizle manevî münasebet, alâka, uhuvvet ve muhabbet düsturlarımızı da hep o Risale-i Nur’dan ders alacağız. Evet bu zamanda, bu dehşetli ve cihanşümul hâdiseler hengâmında Kur’an Şakirdleri cüz’î ve küllî, ferdî ve içtimaî bütün ders ve ikazlarını Risale-i Nur’la tahsil edeceklerdir.» </span>(H. Rehberi sh: 8)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>6- <span style="font-family: 'Arial'">«Risale-i Nur’daki hakaik, nasılki doğrudan doğruya feyz-i Kur’andan mülhem hakaik-ı imaniyedir, zaman ve zemine göre değişmez ebedî hakikatlardır. O kudsî hakaikın ders ve taliminde, neşir ve ilânatında da hizmete taalluk eden irşad, ikaz, teşvik ve tergibi tazammun eden şu gelecek mes’eleler de herhalde değişmez dersler ve esasattır ki, Nur Talebeleri hayatın ve hizmetin muhtelif saha ve safhalarında onlardan istifade edrler, müşkilatlarını giderirler.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Hizmet Rehberi sh: 9)</span> </strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Bazan çok zor şartlar ve tehlike karşısında kalan şâkirdlerin o tazyikat içinde sadakatı muhafaza edememe<span style="font-family: 'Arial'"> halinde duadan mahrum kalmamaları için duada sâdıkîn kelimesinin kaldırılabileceğine cevaz veren mektubunda Üstad Bediüzzaman diyor ki: </span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>7-<span style="font-family: 'Arial'">«Ben, birkaç gündür bir duamı değiştirdim. Şimdiye kadar bazen yüz defa tekrarla veya gibi dualarda cümlesinden kelimesini kaldırdım—tâ ki ruhsatla amele kendini mecbur bilen ve sıkıntının verdiği evham ve me’yusiyet cihetiyle zâhirî inkâr ve çekinmekle azimet ve sadakate muhalif hareket eden</span><span style="font-family: 'Arial'"> kardeşlerimiz o dualardan mahrum kalmasınlar.» </span>(Şualar sh: 328)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Demek oluyor ki, normal şartlar içinde sadakat şarttır.</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>8-<span style="font-family: 'Arial'"> «Kardeşlerim! Herhalde bu kadar sıkıntı ve zararı çeken zayıf bir kısım aile sahipleri, bir derece Risale-i Nur’dan ve bizden çekinmek, belki vazgeçmek için bir mazeret olabilir zannıyla, tahliyeden sonra değişmek ihtimaline binaen derim: Bu derece kıymettar bir mala bu maddî ve mânevî fiyat veren ve bu azabı çeken, o maldan vazgeçmek büyük bir hasârettir. Hem herbirisi, Risale-i Nur’un eczalarını ve alâkadarlarını ve bizi muhafaza ve yardım ve hizmeti birden bıraksa, hem ona, hem bizlere lüzumsuz bir zarardır. Onun için, ihtiyatla beraber, sadakatı ve irtibatı ve hizmeti değiştirmemek</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> lâzımdır.</span><span style="font-family: 'Arial'">»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Şualar sh: 342)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>9-<span style="font-family: 'Arial'"> «Böyle ihlâslı sadakat, liveçhillâh uhuvvet</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve fisebîlillâh muavenet, ancak âlî-himmet sıddîkînlerde</span><span style="font-family: 'Arial'"> bulunur. »</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Kastamonu Lâhikası sh: 20)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>10-<span style="font-family: 'Arial'"> «Dört senedir Üstadın çarşı işinde hizmet eden bir zat, birden sadakati bırakıp</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> mesleğini değiştirdi.</span><span style="font-family: 'Arial'"> Birden şefkatsiz bir tokat yedi. Bir senedir daha çekiyor.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 51)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>11-<span style="font-family: 'Arial'"> «Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlâs</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> lâzımdır. </span><span style="font-family: 'Arial'">Onda terakki etmeliyiz. » </span>(Kastamonu Lâhikası sh: 89)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>12-<span style="font-family: 'Arial'"> «Yirmi senedenberi tahribkârâne eşedd-i zulüm altında o derece ahlâk bozulmuş ve metanet ve sadakat kaybolmuş</span><span style="font-family: 'Arial'"> ki, ondan, belki de yirmiden birisine itimat edilmez. Bu acip hâlâta karşı çok fevkalâde sebat ve metanet ve sadakat ve hamiyet-i İslâmiye</span><span style="font-family: 'Arial'"> lâzımdır, yoksa akîm kalır, zarar verir.» </span>(Kastamonu Lâhikası sh: 90)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong> Risale-i Nurun şirket-i uhreviyesinden istifade edebilmek için gereken şartlardan birisi de sadakattır. Şöyle ki: </strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>13- <span style="font-family: 'Arial'">«Risale-i Nur dairesinde sadakat</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve hizmet ve takvâ ve içtinab-ı kebâir; derecesiyle o ulvî ve küllî ubudiyete sahip olur. Elbette, bu büyük kazancı kaçırmamak için, takvâda, ihlâsta, sadakatte çalışmak</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> gerektir.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 96)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Dünya hayatını ahirete tercih ettiren, bu asrın dehşetli hastalığından ikaz eden bir ayetin izahında Bediüzzaman Hazretleri, kurtuluş sebeblerinden biri olarak sadakatı şart koşar. Şöyle ki:</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>14- <span style="font-family: 'Arial'">«Bu acib asrın bu acib hastalığına ve dehşetli marazına karşı Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyânın tiryak misâl ilâçlarının nâşiri olan Risale-i Nur dayanabilir ve onun metîn, sarsılmaz, sebatkâr, hâlis, sâdık, fedakâr şakirdler</span><span style="font-family: 'Arial'">i mukavemet edebilir. Öyleyse, herşeyden evvel onun dairesine girmeli, sadakatle, tam metanet </span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">ve ciddî ihlâs ve tam itimadla ona yapışmak</span><span style="font-family: 'Arial'"> lâzım ki, o acib hastalığın tesirinden kurtulsun.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(K. Lâhikası sh: 105)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>15- <span style="font-family: 'Arial'">«Risale-i Nur, kendi sâdık ve sebatkâr şakirdleri</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">ne kazandırdığı </span>çok büyük kâr ve kazanç ve pek çok kıymettar neticeye mukabil fiyat olarak, o şakirdlerden tam ve hâlis bir sadakat ve dâimî ve sarsılmaz bir sebat</strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> ister</span><span style="font-family: 'Arial'">.... iştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla, herbir şakirdine, herbir günde binler hâlis lisanlarla edilen makbul duaları ve binler ehl-i salâhatin işledikleri a’mâl-i salihanın misil sevaplarını kazandırıp, herbir hakikî sâdık ve sebatkâr şakirdini</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> amelce binler adam hükmüne getirdiğine</span><span style="font-family: 'Arial'"> delil, kerametkârâne ve takdirkârâne İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü’nün üç ihbarı ve keramet-i gaybiye ve Gavs-ı Âzamdaki (k.s.) tahsinkârâne ve teşvikkârâne beşareti ve Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyânın kuvvetli işaretiyle o hâlis şakirdler, ehl-i saadet ve ashab-ı Cennet olacaklarına müjdesi pek kat’î ispat ederler. Elbette böyle bir kazanç, öyle bir fiyat ister.» </span>(Kastamonu Lâhikası sh: 122)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>16-<span style="font-family: 'Arial'"> «Ben tahmin ediyorum ki, bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında selâmet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran yalnız hakikî ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. Bunların içinde de en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur’un dairesine sadakatle girenler</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">dir</span><span style="font-family: 'Arial'">.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(K. Lâhikası sh: 123)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>17-<span style="font-family: 'Arial'"> «Cesurca, fakat kalemsiz iki adam, Risale-i Nur dairesine biri birisini getirdi. Onlara dedim ki:“Bu dairenin verdiği büyük neticelere mukabil, sarsılmaz bir sadakat ve kırılmaz bir metanet</span><span style="font-family: 'Arial'"> ister. Isparta kahramanlarının gösterdikleri harikalar ve cihan-pesendâne hidemât-ı Nuriyenin esası, harika sadakatleri ve fevkalâde metanetleri</span><span style="font-family: 'Arial'">dir. Bu metanetin birinci sebebi, kuvvet-i imaniye ve ihlâs hasletidir. İkinci sebebi, cesaret-i fıtriye</span><span style="font-family: 'Arial'">dir.”</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Onlara dedim: “Sizler cesaretle ve efelikle tanınmışsınız ve dünyaya ait ehemmiyesiz şeyler için fedakârlık gösterirsiniz. Elbette Risale-i Nur’un kudsî hizmetinde ve cihana değer uhrevî neticelerine mukabil, merdâne ve fedakârâne cesaret ve metanet gösterip sadakatinizi muhafaza</strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> edersiniz</span><span style="font-family: 'Arial'">” » </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 144)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>18-<span style="font-family: 'Arial'"> «Ben dahi, iman ve sadakat şartıyla</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">,</span><span style="font-family: 'Arial'"> Risale-i Nur talebelerini bütün dualarıma ve manevî kazançlarıma, yirmi dört saatte, iştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla, bazan yüz defadan ziyade “Risale-i Nur talebeleri” ünvanıyla hissedar ediyorum.»</span><span style="font-family: 'Arial'"> (Kastamonu Lâhikası sh: 149)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>19-<span style="font-family: 'Arial'"> «Sadakat ve kanaatle</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> Risale-i Nur dairesine giren,</span><span style="font-family: 'Arial'"> imanla kabre gireceğine</span><span style="font-family: 'Arial'"> gayet kuvvetli senetler var.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 263)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>20-<span style="font-family: 'Arial'"> «En eski şakirdlerden olan Kâtip Osman</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve Halil İbrahim</span><span style="font-family: 'Arial'">, hiç sarsılmadan, değişmeden, sadakatlerinde demir gibi</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> devam edip </span><span style="font-family: 'Arial'">çoklara da hüsn-ü misal oluyorlar.» </span>(Emirdağ Lâhikası-l sh: 83)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>21-<span style="font-family: 'Arial'"> «Hulûsi</span><span style="font-family: 'Arial'">, Hakkı</span><span style="font-family: 'Arial'"> gibi yirmi seneye yakın bir zamandan beri mâbeynlerinde olan samimane dostluk ve kardeşlik tam devam ve sebat ettiği gibi, onların Risale-i Nur’a karşı alâka ve irtibat ve sadakatleri, aynen mâbeynlerindeki hâlisâne münasebetleri gibi hem devam ediyor, hem metanet kesb ediyor, ârızalarla sarsılmıyor.» </span>(Emirdağ Lâhikası-l sh: 92)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>22-<span style="font-family: 'Arial'"> «Benden ziyade Risale-i Nur ve şakirdlerini himaye ve muhafaza etmek ve ehl-i siyasetin ve beni zehirleyen düşmanlarımın desiselerinden kurtarmak için gayet derecede bir ihtiyat, tam bir sadakat ve benim yerimde tam bir dikkatle</span><span style="font-family: 'Arial'"> mükellefsiniz. Yoksa az bir hatâ, yalnız bana değil, belki binler mâsum şakirdlere ve şimdi parlayan şerefinize dokunacak.» </span>(E.Lâhikası-l sh: 144)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>23-<span style="font-family: 'Arial'"> «Tahirî</span><span style="font-family: 'Arial'">’nin, Denizli hapsinde</span><span style="font-family: 'Arial'">, unutulmaz hâlisane hizmetiyle ve Nurlara sarsılmaz sadakatiyle ve yanılmaz zekâvetiyle ve çekilmez bahadırlığıyla daire-i Nurda ehemmiyetli makamı için, bütün bu defaki mektubunu Lâhikaya geçirdik. » </span>(Emirdağ Lâhikası-l sh: 161)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Sadakat sıfatlarına sahip Nur talebelerinin her devrede olmalarına işaret eden bazı kısımlar:</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>24-<span style="font-family: 'Arial'"> «O zat, o taifenin uzun tetkikatıyla yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onunla o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve mânevî ordusu, yalnız ihlâs ve sadakat ve tesanüd sıfatları</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'">na tam sahip</span><span style="font-family: 'Arial'"> olan bir kısım şakirdlerdir.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Emirdağ Lâhikası-l sh: 266)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>25-<span style="font-family: 'Arial'"> «Bize ezâ ve cefâ edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale-i Nur’a sadakat ve sebatla çalışmalarını</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> tavsiye ederim.</span><span style="font-family: 'Arial'">» </span><span style="font-family: 'Arial'">(E. Lâhikası-ll sh: 81)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>26- <span style="font-family: 'Arial'">«O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektedir. Birinci vazife, maddî kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlâs ve sadakatle olduğu</span><span style="font-family: 'Arial'"> halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddî bir kuvvet ve hakimiyet lâzım..»</span> (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 9)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>27- <span style="font-family: 'Arial'">«<em>İkincisi: </em>Van’da inzivada iken garba nefyedilip Isparta’nın Barla nahiyesinde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki, Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıdır. Âzamî ihlâs, âzamî fedakârlık, âzamî sadakat, metanet ve dikkat ve iktisat</span><span style="font-family: 'Arial'"> içinde Risale-i Nur’la giriştiği hizmet-i imaniye ve mânevî cihad-ı diniyedir.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Tarihçe-i Hayat sh: 27)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong><em><span style="font-family: 'Arial'">SADAKAT’IN TAM OLABİLMESİ İÇİN ÂZAMÎ FEDAKÂRLIK GEREKİR</span></em></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Din yolunda ve dine hizmet için azamî fedakârlık göstermek sadakatin şartlarındandır. Yani lüzumunda din için mal, aile ve hayat gibi meşru haklardan vazgeçip feda etmektir. Aynı zamanda dava arkadaşları arasında şahsî hukukta anlaşmazlık çıkarsa, hizmetin selâmeti için kendi hakkından vazgeçmek, keza din yolunda mahrumiyet ve maddî imkânsızlıklara veya din düşmanlarının zulümlerine maruz kalınmasına rağmen sabr u sebat etmek, büyük bir fedakârlıktır. İşte Nurculukta bu mânâda azamî fedakârlık bir esastır.</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>28- <span style="font-family: 'Arial'">«Evet, kardeşlerim, bu zamanda öyle dehşetli cereyanlar ve hayat ve cihanı sarsacak hadiseler içinde hadsiz bir metanet ve itidal-i dem ve nihayetsiz bir fedakârlık taşımak gerektir.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 197)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>29- <span style="font-family: 'Arial'">«Nur şakirdlerinden çokları hem malını, hem istirahatini, hem dünya zevklerini, hem lüzum olsa hayatını Nurun hizmetinde feda ediyorlar. Sen, ey nefsim neden fedakârlıkta en geri kalmak istersin?» </span>(Emirdağ Lâhikası-l sh: 200)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>30- <span style="font-family: 'Arial'">«Hakikî ihlâslı Nurcu</span><span style="font-family: 'Arial'">lar, menfaat-i maddiyeye ehemmiyet vermedikleri gibi, bir kısmı, âzamî iktisat ve kanaatle ve fakirü’l-hal olmalarıyla beraber, sabır ve insanlardan istiğna ile ve hizmet-i Kur’âniyede hakikî bir ihlâs ve fedakârlıkla ve çok kesretli ve şiddetli ehl-i dalâlete karşı mağlûp olmamak için ve muhtaçları hakikate ve ihlâsa dâvet etmekte bir şüphe bırakmamak için ve rızâ-yı İlâhîden başka o hizmet-i kudsiyeyi hiçbirşeye âlet etmemek için, bir cihette hayat-ı içtimaiye faydalarından çekiniyorlar.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Emirdağ Lâhikası-ll sh: 170)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>31-<span style="font-family: 'Arial'"> «Üstadın hayatı, küllî hizmeti noktasından topluca iki büyük safha arz etmektedir...</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong><em><span style="font-family: 'Arial'">İkincisi: </span></em><span style="font-family: 'Arial'">Van</span><span style="font-family: 'Arial'">’da inzivada iken garba nefyedilip Isparta</span><span style="font-family: 'Arial'">’nın Barla</span><span style="font-family: 'Arial'"> nahiyesinde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki, Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıdır. Âzamî ihlâs, âzamî fedakârlık, âzamî sadakat, metanet ve dikkat ve iktisat içinde Risale-i Nur’la giriştiği hizmet-i imaniye ve mânevî cihad-ı diniye</span><span style="font-family: 'Arial'">dir.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(T. H. s: 27)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>32-<span style="font-family: 'Arial'"> «Bu dehşetli dinsizlik komiteleri</span><span style="font-family: 'Arial'"> öyle dehşetli hücumları ve desiseleri yapıyorlardı ki, bunlara karşı gelmek için âzamî fedakârlık</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> yapmak</span><span style="font-family: 'Arial'"> ve harekât-ı dîniyesini rızâ-i İlâhîden başka hiç bir şeye âlet yapmamak lâzım geliyordu.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Hanımlar Rehberi sh: 26)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>33- <span style="font-family: 'Arial'">«Din dersleri</span><span style="font-family: 'Arial'">ni kaldırıp Ezan-ı Muhammedî</span><span style="font-family: 'Arial'">yi kaldırmak gibi dehşetli hücumlara karşı, âzamî fedakârlık ve âzamî sebat ve metanet ve herşeyden istiğna etmek lüzumu karşısında ben bir sünnet-i seniyye olan evlenmek</span><span style="font-family: 'Arial'"> âdetini terk ettim ki, tâ çok haramlara girmeyeyim. Ve çok vacipleri ve farzları</span><span style="font-family: 'Arial'"> yapabileyim.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Hanımlar Rehberi sh: 27)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>34- <span style="font-family: 'Arial'">«Çok bîçarelerin saadet-i bâkıyeleri için ve dalâlete düşmemeleri ve îmânlarını takviye edip kurtarmaları için ve hakikat-ı Kur’âniye ve îmâniyeye tam hizmet etmek ve hariçten gelen, dahilde çıkan dinsizlere karşı dayanmak için, zail ve fânî dünyasını terk etmek, elbette sünnet-i seniyeye</span><span style="font-family: 'Arial'"> muhalefet değil belki hakikat-ı sünnete mutabakattır. Ve Sıddîk-ı Ekber</span><span style="font-family: 'Arial'">’in: “Cehennemde vücudum büyüsün, tâ ehl-i îmâna yer bulunmasın” diye fedakârlıkta âzamî sadakatın bir zerresini kazanmak fikriyle, bîçare Said bütün ömründe tecerrüdü, istiğnayı ihtiyar etmiş.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Hanımlar Rehberi sh: 29)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>35-<span style="font-family: 'Arial'"> «Bediüzzaman, Kur’ân, imân, İslâmiyet hizmeti için, dünyevî rahatlıklarını fedâ etmiş dünyevî, şahsî servetler edinmemiş, zühd ve takvâ ve riyâzet, iktisad ve kanaatla ömür geçirerek dünya ile alâkasını kesmiştir.» </span>(Sözler sh: 757)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>36-<span style="font-family: 'Arial'"> «Amansız din düşmanlarının plânlarıyla mahkemelere sürüklenen Risale-i Nur talebelerinin müdafaaları ve bu talebelerin İslâmiyete hizmetleri esnasında, gizli İslâmiyet düşmanı, insafsız, cebbar zâlimlerin entrikalariyle maruz kaldıkları işkencelerden yılmamak, şahıslarını düşünmeden, yani, şahsî refahlarını İslâmın refah ve saadeti için fedâ ederek, sıddıkıyetle sebat etmeleri ve eşedd-i zulme mukavemet etmeleri, âşikâr bir delil teşkil etmektedir.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Sözler sh: 766)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>37-<span style="font-family: 'Arial'"> «“Yüzer milyon başların feda oldukları bir kudsî hakikate başımız dahi feda olsun. Dünyayı başımıza ateş yapsanız, hakikat-i Kur’âniyeye feda olan başlar, zındıkaya teslim-i silâh etmeyecek ve vazife-i kudsiyesinden vazgeçmeyecekler inşaallah!”» </span>(Lem’alar sh: 262)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>38-<span style="font-family: 'Arial'"> «Eğer başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa, hergün biri kesilse, hakikat-i Kur’âniyeye feda olan bu başı zındıkaya ve küfr-ü mutlaka eğmem ve bu hizmet-i imaniye ve nuriyeden vazgeçmem ve geçemem.» </span>(Şualar sh: 351)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>39- <span style="font-family: 'Arial'">«Mülhidleri kat’î bir surette iskât etmek, bilfiil, maddeten öyle fedakârlar lâzım ki, dünyanın en mühim meşgaleleri, belki büyük zararları onların hakaik-i imaniye ihtiyaçlarını susturmuyor.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 230)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>40- <span style="font-family: 'Arial'">«Bu ikinci nefs-i emmârede şuursuz kör hissiyat bulunduğu için, akıl ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor ki onlarla ıslah olsun ve kusurunu anlasın. Yalnız tokatlar ve elemlerle nefret edip, veya tam bir fedailiğe her hissini maksadına feda</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> etsin</span><span style="font-family: 'Arial'">. Ve Risale-i Nur’un erkânları gibi, herşeyini, enaniyetini bıraksın.» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Kastamonu Lâhikası sh: 233)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>41-<span style="font-family: 'Arial'"> «Nefis ve şeytan, sizi, kardeşinize karşı itiraza ve haklı olarak tenkide sevk ettiği vakit, deyiniz ki: “Biz, değil böyle cüz’î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi Risale-i Nur’un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice itibarıyla dünyaya, enaniyete ait herşeyi feda etmek</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> vazifemizdir</span><span style="font-family: 'Arial'">” deyip nefsinizi susturunuz.» </span>(Kastamonu Lâhikası sh: 234)</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>42-<span style="font-family: 'Arial'"> «Münafıkların mezkûr plânlarının inadına, rağmına dünyayı terk edip kendini Risale-i Nur’a vakfediyor ve Üstadımızın dediği gibi diyorlar: “Zaman, İslâmiyet fedaisi</span></strong><strong><span style="font-family: 'Arial'"> olmak zamanıdır</span><span style="font-family: 'Arial'">.”» </span><span style="font-family: 'Arial'">(Tarihçe-i Hayat sh: 691)</span></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>Nümune olarak ve kısmen nakledilen mezkûr ifadelerde görüldüğü üzere Risale-i Nurun hizmet hayatında “fedakârlık” keyfiyeti teşkil eden meziyetlerden değişmez bir esastır. Hizmet hayatında rahatını, menfaatini düşünen ve hizmetin maslahatına göre değil, kendi isteklerine göre hizmete bakanların fedakârlığı ciddiyet kazanamaz ve kendini hizmete değil, hizmeti kendine tabi yapmış olur.</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Black"><strong>İşte yukarıda tesbit edilen beyan ve sarih ifadeler, sadakat ve fedakârlığın değişmez bir düstur ve esas olduğunu gösteriyor.</strong></span></p> <p style="text-align: center"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Garib, post: 28432, member: 1249"] [b]2-sadakat Ve Fedakârlik Düstur Ve Esasi[/b] [CENTER][B][COLOR=Black][B][COLOR=Red]2-SADAKAT VE FEDAKÂRLIK DÜSTUR VE ESASI[/COLOR][/B][/COLOR][/B] [COLOR=Black][B]Bir ameli, Allah emrettiği için yapmak[FONT=Arial] ihlas, emredildiği gibi yapmak[/FONT][FONT=Arial] ise sadakattır. Sadakatın[/FONT][FONT=Arial] biri manevî, diğeri fiilî olarak iki ciheti vardır. Kişinin bağlandığı davaya ciddi ve kalbî samimiyeti, sadakatın manevî cihetidir. Bu manevî bağlılığın fiilî tezahürü ise; bağlandığı şeyin icablarını harfiyyen ve tasarruf etmeden yerine getirmek ve fiilen sadakatını isbat etmeye çalışmaktır.»[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B] Evet bu fiilî sadakata bakan ve sadece kalb temizliğine güvenenleri ikaz eden şu beyan, cidden dikkate alınmalıdır. Şöyle ki:[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]1-[FONT=Arial] «O biçareler, “Kalbimiz Üstadla beraberdir” fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki, ehl-i ilhâdın cereyanına[/FONT][/B][B][FONT=Arial] kuvvet veren ve propagandalarına kapılan[/FONT][/B][B][FONT=Arial],[/FONT][FONT=Arial] belki bilmeyerek hafiyelikte istimal[/FONT][/B][B][FONT=Arial] edilmek[/FONT][FONT=Arial] tehlikesi bulunan bir adamın “Kalbim sâfidir, Üstadımın mesleğine sâdıktır” demesi bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor, hades vuku buluyor. Ona “Namazın bozuldu” denildiği vakit, o diyor: “Neden namazım bozulsun? Kalbim sâfidir.”[/FONT] (Mektubat sh: 412)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]Hizmet Rehberinin mukaddimesinde, Risale-i Nur’dan derlenmiş olan muhteviyatı hakkında deniliyor ki:[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]2- [FONT=Arial]«Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin meslek ve meşrebine[/FONT][FONT=Arial] dair Kur’andan ders aldığı çok muazzam bazı hakikatleri, hizmet-i imaniyede bulunan Nur Şakirdleri için daima tazelenen bir dersimiz ve her vakit temessük edeceğimiz değişmez düsturumuz, maddî-manevî her türlü engeller karşısında muvaffakiyete, rıza-yı İlahîye îsal edici en ehemmiyetli rehberimiz...» [/FONT][FONT=Arial](Hizmet Rehberi sh: 5)[/FONT][I][FONT=Arial] diyerek eserdeki düsturlar nazara veriliyor. Yazının devamında ise:[/FONT][/I][I][/I][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]3- [FONT=Arial]«Üstad Bediüzzaman’ın azamî ihlas, azamî sadakat ve azamî fedakârlık[/FONT][FONT=Arial] manasını ihtiva eden, gösteren ve işaret eden mesleğini nazara vermek lâzım gelmektedir. Ta ki, hizmet-i Nuriyede bulunacak Kur’an Şakirdleri kıyamete kadar bu düsturlar müvacehesinde hareket[/FONT][FONT=Arial] etsinler. Muvaffakiyetin ve rıza-yı İlahîye nailiyetin, ancak bu suretle mümkün olacağına kat’i kanaat getirsinler.» [/FONT](Hizmet Rehberi sh: 6)[I][/I][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]Şeklindeki ifade ile de sadakatın, düsturlara bağlılık olduğuna ve kıyamete kadar da değişmeyeceğine dikkat çekiliyor. Yine aynı yazıda:[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]4- [FONT=Arial]«Risale-i Nur hizmetinde tecelli eden rıza-yı İlahî ve tevfik nurlarının tevali ve devam etmesi için herhalde Hazret-i Üstad Bediüzzaman’ın takib ettiği meslek ve meşrebi[/FONT][FONT=Arial], yarım asra yaklaşan uzun bir hizmet devresinde muhtelif hâdiseler, şiddetli tazyikat ve hücumlar karşısında maddî ve manevî engeller içerisinde takındığı tavır, niyaz ve yaşadığı halet-i ruhiye ve gösterdiği azim ve sadakat gibi ahvali olan “sıddıkiyet mesleğidir”[/FONT][FONT=Arial] ki Nur Talebeleri için ehemmiyetle bilinmek, anlaşılmak ve yaşanmak îcab eder.» [/FONT](Hizmet Rehberi sh: 7)[I] diye sadakatın lüzumunun nazara verilmesi tavsiye edilir. Aynı yazıda aynı hükmü te’yiden şu tavsiyeler var:[/I][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]5- [FONT=Arial]«Dersimizi hakaik-ı Kur’aniye ve envar-ı imaniye hazinesi olan Risale-i Nur’dan aldığımız gibi, birbirimizle manevî münasebet, alâka, uhuvvet ve muhabbet düsturlarımızı da hep o Risale-i Nur’dan ders alacağız. Evet bu zamanda, bu dehşetli ve cihanşümul hâdiseler hengâmında Kur’an Şakirdleri cüz’î ve küllî, ferdî ve içtimaî bütün ders ve ikazlarını Risale-i Nur’la tahsil edeceklerdir.» [/FONT](H. Rehberi sh: 8)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]6- [FONT=Arial]«Risale-i Nur’daki hakaik, nasılki doğrudan doğruya feyz-i Kur’andan mülhem hakaik-ı imaniyedir, zaman ve zemine göre değişmez ebedî hakikatlardır. O kudsî hakaikın ders ve taliminde, neşir ve ilânatında da hizmete taalluk eden irşad, ikaz, teşvik ve tergibi tazammun eden şu gelecek mes’eleler de herhalde değişmez dersler ve esasattır ki, Nur Talebeleri hayatın ve hizmetin muhtelif saha ve safhalarında onlardan istifade edrler, müşkilatlarını giderirler.» [/FONT][FONT=Arial](Hizmet Rehberi sh: 9)[/FONT] [/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]Bazan çok zor şartlar ve tehlike karşısında kalan şâkirdlerin o tazyikat içinde sadakatı muhafaza edememe[FONT=Arial] halinde duadan mahrum kalmamaları için duada sâdıkîn kelimesinin kaldırılabileceğine cevaz veren mektubunda Üstad Bediüzzaman diyor ki: [/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]7-[I][/I][FONT=Arial]«Ben, birkaç gündür bir duamı değiştirdim. Şimdiye kadar bazen yüz defa tekrarla veya gibi dualarda cümlesinden kelimesini kaldırdım—tâ ki ruhsatla amele kendini mecbur bilen ve sıkıntının verdiği evham ve me’yusiyet cihetiyle zâhirî inkâr ve çekinmekle azimet ve sadakate muhalif hareket eden[/FONT][FONT=Arial] kardeşlerimiz o dualardan mahrum kalmasınlar.» [/FONT](Şualar sh: 328)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]Demek oluyor ki, normal şartlar içinde sadakat şarttır.[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]8-[FONT=Arial] «Kardeşlerim! Herhalde bu kadar sıkıntı ve zararı çeken zayıf bir kısım aile sahipleri, bir derece Risale-i Nur’dan ve bizden çekinmek, belki vazgeçmek için bir mazeret olabilir zannıyla, tahliyeden sonra değişmek ihtimaline binaen derim: Bu derece kıymettar bir mala bu maddî ve mânevî fiyat veren ve bu azabı çeken, o maldan vazgeçmek büyük bir hasârettir. Hem herbirisi, Risale-i Nur’un eczalarını ve alâkadarlarını ve bizi muhafaza ve yardım ve hizmeti birden bıraksa, hem ona, hem bizlere lüzumsuz bir zarardır. Onun için, ihtiyatla beraber, sadakatı ve irtibatı ve hizmeti değiştirmemek[/FONT][/B][B][FONT=Arial] lâzımdır.[/FONT][FONT=Arial]»[/FONT][FONT=Arial] (Şualar sh: 342)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]9-[FONT=Arial] «Böyle ihlâslı sadakat, liveçhillâh uhuvvet[/FONT][FONT=Arial] ve fisebîlillâh muavenet, ancak âlî-himmet sıddîkînlerde[/FONT][FONT=Arial] bulunur. »[/FONT][FONT=Arial] (Kastamonu Lâhikası sh: 20)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]10-[FONT=Arial] «Dört senedir Üstadın çarşı işinde hizmet eden bir zat, birden sadakati bırakıp[/FONT][/B][B][FONT=Arial] mesleğini değiştirdi.[/FONT][FONT=Arial] Birden şefkatsiz bir tokat yedi. Bir senedir daha çekiyor.» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 51)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]11-[FONT=Arial] «Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlâs[/FONT][/B][B][FONT=Arial] lâzımdır. [/FONT][FONT=Arial]Onda terakki etmeliyiz. » [/FONT](Kastamonu Lâhikası sh: 89)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]12-[FONT=Arial] «Yirmi senedenberi tahribkârâne eşedd-i zulüm altında o derece ahlâk bozulmuş ve metanet ve sadakat kaybolmuş[/FONT][FONT=Arial] ki, ondan, belki de yirmiden birisine itimat edilmez. Bu acip hâlâta karşı çok fevkalâde sebat ve metanet ve sadakat ve hamiyet-i İslâmiye[/FONT][FONT=Arial] lâzımdır, yoksa akîm kalır, zarar verir.» [/FONT](Kastamonu Lâhikası sh: 90)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B] Risale-i Nurun şirket-i uhreviyesinden istifade edebilmek için gereken şartlardan birisi de sadakattır. Şöyle ki: [/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]13- [FONT=Arial]«Risale-i Nur dairesinde sadakat[/FONT][FONT=Arial] ve hizmet ve takvâ ve içtinab-ı kebâir; derecesiyle o ulvî ve küllî ubudiyete sahip olur. Elbette, bu büyük kazancı kaçırmamak için, takvâda, ihlâsta, sadakatte çalışmak[/FONT][/B][B][FONT=Arial] gerektir.[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 96)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]Dünya hayatını ahirete tercih ettiren, bu asrın dehşetli hastalığından ikaz eden bir ayetin izahında Bediüzzaman Hazretleri, kurtuluş sebeblerinden biri olarak sadakatı şart koşar. Şöyle ki:[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]14- [FONT=Arial]«Bu acib asrın bu acib hastalığına ve dehşetli marazına karşı Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyânın tiryak misâl ilâçlarının nâşiri olan Risale-i Nur dayanabilir ve onun metîn, sarsılmaz, sebatkâr, hâlis, sâdık, fedakâr şakirdler[/FONT][FONT=Arial]i mukavemet edebilir. Öyleyse, herşeyden evvel onun dairesine girmeli, sadakatle, tam metanet [/FONT][/B][B][FONT=Arial]ve ciddî ihlâs ve tam itimadla ona yapışmak[/FONT][FONT=Arial] lâzım ki, o acib hastalığın tesirinden kurtulsun.» [/FONT][FONT=Arial](K. Lâhikası sh: 105)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]15- [FONT=Arial]«Risale-i Nur, kendi sâdık ve sebatkâr şakirdleri[/FONT][/B][B][FONT=Arial]ne kazandırdığı [/FONT]çok büyük kâr ve kazanç ve pek çok kıymettar neticeye mukabil fiyat olarak, o şakirdlerden tam ve hâlis bir sadakat ve dâimî ve sarsılmaz bir sebat[/B][B][FONT=Arial] ister[/FONT][FONT=Arial].... iştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla, herbir şakirdine, herbir günde binler hâlis lisanlarla edilen makbul duaları ve binler ehl-i salâhatin işledikleri a’mâl-i salihanın misil sevaplarını kazandırıp, herbir hakikî sâdık ve sebatkâr şakirdini[/FONT][/B][B][FONT=Arial] amelce binler adam hükmüne getirdiğine[/FONT][FONT=Arial] delil, kerametkârâne ve takdirkârâne İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü’nün üç ihbarı ve keramet-i gaybiye ve Gavs-ı Âzamdaki (k.s.) tahsinkârâne ve teşvikkârâne beşareti ve Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyânın kuvvetli işaretiyle o hâlis şakirdler, ehl-i saadet ve ashab-ı Cennet olacaklarına müjdesi pek kat’î ispat ederler. Elbette böyle bir kazanç, öyle bir fiyat ister.» [/FONT](Kastamonu Lâhikası sh: 122)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]16-[FONT=Arial] «Ben tahmin ediyorum ki, bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında selâmet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran yalnız hakikî ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. Bunların içinde de en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur’un dairesine sadakatle girenler[/FONT][/B][B][FONT=Arial]dir[/FONT][FONT=Arial].» [/FONT][FONT=Arial](K. Lâhikası sh: 123)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]17-[FONT=Arial] «Cesurca, fakat kalemsiz iki adam, Risale-i Nur dairesine biri birisini getirdi. Onlara dedim ki:“Bu dairenin verdiği büyük neticelere mukabil, sarsılmaz bir sadakat ve kırılmaz bir metanet[/FONT][FONT=Arial] ister. Isparta kahramanlarının gösterdikleri harikalar ve cihan-pesendâne hidemât-ı Nuriyenin esası, harika sadakatleri ve fevkalâde metanetleri[/FONT][FONT=Arial]dir. Bu metanetin birinci sebebi, kuvvet-i imaniye ve ihlâs hasletidir. İkinci sebebi, cesaret-i fıtriye[/FONT][FONT=Arial]dir.”[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]Onlara dedim: “Sizler cesaretle ve efelikle tanınmışsınız ve dünyaya ait ehemmiyesiz şeyler için fedakârlık gösterirsiniz. Elbette Risale-i Nur’un kudsî hizmetinde ve cihana değer uhrevî neticelerine mukabil, merdâne ve fedakârâne cesaret ve metanet gösterip sadakatinizi muhafaza[/B][B][FONT=Arial] edersiniz[/FONT][FONT=Arial]” » [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 144)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]18-[FONT=Arial] «Ben dahi, iman ve sadakat şartıyla[/FONT][/B][B][FONT=Arial],[/FONT][FONT=Arial] Risale-i Nur talebelerini bütün dualarıma ve manevî kazançlarıma, yirmi dört saatte, iştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla, bazan yüz defadan ziyade “Risale-i Nur talebeleri” ünvanıyla hissedar ediyorum.»[/FONT][FONT=Arial] (Kastamonu Lâhikası sh: 149)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]19-[FONT=Arial] «Sadakat ve kanaatle[/FONT][/B][B][FONT=Arial] Risale-i Nur dairesine giren,[/FONT][FONT=Arial] imanla kabre gireceğine[/FONT][FONT=Arial] gayet kuvvetli senetler var.» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 263)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]20-[FONT=Arial] «En eski şakirdlerden olan Kâtip Osman[/FONT][FONT=Arial] ve Halil İbrahim[/FONT][FONT=Arial], hiç sarsılmadan, değişmeden, sadakatlerinde demir gibi[/FONT][/B][B][FONT=Arial] devam edip [/FONT][FONT=Arial]çoklara da hüsn-ü misal oluyorlar.» [/FONT](Emirdağ Lâhikası-l sh: 83)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]21-[FONT=Arial] «Hulûsi[/FONT][FONT=Arial], Hakkı[/FONT][FONT=Arial] gibi yirmi seneye yakın bir zamandan beri mâbeynlerinde olan samimane dostluk ve kardeşlik tam devam ve sebat ettiği gibi, onların Risale-i Nur’a karşı alâka ve irtibat ve sadakatleri, aynen mâbeynlerindeki hâlisâne münasebetleri gibi hem devam ediyor, hem metanet kesb ediyor, ârızalarla sarsılmıyor.» [/FONT](Emirdağ Lâhikası-l sh: 92)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]22-[FONT=Arial] «Benden ziyade Risale-i Nur ve şakirdlerini himaye ve muhafaza etmek ve ehl-i siyasetin ve beni zehirleyen düşmanlarımın desiselerinden kurtarmak için gayet derecede bir ihtiyat, tam bir sadakat ve benim yerimde tam bir dikkatle[/FONT][FONT=Arial] mükellefsiniz. Yoksa az bir hatâ, yalnız bana değil, belki binler mâsum şakirdlere ve şimdi parlayan şerefinize dokunacak.» [/FONT](E.Lâhikası-l sh: 144)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]23-[FONT=Arial] «Tahirî[/FONT][FONT=Arial]’nin, Denizli hapsinde[/FONT][FONT=Arial], unutulmaz hâlisane hizmetiyle ve Nurlara sarsılmaz sadakatiyle ve yanılmaz zekâvetiyle ve çekilmez bahadırlığıyla daire-i Nurda ehemmiyetli makamı için, bütün bu defaki mektubunu Lâhikaya geçirdik. » [/FONT](Emirdağ Lâhikası-l sh: 161)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]Sadakat sıfatlarına sahip Nur talebelerinin her devrede olmalarına işaret eden bazı kısımlar:[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]24-[FONT=Arial] «O zat, o taifenin uzun tetkikatıyla yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onunla o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve mânevî ordusu, yalnız ihlâs ve sadakat ve tesanüd sıfatları[/FONT][/B][B][FONT=Arial]na tam sahip[/FONT][FONT=Arial] olan bir kısım şakirdlerdir.» [/FONT][FONT=Arial](Emirdağ Lâhikası-l sh: 266)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]25-[FONT=Arial] «Bize ezâ ve cefâ edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale-i Nur’a sadakat ve sebatla çalışmalarını[/FONT][/B][B][FONT=Arial] tavsiye ederim.[/FONT][FONT=Arial]» [/FONT][FONT=Arial](E. Lâhikası-ll sh: 81)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]26- [FONT=Arial]«O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektedir. Birinci vazife, maddî kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlâs ve sadakatle olduğu[/FONT][FONT=Arial] halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddî bir kuvvet ve hakimiyet lâzım..»[/FONT] (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 9)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]27- [FONT=Arial]«[I]İkincisi: [/I]Van’da inzivada iken garba nefyedilip Isparta’nın Barla nahiyesinde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki, Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıdır. Âzamî ihlâs, âzamî fedakârlık, âzamî sadakat, metanet ve dikkat ve iktisat[/FONT][FONT=Arial] içinde Risale-i Nur’la giriştiği hizmet-i imaniye ve mânevî cihad-ı diniyedir.» [/FONT][FONT=Arial](Tarihçe-i Hayat sh: 27)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B][I][FONT=Arial]SADAKAT’IN TAM OLABİLMESİ İÇİN ÂZAMÎ FEDAKÂRLIK GEREKİR[/FONT][/I][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]Din yolunda ve dine hizmet için azamî fedakârlık göstermek sadakatin şartlarındandır. Yani lüzumunda din için mal, aile ve hayat gibi meşru haklardan vazgeçip feda etmektir. Aynı zamanda dava arkadaşları arasında şahsî hukukta anlaşmazlık çıkarsa, hizmetin selâmeti için kendi hakkından vazgeçmek, keza din yolunda mahrumiyet ve maddî imkânsızlıklara veya din düşmanlarının zulümlerine maruz kalınmasına rağmen sabr u sebat etmek, büyük bir fedakârlıktır. İşte Nurculukta bu mânâda azamî fedakârlık bir esastır.[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]28- [FONT=Arial]«Evet, kardeşlerim, bu zamanda öyle dehşetli cereyanlar ve hayat ve cihanı sarsacak hadiseler içinde hadsiz bir metanet ve itidal-i dem ve nihayetsiz bir fedakârlık taşımak gerektir.» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 197)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]29- [FONT=Arial]«Nur şakirdlerinden çokları hem malını, hem istirahatini, hem dünya zevklerini, hem lüzum olsa hayatını Nurun hizmetinde feda ediyorlar. Sen, ey nefsim neden fedakârlıkta en geri kalmak istersin?» [/FONT](Emirdağ Lâhikası-l sh: 200)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]30- [FONT=Arial]«Hakikî ihlâslı Nurcu[/FONT][FONT=Arial]lar, menfaat-i maddiyeye ehemmiyet vermedikleri gibi, bir kısmı, âzamî iktisat ve kanaatle ve fakirü’l-hal olmalarıyla beraber, sabır ve insanlardan istiğna ile ve hizmet-i Kur’âniyede hakikî bir ihlâs ve fedakârlıkla ve çok kesretli ve şiddetli ehl-i dalâlete karşı mağlûp olmamak için ve muhtaçları hakikate ve ihlâsa dâvet etmekte bir şüphe bırakmamak için ve rızâ-yı İlâhîden başka o hizmet-i kudsiyeyi hiçbirşeye âlet etmemek için, bir cihette hayat-ı içtimaiye faydalarından çekiniyorlar.» [/FONT][FONT=Arial](Emirdağ Lâhikası-ll sh: 170)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]31-[FONT=Arial] «Üstadın hayatı, küllî hizmeti noktasından topluca iki büyük safha arz etmektedir...[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B][I][FONT=Arial]İkincisi: [/FONT][/I][FONT=Arial]Van[/FONT][FONT=Arial]’da inzivada iken garba nefyedilip Isparta[/FONT][FONT=Arial]’nın Barla[/FONT][FONT=Arial] nahiyesinde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki, Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıdır. Âzamî ihlâs, âzamî fedakârlık, âzamî sadakat, metanet ve dikkat ve iktisat içinde Risale-i Nur’la giriştiği hizmet-i imaniye ve mânevî cihad-ı diniye[/FONT][FONT=Arial]dir.» [/FONT][FONT=Arial](T. H. s: 27)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]32-[FONT=Arial] «Bu dehşetli dinsizlik komiteleri[/FONT][FONT=Arial] öyle dehşetli hücumları ve desiseleri yapıyorlardı ki, bunlara karşı gelmek için âzamî fedakârlık[/FONT][/B][B][FONT=Arial] yapmak[/FONT][FONT=Arial] ve harekât-ı dîniyesini rızâ-i İlâhîden başka hiç bir şeye âlet yapmamak lâzım geliyordu.» [/FONT][FONT=Arial](Hanımlar Rehberi sh: 26)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]33- [FONT=Arial]«Din dersleri[/FONT][FONT=Arial]ni kaldırıp Ezan-ı Muhammedî[/FONT][FONT=Arial]yi kaldırmak gibi dehşetli hücumlara karşı, âzamî fedakârlık ve âzamî sebat ve metanet ve herşeyden istiğna etmek lüzumu karşısında ben bir sünnet-i seniyye olan evlenmek[/FONT][FONT=Arial] âdetini terk ettim ki, tâ çok haramlara girmeyeyim. Ve çok vacipleri ve farzları[/FONT][FONT=Arial] yapabileyim.» [/FONT][FONT=Arial](Hanımlar Rehberi sh: 27)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]34- [FONT=Arial]«Çok bîçarelerin saadet-i bâkıyeleri için ve dalâlete düşmemeleri ve îmânlarını takviye edip kurtarmaları için ve hakikat-ı Kur’âniye ve îmâniyeye tam hizmet etmek ve hariçten gelen, dahilde çıkan dinsizlere karşı dayanmak için, zail ve fânî dünyasını terk etmek, elbette sünnet-i seniyeye[/FONT][FONT=Arial] muhalefet değil belki hakikat-ı sünnete mutabakattır. Ve Sıddîk-ı Ekber[/FONT][FONT=Arial]’in: “Cehennemde vücudum büyüsün, tâ ehl-i îmâna yer bulunmasın” diye fedakârlıkta âzamî sadakatın bir zerresini kazanmak fikriyle, bîçare Said bütün ömründe tecerrüdü, istiğnayı ihtiyar etmiş.» [/FONT][FONT=Arial](Hanımlar Rehberi sh: 29)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]35-[FONT=Arial] «Bediüzzaman, Kur’ân, imân, İslâmiyet hizmeti için, dünyevî rahatlıklarını fedâ etmiş dünyevî, şahsî servetler edinmemiş, zühd ve takvâ ve riyâzet, iktisad ve kanaatla ömür geçirerek dünya ile alâkasını kesmiştir.» [/FONT](Sözler sh: 757)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]36-[FONT=Arial] «Amansız din düşmanlarının plânlarıyla mahkemelere sürüklenen Risale-i Nur talebelerinin müdafaaları ve bu talebelerin İslâmiyete hizmetleri esnasında, gizli İslâmiyet düşmanı, insafsız, cebbar zâlimlerin entrikalariyle maruz kaldıkları işkencelerden yılmamak, şahıslarını düşünmeden, yani, şahsî refahlarını İslâmın refah ve saadeti için fedâ ederek, sıddıkıyetle sebat etmeleri ve eşedd-i zulme mukavemet etmeleri, âşikâr bir delil teşkil etmektedir.» [/FONT][FONT=Arial](Sözler sh: 766)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]37-[FONT=Arial] «“Yüzer milyon başların feda oldukları bir kudsî hakikate başımız dahi feda olsun. Dünyayı başımıza ateş yapsanız, hakikat-i Kur’âniyeye feda olan başlar, zındıkaya teslim-i silâh etmeyecek ve vazife-i kudsiyesinden vazgeçmeyecekler inşaallah!”» [/FONT](Lem’alar sh: 262)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]38-[FONT=Arial] «Eğer başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa, hergün biri kesilse, hakikat-i Kur’âniyeye feda olan bu başı zındıkaya ve küfr-ü mutlaka eğmem ve bu hizmet-i imaniye ve nuriyeden vazgeçmem ve geçemem.» [/FONT](Şualar sh: 351)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]39- [FONT=Arial]«Mülhidleri kat’î bir surette iskât etmek, bilfiil, maddeten öyle fedakârlar lâzım ki, dünyanın en mühim meşgaleleri, belki büyük zararları onların hakaik-i imaniye ihtiyaçlarını susturmuyor.» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 230)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]40- [FONT=Arial]«Bu ikinci nefs-i emmârede şuursuz kör hissiyat bulunduğu için, akıl ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor ki onlarla ıslah olsun ve kusurunu anlasın. Yalnız tokatlar ve elemlerle nefret edip, veya tam bir fedailiğe her hissini maksadına feda[/FONT][/B][B][FONT=Arial] etsin[/FONT][FONT=Arial]. Ve Risale-i Nur’un erkânları gibi, herşeyini, enaniyetini bıraksın.» [/FONT][FONT=Arial](Kastamonu Lâhikası sh: 233)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]41-[FONT=Arial] «Nefis ve şeytan, sizi, kardeşinize karşı itiraza ve haklı olarak tenkide sevk ettiği vakit, deyiniz ki: “Biz, değil böyle cüz’î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi Risale-i Nur’un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice itibarıyla dünyaya, enaniyete ait herşeyi feda etmek[/FONT][/B][B][FONT=Arial] vazifemizdir[/FONT][FONT=Arial]” deyip nefsinizi susturunuz.» [/FONT](Kastamonu Lâhikası sh: 234)[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]42-[FONT=Arial] «Münafıkların mezkûr plânlarının inadına, rağmına dünyayı terk edip kendini Risale-i Nur’a vakfediyor ve Üstadımızın dediği gibi diyorlar: “Zaman, İslâmiyet fedaisi[/FONT][/B][B][FONT=Arial] olmak zamanıdır[/FONT][FONT=Arial].”» [/FONT][FONT=Arial](Tarihçe-i Hayat sh: 691)[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]Nümune olarak ve kısmen nakledilen mezkûr ifadelerde görüldüğü üzere Risale-i Nurun hizmet hayatında “fedakârlık” keyfiyeti teşkil eden meziyetlerden değişmez bir esastır. Hizmet hayatında rahatını, menfaatini düşünen ve hizmetin maslahatına göre değil, kendi isteklerine göre hizmete bakanların fedakârlığı ciddiyet kazanamaz ve kendini hizmete değil, hizmeti kendine tabi yapmış olur.[/B][/COLOR] [COLOR=Black][B]İşte yukarıda tesbit edilen beyan ve sarih ifadeler, sadakat ve fedakârlığın değişmez bir düstur ve esas olduğunu gösteriyor.[/B][/COLOR] [/CENTER] [B][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Esaslarda İttifak zaruridir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst