Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Ey benî İsrâil ve ey benîâdem!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="tuncerr" data-source="post: 49551" data-attributes="member: 99"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong>Zaaf ve acziniz içinde nasıl bir kalb taşıyorsunuz ki, öyle bir Zâtın evâmirine karşı o kalb, kasâvetle mukâvemet ediyor. Halbuki, o koca sert taşların tabaka-i muazzaması, o Zâtın evâmiri önünde kemâl-i inkıyadla karanlıkta nâzik vazifelerini mükemmel ifâ ediyorlar. İtaatsizlik göstermiyorlar. Belki o taşlar, toprak üstünde bulunan bütün zevi’l-hayata, âb-ı hayatla beraber sâir medâr-ı hayatlarına öyle bir hazînedarlık ediyor ve öyle bir adâletle taksimâta vesîledir ve öyle bir hikmetle tevzîâta vâsıta oluyor ki, Hakîm-i Zülcelâlin dest-i kudretinde, balmumu gibi ve belki hava gibi yumuşaktır, mukâvemetsizdir ve azamet-i kudretine karşı secdededir. Zîrâ toprak üstünde müşâhede ettiğimiz şu masnuât-ı muntazama ve şu hikmetli ve inâyetli tasarrufât-ı İlâhiye misillü, zemin altında aynen cereyan ediyor. Belki hikmeten daha acîb ve intizamca daha garip bir sûrette hikmet ve inâyet-i İlâhiye tecellî ediyor. Bakınız! En sert ve hissiz o koca taşlar, nasıl balmumu gibi evâmir-i tekviniyeye karşı yumuşaklık gösteriyorlar ve memur-u İlâhî olan o latîf sulara, o nâzik köklere, o ipek gibi damarlara o derece mukâvemetsiz ve kasâvetsizdir. Güyâ bir âşık gibi, o latîf ve güzellerin temâsıyla kalbini parçalıyor, yollarında toprak oluyor. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong>Hem, ile şöyle bir hakikat-i muazzamanın ucunu gösteriyor ki: Taleb-i rüyet hâdisesinde meşhur dağın tecellî ile parçalanması ve taşlarının dağılması gibi, umum rûy-i zeminde, aslı, sudan incimâd etmiş, âdetâ yekpâre taşlardan ibâret olan ekser dağların zelzele veya bâzı hâdisât-ı arzıye sûretinde tecelliyât-ı Celâliye ile, o dağların yüksek zirvelerinden o haşyet verici tecelliyât-ı Celâliyenin zuhuruyla taşlar parçalanarak, bir kısmı ufalanıp toprağa kalbolup, nebâtâta menşe’ olur. Diğer bir kısmı taş kalarak, yuvarlanıp derelere, ovalara dağılıp, sekene-i zeminin meskeni gibi birçok işlerinde hizmetkârlık ederek ve mahfî bâzı hikem ve menâfî için kudret ve hikmet-i İlâhiyeye secde-i itaat ederek, desâtir-i hikmet-i Sübhâniyeye emirber şeklini alıyorlar. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong>Elbette, o haşyetten o yüksek mevkii terk edip mütevâziâne aşağı yerleri ihtiyâr etmek ve o mühim menfaatlere sebep olmak; beyhûde olmayıp, başıboş değil ve tesadüfî dahi olmadığını, belki bir Hakîm-i Kadîr’in tasarrufât-ı Hakîmânesiyle, o intizamsızlık içinde zâhir nazara görünmeyen bir intizam-ı Hakîmâne bulunduğuna delil ise; o taşlara müteallik faydalar, menfaatler ve onlar, üstünde yuvarlandıkları dağın cesedine giydirilen ve çiçek ve meyvelerin murassaâtıyla münakkaş ve müzeyyen olan gömleklerin kemâl-i intizamı ve hüsn-ü san’atı; kat’î, şüphesiz şehâdet eder. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong>Öyle taşlar vardır ki, Allah’ın korkusundan parçalanıp aşağılara yuvarlanır. (Bakara Sûresi: 74.) </strong> </span> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="tuncerr, post: 49551, member: 99"] [size=3][color=#0000ff][b]Zaaf ve acziniz içinde nasıl bir kalb taşıyorsunuz ki, öyle bir Zâtın evâmirine karşı o kalb, kasâvetle mukâvemet ediyor. Halbuki, o koca sert taşların tabaka-i muazzaması, o Zâtın evâmiri önünde kemâl-i inkıyadla karanlıkta nâzik vazifelerini mükemmel ifâ ediyorlar. İtaatsizlik göstermiyorlar. Belki o taşlar, toprak üstünde bulunan bütün zevi’l-hayata, âb-ı hayatla beraber sâir medâr-ı hayatlarına öyle bir hazînedarlık ediyor ve öyle bir adâletle taksimâta vesîledir ve öyle bir hikmetle tevzîâta vâsıta oluyor ki, Hakîm-i Zülcelâlin dest-i kudretinde, balmumu gibi ve belki hava gibi yumuşaktır, mukâvemetsizdir ve azamet-i kudretine karşı secdededir. Zîrâ toprak üstünde müşâhede ettiğimiz şu masnuât-ı muntazama ve şu hikmetli ve inâyetli tasarrufât-ı İlâhiye misillü, zemin altında aynen cereyan ediyor. Belki hikmeten daha acîb ve intizamca daha garip bir sûrette hikmet ve inâyet-i İlâhiye tecellî ediyor. Bakınız! En sert ve hissiz o koca taşlar, nasıl balmumu gibi evâmir-i tekviniyeye karşı yumuşaklık gösteriyorlar ve memur-u İlâhî olan o latîf sulara, o nâzik köklere, o ipek gibi damarlara o derece mukâvemetsiz ve kasâvetsizdir. Güyâ bir âşık gibi, o latîf ve güzellerin temâsıyla kalbini parçalıyor, yollarında toprak oluyor. Hem, ile şöyle bir hakikat-i muazzamanın ucunu gösteriyor ki: Taleb-i rüyet hâdisesinde meşhur dağın tecellî ile parçalanması ve taşlarının dağılması gibi, umum rûy-i zeminde, aslı, sudan incimâd etmiş, âdetâ yekpâre taşlardan ibâret olan ekser dağların zelzele veya bâzı hâdisât-ı arzıye sûretinde tecelliyât-ı Celâliye ile, o dağların yüksek zirvelerinden o haşyet verici tecelliyât-ı Celâliyenin zuhuruyla taşlar parçalanarak, bir kısmı ufalanıp toprağa kalbolup, nebâtâta menşe’ olur. Diğer bir kısmı taş kalarak, yuvarlanıp derelere, ovalara dağılıp, sekene-i zeminin meskeni gibi birçok işlerinde hizmetkârlık ederek ve mahfî bâzı hikem ve menâfî için kudret ve hikmet-i İlâhiyeye secde-i itaat ederek, desâtir-i hikmet-i Sübhâniyeye emirber şeklini alıyorlar. Elbette, o haşyetten o yüksek mevkii terk edip mütevâziâne aşağı yerleri ihtiyâr etmek ve o mühim menfaatlere sebep olmak; beyhûde olmayıp, başıboş değil ve tesadüfî dahi olmadığını, belki bir Hakîm-i Kadîr’in tasarrufât-ı Hakîmânesiyle, o intizamsızlık içinde zâhir nazara görünmeyen bir intizam-ı Hakîmâne bulunduğuna delil ise; o taşlara müteallik faydalar, menfaatler ve onlar, üstünde yuvarlandıkları dağın cesedine giydirilen ve çiçek ve meyvelerin murassaâtıyla münakkaş ve müzeyyen olan gömleklerin kemâl-i intizamı ve hüsn-ü san’atı; kat’î, şüphesiz şehâdet eder. Öyle taşlar vardır ki, Allah’ın korkusundan parçalanıp aşağılara yuvarlanır. (Bakara Sûresi: 74.) [/b] [/color] [/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Ey benî İsrâil ve ey benîâdem!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst