Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Ey insan, seni aldatıp yanıltan nedir?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 175826" data-attributes="member: 8679"><p><strong><span style="color: blue">Etrafınıza bir bakın…Görebildiğiniz yüzlerce canlı-cansız varlıktan başka göremediğiniz sayısız varlık vardır yeryüzünde<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />Gökyüzü, toprak, ağaçlar, çiçekler, insanlar ve diğer canlılar…Göremediğiniz diğer yerleri düşünürsek; dağlar, denizler, göller, milyarlarca insan ve hiç tanımadığınız milyonlarca çeşit canlı… Evrende ise; içinde yüz milyarlarca yıldız barındıran 300 milyar galaksi, her birinde yaklaşık 300 milyar yıldız, gezegenler, uydular, güneşler, kuyruklu yıldızlar ve diğer göremediğimiz sayısız gök cismini barındıran uçsuz bucaksız bir mekan…</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Şimdi samimi olarak düşünürsek; tüm bu saydıklarımız neden ve nasıl var olmuştur? Mucizevi sistemlere sahip canlı ve cansız her şey, nasıl böyle kusursuz bir sistem içinde ve uyumla varlıklarını sürdürebilmektedir? Evrendeki bu muhteşem detaylara sahip olan canlılardaki -en başta da insandaki- üstün özelliklerin hikmeti nedir? Ve en önemlisi yeryüzündeki tek şuur sahibi varlık olan insanın yeryüzünde bulunuş amacı nedir?<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Son sorunun cevabı Rabbimiz’in tüm insanlığa kılavuz olarak indirdiği Kuran'da haber verilir. İnsanın yeryüzünde bulunma amacı, kendisini yaratan ve nimetlerle rızıklandırarak yaşatan Allah’a kulluk ve ibadet etmesidir. Yüce Allah bunu, “…insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi, 56) ayetiyle bildirir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İşte dünya, yukarıda saydığımız tüm detaylarıyla denizleri, gölleri, okyanusları, çiçekleri, ağaçları, dağları, canlıları ile birlikte insanın bu kulluk vazifesini yerine getirip getirmediğinin denenmesi için Allah'ın özel olarak yarattığı bir mekandır. Evren, evrendeki tüm sistemler, yıldızlar, gezegenler, gök cisimleri de insanın Rabbimizin büyüklüğünü ve sonsuz kudretini görmesi ve O'nun gücünü takdir edebilmesi için yaratılmıştır. Bunların yanı sıra insanın dünya hayatı boyunca yaşadığı tüm olaylar, bulunduğu tüm mekanlar da kişinin dünyada yaşadığı imtihanın birer parçasıdır. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu imtihan ortamında insan, her an Allah'ın emir ve yasaklarını gözetmek ve Allah'ın rızasına uygun davranmakla yükümlüdür. Bu sorumluluğu yüklenmekten kaçınan, reddeden kişilerin ise, sonsuz azapla karşılık göreceklerine Kuran'da dikkat çekilir. Çünkü bu, Allah'ın bizlere verdiği nimetlere karşı nankörlük etmektir ve büyük bir hatadır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Buna rağmen çoğu insan garip bir duyarsızlık ve umursamazlık içindedir. Yaşamlarının gerçek amacını unutarak, farklı konularla ilgilenir ve bambaşka amaçlar edinirler. Dünya hayatına yönelik önemsiz bir konu için yıllarca çalışır çabalar, ama Allah'a karşı olan sorumluluklarını akıllarına bile getirmezler. Bu sorumsuzluklarının karşılığını ahirette azapla alacakları olasılığını hiç düşünmezler. Yeryüzünde bu gerçeklerden habersiz olduğunu söyleyebilecek bir kişi bile yoktur. Allah, Hz. Adem'den bu yana her dönemde insanlara Kendisini tanıtan, nasıl kulluk edeceklerini ve güzel ahlakı anlatan kitaplar indirmiş, uyarıcı elçiler göndermiştir. Bu nedenle insanlar, "biz bunlardan habersizdik" gibi bahaneler öne süremeyeceklerdir. Bu gerçek bir ayette şöyle haber verilir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir. (Nisa Suresi, 165) </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Allah'ın gönderdiği elçilerin, katından indirdiği kitapların yanı sıra, tarih boyunca pek çok imanlı insan diğer insanları Allah'ın dinine davet etmiştir. Dini tebliğ etmiş, çevresindeki insanlara cennet ve cehennemin varlığını hatırlatarak onları sorgulanacakları konusunda uyarıp korkutmuştur.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Tüm bunların yanı sıra insan etrafındaki varlıkları, detaylarındaki incelikleri, kusursuz sistemleri düşünerek bunların, sonsuz güce sahip bir Yaratıcı tarafından, kesinlikle bir amaçla yaratıldığını anlayabilir. Ve ardından kendisinin de bir varoluş amacı olduğunu ve Yaratıcısına karşı sorumluluklarını hatırlayabilir. Çünkü insan, ona doğruyu ve gerçeği söyleyen vicdanı ile birlikte yaratılmıştır. Çevresindeki varlıkları ve olayları vicdanıyla değerlendiren insan bu gerçeklere ulaşabilir. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Allah sonsuz merhamet sahibidir ve insanlara yaratılış amaçlarını, Kendisi'ne nasıl kulluk etmeleri gerektiğini birçok yolla haber vermektedir. Kuşkusuz bu, Allah’ın insanları hidayete yönelten Hadi sıfatının da bir tecellisidir. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ancak buna rağmen çok sayıda insan gördükleri delilleri samimi bir bakış açısıyla ve vicdanlarıyla değerlendirmezler. Sonsuz yaşamda zarara uğramak olasılığına rağmen duyarsız ve umursuz davranışlar sergilerler. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Çevremize baktığımızda her an yoğun bir koşuşturmaca görürüz. Genç- yaşlı, kadın- erkek çoğu insan sanki ölümle hiç karşılaşmayacakmış gibi günlük işleriyle uğraşır. Kimi yoğun trafikte işine yetişmeye çalışır, kimi akşam gideceği davette giymek için kıyafet satın alma telaşında, kimi markette alışveriş yapar…</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Tüm bunlar her insanın günlük yaşamındaki detaylardır ve normal davranışlardır. Ancak yanlış olan şudur; insanlar genellikle bunları gaflet içinde yaparlar. Allah’ın varlığını unutmuş ve ölümün her an gelebileceğini düşünmeden…</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu kadar açık olan gerçeklere, Allah'ın karşısındaki acizliklerine rağmen neden insanlar böylesine duyarsızdırlar? </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Allah’ın sayısız bunca kanıtına rağmen, nasıl gerçeklere gözlerini kapatabilmektedirler? </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">O gün Rabb’leri huzurunda tek başlarına sorgulanacaklarını nasıl düşünmemektedirler?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yine o gün, sonsuz azabın kendilerini beklediğini anladıkları an yaşayacakları geri dönüşü olmayan pişmanlıktan, nasıl bu denli gaflette olabilmektedirler?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Kuşkusuz bu, insanların gerçekleri anlayamamalarından değil, anlamazlıktan gelmelerinden doğmaktadır. Vicdanları doğruyu fısıldadığı halde, bu kişiler kendilerini kandırırlar; dünyaya olan bağlılıkları ve hırsları yüzünden görüşleri fludur. Birçoğu gizli ya da açık olarak ahireti inkar eder, gerçekleri net olarak göremezler. Baktığı halde görmeyen bu azgın kişilerden Kuran'da şöyle söz edilir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar, onların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? (Araf Suresi, 146-147)</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yüce Allah insanın yaratılış ve dünyada bulunuş amacının bir denenme olduğunu, “Şüphesiz Biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık.”(İnsan Suresi,2 ) ayetiyle insana bildirirken, birçok insanın gerçeklerden yüz çevirmesi kuşkusuz ki büyük yanılgıdır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? (İnfitar Suresi, 6)</span></strong></p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: red">Elif Alaca - 11/01/2010</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 175826, member: 8679"] [B][COLOR=blue]Etrafınıza bir bakın…Görebildiğiniz yüzlerce canlı-cansız varlıktan başka göremediğiniz sayısız varlık vardır yeryüzünde[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]Gökyüzü, toprak, ağaçlar, çiçekler, insanlar ve diğer canlılar…Göremediğiniz diğer yerleri düşünürsek; dağlar, denizler, göller, milyarlarca insan ve hiç tanımadığınız milyonlarca çeşit canlı… Evrende ise; içinde yüz milyarlarca yıldız barındıran 300 milyar galaksi, her birinde yaklaşık 300 milyar yıldız, gezegenler, uydular, güneşler, kuyruklu yıldızlar ve diğer göremediğimiz sayısız gök cismini barındıran uçsuz bucaksız bir mekan… Şimdi samimi olarak düşünürsek; tüm bu saydıklarımız neden ve nasıl var olmuştur? Mucizevi sistemlere sahip canlı ve cansız her şey, nasıl böyle kusursuz bir sistem içinde ve uyumla varlıklarını sürdürebilmektedir? Evrendeki bu muhteşem detaylara sahip olan canlılardaki -en başta da insandaki- üstün özelliklerin hikmeti nedir? Ve en önemlisi yeryüzündeki tek şuur sahibi varlık olan insanın yeryüzünde bulunuş amacı nedir?[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG] Son sorunun cevabı Rabbimiz’in tüm insanlığa kılavuz olarak indirdiği Kuran'da haber verilir. İnsanın yeryüzünde bulunma amacı, kendisini yaratan ve nimetlerle rızıklandırarak yaşatan Allah’a kulluk ve ibadet etmesidir. Yüce Allah bunu, “…insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi, 56) ayetiyle bildirir. İşte dünya, yukarıda saydığımız tüm detaylarıyla denizleri, gölleri, okyanusları, çiçekleri, ağaçları, dağları, canlıları ile birlikte insanın bu kulluk vazifesini yerine getirip getirmediğinin denenmesi için Allah'ın özel olarak yarattığı bir mekandır. Evren, evrendeki tüm sistemler, yıldızlar, gezegenler, gök cisimleri de insanın Rabbimizin büyüklüğünü ve sonsuz kudretini görmesi ve O'nun gücünü takdir edebilmesi için yaratılmıştır. Bunların yanı sıra insanın dünya hayatı boyunca yaşadığı tüm olaylar, bulunduğu tüm mekanlar da kişinin dünyada yaşadığı imtihanın birer parçasıdır. Bu imtihan ortamında insan, her an Allah'ın emir ve yasaklarını gözetmek ve Allah'ın rızasına uygun davranmakla yükümlüdür. Bu sorumluluğu yüklenmekten kaçınan, reddeden kişilerin ise, sonsuz azapla karşılık göreceklerine Kuran'da dikkat çekilir. Çünkü bu, Allah'ın bizlere verdiği nimetlere karşı nankörlük etmektir ve büyük bir hatadır. Buna rağmen çoğu insan garip bir duyarsızlık ve umursamazlık içindedir. Yaşamlarının gerçek amacını unutarak, farklı konularla ilgilenir ve bambaşka amaçlar edinirler. Dünya hayatına yönelik önemsiz bir konu için yıllarca çalışır çabalar, ama Allah'a karşı olan sorumluluklarını akıllarına bile getirmezler. Bu sorumsuzluklarının karşılığını ahirette azapla alacakları olasılığını hiç düşünmezler. Yeryüzünde bu gerçeklerden habersiz olduğunu söyleyebilecek bir kişi bile yoktur. Allah, Hz. Adem'den bu yana her dönemde insanlara Kendisini tanıtan, nasıl kulluk edeceklerini ve güzel ahlakı anlatan kitaplar indirmiş, uyarıcı elçiler göndermiştir. Bu nedenle insanlar, "biz bunlardan habersizdik" gibi bahaneler öne süremeyeceklerdir. Bu gerçek bir ayette şöyle haber verilir: Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir. (Nisa Suresi, 165) Allah'ın gönderdiği elçilerin, katından indirdiği kitapların yanı sıra, tarih boyunca pek çok imanlı insan diğer insanları Allah'ın dinine davet etmiştir. Dini tebliğ etmiş, çevresindeki insanlara cennet ve cehennemin varlığını hatırlatarak onları sorgulanacakları konusunda uyarıp korkutmuştur. Tüm bunların yanı sıra insan etrafındaki varlıkları, detaylarındaki incelikleri, kusursuz sistemleri düşünerek bunların, sonsuz güce sahip bir Yaratıcı tarafından, kesinlikle bir amaçla yaratıldığını anlayabilir. Ve ardından kendisinin de bir varoluş amacı olduğunu ve Yaratıcısına karşı sorumluluklarını hatırlayabilir. Çünkü insan, ona doğruyu ve gerçeği söyleyen vicdanı ile birlikte yaratılmıştır. Çevresindeki varlıkları ve olayları vicdanıyla değerlendiren insan bu gerçeklere ulaşabilir. Allah sonsuz merhamet sahibidir ve insanlara yaratılış amaçlarını, Kendisi'ne nasıl kulluk etmeleri gerektiğini birçok yolla haber vermektedir. Kuşkusuz bu, Allah’ın insanları hidayete yönelten Hadi sıfatının da bir tecellisidir. Ancak buna rağmen çok sayıda insan gördükleri delilleri samimi bir bakış açısıyla ve vicdanlarıyla değerlendirmezler. Sonsuz yaşamda zarara uğramak olasılığına rağmen duyarsız ve umursuz davranışlar sergilerler. Çevremize baktığımızda her an yoğun bir koşuşturmaca görürüz. Genç- yaşlı, kadın- erkek çoğu insan sanki ölümle hiç karşılaşmayacakmış gibi günlük işleriyle uğraşır. Kimi yoğun trafikte işine yetişmeye çalışır, kimi akşam gideceği davette giymek için kıyafet satın alma telaşında, kimi markette alışveriş yapar… Tüm bunlar her insanın günlük yaşamındaki detaylardır ve normal davranışlardır. Ancak yanlış olan şudur; insanlar genellikle bunları gaflet içinde yaparlar. Allah’ın varlığını unutmuş ve ölümün her an gelebileceğini düşünmeden… Bu kadar açık olan gerçeklere, Allah'ın karşısındaki acizliklerine rağmen neden insanlar böylesine duyarsızdırlar? Allah’ın sayısız bunca kanıtına rağmen, nasıl gerçeklere gözlerini kapatabilmektedirler? O gün Rabb’leri huzurunda tek başlarına sorgulanacaklarını nasıl düşünmemektedirler? Yine o gün, sonsuz azabın kendilerini beklediğini anladıkları an yaşayacakları geri dönüşü olmayan pişmanlıktan, nasıl bu denli gaflette olabilmektedirler? Kuşkusuz bu, insanların gerçekleri anlayamamalarından değil, anlamazlıktan gelmelerinden doğmaktadır. Vicdanları doğruyu fısıldadığı halde, bu kişiler kendilerini kandırırlar; dünyaya olan bağlılıkları ve hırsları yüzünden görüşleri fludur. Birçoğu gizli ya da açık olarak ahireti inkar eder, gerçekleri net olarak göremezler. Baktığı halde görmeyen bu azgın kişilerden Kuran'da şöyle söz edilir: Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar, onların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? (Araf Suresi, 146-147) Yüce Allah insanın yaratılış ve dünyada bulunuş amacının bir denenme olduğunu, “Şüphesiz Biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık.”(İnsan Suresi,2 ) ayetiyle insana bildirirken, birçok insanın gerçeklerden yüz çevirmesi kuşkusuz ki büyük yanılgıdır. Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? (İnfitar Suresi, 6)[/COLOR][/B] [B][COLOR=red]Elif Alaca - 11/01/2010[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Ey insan, seni aldatıp yanıltan nedir?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst