Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Ezansız Ülkeler…
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 244050" data-attributes="member: 1003203"><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Emr-i bülendsin ey ezân-ı Muhammedî,</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Kâfi değil sadâna cihân-ı Muhammedî. (Yahya Kemal)</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Ezan, şadırvan, serviler… Çocukluğumun cennetasa günlerinden havalanan üç beyaz güvercin. Köyün imamı Eyüb Hoca'nın billur sesiyle aydınlanan kış sabahları, yaz gecelerini hüzünlendiren yatsı ezanları…</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Sonrasında, çocukluğumun Istanbulu… Muhrik ve davudi nağmeleriyle, hoş edalı, latif sedalı müezzinlerin çınlattığı payitaht semaları…Gecesinde ışıl ışıl minarelerin, gündüzünde serin serin asır-dide servilerin, cami avlularındaki mütelaşi güvercinlerin, Haliç’inde çarpana çalan bikarar sandalların… cümle mahlukatın, hep birden kulak kesildiği ruhani bir musikiydi İstanbul’da ezan… Ruh-ı revan-ı Muhammedi şehbal açarken, gökler yüzlerce minareden nura gark olur beş vakit.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Bugün gurbet illerde, bir müslümanlık sabahında uyanıyorsam eğer, ve “anne millet”e vefa hisleriyle dolup taşıyorsam her daim, gökkubbemde çağıldayıp duran işte bu ses ve renk cümbüşün payı büyüktür!</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Yahya Kemal, Ezansız Semtler yazısında, "Biz ki minareler ve ağaçlar arasında ezan seslerini işiterek büyüdük. O mübarek muhitten çok sonra ayrıldık. Biz böyle bir Sabah Namazında anne millete dönebiliriz. Fakat minaresiz ve ezansız semtlerde doğan, Frenk terbiyesiyle yetişen Türk çocukları dönecekleri yeri hatırlayamayacaklar!" der. “Kendi Gökkubbemiz” şairi, zamane İstanbul’unun yeni semtlerinde cami ve minare olmadığından yakınır; bu modern semtlerde doğup büyüyen çocukların milli ve manevi değerlerden nasipsiz kaldıklarını haykırır acı acı...</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Gurbet illerde, ezan sesinden mahrum nesilleri düşündüm! Günler, haftalar, aylar değil, yıllarca ezandan mahrum kalan müslüman nesilleri... Ezanın ihtar edici, terbiyevi, davetkar, dinlendirici, düşündürücü, huzur verici neşve ve manasından mahrum nesilleri, çocuklarımızı düşündüm... Beş vakit ezanın sırılsıklam maneviyetini duyamayan bizim çocuklarımızı.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Doğduklarında kulaklarına ezan okunuyor çocuklarımızın; ama işte duyup duyacakları o kadar... Anayurda, tatile gittiklerinde duyabiliyorlar minare minare yükselen ezanları; ya da mekanik bir takım seslerle idare ediyorlar. Zamanla ezansızlık kanıksanıyor; ezansız geçen yıllarda neler kaybedildiği hissedilmez oluyor. Çocuklarımızın bilinçaltlarındaki bu lahuti sedanın yokluğu, ruhlarında da telafisi kabil olmayan boşluklar bırakıyor. </strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Gurbet illeri garip kılan ezansızlıktır. Muhiti munisleştiren ezan, hangi inanmış ruhu sarıp sarmalamaz, hangi mümin kalbi sarsmaz ki! Ezan değil midir toplayan insanları bir araya, omuz omuza verdiren, aynı maksada tevcih eden, Hz. İnsan’ı ümmet kılan... </strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Ezansiz Ülkeler’de oruçlar ezansız açılır, cumalar ve bayram namazları takvimlerden takip edilir, ölenlerin ardından yanık yanık selalar okunmaz. Hayat betonarmeler arasında, kah kilise çanları eşliğinde, kah trafik uğultularıyla kendi dağdağası içinde geçip gider. Arasıra kulaklarımızı aşina bir ses okşar, irkilir kalırız acaba ezan mıydı diye. Heyhat ki, hayal-i muhaldir, amma ki cihan değer... </strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Evlerimizde, ezan ruhunu yaşatsak, odalarımıza ezan sekineleri inse, çocuklarımıza ezani Muhammedi’nin manalarını, makamlarını belletsek, ezan ile onların gönüllerini tarihimize, dinimize, şehrimize, toprağımıza, yurdumuza bağlasak...</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Üsküplü Yahya Kemal, uzun yıllar kaldığı Paris’ten sonunda geri dönebildi. Bir inhiraf dönemi yazar ve şairiydi; ancak “eve dönen bir adamdı”. Belki de ciğerlerinde “Rakofca kırlarının hür havası”, kulaklarında da Üsküb’ü sokak sokak, mahle mahle istiap eden ezan nağmeleri vardı. Ne yazık ki, önce Iskoçya, ardından da Amerika’ya giden Haluk ise, bir daha asla yurda dönemedi. Tevfik Fikret’in biricik oğlu Ezansız Ülkeler’de eve döneceği yolları kaybetmişti. </strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Peki, acaba Ezansız Ülkeler’de imrar-ı hayat eyleyen bizim çocuğumuz “kökler”ine sadık kalacak mı, yuvaya dönebilecek mi? Bir kutlu seherde, sabah ezanıyla uyanacak mı?</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Engin Sezen </strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 244050, member: 1003203"] [COLOR=black][FONT=Comic Sans MS][B]Emr-i bülendsin ey ezân-ı Muhammedî, Kâfi değil sadâna cihân-ı Muhammedî. (Yahya Kemal) Ezan, şadırvan, serviler… Çocukluğumun cennetasa günlerinden havalanan üç beyaz güvercin. Köyün imamı Eyüb Hoca'nın billur sesiyle aydınlanan kış sabahları, yaz gecelerini hüzünlendiren yatsı ezanları… Sonrasında, çocukluğumun Istanbulu… Muhrik ve davudi nağmeleriyle, hoş edalı, latif sedalı müezzinlerin çınlattığı payitaht semaları…Gecesinde ışıl ışıl minarelerin, gündüzünde serin serin asır-dide servilerin, cami avlularındaki mütelaşi güvercinlerin, Haliç’inde çarpana çalan bikarar sandalların… cümle mahlukatın, hep birden kulak kesildiği ruhani bir musikiydi İstanbul’da ezan… Ruh-ı revan-ı Muhammedi şehbal açarken, gökler yüzlerce minareden nura gark olur beş vakit. Bugün gurbet illerde, bir müslümanlık sabahında uyanıyorsam eğer, ve “anne millet”e vefa hisleriyle dolup taşıyorsam her daim, gökkubbemde çağıldayıp duran işte bu ses ve renk cümbüşün payı büyüktür! Yahya Kemal, Ezansız Semtler yazısında, "Biz ki minareler ve ağaçlar arasında ezan seslerini işiterek büyüdük. O mübarek muhitten çok sonra ayrıldık. Biz böyle bir Sabah Namazında anne millete dönebiliriz. Fakat minaresiz ve ezansız semtlerde doğan, Frenk terbiyesiyle yetişen Türk çocukları dönecekleri yeri hatırlayamayacaklar!" der. “Kendi Gökkubbemiz” şairi, zamane İstanbul’unun yeni semtlerinde cami ve minare olmadığından yakınır; bu modern semtlerde doğup büyüyen çocukların milli ve manevi değerlerden nasipsiz kaldıklarını haykırır acı acı... Gurbet illerde, ezan sesinden mahrum nesilleri düşündüm! Günler, haftalar, aylar değil, yıllarca ezandan mahrum kalan müslüman nesilleri... Ezanın ihtar edici, terbiyevi, davetkar, dinlendirici, düşündürücü, huzur verici neşve ve manasından mahrum nesilleri, çocuklarımızı düşündüm... Beş vakit ezanın sırılsıklam maneviyetini duyamayan bizim çocuklarımızı. Doğduklarında kulaklarına ezan okunuyor çocuklarımızın; ama işte duyup duyacakları o kadar... Anayurda, tatile gittiklerinde duyabiliyorlar minare minare yükselen ezanları; ya da mekanik bir takım seslerle idare ediyorlar. Zamanla ezansızlık kanıksanıyor; ezansız geçen yıllarda neler kaybedildiği hissedilmez oluyor. Çocuklarımızın bilinçaltlarındaki bu lahuti sedanın yokluğu, ruhlarında da telafisi kabil olmayan boşluklar bırakıyor. Gurbet illeri garip kılan ezansızlıktır. Muhiti munisleştiren ezan, hangi inanmış ruhu sarıp sarmalamaz, hangi mümin kalbi sarsmaz ki! Ezan değil midir toplayan insanları bir araya, omuz omuza verdiren, aynı maksada tevcih eden, Hz. İnsan’ı ümmet kılan... Ezansiz Ülkeler’de oruçlar ezansız açılır, cumalar ve bayram namazları takvimlerden takip edilir, ölenlerin ardından yanık yanık selalar okunmaz. Hayat betonarmeler arasında, kah kilise çanları eşliğinde, kah trafik uğultularıyla kendi dağdağası içinde geçip gider. Arasıra kulaklarımızı aşina bir ses okşar, irkilir kalırız acaba ezan mıydı diye. Heyhat ki, hayal-i muhaldir, amma ki cihan değer... Evlerimizde, ezan ruhunu yaşatsak, odalarımıza ezan sekineleri inse, çocuklarımıza ezani Muhammedi’nin manalarını, makamlarını belletsek, ezan ile onların gönüllerini tarihimize, dinimize, şehrimize, toprağımıza, yurdumuza bağlasak... Üsküplü Yahya Kemal, uzun yıllar kaldığı Paris’ten sonunda geri dönebildi. Bir inhiraf dönemi yazar ve şairiydi; ancak “eve dönen bir adamdı”. Belki de ciğerlerinde “Rakofca kırlarının hür havası”, kulaklarında da Üsküb’ü sokak sokak, mahle mahle istiap eden ezan nağmeleri vardı. Ne yazık ki, önce Iskoçya, ardından da Amerika’ya giden Haluk ise, bir daha asla yurda dönemedi. Tevfik Fikret’in biricik oğlu Ezansız Ülkeler’de eve döneceği yolları kaybetmişti. Peki, acaba Ezansız Ülkeler’de imrar-ı hayat eyleyen bizim çocuğumuz “kökler”ine sadık kalacak mı, yuvaya dönebilecek mi? Bir kutlu seherde, sabah ezanıyla uyanacak mı? Engin Sezen [/B][/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Ezansız Ülkeler…
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst