Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Fâizi Ne Alırız, Ne de Veririz!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 274201" data-attributes="member: 1016557"><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Calibri'">Hem madem her senede, öyle bir Kadir-i Mutlak, haşrin ve Cennet'in nümunelerini binler tarzda icad ediyor. Hem madem bütün semavi fermanları ile saadet-i ebediyeyi va'd edip, Cennet'i müjde veriyor. Hem madem bütün icraatı ve şuunatı hak ve hakikattır ve sıdk ve ciddiyetledir. Hem madem asarının şehadetiyle, bütün kemalat, onun nihayetsiz kemaline delalet ve şehadet eder. Ve hiçbir cihette naks ve kusur onda yoktur. Hem madem hulf-ül va'd ve hilaf ve kizb ve aldatmak, en çirkin bir haslet ve naks u kusurdur. Elbette ve elbette o Kadir-i Zülcelal, o Hakim-i Zülkemal, o Rahim-i Zülcemal va'dini yerine getirecek; saadet-i ebediye kapısını açacak, Âdem babanızın vatan-ı aslisi olan Cennet'e sizleri ey ehl-i iman idhal edecektir. </span></span></p><p> <span style="color: black"><span style="font-family: 'Calibri'">(Bediüzzaman Said Nursi - 20. Mektub'dan) </span></span></p><p> </p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler</span></u></strong></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Âsâr</strong>: eserler</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Cihet :</strong>yön, taraf</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Delalet :</strong> delil olmak</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Ehl-i iman</strong> :Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Ferman</strong> :emir,tebliğ, buyruk</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Hak</strong> :varlığı hiç değişmeyen,her hakka sahip,ibadete layık</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Hakikat: </strong>gerçek</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Hakîm ü Zülkemal</strong> :Her şeye hikmetler gizleyen mükemmellik sahibi</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Haslet</strong> :huy, ahlâk, yaratılıştan olan tabiat</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Haşir </strong>: öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Hilaf :</strong>ters, karşı, zıt, muhalefet</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Hulf-ül va’d</strong> :sözünde durmamak</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>İcad :</strong>yaratma, var etme, vücuda getirmek</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>İcraat</strong> :yapılan işler, meydana getirilenler, tatbikat</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>İdhal</strong> :içine almak, sokmak, dâhil etmek</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Kadîr-i mutlak</strong> :mutlak güç ve kuvvet sahibi</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Kadîr-i Zülcelal :</strong>her türlü eksiklikten yüce kuvvet ve kudret sahibi</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Kemalat :</strong>faziletler, iyilikler, mükemmellikler</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Kizb</strong> :yalan, yalan söylemek</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Naks </strong>:eksiklik, noksan, kusur</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Nihayetsiz: </strong>sonsuz</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Nümune</strong>: örnek</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Rahîm ü Zülcemal</strong> :güzellik ve merhamet sahibi(Allah)</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Saadet-i ebediye</strong> :sonsuz mutluluk</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Semavi </strong>:gökle alakalı</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Sıdk </strong>:doğruluk, doğru söz, hakikata uygun olan</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Şehadet :</strong> şahitlik, tanıklık</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Şuunat :</strong>işler, fiiller</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Tarz :</strong>usul, şekil, metod, yol</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Va’d</strong> :söz vermek</span></p><p> <span style="font-family: 'Calibri'"><strong>Vatan-ı asli</strong> :İnsanın doğup büyüdüğü veya içinde barınmak kasdedip başka yere gitmek istemediği yer</span></p><p><span style="color: #888888"> </span></p><p> <span style="color: #888888"></span></p><p> <span style="color: #888888"></span></p><p><span style="color: #888888"></span>Son devir alimlerinden Süleyman Hilmi Tunahan: Süleyman Efendi’nin bendelerinden Arif Hikmet Köklü beyefendi 14.09.2001'de şu enteresan hatırayı anlatmışlardır; "Bazı kimseler Bediüzzaman Said Nursi aleyhinde neşriyatta bulunuyorlardı. Onların tesirinde kalarak Şeyh Süleyman Efendi hazretlerine "Biz Said Nursi'yi nasıl bileceğiz?" diye sordum. "Bu Bediüzzaman hazretleri Türkiye'de en sevdiğim zattır" dediler. Yanından bir zat çıkıyordu, onu kast ederek "Siz gelmeden önce bir zat gelmişti. Said Nursi hazretlerinin yanından gelmiş ve sohbetinde bulunmuş. Sohbette bizim bahsimiz olmuş. Ayağa kalkarak: "Ne kadar sevap kazanmışsam yarısını Şeyh Süleyman Efendiye veriyorum" dediğini bize nakletti. Biz de o zata dedik:"Biz de bu güne kadar sevap ve hayır namına ne kazandı isek hepsini Said Nursi hazretlerine hediye ediyoruz. Bunu kendisine bildirirsiniz." ...Yine Arif beyin nakline göre Süleyman Efendi şöyle buyurmuş: "Said Nursi'ye makamını bizzat Resulullah vermiştir. En yüksek dereceye çıkmıştır. Hz. Allah’ın ilham ettiği şekilde yazacak, onun hizmeti de öyle.</p><p></p><p>Ramazanoğlu Sami Efendi: Lütfi Eraslan anlatıyor; “Yunak müftüsü Süleyman Efendi bir gün M. Sami Üstadımıza sormuş: “Efendim, Said Nursi hazretleri o karanlık günlerde nasıl korkusuzca cihada devam etti?” Mahmud Sami Üstadımız cevaben buyurmuşlar ki: “Bir insanın Allah korkusu her tarafını ihata ederse, sair korkular onun bedenine girmeye yer bulamaz.”</p><p></p><p>Ömer Nasuhi Bilmen Hoca: Vehbi Vakkasoğlu anlatıyor: Cahil cesareti içinde, bu soruyu Ömer Nasuhi Bilmen Hocamıza bir “ilm-i kelâm” dersinde sorduk. Hepimiz adına soruyu seslendiren arkadaşımıza, o tatlı tebessümüyle bir süre baktı mübarek hocamız… Sonra da, şefkatini hissettiren bir üslûpla dedi ki: “Şimdi ders saatimiz. Mühim bir mevzu üzerindeyiz. Bu husus, sınıftaki herkesi de alâkadar etmeyebilir. Son dersten sonra gelirsen, sualinin cevabını alırsın.” Bizler 18 yaşın verdiği kabına sığmaz heyecanla onu takip ediyorduk. Nasuhi Efendi, dönüp arkasındaki kalabalık öğrenci grubunu gördükçe tebessüm edip yürüyordu. Arkadaşımız peşinde, biz de onun peşinde yokuşu indik. Hocamız Fatih’e gidecek olan troleybüse bindi. Biz de bindik. Oturduğu koltuğun etrafında bir yığın talebesini görünce arkadaşımıza eliyle işaret etti. O da eğilip kulağını hocamıza yaklaştırdı. Ancak onunla beraber birçok kafa da hocamızın üzerine eğildi. Mübarek adam baktı, tebessüm etti ve herhalde merakımızı hoş gördü ki, uzun sorumuza şu kısa cevabı verdi: “Evladım, biz müellifiz. Bir mevzuu araştırır, o husustaki bilgileri toplar, bir nizam içinde düzenler, yazarız. Fakat Bediüzzaman böyle değildir. O, ilhama mazhardır. Onun kulağına yukarıdan fısıldayan var. Biz ise, kendi emeğimizin mahsulünü, derleyip toplayıp yazıyoruz. Bu sebeple, bizimki böyle olur, onun ki de öyle olur.” Daha sonra öğrendik ki, hocamız, Bediüzzaman’ın eserleri aleyhindeki bir rapora imza atmamak için Diyanet İşleri Başkanlığından istifa etmiş. </p><p></p><p> (Kaynak: Ulemanın Gözüyle Bediüzzaman - Salih Okur)</p><p></p><p></p><p><span style="color: #888888"> -- </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 274201, member: 1016557"] [COLOR=black][FONT=Calibri]Hem madem her senede, öyle bir Kadir-i Mutlak, haşrin ve Cennet'in nümunelerini binler tarzda icad ediyor. Hem madem bütün semavi fermanları ile saadet-i ebediyeyi va'd edip, Cennet'i müjde veriyor. Hem madem bütün icraatı ve şuunatı hak ve hakikattır ve sıdk ve ciddiyetledir. Hem madem asarının şehadetiyle, bütün kemalat, onun nihayetsiz kemaline delalet ve şehadet eder. Ve hiçbir cihette naks ve kusur onda yoktur. Hem madem hulf-ül va'd ve hilaf ve kizb ve aldatmak, en çirkin bir haslet ve naks u kusurdur. Elbette ve elbette o Kadir-i Zülcelal, o Hakim-i Zülkemal, o Rahim-i Zülcemal va'dini yerine getirecek; saadet-i ebediye kapısını açacak, Âdem babanızın vatan-ı aslisi olan Cennet'e sizleri ey ehl-i iman idhal edecektir. [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Calibri](Bediüzzaman Said Nursi - 20. Mektub'dan) [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Calibri] [/FONT][/COLOR] [B][U][FONT=Calibri]Lügatler[/FONT][/U][/B] [FONT=Calibri][B]Âsâr[/B]: eserler[/FONT] [FONT=Calibri][B]Cihet :[/B]yön, taraf[/FONT] [FONT=Calibri][B]Delalet :[/B] delil olmak[/FONT] [FONT=Calibri][B]Ehl-i iman[/B] :Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler[/FONT] [FONT=Calibri][B]Ferman[/B] :emir,tebliğ, buyruk[/FONT] [FONT=Calibri][B]Hak[/B] :varlığı hiç değişmeyen,her hakka sahip,ibadete layık[/FONT] [FONT=Calibri][B]Hakikat: [/B]gerçek[/FONT] [FONT=Calibri][B]Hakîm ü Zülkemal[/B] :Her şeye hikmetler gizleyen mükemmellik sahibi[/FONT] [FONT=Calibri][B]Haslet[/B] :huy, ahlâk, yaratılıştan olan tabiat[/FONT] [FONT=Calibri][B]Haşir [/B]: öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma[/FONT] [FONT=Calibri][B]Hilaf :[/B]ters, karşı, zıt, muhalefet[/FONT] [FONT=Calibri][B]Hulf-ül va’d[/B] :sözünde durmamak[/FONT] [FONT=Calibri][B]İcad :[/B]yaratma, var etme, vücuda getirmek[/FONT] [FONT=Calibri][B]İcraat[/B] :yapılan işler, meydana getirilenler, tatbikat[/FONT] [FONT=Calibri][B]İdhal[/B] :içine almak, sokmak, dâhil etmek[/FONT] [FONT=Calibri][B]Kadîr-i mutlak[/B] :mutlak güç ve kuvvet sahibi[/FONT] [FONT=Calibri][B]Kadîr-i Zülcelal :[/B]her türlü eksiklikten yüce kuvvet ve kudret sahibi[/FONT] [FONT=Calibri][B]Kemalat :[/B]faziletler, iyilikler, mükemmellikler[/FONT] [FONT=Calibri][B]Kizb[/B] :yalan, yalan söylemek[/FONT] [FONT=Calibri][B]Naks [/B]:eksiklik, noksan, kusur[/FONT] [FONT=Calibri][B]Nihayetsiz: [/B]sonsuz[/FONT] [FONT=Calibri][B]Nümune[/B]: örnek[/FONT] [FONT=Calibri][B]Rahîm ü Zülcemal[/B] :güzellik ve merhamet sahibi(Allah)[/FONT] [FONT=Calibri][B]Saadet-i ebediye[/B] :sonsuz mutluluk[/FONT] [FONT=Calibri][B]Semavi [/B]:gökle alakalı[/FONT] [FONT=Calibri][B]Sıdk [/B]:doğruluk, doğru söz, hakikata uygun olan[/FONT] [FONT=Calibri][B]Şehadet :[/B] şahitlik, tanıklık[/FONT] [FONT=Calibri][B]Şuunat :[/B]işler, fiiller[/FONT] [FONT=Calibri][B]Tarz :[/B]usul, şekil, metod, yol[/FONT] [FONT=Calibri][B]Va’d[/B] :söz vermek[/FONT] [FONT=Calibri][B]Vatan-ı asli[/B] :İnsanın doğup büyüdüğü veya içinde barınmak kasdedip başka yere gitmek istemediği yer[/FONT] [COLOR=#888888] [FONT=Calibri] [/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [FONT=Calibri] [/FONT] [/COLOR]Son devir alimlerinden Süleyman Hilmi Tunahan: Süleyman Efendi’nin bendelerinden Arif Hikmet Köklü beyefendi 14.09.2001'de şu enteresan hatırayı anlatmışlardır; "Bazı kimseler Bediüzzaman Said Nursi aleyhinde neşriyatta bulunuyorlardı. Onların tesirinde kalarak Şeyh Süleyman Efendi hazretlerine "Biz Said Nursi'yi nasıl bileceğiz?" diye sordum. "Bu Bediüzzaman hazretleri Türkiye'de en sevdiğim zattır" dediler. Yanından bir zat çıkıyordu, onu kast ederek "Siz gelmeden önce bir zat gelmişti. Said Nursi hazretlerinin yanından gelmiş ve sohbetinde bulunmuş. Sohbette bizim bahsimiz olmuş. Ayağa kalkarak: "Ne kadar sevap kazanmışsam yarısını Şeyh Süleyman Efendiye veriyorum" dediğini bize nakletti. Biz de o zata dedik:"Biz de bu güne kadar sevap ve hayır namına ne kazandı isek hepsini Said Nursi hazretlerine hediye ediyoruz. Bunu kendisine bildirirsiniz." ...Yine Arif beyin nakline göre Süleyman Efendi şöyle buyurmuş: "Said Nursi'ye makamını bizzat Resulullah vermiştir. En yüksek dereceye çıkmıştır. Hz. Allah’ın ilham ettiği şekilde yazacak, onun hizmeti de öyle. Ramazanoğlu Sami Efendi: Lütfi Eraslan anlatıyor; “Yunak müftüsü Süleyman Efendi bir gün M. Sami Üstadımıza sormuş: “Efendim, Said Nursi hazretleri o karanlık günlerde nasıl korkusuzca cihada devam etti?” Mahmud Sami Üstadımız cevaben buyurmuşlar ki: “Bir insanın Allah korkusu her tarafını ihata ederse, sair korkular onun bedenine girmeye yer bulamaz.” Ömer Nasuhi Bilmen Hoca: Vehbi Vakkasoğlu anlatıyor: Cahil cesareti içinde, bu soruyu Ömer Nasuhi Bilmen Hocamıza bir “ilm-i kelâm” dersinde sorduk. Hepimiz adına soruyu seslendiren arkadaşımıza, o tatlı tebessümüyle bir süre baktı mübarek hocamız… Sonra da, şefkatini hissettiren bir üslûpla dedi ki: “Şimdi ders saatimiz. Mühim bir mevzu üzerindeyiz. Bu husus, sınıftaki herkesi de alâkadar etmeyebilir. Son dersten sonra gelirsen, sualinin cevabını alırsın.” Bizler 18 yaşın verdiği kabına sığmaz heyecanla onu takip ediyorduk. Nasuhi Efendi, dönüp arkasındaki kalabalık öğrenci grubunu gördükçe tebessüm edip yürüyordu. Arkadaşımız peşinde, biz de onun peşinde yokuşu indik. Hocamız Fatih’e gidecek olan troleybüse bindi. Biz de bindik. Oturduğu koltuğun etrafında bir yığın talebesini görünce arkadaşımıza eliyle işaret etti. O da eğilip kulağını hocamıza yaklaştırdı. Ancak onunla beraber birçok kafa da hocamızın üzerine eğildi. Mübarek adam baktı, tebessüm etti ve herhalde merakımızı hoş gördü ki, uzun sorumuza şu kısa cevabı verdi: “Evladım, biz müellifiz. Bir mevzuu araştırır, o husustaki bilgileri toplar, bir nizam içinde düzenler, yazarız. Fakat Bediüzzaman böyle değildir. O, ilhama mazhardır. Onun kulağına yukarıdan fısıldayan var. Biz ise, kendi emeğimizin mahsulünü, derleyip toplayıp yazıyoruz. Bu sebeple, bizimki böyle olur, onun ki de öyle olur.” Daha sonra öğrendik ki, hocamız, Bediüzzaman’ın eserleri aleyhindeki bir rapora imza atmamak için Diyanet İşleri Başkanlığından istifa etmiş. (Kaynak: Ulemanın Gözüyle Bediüzzaman - Salih Okur) [COLOR=#888888] -- [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Fâizi Ne Alırız, Ne de Veririz!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst