Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
“Fakir babası” İbn-i Münîr
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 96851" data-attributes="member: 8679"><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff">İbn-ül-Münîr hazretleri, üstübeç, zercâr (bakır sülfat) gibi maddeler ve ıtriyat (güzel kokular) yapıp satardı. O, tam bir “Fakir babası”ydı. Her gün Ba’lebek çarşısında bu hazırladıkları şeyleri satar, kazandıklarını fakirlere, muhtaçlara verirdi. Mescidleri imâr eder, dünyalık bir malı bulunmayarak vefât eden, garîb ve fakir kimselerin kefenleme masraflarını karşılardı...</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff">ONU ZİYARETE GİTTİLER...</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff">Abdülvehhâb-ı Şa’rânî hazretleri, “Tabakât-ül-kübrâ” isimli eserinde şöyle anlatır: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff">“İbn-i Münîr hazretlerinin vefâtının yaklaştığı haberi bana ulaşınca, Ebü’l-Abbâs el-Harîsî ve Ebü’l-Abbâs el-Gamrî ile birlikte onu ziyâret etmeye niyet ettik. Ertesi günü sabah erkenden, Bâb-ün-nasr denilen yerde buluşup yola çıkmaya karar verdik. Oraya kim erken gelirse, diğerlerimizi bekleyecekti. Sabahleyin ben geldiğimde, orada arkadaşlarımı bulamadım. Oradaki kapıcı dedi ki: “Onlar buraya geldiler. Epey müddet beklediler. Sonra da, Hânke yolundan çıkıp gittiler.” Ben de onlara yetişirim ümidiyle yola çıktım... Biraz sonra Yemen tarafından gelen bir derviş ile karşılaştım. Bana; “Nereye gidiyorsun?” dedi. “İbn-i Münîr hazretlerine gidiyorum” deyince; “Ben de aynı yere gidiyorum” dedi. Benim bindiğim hayvan topal, vakit de kış günü olduğu için, normalde akşama ancak varabilirdik. Fakat daha güneş az yükselmiş idi ki, birden kendimizi o zâtın yanında bulduk... </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff">“BİZİ TANIYACAK HÂLDE DEĞİLDİ”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff">Mübarek, çok halsiz düşmüş, gözlerinde takat kalmamış idi. Üç günden beri konuşmadığını öğrendik. Bizim girdiğimizi hissetti. Fakat kim olduğumuzu tanıyacak hâlde değildi. “Kimsin?” diye sordu. “Abdülvehhâb” dedim. Bana çok duâ etti. Öğle namazından sonra veda edip ayrıldım. Hânke’ye geldiğimde ikindi vakti olmuştu. Biraz sonra bulunduğum yere Ebü’l-Abbâs girdi. Benim henüz gitmediğimi yeni geldiğimi zannediyordu. “Haydi, hayvanına bin gidelim” dedi. “Ben oraya gittim, ziyâret ettim. Şimdi geri dönüyorum” dedim. Bu sözüme çok hayret ettiler. İnanmazsanız oraya vardığıma dâir işâretimi de size söyleyebilirim. Meselâ, İbn-i Münîr hazretlerinin yaslandığı yastık kırmızı idi. İsterseniz gidince kontrol edersiniz” dedim... </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff">Ben anladım ki, yanına giderken ve gelirken aradaki çok uzak mesafeyi Allahü teâlânın izni ile çok kısa zamanda almam, hep İbn-i Münîr hazretlerinin bir kerâmeti idi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="color: #0000ff"></span><strong><span style="color: black">Vehbi Tülek</span></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 96851, member: 8679"] [FONT=Tahoma][COLOR=#0000ff]İbn-ül-Münîr hazretleri, üstübeç, zercâr (bakır sülfat) gibi maddeler ve ıtriyat (güzel kokular) yapıp satardı. O, tam bir “Fakir babası”ydı. Her gün Ba’lebek çarşısında bu hazırladıkları şeyleri satar, kazandıklarını fakirlere, muhtaçlara verirdi. Mescidleri imâr eder, dünyalık bir malı bulunmayarak vefât eden, garîb ve fakir kimselerin kefenleme masraflarını karşılardı... ONU ZİYARETE GİTTİLER... Abdülvehhâb-ı Şa’rânî hazretleri, “Tabakât-ül-kübrâ” isimli eserinde şöyle anlatır: “İbn-i Münîr hazretlerinin vefâtının yaklaştığı haberi bana ulaşınca, Ebü’l-Abbâs el-Harîsî ve Ebü’l-Abbâs el-Gamrî ile birlikte onu ziyâret etmeye niyet ettik. Ertesi günü sabah erkenden, Bâb-ün-nasr denilen yerde buluşup yola çıkmaya karar verdik. Oraya kim erken gelirse, diğerlerimizi bekleyecekti. Sabahleyin ben geldiğimde, orada arkadaşlarımı bulamadım. Oradaki kapıcı dedi ki: “Onlar buraya geldiler. Epey müddet beklediler. Sonra da, Hânke yolundan çıkıp gittiler.” Ben de onlara yetişirim ümidiyle yola çıktım... Biraz sonra Yemen tarafından gelen bir derviş ile karşılaştım. Bana; “Nereye gidiyorsun?” dedi. “İbn-i Münîr hazretlerine gidiyorum” deyince; “Ben de aynı yere gidiyorum” dedi. Benim bindiğim hayvan topal, vakit de kış günü olduğu için, normalde akşama ancak varabilirdik. Fakat daha güneş az yükselmiş idi ki, birden kendimizi o zâtın yanında bulduk... “BİZİ TANIYACAK HÂLDE DEĞİLDİ” Mübarek, çok halsiz düşmüş, gözlerinde takat kalmamış idi. Üç günden beri konuşmadığını öğrendik. Bizim girdiğimizi hissetti. Fakat kim olduğumuzu tanıyacak hâlde değildi. “Kimsin?” diye sordu. “Abdülvehhâb” dedim. Bana çok duâ etti. Öğle namazından sonra veda edip ayrıldım. Hânke’ye geldiğimde ikindi vakti olmuştu. Biraz sonra bulunduğum yere Ebü’l-Abbâs girdi. Benim henüz gitmediğimi yeni geldiğimi zannediyordu. “Haydi, hayvanına bin gidelim” dedi. “Ben oraya gittim, ziyâret ettim. Şimdi geri dönüyorum” dedim. Bu sözüme çok hayret ettiler. İnanmazsanız oraya vardığıma dâir işâretimi de size söyleyebilirim. Meselâ, İbn-i Münîr hazretlerinin yaslandığı yastık kırmızı idi. İsterseniz gidince kontrol edersiniz” dedim... Ben anladım ki, yanına giderken ve gelirken aradaki çok uzak mesafeyi Allahü teâlânın izni ile çok kısa zamanda almam, hep İbn-i Münîr hazretlerinin bir kerâmeti idi. [/COLOR][B][COLOR=black]Vehbi Tülek[/COLOR][/B][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
“Fakir babası” İbn-i Münîr
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst