Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Farkındalık
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="DAVAMÞEHADET" data-source="post: 237180" data-attributes="member: 1010414"><p>FARKINDA OLMAK!</p><p> </p><p>Elimde kalem, kağıt dolaşıyordum, beni sabahın bu vakitlerinde sokağa düşüren psikoloji hocamın ödeviydi, insanları özellikle çocukları gözlemleyip onların iç ve dış dünyalarını yansıtan bir yazı yazın demişti.</p><p>Bir sokağa saptım ve kaldırımda oturmuş bir çocuk gördüm. Önünde boya kasası, boya malzemeleri ve bir çift terlik vardı. Soğuk kaldırıma oturmuş, ellerini arada bir nefesiyle ısıtmaya çalışıyordu. 9-10 yaşlarındaydı..</p><p>Bembeyaz teni yer yer boyanın kirlettiği bir ayrıcalıkla parlıyordu. Ben onu gözlemlerken o her defasında sağına ve soluna bakmaya devam ediyordu, etrafına umut dolu gözlerle bakması, onun müşteri beklentisinden kaynaklanıyor olmalıydı. Çok geçmeden eline elifbasını aldı, minik dudakları kıpır kıpır çalışıyordu.</p><p>Çocuk insanların fazlalaştığını görünce elifbayı kapatıp umut dolu gözlerle etrafını incelemeye koyuldu, belli bir süre geçip de hiç kimsenin ayakkabı boyamaya gelmediğini görünce gözlerindeki umudun titreşmeye ve sönmeye başladığını esefle gördüm. Başı yere eğilmiş gözleriyle toprağı seyre dalmıştı. Yığınla insan geçiyordu ordan. Birileri telefonla konuşuyor, birileri yanındaki arkadaşıyla sohbet edip gülüyor, birileri koşarcasına adım atıyordu. Çoğu insan dönüp bakmıyor, bir kısmı anlamsızca bakıp geçiyor, çok azı duraklayıp bakıyordu... Hiç kimse şu ana kadar boyamaya yanaşmamıştı...</p><p>O an farkında olmak nedir diye geçirdim içimden, bu yaşadığım anı hayatımızın bir kesiti olarak düşündüm. O çocuk ahiretti, bizler ise onun önünden gelip geçen yığınla insanlardık, çoğunlukla farkında bile olmadan belki de umursamaz bir tavırla kıyısından uzaklaşıyorduk, kimimiz gülüp geçerek, sadece kendimizi düşünüp o anın tadını çıkararak yürüyorduk. Ahiret ise her daim karşımızda duruyor, umutla kah bahar olup, kah kış olarak ölümü hatırlatıyor, çocuğun umut ve umutsuzluk arasındaki gelgitini andırıyordu. Canlı bir örnek olarak karşımızda duruyor, bizi az bir ücret karşılığında temiz ve yepyeni bir dünyaya hazırlıyordu. Tıpkı az bir ücret verip eski ayakkabısını boyatıp tertemiz bir ayakkabıya kavuşan bir insan gibi.</p><p>Bekliyordu umutla, çocuk ve onun hükmündeki ahiret... Usanmadan bıkmadan umut ve umutsuzluk karışımıyla bekliyorlardı insanları, fark edilmeyi bekliyorlardı, bir farketseydi insanlar belki ardından bir durma,bir düşünme,bir kıyas ve bir eylem gerçekleşecekti. Aslında farketmekle başlamazmıydı her şey, eğer fark edebilseydik dünyayı, yaşamı, mucizeleri böyle umursamaz olur muyduk... Fark etmek değil midir tefekkürü doğuran, şükrü doğuran ve herşeyden Yaradana ulaşıp aslında onun varlığının, azametinin, şefkatinin, merhametinin, öfkesinin anlamını kavramak...</p><p>Daha fazla dayanamayıp koşarak çocuğun yanına geldim, gözlerim gayrı ihtiyari dolmuştu, yüzüme baktı belirsiz bir ifadeyle sonra ayaklarıma, tek bir kelime söyleyemeden cebimdeki paraları avucuna tutuşturup hızla oradan uzaklaştım.</p><p>Ümmü Gülsüm Turan YAŞ: 20</p><p>DOĞRU HABER GAZETESİ...</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="DAVAMÞEHADET, post: 237180, member: 1010414"] FARKINDA OLMAK! Elimde kalem, kağıt dolaşıyordum, beni sabahın bu vakitlerinde sokağa düşüren psikoloji hocamın ödeviydi, insanları özellikle çocukları gözlemleyip onların iç ve dış dünyalarını yansıtan bir yazı yazın demişti. Bir sokağa saptım ve kaldırımda oturmuş bir çocuk gördüm. Önünde boya kasası, boya malzemeleri ve bir çift terlik vardı. Soğuk kaldırıma oturmuş, ellerini arada bir nefesiyle ısıtmaya çalışıyordu. 9-10 yaşlarındaydı.. Bembeyaz teni yer yer boyanın kirlettiği bir ayrıcalıkla parlıyordu. Ben onu gözlemlerken o her defasında sağına ve soluna bakmaya devam ediyordu, etrafına umut dolu gözlerle bakması, onun müşteri beklentisinden kaynaklanıyor olmalıydı. Çok geçmeden eline elifbasını aldı, minik dudakları kıpır kıpır çalışıyordu. Çocuk insanların fazlalaştığını görünce elifbayı kapatıp umut dolu gözlerle etrafını incelemeye koyuldu, belli bir süre geçip de hiç kimsenin ayakkabı boyamaya gelmediğini görünce gözlerindeki umudun titreşmeye ve sönmeye başladığını esefle gördüm. Başı yere eğilmiş gözleriyle toprağı seyre dalmıştı. Yığınla insan geçiyordu ordan. Birileri telefonla konuşuyor, birileri yanındaki arkadaşıyla sohbet edip gülüyor, birileri koşarcasına adım atıyordu. Çoğu insan dönüp bakmıyor, bir kısmı anlamsızca bakıp geçiyor, çok azı duraklayıp bakıyordu... Hiç kimse şu ana kadar boyamaya yanaşmamıştı... O an farkında olmak nedir diye geçirdim içimden, bu yaşadığım anı hayatımızın bir kesiti olarak düşündüm. O çocuk ahiretti, bizler ise onun önünden gelip geçen yığınla insanlardık, çoğunlukla farkında bile olmadan belki de umursamaz bir tavırla kıyısından uzaklaşıyorduk, kimimiz gülüp geçerek, sadece kendimizi düşünüp o anın tadını çıkararak yürüyorduk. Ahiret ise her daim karşımızda duruyor, umutla kah bahar olup, kah kış olarak ölümü hatırlatıyor, çocuğun umut ve umutsuzluk arasındaki gelgitini andırıyordu. Canlı bir örnek olarak karşımızda duruyor, bizi az bir ücret karşılığında temiz ve yepyeni bir dünyaya hazırlıyordu. Tıpkı az bir ücret verip eski ayakkabısını boyatıp tertemiz bir ayakkabıya kavuşan bir insan gibi. Bekliyordu umutla, çocuk ve onun hükmündeki ahiret... Usanmadan bıkmadan umut ve umutsuzluk karışımıyla bekliyorlardı insanları, fark edilmeyi bekliyorlardı, bir farketseydi insanlar belki ardından bir durma,bir düşünme,bir kıyas ve bir eylem gerçekleşecekti. Aslında farketmekle başlamazmıydı her şey, eğer fark edebilseydik dünyayı, yaşamı, mucizeleri böyle umursamaz olur muyduk... Fark etmek değil midir tefekkürü doğuran, şükrü doğuran ve herşeyden Yaradana ulaşıp aslında onun varlığının, azametinin, şefkatinin, merhametinin, öfkesinin anlamını kavramak... Daha fazla dayanamayıp koşarak çocuğun yanına geldim, gözlerim gayrı ihtiyari dolmuştu, yüzüme baktı belirsiz bir ifadeyle sonra ayaklarıma, tek bir kelime söyleyemeden cebimdeki paraları avucuna tutuşturup hızla oradan uzaklaştım. Ümmü Gülsüm Turan YAŞ: 20 DOĞRU HABER GAZETESİ... [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Farkındalık
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst