Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Fedâkârlık ve Kardeşlik Bayramı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 484987" data-attributes="member: 1004566"><p>Fedâkârlık ve Kardeşlik Bayramı </p><p></p><p></p><p></p><p>Cenâb-ı Hak buyuruyor:</p><p>"Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir." (Haşr, 9) </p><p> </p><p></p><p>Rasûlullah (sav) buyurdular:</p><p>“Hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini, mü’min kardeşi için de istemedikçe kâmil mü’min olamaz.” (Buhârî, Îman, 7; Müslim, Îman, 71-72) </p><p> </p><p></p><p>Âyet-i kerîmede buyurulur:</p><p></p><p>“(İslâm dînine girme husûsunda) öne geçen ilk muhâcirler ve ensâr ile onlara ihsân ile tâbî olanlar var ya, işte Allah onlardan râzı olmuştur; onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. Allah; onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu, büyük kurtuluştur.” (Tevbe, 100)</p><p></p><p>Cenâb-ı Hak; bu âyet-i kerîmede, muhâcir ve ensârın yanında, onlara ihsân ile tâbî olanları da zikrederek, bizleri onların gayret ve ecirlerine ortak olmaya davet ediyor.</p><p></p><p>İslâm’a ilk giren muhâcir ve ensar; canlarıyla, mallarıyla ve bütün imkânlarıyla nasıl fedâkârlıklarda bulunmuşlarsa, Cenâb-ı Hak bizden de aynı tavrı, aynı hizmet ve gayret şuur ve heyecanını beklemektedir. Ashâb-ı kirâma ihsân ile, en güzel şekilde tâbî olmamızı işaret buyurmaktadır.</p><p></p><p>Rabbimiz’in hoşnutluğu ve rızâsı da, cehennemden âzâd olup, cennete nâiliyet şeklindeki büyük kurtuluş da ancak bu fedâkârlıklara bağlıdır.</p><p></p><p>Ashâb-ı kiram ve onların nurlu yolundan gidenler, bu büyük kurtuluş uğrunda canlarını kurban ettiler, mallarını kurban ettiler.</p><p></p><p>Esas hayat uğruna, fânî ömrü kurban ettiler.</p><p></p><p>Sonsuz huzur ve saâdet karşılığında, sonlu keyif ve hazları fedâ ettiler.</p><p></p><p>Ebedî emniyet ve güven için, korku ve endişelerini kurban ettiler.</p><p></p><p>Her şeyin ötesinde, Vâcibü’l-vücûd olan yegâne Var olan yüce Allâh’ın aşkına, benlikten, varlıktan, nefsâniyetten geçtiler.</p><p></p><p>Varlığın Nûru olan Fahr-i Kâinat (sav)’in ziyâsında kanatlarını yakan pervâneler oldular. Yanıp kül olmadılar, baştan ayağa nur kesilip, îman ve takvâ semâsında yıldızlar oldular.</p><p></p><p>Kendilerinden sonra gelen mü’minler için yol gösterici olarak Cenâb-ı Hak, o yıldızları gösterdi. Bencillik çöllerinde kaybolanlar, o fedâ ve kurban yıldızlarının nûruyla cennet vahalarına çıktılar.</p><p>Onlar fânî olan ne varsa, kurban ederek, Bâkî olana dostluğu elde ettiler. Fânîyi fedâ ettiler, ebedîye nâil oldular. Geçici olana vedâ ettiler, bekā mülküne merhabâ dediler. (Osman Nûri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Ekim-2012) </p><p> </p><p></p><p>Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)</p><p>el-Basîr: Her şeyi gören, her şeyin hakîkatini gören, bilen, hiçbir şey Kendisinden saklanamayan, yapılanları tek tek zaptedip muhafaza eden demektir. </p><p> </p><p></p><p>Kısa Günün Kârı</p><p></p><p>Suriye’den evini, yurdunu, malını-mülkünü bırakarak Türkiye’mize sığınan din kardeşlerimiz var. Onlar da şimdi bizler için sanki 1.400 sene evvelki muhâcirler hükmünde. Gerçek ensar olabilirsek, bizler için büyük bir kardeşlik ve fedâkârlık fırsatı. Büyük bir âhiret sermayesi.</p><p></p><p>Eğer onları ihmal edersek, ve;</p><p></p><p>“–Bunlar memleketimize gelerek bombaların ağzından kurtuldu ya, bu nimet yeter!” diyerek vazifelerimizi geçiştirirsek, Allah korusun, bu hâl, bizi mânevî felâketin eşiğine yuvarlar.</p><p></p><p>Bu sebeple Suriye’den gelen muhâcir kardeşlerimizi hiçbir zaman gönlümüzden çıkarmamamız îcâb eder. Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanabilmek için, onlara ensâr-ı kiram gibi gönüllerimizi açıp imkânlarımız nisbetinde yardımcı olmamız zarûrîdir.</p><p></p><p>Düşünmeliyiz:</p><p>Acaba bugün sahâbe efendilerimiz olsalardı, nasıl hareket eder, gönüllerini nasıl bütün kardeşlerine bir rahmet dergâhı hâlinde açarlardı? Mazlum ve mağdur kardeşlerini nasıl kendilerinden önce düşünürlerdi? Hakk’ın rızâsının peşinde nasıl koştururlardı?.. </p><p> </p><p></p><p>Lügatçe</p><p>zaruret: 1. Gereklilik. 2. Yoksulluk, sıkıntı.</p><p>ecir: Sevap</p><p>nâiliyet: Başarı, ulaşılan, elde edilen şey. </p><p> </p><p></p><p>"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 484987, member: 1004566"] Fedâkârlık ve Kardeşlik Bayramı Cenâb-ı Hak buyuruyor: "Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir." (Haşr, 9) Rasûlullah (sav) buyurdular: “Hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini, mü’min kardeşi için de istemedikçe kâmil mü’min olamaz.” (Buhârî, Îman, 7; Müslim, Îman, 71-72) Âyet-i kerîmede buyurulur: “(İslâm dînine girme husûsunda) öne geçen ilk muhâcirler ve ensâr ile onlara ihsân ile tâbî olanlar var ya, işte Allah onlardan râzı olmuştur; onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. Allah; onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu, büyük kurtuluştur.” (Tevbe, 100) Cenâb-ı Hak; bu âyet-i kerîmede, muhâcir ve ensârın yanında, onlara ihsân ile tâbî olanları da zikrederek, bizleri onların gayret ve ecirlerine ortak olmaya davet ediyor. İslâm’a ilk giren muhâcir ve ensar; canlarıyla, mallarıyla ve bütün imkânlarıyla nasıl fedâkârlıklarda bulunmuşlarsa, Cenâb-ı Hak bizden de aynı tavrı, aynı hizmet ve gayret şuur ve heyecanını beklemektedir. Ashâb-ı kirâma ihsân ile, en güzel şekilde tâbî olmamızı işaret buyurmaktadır. Rabbimiz’in hoşnutluğu ve rızâsı da, cehennemden âzâd olup, cennete nâiliyet şeklindeki büyük kurtuluş da ancak bu fedâkârlıklara bağlıdır. Ashâb-ı kiram ve onların nurlu yolundan gidenler, bu büyük kurtuluş uğrunda canlarını kurban ettiler, mallarını kurban ettiler. Esas hayat uğruna, fânî ömrü kurban ettiler. Sonsuz huzur ve saâdet karşılığında, sonlu keyif ve hazları fedâ ettiler. Ebedî emniyet ve güven için, korku ve endişelerini kurban ettiler. Her şeyin ötesinde, Vâcibü’l-vücûd olan yegâne Var olan yüce Allâh’ın aşkına, benlikten, varlıktan, nefsâniyetten geçtiler. Varlığın Nûru olan Fahr-i Kâinat (sav)’in ziyâsında kanatlarını yakan pervâneler oldular. Yanıp kül olmadılar, baştan ayağa nur kesilip, îman ve takvâ semâsında yıldızlar oldular. Kendilerinden sonra gelen mü’minler için yol gösterici olarak Cenâb-ı Hak, o yıldızları gösterdi. Bencillik çöllerinde kaybolanlar, o fedâ ve kurban yıldızlarının nûruyla cennet vahalarına çıktılar. Onlar fânî olan ne varsa, kurban ederek, Bâkî olana dostluğu elde ettiler. Fânîyi fedâ ettiler, ebedîye nâil oldular. Geçici olana vedâ ettiler, bekā mülküne merhabâ dediler. (Osman Nûri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Ekim-2012) Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri) el-Basîr: Her şeyi gören, her şeyin hakîkatini gören, bilen, hiçbir şey Kendisinden saklanamayan, yapılanları tek tek zaptedip muhafaza eden demektir. Kısa Günün Kârı Suriye’den evini, yurdunu, malını-mülkünü bırakarak Türkiye’mize sığınan din kardeşlerimiz var. Onlar da şimdi bizler için sanki 1.400 sene evvelki muhâcirler hükmünde. Gerçek ensar olabilirsek, bizler için büyük bir kardeşlik ve fedâkârlık fırsatı. Büyük bir âhiret sermayesi. Eğer onları ihmal edersek, ve; “–Bunlar memleketimize gelerek bombaların ağzından kurtuldu ya, bu nimet yeter!” diyerek vazifelerimizi geçiştirirsek, Allah korusun, bu hâl, bizi mânevî felâketin eşiğine yuvarlar. Bu sebeple Suriye’den gelen muhâcir kardeşlerimizi hiçbir zaman gönlümüzden çıkarmamamız îcâb eder. Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanabilmek için, onlara ensâr-ı kiram gibi gönüllerimizi açıp imkânlarımız nisbetinde yardımcı olmamız zarûrîdir. Düşünmeliyiz: Acaba bugün sahâbe efendilerimiz olsalardı, nasıl hareket eder, gönüllerini nasıl bütün kardeşlerine bir rahmet dergâhı hâlinde açarlardı? Mazlum ve mağdur kardeşlerini nasıl kendilerinden önce düşünürlerdi? Hakk’ın rızâsının peşinde nasıl koştururlardı?.. Lügatçe zaruret: 1. Gereklilik. 2. Yoksulluk, sıkıntı. ecir: Sevap nâiliyet: Başarı, ulaşılan, elde edilen şey. "İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Fedâkârlık ve Kardeşlik Bayramı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst