Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Din Kültür ve Ahlak
Fedakârlik
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ARİF" data-source="post: 31998" data-attributes="member: 536"><p><strong><strong>FEDAKARLIK </strong></strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Fedakarlık yapma, sahip olunan şeylerden feda etme; kainatın hemen her köşesinde, hemen her mahluk tarafından sergilenegelen bir davranıştır. Aslı itibariyle güzel bir hareket olmakla birlikte kullanıldığı yer ve gayesi açısından çok farklı neticeler doğurabilir. İdraksiz mahlukat bunu cebrî determinizma (muayyeniyet) içinde gerçekleştirirken, insandan istenen iradesinin hakkını vererek bunu ortaya koymasıdır.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Anne evladı için, asker vatanı için seherleri uykusuz geçirir.. ana-babanın kalbi bir güvercin kalbi gibi evladı üzerine titrer, yüreği ağzında hep evladı adına fedakarlığın bini bir paradır.. muallim arı gibi binbir itina ile binbir kaynaktan topladığı ilmini yüksünmeden talebesine takdim eder.. beyi hanımı için, hanım da beyi için türlü türlü fedakarlığı göze alır ve hemen her insan bir başkası adına veya kendi hesabına bunu yapar.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İnanmış insan ise, herşeyden evvel kulluğunu sergilerken pek çok fedakarlık yapma durumundadır. Soğuğa sıcağa aldırmadan, fecrin erken saati veya gecenin ilerleyen zamanı demeden eda edilen namazlar.. yaz-kış demeden aç-susuz kalınarak tutulan oruçlar.. malın -canın yongası olması biyana bir kısmı ayrılarak fakirlere dağıtılan zekatlar.. yine sırf O emretti mülahazaları içinde Rabbin davetine icabet için can ve maldan fedakarlık yapılarak eda edilen haclar.. bütün bir hayat boyu devam eden emr-i bi’l ma’ruf nehy-i ani’l münker ki, onun en ileri noktası, iktizası halinde hayatı da istihkar ederek yapılan harpler.. bu kulluk cümlesinden olup hep fedakarlık gemisiyle yol alacak şeylerdir.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İnsan elde etmek istediği bütün uzun ömürlü başarılara ancak ciddi manada fedakarlık sergileme sayesinde ulaşabilir. Peylediği şeyi -hayır veya şer- mutlaka fedakarlık temeline bina ederse neticeyi elde edebilir. Müsbet veya menfi neticeleri ile insanlık tarihi bunun örnekleri ile doludur.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Fedakarlığı en zirvede temsil eden ve bu ulvi duygunun doğruya kanalize edilmesinde en büyük rehber, İnsanlığın İftihar Tablosudur. Denebilir ki, O’nun bütün bir hayatı fedakarlık kaneviçesi üzerine örülmüştür. Bu yüzdendir ki, insanlığın selameti için maddi servetini, sağlığını, şahsi istek ve arzularını hep onlar için kurban etmiştir. Yine o ulvi duygu neticesidir ki, hiçbir peygambere nasip olmayan ve Abdulkuddûs’ün "Mevla bana böyle bir şey nasip etseydi, Vallahi de, Billahi de bir daha geri dönmezdim" dediği MİRAÇ’tan geri gelmiştir. Kendisine mal-mülk geldiği halde –ki bir Huneyn muharebesinin ardından kendisine verilen ganimet belki ona ve ailesine yıllarca yetecek miktarda idi- kendisi hep açlığı ve yokluğu tercih etmiş, bir rahmet rüzgarı gibi eserek elindekileri fakirlere dağıtmıştır. Onun çırakları, sahabe efendilerimiz de adeta canlarını ve mallarını bir keseye koyup o Efendiler Efendisine teslim etmişler. Gerektiğinde bütün servetlerini, uykusuz gecelerini, canlarını ve ciğerparesi evlatlarını feda etmişlerdir. Arkasından gelen ecdad da onların izinde aynı özverileri sergilemişlerdir. Geldiğimiz çevre itibariyle zaman zaman –minnet Allah’a olmakla birlikte- ecdadıma şükran hisleri ile doluyorum. Zira eğer onlar o canhıraş fedakarlıklarda bulunmasalar, inandıklarını yaşama ve yaşatma azmi ile kanatlanıp buralara kadar uçmasalardı, bu dinin bize taşınmasında etlerini kemiklerini bir sur yapmasalardı, İslam’ın temsil zaafı yaşadığı bu buhranlı dönemde kendi idrak ve iradelerimizin hakkını vererek ne ölçüde İslam’ı tanır ve hidayete erebilirdik bilemiyorum.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Fedakarlığın mecraları farklı olabilir demiştik. Mesela dünyayı kasıp kavuran komünizmin mimarlarından Lenin, büyük ihtilali gerçekleştirmeden önce, Çin sınırına yakın bir yerde hapis hayatı yaşarken, kendisine fikir babalığı yapan Karl Marx’ın Das Capital’ini yüzlerce kez okumuş.. Almanya ikinci dünya harbinden çıktıktan sonra tekrar belini doğrultabilmek için yıllarca et yememeye milletçe söz vermiş.. Japonya’dan Batıya gelen talebeler okullarında başarılı olmak için büyük gayretler sarf etmiş ve muvaffak olamayanlar harakiri yapmayı onurlarını kurtarma olarak telakki etmiştir. Görülen o ki, adeti üzere Yüce Mevla ihlasla yapılan fedakarlık ne adına olursa olsun karşılıksız bırakmamış ve muvaffak kılmıştır.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir çocuk saffeti içinde hasbice yapılan fedakarlıklar mermere işlenen nakış gibi hafızaların en nadide köşelerinde yer eder. Hele yapılan bu fedakarlık O’nun rızası istikametinde, O’nun dinine hizmet adına yapılırsa, gökte meleklerin yerde bütün mahlukatın alkış tutacağında ve Mevla-yı Müteal’in rahmet hazinelerinin sağnak sağnak yağmasına vesile olacağında kimsenin şüphesi olamaz.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Samimi, içten, beklentisiz fedakarlığa şu anlatacağım ve yakın zamanda yaşanmış olan hadise güzel bir örnek teşkil eder zannediyorum. Bir kız çocuğu trafik kazasında ağır yaralanır. Acil ameliyata alınması gerekmektedir ve kana ihtiyaç duyulur. Ne yazık ki, onun kan grubundan yeterli kan bulamazlar. Hemen ailenin diğer fertlerinden aynı kan grubunu taşıyan birilerinin olup olmadığını araştırırlar. Nihayet küçük erkek kardeşinin kan grubunun uyduğunu tesbit ederler. Durum çocuğa uygun bir dille anlatılır. Kan vermesi halinde ablasının tekrar hayata döneceği, tekrar koşup oynayacağı söylenir. Çocuk kısa bir müddet düşündükten sonra kabul eder. Yatağa yatırırlar kan alma işlemleri yapılırken çocuk başını yavaşça sağa doğru çevirir ve annesine ölgün gözlerle "anneciğim, yavaş yavaş mı öleceğim" der. Saf, duru, tertemiz bir çocuk kalbinin meyvesi...</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Buraya fedakarlık konusunu kendisine bağlayabileceğimiz bir mülahazayı kaydetmek istiyorum: "Her anne baba çocuklara ait meziyetler sıralanırken, bir fırsatını bulup kendi çocuğundan bahsetme, onun zekasından, hızlı kavrayışından, okumayı erken sökmesinden, karnesinin iyi olmasından vs. bahisler açar. Yani adeta bu hususta kıskançtır. Ancak bir kimse bir mecliste saatlerce oturup konuşur da bir kere mevzuyu Cenab-ı Hakk’a getirmez, O’nu anlatma derdini taşımazsa Cenab-ı Hakk’la olan irtibatını bir daha gözden geçirsin." Tıpkı bu hususta olduğu gibi fedakarlık hususunda da O’nun için, O’nun hesabına fedakarlık yapma, hatta fedakarlık yaparken yapılan şeyin O’nun istekleri istikametinde olması adına kıskanç denebilecek hassasiyet içinde olma da bana öyle geliyor. İnsan hayatın her safhasında pek çok hususta isteyerek veya istemeyerek zaten fedakarlık yapıyor. Ama bunların hepsi kendisine geri dönmüyor veya aksi ile tokat yiyor. Fakat Cenab-ı Mevla kendisi adına yapılan hiçbir şeyin boşa gitmeyeceğini taahhüt ediyor. Ayrıca en ulvi duygular içinde O’nun rızasına matuf yapılan fedakarlıklar, hem ahiret hesabına neticesi hep hayır, hem de burada iç huzurun teminine en mühim vesilelerdendir. Üstümüze yüklenen ve ister istemez taşımaya memur olduğumuz kudsî hamûle de ancak sahabe-misal fedakarlıklar sergilenmek suretiyle kaldırılabilir. İnanan herkes elini taşın altına koyma ve bir kollektif şuur içinde fedakarlık pazarında koştururken hep bayram neşvesini soluklamalıdır.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir mühim nokta da şudur ki, inanmış hüşyar gönüller asıl vatanı ahiret kabul etmeleri hasebiyle bu dünyada yapılan fedakarlıkların, çekilen çilelerin, hasretin, mahrumiyetlerin, garipliğin, perişaniyetin neticesini burada görememenin burukluğunu hiç hissetmezler. Onlar hep vazifeyi hakkıyla yapıp yapamamanın muhasebesi içinde buradan göçüp giderler. Beklentisiz, çıkarsız, gararsız, pazarlıksız, iç hesapsız.. sırf O’nun rızasını talep içinde...</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ali Ünsal</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ARİF, post: 31998, member: 536"] [B][COLOR=windowtext][B]FEDAKARLIK [/B][/COLOR][/B] [FONT=Verdana]Fedakarlık yapma, sahip olunan şeylerden feda etme; kainatın hemen her köşesinde, hemen her mahluk tarafından sergilenegelen bir davranıştır. Aslı itibariyle güzel bir hareket olmakla birlikte kullanıldığı yer ve gayesi açısından çok farklı neticeler doğurabilir. İdraksiz mahlukat bunu cebrî determinizma (muayyeniyet) içinde gerçekleştirirken, insandan istenen iradesinin hakkını vererek bunu ortaya koymasıdır.[/FONT] [FONT=Verdana]Anne evladı için, asker vatanı için seherleri uykusuz geçirir.. ana-babanın kalbi bir güvercin kalbi gibi evladı üzerine titrer, yüreği ağzında hep evladı adına fedakarlığın bini bir paradır.. muallim arı gibi binbir itina ile binbir kaynaktan topladığı ilmini yüksünmeden talebesine takdim eder.. beyi hanımı için, hanım da beyi için türlü türlü fedakarlığı göze alır ve hemen her insan bir başkası adına veya kendi hesabına bunu yapar.[/FONT] [FONT=Verdana]İnanmış insan ise, herşeyden evvel kulluğunu sergilerken pek çok fedakarlık yapma durumundadır. Soğuğa sıcağa aldırmadan, fecrin erken saati veya gecenin ilerleyen zamanı demeden eda edilen namazlar.. yaz-kış demeden aç-susuz kalınarak tutulan oruçlar.. malın -canın yongası olması biyana bir kısmı ayrılarak fakirlere dağıtılan zekatlar.. yine sırf O emretti mülahazaları içinde Rabbin davetine icabet için can ve maldan fedakarlık yapılarak eda edilen haclar.. bütün bir hayat boyu devam eden emr-i bi’l ma’ruf nehy-i ani’l münker ki, onun en ileri noktası, iktizası halinde hayatı da istihkar ederek yapılan harpler.. bu kulluk cümlesinden olup hep fedakarlık gemisiyle yol alacak şeylerdir.[/FONT] [FONT=Verdana]İnsan elde etmek istediği bütün uzun ömürlü başarılara ancak ciddi manada fedakarlık sergileme sayesinde ulaşabilir. Peylediği şeyi -hayır veya şer- mutlaka fedakarlık temeline bina ederse neticeyi elde edebilir. Müsbet veya menfi neticeleri ile insanlık tarihi bunun örnekleri ile doludur.[/FONT] [FONT=Verdana]Fedakarlığı en zirvede temsil eden ve bu ulvi duygunun doğruya kanalize edilmesinde en büyük rehber, İnsanlığın İftihar Tablosudur. Denebilir ki, O’nun bütün bir hayatı fedakarlık kaneviçesi üzerine örülmüştür. Bu yüzdendir ki, insanlığın selameti için maddi servetini, sağlığını, şahsi istek ve arzularını hep onlar için kurban etmiştir. Yine o ulvi duygu neticesidir ki, hiçbir peygambere nasip olmayan ve Abdulkuddûs’ün "Mevla bana böyle bir şey nasip etseydi, Vallahi de, Billahi de bir daha geri dönmezdim" dediği MİRAÇ’tan geri gelmiştir. Kendisine mal-mülk geldiği halde –ki bir Huneyn muharebesinin ardından kendisine verilen ganimet belki ona ve ailesine yıllarca yetecek miktarda idi- kendisi hep açlığı ve yokluğu tercih etmiş, bir rahmet rüzgarı gibi eserek elindekileri fakirlere dağıtmıştır. Onun çırakları, sahabe efendilerimiz de adeta canlarını ve mallarını bir keseye koyup o Efendiler Efendisine teslim etmişler. Gerektiğinde bütün servetlerini, uykusuz gecelerini, canlarını ve ciğerparesi evlatlarını feda etmişlerdir. Arkasından gelen ecdad da onların izinde aynı özverileri sergilemişlerdir. Geldiğimiz çevre itibariyle zaman zaman –minnet Allah’a olmakla birlikte- ecdadıma şükran hisleri ile doluyorum. Zira eğer onlar o canhıraş fedakarlıklarda bulunmasalar, inandıklarını yaşama ve yaşatma azmi ile kanatlanıp buralara kadar uçmasalardı, bu dinin bize taşınmasında etlerini kemiklerini bir sur yapmasalardı, İslam’ın temsil zaafı yaşadığı bu buhranlı dönemde kendi idrak ve iradelerimizin hakkını vererek ne ölçüde İslam’ı tanır ve hidayete erebilirdik bilemiyorum.[/FONT] [FONT=Verdana]Fedakarlığın mecraları farklı olabilir demiştik. Mesela dünyayı kasıp kavuran komünizmin mimarlarından Lenin, büyük ihtilali gerçekleştirmeden önce, Çin sınırına yakın bir yerde hapis hayatı yaşarken, kendisine fikir babalığı yapan Karl Marx’ın Das Capital’ini yüzlerce kez okumuş.. Almanya ikinci dünya harbinden çıktıktan sonra tekrar belini doğrultabilmek için yıllarca et yememeye milletçe söz vermiş.. Japonya’dan Batıya gelen talebeler okullarında başarılı olmak için büyük gayretler sarf etmiş ve muvaffak olamayanlar harakiri yapmayı onurlarını kurtarma olarak telakki etmiştir. Görülen o ki, adeti üzere Yüce Mevla ihlasla yapılan fedakarlık ne adına olursa olsun karşılıksız bırakmamış ve muvaffak kılmıştır.[/FONT] [FONT=Verdana]Bir çocuk saffeti içinde hasbice yapılan fedakarlıklar mermere işlenen nakış gibi hafızaların en nadide köşelerinde yer eder. Hele yapılan bu fedakarlık O’nun rızası istikametinde, O’nun dinine hizmet adına yapılırsa, gökte meleklerin yerde bütün mahlukatın alkış tutacağında ve Mevla-yı Müteal’in rahmet hazinelerinin sağnak sağnak yağmasına vesile olacağında kimsenin şüphesi olamaz.[/FONT] [FONT=Verdana]Samimi, içten, beklentisiz fedakarlığa şu anlatacağım ve yakın zamanda yaşanmış olan hadise güzel bir örnek teşkil eder zannediyorum. Bir kız çocuğu trafik kazasında ağır yaralanır. Acil ameliyata alınması gerekmektedir ve kana ihtiyaç duyulur. Ne yazık ki, onun kan grubundan yeterli kan bulamazlar. Hemen ailenin diğer fertlerinden aynı kan grubunu taşıyan birilerinin olup olmadığını araştırırlar. Nihayet küçük erkek kardeşinin kan grubunun uyduğunu tesbit ederler. Durum çocuğa uygun bir dille anlatılır. Kan vermesi halinde ablasının tekrar hayata döneceği, tekrar koşup oynayacağı söylenir. Çocuk kısa bir müddet düşündükten sonra kabul eder. Yatağa yatırırlar kan alma işlemleri yapılırken çocuk başını yavaşça sağa doğru çevirir ve annesine ölgün gözlerle "anneciğim, yavaş yavaş mı öleceğim" der. Saf, duru, tertemiz bir çocuk kalbinin meyvesi...[/FONT] [FONT=Verdana]Buraya fedakarlık konusunu kendisine bağlayabileceğimiz bir mülahazayı kaydetmek istiyorum: "Her anne baba çocuklara ait meziyetler sıralanırken, bir fırsatını bulup kendi çocuğundan bahsetme, onun zekasından, hızlı kavrayışından, okumayı erken sökmesinden, karnesinin iyi olmasından vs. bahisler açar. Yani adeta bu hususta kıskançtır. Ancak bir kimse bir mecliste saatlerce oturup konuşur da bir kere mevzuyu Cenab-ı Hakk’a getirmez, O’nu anlatma derdini taşımazsa Cenab-ı Hakk’la olan irtibatını bir daha gözden geçirsin." Tıpkı bu hususta olduğu gibi fedakarlık hususunda da O’nun için, O’nun hesabına fedakarlık yapma, hatta fedakarlık yaparken yapılan şeyin O’nun istekleri istikametinde olması adına kıskanç denebilecek hassasiyet içinde olma da bana öyle geliyor. İnsan hayatın her safhasında pek çok hususta isteyerek veya istemeyerek zaten fedakarlık yapıyor. Ama bunların hepsi kendisine geri dönmüyor veya aksi ile tokat yiyor. Fakat Cenab-ı Mevla kendisi adına yapılan hiçbir şeyin boşa gitmeyeceğini taahhüt ediyor. Ayrıca en ulvi duygular içinde O’nun rızasına matuf yapılan fedakarlıklar, hem ahiret hesabına neticesi hep hayır, hem de burada iç huzurun teminine en mühim vesilelerdendir. Üstümüze yüklenen ve ister istemez taşımaya memur olduğumuz kudsî hamûle de ancak sahabe-misal fedakarlıklar sergilenmek suretiyle kaldırılabilir. İnanan herkes elini taşın altına koyma ve bir kollektif şuur içinde fedakarlık pazarında koştururken hep bayram neşvesini soluklamalıdır.[/FONT] [FONT=Verdana]Bir mühim nokta da şudur ki, inanmış hüşyar gönüller asıl vatanı ahiret kabul etmeleri hasebiyle bu dünyada yapılan fedakarlıkların, çekilen çilelerin, hasretin, mahrumiyetlerin, garipliğin, perişaniyetin neticesini burada görememenin burukluğunu hiç hissetmezler. Onlar hep vazifeyi hakkıyla yapıp yapamamanın muhasebesi içinde buradan göçüp giderler. Beklentisiz, çıkarsız, gararsız, pazarlıksız, iç hesapsız.. sırf O’nun rızasını talep içinde...[/FONT] [FONT=Times New Roman]Ali Ünsal[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Din Kültür ve Ahlak
Fedakârlik
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst