Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Geylani Hz. ve Kadirilik
Futuhu'l - Gayb Kırk Beşinci Makale İptila ve Nimet
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 355376" data-attributes="member: 1013691"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 18px"><strong><span style="color: #daa520"><em><span style="font-family: 'book antiqua'">İPTİLÂ VE NİMET</span></em></span></strong></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><span style="font-size: 15px">İnsanları iki şahıs olarak görürüz. Biri iyilik içindedir..</span></strong></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><span style="font-size: 15px"></span></strong></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'">Nimet içindeki adam sıkıntıdan ve kederden kurtulamaz. </span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"> </span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Sebebi, nimetin bolluğu ve bunların icabı maddi sıkıntıdır. Mal, mülk, her zaman iyilik getirmez, her parçasının ayrı derdi vardır. Evladı olur hastalanır, kaza olur, mal mülk telef olur. Bunlar tabii afetler olduğu halde o insan normal karşılamaz, haliyle elindeki nimetin tadını bulamaz.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Eğer zenginlik; nimet, rahatlık, mal, şöhret, hizmetçi ve uşakla olacaksa bunlar o zatta vardır ve ayrıca düşmandan emin bir durumdadır. Azıcık sıkıntılarla bu nimetleri unutmak yerinde olmaz. Haddizatında, o adam için darlık yok demektir. Bunları kendi mütalâasına göre bela saysa bile, yalnız Allah’ı bulamayışına ve dünya halini sezemeyişine bağlamak yerinde olur. Bu zat Allah-ü Taâlâ’yı ;</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'">“ İstediğini yapar, değiştirir, güzellik verir. Sonra hepsini götürür. Zengin eder, fakir eder, alçaltır, yükseltir, öldürür, diriltir. Önce verir veya sonraya bırakır.”</span></span></span><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Bir zat olduğunu bilseydi, elindeki nimetin hiçbirisine aldanmazdı...</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Zaman olur, bu genişlik içinde yüzen adam cehaleti yüzünden bu hale iyice bağlanır. Aslında az olan ve esasa taallûk etmeyen darlığın giderilmesi için çalışmaya başlar. Bu kere de sıkıntı birse beşe yükselir. </span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Bunun nedeni yine dünyayı bilmeyişidir. Halbuki dünya; bela, keder, hasret ve bir sürü teklif ve tekdirle doludur. Bunlar her ne kadar zahirde belâ gibi görünseler de aslında nimet sayılırlar. Burada sabır meyvesini misal vermek doğru olur. Bu meyve evvela acıdır sonra tatlı olduğu anlaşılır.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Bunun tadına, insan ancak acı çektikten sonra kavuşur. Acısını tatmayan ve ona tahammül edemeyen tad bulamaz. Belaya sabreden kimseye iyilikler kendiliğinden gelir. </span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Şunu da diyelim ki; bir işçi ancak ekmeğini alın terinden sonra alır. Ve ruhen, bedenen bitap düşüp, ayrıca bir sürü gönül darlığı çekip kuvvetten düştükten sonra ücretini alır. Dahasını söylemek lazım gelirse, kendi gibi birisine hizmet edip manevi bir çöküntüye uğrar, benliği söner, bunun mukabili ücretini alır. Fakat yine de bu para tatlı gelir. Sonu malum. Bu kadar güç işlerden sonra alınan para güzel yemek olur. </span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Hoş katık, tatlı meyve ve sevilen elbise haline gelir. Tabii olarak sevinç ve rahat başlar.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Azın azı dahi olsa, dünyanın evveli, üst makama erinceye kadar acıdır. Misal: İnce ve acı tabaka ile sarılı bala benzer. Bala ermek için acıyı tatmak asıldır, ancak bu halden sonra tada erilir ve asıl aranan bulunur.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Her şey sırası ile olduğu gibi acı ve tatlı karışık da olur. Bunun için acıya sabır, tatlıya da razı olmak gerekir. Kul sabrını ilâhi emirlere uymakla göstermelidir.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Yasaklardan çekilmek, kaderin akışına boyun eğmek yerinde olur. Böylece her şey hoş geçer, bilhassa ilâhi emirlerin gereğini yapar, nefsine ve şahsi arzularına karşı olursa ömrünün ilk demleri hoş geçtiği gibi, sonu da tamamen iyiye döner. Gençlik temiz olunca ihtiyarlık da herkes tarafından saygı ile karşılanır. Herkes sever, hürmet eder. Böyle olanın en büyük arzusu dahi yerine gelir. İradesiz süt çocuğuna yapılan karşılıksız hizmet gibi, hiç kimse bir şey beklemeden hizmet eder. Dünyası böyle geçtiği gibi, ahireti daha üstün, daha farklı olur. Çünkü işin acılı tarafı geçmiş ve her darlığı yenmiştir.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Burada hatırlatmak istediğimiz bir durum vardır ki; bu: Nimetlere aldanmamak ve daima şükür etmektir. Aksi halde insan Hak’kı gücendirmiş olur. Elindeki nimetleri kaçırır. Peygamber efendimiz buna işareten:</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'">-“ Nimet ehli değildir. Onu şükürle bağlayınız. “</span></span></span><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Buyurdu. Nimetin şükrü, vereni itiraf etmektir. Nimetin sahibi ise Allah’tır. Bu durumu her halde görmek lazım.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Her yerde haddi aşmayarak, İlâhi mirler dahilinde hakkı ödemek gerekir.Zekât, yemin kefareti, adak, fakir ve düşkünlere yardım gibi şeyleri esirgememekle beraber, gerek borçlu olanlara ve gerekse zaman zaman,çeşitli hadiseler karşısında çaresiz kalanlara yardım etmek yerinde olur. Bilhassa bir hatanın sonunda bir iyilik yapmak, bolluğa, genişliğe kavuşmaya vesile sayılır... </span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Her nimetin kendine göre şükrü vardır. Mesela: Vücud sağlığının şükrü, zayıflara yardım ve ayrıca bol ibadet yapmak olmalıdır. Sonra kötü şeylere bakmamak, kötü yerlere gitmemek, günahtan sakınmaktır. Sıhhatin ayrıca mal ve mülkün elden gitmemesi için de bir çaredir. </span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Hakkını gözeterek çaresizlere elindekinden vermelidir. Aksi halde: Ağaç sulu meyvesini vermez, yaprakları düşer, tadı kaybolur, sanki yokmuş gibi olur. İlâhi emirlere uyulduğu takdirde daima iyilik zuhur eder. Her şeyde bolluk olur. Dünya işleri yoluna girer. Ahirete gelince: Peygamberler, şehidler, sıddıklar ve salihlerle beraber olunur. </span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Ayet:</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'">-“ Bunların arkadaşlığı hoş olur. “</span></span></span><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Eğer dünya zinetine aldanır ve geçici zevklerin peşinde olursan her iyilik kaybolur. Hiçbir şeyin sade olmaz. Herşey gözünde küçük görünür.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">İnsan, hoşlandığı hiçbir şeyi bulamaz, fakat yine de dünyayı bırakmaz.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Her kim dışı süslü, içi öldürücü zehirlerle dolu olan işlere kapılırsa, onun için söylenecek şey; belanın yaklaşmış olduğu ve az zamanda geleceği olur. Dünyada böyle olduğu gibi, öbür alemde de en güç azaba düçar olur.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Her bela bir suçun cezasıdır ve her darlık işlenen bir suçun karşılığıdır. Buna; bir deneme, bir tenbih denilebilir. Günahlara kefaret demek de yerinde olur. Büyük insanlara gelince, onlara bela yükselme sebebi olsa gerek. Çünkü her belanın sonunda yüksek makam ve ulu dereceler vardır. Zaman aşımıyla, bela gibi görünen şeyler aslında bir lütuf olduğu anlaşılır.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Her hareket ve adımda yükselme kaydedilir. Çünkü büyüklerin darlığı perişanlık için olmaz, bilakis daha yüksek makamlara ermek için bir imtihan sayılır. İmanın hakikatına ve güzelliğine erip ermedikleri, darlık zamanında çeşitli sebeplere baş vurmamaları ile meydana çıkar. Böylece Allah onların sağlam iman sahibi olduklarını kullara anlatmak ister.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'">İşte bir Hadis-i Şerif:</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'">-“ Sabırlı ihtiyaç sahipleri, kıyamet günü Hak’kın misafiridir.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'">Dünya ve ahirette Hak’dan uzak olmazlar. “</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Dünyada kalpleri hoştur, ahirette ise rahatları artar.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Balâ onların kalplerini temizler. Halkın ve sebeplerin tesiri olamayacağını bildikleri için, Allah’a çok bağlanırlar. Ona varmak için benlikleri ve şahsi hevesleri bir tuzak olduğu kanaatine sahip olduklarından yalnız Hak’ka bağlanırlar. İyi bilirler ki, her şey Hak’dan ve Hak’kındır.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Son şunu diyelim: Bela onlar için nimet demektir...</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Belanın gelişi iki sebebe bağlanır. Birincisi, yukarıda da belirtildiği gibi sabırsızlığın ve kötü yolların tutumu neticesinde olur. İkincisine gelince, yine anlatıldığı gibi günahlardan temizlenmek için olur. </span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Her iki halde iyi sabreden için netice hayırlıdır. Bela ne kadar çoğalırsa çoğalsın sabretmek, taatı ve ibadeti bırakmamak yerinde olur...</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Hal, sabırla devam ederse görülecektir ki; insan iyilikler ve hoşluklar içindedir. Yani sabır devam ettikçe ilâhi fiiller zuhura gelir ve her kötülük iyiliğe çevrilir.</span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span></em></p> <p style="text-align: center"><em><span style="color: #666600"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></span><span style="font-size: 18px"><span style="color: #daa520"><span style="font-family: 'book antiqua'">İşte... Günler ve aylar devam ettikçe her halde sabretmek daha hayırlı olur.... </span></span></span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 355376, member: 1013691"] [CENTER][SIZE=5][B][COLOR=#daa520][I][FONT=book antiqua]İPTİLÂ VE NİMET[/FONT][/I][/COLOR][/B][/SIZE] [I][COLOR=#666600][SIZE=3][FONT=book antiqua] [B][SIZE=4]İnsanları iki şahıs olarak görürüz. Biri iyilik içindedir.. [/SIZE][/B] [/FONT][/SIZE][/COLOR][SIZE=4][COLOR=#daa520][FONT=book antiqua]Nimet içindeki adam sıkıntıdan ve kederden kurtulamaz. [/FONT][/COLOR][/SIZE][COLOR=#666600][SIZE=3][FONT=book antiqua] Sebebi, nimetin bolluğu ve bunların icabı maddi sıkıntıdır. Mal, mülk, her zaman iyilik getirmez, her parçasının ayrı derdi vardır. Evladı olur hastalanır, kaza olur, mal mülk telef olur. Bunlar tabii afetler olduğu halde o insan normal karşılamaz, haliyle elindeki nimetin tadını bulamaz. Eğer zenginlik; nimet, rahatlık, mal, şöhret, hizmetçi ve uşakla olacaksa bunlar o zatta vardır ve ayrıca düşmandan emin bir durumdadır. Azıcık sıkıntılarla bu nimetleri unutmak yerinde olmaz. Haddizatında, o adam için darlık yok demektir. Bunları kendi mütalâasına göre bela saysa bile, yalnız Allah’ı bulamayışına ve dünya halini sezemeyişine bağlamak yerinde olur. Bu zat Allah-ü Taâlâ’yı ; [/FONT][/SIZE][/COLOR][SIZE=5][COLOR=#daa520][FONT=book antiqua]“ İstediğini yapar, değiştirir, güzellik verir. Sonra hepsini götürür. Zengin eder, fakir eder, alçaltır, yükseltir, öldürür, diriltir. Önce verir veya sonraya bırakır.”[/FONT][/COLOR][/SIZE][COLOR=#666600][SIZE=3][FONT=book antiqua] Bir zat olduğunu bilseydi, elindeki nimetin hiçbirisine aldanmazdı... Zaman olur, bu genişlik içinde yüzen adam cehaleti yüzünden bu hale iyice bağlanır. Aslında az olan ve esasa taallûk etmeyen darlığın giderilmesi için çalışmaya başlar. Bu kere de sıkıntı birse beşe yükselir. Bunun nedeni yine dünyayı bilmeyişidir. Halbuki dünya; bela, keder, hasret ve bir sürü teklif ve tekdirle doludur. Bunlar her ne kadar zahirde belâ gibi görünseler de aslında nimet sayılırlar. Burada sabır meyvesini misal vermek doğru olur. Bu meyve evvela acıdır sonra tatlı olduğu anlaşılır. Bunun tadına, insan ancak acı çektikten sonra kavuşur. Acısını tatmayan ve ona tahammül edemeyen tad bulamaz. Belaya sabreden kimseye iyilikler kendiliğinden gelir. Şunu da diyelim ki; bir işçi ancak ekmeğini alın terinden sonra alır. Ve ruhen, bedenen bitap düşüp, ayrıca bir sürü gönül darlığı çekip kuvvetten düştükten sonra ücretini alır. Dahasını söylemek lazım gelirse, kendi gibi birisine hizmet edip manevi bir çöküntüye uğrar, benliği söner, bunun mukabili ücretini alır. Fakat yine de bu para tatlı gelir. Sonu malum. Bu kadar güç işlerden sonra alınan para güzel yemek olur. Hoş katık, tatlı meyve ve sevilen elbise haline gelir. Tabii olarak sevinç ve rahat başlar. Azın azı dahi olsa, dünyanın evveli, üst makama erinceye kadar acıdır. Misal: İnce ve acı tabaka ile sarılı bala benzer. Bala ermek için acıyı tatmak asıldır, ancak bu halden sonra tada erilir ve asıl aranan bulunur. Her şey sırası ile olduğu gibi acı ve tatlı karışık da olur. Bunun için acıya sabır, tatlıya da razı olmak gerekir. Kul sabrını ilâhi emirlere uymakla göstermelidir. Yasaklardan çekilmek, kaderin akışına boyun eğmek yerinde olur. Böylece her şey hoş geçer, bilhassa ilâhi emirlerin gereğini yapar, nefsine ve şahsi arzularına karşı olursa ömrünün ilk demleri hoş geçtiği gibi, sonu da tamamen iyiye döner. Gençlik temiz olunca ihtiyarlık da herkes tarafından saygı ile karşılanır. Herkes sever, hürmet eder. Böyle olanın en büyük arzusu dahi yerine gelir. İradesiz süt çocuğuna yapılan karşılıksız hizmet gibi, hiç kimse bir şey beklemeden hizmet eder. Dünyası böyle geçtiği gibi, ahireti daha üstün, daha farklı olur. Çünkü işin acılı tarafı geçmiş ve her darlığı yenmiştir. Burada hatırlatmak istediğimiz bir durum vardır ki; bu: Nimetlere aldanmamak ve daima şükür etmektir. Aksi halde insan Hak’kı gücendirmiş olur. Elindeki nimetleri kaçırır. Peygamber efendimiz buna işareten: [/FONT][/SIZE][/COLOR][SIZE=5][COLOR=#daa520][FONT=book antiqua] -“ Nimet ehli değildir. Onu şükürle bağlayınız. “[/FONT][/COLOR][/SIZE][COLOR=#666600][SIZE=3][FONT=book antiqua] Buyurdu. Nimetin şükrü, vereni itiraf etmektir. Nimetin sahibi ise Allah’tır. Bu durumu her halde görmek lazım. Her yerde haddi aşmayarak, İlâhi mirler dahilinde hakkı ödemek gerekir.Zekât, yemin kefareti, adak, fakir ve düşkünlere yardım gibi şeyleri esirgememekle beraber, gerek borçlu olanlara ve gerekse zaman zaman,çeşitli hadiseler karşısında çaresiz kalanlara yardım etmek yerinde olur. Bilhassa bir hatanın sonunda bir iyilik yapmak, bolluğa, genişliğe kavuşmaya vesile sayılır... Her nimetin kendine göre şükrü vardır. Mesela: Vücud sağlığının şükrü, zayıflara yardım ve ayrıca bol ibadet yapmak olmalıdır. Sonra kötü şeylere bakmamak, kötü yerlere gitmemek, günahtan sakınmaktır. Sıhhatin ayrıca mal ve mülkün elden gitmemesi için de bir çaredir. Hakkını gözeterek çaresizlere elindekinden vermelidir. Aksi halde: Ağaç sulu meyvesini vermez, yaprakları düşer, tadı kaybolur, sanki yokmuş gibi olur. İlâhi emirlere uyulduğu takdirde daima iyilik zuhur eder. Her şeyde bolluk olur. Dünya işleri yoluna girer. Ahirete gelince: Peygamberler, şehidler, sıddıklar ve salihlerle beraber olunur. Ayet: [/FONT][/SIZE][/COLOR][SIZE=5][COLOR=#daa520][FONT=book antiqua]-“ Bunların arkadaşlığı hoş olur. “[/FONT][/COLOR][/SIZE][COLOR=#666600][SIZE=3][FONT=book antiqua] Eğer dünya zinetine aldanır ve geçici zevklerin peşinde olursan her iyilik kaybolur. Hiçbir şeyin sade olmaz. Herşey gözünde küçük görünür. İnsan, hoşlandığı hiçbir şeyi bulamaz, fakat yine de dünyayı bırakmaz. Her kim dışı süslü, içi öldürücü zehirlerle dolu olan işlere kapılırsa, onun için söylenecek şey; belanın yaklaşmış olduğu ve az zamanda geleceği olur. Dünyada böyle olduğu gibi, öbür alemde de en güç azaba düçar olur. Her bela bir suçun cezasıdır ve her darlık işlenen bir suçun karşılığıdır. Buna; bir deneme, bir tenbih denilebilir. Günahlara kefaret demek de yerinde olur. Büyük insanlara gelince, onlara bela yükselme sebebi olsa gerek. Çünkü her belanın sonunda yüksek makam ve ulu dereceler vardır. Zaman aşımıyla, bela gibi görünen şeyler aslında bir lütuf olduğu anlaşılır. Her hareket ve adımda yükselme kaydedilir. Çünkü büyüklerin darlığı perişanlık için olmaz, bilakis daha yüksek makamlara ermek için bir imtihan sayılır. İmanın hakikatına ve güzelliğine erip ermedikleri, darlık zamanında çeşitli sebeplere baş vurmamaları ile meydana çıkar. Böylece Allah onların sağlam iman sahibi olduklarını kullara anlatmak ister. [/FONT][/SIZE][/COLOR][SIZE=5][COLOR=#daa520][FONT=book antiqua]İşte bir Hadis-i Şerif: -“ Sabırlı ihtiyaç sahipleri, kıyamet günü Hak’kın misafiridir. Dünya ve ahirette Hak’dan uzak olmazlar. “ [/FONT][/COLOR][/SIZE][COLOR=#666600][SIZE=3][FONT=book antiqua] Dünyada kalpleri hoştur, ahirette ise rahatları artar. Balâ onların kalplerini temizler. Halkın ve sebeplerin tesiri olamayacağını bildikleri için, Allah’a çok bağlanırlar. Ona varmak için benlikleri ve şahsi hevesleri bir tuzak olduğu kanaatine sahip olduklarından yalnız Hak’ka bağlanırlar. İyi bilirler ki, her şey Hak’dan ve Hak’kındır. Son şunu diyelim: Bela onlar için nimet demektir... Belanın gelişi iki sebebe bağlanır. Birincisi, yukarıda da belirtildiği gibi sabırsızlığın ve kötü yolların tutumu neticesinde olur. İkincisine gelince, yine anlatıldığı gibi günahlardan temizlenmek için olur. Her iki halde iyi sabreden için netice hayırlıdır. Bela ne kadar çoğalırsa çoğalsın sabretmek, taatı ve ibadeti bırakmamak yerinde olur... Hal, sabırla devam ederse görülecektir ki; insan iyilikler ve hoşluklar içindedir. Yani sabır devam ettikçe ilâhi fiiller zuhura gelir ve her kötülük iyiliğe çevrilir. [/FONT][/SIZE][/COLOR][SIZE=5][COLOR=#daa520][FONT=book antiqua]İşte... Günler ve aylar devam ettikçe her halde sabretmek daha hayırlı olur.... [/FONT][/COLOR][/SIZE][/I][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Geylani Hz. ve Kadirilik
Futuhu'l - Gayb Kırk Beşinci Makale İptila ve Nimet
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst