Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 153655" data-attributes="member: 5987"><p><strong>[PLAIN][Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir.][/PLAIN]</strong></p><p></p><p>Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve ahireti unutup, dünyaya talib</p><p>bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna... Avcıyı görür,</p><p>uçamıyor; başını kuma sokuyor, ta avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarda.</p><p>Avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez.</p><p>Ey nefis! Şu temsile bak gör: Nasıl dünyaya hasr-ı nazar, aziz bir lezzeti,</p><p>elim bir eleme kalb eder.</p><p>Mesela; şu karyede (yani Barla'da) iki adam bulunur. Birisinin yüzde</p><p>doksandokuz ahbabı İstanbul'a gitmişler. Güzelce yaşıyorlar. Yalnız birtek</p><p>burada kalmış. O dahi oraya gidecek. Bunun için şu adam İstanbul'a</p><p>müştaktır, orayı düşünür. Ahbaba kavuşmak ister. Ne vakit ona denilse "Oraya</p><p>git", sevinip gülerek gider. İkinci adam ise, yüzde doksandokuz dostları</p><p>buradan gitmişler. Bir kısmı mahvolmuşlar. Bir kısmı, ne görür, ne de</p><p>görünür yerlere sokulmuşlar. Perişan olup gitmişler, zanneder. Şu biçare</p><p>adam ise, bütün onlara bedel yalnız bir misafire ünsiyet edip teselli bulmak</p><p>ister. Onunla o elim alam-ı firakı kapamak ister.</p><p>Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar.</p><p>Burada kalan bir-iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden</p><p>korkup, başını çevirme. Merdane kabre bak, dinle ne taleb eder. Erkekçesine</p><p>ölümün yüzüne gül, bak ne ister. Sakın gafil olup ikinci adama benzeme.</p><p>Ey nefsim! Deme: "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış,</p><p>hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur." Çünki ölüm değişmiyor.</p><p>Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani</p><p>değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peyda ediyor.</p><p>Hem deme: "Ben de herkes gibiyim." Çünki herkes sana kabir kapısına kadar</p><p>arkadaşlık eder. Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise,</p><p>kabrin öbür tarafında pek esassızdır.</p><p>Hem kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle</p><p>baksan, hiçbir şeyi nizamsız gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz</p><p>kalabilirsin? Zelzele gibi vakıalar olan şu hadisat-ı kevniye, tesadüf</p><p>oyuncağı değiller. Mesela: Zemine nebatat ve hayvanat enva'ından giydirilen</p><p>birbiri üstünde, birbiri içinde, gayet muntazam ve gayet münakkaş gömlekler;</p><p>baştan aşağıya kadar gayelerle, hikmetlerle müzeyyen, mücehhez olduklarını</p><p>gördüğün ve gayet ali gayeler içinde kemal-i intizam ile meczub mevlevi gibi</p><p>devredip döndürmesini bildiğin halde, nasıl oluyor ki, küre-i arzın</p><p>beni-Ademden, bahusus ehl-i imandan beğenmediği bir kısım etvar-ı gafletin</p><p>sıklet-i maneviyesinden omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi mevt-alud</p><p>hadisat-ı hayatiyesini; bir mülhidin neşrettiği gibi gayesiz, tesadüfi</p><p>zannederek bütün musibetzedelerin elim zayiatını bedelsiz hebaen-mensur</p><p>gösterip, müdhiş bir ye'se atarlar. Hem büyük bir hata, hem büyük bir zulüm</p><p>ederler. Belki öyle hadiseler, bir Hakim-i Rahim'in emriyle ehl-i imanın</p><p>fani malını, sadaka hükmüne çevirip ibka etmektir ve küfran-ı nimetten gelen</p><p>günahlara keffarettir.</p><p>Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zineti olan asar-ı</p><p>beşeriyeyi şirk-alud, şükürsüz görüp, çirkin bulur. Halık'ın emriyle büyük</p><p>bir zelzele ile bütün yüzünü siler, temizler. Allah'ın emriyle ehl-i şirki</p><p>Cehennem'e döker. Ehl-i şükre "Haydi, Cennet'e buyurun" der.</p><p> </p><p>Bediüzzaman Said Nursi.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 153655, member: 5987"] [b][PLAIN][Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir.][/PLAIN][/b] Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve ahireti unutup, dünyaya talib bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna... Avcıyı görür, uçamıyor; başını kuma sokuyor, ta avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarda. Avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez. Ey nefis! Şu temsile bak gör: Nasıl dünyaya hasr-ı nazar, aziz bir lezzeti, elim bir eleme kalb eder. Mesela; şu karyede (yani Barla'da) iki adam bulunur. Birisinin yüzde doksandokuz ahbabı İstanbul'a gitmişler. Güzelce yaşıyorlar. Yalnız birtek burada kalmış. O dahi oraya gidecek. Bunun için şu adam İstanbul'a müştaktır, orayı düşünür. Ahbaba kavuşmak ister. Ne vakit ona denilse "Oraya git", sevinip gülerek gider. İkinci adam ise, yüzde doksandokuz dostları buradan gitmişler. Bir kısmı mahvolmuşlar. Bir kısmı, ne görür, ne de görünür yerlere sokulmuşlar. Perişan olup gitmişler, zanneder. Şu biçare adam ise, bütün onlara bedel yalnız bir misafire ünsiyet edip teselli bulmak ister. Onunla o elim alam-ı firakı kapamak ister. Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir-iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup, başını çevirme. Merdane kabre bak, dinle ne taleb eder. Erkekçesine ölümün yüzüne gül, bak ne ister. Sakın gafil olup ikinci adama benzeme. Ey nefsim! Deme: "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur." Çünki ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peyda ediyor. Hem deme: "Ben de herkes gibiyim." Çünki herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır. Hem kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz kalabilirsin? Zelzele gibi vakıalar olan şu hadisat-ı kevniye, tesadüf oyuncağı değiller. Mesela: Zemine nebatat ve hayvanat enva'ından giydirilen birbiri üstünde, birbiri içinde, gayet muntazam ve gayet münakkaş gömlekler; baştan aşağıya kadar gayelerle, hikmetlerle müzeyyen, mücehhez olduklarını gördüğün ve gayet ali gayeler içinde kemal-i intizam ile meczub mevlevi gibi devredip döndürmesini bildiğin halde, nasıl oluyor ki, küre-i arzın beni-Ademden, bahusus ehl-i imandan beğenmediği bir kısım etvar-ı gafletin sıklet-i maneviyesinden omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi mevt-alud hadisat-ı hayatiyesini; bir mülhidin neşrettiği gibi gayesiz, tesadüfi zannederek bütün musibetzedelerin elim zayiatını bedelsiz hebaen-mensur gösterip, müdhiş bir ye'se atarlar. Hem büyük bir hata, hem büyük bir zulüm ederler. Belki öyle hadiseler, bir Hakim-i Rahim'in emriyle ehl-i imanın fani malını, sadaka hükmüne çevirip ibka etmektir ve küfran-ı nimetten gelen günahlara keffarettir. Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zineti olan asar-ı beşeriyeyi şirk-alud, şükürsüz görüp, çirkin bulur. Halık'ın emriyle büyük bir zelzele ile bütün yüzünü siler, temizler. Allah'ın emriyle ehl-i şirki Cehennem'e döker. Ehl-i şükre "Haydi, Cennet'e buyurun" der. Bediüzzaman Said Nursi. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst