Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Geylani Hz. ve Kadirilik
Gavsiyye...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Turab3" data-source="post: 201675" data-attributes="member: 1005848"><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bismillâhirrahmânirrahîm</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Belirsiz ve muğlak şeyleri keşfeden Allah’a hamdolsun. Yaratılmışların hayırlısı Hazreti Muhammed’e (A.S.) salât ü selâm olsun!</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Allah’dan başkasına gönül bağlamayıp ürken, Allah ile gönül alışkanlığı içinde ünsiyet kuran GAVS-I Â’ZAM diyor ki:</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Cenâb-ı Hak (c.c) Bana (ilham yoluyla) şöyle buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Buyur Allahım buyur, emrine âmâdeyim!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— İnsanlık âlemiyle melekût âlemi arasındaki her hal ve sınır, ŞERİAT’ın kendisidir. Melekût âlemiyle, Allah’a varmanın üçüncü basamağı olan CEBERÛT âlemi arasındaki her hal ve sınır, TARİKAT’ın kendisidir. CEBERÛT âlemiyle LÂHUT (ilâhi âlem) arasındaki her hal ve sınır ise, HAKİKAT’ın kendisidir.”</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve sonra Allah (c.c.) şöyle buyurdu:</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— “Ey Gavs-ı Â’zam! Ben, insanda zâhir (belirgin) olduğum kadar hiç bir şeyde zâhir olmadım.”</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bu beyandan sonra bu kez Ben, Rabbime sordum:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Sizin için, size mahsus bir yer var mıdır?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Yerleri (mekânları) yaratıp oluşturan Benim. Bu bakımdan Benim için hiç bir mekân olamaz, buyurdu.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ya Rab! Sizin yemeniz ve içmeniz olur mu?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Fakirin yemesi ve içmesi Benim yemem ve içmemdir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve sonra şöyle sordum:</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ya Rab! Melekleri neden ve hangi şeyden yarattın?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Melekleri insanın nûrundan yarattım; insanları da kendi nûrumdan vücuda getirdim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Buyurdu ve şöyle devam etti:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Ben ne güzel istekliyim, insan da ne güzel istenilendir! Binici olarak ne güzeldir İNSAN ve ne güzeldir O’na binit olan varlıklar!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim sonra devamla buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! İNSAN Benim sırrımdır; Ben de O’nun sırrıyım. Eğer insan Benim katımdaki mevkiini bilmiş olsaydı, her nefes alıp verişinde “BUGÜN MÜLK KİME AİTTİR?” Âyetini okurdu.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve sonra Rabbim buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! İnsan ne yerse, ne içerse, ne kadar ayağa kalkarsa ve ne kadar oturursa; ne kadar konuşur ve ne kadar susarsa; ne kadar bir iş işler, ne kadar bir şeye yönelir ve ne kadar bir şeyden uzaklaşıp ayrılırsa, mutlaka Ben O’nda bulunuyor ve O’nu harekete geçiriyorum. Çünkü Kudretim her varlığı kapsayıp içine almıştır!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim sonra buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! İnsanın cismi, nefsi, kalbi, ruhu, kulağı, gözü, ayağı, dili var ya; işte onların hepsinde Ben varım. Hepsi de Benim tecellimle zâhir olur; Ben onların başkası değilim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Fakirlik ateşiyle yananı, yoksulluk kırgınlığıyla kırgın bulunanı gördüğün zaman ona derhal yaklaş; çünkü Benimle onlar arasında hiç bir perde yoktur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim yine buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Bir şey yediğin, bir şey içitiğin, bir uykuya yattığın ve her halin uyanık bir kalb ve gören bir göz ile olsun!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Bâtında (gizlide) Bana olan yolculuktan mahrum bulunan kimse, zâhiri (açık ve seçik) yolculukla imtihan edilir de, bu yolculuğunda Ben’den ancak uzaklaşmayı artırır.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve sonra devamla Rabbim buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! İttihad (birleşme) öyle bir haldir ki, kelime ile anlatılamaz ve ona bir tabir de verilemez. Bu hal gönülde yer bulup mevcut olmadıkça ittihada inanan kimse küfre düşer. Kim de Hakk’a vuslat peyda ettikten yani Bana gönül yoluyla kavuştuktan sonra gaflet içinde ibadet ederse, o, Allah’a eş-ortak koşmuş olur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim yine buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Kim ezelî (öncesi olmayan) saâdetle mutlu olursa, ona müjde!… Çünkü o, ebediyen rezîl ve rüsvây olmayacaktır. Kim de ezelî şekâvetle (mutsuzluk ve bedbahtlıkla) mutsuz olursa, ona da yazıklar olsun! O artık, bir daha makbul bir insan olmayacaktır!</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve yine Rabbim buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Fakirlik ve yoksulluğu insana binek yaptım; bu bineğe kim binecek olursa, çölleri ve vadileri aşmadan önce yüce makama ulaşır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sonra yine buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Eğer insan ölümden sonra meydana gelen şeyleri bilmiş olsaydı, dünyada yaşamayı hiç de temenni ve arzu etmez ve Benim huzurumda her ân ve dakika “YA RAB! CANIMI AL.” diye yalvarırdı.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Halkın kıyamet günü Benim katımdaki hüccetleri, sadece “ONLAR SAĞIRDIRLAR, DİLSİZDİRLER, KÖRDÜRLER.” Âyetinin hükmü olacak ve sonra da hasret ve ağlamak…</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kabirdeki durumları da böyledir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim devamla buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Muhabbet (gönülden gelen sevgi) daima iki taraflıdır; sevgi, sevenle sevilen arasındadır. Seven, sevgiyi aşıp fenâ bulunca sevgilisine kavuşur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim yine buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Ruhları, kendilerine “BEN SİZİN RABBİNİZ DEĞİL MİYİM?” âyeti hitabımdan sonra verdim. Ruhların kendi kalıplarında kıyamete kadar beklemekte olduklarını görüyorum.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: mediumturquoise">GAVS-I Â’ZAM DİYOR Kİ:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— (Mâna âleminde) Rabbimi gördüm; Bana buyurdu ki: “Ey Gavs-ı Â’zam! Kim ilimden sonra Ben’den rü’yeti (Beni görmekliği) isterse, hakikat o, rü’yet ilmiyle mahcûbdur, yani rü’yet ilmi ara yerde perdedir. Kim de rü’yetin ilimden başkası olduğunu zannederse, hakikat o, RÜ’YETULLAH ile aldanmıştır.”</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sonra Rabbim buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Beni gören kimsenin, artık her hâl ve kârda sormaya ihtiyacı kalmaz. Beni görmeyen kimseye ise, sormak fayda vermez. Böylesi söz yönünden perde arkasında kalmıştır. Yani söz, onunla rü’yetullah arasında perde olmuştur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Benim katımda fakir, hiç bir şeyi olmayan kimse demek değildir. Bilakis her hususta emir verme yeteneği olan kimsedir. O, bir şeye “Ol” deyince, o da oluverir.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sonra yine Rabbim buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Cennetlerde Benim zuhurumdan sonra artık ne ülfet, ne de nimetin değeri kalır. Cehennemde de Benim onlara hitabımdan sonra ne yabancılık kalır; ne de ateşte yanmak!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Ben her cömert ve âlicenâb kişiden daha cömert ve ihsan sahibiyim ve Ben her merhamet edenden daha merhamet ediciyim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim devamla buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Benim katımda uyu, ama halkın uyuduğu gibi değil; ancak o takdirde Beni görebilirsin.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bunun üzerine Rabbime dedim ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— “<span style="color: mediumturquoise">Ya Rabbi! Senin katında nasıl uyuyayım?”</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Bedeni lezzetlerden kesip dondurmakla; nefsi şehvetlerden uzaklaştırmakla; kalbi hatıralardan paklamakla; ruhun zaman mefhumundan ilgisini kesmekle ve zâtını, Zât-ı İlâhiyemde fenâ (yok) etmekle uyuyabilirsin.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim yine buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Kendi arkadaş ve yâranlarına de ki: Sizden kim Beni arzuluyorsa fakirliği seçip beğensin; sonra da fakirliğin fakirliğini… İşte bu fakirlik tamamlanınca artık onun ötesinde ancak Ben varım.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Yarattıklarıma karşı merhametli ve şefkatli olusan, o zaman müjde sana!… Yine müjde sana, eğer yarattıklarıma karşı bağışlayıcı olursan!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sonra Rabbim buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Arkadaş ve dostlarına de ki: Fakirlerin davetini ganimet bilsinler. Çünkü fakirler Benim yanımda, Ben de onların yanındayım.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Ben her şeyin varılacak tek sığınağıyım ve Ben herşeyin nazargâhıyım; dönüş Bana olacaktır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Sen cennete de, ondaki mevcut nimetlere de bakma! O zaman Benim tecellimi vasıtasız olarak görebilirsin. Bunun gibi cehenneme ve ondaki şeylere de bakma; o zaman Benim tecellimi vasıtasız olarak yine görebilirsin.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sonra Rabbim devamla buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Cennet ehli, cennet ile; cehennem ehli de cehennem ile meşguldür. Ey Gavs-ı Â’zam! Cennet ehlinden bir kısmı oradaki mevcut nimetlerden Bana sığınırlar. Nitekim cehennem ehli de cehennemin şiddetinden Bana sığınırlar.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve Rabbim buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— <span style="color: mediumturquoise">Ey Gavs-ı Â’zam! Benim, Nebî ve Resullerden başka öyle kullarım var ki,</span> onların ahvaline dünya ve ahiret ehlinden hiç bir kimse muttali olamaz; hatta ne cennet, ne de cehennem ehlinden bir kimse, ne cennet bekçisi Rıdvan, ne de cehennem bekçisi Mâlik onların ahvalini bilebilirler. Ben onları ne cennet, ne de cehennem ehli kıldım. Ne sevap ehli, ne de azab ehli eyledim; ne hûri için, ne de gılman için onlara bu imkanı verdim. Tanımasalar bile onlara gönülden inanan kimselere müjdeler olsun!</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim devamla buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! İşte sen onlardan birisin. Onların şu dünyada alametleri şudur: Bedenleri az yemek ve az içmekten eriyip gitmiştir. Nefisleri şehvetlerden geri kalmış, yanmıştır. Gönülleri hatıralardan paklanıp ütülenmiştir. Ruhları zaman mefhumundan arınıp manevi düzeye kavuşmuştur. Onlar, evet Onlar Bekâ Yârânı’dır, ebedileşen Allah dostlarıdır.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: mediumturquoise">Likâ nuru (Allah’a kavuşma nuru) ile kavrulmuşlardır</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Çok sıcak bir günde susamış bir kimse sana gelir ve sen de soğuk suya sahib olur, aynı zamanda suya ihtiyacın da olmazsa, eğer o susamışı sudan men’edecek olursan, şüphesiz ki o zaman sen cimrilerin en cimrisisin. Ve artık Ben, kendimi <span style="color: mediumturquoise">merhamet edenlerin en çok merhamet edeni olarak tescil etmemle beraber, öylesine susamışları kendi merhametimden nasıl men’ederim?…</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim yine buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Günah işleyenlerden hiç biri Ben’den uzaklaşmadı ve ibadet ehlinden de hiç bir kimse Bana yaklaşmadı. (Çünkü yakınlık ve uzaklık nisbîdir. Allah’ın ilmi, kudreti ve rahmeti her şeyi içine alıp kuşatmıştır.)</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Eğer bir kimse Bana yaklaşacak olsaydı, herhalde o, günahkarlardan biri olurdu. Çünkü onlar âciz, yeteneksiz ve pişmanlık duyan kimselerdir.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Aczini, yeteneksizliğini bilmek, nurların ve feyizlerin kaynağıdır. Kendini beğenmişlik ise, karanlıkların menbaıdır.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve Rabbim buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Günahkarlar, günahları sebebiyle mahcûbdurlar. (Günah, onlarla ilâhi tecelli arasında bir perde olur.)</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">İbadet ehli ise, ibadetleriyle mahcûbdurlar. Bunların ötesinde Benim bir milletim daha var ki, onların ne günah üzüntüleri, ne de taat ü ibadet kederleri olur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sonra Rabbim buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Günahkarları fazilet ve iyiliğimle; kendini beğenenleri de adalet ve azabımla müjdele!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! İbadet ve taat ehli, Benim Naim sıfatımı zikretmekte; günah ehli de Benim Rahîm sıfatımı anmaktadır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Ben, günahtan geçtiği zaman günahkar kimseye yakınım; taat ve ibadetini bıraktığı zaman itaatkar kimseye ise uzağım.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve Rabbim buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Halk tabakasını yarattım, Benim güzelliğimin nuruna güç getiremediler. Bu nedenle kendimle onlar arasına zulmet perdesi gerdim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Havâssı (seçkin kişileri) yarattım, onlar da Bana komşu olmaya güç yetiremediler. Bu nedenle ilahi nurlarımı kendimle onlar arasına perde yaptım.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Arkadaş ve yâranına de ki: Onlardan kim Bana kavuşmak istiyorsa, Benden başka herşeyden sıyrılıp çıksın!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Dünyanın iniş ve yokuşlarından, geçiş ve derbentlerinden çık ki, âhirete ulaşasın! Âhiretin de geçit ve derbentlerinden çık ki Bana kavuşasın!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sonra yine Rabbim buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Cisimlerden ve nefslerden çıkıp uzaklaş, sonra da kalblerden ve ruhlardan sıyrılıp çık ve sonra hüküm ve kaydından da çık ki, Bana kavuşasın!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve Ben, Rabbime sordum:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Rabbim! Hangi namaz sana daha çok yakındır?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Şu namaz ki, içinde Benden başkası bulunmaz ve namaz kılan da, kıldığı o namazdan gâib bulunur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Yine sordum:</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Hangi oruç Senin yanında daha üstündür?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Şu oruç ki, onda Benden başkası yoktur ve o oruçlu da ondan gâib bulunur…</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Hangi ağlayış Senin katında daha makbuldür?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Gülenlerin ağlaması.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Hangi gülmek Senin katında daha üstündür?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Ağlayanların gülmesi.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Hangi tövbe Senin yanında daha faziletlidir?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Günahdan korunmuşların tövbesi.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Hangi korunma Senin katında daha iyidir?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">— Tövbe edenlerin korunması.</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve sonra Rabbim buyurdu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! İlim sahibine Benim yanımda hiçbir yol yoktur; ancak imandan uzak bir ilmin yalnız başına sahibini Allah’a kavuşturamayacağını kabul ettikten sonra yol bulabilir. Çünkü imandan uzak bir şekilde o ilmi alıp o vaziyette kalırsa şeytanlaşır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Yüce Rabbimi mâna âleminde gördüm ve kendisine sordum:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— <span style="color: olive">Ey Rabbim! dedim, aşkın mânası nedir?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Aşk, aşıkla maşuk arasında bir hicaptır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rabbim devamla buyurdu:</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Tövbe etmek istediğin zaman, günah üzüntüsünü iç âleminden; korku ve tehlikeleri gönülden çıkarman gerekir. Bu takdirde Bana ulaşırsın! Aksi halde alay edenlerden, işi alaya alanlardan olursun.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">Ey Gavs-ı Â’zam! Benim harîm-i ismetime girmek istediğin zaman,</span> artık ne mülk ve melekûte ve ne de ceberûta iltifat etme. Çünkü mülk âlimin şeytanıdır; melekût ârifin şeytanıdır; ceberût vâkıfın şeytanıdır. Bunlardan birine razı olan kimse, Benim katımda koğulmuşlardan sayılır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Gavs-ı Â’zam! Mücâhede, müşâhededen bir denizdir. Bu denizin balıkları orada bekleyenlerdir. O halde müşâhede denizine girmek isteyen kimsenin, mücâhedeyi seçip beğenmesi gerekir. Çünkü mücâhede, müşâhedenin ayıdır.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sonra Rabbim bana buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! İstekliler için mücâhede lazımdır; Bana olan lüzumları gibi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Kullarımdan Bana en sevgili olan, anası - babası ve evlâdı bulunduğu halde kalbi Benimle meşgul bulunan kimsedir. O kadar ki, babası ölecek olursa onun için hiç bir üzüntü taşımaz. Evladı ölecek olursa, evlad üzüntüsü diye bir hali görülmez. İşte kulum bu mertebeye yükselince, artık o Benim yanımda babasız ve evladsızdır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve Rabbim buyurdu:</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Benim sevgim sebebiyle baba yokluğunun tadını hissetmeyen kimse, Vahdâniyet ve Ferdâniyet lezzetini bulamaz.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Bir yerde Bana bakmak istediğin zaman, içinde Benden başkası bulunmayan bir gönül seç!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Dedim ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">—<span style="color: olive"> Ya Rab! İlmin ilmi nedir?</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— İlmin ilmi, ilimden yana bilgisizliktir, diye buyurdu ve sonra devam etti:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Gönlü mücâhedeye meyleden kula müjde olsun!… Gönlü şehvetlere meyleden kula da yazıklar olsun!</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">Gavs-ı Â’zam diyor ki:</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Rabbimden Mi’rac hakkında sordum. Rabbim buyurdu ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Mi’rac, Benden başka her şeyden sıyrılıp yükselmektir. Böyle bir mi’racın kemâli yükselme ve huzurda sağa - sola iltifat etmemektedir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve sonra Rabbim şöyle devam etti:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">— Ey Gavs-ı Â’zam! Benim katımda Mİ’RAC’ı olmayan kimsenin namazı namaz sayılmaz. Namazdan mahrum olan kimse, Benim yanımda mi’racdan da mahrumdur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ve burada Azîz ve Celîl olan Allah’ın sebepleri kolaylaştırmasıyla GAVSİYYE, ki buna Mİ’RACİYYE de denir, tamamlandı.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kaynak:Füyuzat-ı Rabbaniyye</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">[1] Hak Teâlâ ve tekaddes hazretleri yemekten, içmekten münezzehtir. O’nun (cc) şanı yücedir. Bütün kemal sıfatlarla sıfatlıdır.. Eserin bu ibaresi zahirî mânâ ile anlaşılmaz. Aşağıdaki hadîs-i şerifi okursak ne denilmek istendiğini anlarız. Resûlullah (sav) Efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:</span></strong></p><p> </p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">"Kıyamet günü Allah-ü Teâlâ (cc) kuluna:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">- Ey Ademoğlu, Ben acıktım, Beni yedirmedin. O şahıs:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">- Seti âlemlerin Rabbisin (cc), ben Seni nasıl yedirecektim yâ Rab (cc), der. Allah-ü Teâlâ (cc):</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">- Aç olan din kardeşin sana geldi de sen onu yedirmedin, eğer onu yedirseydin, Beni yedirmiş gibi olurdun, buyurur.” -Müslim (ra), Ebû Hureyre’den (ra) rivayet etmiştir.</span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Turab3, post: 201675, member: 1005848"] [B][FONT=Century Gothic]Bismillâhirrahmânirrahîm[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Belirsiz ve muğlak şeyleri keşfeden Allah’a hamdolsun. Yaratılmışların hayırlısı Hazreti Muhammed’e (A.S.) salât ü selâm olsun![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Allah’dan başkasına gönül bağlamayıp ürken, Allah ile gönül alışkanlığı içinde ünsiyet kuran GAVS-I Â’ZAM diyor ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]“Cenâb-ı Hak (c.c) Bana (ilham yoluyla) şöyle buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Buyur Allahım buyur, emrine âmâdeyim![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— İnsanlık âlemiyle melekût âlemi arasındaki her hal ve sınır, ŞERİAT’ın kendisidir. Melekût âlemiyle, Allah’a varmanın üçüncü basamağı olan CEBERÛT âlemi arasındaki her hal ve sınır, TARİKAT’ın kendisidir. CEBERÛT âlemiyle LÂHUT (ilâhi âlem) arasındaki her hal ve sınır ise, HAKİKAT’ın kendisidir.”[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve sonra Allah (c.c.) şöyle buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— “Ey Gavs-ı Â’zam! Ben, insanda zâhir (belirgin) olduğum kadar hiç bir şeyde zâhir olmadım.”[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Bu beyandan sonra bu kez Ben, Rabbime sordum:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Sizin için, size mahsus bir yer var mıdır?[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Yerleri (mekânları) yaratıp oluşturan Benim. Bu bakımdan Benim için hiç bir mekân olamaz, buyurdu.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ya Rab! Sizin yemeniz ve içmeniz olur mu?[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Fakirin yemesi ve içmesi Benim yemem ve içmemdir.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve sonra şöyle sordum:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ya Rab! Melekleri neden ve hangi şeyden yarattın?[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Melekleri insanın nûrundan yarattım; insanları da kendi nûrumdan vücuda getirdim.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Buyurdu ve şöyle devam etti:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Ben ne güzel istekliyim, insan da ne güzel istenilendir! Binici olarak ne güzeldir İNSAN ve ne güzeldir O’na binit olan varlıklar![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim sonra devamla buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! İNSAN Benim sırrımdır; Ben de O’nun sırrıyım. Eğer insan Benim katımdaki mevkiini bilmiş olsaydı, her nefes alıp verişinde “BUGÜN MÜLK KİME AİTTİR?” Âyetini okurdu.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve sonra Rabbim buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! İnsan ne yerse, ne içerse, ne kadar ayağa kalkarsa ve ne kadar oturursa; ne kadar konuşur ve ne kadar susarsa; ne kadar bir iş işler, ne kadar bir şeye yönelir ve ne kadar bir şeyden uzaklaşıp ayrılırsa, mutlaka Ben O’nda bulunuyor ve O’nu harekete geçiriyorum. Çünkü Kudretim her varlığı kapsayıp içine almıştır![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim sonra buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! İnsanın cismi, nefsi, kalbi, ruhu, kulağı, gözü, ayağı, dili var ya; işte onların hepsinde Ben varım. Hepsi de Benim tecellimle zâhir olur; Ben onların başkası değilim.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Fakirlik ateşiyle yananı, yoksulluk kırgınlığıyla kırgın bulunanı gördüğün zaman ona derhal yaklaş; çünkü Benimle onlar arasında hiç bir perde yoktur.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim yine buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Bir şey yediğin, bir şey içitiğin, bir uykuya yattığın ve her halin uyanık bir kalb ve gören bir göz ile olsun![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Bâtında (gizlide) Bana olan yolculuktan mahrum bulunan kimse, zâhiri (açık ve seçik) yolculukla imtihan edilir de, bu yolculuğunda Ben’den ancak uzaklaşmayı artırır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve sonra devamla Rabbim buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! İttihad (birleşme) öyle bir haldir ki, kelime ile anlatılamaz ve ona bir tabir de verilemez. Bu hal gönülde yer bulup mevcut olmadıkça ittihada inanan kimse küfre düşer. Kim de Hakk’a vuslat peyda ettikten yani Bana gönül yoluyla kavuştuktan sonra gaflet içinde ibadet ederse, o, Allah’a eş-ortak koşmuş olur.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim yine buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Kim ezelî (öncesi olmayan) saâdetle mutlu olursa, ona müjde!… Çünkü o, ebediyen rezîl ve rüsvây olmayacaktır. Kim de ezelî şekâvetle (mutsuzluk ve bedbahtlıkla) mutsuz olursa, ona da yazıklar olsun! O artık, bir daha makbul bir insan olmayacaktır![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve yine Rabbim buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Fakirlik ve yoksulluğu insana binek yaptım; bu bineğe kim binecek olursa, çölleri ve vadileri aşmadan önce yüce makama ulaşır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Sonra yine buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Eğer insan ölümden sonra meydana gelen şeyleri bilmiş olsaydı, dünyada yaşamayı hiç de temenni ve arzu etmez ve Benim huzurumda her ân ve dakika “YA RAB! CANIMI AL.” diye yalvarırdı.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Halkın kıyamet günü Benim katımdaki hüccetleri, sadece “ONLAR SAĞIRDIRLAR, DİLSİZDİRLER, KÖRDÜRLER.” Âyetinin hükmü olacak ve sonra da hasret ve ağlamak…[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Kabirdeki durumları da böyledir.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim devamla buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Muhabbet (gönülden gelen sevgi) daima iki taraflıdır; sevgi, sevenle sevilen arasındadır. Seven, sevgiyi aşıp fenâ bulunca sevgilisine kavuşur.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim yine buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Ruhları, kendilerine “BEN SİZİN RABBİNİZ DEĞİL MİYİM?” âyeti hitabımdan sonra verdim. Ruhların kendi kalıplarında kıyamete kadar beklemekte olduklarını görüyorum.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=mediumturquoise]GAVS-I Â’ZAM DİYOR Kİ:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— (Mâna âleminde) Rabbimi gördüm; Bana buyurdu ki: “Ey Gavs-ı Â’zam! Kim ilimden sonra Ben’den rü’yeti (Beni görmekliği) isterse, hakikat o, rü’yet ilmiyle mahcûbdur, yani rü’yet ilmi ara yerde perdedir. Kim de rü’yetin ilimden başkası olduğunu zannederse, hakikat o, RÜ’YETULLAH ile aldanmıştır.”[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Sonra Rabbim buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Beni gören kimsenin, artık her hâl ve kârda sormaya ihtiyacı kalmaz. Beni görmeyen kimseye ise, sormak fayda vermez. Böylesi söz yönünden perde arkasında kalmıştır. Yani söz, onunla rü’yetullah arasında perde olmuştur.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Benim katımda fakir, hiç bir şeyi olmayan kimse demek değildir. Bilakis her hususta emir verme yeteneği olan kimsedir. O, bir şeye “Ol” deyince, o da oluverir.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Sonra yine Rabbim buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Cennetlerde Benim zuhurumdan sonra artık ne ülfet, ne de nimetin değeri kalır. Cehennemde de Benim onlara hitabımdan sonra ne yabancılık kalır; ne de ateşte yanmak![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Ben her cömert ve âlicenâb kişiden daha cömert ve ihsan sahibiyim ve Ben her merhamet edenden daha merhamet ediciyim.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim devamla buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Benim katımda uyu, ama halkın uyuduğu gibi değil; ancak o takdirde Beni görebilirsin.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Bunun üzerine Rabbime dedim ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— “[COLOR=mediumturquoise]Ya Rabbi! Senin katında nasıl uyuyayım?”[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Bedeni lezzetlerden kesip dondurmakla; nefsi şehvetlerden uzaklaştırmakla; kalbi hatıralardan paklamakla; ruhun zaman mefhumundan ilgisini kesmekle ve zâtını, Zât-ı İlâhiyemde fenâ (yok) etmekle uyuyabilirsin.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim yine buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Kendi arkadaş ve yâranlarına de ki: Sizden kim Beni arzuluyorsa fakirliği seçip beğensin; sonra da fakirliğin fakirliğini… İşte bu fakirlik tamamlanınca artık onun ötesinde ancak Ben varım.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Yarattıklarıma karşı merhametli ve şefkatli olusan, o zaman müjde sana!… Yine müjde sana, eğer yarattıklarıma karşı bağışlayıcı olursan![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Sonra Rabbim buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Arkadaş ve dostlarına de ki: Fakirlerin davetini ganimet bilsinler. Çünkü fakirler Benim yanımda, Ben de onların yanındayım.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Ben her şeyin varılacak tek sığınağıyım ve Ben herşeyin nazargâhıyım; dönüş Bana olacaktır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Sen cennete de, ondaki mevcut nimetlere de bakma! O zaman Benim tecellimi vasıtasız olarak görebilirsin. Bunun gibi cehenneme ve ondaki şeylere de bakma; o zaman Benim tecellimi vasıtasız olarak yine görebilirsin.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Sonra Rabbim devamla buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Cennet ehli, cennet ile; cehennem ehli de cehennem ile meşguldür. Ey Gavs-ı Â’zam! Cennet ehlinden bir kısmı oradaki mevcut nimetlerden Bana sığınırlar. Nitekim cehennem ehli de cehennemin şiddetinden Bana sığınırlar.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve Rabbim buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— [COLOR=mediumturquoise]Ey Gavs-ı Â’zam! Benim, Nebî ve Resullerden başka öyle kullarım var ki,[/COLOR] onların ahvaline dünya ve ahiret ehlinden hiç bir kimse muttali olamaz; hatta ne cennet, ne de cehennem ehlinden bir kimse, ne cennet bekçisi Rıdvan, ne de cehennem bekçisi Mâlik onların ahvalini bilebilirler. Ben onları ne cennet, ne de cehennem ehli kıldım. Ne sevap ehli, ne de azab ehli eyledim; ne hûri için, ne de gılman için onlara bu imkanı verdim. Tanımasalar bile onlara gönülden inanan kimselere müjdeler olsun![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim devamla buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! İşte sen onlardan birisin. Onların şu dünyada alametleri şudur: Bedenleri az yemek ve az içmekten eriyip gitmiştir. Nefisleri şehvetlerden geri kalmış, yanmıştır. Gönülleri hatıralardan paklanıp ütülenmiştir. Ruhları zaman mefhumundan arınıp manevi düzeye kavuşmuştur. Onlar, evet Onlar Bekâ Yârânı’dır, ebedileşen Allah dostlarıdır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=mediumturquoise]Likâ nuru (Allah’a kavuşma nuru) ile kavrulmuşlardır[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Çok sıcak bir günde susamış bir kimse sana gelir ve sen de soğuk suya sahib olur, aynı zamanda suya ihtiyacın da olmazsa, eğer o susamışı sudan men’edecek olursan, şüphesiz ki o zaman sen cimrilerin en cimrisisin. Ve artık Ben, kendimi [COLOR=mediumturquoise]merhamet edenlerin en çok merhamet edeni olarak tescil etmemle beraber, öylesine susamışları kendi merhametimden nasıl men’ederim?…[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim yine buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Günah işleyenlerden hiç biri Ben’den uzaklaşmadı ve ibadet ehlinden de hiç bir kimse Bana yaklaşmadı. (Çünkü yakınlık ve uzaklık nisbîdir. Allah’ın ilmi, kudreti ve rahmeti her şeyi içine alıp kuşatmıştır.)[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Eğer bir kimse Bana yaklaşacak olsaydı, herhalde o, günahkarlardan biri olurdu. Çünkü onlar âciz, yeteneksiz ve pişmanlık duyan kimselerdir.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Aczini, yeteneksizliğini bilmek, nurların ve feyizlerin kaynağıdır. Kendini beğenmişlik ise, karanlıkların menbaıdır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve Rabbim buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Günahkarlar, günahları sebebiyle mahcûbdurlar. (Günah, onlarla ilâhi tecelli arasında bir perde olur.)[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]İbadet ehli ise, ibadetleriyle mahcûbdurlar. Bunların ötesinde Benim bir milletim daha var ki, onların ne günah üzüntüleri, ne de taat ü ibadet kederleri olur.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Sonra Rabbim buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Günahkarları fazilet ve iyiliğimle; kendini beğenenleri de adalet ve azabımla müjdele![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! İbadet ve taat ehli, Benim Naim sıfatımı zikretmekte; günah ehli de Benim Rahîm sıfatımı anmaktadır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Ben, günahtan geçtiği zaman günahkar kimseye yakınım; taat ve ibadetini bıraktığı zaman itaatkar kimseye ise uzağım.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve Rabbim buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Halk tabakasını yarattım, Benim güzelliğimin nuruna güç getiremediler. Bu nedenle kendimle onlar arasına zulmet perdesi gerdim.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Havâssı (seçkin kişileri) yarattım, onlar da Bana komşu olmaya güç yetiremediler. Bu nedenle ilahi nurlarımı kendimle onlar arasına perde yaptım.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Arkadaş ve yâranına de ki: Onlardan kim Bana kavuşmak istiyorsa, Benden başka herşeyden sıyrılıp çıksın![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Dünyanın iniş ve yokuşlarından, geçiş ve derbentlerinden çık ki, âhirete ulaşasın! Âhiretin de geçit ve derbentlerinden çık ki Bana kavuşasın![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Sonra yine Rabbim buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Cisimlerden ve nefslerden çıkıp uzaklaş, sonra da kalblerden ve ruhlardan sıyrılıp çık ve sonra hüküm ve kaydından da çık ki, Bana kavuşasın![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve Ben, Rabbime sordum:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Rabbim! Hangi namaz sana daha çok yakındır?[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Şu namaz ki, içinde Benden başkası bulunmaz ve namaz kılan da, kıldığı o namazdan gâib bulunur.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Yine sordum:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Hangi oruç Senin yanında daha üstündür?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Şu oruç ki, onda Benden başkası yoktur ve o oruçlu da ondan gâib bulunur…[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Hangi ağlayış Senin katında daha makbuldür?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Gülenlerin ağlaması.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Hangi gülmek Senin katında daha üstündür?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Ağlayanların gülmesi.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Hangi tövbe Senin yanında daha faziletlidir?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Günahdan korunmuşların tövbesi.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Hangi korunma Senin katında daha iyidir?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]— Tövbe edenlerin korunması.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve sonra Rabbim buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! İlim sahibine Benim yanımda hiçbir yol yoktur; ancak imandan uzak bir ilmin yalnız başına sahibini Allah’a kavuşturamayacağını kabul ettikten sonra yol bulabilir. Çünkü imandan uzak bir şekilde o ilmi alıp o vaziyette kalırsa şeytanlaşır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Yüce Rabbimi mâna âleminde gördüm ve kendisine sordum:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— [COLOR=olive]Ey Rabbim! dedim, aşkın mânası nedir?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Aşk, aşıkla maşuk arasında bir hicaptır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Rabbim devamla buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Tövbe etmek istediğin zaman, günah üzüntüsünü iç âleminden; korku ve tehlikeleri gönülden çıkarman gerekir. Bu takdirde Bana ulaşırsın! Aksi halde alay edenlerden, işi alaya alanlardan olursun.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]Ey Gavs-ı Â’zam! Benim harîm-i ismetime girmek istediğin zaman,[/COLOR] artık ne mülk ve melekûte ve ne de ceberûta iltifat etme. Çünkü mülk âlimin şeytanıdır; melekût ârifin şeytanıdır; ceberût vâkıfın şeytanıdır. Bunlardan birine razı olan kimse, Benim katımda koğulmuşlardan sayılır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ey Gavs-ı Â’zam! Mücâhede, müşâhededen bir denizdir. Bu denizin balıkları orada bekleyenlerdir. O halde müşâhede denizine girmek isteyen kimsenin, mücâhedeyi seçip beğenmesi gerekir. Çünkü mücâhede, müşâhedenin ayıdır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Sonra Rabbim bana buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! İstekliler için mücâhede lazımdır; Bana olan lüzumları gibi.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Kullarımdan Bana en sevgili olan, anası - babası ve evlâdı bulunduğu halde kalbi Benimle meşgul bulunan kimsedir. O kadar ki, babası ölecek olursa onun için hiç bir üzüntü taşımaz. Evladı ölecek olursa, evlad üzüntüsü diye bir hali görülmez. İşte kulum bu mertebeye yükselince, artık o Benim yanımda babasız ve evladsızdır.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve Rabbim buyurdu:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Benim sevgim sebebiyle baba yokluğunun tadını hissetmeyen kimse, Vahdâniyet ve Ferdâniyet lezzetini bulamaz.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Bir yerde Bana bakmak istediğin zaman, içinde Benden başkası bulunmayan bir gönül seç![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Dedim ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]—[COLOR=olive] Ya Rab! İlmin ilmi nedir?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— İlmin ilmi, ilimden yana bilgisizliktir, diye buyurdu ve sonra devam etti:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Gönlü mücâhedeye meyleden kula müjde olsun!… Gönlü şehvetlere meyleden kula da yazıklar olsun![/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]Gavs-ı Â’zam diyor ki:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Rabbimden Mi’rac hakkında sordum. Rabbim buyurdu ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Mi’rac, Benden başka her şeyden sıyrılıp yükselmektir. Böyle bir mi’racın kemâli yükselme ve huzurda sağa - sola iltifat etmemektedir.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve sonra Rabbim şöyle devam etti:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]— Ey Gavs-ı Â’zam! Benim katımda Mİ’RAC’ı olmayan kimsenin namazı namaz sayılmaz. Namazdan mahrum olan kimse, Benim yanımda mi’racdan da mahrumdur.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Ve burada Azîz ve Celîl olan Allah’ın sebepleri kolaylaştırmasıyla GAVSİYYE, ki buna Mİ’RACİYYE de denir, tamamlandı.[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic]Kaynak:Füyuzat-ı Rabbaniyye[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][1] Hak Teâlâ ve tekaddes hazretleri yemekten, içmekten münezzehtir. O’nun (cc) şanı yücedir. Bütün kemal sıfatlarla sıfatlıdır.. Eserin bu ibaresi zahirî mânâ ile anlaşılmaz. Aşağıdaki hadîs-i şerifi okursak ne denilmek istendiğini anlarız. Resûlullah (sav) Efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:[/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]"Kıyamet günü Allah-ü Teâlâ (cc) kuluna:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]- Ey Ademoğlu, Ben acıktım, Beni yedirmedin. O şahıs:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]- Seti âlemlerin Rabbisin (cc), ben Seni nasıl yedirecektim yâ Rab (cc), der. Allah-ü Teâlâ (cc):[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]- Aç olan din kardeşin sana geldi de sen onu yedirmedin, eğer onu yedirseydin, Beni yedirmiş gibi olurdun, buyurur.” -Müslim (ra), Ebû Hureyre’den (ra) rivayet etmiştir.[/COLOR][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Geylani Hz. ve Kadirilik
Gavsiyye...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst