Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Geylani Hz. ve Kadirilik
Gece İbadeti
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 175081" data-attributes="member: 8679"><p><strong>Sahabelerin Gece İbadeti: </strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hz. Osman’ın evi asiler tarafından kuşatıldığında, hanımı asilere: </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">“Siz onu öldürmek mi istiyorsunuz? İster öldürünüz, ister bırakınız, kesinlikle o bütün geceyi, bir tek rekâtla ihya eder ve o rekâtta bütün Kur’an’ı hatmeder” dedi.46 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Osman b. Abdirrahman et-Teymî şöyle anlatıyor: “Kesinlikle bugün ben gecemi Hz. İbrahim’in makamında namaz kılmakla geçireceğim” diye niyet ettim. Yatsıdan sonra makamda namaza durdum. Ben namaz kılarken birisi elini omuzlarıma koydu. Selâmdan sonra baktım ki Osman’dır. Osman Fatiha’dan başlayarak Kur’an’ı sonuna kadar okuyarak namazını tamamladı. Selâm verdi ve ayakkabılarını alıp gitti. Daha önce de namaz kılıp kılmadığını bilmiyorum.”47</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Muhammed b. Sirin “Hz. Osman geceyi ihya eder, tüm Kur’an’ı bir rekâtta okurdu” dedi.48</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Abdullah b. Abbas her gece bin secde yapardı.49</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hz. Âişe şöyle anlatıyor: Bir gece yatsıdan sonra Hz. Peygamber’in yanına geç gittim. Bana nerede olduğumu sordu. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">“Senden sonra birisi yüksek sesle Kur’an okuyordu. Ben de onu dinledim. Senin ashâbın içinde onun kadar sesi güzel olan ve onun kadar güzel Kur’an okuyan kimse görmedim” dedim. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hz. Peygamber onu dinlemek için kalktı. Ben de onunla gittim. Hz. Peygamber adamı görünce: </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">“Bu, Ebu Huzeyfe’nin mevlası Salim’dir. Onun gibilerini benim ümmetimde yaratan Allah’a hamd ve senalar olsun!” buyurdu.50 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Biz Ebu Musa El-Eş’ari ile bir seferde bulunuyorduk. Bir gece bir bostana sığındık, orada konakladık. Ebu Musa gecenin bir miktarında kalkarak namaz kıldı. Sesi o kadar güzeldi ve Kur’an’ı o kadar güzel okuyordu ki, tarif edemem. Hangi ayeti okuyorsa, onun gereğini yapıyordu. Namazı bitirdikten sonra: </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">“Allah’ım, ferahlık veren sensin ve ferahlık sendendir. Güvenlik veren sensin, güvenlik veren kimseleri seversin. Koruyucu sensin ve koruyucu kişiyi seversin. Doğru olan sensin ve doğru olanı seversin” diye dua etti.51 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Ebu Hüreyre’ye yedi gece misafir oldum. O, hizmetçisi ve hanımı geceyi üçe taksim etmişlerdi. Sıra ile namaza kalkıyorlardı.52 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İbn Zübeyr bütün geceyi ibadet ve bütün günü oruçla geçirirdi. Ona “Mescid güvercini” deniliyordu.53 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Adiyy b. Hatim şöyle diyor: “Herhangi bir namazın vakti geldiğinde kesinlikle onun için tedbirli olurdum. O daha gelmezden önce iştiyakla onu beklerdim”54 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Evet, geceleri iştiyakla beklemek, gece namazı kılmak için… Sahabenin hangi birini saymalı ki, onların hepsi de seccadeleri başında geceleri parlayan yıldızlar gibidir. Onlara uyanlara selam olsun.</span></strong></p><p><strong>Bir Değerlendirme:</strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gece namazı (teheccüd) hakkında sahabeden günümüze kadar Allah dostlarının tarih, tabakat, tezakir ve tasavvuf kitaplarını süsleyen ve insanı ürperten, cezbelendiren ve coşturan nice bir söz ve işleri, uygulamaları vardır. Okunduğu zaman insanı cidden etkileyen ve yönlendiren, insanı ibadete iştahlandırarak alıştıran bu kitaplardan daha önce kısmen bahsetmiştik.55 Bunları okumanın önem ve faydasını bir kere daha vurgulayarak,56 kitabımızın hacmini daha fazla büyütmemek için örnekler veremiyoruz.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Tasavvuf ve tarikatlarda bu hususun üzerinde çok durulduğunu biliyoruz. Ancak, fevkalade faydalı, faziletli, eğitici ve sıhhat bahşedici bu ibadet, maalesef zamanımızda müslümanlar tarafından çok ihmal edilmekte, hatta neredeyse bu önemli ve faziletli ibadet sadece sufilere, dervişlere mahsusmuş gibi zannedilmektedir. O kadar ki, insanları Peygamber efendimiz gibi yaşamağa davet eden nice alimler, müftüler, vaizler, imamlar bile bu bereketli ibadeti terketmiş durumdadırlar. Şeyhlerine bu konuda söz vermiş nice müritler dahi, sözlerine sadık kalmayarak, maalesef zikirlerini seherlerden gündüzlere ertelemektedirler. Bu ise cidden çok acı ve maddî manevî hayatımıza pek zararlı bir tutumdur.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İşte bu ve benzeri sebeplerden ötürü, bu konuda yazılmış olan, içerisinde güzel bir izah ve ikazı da barındıran bir değerlendirmeyi buraya aktarmak istiyorum: </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">“Gece zamanının değerlendirilmesinde mühim bir husus olan kıyâmu'l leyl üzerinde müstakilen durmak gerekiyor. Zira dinin bu emri, bugün nerdeyse unutulacak derecede çoğunluğun hayatından çıkmış durumdadır. Halbuki, İslâm medeniyetinin parlama dönemlerini hazırlayan büyük medeniyet ustalarının hayatında “gece kalkışı” mühim yer tutmakta, onların verimli ve başarılı olmalarının âmillerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bugün kıyâmu'l leyl'in ana gayesi olan teheccüd namazı "Peygamber'e farzdır, ümmete nafiledir" diye değerlendirip geçiliyor. Bu hüküm fıkhen doğru da olabilir. Ancak, bu nafilenin "yaparsak sevabı var, yapmazsak günahı yok" diye ifade edilen diğer dinî âdâb ve sünnetlerle bir tutulması, bizleri çok hatalı neticelere götürmektedir. Şöyle ki:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">1- Bu "sünnet" bizzat Kur'ân-ı Kerîm'in emridir. Ve Kur'ân bu emri, mükerrer sûre ve âyetlerde tekrar ele almıştır. Birkaç örnek:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Rabbinin adını sabah-akşam an (zikret). Geceleyin O'na secde et. O'nu geceleri uzun uzun tesbih et."57 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bir diğer âyet: "Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki, Rabbinin rızasına eresin."58 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Şu âyette gece kalkanların kalkmayanlara üstünlüğü açıklanır: "Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, âhiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse inkâr eden kimse gibi olur mu?"59 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sûre-i Secde'de gerçek îmân ehlinin bazı vasıfları sayılırken, "vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />" vasfı da ilave edilir.60 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Şu âyette ehl-i Kitap'tan kıyâmu'l leyl'de bulunanlar da övülür: "Kitap ehlinin hepsi bir değildir; onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okuyup duranlar vardır, bunlar Allah'a, âhiret gününe inanır, kötülükten men eder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdir."61 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Şu âyet, kıyâmu'l leyl'i, Allah'ın vaadettiği fazl'a, kurtuluşa ve üstünlüğe erecek kamil mü'min'in tamamlayıcı vasıflarından biri olarak dikkatlerimize arzeder: "Müttakiler Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar bundan önce iyi davranan kimselerdi. Onlar geceleri az uyuyanlardı. Seher vaktinde bağışlanma dilerlerdi<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />."62 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">2- Kur'ân-ı Kerîm, gece kıyâmından, yukarıdaki âyetlerde görüldüğü şekilde teşvikkâr bir üslûbla bahsetmekle kalmaz, onun âdâbıyla ilgili bazı teferruâtı da belirtir. Nitekim, Müzzemmil sûresinde bu meseleye, çok farklı zaman aralıklarında nâzil olmuş iki ayrı pasajda temas edilir. Her ikisinde de kıyâmu'lleyl'in ehemmiyeti ve müddeti üzerinde durulur.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Birinci vahiy, gece kalkmayı emreder ve "farz" telâkki edilecek bir kesinlik taşır. İkincisi, kıyâmu'lleyl'den akşam ve yatsı namazlarının anlaşılmasına bile imkân sağlayacak bir tahfif ve kolaylık getirir, yapamayacak durumda olanlar için istisna zikreder. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Birinci vahiy: "Ey örtünüp bürünen, gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce kalk ve ağır ağır Kur'ân oku. Doğrusu biz, sana taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz. Şüphesiz gece kalkışı daha te'sirli ve o zaman okumak daha elverişlidir. Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır."63</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Âyet-i kerîmenin icazı, kıyâmu'lleyl'in miktarı hususunda, âlimleri şu rakamlara ulaşmaya sevketmiştir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">1- Gece müddetinin yarısı,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">2- Dörtte üçü,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">3- Üçte ikisi,</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">4- Dörtte biri<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bazı rivâyetlerin tasrihine göre, emri Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bidâyette farz olarak anlar. Harfiyyen tatbik eder. Müslümanlardan bir kısmı da Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e uyar. Hatta, âyette ifade edilen zaman nisbetini koruyamama endişesiyle bütün gece "kıyâmu'lleyl" yapanlar olur. Öyle ki bir çoğunun ayakları ve bacakları şişer.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sûrenin başında gelen bu emrin, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ve diğer müslümanlar tarafından nasıl anlaşıldığını, tatbikatının nasıl yapıldığını açıklayan ve mes'ele üzerine başka teferruât getiren müteakip vahye nazar edelim:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"(Ey Muhammed), şüphesiz Rabbin biliyor ki, sen ve beraberinde bulunanlardan bir grup, gecenin üçte ikisine yakın ve yarısı ve üçte biri kalkıyorsunuz. Halbuki, geceyi ve gündüzü Allah takdir eder, (Allah) bildi ki, siz onu bundan öte başaramazsınız. Onun için size lütûf ile baktı. Bundan böyle, Kur'ân'dan ne kolay gelirse okuyun. Allah bildi ki, içinizden hastalar olacak, diğer bir kısımları Allah'ın fazlından bir kâr aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler. Diğer bir kısımları da Allah yolunda çarpışacaklar. O halde ondan ne kolay gelirse okuyun ve namazı kılın ve zekâtı verin<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />"64 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Rivâyetler, buraya kadar bir kısmını kaydettiğimiz son âyetin, kıyâmu'lleyl'i emreden, sûrenin başındaki ilk âyetten 8 ayla 10 yıl arasında değişen bir müddetsonra geldiğini belirtirler. Burada gece kalkışıyla ilgili hafifletmeler ifâde edilmiştir. Ayrıca hastalar, cihada çıkanlar gibi bir kısım mazeret sahipleri "gece kalkışı"ndan muaf tutulmaktadır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Âyetle ilgili olarak müfessirlerin ortaya koyduğu bazan ittifaklı, bazan ihtilaflı bir kısım teferruâta girmeksizin mevzûmuz açısından ehemmiyet arzeden birkaç nokta tesbit edebiliriz: </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">1- Kıyâmu'l-Leyl bidâyette, en azından Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) için kesin bir emir olmuştur. Bir grup müslüman da Hz. Peygamber'e uyarak "kesin emir" telâkki etmiş ve tatbik etmiştir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">2- Bu emir sonradan tamamen neshedilmemiş, fakat vücubtan nedb'e çevrilmiştir. Yani farz olmaktan çıkarılmış, nafile kılınmıştır, artık isteyen yapacaktır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">3- Kıyâmu'l leyl için ifade edilen faydalar şunlardır:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gece kalkışı daha tesirlidir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gece okumak daha uygundur, gündüz fazla meşguliyet vardır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gece kalkışı, ağır olan ertesi günkü vazifenin hakkıyla yürütülmesinde bir nevi hazırlık safhası olmaktadır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">4- Kur'ân-ı Kerim, her asra hitap ettiği için, bu emre en az mendup (ihtiyarî) mânasında, her müslüman muhatap olmaya devam etmektedir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">5- Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'ın sünnetine uymak dinin tatbikatında yüce bir mertebe olması yönüyle, bu mertebeyi elde etmek isteyen mü'minler için de kıyâmu'lleyl gerekmektedir. Zira, her hüşyâr (manevî uyanıklığa sahip) mü'minin en büyük ideali olan "Allah'ın muhabbet ve rızasını elde etmek" hedefi Cenâb-ı Hakk tarafından sünnete uymaya bağlanmıştır: "(Ey Resûlüm, inananlara şöyle) söyle: "Eğer sizler Allah'ı seviyorsanız bana uyun, tâ ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın."65 </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">6- Ciddî ve ağır bir vazife olan dinin neşri açısından kıyâmu'lleyl, kendisini din hizmetine adayanlar için ayrı bir ma'nâ taşımaktadır. Âyette görüldüğü üzere, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) "taşıması ağır bir vahy"e, bir vazifeye hazırlanması maksadıyla gece kalkışına çağrılmıştır. Din hizmetini gaye edinenler bu şartı aynen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) gibi yerine getirmeli, kendisini disipline etmeli, vazifesine hazırlanmalıdır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">7- Kıyâmu'lleyl esas itibariyle, namaz ve Kur'ân tilâveti ifade ederse de, başka meşguliyete ve hususan ilmî tetebbuya mâni değildir. Nitekim az ileride görüleceği üzere, eser bırakan büyük âlimlerimiz, gecelerini ibadetle birlikte ilmî müzâkere ve araştırmalarla geçirmişlerdir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Şu halde, en azından müessir şekilde İslâm'a hizmet etmek isteyenler ve Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in sünetine uymak arzu edenler için ehemmiyetli bir "sünnet-i ilâhî", "bir nedb-i Kur'ânî" olan kıyâmu'lleyl'in vakti ve müddeti hususunda biraz durmada fayda var: </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gece kalkılacak müddetin yukarıda gecenin asgari dörtte biri, azâmi dörtte üçü olması gerektiğini belirtmiştik. Miktardaki bu büyük farklılık, temelde gece ve gündüz arasında mevsime veya üzerinde bulunulan coğrafî duruma bağlı olarak devamlı değişen uzunluk kısalıktan ileri gelir. Ferdin içinde bulunduğu içtimaî şartların değişikliği de göz önüne alınmış olmalıdır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Kıyâmu'lleyl'den Maksad: Gece kalkışı, öncelikle ibadet içindir. Yani namaz ve tilâvet-i Kur'ân. Nitekim kıyâm kelimesi Kur'ân'da bazı kereler namazı ifade etmek için kullanılmıştır.66 Böyle olunca, kıyâmu'lleyl gece namazı ma'nâsına da gelir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ancak, kıyâmu'lleyl'den yalnızca ibadet anlamamak gerekir. Nitekim, şu âyet secde ve kıyâmı beraber zikreder:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Onlar gecelerini Rabbleri için secde ve kıyâmla geçirirler."67 Burada "secde" ile namaz ifade edildiğine göre, kıyâm kelimesinde daha başka bir ma'nâ arayabiliriz, mesela "uyanıklık" gibi. Öyle ise geceleyin kalkan kişi, namaz ve tilavetle birlikte ilmî tetebbuâtla da meşgul olacaktır. Nitekim Buhârî, bu hususa delâlet eden rivâyetlere dayanarak, geceleyin ilmî teâti üzerine iki bâb açmıştır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hz. Ömer (radıyallâhu anh)'den gelen bir rivâyet, onun gecedeki ilmî müzakereyi "namaz" olarak isimlendirip ona tercih ettiğini görmekteyiz.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İbnu Hacer'in belirttiğine göre, bir kısım âlimler bu rivâyetlerden hareketle: "İlim için geceleyin uyanık kalmak, nafile namaz için uyanık kalma yerine geçer" hükmünü çıkarmışlardır.</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 175081, member: 8679"] [B]Sahabelerin Gece İbadeti: [COLOR=blue]Hz. Osman’ın evi asiler tarafından kuşatıldığında, hanımı asilere: “Siz onu öldürmek mi istiyorsunuz? İster öldürünüz, ister bırakınız, kesinlikle o bütün geceyi, bir tek rekâtla ihya eder ve o rekâtta bütün Kur’an’ı hatmeder” dedi.46 Osman b. Abdirrahman et-Teymî şöyle anlatıyor: “Kesinlikle bugün ben gecemi Hz. İbrahim’in makamında namaz kılmakla geçireceğim” diye niyet ettim. Yatsıdan sonra makamda namaza durdum. Ben namaz kılarken birisi elini omuzlarıma koydu. Selâmdan sonra baktım ki Osman’dır. Osman Fatiha’dan başlayarak Kur’an’ı sonuna kadar okuyarak namazını tamamladı. Selâm verdi ve ayakkabılarını alıp gitti. Daha önce de namaz kılıp kılmadığını bilmiyorum.”47 Muhammed b. Sirin “Hz. Osman geceyi ihya eder, tüm Kur’an’ı bir rekâtta okurdu” dedi.48 Abdullah b. Abbas her gece bin secde yapardı.49 Hz. Âişe şöyle anlatıyor: Bir gece yatsıdan sonra Hz. Peygamber’in yanına geç gittim. Bana nerede olduğumu sordu. “Senden sonra birisi yüksek sesle Kur’an okuyordu. Ben de onu dinledim. Senin ashâbın içinde onun kadar sesi güzel olan ve onun kadar güzel Kur’an okuyan kimse görmedim” dedim. Hz. Peygamber onu dinlemek için kalktı. Ben de onunla gittim. Hz. Peygamber adamı görünce: “Bu, Ebu Huzeyfe’nin mevlası Salim’dir. Onun gibilerini benim ümmetimde yaratan Allah’a hamd ve senalar olsun!” buyurdu.50 Biz Ebu Musa El-Eş’ari ile bir seferde bulunuyorduk. Bir gece bir bostana sığındık, orada konakladık. Ebu Musa gecenin bir miktarında kalkarak namaz kıldı. Sesi o kadar güzeldi ve Kur’an’ı o kadar güzel okuyordu ki, tarif edemem. Hangi ayeti okuyorsa, onun gereğini yapıyordu. Namazı bitirdikten sonra: “Allah’ım, ferahlık veren sensin ve ferahlık sendendir. Güvenlik veren sensin, güvenlik veren kimseleri seversin. Koruyucu sensin ve koruyucu kişiyi seversin. Doğru olan sensin ve doğru olanı seversin” diye dua etti.51 - Ebu Hüreyre’ye yedi gece misafir oldum. O, hizmetçisi ve hanımı geceyi üçe taksim etmişlerdi. Sıra ile namaza kalkıyorlardı.52 İbn Zübeyr bütün geceyi ibadet ve bütün günü oruçla geçirirdi. Ona “Mescid güvercini” deniliyordu.53 Adiyy b. Hatim şöyle diyor: “Herhangi bir namazın vakti geldiğinde kesinlikle onun için tedbirli olurdum. O daha gelmezden önce iştiyakla onu beklerdim”54 Evet, geceleri iştiyakla beklemek, gece namazı kılmak için… Sahabenin hangi birini saymalı ki, onların hepsi de seccadeleri başında geceleri parlayan yıldızlar gibidir. Onlara uyanlara selam olsun.[/COLOR][/B] [B]Bir Değerlendirme:[/B] [B][COLOR=blue]Gece namazı (teheccüd) hakkında sahabeden günümüze kadar Allah dostlarının tarih, tabakat, tezakir ve tasavvuf kitaplarını süsleyen ve insanı ürperten, cezbelendiren ve coşturan nice bir söz ve işleri, uygulamaları vardır. Okunduğu zaman insanı cidden etkileyen ve yönlendiren, insanı ibadete iştahlandırarak alıştıran bu kitaplardan daha önce kısmen bahsetmiştik.55 Bunları okumanın önem ve faydasını bir kere daha vurgulayarak,56 kitabımızın hacmini daha fazla büyütmemek için örnekler veremiyoruz. Tasavvuf ve tarikatlarda bu hususun üzerinde çok durulduğunu biliyoruz. Ancak, fevkalade faydalı, faziletli, eğitici ve sıhhat bahşedici bu ibadet, maalesef zamanımızda müslümanlar tarafından çok ihmal edilmekte, hatta neredeyse bu önemli ve faziletli ibadet sadece sufilere, dervişlere mahsusmuş gibi zannedilmektedir. O kadar ki, insanları Peygamber efendimiz gibi yaşamağa davet eden nice alimler, müftüler, vaizler, imamlar bile bu bereketli ibadeti terketmiş durumdadırlar. Şeyhlerine bu konuda söz vermiş nice müritler dahi, sözlerine sadık kalmayarak, maalesef zikirlerini seherlerden gündüzlere ertelemektedirler. Bu ise cidden çok acı ve maddî manevî hayatımıza pek zararlı bir tutumdur. İşte bu ve benzeri sebeplerden ötürü, bu konuda yazılmış olan, içerisinde güzel bir izah ve ikazı da barındıran bir değerlendirmeyi buraya aktarmak istiyorum: “Gece zamanının değerlendirilmesinde mühim bir husus olan kıyâmu'l leyl üzerinde müstakilen durmak gerekiyor. Zira dinin bu emri, bugün nerdeyse unutulacak derecede çoğunluğun hayatından çıkmış durumdadır. Halbuki, İslâm medeniyetinin parlama dönemlerini hazırlayan büyük medeniyet ustalarının hayatında “gece kalkışı” mühim yer tutmakta, onların verimli ve başarılı olmalarının âmillerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün kıyâmu'l leyl'in ana gayesi olan teheccüd namazı "Peygamber'e farzdır, ümmete nafiledir" diye değerlendirip geçiliyor. Bu hüküm fıkhen doğru da olabilir. Ancak, bu nafilenin "yaparsak sevabı var, yapmazsak günahı yok" diye ifade edilen diğer dinî âdâb ve sünnetlerle bir tutulması, bizleri çok hatalı neticelere götürmektedir. Şöyle ki: 1- Bu "sünnet" bizzat Kur'ân-ı Kerîm'in emridir. Ve Kur'ân bu emri, mükerrer sûre ve âyetlerde tekrar ele almıştır. Birkaç örnek: "Rabbinin adını sabah-akşam an (zikret). Geceleyin O'na secde et. O'nu geceleri uzun uzun tesbih et."57 Bir diğer âyet: "Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki, Rabbinin rızasına eresin."58 Şu âyette gece kalkanların kalkmayanlara üstünlüğü açıklanır: "Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, âhiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse inkâr eden kimse gibi olur mu?"59 Sûre-i Secde'de gerçek îmân ehlinin bazı vasıfları sayılırken, "vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]" vasfı da ilave edilir.60 Şu âyette ehl-i Kitap'tan kıyâmu'l leyl'de bulunanlar da övülür: "Kitap ehlinin hepsi bir değildir; onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okuyup duranlar vardır, bunlar Allah'a, âhiret gününe inanır, kötülükten men eder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdir."61 Şu âyet, kıyâmu'l leyl'i, Allah'ın vaadettiği fazl'a, kurtuluşa ve üstünlüğe erecek kamil mü'min'in tamamlayıcı vasıflarından biri olarak dikkatlerimize arzeder: "Müttakiler Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar bundan önce iyi davranan kimselerdi. Onlar geceleri az uyuyanlardı. Seher vaktinde bağışlanma dilerlerdi[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]."62 2- Kur'ân-ı Kerîm, gece kıyâmından, yukarıdaki âyetlerde görüldüğü şekilde teşvikkâr bir üslûbla bahsetmekle kalmaz, onun âdâbıyla ilgili bazı teferruâtı da belirtir. Nitekim, Müzzemmil sûresinde bu meseleye, çok farklı zaman aralıklarında nâzil olmuş iki ayrı pasajda temas edilir. Her ikisinde de kıyâmu'lleyl'in ehemmiyeti ve müddeti üzerinde durulur. Birinci vahiy, gece kalkmayı emreder ve "farz" telâkki edilecek bir kesinlik taşır. İkincisi, kıyâmu'lleyl'den akşam ve yatsı namazlarının anlaşılmasına bile imkân sağlayacak bir tahfif ve kolaylık getirir, yapamayacak durumda olanlar için istisna zikreder. Birinci vahiy: "Ey örtünüp bürünen, gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce kalk ve ağır ağır Kur'ân oku. Doğrusu biz, sana taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz. Şüphesiz gece kalkışı daha te'sirli ve o zaman okumak daha elverişlidir. Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır."63 Âyet-i kerîmenin icazı, kıyâmu'lleyl'in miktarı hususunda, âlimleri şu rakamlara ulaşmaya sevketmiştir: 1- Gece müddetinin yarısı, 2- Dörtte üçü, 3- Üçte ikisi, 4- Dörtte biri[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]. Bazı rivâyetlerin tasrihine göre, emri Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bidâyette farz olarak anlar. Harfiyyen tatbik eder. Müslümanlardan bir kısmı da Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e uyar. Hatta, âyette ifade edilen zaman nisbetini koruyamama endişesiyle bütün gece "kıyâmu'lleyl" yapanlar olur. Öyle ki bir çoğunun ayakları ve bacakları şişer. Sûrenin başında gelen bu emrin, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ve diğer müslümanlar tarafından nasıl anlaşıldığını, tatbikatının nasıl yapıldığını açıklayan ve mes'ele üzerine başka teferruât getiren müteakip vahye nazar edelim: "(Ey Muhammed), şüphesiz Rabbin biliyor ki, sen ve beraberinde bulunanlardan bir grup, gecenin üçte ikisine yakın ve yarısı ve üçte biri kalkıyorsunuz. Halbuki, geceyi ve gündüzü Allah takdir eder, (Allah) bildi ki, siz onu bundan öte başaramazsınız. Onun için size lütûf ile baktı. Bundan böyle, Kur'ân'dan ne kolay gelirse okuyun. Allah bildi ki, içinizden hastalar olacak, diğer bir kısımları Allah'ın fazlından bir kâr aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler. Diğer bir kısımları da Allah yolunda çarpışacaklar. O halde ondan ne kolay gelirse okuyun ve namazı kılın ve zekâtı verin[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]"64 Rivâyetler, buraya kadar bir kısmını kaydettiğimiz son âyetin, kıyâmu'lleyl'i emreden, sûrenin başındaki ilk âyetten 8 ayla 10 yıl arasında değişen bir müddetsonra geldiğini belirtirler. Burada gece kalkışıyla ilgili hafifletmeler ifâde edilmiştir. Ayrıca hastalar, cihada çıkanlar gibi bir kısım mazeret sahipleri "gece kalkışı"ndan muaf tutulmaktadır. Âyetle ilgili olarak müfessirlerin ortaya koyduğu bazan ittifaklı, bazan ihtilaflı bir kısım teferruâta girmeksizin mevzûmuz açısından ehemmiyet arzeden birkaç nokta tesbit edebiliriz: 1- Kıyâmu'l-Leyl bidâyette, en azından Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) için kesin bir emir olmuştur. Bir grup müslüman da Hz. Peygamber'e uyarak "kesin emir" telâkki etmiş ve tatbik etmiştir. 2- Bu emir sonradan tamamen neshedilmemiş, fakat vücubtan nedb'e çevrilmiştir. Yani farz olmaktan çıkarılmış, nafile kılınmıştır, artık isteyen yapacaktır. 3- Kıyâmu'l leyl için ifade edilen faydalar şunlardır: Gece kalkışı daha tesirlidir. Gece okumak daha uygundur, gündüz fazla meşguliyet vardır. Gece kalkışı, ağır olan ertesi günkü vazifenin hakkıyla yürütülmesinde bir nevi hazırlık safhası olmaktadır. 4- Kur'ân-ı Kerim, her asra hitap ettiği için, bu emre en az mendup (ihtiyarî) mânasında, her müslüman muhatap olmaya devam etmektedir. 5- Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'ın sünnetine uymak dinin tatbikatında yüce bir mertebe olması yönüyle, bu mertebeyi elde etmek isteyen mü'minler için de kıyâmu'lleyl gerekmektedir. Zira, her hüşyâr (manevî uyanıklığa sahip) mü'minin en büyük ideali olan "Allah'ın muhabbet ve rızasını elde etmek" hedefi Cenâb-ı Hakk tarafından sünnete uymaya bağlanmıştır: "(Ey Resûlüm, inananlara şöyle) söyle: "Eğer sizler Allah'ı seviyorsanız bana uyun, tâ ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın."65 6- Ciddî ve ağır bir vazife olan dinin neşri açısından kıyâmu'lleyl, kendisini din hizmetine adayanlar için ayrı bir ma'nâ taşımaktadır. Âyette görüldüğü üzere, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) "taşıması ağır bir vahy"e, bir vazifeye hazırlanması maksadıyla gece kalkışına çağrılmıştır. Din hizmetini gaye edinenler bu şartı aynen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) gibi yerine getirmeli, kendisini disipline etmeli, vazifesine hazırlanmalıdır. 7- Kıyâmu'lleyl esas itibariyle, namaz ve Kur'ân tilâveti ifade ederse de, başka meşguliyete ve hususan ilmî tetebbuya mâni değildir. Nitekim az ileride görüleceği üzere, eser bırakan büyük âlimlerimiz, gecelerini ibadetle birlikte ilmî müzâkere ve araştırmalarla geçirmişlerdir. Şu halde, en azından müessir şekilde İslâm'a hizmet etmek isteyenler ve Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in sünetine uymak arzu edenler için ehemmiyetli bir "sünnet-i ilâhî", "bir nedb-i Kur'ânî" olan kıyâmu'lleyl'in vakti ve müddeti hususunda biraz durmada fayda var: Gece kalkılacak müddetin yukarıda gecenin asgari dörtte biri, azâmi dörtte üçü olması gerektiğini belirtmiştik. Miktardaki bu büyük farklılık, temelde gece ve gündüz arasında mevsime veya üzerinde bulunulan coğrafî duruma bağlı olarak devamlı değişen uzunluk kısalıktan ileri gelir. Ferdin içinde bulunduğu içtimaî şartların değişikliği de göz önüne alınmış olmalıdır.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Kıyâmu'lleyl'den Maksad: Gece kalkışı, öncelikle ibadet içindir. Yani namaz ve tilâvet-i Kur'ân. Nitekim kıyâm kelimesi Kur'ân'da bazı kereler namazı ifade etmek için kullanılmıştır.66 Böyle olunca, kıyâmu'lleyl gece namazı ma'nâsına da gelir. Ancak, kıyâmu'lleyl'den yalnızca ibadet anlamamak gerekir. Nitekim, şu âyet secde ve kıyâmı beraber zikreder: "Onlar gecelerini Rabbleri için secde ve kıyâmla geçirirler."67 Burada "secde" ile namaz ifade edildiğine göre, kıyâm kelimesinde daha başka bir ma'nâ arayabiliriz, mesela "uyanıklık" gibi. Öyle ise geceleyin kalkan kişi, namaz ve tilavetle birlikte ilmî tetebbuâtla da meşgul olacaktır. Nitekim Buhârî, bu hususa delâlet eden rivâyetlere dayanarak, geceleyin ilmî teâti üzerine iki bâb açmıştır. Hz. Ömer (radıyallâhu anh)'den gelen bir rivâyet, onun gecedeki ilmî müzakereyi "namaz" olarak isimlendirip ona tercih ettiğini görmekteyiz. İbnu Hacer'in belirttiğine göre, bir kısım âlimler bu rivâyetlerden hareketle: "İlim için geceleyin uyanık kalmak, nafile namaz için uyanık kalma yerine geçer" hükmünü çıkarmışlardır.[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Geylani Hz. ve Kadirilik
Gece İbadeti
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst