Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Gelen gider konan ise göçer
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 241046" data-attributes="member: 1003203"><p style="text-align: center"><p style="text-align: left">İnsan, dünyada baki, kalıcı değil, gidicidir. Hadis-i şerifte; (Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşamalı! Öleceğini hiç unutmamalı!) buyuruldu. </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Ebu Yakub Nehrecuri hazretleri buyurdu ki:</p> <p style="text-align: left">"Dünya bir derya, insanlar bu denizde yolcu, gemi takva, ahiret ise sahildir."</p> <p style="text-align: left"></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"><span style="color: black">Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, bir yolculuğu sırasında Kufe'ye uğrar ve şehrin ileri gelenlerinden birisinin sarayını görür. Saray çok güzel ve süslüdür. Kapısında ise hizmetçiler vardır. Sarayın penceresinden birisi şu manada şiir söyler: </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">"Ey Saray! Sana hüzün, gam, keder, girmez. Zaman senin sakinlerine, içindekilere bir şey yapmaz. Sen muhtaçlar için ne güzel bir konaksın." </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black"></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">Belli bir zaman sonra Cüneyd-i Bağdadi hazretleri oraya tekrar uğradığında, sarayın kapıları kararmış, içinde yaşayanlar dağılmış, virane olmuş görür. Saray, lisan-ı hâl ile sanki; "Bu sarayın güzellikleri gitti. Yerini, gördüğün şu manzara, aldı. Zaman içerisinde hiçbir şey aynı hâl üzere kalmaz. İşte gördüğün şu saray güzel durumunu bu yalnızlık, gariplik haline, sevincini de, gam ve kedere bıraktı" demektedir. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black"></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, sarayın kapısını çalar ve içeriden gayet zayıf bir sesle birisi; </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">-Buyurun deyince; </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black"></span></p> </p> <p style="text-align: left"></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span><p style="text-align: center"><p style="text-align: left"><span style="color: black">-Bu sarayın o güzelliğine ne oldu? Nerede onun o parlak hâli, nerede onun içerisinde en kıymetli elbiselerle gezinenler, hani o gelip giden ziyaretçileri? diye sorar. O şahıs ağlayarak; </span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">-Efendim! Onlar burada emanetçi olarak kalıyorlardı. Ömürleri bitip, bu dünyadan ahirete göçtüler. Dünyanın hâli böyledir. Dünyaya gelen gider. Bu dünya kendisine iyilik edenlere kötülük eder der. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black"></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">Cüneyd-i Bağdadi hazretleri; </span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">-Daha önce buraya uğradığımda birisi bu sarayın penceresinde; </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">"Ey saray! Sana hüzün, gam ve keder girmez” diyordu deyince, o şahıs ağlayıp;</span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"><span style="color: black"> </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">-Vallahi o şiiri okuyan bendim. Bu sarayın sakinlerinden benden başka kimse kalmadı. Ah! Dünyaya aldananlara yazık! der. Bunun üzerine Cüneyd-i Bağdadi hazretleri; </span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">-Bu virane olmuş yerde nasıl kalıyorsun, kalbin nasıl rahat ediyor? diye sorunca;</span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"><span style="color: black"> </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">-O nasıl söz efendim. Burası sevdiklerimin evidir. Burası, onların yadigârı, hatırasıdır ve kalbimde yerleri büyüktür. Onların gezip dolaştıkları yerlere kalbim bağlı iken, bu viraneyi nasıl terk ederim? der.</span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">Virane olmasına rağmen, sevdiklerine bağlılık göstermesi, Cüneyd-i Bağdadi hazretlerine çok tesir eder ve hoşuna gider.</span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black"></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">Gaziantep’te yetişen evliyadan Derviş Hacı Efendi buyuruyor ki:</span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"><span style="color: black"> </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">"İnsan, Allah ü teâlâ tarafından çağrılınca dil dolaşır, gözlerin önündeki gaflet perdeleri açılır, gidilecek yol görünür. Artık yerlere yüz süre süre gitmekten başka çare yoktur. Ölüm bilinmeyen bir şeydir. Gelmeden görünmez, gelince de aman vermez. Ölüm seferine çıkanın bir daha geri dönmesine imkan yoktur. Bu yalan dünya nice defalar dolup boşalmıştır. Ölüm nice anaların yavrusunu almış, nice babaların boynunu bükmüş, nice yavruları anasız, babasız koymuştur. Herkes birbirinin öldüğünü, gül benzinin kara toprakta solduğunu görür. Bununla beraber dünyaya bağlanmaktan vazgeçmez, dünya derdini çeker, dünya işine dalar. Fakat nihâyet yaptığını bırakıp gider. Böyle olduğu halde kimse aklını başına toplayıp yalancı dünyanın halini anlayamamakta ve bu yolculuğa hazırlanmamaktadır."</span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black"></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">Diyarbakır'da yetişen evliyadan Ahmed Mürşidi Efendi de, sevenlerine hitaben buyurur ki:</span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">“Ey bu fani mülkün rağbetlisi olan insan! Kalbini durmadan, uzun uzun, bitmez tükenmez emellerle dolduruyorsun. Aklın varsa ihtiyacından fazlasına heveslenme. Bu fani alemde kimse baki kalmaz. Şimdi elinde tuttuğun için, sahibi olduğunu sandığın şeylerin hiçbirisi aslında senin değildir. Bir gün bu yerden elbette ayrılacaksın. Topladıklarının hiçbiri bu dünyadan seninle beraber gitmez. Mezara bir kefenle girersin. Gözünden bile kıskandığın malının sefasını mirasçıların sürer. Çoğu zaman seni rahmetle anmak, akıllarına bile gelmez. Bu fani dünyanın malına itibar etme. İyi kimselerin yolunda yürü. Malın varsa bile, sakın ona muhabbet eyleme. Sana emanet olan mallara benim deme, gaflet gösterme. Bilirsin ki bu fani alem, bir misafirhanedir. Bir an önce yolculuk hazırlığı yapmayan divanedir. Bu dünyanın değişmez âdeti şudur: "Gelen gider konan ise göçer.” Yakında sen de bu dünyadan gideceksin. Gönül vermen boşuna. Kim, bu yer benim dedi ise, sonunda o yer onu yedi."</span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black"></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">Netice olarak Yahya bin Muaz-ı Razi hazretlerinin buyurduğu gibi:</span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">“Dünyaya aldanmaktan çok sakınınız. Burası, yolcu konağı gibi geçicidir. Bugün buradayız. Belki yarın, belki daha önce göç edeceğiz. Burada bir an evvel azığımızı tamamlayalım. O kadar çabuk olalım ki, konuşmaya vaktimiz kalmasın. Konuşmayı ahirete bırakalım.”</span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left"> </p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: left">alıntı. </p> </p> <p style="text-align: left"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 241046, member: 1003203"] [CENTER][LEFT]İnsan, dünyada baki, kalıcı değil, gidicidir. Hadis-i şerifte; (Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşamalı! Öleceğini hiç unutmamalı!) buyuruldu. Ebu Yakub Nehrecuri hazretleri buyurdu ki: "Dünya bir derya, insanlar bu denizde yolcu, gemi takva, ahiret ise sahildir." [COLOR=black][/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT][COLOR=black]Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, bir yolculuğu sırasında Kufe'ye uğrar ve şehrin ileri gelenlerinden birisinin sarayını görür. Saray çok güzel ve süslüdür. Kapısında ise hizmetçiler vardır. Sarayın penceresinden birisi şu manada şiir söyler: "Ey Saray! Sana hüzün, gam, keder, girmez. Zaman senin sakinlerine, içindekilere bir şey yapmaz. Sen muhtaçlar için ne güzel bir konaksın." Belli bir zaman sonra Cüneyd-i Bağdadi hazretleri oraya tekrar uğradığında, sarayın kapıları kararmış, içinde yaşayanlar dağılmış, virane olmuş görür. Saray, lisan-ı hâl ile sanki; "Bu sarayın güzellikleri gitti. Yerini, gördüğün şu manzara, aldı. Zaman içerisinde hiçbir şey aynı hâl üzere kalmaz. İşte gördüğün şu saray güzel durumunu bu yalnızlık, gariplik haline, sevincini de, gam ve kedere bıraktı" demektedir. Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, sarayın kapısını çalar ve içeriden gayet zayıf bir sesle birisi; -Buyurun deyince; [/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][COLOR=black][/color][/LEFT][COLOR=black] [/COLOR][CENTER][LEFT][COLOR=black]-Bu sarayın o güzelliğine ne oldu? Nerede onun o parlak hâli, nerede onun içerisinde en kıymetli elbiselerle gezinenler, hani o gelip giden ziyaretçileri? diye sorar. O şahıs ağlayarak; [/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT] [COLOR=black]-Efendim! Onlar burada emanetçi olarak kalıyorlardı. Ömürleri bitip, bu dünyadan ahirete göçtüler. Dünyanın hâli böyledir. Dünyaya gelen gider. Bu dünya kendisine iyilik edenlere kötülük eder der. Cüneyd-i Bağdadi hazretleri; [/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT] [COLOR=black]-Daha önce buraya uğradığımda birisi bu sarayın penceresinde; "Ey saray! Sana hüzün, gam ve keder girmez” diyordu deyince, o şahıs ağlayıp;[/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT][COLOR=black] -Vallahi o şiiri okuyan bendim. Bu sarayın sakinlerinden benden başka kimse kalmadı. Ah! Dünyaya aldananlara yazık! der. Bunun üzerine Cüneyd-i Bağdadi hazretleri; [/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT] [COLOR=black]-Bu virane olmuş yerde nasıl kalıyorsun, kalbin nasıl rahat ediyor? diye sorunca;[/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT][COLOR=black] -O nasıl söz efendim. Burası sevdiklerimin evidir. Burası, onların yadigârı, hatırasıdır ve kalbimde yerleri büyüktür. Onların gezip dolaştıkları yerlere kalbim bağlı iken, bu viraneyi nasıl terk ederim? der. Virane olmasına rağmen, sevdiklerine bağlılık göstermesi, Cüneyd-i Bağdadi hazretlerine çok tesir eder ve hoşuna gider. Gaziantep’te yetişen evliyadan Derviş Hacı Efendi buyuruyor ki:[/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT][COLOR=black] "İnsan, Allah ü teâlâ tarafından çağrılınca dil dolaşır, gözlerin önündeki gaflet perdeleri açılır, gidilecek yol görünür. Artık yerlere yüz süre süre gitmekten başka çare yoktur. Ölüm bilinmeyen bir şeydir. Gelmeden görünmez, gelince de aman vermez. Ölüm seferine çıkanın bir daha geri dönmesine imkan yoktur. Bu yalan dünya nice defalar dolup boşalmıştır. Ölüm nice anaların yavrusunu almış, nice babaların boynunu bükmüş, nice yavruları anasız, babasız koymuştur. Herkes birbirinin öldüğünü, gül benzinin kara toprakta solduğunu görür. Bununla beraber dünyaya bağlanmaktan vazgeçmez, dünya derdini çeker, dünya işine dalar. Fakat nihâyet yaptığını bırakıp gider. Böyle olduğu halde kimse aklını başına toplayıp yalancı dünyanın halini anlayamamakta ve bu yolculuğa hazırlanmamaktadır." Diyarbakır'da yetişen evliyadan Ahmed Mürşidi Efendi de, sevenlerine hitaben buyurur ki:[/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT] [COLOR=black]“Ey bu fani mülkün rağbetlisi olan insan! Kalbini durmadan, uzun uzun, bitmez tükenmez emellerle dolduruyorsun. Aklın varsa ihtiyacından fazlasına heveslenme. Bu fani alemde kimse baki kalmaz. Şimdi elinde tuttuğun için, sahibi olduğunu sandığın şeylerin hiçbirisi aslında senin değildir. Bir gün bu yerden elbette ayrılacaksın. Topladıklarının hiçbiri bu dünyadan seninle beraber gitmez. Mezara bir kefenle girersin. Gözünden bile kıskandığın malının sefasını mirasçıların sürer. Çoğu zaman seni rahmetle anmak, akıllarına bile gelmez. Bu fani dünyanın malına itibar etme. İyi kimselerin yolunda yürü. Malın varsa bile, sakın ona muhabbet eyleme. Sana emanet olan mallara benim deme, gaflet gösterme. Bilirsin ki bu fani alem, bir misafirhanedir. Bir an önce yolculuk hazırlığı yapmayan divanedir. Bu dünyanın değişmez âdeti şudur: "Gelen gider konan ise göçer.” Yakında sen de bu dünyadan gideceksin. Gönül vermen boşuna. Kim, bu yer benim dedi ise, sonunda o yer onu yedi." Netice olarak Yahya bin Muaz-ı Razi hazretlerinin buyurduğu gibi:[/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT] [COLOR=black]“Dünyaya aldanmaktan çok sakınınız. Burası, yolcu konağı gibi geçicidir. Bugün buradayız. Belki yarın, belki daha önce göç edeceğiz. Burada bir an evvel azığımızı tamamlayalım. O kadar çabuk olalım ki, konuşmaya vaktimiz kalmasın. Konuşmayı ahirete bırakalım.”[/COLOR][/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT] [/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [CENTER][LEFT]alıntı. [/LEFT][/CENTER][LEFT][/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Gelen gider konan ise göçer
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst