Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Genç Saidlere Bir Mektup
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nûrolog" data-source="post: 136179" data-attributes="member: 12613"><p><span style="color: Olive"><u>Mektup 3</u></span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Mektubumuza; geleceğe ışık tutan, istikbali kucaklayan ve bize “Bundan sonra” stratejisi veren aşağıdaki satırlarla devam edelim: </span></p><p><span style="color: Olive">“Onun için bundan sonra Risale-i Nur'un tekmil-i izahı ve haşiyelerle beyanı ve ispatı size tevdi edilmiş, tahmin ediyorum. Bir emaresi de şudur ki: </span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Bu sene çok defa ihtar edilen hakikatleri kaydetmek için teşebbüs ettimse de çalıştırılamadım. “</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Buradan çıkan mesaj:</span></p><p><span style="color: Olive">1-Bu cümlelerde dört temel görev belirtilmektedir.</span></p><p><span style="color: Olive">a)Tekmili, b)İzahı, c)Haşiyelerle beyanı, d)İspatı</span></p><p><span style="color: Olive">Bu dört çalışma tarzının ayrı ayrı incelenmesi gerekiyor.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">2-Öncelikle tevdi edilen bir görev var. Görevi devralanlar ise “Genç ve kuvvetli çok Saidler”</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">3-Bediüzzaman, teşebbüsünü ve” ihtar edilen hakikatleri kaydetmek” görevini yapamamanın hikmetini düşünür. Sene içinde “çalıştırılamadım” ifadesi ile tanımlar. Bu izahın ardından, görevinde devam ve ısrar isteyen bir yaklaşım beklenirken, farklı bir mecraya ve tevdi etmeye kapı açıyor. Bu görevini tevdi edeceği Saidlerin yapacağını söylüyor. Inkıtaı, inkişafa dönüştürecek yeni bir süreç olarak algılıyor ve teşebbüsü nefsinden bağımsız ve destekçi rolünde başlatıyor. </span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Birinci paragrafla tevdi edilen hizmetin gerekçesini, ikinci paragrafta kendisinin "çalıştırılamadım” ifadesindeki hikmetli bakışa dayandırıyor.</span></p><p><span style="color: Olive">“Çalıştırılamadım” derken, bir mazeret ve kendinde mahfuz tutacağı bir tarz üzerinde durmuyor. Kendini merkeze koymuyor.Ayrıca suçlu da aramıyor.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">“Çalıştırılamadım”ın müspet hikmetleri üzerinde duruyor. Bir anlamda çalıştırılacak “Genç ve kuvvetli çok Saidlere” meydan açıyor bu vesileyle.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Bize bu manaları tedai ettiren Üstad, kendi uhdesindekini devreden ve tevdi eden bir mürşittir. İrşadının sistematiği ve davanın sürekliliğine hamlettiği değer; vekalet, halife ya da şahıs merkezli bir hizmet devri anlamında asla değildir. Bu metot ve hizmet tarzı, aynı zamanda bugüne kadar İslam coğrafyasında şahısçılık, şahsa yüklenen imaj, itibar ve kutsiyet üzerinden bir fikri takdim metodunun da bittiğini ortaya koymaktadır.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Bu kudsi ruhun yaşaması, hayata geçmesi, istibdat ve suiistimal kokan yerleşik kültürlerden kurtulmakla mümkündür. Bu dava ruhu ve şuuru, yeni ruhların Risalelerin yeni metodları ile hayat bulması anlamında yorumlaması da gerçekten çok manidar.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Başarısız insanların bilinen savunma psikolojileri vardır. Daha doğrusu saldırma psikolojileri. Genelde, başarısızlıklarına sürekli gerekçe ve suçlu ararlar. Hep şartları, olayları ve kişileri bahane ederek, kendince niyet okuyuculuğu yaparlar. Korku duvarları örerek vehimleri tahrik eden modern zamanların alışılmış beşeriliğini kullanırlar. Bugün cari zihniyet ve rejimin ana teması bu kurgu üzerine kuruludur.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Böylesi menfi ve tahrip edici tutunma psikolojisine, aynı zamanda yüzyılımızın beşeri hastalığına en iyi cevap, yine yukarıdaki iki kısa paragraftan geliyor.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Bediüzzaman’ın müspet hareketi tanzim eden bu pozitif düşüncesi ve bakışı, aynı zamanda göreve layık insanları arama, istikbale yatırım yapma ve kendini vazgeçilir görmeye dayalı bir muvaffakiyet ve mahviyet metodudur. </span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">“Çalışamıyorum, çalıştırılmıyorum, şeytan taşlamaktan tavafa fırsat kalmıyor” türü yaklaşımlar ve indi savunma tarzları ise, Risale-i Nur’un kültüründe ve geleneğinde yoktur. Çünkü şevk kırıcı, ümit kırıcı ve “yapılamaz, edilemez, biz yapamayız, çok zor” kanaatini oluşturan her beyan, müspet inkişafın seretanıdır/kanseridir. Çünkü ümitsizlik, bir kanserdir. Üstadın benzetmesi böyle.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Üstadın böylesi bir daralmışlık sendromuna çok ciddi itirazları ve reddiyesi var:</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">“Neden dünya herkese terakki dünyası olsunda bizim için tedenni dünyası olsun?”mealindeki karşı duruşu her daim geçerlidir ve müteşebbis ruhların sorgulayıcı ruhlarına bir aşıdır, kamçıdır.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Öncelikle manevi terakkiden başlayacaksak, bunun marifetle başlayacağını, muhabbetle devam edeceğini hepimiz biliyoruz.</span></p><p><span style="color: Olive">Bediüzzaman, “Varsın muasırlarım beni dinlemesinler” derken, aynı yüzyılı ve şartları yaşayıp, dinlemeyen, sadece inleyen, paylaşmayıp sadece inhisar eden, itiraz kaydı koyarken aslında engelleyen ve anlamayan her nefse hitap etmiyor mu? Buna biz de dahiliz. Yoksa bizim nefsimiz tezkiye mi oldu?</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Engel olan sadece “Muasırlar”mı? Nefis engeli kapsamına, desise-i şeytaniye bahsindeki altı temel arızanın muhatabına insanlar da girmiyor mu?</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Ya da Üstadın düşman/engel/tahrip gördüğü “cehalet, zaruret, ihtilaf” birer sıfat olarak herkese şamil mi, yoksa bir başkası için mi anlaşılacak?</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Ya da, buyruk düzenlerdeki “çalışmıyorlar, kimse çalışmıyor” ithamı altında şekillendiğimiz bu yer kürede, buyruk sahibinin görevini yapamamasının ve beceriksizliğinin faturasını bir başkasına ödetme ruh hali karşısında, risalenin hikmet, paylaşım ve görev şuuru ile sorumluluğunu bir başkasının şahsında yenileme ve devamlılık esaslı müspet sistematiğini görmezlikten mi geleceğiz?</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Düşündürücü haller olarak değerlendirilebilir.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Beşeri nefis açısından baktığımızda, insanların gösterdiği gevşeklik veya görev hakkını verememe durumlarında vebal altından kendini kurtama refleksleri yanı sıra kendini “daim ve kaim” bilip, vazgeçilmez görme psikolojisine/handikabına mukabil , Bediüzzaman “çalıştırılamamayı”, görevini başkasına tevdi etmenin bir işareti saymaktadır. Tecdit bu olsa gerek. Hücre yenilemesi adeta. </span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Biri beşeri ve nefsi, diğeri ise tefekkür ve teşebbüs dolu.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Bediüzzaman’ın yüksek ideal, basiret ve mahviyeti burada saklı. </span></p><p><span style="color: Olive">Burada, hadiselerden, hikmetlerden nefsimiz adına istiaze dersi çıkarma, onu kusurlu görmenin yanı sıra, başkasına ait müspet ve geliştirici faaliyetlere ve teşviklere vesile kılma yaklaşımını da görmekteyiz.</span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">İsmail BERK</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nûrolog, post: 136179, member: 12613"] [COLOR="Olive"][U]Mektup 3[/U] Mektubumuza; geleceğe ışık tutan, istikbali kucaklayan ve bize “Bundan sonra” stratejisi veren aşağıdaki satırlarla devam edelim: “Onun için bundan sonra Risale-i Nur'un tekmil-i izahı ve haşiyelerle beyanı ve ispatı size tevdi edilmiş, tahmin ediyorum. Bir emaresi de şudur ki: Bu sene çok defa ihtar edilen hakikatleri kaydetmek için teşebbüs ettimse de çalıştırılamadım. “ Buradan çıkan mesaj: 1-Bu cümlelerde dört temel görev belirtilmektedir. a)Tekmili, b)İzahı, c)Haşiyelerle beyanı, d)İspatı Bu dört çalışma tarzının ayrı ayrı incelenmesi gerekiyor. 2-Öncelikle tevdi edilen bir görev var. Görevi devralanlar ise “Genç ve kuvvetli çok Saidler” 3-Bediüzzaman, teşebbüsünü ve” ihtar edilen hakikatleri kaydetmek” görevini yapamamanın hikmetini düşünür. Sene içinde “çalıştırılamadım” ifadesi ile tanımlar. Bu izahın ardından, görevinde devam ve ısrar isteyen bir yaklaşım beklenirken, farklı bir mecraya ve tevdi etmeye kapı açıyor. Bu görevini tevdi edeceği Saidlerin yapacağını söylüyor. Inkıtaı, inkişafa dönüştürecek yeni bir süreç olarak algılıyor ve teşebbüsü nefsinden bağımsız ve destekçi rolünde başlatıyor. Birinci paragrafla tevdi edilen hizmetin gerekçesini, ikinci paragrafta kendisinin "çalıştırılamadım” ifadesindeki hikmetli bakışa dayandırıyor. “Çalıştırılamadım” derken, bir mazeret ve kendinde mahfuz tutacağı bir tarz üzerinde durmuyor. Kendini merkeze koymuyor.Ayrıca suçlu da aramıyor. “Çalıştırılamadım”ın müspet hikmetleri üzerinde duruyor. Bir anlamda çalıştırılacak “Genç ve kuvvetli çok Saidlere” meydan açıyor bu vesileyle. Bize bu manaları tedai ettiren Üstad, kendi uhdesindekini devreden ve tevdi eden bir mürşittir. İrşadının sistematiği ve davanın sürekliliğine hamlettiği değer; vekalet, halife ya da şahıs merkezli bir hizmet devri anlamında asla değildir. Bu metot ve hizmet tarzı, aynı zamanda bugüne kadar İslam coğrafyasında şahısçılık, şahsa yüklenen imaj, itibar ve kutsiyet üzerinden bir fikri takdim metodunun da bittiğini ortaya koymaktadır. Bu kudsi ruhun yaşaması, hayata geçmesi, istibdat ve suiistimal kokan yerleşik kültürlerden kurtulmakla mümkündür. Bu dava ruhu ve şuuru, yeni ruhların Risalelerin yeni metodları ile hayat bulması anlamında yorumlaması da gerçekten çok manidar. Başarısız insanların bilinen savunma psikolojileri vardır. Daha doğrusu saldırma psikolojileri. Genelde, başarısızlıklarına sürekli gerekçe ve suçlu ararlar. Hep şartları, olayları ve kişileri bahane ederek, kendince niyet okuyuculuğu yaparlar. Korku duvarları örerek vehimleri tahrik eden modern zamanların alışılmış beşeriliğini kullanırlar. Bugün cari zihniyet ve rejimin ana teması bu kurgu üzerine kuruludur. Böylesi menfi ve tahrip edici tutunma psikolojisine, aynı zamanda yüzyılımızın beşeri hastalığına en iyi cevap, yine yukarıdaki iki kısa paragraftan geliyor. Bediüzzaman’ın müspet hareketi tanzim eden bu pozitif düşüncesi ve bakışı, aynı zamanda göreve layık insanları arama, istikbale yatırım yapma ve kendini vazgeçilir görmeye dayalı bir muvaffakiyet ve mahviyet metodudur. “Çalışamıyorum, çalıştırılmıyorum, şeytan taşlamaktan tavafa fırsat kalmıyor” türü yaklaşımlar ve indi savunma tarzları ise, Risale-i Nur’un kültüründe ve geleneğinde yoktur. Çünkü şevk kırıcı, ümit kırıcı ve “yapılamaz, edilemez, biz yapamayız, çok zor” kanaatini oluşturan her beyan, müspet inkişafın seretanıdır/kanseridir. Çünkü ümitsizlik, bir kanserdir. Üstadın benzetmesi böyle. Üstadın böylesi bir daralmışlık sendromuna çok ciddi itirazları ve reddiyesi var: “Neden dünya herkese terakki dünyası olsunda bizim için tedenni dünyası olsun?”mealindeki karşı duruşu her daim geçerlidir ve müteşebbis ruhların sorgulayıcı ruhlarına bir aşıdır, kamçıdır. Öncelikle manevi terakkiden başlayacaksak, bunun marifetle başlayacağını, muhabbetle devam edeceğini hepimiz biliyoruz. Bediüzzaman, “Varsın muasırlarım beni dinlemesinler” derken, aynı yüzyılı ve şartları yaşayıp, dinlemeyen, sadece inleyen, paylaşmayıp sadece inhisar eden, itiraz kaydı koyarken aslında engelleyen ve anlamayan her nefse hitap etmiyor mu? Buna biz de dahiliz. Yoksa bizim nefsimiz tezkiye mi oldu? Engel olan sadece “Muasırlar”mı? Nefis engeli kapsamına, desise-i şeytaniye bahsindeki altı temel arızanın muhatabına insanlar da girmiyor mu? Ya da Üstadın düşman/engel/tahrip gördüğü “cehalet, zaruret, ihtilaf” birer sıfat olarak herkese şamil mi, yoksa bir başkası için mi anlaşılacak? Ya da, buyruk düzenlerdeki “çalışmıyorlar, kimse çalışmıyor” ithamı altında şekillendiğimiz bu yer kürede, buyruk sahibinin görevini yapamamasının ve beceriksizliğinin faturasını bir başkasına ödetme ruh hali karşısında, risalenin hikmet, paylaşım ve görev şuuru ile sorumluluğunu bir başkasının şahsında yenileme ve devamlılık esaslı müspet sistematiğini görmezlikten mi geleceğiz? Düşündürücü haller olarak değerlendirilebilir. Beşeri nefis açısından baktığımızda, insanların gösterdiği gevşeklik veya görev hakkını verememe durumlarında vebal altından kendini kurtama refleksleri yanı sıra kendini “daim ve kaim” bilip, vazgeçilmez görme psikolojisine/handikabına mukabil , Bediüzzaman “çalıştırılamamayı”, görevini başkasına tevdi etmenin bir işareti saymaktadır. Tecdit bu olsa gerek. Hücre yenilemesi adeta. Biri beşeri ve nefsi, diğeri ise tefekkür ve teşebbüs dolu. Bediüzzaman’ın yüksek ideal, basiret ve mahviyeti burada saklı. Burada, hadiselerden, hikmetlerden nefsimiz adına istiaze dersi çıkarma, onu kusurlu görmenin yanı sıra, başkasına ait müspet ve geliştirici faaliyetlere ve teşviklere vesile kılma yaklaşımını da görmekteyiz. İsmail BERK[/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Genç Saidlere Bir Mektup
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst