Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Gençliğe Mesaj-Şaban Döğen-Eser-
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="genc_kalem" data-source="post: 174374" data-attributes="member: 15919"><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">HALİMİZE ŞÜKRETMESİNİ BİLELİM</span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Şükür halden memnunluktur. Kanaat, tutumluluk, halden memnun olma ve hırstan, israftan, hürmetsizlikten kaçınma, şükrün ifadesidir. Helal-haram tanımayanlar şükürsüzdürler. Şükreden insanlar mutludurlar. Şükre iten sebepler çok, şükürsüzlüğe sebep olan bahaneler ise gerçekte yoktur. Şükürsüzlüğe götüren her hareket insanı mutsuz eder. Şükrü ölçü edinenler için ise mutsuzluğa hiçbir sebep yoktur. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Epiktetos, “Mutlulukla istek bir arada olmaz,” der. Çünkü insanın sonsuz arzuları vardır. İhtiyacı bitmez, tükenmez. Onun yaradılışında öylesine bir hırs vardır ki, dünyayı verseler doymaz. Bu yaradılıştaki bir insan eğer mutluluğunu bu arzularına ulaşmada arıyorsa, mutlu olması imkansız olur. Çünkü onları elde edebilecek ne gücü vardır, ne de sermayesi.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Eğer insan elde ettiği ve elinde olan her şeyde mutluluğu bulabiliyorsa, onu en ufacık şeyler bile mutlu eder. Demek ki, mutluluk kafa işi, gönül işi, inanç işi. İnsan çalışıp çabaladıktan sonra eline geçene kanaat edebiliyorsa mutludur.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Hırs göstermiyorsa mutludur. Daha kötü şartları düşünüp haline şükrediyorsa mutludur. İnsanı mutsuz eden, elindekilere şükretmeyip daha çok şeyler istemesidir. İstekler bitmeyeceğine göre, yine mutlu olamayacaktır. Halbuki sahip olduklarımızı düşünebilsek, bunlar bizi fazlasıyla mutlu etmeye yetecektir.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Nasıl mı?</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Sahip olduğumuz nimetleri bir bir gözümüzün önüne getirelim. El, ayak, göz, kulak, dil, akıl, kalp, hayal...</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Bunlar bizi mutlu etmeye yetmez mi?</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Bize, </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">“Al, sana bir milyar lira, ellerini ver!” deseler verir miydik?</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">“Dili için iki milyar lira” kim verirdi?</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">“Beş milyar lira gözleriniz için.” Her halde vermeyiz.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">“Her halde az buldunuz; alın, size yüz milyar lira; aklınızı veriniz.”</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">“Hayır, hayır, vermem!”</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Milyarlarca lira ile değiştirmeyeceğimiz bu kıymetli nimetlere beş kuruş verip de sahip olmadık. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Teneffüs ettiğimiz hava, ısı ve ışığından faydalandığımız güneş, bizi bir elbise gibi saran atmosfer için bizden para istenseydi, bütün sermayemizi de versek, hayatımızı devam ettirebilir miydik?</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Sadece sağlığımız dünyalara bedel.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Son derece kıymetli bunca nimetlerle donatıldığımızı düşünüp mutlu olmamız gerekmez mi?</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Eti biz yeriz, kemiğini köpek.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Karpuzun içi bizim kabuğu hayvanların.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Hayvanlar ot yer; biz sütlerini içer, etlerini yeriz.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Bütün bunlara rağmen hayvanlar hayatlarından memnun, bizse değiliz.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Kimin mutlu olması lazım; hayvanların mı, bizim mi? Gerçeğe bakılırsa, en mutlu yaratığın insan olması gerekir. Çünkü en üstün yaratık o. Halbuki biz, Schopenhauer’in dediği gibi elimizde olan şeyleri çok seyrek, eksik olanları ise her zaman düşündüğümüz için mutluluk kapılarını kendimize kapıyoruz. Gözümüz hep yukarılarda. Oysa aşağıdakileri görebilsek hep mutlu olacağız.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Sağlamsak, sakat olanlara bakalım.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Sakatsak, daha kötü durumda bulunanlara, yatalaklara, kötürümlere, delilere bakalım. Evimiz barkımız, bağımız, bahçemiz varsa, olmayanlara bakalım. Evimiz, barkımız, bağımız, bahçemiz varsa, olmayanlara bakalım.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Sıcak çorba içebiliyor, karnımızı doyurabilecek ekmek bulabiliyorsak, bunları bulamayanlara bakalım. Herhalde bunlar bizi mutlu etmeye yetecektir.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Bu konu da Rauf Denktaş da şöyle diyor: “Kendinizi mutsuz, bahtsız addettiğiniz an elinize bir kağıt alınız ve Allah’a şükretmenizi gerektirecek mutluluklarınızı sıralayınız.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">“Listenize bir bakınız ve derhal neşeleniniz. Yeni ayakkabısı olmadığı için üzülen bir kişinin, ayaksız, fakat yine de mutlu bir kişiyi gördüğünde duyacağı utancı düşününüz.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">“Allah’a şükür mutluluğun anahtarıdır. Kötülükleri sayacağınıza iyilikleri, güzellikleri sayınız ve mutlu olmanız için mevcut nedenlerin karşısında size üzüntü veren tek nedeni ortada kaldırınız.”</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Peygamberimiz de herkes için hayat boyu lazım olacak bu mutluluk ölçüsünü şöyle koymuş:</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: red">“Dünya işlerinde kendinizden aşağıda, ahiret işlerinde de kendinizden yukarıda olanlara bakınız.” İncir kabuğunu doldurmayan basit meselelerden dolayı canınız sıkılmasın. Küçük meselelerden dolayı canınız sıkılmasın.</span> Küçük meselelerde bile mutluluğu tatmayı bilelim. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Şikayetçiliği alışkanlık edinmeyelim. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Kıskançlık ve çekemezliğe düşmeyelim.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Daima iyi şeylere imrenelim.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Geçen geçmiştir. Ah vah etmeyelim. Gelecek henüz gelmemiştir, onun için de endişelenmeyelim. Ömrümüzü bulunduğumuz an bilip, o anın zevkini tadalım, o anı en iyi şekilde değerlendirelim.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Şüphe, korku, endişe, evham ve telaşa hayatımızda yer vermeyelim.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">İYİMSER OLALIM</span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Yarısına kadar su dolu bir bardağı iki kişiye göstermişler. Verdikleri cevaplardan, birinin iyimserliğine, diğerinin de kötümserliğine hükmetmişler.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">İyimser, bardağın iyi tarafını görmüş; “Yarısına kadar suyla dolu,” demiş.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Kötümser ise boş tarafına bakmış ve “Yarısına kadar boş” cevabını vermiş.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Her iki cevap da doğru olmasına doğru, ama bir bakış, bir görüş açısını ortaya koyma açısından önemli. Bu bakımdan, iyimserliği mutluluğun şartlarından birisi olarak görmek lazım.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Herkes kainatı kendi aynasında görürmüş. Aynası düzgün olan düz, eğri olan eğri, renkli olan renkli seyreder. İnsanın kalp aynası nasılsa olaylar da o renge bürünür. Sevinçli bir insan her şeyi sevinçli, üzüntülü bir insanda her şeyi üzüntülü görür. İyi insanın da kainatı iyi ve sevimli görmesi kadar tabii bir şey olamaz. Ona göre, her şey manalı, her şey görevli, her şey cana yakın, her şey dost. Bütün varlıklar bayram havası içinde, sevinç çığlıkları atıyor. O da onların sevincine ortak olur. Bir de iç dünyası kap karanlık olan bir insanın kainata bakışını görün. Onun için her şey yabancı, her şey düşman, her şey soğuk ve donuk, her şey başıboş ve başıbozuk, sahipsiz ve hamisi. Karamsarlık ve kötümserliğinde adeta kendisine ortak arar. Kendi perişanlığı gibi her şeyi de perişan zanneder.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">İnsan inancını sağlamlaştırmak ve arttırmakla iyimserlik burcuna ulaşır, kötümserlik ve karamsarlığın sıkıntılarından kurtulur. Hayatta herkes için lüzumlu ve faydalı olan bir düstur var. Bediüzzaman şöyle der:</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">“Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.”</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Havarileriyle birlikte yolda giderlerken bir hayvan ölüsüne rastlayan Hz.İsa (a.s) havarilerinin “Ne kadar pis!” diye burunlarını tıkayıp kaçtıklarını görünce, “Ne kadar beyaz ve güzel dişleri var,”demiş dikkatlerini leşin iyi yanına çekmiş.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Cemiyet hayatının da iyi ve kötü yönleri vardır. İyisine bakıp kötüsünü atan insan mutlu olur. Her olayda böyledir. En kötü görülen olayların bile iyi tarafları vardır. Belalar, felaketler, musibetler de böyledir. Ders almasını bilenler için ibretlerle doludur. Hayatın bu korkunç hadiseleri gök gürlemesine benzer. Görünen yüzüyle dehşet saçar. Ama o gürültünün arkasından rahmet damlaları akar.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">İyimser olmak kötüyü iyi görmek değil, olayları iyi yorumlama demektir. Mesela, zayıf alan bir öğrencinin bu hareketini elbette sevimli kabul edemeyiz. Ama tembelliğin acı sonucunu görmesi, çalışmaya kamçı olması bakımından iyimser gözle bakılabilir. Hadiseden ders alan öğrenci ikinci bir imtihanda zayıfını kurtarır.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">İyimserliği kendinize alışkanlık edininiz. Olayları bu gözle değerlendiriniz. “Dünyayı pembe gören de, belki kara gören kadar yanılmıştır. Ama, ondan daha mutlu yaşar,” diyen H.Newman bu güzel sözüyle iyimserliğin mutluluğumuzdaki rolünü anlatmaya çalışmış.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Burada <span style="color: red">1907’de Nobel Edebiyat Armağanı alan Rudyard Kipling’in iyimserliği yansıtan ve “Eğer...” diye başlayan 18 maddelik şaheserini</span> aynen alıyoruz.</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“Eğer bütün etrafındakiler şaşırıp kabahati sana attıkları zaman, sen aklını ve soğukkanlılığını muhafaza edebilirsen;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“Eğer sana kimse inanmazken bile, sen kendine güvenir ve onların inanmadıklarını bile hoş görebilirsen;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“ Eğer bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan; yahut iftiraya uğrar da, sen iftira ile mukabelede bulunmazsan, ve yine de fazla iyi görünmeye çalışmaz ve şikayet edip konuşmazsan;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“Eğer hayal edebilir ve gayelerini yalnız düşüncede bırakmamaya çalışırsan;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“Eğer felaketle saadeti bir tutabilir, bu iki hilekarı aynı şekilde karşılayabilirsen;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“Eğer gerçek olan sözlerin, ahmakları aldatmak için alçaklar tarafından değiştirildiğini duyar da katlanabilirsen; yahut, bütün ömrünü uğruna harcadığın şeylerin yıkıldığını görür de hemen koşup yorgun argın ellerinle onu tekrar yapabilirsen;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“Eğer bütün varını bir yığın yapıp da gereğinde onu tek bir gaye uğruna kurban edebilir ve zararın hakkında hiçbir söz etmeden tekrar ve yeniden başlayabilirsen;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“Eğer dermanı çoktan tükenmiş olan kalp ve sinirlerine bir emirle yeniden güç verebilirsen; ve sana “Mukavemet et” diyen iradenden başka hiçbir şeyin kalmadığı zaman ayakta kalabilirsen;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Eğer, ayak takımı ile görüşebilir ve yine de faziletini koruyabilirsen; yahut krallarla dolaştığın halde, gururlanıp benliğinden kaybetmezsen;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Eğer, ne düşmanlarının ve ne de seven dostlarının sözü seni incitmezse;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“Eğer her şeye önem verir, fakat kimseye olduğundan fazla değer vermezsen;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Eğer, her dakikanın 60 saniyesini değerince kullanabilirsen;</span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">“İşte o zaman dünya da, içindeki her şey de senin olur, ve hatta daha da fazlası, adam olursun oğlum!”</span></span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="genc_kalem, post: 174374, member: 15919"] [B][SIZE=4][COLOR=red]HALİMİZE ŞÜKRETMESİNİ BİLELİM[/COLOR][/SIZE][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Şükür halden memnunluktur. Kanaat, tutumluluk, halden memnun olma ve hırstan, israftan, hürmetsizlikten kaçınma, şükrün ifadesidir. Helal-haram tanımayanlar şükürsüzdürler. Şükreden insanlar mutludurlar. Şükre iten sebepler çok, şükürsüzlüğe sebep olan bahaneler ise gerçekte yoktur. Şükürsüzlüğe götüren her hareket insanı mutsuz eder. Şükrü ölçü edinenler için ise mutsuzluğa hiçbir sebep yoktur. [/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Epiktetos, “Mutlulukla istek bir arada olmaz,” der. Çünkü insanın sonsuz arzuları vardır. İhtiyacı bitmez, tükenmez. Onun yaradılışında öylesine bir hırs vardır ki, dünyayı verseler doymaz. Bu yaradılıştaki bir insan eğer mutluluğunu bu arzularına ulaşmada arıyorsa, mutlu olması imkansız olur. Çünkü onları elde edebilecek ne gücü vardır, ne de sermayesi.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Eğer insan elde ettiği ve elinde olan her şeyde mutluluğu bulabiliyorsa, onu en ufacık şeyler bile mutlu eder. Demek ki, mutluluk kafa işi, gönül işi, inanç işi. İnsan çalışıp çabaladıktan sonra eline geçene kanaat edebiliyorsa mutludur.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Hırs göstermiyorsa mutludur. Daha kötü şartları düşünüp haline şükrediyorsa mutludur. İnsanı mutsuz eden, elindekilere şükretmeyip daha çok şeyler istemesidir. İstekler bitmeyeceğine göre, yine mutlu olamayacaktır. Halbuki sahip olduklarımızı düşünebilsek, bunlar bizi fazlasıyla mutlu etmeye yetecektir.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Nasıl mı?[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Sahip olduğumuz nimetleri bir bir gözümüzün önüne getirelim. El, ayak, göz, kulak, dil, akıl, kalp, hayal...[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Bunlar bizi mutlu etmeye yetmez mi?[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Bize, [/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]“Al, sana bir milyar lira, ellerini ver!” deseler verir miydik?[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]“Dili için iki milyar lira” kim verirdi?[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]“Beş milyar lira gözleriniz için.” Her halde vermeyiz.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]“Her halde az buldunuz; alın, size yüz milyar lira; aklınızı veriniz.”[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]“Hayır, hayır, vermem!”[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Milyarlarca lira ile değiştirmeyeceğimiz bu kıymetli nimetlere beş kuruş verip de sahip olmadık. [/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Teneffüs ettiğimiz hava, ısı ve ışığından faydalandığımız güneş, bizi bir elbise gibi saran atmosfer için bizden para istenseydi, bütün sermayemizi de versek, hayatımızı devam ettirebilir miydik?[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Sadece sağlığımız dünyalara bedel.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Son derece kıymetli bunca nimetlerle donatıldığımızı düşünüp mutlu olmamız gerekmez mi?[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Eti biz yeriz, kemiğini köpek.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Karpuzun içi bizim kabuğu hayvanların.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Hayvanlar ot yer; biz sütlerini içer, etlerini yeriz.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Bütün bunlara rağmen hayvanlar hayatlarından memnun, bizse değiliz.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Kimin mutlu olması lazım; hayvanların mı, bizim mi? Gerçeğe bakılırsa, en mutlu yaratığın insan olması gerekir. Çünkü en üstün yaratık o. Halbuki biz, Schopenhauer’in dediği gibi elimizde olan şeyleri çok seyrek, eksik olanları ise her zaman düşündüğümüz için mutluluk kapılarını kendimize kapıyoruz. Gözümüz hep yukarılarda. Oysa aşağıdakileri görebilsek hep mutlu olacağız.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Sağlamsak, sakat olanlara bakalım.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Sakatsak, daha kötü durumda bulunanlara, yatalaklara, kötürümlere, delilere bakalım. Evimiz barkımız, bağımız, bahçemiz varsa, olmayanlara bakalım. Evimiz, barkımız, bağımız, bahçemiz varsa, olmayanlara bakalım.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Sıcak çorba içebiliyor, karnımızı doyurabilecek ekmek bulabiliyorsak, bunları bulamayanlara bakalım. Herhalde bunlar bizi mutlu etmeye yetecektir.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Bu konu da Rauf Denktaş da şöyle diyor: “Kendinizi mutsuz, bahtsız addettiğiniz an elinize bir kağıt alınız ve Allah’a şükretmenizi gerektirecek mutluluklarınızı sıralayınız.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]“Listenize bir bakınız ve derhal neşeleniniz. Yeni ayakkabısı olmadığı için üzülen bir kişinin, ayaksız, fakat yine de mutlu bir kişiyi gördüğünde duyacağı utancı düşününüz.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]“Allah’a şükür mutluluğun anahtarıdır. Kötülükleri sayacağınıza iyilikleri, güzellikleri sayınız ve mutlu olmanız için mevcut nedenlerin karşısında size üzüntü veren tek nedeni ortada kaldırınız.”[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Peygamberimiz de herkes için hayat boyu lazım olacak bu mutluluk ölçüsünü şöyle koymuş:[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=red]“Dünya işlerinde kendinizden aşağıda, ahiret işlerinde de kendinizden yukarıda olanlara bakınız.” İncir kabuğunu doldurmayan basit meselelerden dolayı canınız sıkılmasın. Küçük meselelerden dolayı canınız sıkılmasın.[/COLOR] Küçük meselelerde bile mutluluğu tatmayı bilelim. [/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Şikayetçiliği alışkanlık edinmeyelim. [/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Kıskançlık ve çekemezliğe düşmeyelim.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Daima iyi şeylere imrenelim.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Geçen geçmiştir. Ah vah etmeyelim. Gelecek henüz gelmemiştir, onun için de endişelenmeyelim. Ömrümüzü bulunduğumuz an bilip, o anın zevkini tadalım, o anı en iyi şekilde değerlendirelim.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Şüphe, korku, endişe, evham ve telaşa hayatımızda yer vermeyelim.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][SIZE=4][COLOR=red]İYİMSER OLALIM[/COLOR][/SIZE][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Yarısına kadar su dolu bir bardağı iki kişiye göstermişler. Verdikleri cevaplardan, birinin iyimserliğine, diğerinin de kötümserliğine hükmetmişler.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]İyimser, bardağın iyi tarafını görmüş; “Yarısına kadar suyla dolu,” demiş.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Kötümser ise boş tarafına bakmış ve “Yarısına kadar boş” cevabını vermiş.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Her iki cevap da doğru olmasına doğru, ama bir bakış, bir görüş açısını ortaya koyma açısından önemli. Bu bakımdan, iyimserliği mutluluğun şartlarından birisi olarak görmek lazım.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Herkes kainatı kendi aynasında görürmüş. Aynası düzgün olan düz, eğri olan eğri, renkli olan renkli seyreder. İnsanın kalp aynası nasılsa olaylar da o renge bürünür. Sevinçli bir insan her şeyi sevinçli, üzüntülü bir insanda her şeyi üzüntülü görür. İyi insanın da kainatı iyi ve sevimli görmesi kadar tabii bir şey olamaz. Ona göre, her şey manalı, her şey görevli, her şey cana yakın, her şey dost. Bütün varlıklar bayram havası içinde, sevinç çığlıkları atıyor. O da onların sevincine ortak olur. Bir de iç dünyası kap karanlık olan bir insanın kainata bakışını görün. Onun için her şey yabancı, her şey düşman, her şey soğuk ve donuk, her şey başıboş ve başıbozuk, sahipsiz ve hamisi. Karamsarlık ve kötümserliğinde adeta kendisine ortak arar. Kendi perişanlığı gibi her şeyi de perişan zanneder.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]İnsan inancını sağlamlaştırmak ve arttırmakla iyimserlik burcuna ulaşır, kötümserlik ve karamsarlığın sıkıntılarından kurtulur. Hayatta herkes için lüzumlu ve faydalı olan bir düstur var. Bediüzzaman şöyle der:[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]“Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.”[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Havarileriyle birlikte yolda giderlerken bir hayvan ölüsüne rastlayan Hz.İsa (a.s) havarilerinin “Ne kadar pis!” diye burunlarını tıkayıp kaçtıklarını görünce, “Ne kadar beyaz ve güzel dişleri var,”demiş dikkatlerini leşin iyi yanına çekmiş.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Cemiyet hayatının da iyi ve kötü yönleri vardır. İyisine bakıp kötüsünü atan insan mutlu olur. Her olayda böyledir. En kötü görülen olayların bile iyi tarafları vardır. Belalar, felaketler, musibetler de böyledir. Ders almasını bilenler için ibretlerle doludur. Hayatın bu korkunç hadiseleri gök gürlemesine benzer. Görünen yüzüyle dehşet saçar. Ama o gürültünün arkasından rahmet damlaları akar.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]İyimser olmak kötüyü iyi görmek değil, olayları iyi yorumlama demektir. Mesela, zayıf alan bir öğrencinin bu hareketini elbette sevimli kabul edemeyiz. Ama tembelliğin acı sonucunu görmesi, çalışmaya kamçı olması bakımından iyimser gözle bakılabilir. Hadiseden ders alan öğrenci ikinci bir imtihanda zayıfını kurtarır.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]İyimserliği kendinize alışkanlık edininiz. Olayları bu gözle değerlendiriniz. “Dünyayı pembe gören de, belki kara gören kadar yanılmıştır. Ama, ondan daha mutlu yaşar,” diyen H.Newman bu güzel sözüyle iyimserliğin mutluluğumuzdaki rolünü anlatmaya çalışmış.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][COLOR=green][FONT=Arial][SIZE=2]Burada [COLOR=red]1907’de Nobel Edebiyat Armağanı alan Rudyard Kipling’in iyimserliği yansıtan ve “Eğer...” diye başlayan 18 maddelik şaheserini[/COLOR] aynen alıyoruz.[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“Eğer bütün etrafındakiler şaşırıp kabahati sana attıkları zaman, sen aklını ve soğukkanlılığını muhafaza edebilirsen;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“Eğer sana kimse inanmazken bile, sen kendine güvenir ve onların inanmadıklarını bile hoş görebilirsen;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“ Eğer bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan; yahut iftiraya uğrar da, sen iftira ile mukabelede bulunmazsan, ve yine de fazla iyi görünmeye çalışmaz ve şikayet edip konuşmazsan;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“Eğer hayal edebilir ve gayelerini yalnız düşüncede bırakmamaya çalışırsan;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“Eğer felaketle saadeti bir tutabilir, bu iki hilekarı aynı şekilde karşılayabilirsen;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“Eğer gerçek olan sözlerin, ahmakları aldatmak için alçaklar tarafından değiştirildiğini duyar da katlanabilirsen; yahut, bütün ömrünü uğruna harcadığın şeylerin yıkıldığını görür de hemen koşup yorgun argın ellerinle onu tekrar yapabilirsen;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“Eğer bütün varını bir yığın yapıp da gereğinde onu tek bir gaye uğruna kurban edebilir ve zararın hakkında hiçbir söz etmeden tekrar ve yeniden başlayabilirsen;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“Eğer dermanı çoktan tükenmiş olan kalp ve sinirlerine bir emirle yeniden güç verebilirsen; ve sana “Mukavemet et” diyen iradenden başka hiçbir şeyin kalmadığı zaman ayakta kalabilirsen;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]Eğer, ayak takımı ile görüşebilir ve yine de faziletini koruyabilirsen; yahut krallarla dolaştığın halde, gururlanıp benliğinden kaybetmezsen;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]Eğer, ne düşmanlarının ve ne de seven dostlarının sözü seni incitmezse;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“Eğer her şeye önem verir, fakat kimseye olduğundan fazla değer vermezsen;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]Eğer, her dakikanın 60 saniyesini değerince kullanabilirsen;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=red]“İşte o zaman dünya da, içindeki her şey de senin olur, ve hatta daha da fazlası, adam olursun oğlum!”[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Gençliğe Mesaj-Şaban Döğen-Eser-
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst