Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Gençlik ve Aşk
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="genc_kalem" data-source="post: 184229" data-attributes="member: 15919"><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>GÜNAHSIZ MECAZÎ AŞK İMKÂNSIZ </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Geçenlerde genç bir okuyucum aradı. “Benim bir aşk ilişkim vardı. Yedi yıldır devam ediyordu. Ancak dün bitti” dedi. Karşı tarafın ailesi razı olmamış. Üzüldüm. Bunca zaman geçmiş, bari usulüne uygun bir nikâhla yuva kursalardı. Bu süre içinde yasaklanan davranışlardan kaçındıklarını ifade ederek, “el ele bile tutuşmadıklarını” söyledi.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Kendisiyle pek az konuşabildim. Ama anlattığı şu kısa hikâye bile mecazî aşkın nasıl bir engeller ve problemler yumağı olduğunu ortaya koyuyor. Mecazî aşkın en mühim risklerinden üçü, “uzun sürmesi”, “aile muhalefeti” ve “günahlara girme” problemi bu olayda da göze çarpıyor. Biz şimdilik bu problemleri tek kelimeyle geçiyoruz; ancak bunların her biri çeşitli yönleriyle ele alınacak çok geniş konular.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Bunlardan sadece “günaha girme” konusuna kısaca temas etmek istiyorum. Biliyorsunuz, aralarında nikâh bağı bulunmayan erkek ve kadının “baş başa kapalı bir mekânda kalmaları” dahil el ele tutuşmaları bile dinimizin haram kıldığı fiillerden. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Ancak bizim mecazî aşkı kesinlikle reddetmemizin sebebi, sadece “günahlara girme” riski değil. Yasaklanan fiiller hiç yapılmasa bile—ki bunu başarmak imkânsız—böyle bir ilişki kabul edilemez. Çünkü, baştan sona sorunlar yumağıdır. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Kaldı ki, böyle bir harama girilip de günahlardan yüzde yüz kaçınmak kesinlikle başarılamaz. Ancak ve ancak elden geldiğince zararları en aza indirilmeye çalışılır. Elbette bu da bir seviyedir. Her türlü yasağı çiğneyip, iffet ve namusunu mahvetmeye karşılık “el tutmayı” bile yapmamak bir yönüyle takdire şayandır. Ama ben, mecazî aşkın düşünce plânında bile olmasını, cihanı kuşatacak idealler taşıması gereken gençlerin zerrede boğulmasını kabul edemiyorum. Zaten dinen de mecazî aşka izin yok.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Askerlik yaparken ilginç bir olayla karşılaşmıştım. İki genç çok samimî bir sohbete dalmışlardı. Ara sıra etraftan duyan var mı diye bakıyorlar, sanki bir sır konuşuyormuş gibi dalıp gidiyorlardı. Çok yakınımda oldukları için konuştukları duyuluyordu aslında. Birisi diğerine sevdiği kızın ilgi yetersizliğinden yakınıyordu. Eskiden kendisini çok arayıp sorarken şimdilerde duyarsızlaştığını anlatıyordu. Tipik bir “karşılık görmeme elemi”ydi anlattıkları. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">“Hayrola gençler” dedim. “Varsa bir durum, yapalım açık oturum.”</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">“Hocam sorma” dedi, âşık olan. “İçim içimi yiyor.”</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">“Derdini söyle, şarkımı dinle kardeşim” dedim. “Derdini söylemeyen dermanını bulamaz. Bana anlat, çözelim. Bilmiyor musun, ben aşk uzmanıyım.”</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Diğeri hemen atıldı:</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">“Evet, vallahi hocam bu konuda uzmandır, anlat, sana yardımcı olsun.”</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Doğrusu, benim o zaman uzmanlığım falan yoktu. Ancak insanlar arası ilişkilerdeki tecrübelerinizi, psikolojik yoğunluğu olan duygusal ilişkilere uyarlarsanız, çevrenizdeki gençlerin yaşadıklarını iyi gözlemleyip dinî kaynaklardaki “sevgi ve aşk” üzerine yapılan değerlendirmeleri de eklerseniz değme uzmanlara taş çıkartırsınız. Tabiî bunu ne kadar başarabilirdim, bilmiyorum. Ama faydalı olacağım muhakkaktı. Âşık delikanlı bana biraz uzunca bir hikâye anlattı. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">İzne gittiği dönemde hediye alıp sevdiğini ziyaret ettiğini söyledi. Sevdiği yüksek okulda okuyormuş ve arkadaşlarıyla evde kalıyormuş. İlk gün otelde kalmış. Ertesi gün arkadaşları gelerek mutlaka kendilerinde kalması gerektiğini söylemişler. Delikanlı, “Gerçi ayrı bir odada kaldım. Ama aramızda nikâh yok, bir bakıma yabancıyım. Neden beni misafir ettiler?” diye soruyordu. Tabiî, “Ya bir başkasını da misafir ederlerse?..” sorusu içini kemiriyordu. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Kulaklarıma inanamadım. Nispeten sosyetik bir anlayışla yetişmiş gençti. Ancak onun fıtratı da, hâlâ ulvî güzellikleri arıyordu. Ben olayı anlatış biçiminden neredeyse bir günahtan bahsedeceğini sandığım bir sırada, o ruhunun aradığı mahremiyetin özlemini çekiyordu. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue"><strong>Anlatmak istediğim şu:</strong></span> <strong><em><span style="color: red">Her gencin mecazî aşktaki yasaklardan kaçış derecesi, kendince yeterlidir ve hepsi de bir nevi dindardır. Ama objektif kriterlere vurulduğunda herkesin dindarlık seviyesi ortaya çıkar. </span></em></strong><strong><em><span style="color: red">Kaldı ki, sorun bundan ibaret de değil. Duygusal ilişkisini düşünmekten dolayı, aslî görevlerini tam yerine getiremiyorlar. Akıl, kalp ve ruh sükûnetini, duygu dengesini kaybediyorlar. Zamanları oflayıp puflamakla geçiyor. </span></em></strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Nitekim mecazî aşkları terennüm eden şarkı sözlerini hatırlayın. Hepsi de “acı, çile, dert, ayrılık, ıztırap, azap, gözyaşı, kader, hicran, kıskançlık, şikâyet” temalarıyla dolu. Sanki dünyanın en dertli insanları bunlar. Alâkası yok. Ama acı ve mutsuzluk; olaylara getirdiğimiz olumsuz yorum ya da olaylardan menfi etkilenme ise, gerçekten de dünyanın en dertli ve mutsuz insanları onlar. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İyi de, güzel güzel okuluna devam etmek, mesleğini geliştirmek, vakti zamanı gelince ihtiyacını meşru yoldan gidermek varken kim dedi size bu acıların altına girin diye? Uygun imkânlar ve yerinde zamanlamayla mükemmel bir evlilik yapmak mümkünken, zehirli bir balın etkisiyle yıllarca karın sancısı çekmeye benzeyen mecazî bir aşk yüzünden sürekli gözyaşı dökmeye ne gerek var?</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Evet, böyle demek de yeterli değil. Zamanımızın en büyük fitnesi olan “cinsellik” bir şekilde etkisi altına alabiliyor gençleri. Kimileri ucundan kıyısından bulaşıyor, kimileri kenarında dolaşırken kendisini içinde buluyor.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue"><strong>Şimdi soru şu:</strong></span> <span style="color: red"><strong><em>Her şeye rağmen mecazî aşk bataklığına saplanmış gençlere uzatılacak bir can simidi yok mu? “Tamam hata ettik, kabul. Ama şimdi ne yapalım?” diyen gençlere çözüm önerilerimiz neler?</em></strong></span></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="genc_kalem, post: 184229, member: 15919"] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=red][B]GÜNAHSIZ MECAZÎ AŞK İMKÂNSIZ [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Geçenlerde genç bir okuyucum aradı. “Benim bir aşk ilişkim vardı. Yedi yıldır devam ediyordu. Ancak dün bitti” dedi. Karşı tarafın ailesi razı olmamış. Üzüldüm. Bunca zaman geçmiş, bari usulüne uygun bir nikâhla yuva kursalardı. Bu süre içinde yasaklanan davranışlardan kaçındıklarını ifade ederek, “el ele bile tutuşmadıklarını” söyledi.[/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Kendisiyle pek az konuşabildim. Ama anlattığı şu kısa hikâye bile mecazî aşkın nasıl bir engeller ve problemler yumağı olduğunu ortaya koyuyor. Mecazî aşkın en mühim risklerinden üçü, “uzun sürmesi”, “aile muhalefeti” ve “günahlara girme” problemi bu olayda da göze çarpıyor. Biz şimdilik bu problemleri tek kelimeyle geçiyoruz; ancak bunların her biri çeşitli yönleriyle ele alınacak çok geniş konular.[/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Bunlardan sadece “günaha girme” konusuna kısaca temas etmek istiyorum. Biliyorsunuz, aralarında nikâh bağı bulunmayan erkek ve kadının “baş başa kapalı bir mekânda kalmaları” dahil el ele tutuşmaları bile dinimizin haram kıldığı fiillerden. [/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Ancak bizim mecazî aşkı kesinlikle reddetmemizin sebebi, sadece “günahlara girme” riski değil. Yasaklanan fiiller hiç yapılmasa bile—ki bunu başarmak imkânsız—böyle bir ilişki kabul edilemez. Çünkü, baştan sona sorunlar yumağıdır. [/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Kaldı ki, böyle bir harama girilip de günahlardan yüzde yüz kaçınmak kesinlikle başarılamaz. Ancak ve ancak elden geldiğince zararları en aza indirilmeye çalışılır. Elbette bu da bir seviyedir. Her türlü yasağı çiğneyip, iffet ve namusunu mahvetmeye karşılık “el tutmayı” bile yapmamak bir yönüyle takdire şayandır. Ama ben, mecazî aşkın düşünce plânında bile olmasını, cihanı kuşatacak idealler taşıması gereken gençlerin zerrede boğulmasını kabul edemiyorum. Zaten dinen de mecazî aşka izin yok.[/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Askerlik yaparken ilginç bir olayla karşılaşmıştım. İki genç çok samimî bir sohbete dalmışlardı. Ara sıra etraftan duyan var mı diye bakıyorlar, sanki bir sır konuşuyormuş gibi dalıp gidiyorlardı. Çok yakınımda oldukları için konuştukları duyuluyordu aslında. Birisi diğerine sevdiği kızın ilgi yetersizliğinden yakınıyordu. Eskiden kendisini çok arayıp sorarken şimdilerde duyarsızlaştığını anlatıyordu. Tipik bir “karşılık görmeme elemi”ydi anlattıkları. [/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=purple]“Hayrola gençler” dedim. “Varsa bir durum, yapalım açık oturum.”[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=purple]“Hocam sorma” dedi, âşık olan. “İçim içimi yiyor.”[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=purple]“Derdini söyle, şarkımı dinle kardeşim” dedim. “Derdini söylemeyen dermanını bulamaz. Bana anlat, çözelim. Bilmiyor musun, ben aşk uzmanıyım.”[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=purple]Diğeri hemen atıldı:[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=purple]“Evet, vallahi hocam bu konuda uzmandır, anlat, sana yardımcı olsun.”[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=purple]Doğrusu, benim o zaman uzmanlığım falan yoktu. Ancak insanlar arası ilişkilerdeki tecrübelerinizi, psikolojik yoğunluğu olan duygusal ilişkilere uyarlarsanız, çevrenizdeki gençlerin yaşadıklarını iyi gözlemleyip dinî kaynaklardaki “sevgi ve aşk” üzerine yapılan değerlendirmeleri de eklerseniz değme uzmanlara taş çıkartırsınız. Tabiî bunu ne kadar başarabilirdim, bilmiyorum. Ama faydalı olacağım muhakkaktı. Âşık delikanlı bana biraz uzunca bir hikâye anlattı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=purple]İzne gittiği dönemde hediye alıp sevdiğini ziyaret ettiğini söyledi. Sevdiği yüksek okulda okuyormuş ve arkadaşlarıyla evde kalıyormuş. İlk gün otelde kalmış. Ertesi gün arkadaşları gelerek mutlaka kendilerinde kalması gerektiğini söylemişler. Delikanlı, “Gerçi ayrı bir odada kaldım. Ama aramızda nikâh yok, bir bakıma yabancıyım. Neden beni misafir ettiler?” diye soruyordu. Tabiî, “Ya bir başkasını da misafir ederlerse?..” sorusu içini kemiriyordu. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=purple]Kulaklarıma inanamadım. Nispeten sosyetik bir anlayışla yetişmiş gençti. Ancak onun fıtratı da, hâlâ ulvî güzellikleri arıyordu. Ben olayı anlatış biçiminden neredeyse bir günahtan bahsedeceğini sandığım bir sırada, o ruhunun aradığı mahremiyetin özlemini çekiyordu. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=blue][B]Anlatmak istediğim şu:[/B][/COLOR] [B][I][COLOR=red]Her gencin mecazî aşktaki yasaklardan kaçış derecesi, kendince yeterlidir ve hepsi de bir nevi dindardır. Ama objektif kriterlere vurulduğunda herkesin dindarlık seviyesi ortaya çıkar. [/COLOR][/I][/B][B][I][COLOR=red]Kaldı ki, sorun bundan ibaret de değil. Duygusal ilişkisini düşünmekten dolayı, aslî görevlerini tam yerine getiremiyorlar. Akıl, kalp ve ruh sükûnetini, duygu dengesini kaybediyorlar. Zamanları oflayıp puflamakla geçiyor. [/COLOR][/I][/B][/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Nitekim mecazî aşkları terennüm eden şarkı sözlerini hatırlayın. Hepsi de “acı, çile, dert, ayrılık, ıztırap, azap, gözyaşı, kader, hicran, kıskançlık, şikâyet” temalarıyla dolu. Sanki dünyanın en dertli insanları bunlar. Alâkası yok. Ama acı ve mutsuzluk; olaylara getirdiğimiz olumsuz yorum ya da olaylardan menfi etkilenme ise, gerçekten de dünyanın en dertli ve mutsuz insanları onlar. [/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4]İyi de, güzel güzel okuluna devam etmek, mesleğini geliştirmek, vakti zamanı gelince ihtiyacını meşru yoldan gidermek varken kim dedi size bu acıların altına girin diye? Uygun imkânlar ve yerinde zamanlamayla mükemmel bir evlilik yapmak mümkünken, zehirli bir balın etkisiyle yıllarca karın sancısı çekmeye benzeyen mecazî bir aşk yüzünden sürekli gözyaşı dökmeye ne gerek var?[/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Evet, böyle demek de yeterli değil. Zamanımızın en büyük fitnesi olan “cinsellik” bir şekilde etkisi altına alabiliyor gençleri. Kimileri ucundan kıyısından bulaşıyor, kimileri kenarında dolaşırken kendisini içinde buluyor.[/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=blue][B]Şimdi soru şu:[/B][/COLOR] [COLOR=red][B][I]Her şeye rağmen mecazî aşk bataklığına saplanmış gençlere uzatılacak bir can simidi yok mu? “Tamam hata ettik, kabul. Ama şimdi ne yapalım?” diyen gençlere çözüm önerilerimiz neler?[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Gençlik ve Aşk
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst