Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
"Gizledin, gizledim; kulum seni affettim!"
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Livza" data-source="post: 106071" data-attributes="member: 8422"><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Şahsen, bir insanın hata, kusur ve günahlarını yazıp kaydetmesine taraftar değilim. Onları herkes kendi zihnine yazmalı; başka kimseye açmamalı. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Melekler bile bilmemeli hata ve günahları. Onları sadece gizli-açık her şeye nigehban bulunan ALLAH bilmeli. O'nun rahmeti geniştir. Kim bilir, bir hadis-i şerifin işaret ettiği gibi, Cenab-ı Hak kulunu karşısına alır, günahlarını itiraf ettirir: "Şunu, şunu yaptın ama bunları gizledin. Yani, açıktan açığa günah işleyen ve günahlarından hiç sıkılmayan fasık u facir değildin, geçici isyanlarının utancını yaşıyordun. O gün sen gizledin, ben de bugün seni affediyorum." der. İşte, ahirette "Gizledin, gizledim; kulum, seni affettim" hakikatini duymak ve öyle bir avantajı kaçırmamak için, yazmak suretiyle hata ve günah listesi yapılmasını uygun bulmuyorum. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Bununla beraber, bir insan, hayatın bir basamağında, yirmisinde, otuzunda ya da kırkında, bir gününü ayırıp çocukluğundan o güne kadar yapıp ettiklerini tek tek yazsa; bütün hayatını gözden geçirip nefsini hesaba çekerek onun kötülüklerini bir bir saysa; fakat bunu hayatının sadece o gününde yapsa, bu davranışı nefis muhâsebesi adına yeterli değildir. Çünkü biz her gün, aklımıza gelen bazı şeylerle içimizi Cenâb-ı Hakk'a dökmeli; günahlarımızı açıktan açığa söylemeden, kayda geçmelerine ve o kayıtların bizi zor durumda bırakacak şekilde karşımıza çıkmasına fırsat vermeden af dilemeliyiz. Kulluk adına her gün bir kere daha kendimizle yüzleşmeli, hayatımızın muhâsebesini yapmalı ve nefsimizle hesaplaşmadan yatağa girmemeliyiz. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Bu zaviyeden tasavvuf kitaplarına bakarsak, Hak dostlarının ALLAH'ı sürekli zikirlerinin yanında, nefsi sorgulama ve istiğfarda da devamlılığı esas aldıklarını görürüz. Hazreti Ali, Hazreti Üsame, Muhyiddin İbn Arabî, Hasan Şazilî ve İmam Cafer-i Sadık gibi maneviyat âleminin sultanlarının "Üsbûiyye" adıyla andıkları ve haftanın her günü belli bir bölümünü okudukları hizibleri, virdleri, gece zikirleri, duaları, istiğfarları, istiâzeleri, tesbihleri, tehlilleri, salâvat ve na'tları vardır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Bir atasözümüzde; "Yarım hekim candan, yarım hoca da dinden eder" denir. Bu açıdan, nefsin sorgulanması, gemlenmesi, frenlenmesi ve "tezkiye" dediğimiz ameliyeden geçirilmesi için de sahasında uzman bir hekime ihtiyaç vardır. O manevî tabib, farklı karakterlerin farklı tedavi usûlleri istediğini bilen, muhataplarını bütün husûsiyetleriyle tanıyan ve onları her zaman şefkatle kucaklayan bir sevgi ve müsamaha kahramanı olmalıdır. Zira, Niyazi-i Mısrî'nin hoş ifadeleriyle söyleyecek olursak: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">"Mürşid gerektir bildire Hakkı sana hakka'l-yakîn </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Her mürşide el verme ki yolunu sarpa uğratır, </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Mürşidi kâmil olanın gayet yolu âsân imiş..." </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">not:Zaman Gazetesi Kürsü bölümünden alıntıdır</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Livza, post: 106071, member: 8422"] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=purple]Şahsen, bir insanın hata, kusur ve günahlarını yazıp kaydetmesine taraftar değilim. Onları herkes kendi zihnine yazmalı; başka kimseye açmamalı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [COLOR=purple]Melekler bile bilmemeli hata ve günahları. Onları sadece gizli-açık her şeye nigehban bulunan ALLAH bilmeli. O'nun rahmeti geniştir. Kim bilir, bir hadis-i şerifin işaret ettiği gibi, Cenab-ı Hak kulunu karşısına alır, günahlarını itiraf ettirir: "Şunu, şunu yaptın ama bunları gizledin. Yani, açıktan açığa günah işleyen ve günahlarından hiç sıkılmayan fasık u facir değildin, geçici isyanlarının utancını yaşıyordun. O gün sen gizledin, ben de bugün seni affediyorum." der. İşte, ahirette "Gizledin, gizledim; kulum, seni affettim" hakikatini duymak ve öyle bir avantajı kaçırmamak için, yazmak suretiyle hata ve günah listesi yapılmasını uygun bulmuyorum. Bununla beraber, bir insan, hayatın bir basamağında, yirmisinde, otuzunda ya da kırkında, bir gününü ayırıp çocukluğundan o güne kadar yapıp ettiklerini tek tek yazsa; bütün hayatını gözden geçirip nefsini hesaba çekerek onun kötülüklerini bir bir saysa; fakat bunu hayatının sadece o gününde yapsa, bu davranışı nefis muhâsebesi adına yeterli değildir. Çünkü biz her gün, aklımıza gelen bazı şeylerle içimizi Cenâb-ı Hakk'a dökmeli; günahlarımızı açıktan açığa söylemeden, kayda geçmelerine ve o kayıtların bizi zor durumda bırakacak şekilde karşımıza çıkmasına fırsat vermeden af dilemeliyiz. Kulluk adına her gün bir kere daha kendimizle yüzleşmeli, hayatımızın muhâsebesini yapmalı ve nefsimizle hesaplaşmadan yatağa girmemeliyiz. Bu zaviyeden tasavvuf kitaplarına bakarsak, Hak dostlarının ALLAH'ı sürekli zikirlerinin yanında, nefsi sorgulama ve istiğfarda da devamlılığı esas aldıklarını görürüz. Hazreti Ali, Hazreti Üsame, Muhyiddin İbn Arabî, Hasan Şazilî ve İmam Cafer-i Sadık gibi maneviyat âleminin sultanlarının "Üsbûiyye" adıyla andıkları ve haftanın her günü belli bir bölümünü okudukları hizibleri, virdleri, gece zikirleri, duaları, istiğfarları, istiâzeleri, tesbihleri, tehlilleri, salâvat ve na'tları vardır. Bir atasözümüzde; "Yarım hekim candan, yarım hoca da dinden eder" denir. Bu açıdan, nefsin sorgulanması, gemlenmesi, frenlenmesi ve "tezkiye" dediğimiz ameliyeden geçirilmesi için de sahasında uzman bir hekime ihtiyaç vardır. O manevî tabib, farklı karakterlerin farklı tedavi usûlleri istediğini bilen, muhataplarını bütün husûsiyetleriyle tanıyan ve onları her zaman şefkatle kucaklayan bir sevgi ve müsamaha kahramanı olmalıdır. Zira, Niyazi-i Mısrî'nin hoş ifadeleriyle söyleyecek olursak: "Mürşid gerektir bildire Hakkı sana hakka'l-yakîn Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş Her mürşide el verme ki yolunu sarpa uğratır, Mürşidi kâmil olanın gayet yolu âsân imiş..." not:Zaman Gazetesi Kürsü bölümünden alıntıdır[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
"Gizledin, gizledim; kulum seni affettim!"
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst