Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
GÖK KUŞAĞIDIR RİSALE-İ NUR (Alaimüssema)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nurhadimi" data-source="post: 141184" data-attributes="member: 526"><p><span style="font-size: 18px"><strong> <span style="color: Purple"> </span></strong><span style="color: Purple">GÖK KUŞAĞIDIR RİSALE-İ NUR (Alaimüssema)</span></span></p><p></p><p><a href="http://nurdanhuyut.blogcu.com/OYKULERIM/" target="_blank">http://nurdanhuyut.blogcu.com/OYKULERIM/</a></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> </span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Bir tohum gördü önce toprağa düşerken. Sonra toprağın tohumu içine çektiğini de gözlemledi. Aniden toprağın derinlerinde çatlayan tohum, inanılmaz bir hızla çıktı yeryüzüne. Kök saldı toprağın derinliklerine ve bir fidan halinde uzattı başını göğe doğru. Büyüdü, büyüdü, büyüdü… Gökkuşağını gördü o an. Tüm ışığıyla ısındığını ve ışıdığını hissetti. Her çeşit rengini salıverdi yüreğine. Sevindi fidan olduğu için.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> O an birden bire ufacık bir filiz belirdi en tepesinde fidanın. Hayat emareleri bütün canlılığını korurken gövdesinde, değişmeye başladı. Sonra o ufacık filiz de büyüdü. Ve kıpkırmızı bir çiçek açtı fidanın ellerinde. Kat katı bir güldü bu. Ta ötelerden geçen yolcuların bile dikkatini çekebilecek kadar keskin kokulu, yeryüzündeki bütün diğer gülleri kıskandıracak kadar kırmızı ve parlaktı… Öyle güzel bakıyordu ki etrafına, sanki tüm insanların bu cazibeye kapılacağından eminmiş gibi, yeryüzünü kökünden değiştirecekmiş gibiydi... Gül açılıyordu. Gül yayılıyordu. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Sonra aniden fidanın gövdesinde bir filiz daha açmaya başladı aynı hızla. Diğer tarafında bir tane daha, bir tane daha ve bir tane daha… Onlarca gül açıldı tek bir fidanın gövdesinde. Öyle ki güller tek başına küçük bir ağaç kadar olmuşlardı. Hepside oldukça güzel güllerdi de, şu en ilk açanı yok muydu? Onun parıltısı, ışığı, rengi, kokusu, güzelliği başkaydı işte… </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Zaten biraz sonra o ilk açan kırmızı gül, kendi farklılığını yine kendinde oluşacak bir değişimle meraklı gözlere gösterecekti. Bu değişim, kırmızı gülün içinde beliren bir insan siluetiyle tamamlanmıştı. Kimdi o? Tanıdık biriydi sanki... Hem de öyle tanıdık ki, âlemlerin Sevgilisi. Ya da Hakk’ın Habib’i... Gülün içinde beliren yüzün sahibi Hz. Muhammed’den başkası değildi. Gülümsüyordu yine. Mütebessim çehresi her zamanki gibi umut, sevgi ve hayat saçıyordu. Türlü türlü saadetler vaat ediyordu siması. Ne güzeldi, ne özeldi. Ah! Ne sevgiliydi…</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Fakat filizin macerası devam ediyordu. Yaşadığı bu hızlı değişim oldukça şaşırtıcıydı doğrusu. Bir yandan güller açmaya devam ederken, diğer taraftan geriye kalan güllerde de farklı farklı yüzler belirmeye başlamıştı. Bir bir anlaşılıyordu bu güzel simalı insanların kim olduğu. Birinde Hz. Musa yüzü, diğerinde Hz Davut (as). Birinde Hz. İsa, ötekinde Hz Yunus İbni Meta… İnanılmaz bir tablo…</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Sonra tek tek çıkıverdiler güllerin içinden. Sıra sıra dizildiler Hz. Muhammed’in arkasında. Bir harika topluluk oluverdiler. Tıpkı cennet gibiydi bu ortam. Sanki bir cennet sofrası kurulmuş da bütün peygamberler o sofranın başında, en sevgiliden gelecek izni beklemekteler. Fakat O’nun da arzusuyla olsa gerek, bir tek Hz Yunus geliyordu O Gül güzeli’yle beraber. İki si de gülümsemekteydiler. Ve gelip tuttular Elif’in ellerinden sıkıca. Birini Hz. Muhammed (asm), diğerini Hz. Yunus İbni Meta… İnsanın görüp görebileceği en zirve mutluluk işte bu olsa gerek…</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Elif mutlu. Elif sevincinden yere göğe sığmıyor. Sanki uçar gibi geliyorlar Kur’an kursuna. Elif’i öğretmene teslim ettikten sonra, orada bulunan tüm çocukların başını okşuyor Hz. Muhammed (asm). Tek tek öpüyor belki de her talebeyi: “ Aferin size” Dercesine. Sonra da öylece çıkıp gidiyorlar geldikleri gibi. Rüya da böylece sona eriyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Elif uyandığında, şafağın çoktan sökün etiğini görmüştü. Yatağından kalkıp, hemencecik giyinmişti. Kur’an kursunun yolunu tutmuştu bu yaz tatilinin güzel sabahında. Dokuz yaşındaydı. Tertemiz kalpliydi. Tıpkı diğer arkadaşları gibi...</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Küçücük aklıyla gördüğü rüyayı pek de yorumlayamasa da yine de içinde peygamberlerin olması onu bir hayli etkilemişti. Öyle ya Kur’an öğretmenleri yaptıkları Risale-i nur sohbetlerinde, peygamberlerin çok ehemmiyetli insanlar olduklarını söylemişlerdi.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Elif rüyasını öğretmenine anlattı, büyük bir heyecanla. Öğretmen, sesini çıkarmadan dinledi Elif’i. Şaşırdı. Gözyaşlarını tutamadı. Derin bir tebessüm kondurdu dudaklarına. Gözyaşları pınarlarından taşarken: “Canım benim! Sen çok iyi kalpli bir çocuksun” deyip tatlı bir buse kondurdu Elif’in yanağına. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Akşam oldu. Kur’an öğretmeni yine yorucu, fakat huzur dolu bir günü bitirmiş olarak evine gitti. Gider gitmez de tüm ailesine bu güzel rüyayı anlattı heyecanla. Herkes şaşkın şaşkın dinledi genç öğretmeni. Her bir aile ferdi türlü yorumlar yapıp, hayta dair çıkarımlar yapmaya başladılar bu rüya üzerine. Fakat babası farklı bir bakış açısıyla yaklaşırken olaya, öğretmen olan kızına şu detayı hatırlatmadan edemedi:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">- Benim güzel kızım anlattığın rüya çok manevi anlamlar barındırıyor içinde. Benim düşünceme göre, küçük Elif’in elinden tutan diğer peygamber Hz Yunus (as) olduğuna göre, tıpkı onun balığın karnından, karanlıklardan kurtulduğu misal, kursta eğitim alan tüm talebeler de Risale-i nur ışığıyla, bu gökkuşağının ışığıyla, karanlıklardan kurtulacak, ebedi hayatlarını kurtaracaklardır İnşallah… Ben rüyanı böyle tabir ediyorum. Bediüzzamanın dediği gibi Mesnevi-i Şerif (Mevlana) gibi eserler, Kur’an güneşinin ancak bir iki levnini ( rengini), aksettirebilmişler. Risale-i Nur ise alâimüssema( Gökkuşağı) gibi Kur’an güneşinin bütün renklerini aksettiriyor… Bu rüya da bunun bir yansıması… </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Nurdan HUYUT</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nurhadimi, post: 141184, member: 526"] [SIZE=5][B] [COLOR=Purple] [/COLOR][/B][COLOR=Purple]GÖK KUŞAĞIDIR RİSALE-İ NUR (Alaimüssema)[/COLOR][/SIZE] [URL="http://nurdanhuyut.blogcu.com/OYKULERIM/"][/URL] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] [/FONT][/SIZE][SIZE=3][FONT=Times New Roman] Bir tohum gördü önce toprağa düşerken. Sonra toprağın tohumu içine çektiğini de gözlemledi. Aniden toprağın derinlerinde çatlayan tohum, inanılmaz bir hızla çıktı yeryüzüne. Kök saldı toprağın derinliklerine ve bir fidan halinde uzattı başını göğe doğru. Büyüdü, büyüdü, büyüdü… Gökkuşağını gördü o an. Tüm ışığıyla ısındığını ve ışıdığını hissetti. Her çeşit rengini salıverdi yüreğine. Sevindi fidan olduğu için.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] O an birden bire ufacık bir filiz belirdi en tepesinde fidanın. Hayat emareleri bütün canlılığını korurken gövdesinde, değişmeye başladı. Sonra o ufacık filiz de büyüdü. Ve kıpkırmızı bir çiçek açtı fidanın ellerinde. Kat katı bir güldü bu. Ta ötelerden geçen yolcuların bile dikkatini çekebilecek kadar keskin kokulu, yeryüzündeki bütün diğer gülleri kıskandıracak kadar kırmızı ve parlaktı… Öyle güzel bakıyordu ki etrafına, sanki tüm insanların bu cazibeye kapılacağından eminmiş gibi, yeryüzünü kökünden değiştirecekmiş gibiydi... Gül açılıyordu. Gül yayılıyordu. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] Sonra aniden fidanın gövdesinde bir filiz daha açmaya başladı aynı hızla. Diğer tarafında bir tane daha, bir tane daha ve bir tane daha… Onlarca gül açıldı tek bir fidanın gövdesinde. Öyle ki güller tek başına küçük bir ağaç kadar olmuşlardı. Hepside oldukça güzel güllerdi de, şu en ilk açanı yok muydu? Onun parıltısı, ışığı, rengi, kokusu, güzelliği başkaydı işte… [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] Zaten biraz sonra o ilk açan kırmızı gül, kendi farklılığını yine kendinde oluşacak bir değişimle meraklı gözlere gösterecekti. Bu değişim, kırmızı gülün içinde beliren bir insan siluetiyle tamamlanmıştı. Kimdi o? Tanıdık biriydi sanki... Hem de öyle tanıdık ki, âlemlerin Sevgilisi. Ya da Hakk’ın Habib’i... Gülün içinde beliren yüzün sahibi Hz. Muhammed’den başkası değildi. Gülümsüyordu yine. Mütebessim çehresi her zamanki gibi umut, sevgi ve hayat saçıyordu. Türlü türlü saadetler vaat ediyordu siması. Ne güzeldi, ne özeldi. Ah! Ne sevgiliydi…[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] Fakat filizin macerası devam ediyordu. Yaşadığı bu hızlı değişim oldukça şaşırtıcıydı doğrusu. Bir yandan güller açmaya devam ederken, diğer taraftan geriye kalan güllerde de farklı farklı yüzler belirmeye başlamıştı. Bir bir anlaşılıyordu bu güzel simalı insanların kim olduğu. Birinde Hz. Musa yüzü, diğerinde Hz Davut (as). Birinde Hz. İsa, ötekinde Hz Yunus İbni Meta… İnanılmaz bir tablo…[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] Sonra tek tek çıkıverdiler güllerin içinden. Sıra sıra dizildiler Hz. Muhammed’in arkasında. Bir harika topluluk oluverdiler. Tıpkı cennet gibiydi bu ortam. Sanki bir cennet sofrası kurulmuş da bütün peygamberler o sofranın başında, en sevgiliden gelecek izni beklemekteler. Fakat O’nun da arzusuyla olsa gerek, bir tek Hz Yunus geliyordu O Gül güzeli’yle beraber. İki si de gülümsemekteydiler. Ve gelip tuttular Elif’in ellerinden sıkıca. Birini Hz. Muhammed (asm), diğerini Hz. Yunus İbni Meta… İnsanın görüp görebileceği en zirve mutluluk işte bu olsa gerek…[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] Elif mutlu. Elif sevincinden yere göğe sığmıyor. Sanki uçar gibi geliyorlar Kur’an kursuna. Elif’i öğretmene teslim ettikten sonra, orada bulunan tüm çocukların başını okşuyor Hz. Muhammed (asm). Tek tek öpüyor belki de her talebeyi: “ Aferin size” Dercesine. Sonra da öylece çıkıp gidiyorlar geldikleri gibi. Rüya da böylece sona eriyor.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] Elif uyandığında, şafağın çoktan sökün etiğini görmüştü. Yatağından kalkıp, hemencecik giyinmişti. Kur’an kursunun yolunu tutmuştu bu yaz tatilinin güzel sabahında. Dokuz yaşındaydı. Tertemiz kalpliydi. Tıpkı diğer arkadaşları gibi...[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] Küçücük aklıyla gördüğü rüyayı pek de yorumlayamasa da yine de içinde peygamberlerin olması onu bir hayli etkilemişti. Öyle ya Kur’an öğretmenleri yaptıkları Risale-i nur sohbetlerinde, peygamberlerin çok ehemmiyetli insanlar olduklarını söylemişlerdi.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] Elif rüyasını öğretmenine anlattı, büyük bir heyecanla. Öğretmen, sesini çıkarmadan dinledi Elif’i. Şaşırdı. Gözyaşlarını tutamadı. Derin bir tebessüm kondurdu dudaklarına. Gözyaşları pınarlarından taşarken: “Canım benim! Sen çok iyi kalpli bir çocuksun” deyip tatlı bir buse kondurdu Elif’in yanağına. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] Akşam oldu. Kur’an öğretmeni yine yorucu, fakat huzur dolu bir günü bitirmiş olarak evine gitti. Gider gitmez de tüm ailesine bu güzel rüyayı anlattı heyecanla. Herkes şaşkın şaşkın dinledi genç öğretmeni. Her bir aile ferdi türlü yorumlar yapıp, hayta dair çıkarımlar yapmaya başladılar bu rüya üzerine. Fakat babası farklı bir bakış açısıyla yaklaşırken olaya, öğretmen olan kızına şu detayı hatırlatmadan edemedi: [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman]- Benim güzel kızım anlattığın rüya çok manevi anlamlar barındırıyor içinde. Benim düşünceme göre, küçük Elif’in elinden tutan diğer peygamber Hz Yunus (as) olduğuna göre, tıpkı onun balığın karnından, karanlıklardan kurtulduğu misal, kursta eğitim alan tüm talebeler de Risale-i nur ışığıyla, bu gökkuşağının ışığıyla, karanlıklardan kurtulacak, ebedi hayatlarını kurtaracaklardır İnşallah… Ben rüyanı böyle tabir ediyorum. Bediüzzamanın dediği gibi Mesnevi-i Şerif (Mevlana) gibi eserler, Kur’an güneşinin ancak bir iki levnini ( rengini), aksettirebilmişler. Risale-i Nur ise alâimüssema( Gökkuşağı) gibi Kur’an güneşinin bütün renklerini aksettiriyor… Bu rüya da bunun bir yansıması… [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman] [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Times New Roman]Nurdan HUYUT [/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
GÖK KUŞAĞIDIR RİSALE-İ NUR (Alaimüssema)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst