Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
gökkuşağından merdiven yapmak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nurunalanur" data-source="post: 115135" data-attributes="member: 6082"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">İnsanlarda hakikat nuru tecelli eder. Işık tıpkı güneşte olduğu gibi vurur üzerimize. Biz o ışıktan nimetlenir, o ışıkla yaşarız. Varlığı onunla anlamlandırır, onu yer, içeriz. Hakikatin ışığı bizi çimlendirir, besler, yeşertir, filizlendirir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Allahın esması tümüyle Adem’e verilmiştir. Fakat Beni Adem istidadı olsa dahi, kusurları itibariyle, icraatındaki noksanlığı ile, bu esmayı kuvveden fiile çıkaramayabilir. O vakit bazı isimler bazılarının önüne geçer, insan hayatında ışık kırılır ve renkler ortaya çıkar. Bu Üstadın 24. Söz’de Zühre bahsinde murad ettiği halden anladığımdır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Kimimiz ışık tayfının mor tarafında dururuz, kimimiz kırmızı. Kimi insan lale olur, kimi gül. Kimi elma olma istidadı taşır, kimi çilek. Ne çilek elma ağacına gıpta edip niçin yerlerde sürünüyorum diye esef eder, ne lale güle “senin şu dikenlerin çok fena” diye laf atar. Neticede dikenleri olan gül laleden uzun yaşar. Kainatın o güzel bahçesinde birbiri yanında mutlulukla varolurlar ve vazifelerini bihakkın ifa ederler. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Peygamberlere baktığımızda da bunu kolayca müşahede ederiz. Hz. Yusuf’ta Alim ve Hakim isimleri, Hz. Musa’da Mütekellim ismi, Hz. İsa’da Kadir ismi, Hz. Yakub ve Eyyub’da Sabur ismi, Hz. Yunus’da Celal ismi baskındır. Diğer isimler de elbette mevcuttur ancak bu azam ismin gölgesi altındadır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Yine Raşid Halifelere nazar ettiğimizde göreceğiz ki, Hz. Ebu Bekir’de sıddıkiyet, Hz. Ömer’de adalet, Hz. Osman’da haya ve edep, Hz. Ali’de ilim ve ibadet azam derecededir. Bu bize Hz. Ömer’in sadık olmadığını, Hz. Ebu Bekir’in adil olmadığını, Hz. Osman’ın cahil olduğunu, Hz. Ali’nin hayasız olduğunu göstermez.(haşa) Ama sair sıfatlar bu sıfatlarının gölgesi altında kalmıştır. Bu vasıflar onların zirve vasıflarıdır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Yine ehli tasavvuf için de söylenen, terk-i İbrahim Edhem, zühd-ü Cüneyd-i Bağdadi, meded-i Abdülkadir-i Geylani , aşk-ı Mevlana meşhurdur. Bu zatlar bu sıfatlarla “alem” olmuşlardır. Yoksa Hz. Mevlana’da tabilerine yardım eder, ama yardım deyince akla Hz. Abdülkadir gelir. Tüm ehli tasavvuf ehli aşktır, ama aşk deyince akla Hz. Mevlana gelir, hiç biri dünyaya rağbet etmemiştir, ama terk deyince akla İbrahim Edhem gelir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bizim de avam müminler olarak birtakım kabiliyetlerimiz, kimi inkişaf etmiş duygularımız, alem olmuş özelliklerimiz var. Kimi sıfatlarca ise eksik ve nakıs bulunuyoruz. Oysa bize verilen görev külli bir ubudiyet görevidir. Bu nakıs sıfatlarımızla, bu eksik esma tecellileri ile, bu gelişmemiş kabiliyetlerle nasıl külli bir ubudiyet yapılabilir? </span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">“Va’tesemu bihablillahi cemian ve la teferreku” (Allahın ipine topluca sımsıkı sarılın ve sakın tefrikaya düşmeyin, birbirinizden ayrılmayın) ayeti bize bu külli ubudiyetin yolunu göstermektedir. Külli bir ubudiyet ancak zühre misal de olsak renklerimizi kabiliyetlerimizi bir gökkuşağı oluşturacak şekilde yan yana getirmek, ancak onları bir sulu boya kutusunda duran boyalar gibi ayrı ayrı değil, bir ortak amaç ve bir ortak resim için cem etmek, ihlasla ve uhuvvetle karıştırıp tuvalde beyaz rengi elde etmek gerekmektedir. O zaman tek tek zühre misal olsak da hep beraber bir reşha misal ubudiyete mazhar olabiliriz. Belki de Üstadımızın cemaat olmaya tesanüde bu kadar ehemmiyet vermesinin bir sırrı da 24. sözde saklıdır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Kardeşlerimize ihtiyacımız var. Onlarsız semaya varamayız. Ancak her kardeşimizin güzelliğiyle iftihar edip, bizim addederek, ve benimseyip istifade ederek, kusurlarını tekmil edip, bizde olanı cömertçe sunarak gökyüzüne bir yol bulabiliriz. O zaman gökkuşağını merdiven yapıp Güneşler Güneşine vasıl olabiliriz.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><img src="http://www.tevhid.gen.tr/imgs/red.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Not: Hz. Rasulullah (sav) bu noktada peygamberler içinde ferdiyet sahibidir, bunun anlamı şudur, o tek başına dahi tüm esmayı ve sıfatı azam derecede görmüş ve göstermiştir, “levlake levlak…” sırrı da buna bir işarettir. Bu yüzden sair mukarrebuna insan-ı kamiller denilse dahi O Mubarek’e İnsan-ı ekmel denilmektedir. Zira O insan-ı kamillerin kutbudur.</span></span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">---alıntı---</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nurunalanur, post: 115135, member: 6082"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]İnsanlarda hakikat nuru tecelli eder. Işık tıpkı güneşte olduğu gibi vurur üzerimize. Biz o ışıktan nimetlenir, o ışıkla yaşarız. Varlığı onunla anlamlandırır, onu yer, içeriz. Hakikatin ışığı bizi çimlendirir, besler, yeşertir, filizlendirir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Allahın esması tümüyle Adem’e verilmiştir. Fakat Beni Adem istidadı olsa dahi, kusurları itibariyle, icraatındaki noksanlığı ile, bu esmayı kuvveden fiile çıkaramayabilir. O vakit bazı isimler bazılarının önüne geçer, insan hayatında ışık kırılır ve renkler ortaya çıkar. Bu Üstadın 24. Söz’de Zühre bahsinde murad ettiği halden anladığımdır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Kimimiz ışık tayfının mor tarafında dururuz, kimimiz kırmızı. Kimi insan lale olur, kimi gül. Kimi elma olma istidadı taşır, kimi çilek. Ne çilek elma ağacına gıpta edip niçin yerlerde sürünüyorum diye esef eder, ne lale güle “senin şu dikenlerin çok fena” diye laf atar. Neticede dikenleri olan gül laleden uzun yaşar. Kainatın o güzel bahçesinde birbiri yanında mutlulukla varolurlar ve vazifelerini bihakkın ifa ederler. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Peygamberlere baktığımızda da bunu kolayca müşahede ederiz. Hz. Yusuf’ta Alim ve Hakim isimleri, Hz. Musa’da Mütekellim ismi, Hz. İsa’da Kadir ismi, Hz. Yakub ve Eyyub’da Sabur ismi, Hz. Yunus’da Celal ismi baskındır. Diğer isimler de elbette mevcuttur ancak bu azam ismin gölgesi altındadır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Yine Raşid Halifelere nazar ettiğimizde göreceğiz ki, Hz. Ebu Bekir’de sıddıkiyet, Hz. Ömer’de adalet, Hz. Osman’da haya ve edep, Hz. Ali’de ilim ve ibadet azam derecededir. Bu bize Hz. Ömer’in sadık olmadığını, Hz. Ebu Bekir’in adil olmadığını, Hz. Osman’ın cahil olduğunu, Hz. Ali’nin hayasız olduğunu göstermez.(haşa) Ama sair sıfatlar bu sıfatlarının gölgesi altında kalmıştır. Bu vasıflar onların zirve vasıflarıdır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Yine ehli tasavvuf için de söylenen, terk-i İbrahim Edhem, zühd-ü Cüneyd-i Bağdadi, meded-i Abdülkadir-i Geylani , aşk-ı Mevlana meşhurdur. Bu zatlar bu sıfatlarla “alem” olmuşlardır. Yoksa Hz. Mevlana’da tabilerine yardım eder, ama yardım deyince akla Hz. Abdülkadir gelir. Tüm ehli tasavvuf ehli aşktır, ama aşk deyince akla Hz. Mevlana gelir, hiç biri dünyaya rağbet etmemiştir, ama terk deyince akla İbrahim Edhem gelir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Bizim de avam müminler olarak birtakım kabiliyetlerimiz, kimi inkişaf etmiş duygularımız, alem olmuş özelliklerimiz var. Kimi sıfatlarca ise eksik ve nakıs bulunuyoruz. Oysa bize verilen görev külli bir ubudiyet görevidir. Bu nakıs sıfatlarımızla, bu eksik esma tecellileri ile, bu gelişmemiş kabiliyetlerle nasıl külli bir ubudiyet yapılabilir? [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]“Va’tesemu bihablillahi cemian ve la teferreku” (Allahın ipine topluca sımsıkı sarılın ve sakın tefrikaya düşmeyin, birbirinizden ayrılmayın) ayeti bize bu külli ubudiyetin yolunu göstermektedir. Külli bir ubudiyet ancak zühre misal de olsak renklerimizi kabiliyetlerimizi bir gökkuşağı oluşturacak şekilde yan yana getirmek, ancak onları bir sulu boya kutusunda duran boyalar gibi ayrı ayrı değil, bir ortak amaç ve bir ortak resim için cem etmek, ihlasla ve uhuvvetle karıştırıp tuvalde beyaz rengi elde etmek gerekmektedir. O zaman tek tek zühre misal olsak da hep beraber bir reşha misal ubudiyete mazhar olabiliriz. Belki de Üstadımızın cemaat olmaya tesanüde bu kadar ehemmiyet vermesinin bir sırrı da 24. sözde saklıdır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Kardeşlerimize ihtiyacımız var. Onlarsız semaya varamayız. Ancak her kardeşimizin güzelliğiyle iftihar edip, bizim addederek, ve benimseyip istifade ederek, kusurlarını tekmil edip, bizde olanı cömertçe sunarak gökyüzüne bir yol bulabiliriz. O zaman gökkuşağını merdiven yapıp Güneşler Güneşine vasıl olabiliriz. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][IMG]http://www.tevhid.gen.tr/imgs/red.gif[/IMG][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Not: Hz. Rasulullah (sav) bu noktada peygamberler içinde ferdiyet sahibidir, bunun anlamı şudur, o tek başına dahi tüm esmayı ve sıfatı azam derecede görmüş ve göstermiştir, “levlake levlak…” sırrı da buna bir işarettir. Bu yüzden sair mukarrebuna insan-ı kamiller denilse dahi O Mubarek’e İnsan-ı ekmel denilmektedir. Zira O insan-ı kamillerin kutbudur.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]---alıntı--- [/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
gökkuşağından merdiven yapmak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst