Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Gönül dünyamiz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 162665" data-attributes="member: 11795"><p>Gönül dünyamız deyince, hemen hepimizin aklına vicdanımız, yüreğimiz, kalbimiz gelir. Kur'an'ı Kerim'de dahi üçyüze yakın Ayet'i Kerime kalbden bahseder. Vücudun başkenti kalbdir, insanoğlu buradan fethedilir. İman, niyet, sevgi, merhamet kalbin onaylaması ile gerçekleşir. İlhamın ve keşfi kerametin yeri kalbdir. Peygamberimiz (sav) Mirac yolculuğu ile çocukluğu dahil toplam dört defa manevi kalp ameliyatından geçirilmiştir. Kalp çabuk dönebilen, değişebilen bir yapıya sahiptir. Çağımızı akıl, mantık, zeka çağı olarak adlandıranlar vardır ama maalesef çağımız "Gönül Çağı" olamamıştır. Türk dili ve edebiyatımızda gönül ile ilgili bol miktarda deyimlerimiz yer alır. Dünyaya ilk adım atışımızda, beynimiz, midemiz ve kalbimiz boş olarak yaratılmıştır. İnsanın yaratılışında üç boyut vardır, aklı, nefsi ve ruhu. Akıl; zahiri (açık, görülebilen) olaylara ve somut maddeye göre şekil alır ve ona önem verir. Nefsin (can) yapısında; su, toprak, hava ve ateş vardır. Ruh ise; İlahi cevhere sahip olan insanın Allah (cc) tarafından ruha üflenmesi söz konusudur. Ruh konusuna merak duyan insanoğlu fazla bir bilgiye de sahip değildir. (İsra:85 "O Rabbine ait bir husustur. Ona dair size çok az bilgi verilmiştir.) Öyle ki, ruh konusunda felsefeye dalanların, genelde "istikamet" çizgisinden saptıkları görülmüştür. Felsefe ise harnup (keçiboynuzu) yemeye benzetilmiştir.</p><p>KALB BEYTULLAHDIR. (Allah'ın "cc" Evi)</p><p>Cenab'ı Allah'ın muhatabı beyin değil, kalbdir. Ve kalbe hitap eder. O'nun isim ve sıfatlarının yansıdığı yer yine kalbdir. (Allah cc'ın tecelli aynası) İnsan bu sayede ancak olgunlaşır ve sırlar alemine vakıf olabilir. Kalb, aynen uzay boşluğu gibi geniş bir alemdir. Bunu da şu Hadis'i Kudsi'den öğreniyoruz. "Ben yere göğe sığmam ancak, mümin kulumun kalbine sığarım." Bizleri etkileyen ve yakından ilgilendiren diğer iki Hadis'i Şerif'e bakacak olursak: 1)- "Haberiniz olsun ki, insanda bir lokmalık et parçası vardır. Eğer o iyi olursa bütün vücut iyi olur. O kötü olursa bütün vücut kötü olur. İşte o kalbdir." 2)- "Allah! sizin cesetlerinize ve kılıklarınıza (endamınıza, boyunuza, posunuza, kıyafetinize) bakmaz. O ancak kalblerinize nazar eder." Allah'ın (cc) saniyede kalbimize yetmişbin defa nazar ettiği bilgisi varken, estetik ameliyatların ve marka giysilerin ne anlamı kalır. Kalb eğitiminden geçmiş olan gönül sultanları, evliyaullah, ehlullah ve mürşid'i kamiller kalbin yedi basamağını teker, teker çıkarak zirveye tırmanmışlardır ki, çok şeyi de kuş bakışı görebilmişlerdir. İnsanın kendi yumruğu büyüklüğündeki, çam kozalağına benzeyen kalbin üzerindeki siyah bir noktanın (kalb gözü, seüveyda) çalışır hale gelmesi, ilahi sırların hazine kapısı olmuştur. Kabe'yi insan yapmıştır, kalbin ustası, diğer bir deyimle kalbin ev sahibi Cenab'ı Allahtır. Yani kalb Beytullah'dır. Bizler dahi otomobil alırken, önce onun kalbine bakarız, (motoruna) kaporta ve aksesuarı ise ikinci planda kalır.</p><p>KALBİ GÜZEL İNSANLAR</p><p>Yirmiüç yıllık kısa bir sürede İslam nizamının oturuşması tamamen kalp eğitimiyle çok yakından ilgilidir. Örneğin; onüç yıllık Mekke döneminde inen Ayet'i Kerimeler hep kalb eğitimine yönelik iken abdest, namaz, oruç, zekat ve hac ibadetleri yoktur, yani farz kılınmamıştır. Peygamberimiz, (sav)'in etrafında toplanmış bir avuç insanın "anam, babam, canım, her şeyim feda olsun senin yoluna Ya Resulullah!" diyebilmeleri kalblerinde bulunan güzel hasletlerle gerçekleşmiştir. Gerçekten samimi isek, şimdi test edilme sırası bizdedir. İşte Ayet'i Kerime'ler: Ürperen kalbler (Enfal:2), huzur bulan kalbler (Hac:54), Allah'a yönelen kalbler (Kaf:33), selim bir kalb (Şuara:89), iman dolu bir kalb (Nahl:106), Temiz kalb (Ahzab:53) Tabii ki kalp eğitimi zannedildiği kadar kolay bir iş değildir, bazen insanın bir ömrünü kapsayabilir. Kalbi ele geçirmek ve üzerinde hakimiyet kurmak isteyen şeytan ile meleklerin başlı başına bir mücadele alanı olmuştur. İyilikler (hasenat), güzel davranışlar, ruhani haller, iyi huyların tasarrufu için melekler. Kötülükler (seyyiat), kötü huylar, küfür, şüphe, cehalet, şehavet, hevasat, kötü huyların tasarrufu için şeytan çırpınır. Meleğin kalbe giriş yöntemi zikrullah ile muhabbetullah ile olur. Şeytanın ise esneme anında ağız yoluyla sağlanır. Esnerken, elimizle ağzımızın kapatılmasının hikmeti de budur. Hayvanlarda da kalb vardır ama bizim belirttiğimiz standartlara uymaz, o farklıdır. Robotlarda ise hiç kalb bulunmaz, onlar kalpsizdirler.</p><p>ÜÇ ÇEŞİT KALB</p><p>1) - Temiz kalb: (Kalb'i selim, kalb'i münib, kalb'i mütmain) Kur'an ahlakıyla ahlaklanmış güzel insanların kalbi. Benim kalbim temiz diyenler, ancak demogoji (doğru sözün çarpıtılması) yapmaktadırlar. Şuara:88, 89 "O günde ne mal, ne evlat fayda verir. Ancak, Allah'ın huzuruna selim kalb ile gelenler müstesna."</p><p>2) - Hastalıklı kalb: (marazlı, defolu, arızalı kalb) Manevi doktorun verdiği reçete doğrultusunda tedavi edilmesi gereken kalbdir. Günahların kalbe nokta, nokta düşerek leke yaptığı ve kararttığı alanlar "istiğfar silgisiyle" silinmesi gerekir. (Benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz. Çok gülmek insanın kalbini karartır. Hadis'i Şerif)</p><p>3) - Ölü kalb: (katı, kaba, perdeli, kilitli, mühürlü kalb) Ebu Leheb, Ebu Cehil'in kalbleri gibi. Amiyane (halkın ağzıyla) tabirle, erkekliğe toz bulaştırmak istemeyen inatçı, kibirli kalbdir. Bakara:6"Allah onların kalblerini, kulaklarını mühürledi. Gözlerine de perde çekti." Muhammed:22" Niçin Kur'an'ı düşünmeye çalışmazlar, yoksa kalblerine kilit mi? Vurulmuş." Bakara:74" Sonra kalbleriniz katılaştı da katılıkta taş gibi oldu. Hatta daha da ileri boyutta. Taşlardan öyleleri vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır." </p><p>GÖNÜL MEDENİYETİ</p><p>Kalblerin eğitimi "3 T" ile gerçekleşir. Tasfiye (boşaltma), Tezkiye (arındırma, dezenfekte) ve Tezhib (süsleme, ebru, çini). Bu tasavvuf disiplini içerisinde, maneviyatçı uzman bir doktorun gözetimi altında yapılmalıdır. Kur'an'da Allah (cc) "Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun."(Nahl:43) buyurmaktadır. Ayrıca, Rad:28 "Onlar ki iman etmişlerdir ve kalbleri Allah'ın zikri ile mutmain olur, huzur bulur, rahata erer." Hadis'i Şerif: Her şeyin bir cilası vardır. Kalbin cilası da Allah'ı anmaktır. Göz önünde tutulmalıdır. Gönül dünyamızı aydınlatanlardan, İlahiyatçı-yazar, Ali Ramazan Dinç'in "Beyin ilimle, kalb zikirle, vücut cihadla süslenirse muvaffak olursun." özdeyişini bu bağlamda da hatırlamış olduk. Dönek anlamına gelen kalb eğer başıboş bırakılırsa ya nefse uyar veya şeytana. Hayat iman ve cihaddır. (Hadis'i Şerif) Hepimizin sıkça kullandığı "Mümin ferasetlidir, o Allah'ın nuruyla bakar. Müminin ferasetinden korkunuz." Hadis'i Şerif'i tamamen kalb eğitimiyle ilgilidir. Şimdi doğru oturup, doğru konuşmak gerekirse, kalbimizi bir daha gözden geçirmeli hatta "yoğun bakıma" almak için teşebbüse bile geçmeliyiz. Yazımızı bitirirken, örnek modelimiz (sav) duası'na bir vurgu yapalım; "Allahım! Faydasız bilgiden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve kabul olmayan duadan sana sığınırım…" Hamd olsun, Alemlerin Rabbi olan Cenab'ı Allah'a (!) </p><p>Alıntı Mehmet Ali Biçer</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 162665, member: 11795"] Gönül dünyamız deyince, hemen hepimizin aklına vicdanımız, yüreğimiz, kalbimiz gelir. Kur'an'ı Kerim'de dahi üçyüze yakın Ayet'i Kerime kalbden bahseder. Vücudun başkenti kalbdir, insanoğlu buradan fethedilir. İman, niyet, sevgi, merhamet kalbin onaylaması ile gerçekleşir. İlhamın ve keşfi kerametin yeri kalbdir. Peygamberimiz (sav) Mirac yolculuğu ile çocukluğu dahil toplam dört defa manevi kalp ameliyatından geçirilmiştir. Kalp çabuk dönebilen, değişebilen bir yapıya sahiptir. Çağımızı akıl, mantık, zeka çağı olarak adlandıranlar vardır ama maalesef çağımız "Gönül Çağı" olamamıştır. Türk dili ve edebiyatımızda gönül ile ilgili bol miktarda deyimlerimiz yer alır. Dünyaya ilk adım atışımızda, beynimiz, midemiz ve kalbimiz boş olarak yaratılmıştır. İnsanın yaratılışında üç boyut vardır, aklı, nefsi ve ruhu. Akıl; zahiri (açık, görülebilen) olaylara ve somut maddeye göre şekil alır ve ona önem verir. Nefsin (can) yapısında; su, toprak, hava ve ateş vardır. Ruh ise; İlahi cevhere sahip olan insanın Allah (cc) tarafından ruha üflenmesi söz konusudur. Ruh konusuna merak duyan insanoğlu fazla bir bilgiye de sahip değildir. (İsra:85 "O Rabbine ait bir husustur. Ona dair size çok az bilgi verilmiştir.) Öyle ki, ruh konusunda felsefeye dalanların, genelde "istikamet" çizgisinden saptıkları görülmüştür. Felsefe ise harnup (keçiboynuzu) yemeye benzetilmiştir. KALB BEYTULLAHDIR. (Allah'ın "cc" Evi) Cenab'ı Allah'ın muhatabı beyin değil, kalbdir. Ve kalbe hitap eder. O'nun isim ve sıfatlarının yansıdığı yer yine kalbdir. (Allah cc'ın tecelli aynası) İnsan bu sayede ancak olgunlaşır ve sırlar alemine vakıf olabilir. Kalb, aynen uzay boşluğu gibi geniş bir alemdir. Bunu da şu Hadis'i Kudsi'den öğreniyoruz. "Ben yere göğe sığmam ancak, mümin kulumun kalbine sığarım." Bizleri etkileyen ve yakından ilgilendiren diğer iki Hadis'i Şerif'e bakacak olursak: 1)- "Haberiniz olsun ki, insanda bir lokmalık et parçası vardır. Eğer o iyi olursa bütün vücut iyi olur. O kötü olursa bütün vücut kötü olur. İşte o kalbdir." 2)- "Allah! sizin cesetlerinize ve kılıklarınıza (endamınıza, boyunuza, posunuza, kıyafetinize) bakmaz. O ancak kalblerinize nazar eder." Allah'ın (cc) saniyede kalbimize yetmişbin defa nazar ettiği bilgisi varken, estetik ameliyatların ve marka giysilerin ne anlamı kalır. Kalb eğitiminden geçmiş olan gönül sultanları, evliyaullah, ehlullah ve mürşid'i kamiller kalbin yedi basamağını teker, teker çıkarak zirveye tırmanmışlardır ki, çok şeyi de kuş bakışı görebilmişlerdir. İnsanın kendi yumruğu büyüklüğündeki, çam kozalağına benzeyen kalbin üzerindeki siyah bir noktanın (kalb gözü, seüveyda) çalışır hale gelmesi, ilahi sırların hazine kapısı olmuştur. Kabe'yi insan yapmıştır, kalbin ustası, diğer bir deyimle kalbin ev sahibi Cenab'ı Allahtır. Yani kalb Beytullah'dır. Bizler dahi otomobil alırken, önce onun kalbine bakarız, (motoruna) kaporta ve aksesuarı ise ikinci planda kalır. KALBİ GÜZEL İNSANLAR Yirmiüç yıllık kısa bir sürede İslam nizamının oturuşması tamamen kalp eğitimiyle çok yakından ilgilidir. Örneğin; onüç yıllık Mekke döneminde inen Ayet'i Kerimeler hep kalb eğitimine yönelik iken abdest, namaz, oruç, zekat ve hac ibadetleri yoktur, yani farz kılınmamıştır. Peygamberimiz, (sav)'in etrafında toplanmış bir avuç insanın "anam, babam, canım, her şeyim feda olsun senin yoluna Ya Resulullah!" diyebilmeleri kalblerinde bulunan güzel hasletlerle gerçekleşmiştir. Gerçekten samimi isek, şimdi test edilme sırası bizdedir. İşte Ayet'i Kerime'ler: Ürperen kalbler (Enfal:2), huzur bulan kalbler (Hac:54), Allah'a yönelen kalbler (Kaf:33), selim bir kalb (Şuara:89), iman dolu bir kalb (Nahl:106), Temiz kalb (Ahzab:53) Tabii ki kalp eğitimi zannedildiği kadar kolay bir iş değildir, bazen insanın bir ömrünü kapsayabilir. Kalbi ele geçirmek ve üzerinde hakimiyet kurmak isteyen şeytan ile meleklerin başlı başına bir mücadele alanı olmuştur. İyilikler (hasenat), güzel davranışlar, ruhani haller, iyi huyların tasarrufu için melekler. Kötülükler (seyyiat), kötü huylar, küfür, şüphe, cehalet, şehavet, hevasat, kötü huyların tasarrufu için şeytan çırpınır. Meleğin kalbe giriş yöntemi zikrullah ile muhabbetullah ile olur. Şeytanın ise esneme anında ağız yoluyla sağlanır. Esnerken, elimizle ağzımızın kapatılmasının hikmeti de budur. Hayvanlarda da kalb vardır ama bizim belirttiğimiz standartlara uymaz, o farklıdır. Robotlarda ise hiç kalb bulunmaz, onlar kalpsizdirler. ÜÇ ÇEŞİT KALB 1) - Temiz kalb: (Kalb'i selim, kalb'i münib, kalb'i mütmain) Kur'an ahlakıyla ahlaklanmış güzel insanların kalbi. Benim kalbim temiz diyenler, ancak demogoji (doğru sözün çarpıtılması) yapmaktadırlar. Şuara:88, 89 "O günde ne mal, ne evlat fayda verir. Ancak, Allah'ın huzuruna selim kalb ile gelenler müstesna." 2) - Hastalıklı kalb: (marazlı, defolu, arızalı kalb) Manevi doktorun verdiği reçete doğrultusunda tedavi edilmesi gereken kalbdir. Günahların kalbe nokta, nokta düşerek leke yaptığı ve kararttığı alanlar "istiğfar silgisiyle" silinmesi gerekir. (Benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz. Çok gülmek insanın kalbini karartır. Hadis'i Şerif) 3) - Ölü kalb: (katı, kaba, perdeli, kilitli, mühürlü kalb) Ebu Leheb, Ebu Cehil'in kalbleri gibi. Amiyane (halkın ağzıyla) tabirle, erkekliğe toz bulaştırmak istemeyen inatçı, kibirli kalbdir. Bakara:6"Allah onların kalblerini, kulaklarını mühürledi. Gözlerine de perde çekti." Muhammed:22" Niçin Kur'an'ı düşünmeye çalışmazlar, yoksa kalblerine kilit mi? Vurulmuş." Bakara:74" Sonra kalbleriniz katılaştı da katılıkta taş gibi oldu. Hatta daha da ileri boyutta. Taşlardan öyleleri vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır." GÖNÜL MEDENİYETİ Kalblerin eğitimi "3 T" ile gerçekleşir. Tasfiye (boşaltma), Tezkiye (arındırma, dezenfekte) ve Tezhib (süsleme, ebru, çini). Bu tasavvuf disiplini içerisinde, maneviyatçı uzman bir doktorun gözetimi altında yapılmalıdır. Kur'an'da Allah (cc) "Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun."(Nahl:43) buyurmaktadır. Ayrıca, Rad:28 "Onlar ki iman etmişlerdir ve kalbleri Allah'ın zikri ile mutmain olur, huzur bulur, rahata erer." Hadis'i Şerif: Her şeyin bir cilası vardır. Kalbin cilası da Allah'ı anmaktır. Göz önünde tutulmalıdır. Gönül dünyamızı aydınlatanlardan, İlahiyatçı-yazar, Ali Ramazan Dinç'in "Beyin ilimle, kalb zikirle, vücut cihadla süslenirse muvaffak olursun." özdeyişini bu bağlamda da hatırlamış olduk. Dönek anlamına gelen kalb eğer başıboş bırakılırsa ya nefse uyar veya şeytana. Hayat iman ve cihaddır. (Hadis'i Şerif) Hepimizin sıkça kullandığı "Mümin ferasetlidir, o Allah'ın nuruyla bakar. Müminin ferasetinden korkunuz." Hadis'i Şerif'i tamamen kalb eğitimiyle ilgilidir. Şimdi doğru oturup, doğru konuşmak gerekirse, kalbimizi bir daha gözden geçirmeli hatta "yoğun bakıma" almak için teşebbüse bile geçmeliyiz. Yazımızı bitirirken, örnek modelimiz (sav) duası'na bir vurgu yapalım; "Allahım! Faydasız bilgiden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve kabul olmayan duadan sana sığınırım…" Hamd olsun, Alemlerin Rabbi olan Cenab'ı Allah'a (!) Alıntı Mehmet Ali Biçer [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Gönül dünyamiz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst