Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Gönül yapmak, gönül yıkmak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 260841" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #800000">Yollar Sevgi Çiçekleriyle Bezeli</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #800000"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #800000"></span><span style="color: #800080">Gönüle girmenin yolu sevgi ve inceliktir, nezakettir. Sert ve kaba insanların bir gönüle girmesi düşünülemez. Gönül sevgi dilinden anlar; bu dilden konuşmayana kulağını tıkar, kapısını kapar. Nefis mala mansıba meyleder, mide yemeği bulunca keyfeder, fakat gönül sevgiden başkasına iltifat etmez. Onu korkutarak da kazanamayız. </span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #800080"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #008000">Bunun için, gönülleri Allah sevgisiyle buluşturmak için görevli bütün peygamberler en güzel sıfat ve ahlâkla insanlığın önüne çıkarılmışlardır. Onlar ince ruhlu, güzel huylu, sevgi yüklü, samimi, edepli, cömert ve mert kimselerdir. Onların izinden giden ve hakka daveti üstlenen Allah dostları da aynı güzel sıfatlarla gönülleri fethetmişler ve onlara ilâhi sevgiyi aşılamışlardır. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #008000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong>Yüce Allah, Rasulü Hz. Muhammed s.a.v.’e gönüllere girmenin ve onları hak yolda bir araya getirmenin ancak rahmet, merhamet, bağışlama ve sevgi ile olabileceğini şöyle bildirmiştir:</strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #ff0000">“Rasulüm, Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet sen kaba davranışlı ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz onlar etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, bağışlanmaları için dua et, bir iş yaparken kendileriyle istişare yap.” </span></strong>(Âl-i İmran, 159)</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #ff0000">Diğer ayette, hak yolda gönülleri birleştirmek için dünya dolusu mal harcansa buna imkan olmayacağı, bunun ancak ilâhi sevgi ve yardım ile mümkün olduğu bildirilmiştir.</span></strong> (Enfal, 63) </span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff">Şu halde hak yolunda hizmeti seçenler, insanların kalplerini neyin etrafında toplamak istediklerine iyi bakmalıdırlar. Bunun gönüllere Allah sevgisini işlemekten ve onun meyvesi olan güzel edebi elde etmekten başka bir yolu olmadığı bilinmelidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"></span><strong><span style="color: #800000">Her Gönül Kıymetlidir</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #800000"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #800000"></span></strong><span style="color: #800000">Sevgide, edepte ve hizmette insan ayırımı yapılmaz. İçinde iman bulunan her gönül hürmete layıktır; kıymetlidir, şereflidir. Her mümin, farklı derecelerde olsa da sevgiye, edebe ve hizmete layıktır. Hatta inkârcıların gönlü de, müminlerin sebep olacağı iman hizmetine ve gerçek sevgiye muhtaçtır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000"></span><span style="color: #006400">Gönül ehli olanlar gönlün kıymetini bilir. Gözünü benlik ve menfaat hırsı bürümüş olanların ise, gönül deyince aklına oyun ve eğlence gelir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #006400">Allah rızasına aşık olanlar, insan ayırımı yapmadan hizmet ederler. Onlar anne-babalarının gönlü gibi, diğer insanların gönlünü de kazanma peşindedirler. Herkese layık oldukları edebi gösterirler. Kimseye karşı büyüklük taslamazlar, iki yüzlü davranmazlar, içten pazarlık yapmazlar. Kibarlıkları zengine fakire göre değişmez. Yaratılan bütün varlıklara Yüce Mevlâmız’ın sanatı diye, sevgi gözüyle bakarlar, hepsine edeple davranırlar. Her gönlün bir rızası ve duası vardır; onu almaya çalışırlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #006400"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #006400"></span><strong><span style="color: #008080">Özellikle fakir ve gariplerin gönlünü almaya çalışmalıdır. Hiç kimseye ikinci sınıf insan muamelesi yapmamalıdır. Bazı müminleri göğe çıkarıp, diğerlerini yerin dibine batırmamalıdır. Yüce Allah’ın verdiği kıymet kadar herkese kıymet vermelidir. Yüce Allah gönüllere ve güzel niyete bakar. Biz gönülleri ve niyetleri bilemeyeceğimize göre, en iyisi herkese edepli davranmaktır. Atalarımız “Her geceni Kadir, her geçeni Hızır bil!” derken, bu edebe dikkat çekmişlerdir. Gösterdiğimiz edep, onu hak edene hürmet yerine geçer; hak etmeyene ise ibret olur.</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008080"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008080"></span></strong><span style="color: #800000"><strong>Kalpler Bir Kez Soğuyunca</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000"><strong></strong></span><strong>Etrafınızda, bir zamanlar hayır ve hizmetler içinde koşarken, kendisini bir kenara çekip nefsiyle baş başa kalmış insanlar görürsünüz. Ona: “Niçin hayırdan uzaklaştın, ibadetlerini aksattın?” diye sorsanız, sebep olarak davranışı bozuk bir mümini gösterecektir. Çünkü o önce edepli bir mümini sevmiş hayra sarılmış; sonra sert suratlı, acı dilli bir mümine kızmış, hayırdan kaçmıştır. </strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong></strong>Allah Rasülü s.a.v., bir gönlün Allah yoluna yönelmesine vesile olmayı, bütün dünyaya ve içindekilere sahip olup onları sadaka vermekten daha hayırlı görmüştür. Çünkü bir gönlün ilâhi sevgiden birazcık nasiplenmesi ona ebedi saadeti, cenneti ve Allah’ın cemalini seyretme nimetini kazandırır. Bir gönlün bu sevgiden soğumasına sebep olmak en büyük cinayettir. İyi niyetle ve hizmet adına da olsa, insanlara kaba davranıp, gereksiz yere kızıp, onları ebedi sevgi yolundan soğutamayız. Şu hadiseden ibret almalıdır:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #a52a2a"><strong>Ashab-ı Güzin’den Hz. Ebu Hureyre r.a. anlatıyor:</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #a52a2a"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #a52a2a"><strong></strong></span><strong><span style="color: #008000">Henüz yeni müslüman olmuş, Medine dışında yaşayan bir zat, Allah Rasulü s.a.v.’e geldi. Ciddi bir ihtiyacı olduğunu söyleyerek yardım istedi. Allah Rasulü s.a.v. kendisine bir şeyler verdi ve adama: </span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">- Nasıl, sana yeterince iyilik ettim mi? diye sordu. Adam: </span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">- Hayır, güzel bir iyilik yapmadın! dedi. </span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">Bunu işiten bazı müslümanlar adamın sözüne kızdılar ve harekete geçmek istediler. Allah Rasulü s.a.v. onlara yerlerinde durmalarını, bir şey söylememelerini işaret etti. Daha sonra hane-i saadete gitti, adamı eve çağırttı ve:</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">- Sen bizden yardım istedin, biz de bir şeyler verdik. Sonra da o şekilde konuştun! buyurdu ve biraz daha şeyler verdi. Sonra adama: </span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">- Şimdi sana yeterince iyilik ettim mi? diye sordu. Adam:</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">- Evet. Allah ailen ve kabilen adına sana bol mükâfat versin, dedi. Allah Rasülü s.a.v. buyurdu: </span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">- Sen şimdi söylediğin bu sözleri, git aynı şekilde ashabımın önünde de söyle ki, sana karşı içlerinde oluşan o sıkıntı gitsin.</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">Daha sonra adam mescide geldi. Yapılan iyilikten memnun olduğunu belirtip, aynı sözleri tekrarladı. O zaman Allah Rasülü s.a.v. şöyle buyurdu:</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">“Benimle bunun arasındaki olay, şu adamın haline benziyor: </span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">Bir adamın devesi vardı. Bu deve azgınlık edip sahibinin elinden kaçtı. Bir grup insan deveyi yakalamak için peşine düştüler, fakat deve onları gördükçe hepten ürküp kaçtı. Devenin sahibi onlara: ‘Beni devemle baş başa bırakın! Onun halinden, dilinden ben anlarım!’ dedi ve yerden bir miktar ot koparıp deveye yanaştı. Deve otu görünce sahibine doğru geldi, teslim oldu. Adam da yükünü yükleyip üzerine bindi. </span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #008000">Eğer ben size uysaydım ve ona karşı sert tavrınızı engellemeseydim, bu adam (size vereceği tepki ile) ateşe girerdi.”</span></strong> (Bezzar, Heysemî)</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 260841, member: 1004566"] [SIZE=3][B][COLOR=#800000]Yollar Sevgi Çiçekleriyle Bezeli [/COLOR][COLOR=#800080]Gönüle girmenin yolu sevgi ve inceliktir, nezakettir. Sert ve kaba insanların bir gönüle girmesi düşünülemez. Gönül sevgi dilinden anlar; bu dilden konuşmayana kulağını tıkar, kapısını kapar. Nefis mala mansıba meyleder, mide yemeği bulunca keyfeder, fakat gönül sevgiden başkasına iltifat etmez. Onu korkutarak da kazanamayız. [/COLOR][/B] [COLOR=#008000]Bunun için, gönülleri Allah sevgisiyle buluşturmak için görevli bütün peygamberler en güzel sıfat ve ahlâkla insanlığın önüne çıkarılmışlardır. Onlar ince ruhlu, güzel huylu, sevgi yüklü, samimi, edepli, cömert ve mert kimselerdir. Onların izinden giden ve hakka daveti üstlenen Allah dostları da aynı güzel sıfatlarla gönülleri fethetmişler ve onlara ilâhi sevgiyi aşılamışlardır. [/COLOR] [B]Yüce Allah, Rasulü Hz. Muhammed s.a.v.’e gönüllere girmenin ve onları hak yolda bir araya getirmenin ancak rahmet, merhamet, bağışlama ve sevgi ile olabileceğini şöyle bildirmiştir: [COLOR=#ff0000]“Rasulüm, Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet sen kaba davranışlı ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz onlar etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, bağışlanmaları için dua et, bir iş yaparken kendileriyle istişare yap.” [/COLOR][/B](Âl-i İmran, 159) [B][COLOR=#ff0000]Diğer ayette, hak yolda gönülleri birleştirmek için dünya dolusu mal harcansa buna imkan olmayacağı, bunun ancak ilâhi sevgi ve yardım ile mümkün olduğu bildirilmiştir.[/COLOR][/B] (Enfal, 63) [COLOR=#0000ff]Şu halde hak yolunda hizmeti seçenler, insanların kalplerini neyin etrafında toplamak istediklerine iyi bakmalıdırlar. Bunun gönüllere Allah sevgisini işlemekten ve onun meyvesi olan güzel edebi elde etmekten başka bir yolu olmadığı bilinmelidir. [/COLOR][B][COLOR=#800000]Her Gönül Kıymetlidir [/COLOR][/B][COLOR=#800000]Sevgide, edepte ve hizmette insan ayırımı yapılmaz. İçinde iman bulunan her gönül hürmete layıktır; kıymetlidir, şereflidir. Her mümin, farklı derecelerde olsa da sevgiye, edebe ve hizmete layıktır. Hatta inkârcıların gönlü de, müminlerin sebep olacağı iman hizmetine ve gerçek sevgiye muhtaçtır. [/COLOR][COLOR=#006400]Gönül ehli olanlar gönlün kıymetini bilir. Gözünü benlik ve menfaat hırsı bürümüş olanların ise, gönül deyince aklına oyun ve eğlence gelir. Allah rızasına aşık olanlar, insan ayırımı yapmadan hizmet ederler. Onlar anne-babalarının gönlü gibi, diğer insanların gönlünü de kazanma peşindedirler. Herkese layık oldukları edebi gösterirler. Kimseye karşı büyüklük taslamazlar, iki yüzlü davranmazlar, içten pazarlık yapmazlar. Kibarlıkları zengine fakire göre değişmez. Yaratılan bütün varlıklara Yüce Mevlâmız’ın sanatı diye, sevgi gözüyle bakarlar, hepsine edeple davranırlar. Her gönlün bir rızası ve duası vardır; onu almaya çalışırlar. [/COLOR][B][COLOR=#008080]Özellikle fakir ve gariplerin gönlünü almaya çalışmalıdır. Hiç kimseye ikinci sınıf insan muamelesi yapmamalıdır. Bazı müminleri göğe çıkarıp, diğerlerini yerin dibine batırmamalıdır. Yüce Allah’ın verdiği kıymet kadar herkese kıymet vermelidir. Yüce Allah gönüllere ve güzel niyete bakar. Biz gönülleri ve niyetleri bilemeyeceğimize göre, en iyisi herkese edepli davranmaktır. Atalarımız “Her geceni Kadir, her geçeni Hızır bil!” derken, bu edebe dikkat çekmişlerdir. Gösterdiğimiz edep, onu hak edene hürmet yerine geçer; hak etmeyene ise ibret olur. [/COLOR][/B][COLOR=#800000][B]Kalpler Bir Kez Soğuyunca [/B][/COLOR][B]Etrafınızda, bir zamanlar hayır ve hizmetler içinde koşarken, kendisini bir kenara çekip nefsiyle baş başa kalmış insanlar görürsünüz. Ona: “Niçin hayırdan uzaklaştın, ibadetlerini aksattın?” diye sorsanız, sebep olarak davranışı bozuk bir mümini gösterecektir. Çünkü o önce edepli bir mümini sevmiş hayra sarılmış; sonra sert suratlı, acı dilli bir mümine kızmış, hayırdan kaçmıştır. [/B]Allah Rasülü s.a.v., bir gönlün Allah yoluna yönelmesine vesile olmayı, bütün dünyaya ve içindekilere sahip olup onları sadaka vermekten daha hayırlı görmüştür. Çünkü bir gönlün ilâhi sevgiden birazcık nasiplenmesi ona ebedi saadeti, cenneti ve Allah’ın cemalini seyretme nimetini kazandırır. Bir gönlün bu sevgiden soğumasına sebep olmak en büyük cinayettir. İyi niyetle ve hizmet adına da olsa, insanlara kaba davranıp, gereksiz yere kızıp, onları ebedi sevgi yolundan soğutamayız. Şu hadiseden ibret almalıdır: [COLOR=#a52a2a][B]Ashab-ı Güzin’den Hz. Ebu Hureyre r.a. anlatıyor: [/B][/COLOR][B][COLOR=#008000]Henüz yeni müslüman olmuş, Medine dışında yaşayan bir zat, Allah Rasulü s.a.v.’e geldi. Ciddi bir ihtiyacı olduğunu söyleyerek yardım istedi. Allah Rasulü s.a.v. kendisine bir şeyler verdi ve adama: - Nasıl, sana yeterince iyilik ettim mi? diye sordu. Adam: - Hayır, güzel bir iyilik yapmadın! dedi. Bunu işiten bazı müslümanlar adamın sözüne kızdılar ve harekete geçmek istediler. Allah Rasulü s.a.v. onlara yerlerinde durmalarını, bir şey söylememelerini işaret etti. Daha sonra hane-i saadete gitti, adamı eve çağırttı ve: - Sen bizden yardım istedin, biz de bir şeyler verdik. Sonra da o şekilde konuştun! buyurdu ve biraz daha şeyler verdi. Sonra adama: - Şimdi sana yeterince iyilik ettim mi? diye sordu. Adam: - Evet. Allah ailen ve kabilen adına sana bol mükâfat versin, dedi. Allah Rasülü s.a.v. buyurdu: - Sen şimdi söylediğin bu sözleri, git aynı şekilde ashabımın önünde de söyle ki, sana karşı içlerinde oluşan o sıkıntı gitsin. Daha sonra adam mescide geldi. Yapılan iyilikten memnun olduğunu belirtip, aynı sözleri tekrarladı. O zaman Allah Rasülü s.a.v. şöyle buyurdu: “Benimle bunun arasındaki olay, şu adamın haline benziyor: Bir adamın devesi vardı. Bu deve azgınlık edip sahibinin elinden kaçtı. Bir grup insan deveyi yakalamak için peşine düştüler, fakat deve onları gördükçe hepten ürküp kaçtı. Devenin sahibi onlara: ‘Beni devemle baş başa bırakın! Onun halinden, dilinden ben anlarım!’ dedi ve yerden bir miktar ot koparıp deveye yanaştı. Deve otu görünce sahibine doğru geldi, teslim oldu. Adam da yükünü yükleyip üzerine bindi. Eğer ben size uysaydım ve ona karşı sert tavrınızı engellemeseydim, bu adam (size vereceği tepki ile) ateşe girerdi.”[/COLOR][/B] (Bezzar, Heysemî) [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Gönül yapmak, gönül yıkmak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst