Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
.. gösteriş hastalığından nasıl kurtulabiliriz?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 523989" data-attributes="member: 1040028"><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #B22222">Teveccüh-ü nâs denilen gösteriş hastalığından nasıl kurtulabiliriz? Çizgiyi nasıl koruyabilir?</span></strong></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Teveccüh-ü nas:</strong> İnsanlardan şahsa gelen iltifatlar, tebrikler ve yönelişlerdir. Bu anlamda ki, teveccüh her ne şekilde olursa olsun doğru değildir. Hem kişinin manevi hayatına hem de yapacağı hizmete zarardır. Şöhret denen zehirli balı netice veren bir tuzaktır.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Teveccüh-ü nâs, kulların sevgisine, alkışına, takdirine kapılıp, dünyaya geliş gayesinden sapma hastalığıdır. Bu hastalığı tutulanlar kendileri gibi zavallı bir başka insandan medet bekleme gafletine düşerler.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Teveccüh-ü nâs, riyanın davetçisi, rızaya giden yolun da en büyük engelidir; toplumun esiri olmak, onların ayıplamasını günahtan önde tutmak, onların beğenmesini meleklerin teveccühüne tercih etmektir.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Herkesin kendi derdini tek olarak çektiği kabir âlemini, kimsenin kimseye dönüp bakamayacağı mahşer meydanını ve Allah’ın izni olmadan kimsenin şefaat edemeyeceği hesap gününü hatırlayan insanlar, bu hastalığa yakalanmazlar. <strong>“Allah, müminlerden nefislerini ve mallarını Cennet mukabili satın aldı”</strong> (Tevbe, 9/111) ayetine kulak verir ve kendilerini insanların teveccühüne değil “İnsanların Rabbi”in rızasına adarlar; nefis ve mallarını Allah’a satarlar.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Şu var ki, <strong>“Allah için sevmek”</strong>gibi, <strong>“Allah için sevilmek”</strong> de meşru ve güzeldir. Her mümin ister ki, Allah’ın mümin kulları onu sevsinler. Bu arzu nefsanî değil rahmanîdir ve teveccüh-ü nâs hastalığına girmez. </span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Diğer taraftan, insanların ilgi ve alakası istenilmez. Ancak Allah tarafından verilebilir. Allah tarafından verilse de bununla övünülmez, yani bak herkes bana ilgi ve alaka duyuyor, diye övünç ve kibir yapılmaz. Şayet Allah tarafından verilen bu ilgi ve alaka, kişiyi şımartıp övünmeye sevk ediyor ise, bu kişide samimiyet ve ihlas kayboluyor demektir, yani şımarmaya başlıyor anlamına gelir.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Bu anlamda insanların ilgi ve alaka göstermesi; bir ödül ya da mükafat değil, tam aksine bir ceza ve mücazattır. Zira günahlar içinde en büyük günah gösteriş ve kişinin kendi ile kibirlenip övünmesidir. Bu da insan için hayır değil şer getirir. Allah, gösteriş ve kibir ehlini sevmediği gibi, cehennemle de cezalandırır. Öyle ise insanların Allah için olmayan ilgi ve alaka göstermesine sevinmekten ziyade üzülmek gerekir.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Günümüzdeki birçok insanı yoldan çıkarıp şöhretin kölesi haline getiren şey, Allah için olmayan bu ilgi ve alakalardır. Bazılarının hayatı tamamen gösteriş ve riya üstüne bina olmuştur. Bu gibi zavallılar hiçbir zaman doğal ve samimi olamazlar. Her hal ve tavırları yapmacık ve gösteriş içindedir. Adeta yürüyen mücessem bir riya gibidirler. Allah bizleri ve tüm inananları bu gibi hallerden korusun.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Halbuki ihlas ile Allah’ın bir lema teveccühünü kazansak, bu bize ahiret hayatının her aşamasında faydalı ve menfaatli olacaktır.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Esasen, kainata sanatkarı adına baktığımızda, her bir varlık çok cihetlerle Allah'tan bahsediyor. Selimiye Camiine bakan nasıl ki Mimar Sinan'ı hatırlıyor ve onu düşünüyor. Mahlukata tahkiki bir nazarla bakan her mümin de doğrudan doğruya Allah'ın varlığına birliğine intikal eder. Sonsuz ilmini, iradesini, kudretini her masnuatında müşahede eder.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Allah'ı her yerde hazır nazır görür. Her an ve her yerde Allah'ın hazır olduğunu idrak eden bir kimse elbette her durumda ona sığınır ve ondan medet ister. O varken ve yanındayken başkasına bakmak ve meded istemek bir padişahın huzurundayken hizmetçisinden yardım istemek gibi saygısızlık olur. İlmen bunu anlamak kolay gibi görünse de, hayatın bir parçası haline getirip yaşamak elbette kolay değildir.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Bununla beraber, Allah’ın insanlar üstünde sayısız nimetleri vardır. Bu nimetleri insan kendinden bilirse gurur ve kibir olur; eğer bu nimetleri inkar edip gizlerse, bu da Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük olur ki, her iki durum da manevi bir hastalıktır. Yani insanın, üstünde görünen nimetleri kendinden bilmesi nasıl caiz değilse, aynı şekilde o nimetleri yok sayıp inkar etmesi de caiz değildir.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Bu yüzden tahdis-i nimet dediğimiz, <strong>nimeti Allah’tan bilip, bu nimeti üzerinde göstermek ve ilan etmek</strong> yolunu takip etmeliyiz. Tevazuyu bu çerçevede anlamak gerekir. Tevazu aslında nimeti haktan bilmek ve bu nimetleri Allah’ın ihsanı olarak anlatmaktır:</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>“Ve Rabbinin nimetine gelince, artık (onu şükranla) anlat!”</strong> (Duha,93/11)</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><p style="text-align: right">Kaynak: Sorularla İslamiyet</p><p></span></span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 523989, member: 1040028"] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B][COLOR="#B22222"]Teveccüh-ü nâs denilen gösteriş hastalığından nasıl kurtulabiliriz? Çizgiyi nasıl koruyabilir?[/COLOR][/B] [B]Teveccüh-ü nas:[/B] İnsanlardan şahsa gelen iltifatlar, tebrikler ve yönelişlerdir. Bu anlamda ki, teveccüh her ne şekilde olursa olsun doğru değildir. Hem kişinin manevi hayatına hem de yapacağı hizmete zarardır. Şöhret denen zehirli balı netice veren bir tuzaktır. Teveccüh-ü nâs, kulların sevgisine, alkışına, takdirine kapılıp, dünyaya geliş gayesinden sapma hastalığıdır. Bu hastalığı tutulanlar kendileri gibi zavallı bir başka insandan medet bekleme gafletine düşerler. Teveccüh-ü nâs, riyanın davetçisi, rızaya giden yolun da en büyük engelidir; toplumun esiri olmak, onların ayıplamasını günahtan önde tutmak, onların beğenmesini meleklerin teveccühüne tercih etmektir. Herkesin kendi derdini tek olarak çektiği kabir âlemini, kimsenin kimseye dönüp bakamayacağı mahşer meydanını ve Allah’ın izni olmadan kimsenin şefaat edemeyeceği hesap gününü hatırlayan insanlar, bu hastalığa yakalanmazlar. [B]“Allah, müminlerden nefislerini ve mallarını Cennet mukabili satın aldı”[/B] (Tevbe, 9/111) ayetine kulak verir ve kendilerini insanların teveccühüne değil “İnsanların Rabbi”in rızasına adarlar; nefis ve mallarını Allah’a satarlar. Şu var ki, [B]“Allah için sevmek”[/B]gibi, [B]“Allah için sevilmek”[/B] de meşru ve güzeldir. Her mümin ister ki, Allah’ın mümin kulları onu sevsinler. Bu arzu nefsanî değil rahmanîdir ve teveccüh-ü nâs hastalığına girmez. Diğer taraftan, insanların ilgi ve alakası istenilmez. Ancak Allah tarafından verilebilir. Allah tarafından verilse de bununla övünülmez, yani bak herkes bana ilgi ve alaka duyuyor, diye övünç ve kibir yapılmaz. Şayet Allah tarafından verilen bu ilgi ve alaka, kişiyi şımartıp övünmeye sevk ediyor ise, bu kişide samimiyet ve ihlas kayboluyor demektir, yani şımarmaya başlıyor anlamına gelir. Bu anlamda insanların ilgi ve alaka göstermesi; bir ödül ya da mükafat değil, tam aksine bir ceza ve mücazattır. Zira günahlar içinde en büyük günah gösteriş ve kişinin kendi ile kibirlenip övünmesidir. Bu da insan için hayır değil şer getirir. Allah, gösteriş ve kibir ehlini sevmediği gibi, cehennemle de cezalandırır. Öyle ise insanların Allah için olmayan ilgi ve alaka göstermesine sevinmekten ziyade üzülmek gerekir. Günümüzdeki birçok insanı yoldan çıkarıp şöhretin kölesi haline getiren şey, Allah için olmayan bu ilgi ve alakalardır. Bazılarının hayatı tamamen gösteriş ve riya üstüne bina olmuştur. Bu gibi zavallılar hiçbir zaman doğal ve samimi olamazlar. Her hal ve tavırları yapmacık ve gösteriş içindedir. Adeta yürüyen mücessem bir riya gibidirler. Allah bizleri ve tüm inananları bu gibi hallerden korusun. Halbuki ihlas ile Allah’ın bir lema teveccühünü kazansak, bu bize ahiret hayatının her aşamasında faydalı ve menfaatli olacaktır. Esasen, kainata sanatkarı adına baktığımızda, her bir varlık çok cihetlerle Allah'tan bahsediyor. Selimiye Camiine bakan nasıl ki Mimar Sinan'ı hatırlıyor ve onu düşünüyor. Mahlukata tahkiki bir nazarla bakan her mümin de doğrudan doğruya Allah'ın varlığına birliğine intikal eder. Sonsuz ilmini, iradesini, kudretini her masnuatında müşahede eder. Allah'ı her yerde hazır nazır görür. Her an ve her yerde Allah'ın hazır olduğunu idrak eden bir kimse elbette her durumda ona sığınır ve ondan medet ister. O varken ve yanındayken başkasına bakmak ve meded istemek bir padişahın huzurundayken hizmetçisinden yardım istemek gibi saygısızlık olur. İlmen bunu anlamak kolay gibi görünse de, hayatın bir parçası haline getirip yaşamak elbette kolay değildir. Bununla beraber, Allah’ın insanlar üstünde sayısız nimetleri vardır. Bu nimetleri insan kendinden bilirse gurur ve kibir olur; eğer bu nimetleri inkar edip gizlerse, bu da Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük olur ki, her iki durum da manevi bir hastalıktır. Yani insanın, üstünde görünen nimetleri kendinden bilmesi nasıl caiz değilse, aynı şekilde o nimetleri yok sayıp inkar etmesi de caiz değildir. Bu yüzden tahdis-i nimet dediğimiz, [B]nimeti Allah’tan bilip, bu nimeti üzerinde göstermek ve ilan etmek[/B] yolunu takip etmeliyiz. Tevazuyu bu çerçevede anlamak gerekir. Tevazu aslında nimeti haktan bilmek ve bu nimetleri Allah’ın ihsanı olarak anlatmaktır: [B]“Ve Rabbinin nimetine gelince, artık (onu şükranla) anlat!”[/B] (Duha,93/11) [/SIZE][/FONT][/I] [B][I][FONT=Arial][SIZE=3][RIGHT]Kaynak: Sorularla İslamiyet[/RIGHT][/SIZE][/FONT][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
.. gösteriş hastalığından nasıl kurtulabiliriz?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst