Gözyaşı ve Sürur

Muvahhid1

Well-known member
Enes Bin Mâlik (r.a) hazretlerinden rivâyet olunuyor:​


Aleyhis-Salâtü Ves-Selâm Efendimizin huzûr-u saâdetlerinde sessizce oturuyorduk. Bir müddet sükût ettiler. Sonra ağlamaya başladılar. Mübârek gözlerinden yaşlar boşalıyordu. Aradan bir müddet geçtikten sonra, tebessüm buyurup, sevinç ve sürur ifâdelerinde bulundular.​


Hz. Ömer (r.a), hikmetinden suâle cesâret edebildiler. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:​


Şimdi gördüm ki, kıyâmet kopmuştu. Bütün mahlûkât hesaba çekiliyordu.​


Ümmetimden iki kişi huzûra çağırıldı. Birisi zâlim, diğeri mazlum. O bîçâre mazlum:​


Yâ Rabbi, bundan hakkımı istiyorum diye şikâyette bulundu. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak o zâlime:​


Haydi! Bu mazlumun hakkın ver! diye emir buyurdular. Adam:​


Yâ Rabbi, sevaplarımın hepsini hak sahiplerine verdim. Hiç sevabım kalmadı. Bu adama, neyi vereyim?dedi. Bu defa mazlum:​


Yâ Rabbi, mâdem sevâbı kalmadı, öyleyse alacağım kadar, günahlarımdan onun üzerine yükle diye niyazda bulundu.​


Adama onun günahlarından verildi. Hiç sevâbı kalmadığı gibi, bir yığın günahı da yüklenmiş olarak Cehenneme doğru götürülmeye başlandı.​


İşte bunun için ağladım.​


Bu esnâda mazlum için Cenâb-ı Haktan şöyle bir nidâ geldi:​


Başını kaldır ey kulum! Şuraya bir bak O kul gösterilen yere baktı. Cenâb-ı Hak:​


Söyle bakalım, neler gördün? O kul:​


Gümüşten bir şehir... Altın köşkleri ve sarayları gördüm. Bunlar acaba hangi peygamberin, hangi Sıddîkındır? deyince Allâh-ü Teâlâ:​


Bedelini kim verirse onundur! Kul:​


Onun bedelini kim ödeyebilir ki! Kudretim olsaydı bunları satın alırdım dedi. Cenâb-ı Vâcibül-Vücûd:​


Şu dîn kardeşinde olan hakkını affetmen, bu sarayın bedelidir buyurunca O kul hemen:​


Yâ Rabbi, sen şâhit ol. Ben ona hakkımı helâl ettim dedi. Cenâb-ı Hak da:​


Ey kulum! Affetmeye benden daha layık kimse yoktur. O din kardeşini de yanına al. O sarayları size beraberce ihsan eyledim buyurdular.​


İşte sürûruma sebep budur.

alıntı .. ​
 
Üst