Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
GÜLLER AÇTI SOHBETİNDE
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nevzatt" data-source="post: 41102" data-attributes="member: 1580"><p><img src="http://www.resimload.com/070612/T4j_harika_bi_gul.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>HZ. HASAN, dayısı Hind b. Ebi Hale’den Peygamberimizin konuşmasının nasıl olduğunu sorduğu zaman, ondan şu cevabı almıştı: </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Resulûllah, dâima düşünerek konuşurdu. O’nun susması, konuşmasından uzun sürerdi. Lüzumsuz yere konuşmazdı. Söze başlarken de, sözü bitirirken de Allah’ın adını anardı. Konuşurken, kısa ve çok mânâlı kelimelerle konuşurdu, Sözleri gerçek ve yerinde idi. Konuşurken ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı. Kimsenin gönlünü kırmaz, kimseyi hor görmezdi. En ufak nimete bile saygı gösterir, hiçbir nimeti yermezdi. Bir nimeti ne hoşuna gittiği için över, ne de hoşlanmadığı için yererdi. Dünya ve dünya işleri için kızmazdı. Fakat bir hak çiğnenmek istenildiği zaman, onun öcünü almadıkça hiç bir şey kızgınlığının önüne geçemezdi. Kendi şahsı ve için asla kızmaz ve öç almazdı. Bir şeye işaret edeceği zaman, (parmağı ile değil) bütün eliyle işaret ederdi. Konuşurken el hareketi yapar, sağ elinin avucunu, sol elinin baş parmağının iç tarafına vurur dururdu. Kızdığı zaman, kızgınlıktan hemen vazgeçer ve kızdığını belli etmezdi. Neşelendiği, ferahlandığı zaman gözlerini yumardı. En fazla gülmesi gülümsemekti. Gülümserken de, ağzındaki dişleri dolu taneleri gibi görünürdü.”</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Hz. Hüseyin de, Peygamberimizin, sohbetlerinde bulunanlara karşı tutum ve davranışının nasıl olduğunu, babası Hz. Ali’den sormuştu. Hz. Ali ona şöyle anlattı: </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Resulûllah, meclisindekilere karşı daima güleçti. Güzel huylu idi. Esirgemesi, bağışlaması çoktu. Kötü huylu, katı kâlbli, acı dilli değildi. Kimse ile çekişmez, bağırıp çağırmazdı. Kötü söz söylemezdi. Kimseyi ayıplamazdı. Cimri değildi. Hoşlanmadığı şeye göz yumardı. Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi. Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. Kendisini, üç şeyden alıkoymuştu: Kimse ile çekişmezdi, çok konuşmazdı, faydasız, boş şeylerle uğraşmazdı. Halkı da üç şeyde kendi hâline bırakırdı: Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı. Kimseye hakkında hayırlı ve sevaplı olmayan sözü söylemezdi.</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Konuşurken, meclisinde bulunanlar, başlarının üstüne kuş konmuş gibi sessiz ve hareketsiz dururlardı. Sözünü bitirip susunca söyleyeceklerini söylerler; fakat onun yanında asla tartışmaz ve çekişmezlerdi. Birisi konuşurken öbürleri susarlar, konuşmasını bitirinceye kadar onu dinlerlerdi. Resulûllahın yanında, onlardan en sonrakinin sözü ile en öncekinin sözü farksızdı. O’nun huzurunda en sonra konuşan da, ilk önce konuşan gibi dinlenirdi. Meclisinde bulunanlar bir şeye gülerlerse, o da onlara uyarak hareket ederdi. Huzuruna gelen gariplerin, yabancıların sözlerindeki ve sorularındaki katılık ve üzücülüğe, eshabı da kendisi gibi hareket etsinler diye katlanırdı. “Bir ihtiyaç sahibinin, ihtiyacını talep ettiğini gördüğünüz zaman ihtiyacını ele geçirmesi için ona yardım ediniz” derdi. Gerçeğe uygun olmayan övmeyi kabûl etmezdi. Hakka tecavüz etmedikçe kimsenin sözünü kesmez, hakka tecavüz edince de, ya onu men ederek sözünü keser veya o meclisten kalkıp giderdi.”</strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nevzatt, post: 41102, member: 1580"] [img width=900 height=880]http://www.resimload.com/070612/T4j_harika_bi_gul.jpg[/img] [color=#ff5800][size=3][font=comic sans ms][b]HZ. HASAN, dayısı Hind b. Ebi Hale’den Peygamberimizin konuşmasının nasıl olduğunu sorduğu zaman, ondan şu cevabı almıştı: “Resulûllah, dâima düşünerek konuşurdu. O’nun susması, konuşmasından uzun sürerdi. Lüzumsuz yere konuşmazdı. Söze başlarken de, sözü bitirirken de Allah’ın adını anardı. Konuşurken, kısa ve çok mânâlı kelimelerle konuşurdu, Sözleri gerçek ve yerinde idi. Konuşurken ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı. Kimsenin gönlünü kırmaz, kimseyi hor görmezdi. En ufak nimete bile saygı gösterir, hiçbir nimeti yermezdi. Bir nimeti ne hoşuna gittiği için över, ne de hoşlanmadığı için yererdi. Dünya ve dünya işleri için kızmazdı. Fakat bir hak çiğnenmek istenildiği zaman, onun öcünü almadıkça hiç bir şey kızgınlığının önüne geçemezdi. Kendi şahsı ve için asla kızmaz ve öç almazdı. Bir şeye işaret edeceği zaman, (parmağı ile değil) bütün eliyle işaret ederdi. Konuşurken el hareketi yapar, sağ elinin avucunu, sol elinin baş parmağının iç tarafına vurur dururdu. Kızdığı zaman, kızgınlıktan hemen vazgeçer ve kızdığını belli etmezdi. Neşelendiği, ferahlandığı zaman gözlerini yumardı. En fazla gülmesi gülümsemekti. Gülümserken de, ağzındaki dişleri dolu taneleri gibi görünürdü.” Hz. Hüseyin de, Peygamberimizin, sohbetlerinde bulunanlara karşı tutum ve davranışının nasıl olduğunu, babası Hz. Ali’den sormuştu. Hz. Ali ona şöyle anlattı: “Resulûllah, meclisindekilere karşı daima güleçti. Güzel huylu idi. Esirgemesi, bağışlaması çoktu. Kötü huylu, katı kâlbli, acı dilli değildi. Kimse ile çekişmez, bağırıp çağırmazdı. Kötü söz söylemezdi. Kimseyi ayıplamazdı. Cimri değildi. Hoşlanmadığı şeye göz yumardı. Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi. Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. Kendisini, üç şeyden alıkoymuştu: Kimse ile çekişmezdi, çok konuşmazdı, faydasız, boş şeylerle uğraşmazdı. Halkı da üç şeyde kendi hâline bırakırdı: Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı. Kimseye hakkında hayırlı ve sevaplı olmayan sözü söylemezdi. Konuşurken, meclisinde bulunanlar, başlarının üstüne kuş konmuş gibi sessiz ve hareketsiz dururlardı. Sözünü bitirip susunca söyleyeceklerini söylerler; fakat onun yanında asla tartışmaz ve çekişmezlerdi. Birisi konuşurken öbürleri susarlar, konuşmasını bitirinceye kadar onu dinlerlerdi. Resulûllahın yanında, onlardan en sonrakinin sözü ile en öncekinin sözü farksızdı. O’nun huzurunda en sonra konuşan da, ilk önce konuşan gibi dinlenirdi. Meclisinde bulunanlar bir şeye gülerlerse, o da onlara uyarak hareket ederdi. Huzuruna gelen gariplerin, yabancıların sözlerindeki ve sorularındaki katılık ve üzücülüğe, eshabı da kendisi gibi hareket etsinler diye katlanırdı. “Bir ihtiyaç sahibinin, ihtiyacını talep ettiğini gördüğünüz zaman ihtiyacını ele geçirmesi için ona yardım ediniz” derdi. Gerçeğe uygun olmayan övmeyi kabûl etmezdi. Hakka tecavüz etmedikçe kimsenin sözünü kesmez, hakka tecavüz edince de, ya onu men ederek sözünü keser veya o meclisten kalkıp giderdi.”[/b][/font][/size][/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
GÜLLER AÇTI SOHBETİNDE
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst