Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Guller Kan Aglar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Elif_Gibi" data-source="post: 150231" data-attributes="member: 6253"><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Güller Kan Ağlar 1</span></span></span></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><img src="http://resimsevdasi.com/data/media/30/gul1_2.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> </span></span></span></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Zihnî dehr elinden her zaman ağlar,</span></span></span></em></p> <p style="text-align: right"><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Vardım ki bağ ağlar, bağubân ağlar,</span></span></span></em></p> <p style="text-align: right"><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Sümbüller perîşân, güller kan ağlar,</span></span></span></em></p> <p style="text-align: right"><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Şeydâ bülbül terk edeli bu bağı.</span></span></span></em></p><p></p><p> </p><p><em><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">İlk insandan günümüze dek, (belki de bundan sonra Kıyâmet’e kadar), insanlığın gülü, güneşi olan ve onları dünyâ ve âhirette güldürmeye kilitli bulunan gül nefesli, gül endâmlı müstesnâ güzeller, hayâtlarında hep kan ağlamışlardır. Asırları atlayarak, bâzılarının gül dönemlerini kısa kısa ziyâret ettiğimizde, onları vazîfe başında ve çok defa gözyaşı dökerken bulmuşuzdur.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">İşte, Hz. Âdem. İnsanlığın babası. Hüzünle yeryüzüne inince, onunla birlikte, gözünden damlalar da düşüvermişti yerin kupkuru bağrına. Yıllarca ağlayıp durdu büyük Nebî. Ve ardından daha niceleri... Evet, Güller kan ağlar. Kanar güller. Bağ ağlar, bağbân ağlar. Sümbüller perişân ve güller hep kan ağlar.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Yağmur Dergisi’nin, Ekim-Kasım-Aralık 2002 târihli sayısında, ünvânlı başyazı, bende değişik çağrışımlar uyardı; gönlüm hüzün bulutlarıyla kaplandı. Dilerim o yazıyı sizler de görmüşsünüzdür ve mutlaka okumuşsunuzdur.</span></span></span></em></p><p></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Her bir harfi, sabâh serinliğinde, tâze bahar yapraklarının üzerine konmuş, el değmemiş çiğ tâneleri gibi duran ve yine her bir harfine gözyaşı içirilen o makalede, hüzün olmuş yürekleri dağlamış, gözyaşı olmuş gönüllere çağlamış, gür bir his olmuş günâhlarımıza ağlamış, tepeden tırnağa bizi gözyaşına ve hüzne bağlamış, Hüzün İnsânı Muhterem Hocaefendi. Yıllardan beri gözyaşlarını, Hüzün Peygamberi Mahzûn Nebî’nin (Aleyhisselâm) çağımızdaki vârislerinden birisi olma keyfiyetiyle, şimdilerde emârelerini gördüğünü söylediği altın nesil için akıttı durdu, Gönül İnsanı Hocaefendi. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Gözyaşıyla başladı O’nun çağrısı yıllar önce. Gözyaşına davet etti herkesi, ebedî gülmek için. Günâhlarımız için akıttı mukaddes damlaları, sicim sicim. Erzurum, Edirne, İzmir, Ege Bölgesi, İstanbul ve denizaşırı diyârlar. Çöllerde güller açmaya başladı, bir bir yeşermeye durdu O’nun gözyaşlarıyla, kupkuru bir dünyâ.</span></span></span></em></p><p></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Ağlamayı O’nda gören ve O’ndan öğrenen nice hüzün üveykleri de, heybelerinde birkaç damla gözyaşı, hicret yollarına koyuldular. Mukaddes göçü seçtiler, insanımızın ve insanlığın ağlamalarını dindirmek için. Biliyorlardı ki, gözyaşı, aşk’ın biricik semeresiydi, aşk’ın yegâne beslenme kaynağıydı. Biliyorlardı ki, güller bitirmek ve güller dermek için gözyaşı akıtmak gerekti. Güller dererken o gül eller kanamalıydı, yürekler parçalanmalıydı ve dâimâ, Rabbin hoşnutluğunu gözetleyen o gözler de ağlamalıydı. Çünkü onlar, gül rehberlerdi, gül rehberleriydi. Gül alır, gül satarlardı. Biliyorlardı ki, güller kan ağlardı, kan ağlamalıydı. Gül bitirmek için, kanardı güller. Çünkü onlar sevdâ erleriydi, ağlayarak aşklarını terennüm edeceklerdi. Hz. Mevlânâ’nın bir rubâîsinde geçen; “İnle ki, Senin bu iniltilerini işiten bir komşu vardır. Bu komşu Sana, şâh damârından daha yakındır. Ağla ki, çocuğun ağlaması dadısının merhametini uyandırır. Her ne kadar, rûh çocuğunu terbiye eden büyük mürebbî, Seni sevdiği için istediklerini yerine getirse de, Sen yine inle, ağla. Çünkü ağlamak aşkı besler, aşkın sermâyesidir.” hakîkatini çok iyi biliyorlardı. Bundandır ki, O Bahar Güzeli İnsan’ın gözü hep yaşlıydı.</span></span></span></em></p><p></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Artık Sen ağlama Efendim, n’olursun ağlama. Ayyüzlüm, dağılsın artık birazcık hüzün bulutları aydınlık çehrenden. Sana yapılan duâlar erişir artık, ağlama Efendim. Sen, ağlama mîadını artık doldurmuş olmalısın. Çünkü Sen gözyaşlarınla, binlerce mahzûn gönülleri güldürdün, dağlanmış sînelere kevser serptin Efendim. Senin, gözyaşlarına kıyamayanların var Efendim. Onlardan, Senin zülüflerinin dağılmasıyla, yüreği burkulanlar var Efendim. Her ne kadar gözyaşı, çok şey demek olsa da, Sen ağlama Efendim. Senin inlemelerine yer, gök, kürsüler ve ağlayan binlerce göz şâhittir Efendim. Ve artık Senin; Osmânların, Alilerin, Ömerlerin.. hattâ Zaferlerin, daha nice isimsiz neferlerin, adına gözyaşı dökecek muhabbet fedâîlerin var Efendim.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Âdetâ bir “gözyaşı çağrısı, münâcâtı ve destânı” olan o hüzünlü yazıda, şiirlerinden alıntı yapılan Bayburtlu Zihnî de, elbette ki dikkatimizi çekmiş olmalıdır. Muhtelif eserlerinde ve sohbetlerinde, bu şâirin şiirlerine atıfta bulunan Hocaefendi’nin, içinde bulunduğu gurbet rûh hâleti, çok sevdiği vatanını ve meftûn olduğu insanımızı gurbetten buruk bir özlemle seyredişi, Şâir Zihnî’nin de geçirmiş olduğu bâzı acıklı olaylar bir benzerlik arzediyor. Bayburtlu Zihnî’nin hayât hikâyesine icmâlen baktığımızda, bu hüzün yüklü benzerlik görülecektir, zannediyorum. Bunun için; gözyaşlarını şu güzel vatanımızın bağrına akıtan, gözyaşı şâiri Zihnî’ye de (1801-1859) uğrayalım:</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Âşık tarzı söyleyiş ve sihirli terennümleriyle; yurt sevgisiyle örgülediği şiirleriyle tanınan Bayburtlu Zihnî, 19. Asrın seçkin, tanınmış, halk-sâz şâirlerindendir. Bir, Doğu Anadolu şâiridir. İyi bir medrese tahsîlinden sonra, 20 yaşlarında iken İstanbul’a gelmiş; 1826-8 yıllarında, On küsûr yıllık ilk gurbetinden sonra, “Mevlâm izin verdi, geldik vatana” deyip sevinen Zihnî, çok sevdiği memleketi Bayburt’a dönmüştür. Ardahan, Artvin, Erzurum gibi Doğu illerimizin bir kısmı ve Bayburt, Moskof ayakları altında çiğnenmişti. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Memleketinde, 1828-1829 Rus Saldırısı’nın fâcialarıyla karşılaşan şâir kan ağlayarak, Bayburt’dan hicret etmiştir. Bu işgâlin acısını ebedîleştirmek için, ‘asırlarca bir ağlayış’ olabilecek keyfiyette, o meşhûr şiirini okumuştur. İşgâlin acısını, sert tasvir, açık kelime ve hücûmlarla değil; âdetâ sembolik bir tarzda, zarif teşbih ve îmâlarla anlatmıştır. Erzurum ve Bayburt, Rus işgâlinden kurtulduktan sonra ise, tekrâr döndüğü yurdunu harâb ve perîşân bulmuştur, “Var mı cihânda âdeme cennet vatan gibi” diyen, öz yurduna âşık Zihnî. Değerli bir insandı, hem de dürüsttü. Onun için, diyârdan diyâra atılarak, aziller, mahrûmiyetler içinde çileli bir hayât yaşadı Zihnî. Hacca gitti, Mısır’a uğradı ve Abdülmecîd Hân’ın Akkâ’ya yolladığı donanmada bulundu. 19. Asır ortalarında, altmış küsûr yıllık ömrünü Bayburt’un toprağına gömmek için, “Cihânda çok yaşadık, bilmedik bu yanda ne var; ölüm geleydi gidek bir görek o yanda ne var” diye diye gelirken, Bayburt yolunda, Trabzon’a yakın bulunan, Bahçeyaka Köyü’nde vefât etmiştir. Ancak, 1936 yılında mezârı, çok sevdiği Bayburt’a nakledildi. 1829’da Edirne antlaşmasıyla biten, Bayburt yakınında yapılan Rus harbinde, O da bulundu. İşgâlin bütün acılarını, hicretin bütün zorluklarını ve sızılarını iliklerine kadar tattı. “Leylâsını yitirmiş mecnûn misâli, gezmiş dağdan dağa yoktur durağı” deyip inledi. Bir de işgâlden sonraki Bayburt’u görünce, baktı ki belde yıkık, bahçeler harâp, bağlar bozulmuş, petekler sönmüş, bağırlar yanık ve kalpler perîşândır, Zihnî de iki büklüm olup inledi. Zihnî, Abdülmecîd Hân dönemi şâiridir. Az sayıda bulunan koşmaları daha parlaktır. Zulümlere, haksızlıklara kolay tahammül edemeyen ve bu yüzden, medhiyeleri kadar hicviyeleri de dikkat çeken Zihnî’nin bilhassa sıla hasreti ve Moskof zulümleri dolayısıyla terennüm ettiği hicrân şiirleri çok güzel ve bu mevzûlardaki destânları çok mühim. Bir de Na‘t-ı Şerîf’i vardır.</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Bayburd’un Ruslar tarafından vîrân edilmesi üzerine söylediği –ayrı ayrı iki kişinin de bestelemiş olduğu- meşhûr duygusal ağıtı:</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Vardım ki, yurdundan ayak göçürmüş, Âh elinden zülfü kemendim benim,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı, Müjgân değdi, sînem yaralandı gel,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Câmlar şikest olmuş, meyler dökülmüş, Günbegün artmakta derd ile gamım,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Sâkîler meclisten kesmiş ayâğı. Uç verdi yaralar, sıralandı gel.</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Hangi dağda bulsam ben o marali, Gamdan hisâr oldu meskenim yurdum,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Hangi yerde görsem çeşm-i gazâli, Tükenmez âvâzım, okunmaz virdim,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Avcılardan kaçmış ceylân misâli, Üç değil, beş değil, yüz oldu derdim,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Kaçmış dağdan dağa, yokur durağı. Yüklendi gam yüküm, kiralandı gel.</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Lâleyi, sümbülü, gülü hâr almış, Zihniyâ, tekin dur haftada ayda,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Zevk u şevk ehlini âh u zâr almış, Sevip ayrılmada, ne buldun fayda?</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Süleymân tahtını sanki mâr almış, Azrâil göğsümde, cânım hey heyde,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Gama tebdîl olmuş ülfetin çağı. Gözlerimin akı karalandı, gel.</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Zihnî dehr elinden her zaman ağlar,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Vardım ki bağ ağlar, bağbân ağlar,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Sümbüller perîşân, güller kan ağlar,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Şeydâ bülbül terk edeli bu bağı.</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">***</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Erzurum küffâra bey’at edince, Lâlesinin bağrı hecr ile dağlı</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Figâna bağlandı Bayburd diyârı, Çok yazılar görmüş karalı ağlı,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Gülü hâre kaldı bülbülü zâre, Goncanın dört yanı hâr ile bağlı,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Soldu benefşesi gülberk-i bârı Bükülmüş servinin kadd-i nigârı.</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Cümle ahâlinin kaddi büküldü, Sabîler sübyânlar hep zâr elinden,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Her birisi köye kente döküldü, Câmî’ler kan ağlar küffâr elinden,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Yüklendi gam yükün yola çekildi, Bunların cümlesi Gaffâr elinden,</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: red">Bir bir ardı sıra turna katarı. Yazılmış bozulmaz takdîr-i Bârî.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">(Câm: Kadeh; Şikest olmuş: Kırılmış; Maral: Ceylân; Hâr: Diken; Mâr: Yılan; Müjgân: Kirpik)</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Bayram Kusursuz</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Microsoft Sans Serif'"><span style="color: black">Herkul.org </span></span></span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Elif_Gibi, post: 150231, member: 6253"] [CENTER][I][FONT=Microsoft Sans Serif][SIZE=3][COLOR=red]Güller Kan Ağlar 1[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I][/CENTER] [CENTER][I][FONT=Microsoft Sans Serif][SIZE=3][COLOR=red][IMG]http://resimsevdasi.com/data/media/30/gul1_2.jpg[/IMG] [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I][/CENTER] [RIGHT][I][FONT=Microsoft Sans Serif][SIZE=3][COLOR=red]Zihnî dehr elinden her zaman ağlar,[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Vardım ki bağ ağlar, bağubân ağlar,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Sümbüller perîşân, güller kan ağlar,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Şeydâ bülbül terk edeli bu bağı.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][/RIGHT] [I][FONT=Microsoft Sans Serif][SIZE=3][COLOR=black]İlk insandan günümüze dek, (belki de bundan sonra Kıyâmet’e kadar), insanlığın gülü, güneşi olan ve onları dünyâ ve âhirette güldürmeye kilitli bulunan gül nefesli, gül endâmlı müstesnâ güzeller, hayâtlarında hep kan ağlamışlardır. Asırları atlayarak, bâzılarının gül dönemlerini kısa kısa ziyâret ettiğimizde, onları vazîfe başında ve çok defa gözyaşı dökerken bulmuşuzdur.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]İşte, Hz. Âdem. İnsanlığın babası. Hüzünle yeryüzüne inince, onunla birlikte, gözünden damlalar da düşüvermişti yerin kupkuru bağrına. Yıllarca ağlayıp durdu büyük Nebî. Ve ardından daha niceleri... Evet, Güller kan ağlar. Kanar güller. Bağ ağlar, bağbân ağlar. Sümbüller perişân ve güller hep kan ağlar.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Yağmur Dergisi’nin, Ekim-Kasım-Aralık 2002 târihli sayısında, ünvânlı başyazı, bende değişik çağrışımlar uyardı; gönlüm hüzün bulutlarıyla kaplandı. Dilerim o yazıyı sizler de görmüşsünüzdür ve mutlaka okumuşsunuzdur.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Her bir harfi, sabâh serinliğinde, tâze bahar yapraklarının üzerine konmuş, el değmemiş çiğ tâneleri gibi duran ve yine her bir harfine gözyaşı içirilen o makalede, hüzün olmuş yürekleri dağlamış, gözyaşı olmuş gönüllere çağlamış, gür bir his olmuş günâhlarımıza ağlamış, tepeden tırnağa bizi gözyaşına ve hüzne bağlamış, Hüzün İnsânı Muhterem Hocaefendi. Yıllardan beri gözyaşlarını, Hüzün Peygamberi Mahzûn Nebî’nin (Aleyhisselâm) çağımızdaki vârislerinden birisi olma keyfiyetiyle, şimdilerde emârelerini gördüğünü söylediği altın nesil için akıttı durdu, Gönül İnsanı Hocaefendi. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Gözyaşıyla başladı O’nun çağrısı yıllar önce. Gözyaşına davet etti herkesi, ebedî gülmek için. Günâhlarımız için akıttı mukaddes damlaları, sicim sicim. Erzurum, Edirne, İzmir, Ege Bölgesi, İstanbul ve denizaşırı diyârlar. Çöllerde güller açmaya başladı, bir bir yeşermeye durdu O’nun gözyaşlarıyla, kupkuru bir dünyâ.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Ağlamayı O’nda gören ve O’ndan öğrenen nice hüzün üveykleri de, heybelerinde birkaç damla gözyaşı, hicret yollarına koyuldular. Mukaddes göçü seçtiler, insanımızın ve insanlığın ağlamalarını dindirmek için. Biliyorlardı ki, gözyaşı, aşk’ın biricik semeresiydi, aşk’ın yegâne beslenme kaynağıydı. Biliyorlardı ki, güller bitirmek ve güller dermek için gözyaşı akıtmak gerekti. Güller dererken o gül eller kanamalıydı, yürekler parçalanmalıydı ve dâimâ, Rabbin hoşnutluğunu gözetleyen o gözler de ağlamalıydı. Çünkü onlar, gül rehberlerdi, gül rehberleriydi. Gül alır, gül satarlardı. Biliyorlardı ki, güller kan ağlardı, kan ağlamalıydı. Gül bitirmek için, kanardı güller. Çünkü onlar sevdâ erleriydi, ağlayarak aşklarını terennüm edeceklerdi. Hz. Mevlânâ’nın bir rubâîsinde geçen; “İnle ki, Senin bu iniltilerini işiten bir komşu vardır. Bu komşu Sana, şâh damârından daha yakındır. Ağla ki, çocuğun ağlaması dadısının merhametini uyandırır. Her ne kadar, rûh çocuğunu terbiye eden büyük mürebbî, Seni sevdiği için istediklerini yerine getirse de, Sen yine inle, ağla. Çünkü ağlamak aşkı besler, aşkın sermâyesidir.” hakîkatini çok iyi biliyorlardı. Bundandır ki, O Bahar Güzeli İnsan’ın gözü hep yaşlıydı.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Artık Sen ağlama Efendim, n’olursun ağlama. Ayyüzlüm, dağılsın artık birazcık hüzün bulutları aydınlık çehrenden. Sana yapılan duâlar erişir artık, ağlama Efendim. Sen, ağlama mîadını artık doldurmuş olmalısın. Çünkü Sen gözyaşlarınla, binlerce mahzûn gönülleri güldürdün, dağlanmış sînelere kevser serptin Efendim. Senin, gözyaşlarına kıyamayanların var Efendim. Onlardan, Senin zülüflerinin dağılmasıyla, yüreği burkulanlar var Efendim. Her ne kadar gözyaşı, çok şey demek olsa da, Sen ağlama Efendim. Senin inlemelerine yer, gök, kürsüler ve ağlayan binlerce göz şâhittir Efendim. Ve artık Senin; Osmânların, Alilerin, Ömerlerin.. hattâ Zaferlerin, daha nice isimsiz neferlerin, adına gözyaşı dökecek muhabbet fedâîlerin var Efendim.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Âdetâ bir “gözyaşı çağrısı, münâcâtı ve destânı” olan o hüzünlü yazıda, şiirlerinden alıntı yapılan Bayburtlu Zihnî de, elbette ki dikkatimizi çekmiş olmalıdır. Muhtelif eserlerinde ve sohbetlerinde, bu şâirin şiirlerine atıfta bulunan Hocaefendi’nin, içinde bulunduğu gurbet rûh hâleti, çok sevdiği vatanını ve meftûn olduğu insanımızı gurbetten buruk bir özlemle seyredişi, Şâir Zihnî’nin de geçirmiş olduğu bâzı acıklı olaylar bir benzerlik arzediyor. Bayburtlu Zihnî’nin hayât hikâyesine icmâlen baktığımızda, bu hüzün yüklü benzerlik görülecektir, zannediyorum. Bunun için; gözyaşlarını şu güzel vatanımızın bağrına akıtan, gözyaşı şâiri Zihnî’ye de (1801-1859) uğrayalım:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Âşık tarzı söyleyiş ve sihirli terennümleriyle; yurt sevgisiyle örgülediği şiirleriyle tanınan Bayburtlu Zihnî, 19. Asrın seçkin, tanınmış, halk-sâz şâirlerindendir. Bir, Doğu Anadolu şâiridir. İyi bir medrese tahsîlinden sonra, 20 yaşlarında iken İstanbul’a gelmiş; 1826-8 yıllarında, On küsûr yıllık ilk gurbetinden sonra, “Mevlâm izin verdi, geldik vatana” deyip sevinen Zihnî, çok sevdiği memleketi Bayburt’a dönmüştür. Ardahan, Artvin, Erzurum gibi Doğu illerimizin bir kısmı ve Bayburt, Moskof ayakları altında çiğnenmişti. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Memleketinde, 1828-1829 Rus Saldırısı’nın fâcialarıyla karşılaşan şâir kan ağlayarak, Bayburt’dan hicret etmiştir. Bu işgâlin acısını ebedîleştirmek için, ‘asırlarca bir ağlayış’ olabilecek keyfiyette, o meşhûr şiirini okumuştur. İşgâlin acısını, sert tasvir, açık kelime ve hücûmlarla değil; âdetâ sembolik bir tarzda, zarif teşbih ve îmâlarla anlatmıştır. Erzurum ve Bayburt, Rus işgâlinden kurtulduktan sonra ise, tekrâr döndüğü yurdunu harâb ve perîşân bulmuştur, “Var mı cihânda âdeme cennet vatan gibi” diyen, öz yurduna âşık Zihnî. Değerli bir insandı, hem de dürüsttü. Onun için, diyârdan diyâra atılarak, aziller, mahrûmiyetler içinde çileli bir hayât yaşadı Zihnî. Hacca gitti, Mısır’a uğradı ve Abdülmecîd Hân’ın Akkâ’ya yolladığı donanmada bulundu. 19. Asır ortalarında, altmış küsûr yıllık ömrünü Bayburt’un toprağına gömmek için, “Cihânda çok yaşadık, bilmedik bu yanda ne var; ölüm geleydi gidek bir görek o yanda ne var” diye diye gelirken, Bayburt yolunda, Trabzon’a yakın bulunan, Bahçeyaka Köyü’nde vefât etmiştir. Ancak, 1936 yılında mezârı, çok sevdiği Bayburt’a nakledildi. 1829’da Edirne antlaşmasıyla biten, Bayburt yakınında yapılan Rus harbinde, O da bulundu. İşgâlin bütün acılarını, hicretin bütün zorluklarını ve sızılarını iliklerine kadar tattı. “Leylâsını yitirmiş mecnûn misâli, gezmiş dağdan dağa yoktur durağı” deyip inledi. Bir de işgâlden sonraki Bayburt’u görünce, baktı ki belde yıkık, bahçeler harâp, bağlar bozulmuş, petekler sönmüş, bağırlar yanık ve kalpler perîşândır, Zihnî de iki büklüm olup inledi. Zihnî, Abdülmecîd Hân dönemi şâiridir. Az sayıda bulunan koşmaları daha parlaktır. Zulümlere, haksızlıklara kolay tahammül edemeyen ve bu yüzden, medhiyeleri kadar hicviyeleri de dikkat çeken Zihnî’nin bilhassa sıla hasreti ve Moskof zulümleri dolayısıyla terennüm ettiği hicrân şiirleri çok güzel ve bu mevzûlardaki destânları çok mühim. Bir de Na‘t-ı Şerîf’i vardır.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Bayburd’un Ruslar tarafından vîrân edilmesi üzerine söylediği –ayrı ayrı iki kişinin de bestelemiş olduğu- meşhûr duygusal ağıtı:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Vardım ki, yurdundan ayak göçürmüş, Âh elinden zülfü kemendim benim,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı, Müjgân değdi, sînem yaralandı gel,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Câmlar şikest olmuş, meyler dökülmüş, Günbegün artmakta derd ile gamım,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Sâkîler meclisten kesmiş ayâğı. Uç verdi yaralar, sıralandı gel.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Hangi dağda bulsam ben o marali, Gamdan hisâr oldu meskenim yurdum,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Hangi yerde görsem çeşm-i gazâli, Tükenmez âvâzım, okunmaz virdim,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Avcılardan kaçmış ceylân misâli, Üç değil, beş değil, yüz oldu derdim,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Kaçmış dağdan dağa, yokur durağı. Yüklendi gam yüküm, kiralandı gel.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Lâleyi, sümbülü, gülü hâr almış, Zihniyâ, tekin dur haftada ayda,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Zevk u şevk ehlini âh u zâr almış, Sevip ayrılmada, ne buldun fayda?[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Süleymân tahtını sanki mâr almış, Azrâil göğsümde, cânım hey heyde,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Gama tebdîl olmuş ülfetin çağı. Gözlerimin akı karalandı, gel.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Zihnî dehr elinden her zaman ağlar,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Vardım ki bağ ağlar, bağbân ağlar,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Sümbüller perîşân, güller kan ağlar,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Şeydâ bülbül terk edeli bu bağı.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]***[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Erzurum küffâra bey’at edince, Lâlesinin bağrı hecr ile dağlı[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Figâna bağlandı Bayburd diyârı, Çok yazılar görmüş karalı ağlı,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Gülü hâre kaldı bülbülü zâre, Goncanın dört yanı hâr ile bağlı,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Soldu benefşesi gülberk-i bârı Bükülmüş servinin kadd-i nigârı.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Cümle ahâlinin kaddi büküldü, Sabîler sübyânlar hep zâr elinden,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Her birisi köye kente döküldü, Câmî’ler kan ağlar küffâr elinden,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Yüklendi gam yükün yola çekildi, Bunların cümlesi Gaffâr elinden,[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=red]Bir bir ardı sıra turna katarı. Yazılmış bozulmaz takdîr-i Bârî.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black](Câm: Kadeh; Şikest olmuş: Kırılmış; Maral: Ceylân; Hâr: Diken; Mâr: Yılan; Müjgân: Kirpik)[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Bayram Kusursuz[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Microsoft Sans Serif][COLOR=black]Herkul.org [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Guller Kan Aglar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst