Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
“Günahkâr kulun duâsı kabul olur mu?”
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 272303" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #888888">:</span> “Günahkâr kulun duâsı kabul olur mu?” </strong></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">İslâm’da duânın kabul şartları içinde kişinin günahkâr olup olmaması ile ilgili bir şart yoktur.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Kul günah işler. Allah bağışlar.Günah, kulun duâsı ile Allah arasında bir perde oluşturmaz. Her kulun duâsı cevabı hak eder. Cevap bir nevî kabuldür. Yeter ki kul duâyı kesmesin.Öte yandan, Kur’ân mü’min kulları ısrarla tövbeye dâvet ediyor.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p> <span style="font-size: 12px">Hatta <strong>“Kim tövbe etmezse, işte onlar, kendilerine zulmedenlerdir.”</strong> 1 der. Oysa tövbe etmek başlı başına bir duâdır. Ve günah tövbeyi gerekli ve hatta zorunlu kılıyor. Öyleyse, “Günahkârım, o halde duâ edemem” gibi bir şartlanmanın İslâm’da yeri yoktur. </span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Tövbeye ve duâya devam emri vardır.<strong>“Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?” </strong>2 ve “Duâ<strong> edin, size cevap vereyim.” </strong>3 âyetlerinin tefsirinde önemli duâ üslûplarına işaret eden Bedîüzzaman, duânın kabul şartlarının bu üslûplar ve diller içinde gizli olduğunu beyan eder. Bedîüzzaman’a göre, adabına uygun olarak Cenâb-ı Hak’tan bir şey istendiğinde, Cenâb-ı Hak verir. </span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong>Duâda kullanılan önemli üslûplar ve diller şunlardır:</strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">1- İstidat dili: İstidat ve yeteneklerin dili ile istenen şey daima verilir. Bütün varlıkların istidat dili ile yaptıkları duâlar Allah’ın dergâhına yükselmekte ve kabul görmektedir. Buna bütün kâinat şahittir.2</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">- Fıtrî ihtiyaç dili: İstenen şey, fıtrî bir ihtiyaç ise, kabul edilir. Duâlarını fıtrî ihtiyaç diliyle yapan canlılar, ihtiyaçlarına ummadıkları şekillerde ulaşmaktadırlar. </span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">3- Iztırar dili: Zorda kalan ve dert çeken acı sahibi birisinin “acı diliyle” yaptığı duâyı Cenâb-ı Hak makbul sayar.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">4- Hal ve fiil dili: Bizzat fiil ve davranışlarıyla uygun tutum sergilenerek yapılan duâlar makbule şayandır. </span></p><p><span style="font-size: 12px">Sebepleri bir araya getirmek, Allah’ın istenen şeyi vermesi için görmek istediği bir fiilî duâ hâlidir. Meselâ hasta olan birisi doktora, eczacıya Allah’tan şifa talebiyle gider, ilâçlarını Allah’tan şifa talebiyle alır ve kullanır. Hastanın bu hâli bir duâ vaziyetidir ki, Cenâb-ı Hak katında makbul sayılır. Yine meselâ bir çiftçi, Cenâb-ı Hak’tan bereketli ürün istemek için, toprağı sürmekle rahmet kapısını çalmış olur. </span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">5- Söz ve kalp dili: İlk dört dil ile ulaşılmayan bir istek ve ihtiyaç için nihayet söz dili ile duâ edilir ve Cenâb-ı Hak’tan istenir. Kul, güç yetiremediği konularda diliyle ve kalbiyle Allah’ın kudret ve rahmetine sığınır, Cenâb-ı Hak da bu sığınışı inşaallah kabul eder.Duâ da bir ibadet olduğundan, dünyevî maksatlar gaye edilerek yapılmayacağını beyan eden Üstad Saîd Nursî, ibadetin gayesinin uhrevî olduğunu, dünyevî maksatların ise ancak bu ibadetin özel vakitleri hükmünde olduğunu kaydeder. </span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bedîüzzaman’a göre, belâların gelmesi, dertlerin verilmesi, hastalıkların ve muzır şeylerin musallat olması bazı duâların hususî vakitleridir. Bu vakitlerde Cenâb-ı Hakk’a duâ edilmelidir. Ancak belâlar gitmez ise, “Duâm kabul olmadı.” denilmemeli; “Duânın vakti bitmedi.” denilmeli ve duâya devam edilmelidir. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmemelidir. 4</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><strong>Dipnotlar:</strong></p><p>1- Hucurat Sûresi: 11. </p><p>2- Furkân Sûresi, 25/77.</p><p> 3- Mü’min Sûresi, 40/60.</p><p>4- Bedîüzzaman, Sözler, s. 287.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 272303, member: 1004566"] [SIZE=3][B][COLOR=#888888]:[/COLOR] “Günahkâr kulun duâsı kabul olur mu?” [/B] İslâm’da duânın kabul şartları içinde kişinin günahkâr olup olmaması ile ilgili bir şart yoktur. Kul günah işler. Allah bağışlar.Günah, kulun duâsı ile Allah arasında bir perde oluşturmaz. Her kulun duâsı cevabı hak eder. Cevap bir nevî kabuldür. Yeter ki kul duâyı kesmesin.Öte yandan, Kur’ân mü’min kulları ısrarla tövbeye dâvet ediyor. Hatta [B]“Kim tövbe etmezse, işte onlar, kendilerine zulmedenlerdir.”[/B] 1 der. Oysa tövbe etmek başlı başına bir duâdır. Ve günah tövbeyi gerekli ve hatta zorunlu kılıyor. Öyleyse, “Günahkârım, o halde duâ edemem” gibi bir şartlanmanın İslâm’da yeri yoktur. Tövbeye ve duâya devam emri vardır.[B]“Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?” [/B]2 ve “Duâ[B] edin, size cevap vereyim.” [/B]3 âyetlerinin tefsirinde önemli duâ üslûplarına işaret eden Bedîüzzaman, duânın kabul şartlarının bu üslûplar ve diller içinde gizli olduğunu beyan eder. Bedîüzzaman’a göre, adabına uygun olarak Cenâb-ı Hak’tan bir şey istendiğinde, Cenâb-ı Hak verir. [B]Duâda kullanılan önemli üslûplar ve diller şunlardır:[/B] 1- İstidat dili: İstidat ve yeteneklerin dili ile istenen şey daima verilir. Bütün varlıkların istidat dili ile yaptıkları duâlar Allah’ın dergâhına yükselmekte ve kabul görmektedir. Buna bütün kâinat şahittir.2 - Fıtrî ihtiyaç dili: İstenen şey, fıtrî bir ihtiyaç ise, kabul edilir. Duâlarını fıtrî ihtiyaç diliyle yapan canlılar, ihtiyaçlarına ummadıkları şekillerde ulaşmaktadırlar. 3- Iztırar dili: Zorda kalan ve dert çeken acı sahibi birisinin “acı diliyle” yaptığı duâyı Cenâb-ı Hak makbul sayar. 4- Hal ve fiil dili: Bizzat fiil ve davranışlarıyla uygun tutum sergilenerek yapılan duâlar makbule şayandır. Sebepleri bir araya getirmek, Allah’ın istenen şeyi vermesi için görmek istediği bir fiilî duâ hâlidir. Meselâ hasta olan birisi doktora, eczacıya Allah’tan şifa talebiyle gider, ilâçlarını Allah’tan şifa talebiyle alır ve kullanır. Hastanın bu hâli bir duâ vaziyetidir ki, Cenâb-ı Hak katında makbul sayılır. Yine meselâ bir çiftçi, Cenâb-ı Hak’tan bereketli ürün istemek için, toprağı sürmekle rahmet kapısını çalmış olur. 5- Söz ve kalp dili: İlk dört dil ile ulaşılmayan bir istek ve ihtiyaç için nihayet söz dili ile duâ edilir ve Cenâb-ı Hak’tan istenir. Kul, güç yetiremediği konularda diliyle ve kalbiyle Allah’ın kudret ve rahmetine sığınır, Cenâb-ı Hak da bu sığınışı inşaallah kabul eder.Duâ da bir ibadet olduğundan, dünyevî maksatlar gaye edilerek yapılmayacağını beyan eden Üstad Saîd Nursî, ibadetin gayesinin uhrevî olduğunu, dünyevî maksatların ise ancak bu ibadetin özel vakitleri hükmünde olduğunu kaydeder. Bedîüzzaman’a göre, belâların gelmesi, dertlerin verilmesi, hastalıkların ve muzır şeylerin musallat olması bazı duâların hususî vakitleridir. Bu vakitlerde Cenâb-ı Hakk’a duâ edilmelidir. Ancak belâlar gitmez ise, “Duâm kabul olmadı.” denilmemeli; “Duânın vakti bitmedi.” denilmeli ve duâya devam edilmelidir. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmemelidir. 4 [/SIZE] [B]Dipnotlar:[/B] 1- Hucurat Sûresi: 11. 2- Furkân Sûresi, 25/77. 3- Mü’min Sûresi, 40/60. 4- Bedîüzzaman, Sözler, s. 287. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
“Günahkâr kulun duâsı kabul olur mu?”
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst