Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nurul reþha" data-source="post: 214075" data-attributes="member: 1008015"><p><a href="http://www.risaleinurenstitusu.com/tr/kulliyat/images/books/kast/b559.gif" target="_blank"><img src="http://www.risaleinurenstitusu.com/tr/kulliyat/images/books/kast/b559.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></a></p><p></p><p><strong>Bu ayetin işaretinin beyanında, <span style="color: red">"Onlar dünya hayatını seve seve ahirete tercih ederler..." İbrahim Sûresi: 14:3 </span> bahsinde denilmiş ki: </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bu asrın bir hassası şudur ki, hayat-ı dünyeviye yi hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: blue"><em>Ne dehşetli bir hal ki bu asırda Medeniyet denilen melanet pek çok kimseye bu kısacık fani dünya hayatını baki ve ebedi olan ahiret hayatına BİLEREK VE İSTEYEREK tercih ettiriyor. Yani adi değersiz bir cam parçasına çok değerli ve kıymetli elmasları tercih ettiriyor. Ne acı ki bunu tercih eden bunu bilerek ve isteyerek yapıyor.</em></span></strong> <strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ben bundan çok hayret ediyordum. Bugünlerde ihtar edildi ki, nasıl bir uzv-u insanî hastalansa, yaralansa, sair âzâ vazifelerini kısmen bırakıp onun imdadına koşar. Öyle de, hırs-ı hayat ve hıfzı ve zevk-i hayat ve aşkı taşıyan ve fıtrat-ı insaniye de derç edilen bir cihaz-ı insaniye, çok esbapla yaralanmış, sair letaifi kendiyle meşgul edip sukut ettirmeye başlamış; vazife-i hakiki yelerini onlara unutturmaya çalışıyor. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><em><span style="color: blue">Üstad dehşetli bir gerçeği söylüyor. Ve bunun sebebini de şöyle açıklıyor: Nasıl vücudumuzda her hangi bir organımız yaralansa bütün organlarımız onunla alakadar olur. Onun acısıyla acı duyarız. Bir yerimiz yaralandığında elimiz kolumuz ayaklarımız beynimiz o yaralı organa karşı dikkat kesiliriz, onu ger türlü dış etkiden sakınırız. Ayak parmağımız acısa onu her hangi bir taşa değmemesi için hareketlerimizi ona göre ayarlarız. İşte onun gibi bu zamanda Manevi Vücudumuzun bir organı olan hayat hırsı olan daha iyi daha güzel daha rahat yaşama hırsımız ile hayat zevki dediğimiz hayatımızı daha zevkli daha eylenceli geçirme isteği olan ve yaratılışımızdan gelen bu istek ve arzularımız yara almış. Diğer güzel duygularımızı, isteklerimizi, bizi biz yapan güzel latifelerimizi kendisiyle meşgul ederek insanın yaratılışından gelen güzel duygularını susturmaya ve o duygularını kendine hizmetkar etmeye başlamış. O güzel duygularımızı bize unutturmaya çalışıyor.</span></em> </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hem nasıl ki bir cazibedar sefihane ve sarhoşane şâşaalı bir eğlence bulunsa, çocuklar ve serseriler gibi, büyük makamlarda bulunan insanlar ve mesture hanımlar dahi o cazibeye kapılıp hakikî vazifelerini tatil ederek iştirak ediyorlar. Öyle de, bu asırda hayat-ı insaniye, hususan hayat-ı içtimaiyesi öyle dehşetli, fakat cazibeli ve elîm, fakat meraklı bir vaziyet almış ki, insanın ulvî latifelerini ve kalb ve aklını nefs-i emmaresinin arkasına düşürüp pervane gibi o fitne ateşlerine düşürttürüyor.</strong></p><p> <strong></strong></p><p><strong><span style="color: blue"><em>Bir yerde çok eğlenceli, çok sesli, şamatalı sarhoşane bir eğlence bulunsa tüm aklı başında insanlar, gençler, hanımlar o eğlenceye iştirak ediyorlar. Öylede bu asırda içtimai hayat ve insan hayatı öyle bir hal almış ki tüm insanlığı etrafında pervane edip o fitne ateşine düşürüyor. Zehirli bir bal gibi insanlığın tüm aklını kalbini nefsi emaresinin peşinden koşturuyor. Tüm insanlığı bir pervane gibi o fitne ateşine atıyor. </em></span></strong> <strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Evet, hayat-ı dünyeviyenin muhafazası için, zaruret derecesinde olmak şartıyla, bazı umur-u uhreviyeye muvakkaten tercih edilmesine ruhsat-ı şer'iye var. Fakat, yalnız bir ihtiyaca binaen helâkete sebebiyet vermeyen bir zarara göre tercih edilmez, ruhsat yoktur. Halbuki bu asır, o damar-ı insanîyi o derece şırınga etmiş ki, küçük bir ihtiyaç ve âdi bir zarar-ı dünyevî yüzünden elmas gibi umur-u diniyeyi terk eder. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: blue"><em>Halbuki bu geçici dünya hayatı zaruret derecesinde olmak şartıyla ahirete tercih edilebilir. Ölmemek için, hayatta kalmak için az bir miktar haram şeyin yenilmesinin mübah olması gibi zaruret anında bu tercih söz konusu olabilir. Fakat bu zamandabu insanlık damarına öyle bir şırınga yapılmış ki; küçük bir dünyevi ihtiyacına binaen insanlık koskoca ebedi hayatını terk edebiliyor. Küçük bir dünyalık için ahiretini satabiliyor. </em></span></strong> <strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Evet, insaniyetin yaşamak damarı ve hıfz-ı hayat cihazı, bu asırda israfatla ve iktisatsızlık ve kanaatsizlik ve hırs yüzünden bereketin kalkmasıyla ve fakr u zaruret, maişet ziyadeleşmesiyle o derece o damar yaralanmış ve şerait-i hayatın ağırlaşmasıyla o derece zedelenmiş ve mütemadiyen ehl-i dalâlet nazar-ı dikkati şu hayata celb ede ede o derece nazar-ı dikkati kendine celb etmiş ki, ednâ bir hâcât-ı hayatiyeyi büyük bir mesele-i diniyeye tercih ettiriyor. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: blue"><em>Evet bu zamanda insanlık aleminde lüks yaşamak arzusu, ihtiyaçların artması, pek çok şeyin zaruret derecesine çıkarılması ile derdi maişet sıkıntısı artmış, insanlar aç kalacağım derdi ile pek çok değerli olan ebedi hayatına çalışmak yerine zamanının tamamını dünya hayatına sarf ediyor. Büyük bir dini meseleye küçük bir dünya çıkarını tercih edebiliyor.</em></span></strong> <strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bu acip asrın bu acip hastalığına ve dehşetli marazına karşı Kur'an-ı Mucizü'l-Beyânın tiryak misâl ilaçlarının naşiri olan Risale-i Nur dayanabilir ve onun metin, sarsılmaz, sebatkar, halis, sadık, fedakar şakirtleri mukavemet edebilir. Öyleyse, herşeyden evvel onun dairesine girmeli, sadakatle, tam metanet ve ciddi ihlas ve tam itimadla ona yapışmak lazım ki, o acip hastalığın tesirinden kurtulsun. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><em><span style="color: blue">İşte böyle bir asırda bu dehşetli hastalığa ancak Kuranın Eczanesinden süzülen Risalei Nur çare bulabilir. O büyük vebaya ancak o karşı durabilir. Öyleyse her şeyden önce Risalei Nur dairesine girmeli, büyük bir sadakat ve sabırla bıkmadan yılmadan büyük bir ihlas ve samimiyetle Risalei Nurlara yapışmak lazımdır. Ta ki bu büyük hastalıktan kurtulabilelim. </span></em></strong> <strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Umum kardeşlerimize birer birer selam ve dua ediyoruz. </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong><strong>Kastamonu Lâhikası</strong></p><p><strong>Birden İhtar Edilen Bir Mesele</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nurul reþha, post: 214075, member: 1008015"] [URL="http://www.risaleinurenstitusu.com/tr/kulliyat/images/books/kast/b559.gif"][IMG]http://www.risaleinurenstitusu.com/tr/kulliyat/images/books/kast/b559.gif[/IMG][/URL] [B]Bu ayetin işaretinin beyanında, [COLOR=red]"Onlar dünya hayatını seve seve ahirete tercih ederler..." İbrahim Sûresi: 14:3 [/COLOR] bahsinde denilmiş ki: Bu asrın bir hassası şudur ki, hayat-ı dünyeviye yi hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş. [COLOR=blue][I]Ne dehşetli bir hal ki bu asırda Medeniyet denilen melanet pek çok kimseye bu kısacık fani dünya hayatını baki ve ebedi olan ahiret hayatına BİLEREK VE İSTEYEREK tercih ettiriyor. Yani adi değersiz bir cam parçasına çok değerli ve kıymetli elmasları tercih ettiriyor. Ne acı ki bunu tercih eden bunu bilerek ve isteyerek yapıyor.[/I][/COLOR][/B] [B] Ben bundan çok hayret ediyordum. Bugünlerde ihtar edildi ki, nasıl bir uzv-u insanî hastalansa, yaralansa, sair âzâ vazifelerini kısmen bırakıp onun imdadına koşar. Öyle de, hırs-ı hayat ve hıfzı ve zevk-i hayat ve aşkı taşıyan ve fıtrat-ı insaniye de derç edilen bir cihaz-ı insaniye, çok esbapla yaralanmış, sair letaifi kendiyle meşgul edip sukut ettirmeye başlamış; vazife-i hakiki yelerini onlara unutturmaya çalışıyor. [I][COLOR=blue]Üstad dehşetli bir gerçeği söylüyor. Ve bunun sebebini de şöyle açıklıyor: Nasıl vücudumuzda her hangi bir organımız yaralansa bütün organlarımız onunla alakadar olur. Onun acısıyla acı duyarız. Bir yerimiz yaralandığında elimiz kolumuz ayaklarımız beynimiz o yaralı organa karşı dikkat kesiliriz, onu ger türlü dış etkiden sakınırız. Ayak parmağımız acısa onu her hangi bir taşa değmemesi için hareketlerimizi ona göre ayarlarız. İşte onun gibi bu zamanda Manevi Vücudumuzun bir organı olan hayat hırsı olan daha iyi daha güzel daha rahat yaşama hırsımız ile hayat zevki dediğimiz hayatımızı daha zevkli daha eylenceli geçirme isteği olan ve yaratılışımızdan gelen bu istek ve arzularımız yara almış. Diğer güzel duygularımızı, isteklerimizi, bizi biz yapan güzel latifelerimizi kendisiyle meşgul ederek insanın yaratılışından gelen güzel duygularını susturmaya ve o duygularını kendine hizmetkar etmeye başlamış. O güzel duygularımızı bize unutturmaya çalışıyor.[/COLOR][/I] Hem nasıl ki bir cazibedar sefihane ve sarhoşane şâşaalı bir eğlence bulunsa, çocuklar ve serseriler gibi, büyük makamlarda bulunan insanlar ve mesture hanımlar dahi o cazibeye kapılıp hakikî vazifelerini tatil ederek iştirak ediyorlar. Öyle de, bu asırda hayat-ı insaniye, hususan hayat-ı içtimaiyesi öyle dehşetli, fakat cazibeli ve elîm, fakat meraklı bir vaziyet almış ki, insanın ulvî latifelerini ve kalb ve aklını nefs-i emmaresinin arkasına düşürüp pervane gibi o fitne ateşlerine düşürttürüyor. [COLOR=blue][I]Bir yerde çok eğlenceli, çok sesli, şamatalı sarhoşane bir eğlence bulunsa tüm aklı başında insanlar, gençler, hanımlar o eğlenceye iştirak ediyorlar. Öylede bu asırda içtimai hayat ve insan hayatı öyle bir hal almış ki tüm insanlığı etrafında pervane edip o fitne ateşine düşürüyor. Zehirli bir bal gibi insanlığın tüm aklını kalbini nefsi emaresinin peşinden koşturuyor. Tüm insanlığı bir pervane gibi o fitne ateşine atıyor. [/I][/COLOR][/B] [B] Evet, hayat-ı dünyeviyenin muhafazası için, zaruret derecesinde olmak şartıyla, bazı umur-u uhreviyeye muvakkaten tercih edilmesine ruhsat-ı şer'iye var. Fakat, yalnız bir ihtiyaca binaen helâkete sebebiyet vermeyen bir zarara göre tercih edilmez, ruhsat yoktur. Halbuki bu asır, o damar-ı insanîyi o derece şırınga etmiş ki, küçük bir ihtiyaç ve âdi bir zarar-ı dünyevî yüzünden elmas gibi umur-u diniyeyi terk eder. [COLOR=blue][I]Halbuki bu geçici dünya hayatı zaruret derecesinde olmak şartıyla ahirete tercih edilebilir. Ölmemek için, hayatta kalmak için az bir miktar haram şeyin yenilmesinin mübah olması gibi zaruret anında bu tercih söz konusu olabilir. Fakat bu zamandabu insanlık damarına öyle bir şırınga yapılmış ki; küçük bir dünyevi ihtiyacına binaen insanlık koskoca ebedi hayatını terk edebiliyor. Küçük bir dünyalık için ahiretini satabiliyor. [/I][/COLOR][/B] [B] Evet, insaniyetin yaşamak damarı ve hıfz-ı hayat cihazı, bu asırda israfatla ve iktisatsızlık ve kanaatsizlik ve hırs yüzünden bereketin kalkmasıyla ve fakr u zaruret, maişet ziyadeleşmesiyle o derece o damar yaralanmış ve şerait-i hayatın ağırlaşmasıyla o derece zedelenmiş ve mütemadiyen ehl-i dalâlet nazar-ı dikkati şu hayata celb ede ede o derece nazar-ı dikkati kendine celb etmiş ki, ednâ bir hâcât-ı hayatiyeyi büyük bir mesele-i diniyeye tercih ettiriyor. [COLOR=blue][I]Evet bu zamanda insanlık aleminde lüks yaşamak arzusu, ihtiyaçların artması, pek çok şeyin zaruret derecesine çıkarılması ile derdi maişet sıkıntısı artmış, insanlar aç kalacağım derdi ile pek çok değerli olan ebedi hayatına çalışmak yerine zamanının tamamını dünya hayatına sarf ediyor. Büyük bir dini meseleye küçük bir dünya çıkarını tercih edebiliyor.[/I][/COLOR][/B] [B] Bu acip asrın bu acip hastalığına ve dehşetli marazına karşı Kur'an-ı Mucizü'l-Beyânın tiryak misâl ilaçlarının naşiri olan Risale-i Nur dayanabilir ve onun metin, sarsılmaz, sebatkar, halis, sadık, fedakar şakirtleri mukavemet edebilir. Öyleyse, herşeyden evvel onun dairesine girmeli, sadakatle, tam metanet ve ciddi ihlas ve tam itimadla ona yapışmak lazım ki, o acip hastalığın tesirinden kurtulsun. [I][COLOR=blue]İşte böyle bir asırda bu dehşetli hastalığa ancak Kuranın Eczanesinden süzülen Risalei Nur çare bulabilir. O büyük vebaya ancak o karşı durabilir. Öyleyse her şeyden önce Risalei Nur dairesine girmeli, büyük bir sadakat ve sabırla bıkmadan yılmadan büyük bir ihlas ve samimiyetle Risalei Nurlara yapışmak lazımdır. Ta ki bu büyük hastalıktan kurtulabilelim. [/COLOR][/I][/B] [B] Umum kardeşlerimize birer birer selam ve dua ediyoruz. [/B][B]Kastamonu Lâhikası Birden İhtar Edilen Bir Mesele[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst