Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 221308" data-attributes="member: 1008315"><p>Manevi kalemleri ölünce de işliyor</p><p> 10 Kasım 2010 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi...</p><p> </p><p> <strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p><p> Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede kuvvetli, metin, ciddî, sarsılmaz, fedakâr arkadaşlarım ve seyahat-i berzahiye ve uhreviyede nuranî yoldaşlarım,</p><p> Sizin, herbir dirhemi yüz dirhem şüheda kanı kadar kıymettar siyah nuru akıtan mübarek kalemlerinizin bu defaki kudsî hediyelerin herbir harfine mukabil, Cenab-ı Erhamürrâhimîn sizlere bin rahmet eylesin. Âmin.</p><p> Bu gaflet ve sıkıntılı ve usançlı mevsimde ve dünya meşgaleleri içinde bu fedakârâne gayretiniz ve sa’yiniz, hakikaten bir inâyet-i hassadır ve bir keramet-i Nuriyedir. Cenâb-ı Hak sizlerden ebeden râzı olsun. Âmin.</p><p> Elmas kalemlerini, bize yardım için, yirmi bir Abdurrahman ve Abdülmecid’lerin bu kadar çabuk nüshaları yetiştirmeleri ve kabri pürnur olan Mehmed Zühtü’nün, berzahta dahi kalemini bizim hesabımıza istimal etmesi hükmünde, onun metrukâtından nüshaların gönderilmesi, bizi derinden derine sürurla şükre sevk etti.</p><p> Eski talebeliğim zamanında mevsuk zâtlardan, onlar da mühim imamlardan naklederek işittim ki: “Ciddî, müştak, hâlis talebe-i ulûm, tahsilde iken vefat ettikleri zaman, berzahta aynı tahsil misâli ve bir medrese-i mâneviyede bulunuyor gibi, o âleme muvafık bir vaziyet ihsan ediliyor” diye, o zaman talebe-i ulûm içinde çok defa medâr-ı bahs oluyordu. Şimdi bu vakitte, talebe-i ulûmun en hâlisleri Risale-i Nur talebeleri olduğundan, elbette merhum Mehmed Zühtü, Âsım ve Lütfü gibi zâtların vazifeleri devam ediyor. Defter-i a’mallerine hasenat yazmak için, manevî kalemleri inşaallah işliyorlar. Cenâb-ı Hakka hadsiz şükür ediyoruz ki, sizdeki fevkalâde gayret ve çalışmak matbaaya ihtiyaç bırakmıyor. Bu defa gönderdiğiniz risaleler çok güzel, çok mükemmel, çok da lüzumlu. Fakat ben sehvetmiştim. On Birinci Lem’a ile Telvihat-ı Tis’ayı yazmadığımız halde, yazmışım zannediyordum.</p><p> Minhâcü’s-Sünne bizde var. On bir nükteden ibaret olan On Birinci Lem’a, Mirkatü’s-Sünne ve Telvihat-ı Tis’a ile ve ona zeyl olarak dört hatveden ibaret, Risale-i Kaderin zeyli iken, On Yedinci Sözün zeyline giren parça dahi, telvihata zeyil olarak yazılsa münasip olur.</p><p> (“Allah, göklerin ve yerin nurudur.” Nûr Sûresi, 24:35) âyetinin tecellîsine bakan bir seyahat-i kalbiye-i hayaliyeye dair iki üç sahifelik Yirmi Dokuzuncu Mektubun âhir kısımlarındaki parça dahi içlerinde bulunsa güzel olur. Şimdi size, musibet yüzünden bir inâyet-i hâssayı fazla dua etmenize vesile olmak için yazıyorum.</p><p> Bugün, dört saat evvel ben, yalnız, Karadağ’ın hâli ormanları içinde idim. Gayet titiz bir ata binmiştim. Ben binerken, birden dizgin kayışı koptu. O da fena ürktü, ma’reke takıldı. Beni öyle fena bir tarzda çiftelerle yere düşürdü. Ben o halde sağ elim, sol ayağım kırılmış gibi ihtimal verdiğim gibi, vaziyet de öyle gösteriyordu. At da başkasının malı. O hâli orman içine daldı. Etrafta hiç kimse yok ki, imdada yetişsin. Cenâb-ı Hakka hadsiz şükrediyordum; el, ayağım kırılmamış, çok ziyade incinmiş iken, yine şemsiyeyle yürüyebildim. O titiz at da ormana dalıp, yolsuz bir istikamete, benim yürüyüşümle yürüyerek, on beş dakikalık bir mesafeye bir saatte yetiştik. At su içmekte iken, Nuriye isminde bir kadın geldi. Elinde ekmek, bir parça ekmeği ata verip, tutuldu. Ben de Cenâb-ı Hakka şükür, o vakit binebildim, odaya geldim. Birden öyle bir tufanlı yağmur oldu; hücremin önünde bir sel olarak gördük. Eğer o su, o Nuriye’ye rast gelmeseydi, o hâli yerde, o yağmur altında, at da başkasının malı, kaybolmak gibi çok musibetlerden Cenâb-ı Hak muhafaza eyledi.</p><p> Bu küçük musibette dokuz cihette nimet olduğunu tasdik ettik. Ve bu nevi hıfz u himâyet, sizlerin samimî dualarınızın bir neticesi olduğu kanaatindeyiz. Ve bu dokuz cihetle medar-ı şükran hâdise dün aldığımız hediye-i Nuriye’nin çok fâideli olduğuna işarettir. Çünkü, darb-ı meselde meşhurdur ki: birşeyde zahmet, meşakkat, alâmet-i makbûliyettir. Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve dua ve dualarını istiyoruz. (Kastamonu Lahikası, 163. Mektup)</p><p> <strong>Bediüzzaman Said Nursi</strong></p><p> <strong>LÜGAT:</strong></p><p> Âmin : “Allah’ım Kabul Eyle” </p><p> Aziz : Çok Değerli, İzzetli, Saygın</p><p> Berzah : Kabir Âlemi</p><p> Cenâb-I Erhamürrâhimîn : Merhametlilerin En Merhametlisi Olan Şeref Ve Azamet Sahibi Yüce Allah</p><p> Cenâb-I Hak : Hakkın Tâ Kendisi Olan Sonsuz Şeref Ve Yücelik Sahibi Allah</p><p> Defter-İ A’mâl : Amellerin Kaydedildiği Defter</p><p> Dirhem : Eskiden Kullanılan Ve 3 Gramlık Ağırlığa Karşılık Gelen Bir Ölçü Birimi</p><p> Ebeden : Sonsuza Kadar</p><p> Fedakârâne : Fedakârca</p><p> Fevkalâde : Olağanüstü, Çok Güzel</p><p> Hadsiz : Sonsuz</p><p> Hakikaten : Gerçekten</p><p> Hâlis : İçten, Katıksız, Samimî</p><p> Hasenat : Sevaplar, İyilikler</p><p> Hizmet-İ İmaniye : İman Hizmeti</p><p> İhsan : Bağışlama, İkram Etme</p><p> İnâyet-İ Hassa : Özel Yardım</p><p> İnşaallah : Allah Dilerse, İzin Verirse</p><p> İstimal : Kullanma</p><p> Keramet-İ Nuriye : Risale-I Nur’un Kerameti</p><p> Kıymettar : Kıymetli, Değerli</p><p> Kudsî : Her Türlü Kusur Ve Noksandan Uzak</p><p> Medâr-I Bahis : Bahis Sebebi, Söz Konusu</p><p> Medrese-İ Mâneviye : Mânevî Medrese, Okul</p><p> Merhum : Rahmete Kavuşmuş, Vefat Etmiş</p><p> Meşgale : Meşguliyet, İş</p><p> Metrukât : Miraslar</p><p> Mevsuk : Delilli, Güvenilir</p><p> Misâl : Gibi</p><p> Mukabil : Karşılık</p><p> Muvafık : Uygun</p><p> Mübarek : Bereketli, Hayırlı</p><p> Müştak : Arzulu, Çok İstekli</p><p> Nuranî : Nurlu</p><p> Nüsha : Kopya</p><p> Pürnur : Çok Nurlu</p><p> Rahmet : Şefkat, Merhamet Ve İhsan</p><p> Sa’y : Çalışma</p><p> Seyahat-İ Berzahiye Ve Uhreviye : Ahiret Ve Berzah Yolculuğu</p><p> Sıddık : Çok Doğru Ve Bağlı</p><p> Sürur : Mutluluk, Sevinç</p><p> Şüheda : Şehitler</p><p> Şükür : Nimetlere Karşı Memnunluk Gösterme, Allah’a Teşekkür Etme</p><p> Tahsil : İlim Öğrenme, Öğrenim</p><p> Talebe-İ Ulûm : İlim Talebeleri</p><p> Âhir : Son</p><p> Cenâb-I Hak : Hakkın Tâ Kendisi Olan Sonsuz Şeref Ve Yücelik Sahibi Allah</p><p> Cihet : Yön, Taraf</p><p> Fena : Kötü</p><p> Hadsiz : Sonsuz, Sınırsız</p><p> Hâli : Tenha, Issız</p><p> Hatve : Basamak, Mertebe</p><p> Hıfz U Himayet : Muhafaza Etme Ve Koruma</p><p> Hücre : Oda</p><p> İmdat : Yardım</p><p> İnâyet-İ Hâssa : Özel Yardım</p><p> İstikamet : Doğru Yolda Olma</p><p> Lem’a : Parıltı; Risale-İ Nur’da Yer Alan Lem’alar Adlı Eserin Her Bir Bölümü</p><p> Ma’rek : Sık Ormanlık, Çalılık Alan</p><p> Minhâcü’s-Sünne : Sünnet Yolu; Peygamberimizin Sünnetine Uyma Metodu; Dördüncü Lem'a</p><p> Mirkatü’s-Sünne : Peygamberimizin (A.S.M.) Sünnetine Uymanın Dereceleri; On Birinci Lem'a</p><p> Muhafaza : Koruma</p><p> Musibet : Belâ, Felaket, Sıkıntı</p><p> Münasip : Uygun</p><p> Nevi : Çeşit, Tür</p><p> Nükte : İnce Ve Derin Mana</p><p> Risale : Küçük Çaplı Kitap; Risale-İ Nur’un Her Bir Bölümü</p><p> Risale-İ Kader : Kader Risalesi; Yirmi Altıncı Söz</p><p> Sehvetmek : Hatâ Yapmak</p><p> Seyahat-İ Kalbiye-İ Hayaliye : Hayalî Ve Kalbî Yolculuk; Bir Tür Hayalî Seyahat Ve Kalb Yolculuğu Olan Yirmi Dokuzuncu Mektubun Dokuzuncu Risalesi</p><p> Şükür : Nimetlere Karşı Memnunluk Gösterme, Allah’a Teşekkür Etme</p><p> Tecellî : Yansıma</p><p> Telvihat : Telvihler, Açıklamalar; Telvihat-I Tis’a</p><p> Telvihat-I Tis’a : Dokuz Telvih, Açıklama; Yirmi Dokuzuncu Mektubun Dokuzuncu Kısmı, Velâyet Ve Tarikatlar Hakkındaki Risale</p><p> Tufan : Çok Şiddetli Ve Her Tarafı Kaplayan Fırtınalı Yağmur</p><p> Vesile : Sebep</p><p> Zeyl : Ek, İlâve</p><p> Ziyade : Çok, Fazla</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 221308, member: 1008315"] Manevi kalemleri ölünce de işliyor 10 Kasım 2010 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... [B]Bismillahirrahmanirrahim[/B] Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede kuvvetli, metin, ciddî, sarsılmaz, fedakâr arkadaşlarım ve seyahat-i berzahiye ve uhreviyede nuranî yoldaşlarım, Sizin, herbir dirhemi yüz dirhem şüheda kanı kadar kıymettar siyah nuru akıtan mübarek kalemlerinizin bu defaki kudsî hediyelerin herbir harfine mukabil, Cenab-ı Erhamürrâhimîn sizlere bin rahmet eylesin. Âmin. Bu gaflet ve sıkıntılı ve usançlı mevsimde ve dünya meşgaleleri içinde bu fedakârâne gayretiniz ve sa’yiniz, hakikaten bir inâyet-i hassadır ve bir keramet-i Nuriyedir. Cenâb-ı Hak sizlerden ebeden râzı olsun. Âmin. Elmas kalemlerini, bize yardım için, yirmi bir Abdurrahman ve Abdülmecid’lerin bu kadar çabuk nüshaları yetiştirmeleri ve kabri pürnur olan Mehmed Zühtü’nün, berzahta dahi kalemini bizim hesabımıza istimal etmesi hükmünde, onun metrukâtından nüshaların gönderilmesi, bizi derinden derine sürurla şükre sevk etti. Eski talebeliğim zamanında mevsuk zâtlardan, onlar da mühim imamlardan naklederek işittim ki: “Ciddî, müştak, hâlis talebe-i ulûm, tahsilde iken vefat ettikleri zaman, berzahta aynı tahsil misâli ve bir medrese-i mâneviyede bulunuyor gibi, o âleme muvafık bir vaziyet ihsan ediliyor” diye, o zaman talebe-i ulûm içinde çok defa medâr-ı bahs oluyordu. Şimdi bu vakitte, talebe-i ulûmun en hâlisleri Risale-i Nur talebeleri olduğundan, elbette merhum Mehmed Zühtü, Âsım ve Lütfü gibi zâtların vazifeleri devam ediyor. Defter-i a’mallerine hasenat yazmak için, manevî kalemleri inşaallah işliyorlar. Cenâb-ı Hakka hadsiz şükür ediyoruz ki, sizdeki fevkalâde gayret ve çalışmak matbaaya ihtiyaç bırakmıyor. Bu defa gönderdiğiniz risaleler çok güzel, çok mükemmel, çok da lüzumlu. Fakat ben sehvetmiştim. On Birinci Lem’a ile Telvihat-ı Tis’ayı yazmadığımız halde, yazmışım zannediyordum. Minhâcü’s-Sünne bizde var. On bir nükteden ibaret olan On Birinci Lem’a, Mirkatü’s-Sünne ve Telvihat-ı Tis’a ile ve ona zeyl olarak dört hatveden ibaret, Risale-i Kaderin zeyli iken, On Yedinci Sözün zeyline giren parça dahi, telvihata zeyil olarak yazılsa münasip olur. (“Allah, göklerin ve yerin nurudur.” Nûr Sûresi, 24:35) âyetinin tecellîsine bakan bir seyahat-i kalbiye-i hayaliyeye dair iki üç sahifelik Yirmi Dokuzuncu Mektubun âhir kısımlarındaki parça dahi içlerinde bulunsa güzel olur. Şimdi size, musibet yüzünden bir inâyet-i hâssayı fazla dua etmenize vesile olmak için yazıyorum. Bugün, dört saat evvel ben, yalnız, Karadağ’ın hâli ormanları içinde idim. Gayet titiz bir ata binmiştim. Ben binerken, birden dizgin kayışı koptu. O da fena ürktü, ma’reke takıldı. Beni öyle fena bir tarzda çiftelerle yere düşürdü. Ben o halde sağ elim, sol ayağım kırılmış gibi ihtimal verdiğim gibi, vaziyet de öyle gösteriyordu. At da başkasının malı. O hâli orman içine daldı. Etrafta hiç kimse yok ki, imdada yetişsin. Cenâb-ı Hakka hadsiz şükrediyordum; el, ayağım kırılmamış, çok ziyade incinmiş iken, yine şemsiyeyle yürüyebildim. O titiz at da ormana dalıp, yolsuz bir istikamete, benim yürüyüşümle yürüyerek, on beş dakikalık bir mesafeye bir saatte yetiştik. At su içmekte iken, Nuriye isminde bir kadın geldi. Elinde ekmek, bir parça ekmeği ata verip, tutuldu. Ben de Cenâb-ı Hakka şükür, o vakit binebildim, odaya geldim. Birden öyle bir tufanlı yağmur oldu; hücremin önünde bir sel olarak gördük. Eğer o su, o Nuriye’ye rast gelmeseydi, o hâli yerde, o yağmur altında, at da başkasının malı, kaybolmak gibi çok musibetlerden Cenâb-ı Hak muhafaza eyledi. Bu küçük musibette dokuz cihette nimet olduğunu tasdik ettik. Ve bu nevi hıfz u himâyet, sizlerin samimî dualarınızın bir neticesi olduğu kanaatindeyiz. Ve bu dokuz cihetle medar-ı şükran hâdise dün aldığımız hediye-i Nuriye’nin çok fâideli olduğuna işarettir. Çünkü, darb-ı meselde meşhurdur ki: birşeyde zahmet, meşakkat, alâmet-i makbûliyettir. Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve dua ve dualarını istiyoruz. (Kastamonu Lahikası, 163. Mektup) [B]Bediüzzaman Said Nursi[/B] [B]LÜGAT:[/B] Âmin : “Allah’ım Kabul Eyle” Aziz : Çok Değerli, İzzetli, Saygın Berzah : Kabir Âlemi Cenâb-I Erhamürrâhimîn : Merhametlilerin En Merhametlisi Olan Şeref Ve Azamet Sahibi Yüce Allah Cenâb-I Hak : Hakkın Tâ Kendisi Olan Sonsuz Şeref Ve Yücelik Sahibi Allah Defter-İ A’mâl : Amellerin Kaydedildiği Defter Dirhem : Eskiden Kullanılan Ve 3 Gramlık Ağırlığa Karşılık Gelen Bir Ölçü Birimi Ebeden : Sonsuza Kadar Fedakârâne : Fedakârca Fevkalâde : Olağanüstü, Çok Güzel Hadsiz : Sonsuz Hakikaten : Gerçekten Hâlis : İçten, Katıksız, Samimî Hasenat : Sevaplar, İyilikler Hizmet-İ İmaniye : İman Hizmeti İhsan : Bağışlama, İkram Etme İnâyet-İ Hassa : Özel Yardım İnşaallah : Allah Dilerse, İzin Verirse İstimal : Kullanma Keramet-İ Nuriye : Risale-I Nur’un Kerameti Kıymettar : Kıymetli, Değerli Kudsî : Her Türlü Kusur Ve Noksandan Uzak Medâr-I Bahis : Bahis Sebebi, Söz Konusu Medrese-İ Mâneviye : Mânevî Medrese, Okul Merhum : Rahmete Kavuşmuş, Vefat Etmiş Meşgale : Meşguliyet, İş Metrukât : Miraslar Mevsuk : Delilli, Güvenilir Misâl : Gibi Mukabil : Karşılık Muvafık : Uygun Mübarek : Bereketli, Hayırlı Müştak : Arzulu, Çok İstekli Nuranî : Nurlu Nüsha : Kopya Pürnur : Çok Nurlu Rahmet : Şefkat, Merhamet Ve İhsan Sa’y : Çalışma Seyahat-İ Berzahiye Ve Uhreviye : Ahiret Ve Berzah Yolculuğu Sıddık : Çok Doğru Ve Bağlı Sürur : Mutluluk, Sevinç Şüheda : Şehitler Şükür : Nimetlere Karşı Memnunluk Gösterme, Allah’a Teşekkür Etme Tahsil : İlim Öğrenme, Öğrenim Talebe-İ Ulûm : İlim Talebeleri Âhir : Son Cenâb-I Hak : Hakkın Tâ Kendisi Olan Sonsuz Şeref Ve Yücelik Sahibi Allah Cihet : Yön, Taraf Fena : Kötü Hadsiz : Sonsuz, Sınırsız Hâli : Tenha, Issız Hatve : Basamak, Mertebe Hıfz U Himayet : Muhafaza Etme Ve Koruma Hücre : Oda İmdat : Yardım İnâyet-İ Hâssa : Özel Yardım İstikamet : Doğru Yolda Olma Lem’a : Parıltı; Risale-İ Nur’da Yer Alan Lem’alar Adlı Eserin Her Bir Bölümü Ma’rek : Sık Ormanlık, Çalılık Alan Minhâcü’s-Sünne : Sünnet Yolu; Peygamberimizin Sünnetine Uyma Metodu; Dördüncü Lem'a Mirkatü’s-Sünne : Peygamberimizin (A.S.M.) Sünnetine Uymanın Dereceleri; On Birinci Lem'a Muhafaza : Koruma Musibet : Belâ, Felaket, Sıkıntı Münasip : Uygun Nevi : Çeşit, Tür Nükte : İnce Ve Derin Mana Risale : Küçük Çaplı Kitap; Risale-İ Nur’un Her Bir Bölümü Risale-İ Kader : Kader Risalesi; Yirmi Altıncı Söz Sehvetmek : Hatâ Yapmak Seyahat-İ Kalbiye-İ Hayaliye : Hayalî Ve Kalbî Yolculuk; Bir Tür Hayalî Seyahat Ve Kalb Yolculuğu Olan Yirmi Dokuzuncu Mektubun Dokuzuncu Risalesi Şükür : Nimetlere Karşı Memnunluk Gösterme, Allah’a Teşekkür Etme Tecellî : Yansıma Telvihat : Telvihler, Açıklamalar; Telvihat-I Tis’a Telvihat-I Tis’a : Dokuz Telvih, Açıklama; Yirmi Dokuzuncu Mektubun Dokuzuncu Kısmı, Velâyet Ve Tarikatlar Hakkındaki Risale Tufan : Çok Şiddetli Ve Her Tarafı Kaplayan Fırtınalı Yağmur Vesile : Sebep Zeyl : Ek, İlâve Ziyade : Çok, Fazla [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst