Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 223013" data-attributes="member: 1008315"><p>İnsan, Cenâb-ı Hakkın antika bir sanatıdır</p><p> 24 Kasım 2010 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi...</p><p> </p><p> <strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p><p> <strong>BİRİNCİ NOKTA</strong></p><p> İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyîne çıkar, Cennete lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer, Cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer. Çünkü, iman, insanı Sâni-i Zülcelâline nisbet ediyor. İman bir intisaptır. Öyle ise, insan, iman ile insanda tezahür eden san’at-ı İlâhiye ve nukuş-u esmâ-i Rabbâniye itibarıyla bir kıymet alır. Küfür o nisbeti kat’ eder. O kat’dan, san’at-ı Rabbâniye gizlenir. Kıymeti dahi yalnız madde itibarıyla olur. Madde ise, hem fâniye, hem zâile, hem muvakkat bir hayat-ı hayvanî olduğundan, kıymeti hiç hükmündedir.</p><p> Bu sırrı bir temsille beyan edeceğiz. Meselâ, insanların san’atları içinde, nasıl ki maddenin kıymetiyle san’atın kıymeti ayrı ayrıdır. Bazan müsavi, bazan madde daha kıymettar; bazan oluyor ki, beş kuruşluk demir gibi bir maddede beş liralık bir san’at bulunuyor. Belki, bazan, antika olan bir san’at antikacıların çarşısına gidilse, hârika-pîşe ve pek eski, hünerver san’atkârına nisbet ederek, o san’atkârı yad etmekle ve o san’atla teşhir edilse, bir milyon fiyatla satılır. Eğer kaba demirciler çarşısına gidilse, beş kuruşluk bir demir bahasına alınabilir.</p><p> İşte, insan, Cenâb-ı Hakkın böyle antika bir san’atıdır. Ve en nazik ve nazenin bir mu’cize-i kudretidir ki, insanı bütün esmâsının cilvesine mazhar ve nakışlarına medar ve kâinata bir misal-i musağğar suretinde yaratmıştır.</p><p> Eğer nur-u iman, içine girse, üstündeki bütün mânidar nakışlar, o ışıkla okunur. O mü’min, şuurla okur ve o intisapla okutur. Yani, “Sâni-i Zülcelâlin masnuuyum, mahlûkuyum, rahmet ve keremine mazharım” gibi mânâlarla, insandaki san’at-ı Rabbâniye tezahür eder. Demek, Sâniine intisaptan ibaret olan iman, insandaki bütün âsâr-ı san’atı izhar eder. İnsanın kıymeti, o san’at-ı Rabbâniyeye göre olur; ve âyine-i Samedâniye itibarıyladır. O halde, şu ehemmiyetsiz olan insan, şu itibarla bütün mahlûkat üstünde bir muhatab-ı İlâhî ve Cennete lâyık bir misafir-i Rabbânî olur.</p><p> Eğer kat’-ı intisaptan ibaret olan küfür, insanın içine girse, o vakit bütün o mânidar nukuş-u esmâ-i İlâhiye karanlığa düşer, okunmaz. Zira, Sâni unutulsa, Sânie müteveccih mânevî cihetler de anlaşılmaz, adeta başaşağı düşer. O mânidar âli san’atların ve mânevî âli nakışların çoğu gizlenir. Bâki kalan ve gözle görülen bir kısmı ise, süflî esbaba ve tabiata ve tesadüfe verilip, nihayet sukut eder. Herbiri birer parlak elmas iken, birer sönük şişe olurlar. Ehemmiyeti yalnız madde-i hayvaniyeye bakar. Maddenin gayesi ve meyvesi ise, dediğimiz gibi, kısacık bir ömürde, hayvânâtın en âcizi ve en muhtacı ve en kederlisi olduğu bir halde, yalnız cüz’î bir hayat geçirmektir. Sonra tefessüh eder, gider. İşte, küfür böyle mahiyet-i insaniyeyi yıkar, elmastan kömüre kalb eder. (Sözler, 23. Söz)</p><p> <strong>Bediüzzaman Said Nursi</strong></p><p> <strong>LÜGAT:</strong></p><p> Âsâr-I San’at : San’at Eserleri</p><p> Âyine-İ Samedâniye : Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan Ve Herkes Ona Muhtaç Olan Allah’ın Eserlerini Gösteren Ayna</p><p> Bâki : Kalan Kısım</p><p> Cenâb-I Hak : Hakkın Tâ Kendisi Olan, Şeref Ve Azamet Sahibi Yüce Allah</p><p> Cihet : Yön</p><p> Cilve : Yansıma</p><p> Cüz’î : Az</p><p> Esbab : Sebepler</p><p> Esmâ : İsimler</p><p> Hârika-Pîşe : Olağanüstü İşler Yapan</p><p> Hünerver : Becerikli</p><p> İntisap : Bağlanma</p><p> İzhar : Gösterme</p><p> Kalb Etmek : Dönüştürmek</p><p> Kat’-I İntisap : Mensubiyet Bağını Kesme</p><p> Kerem : Lütuf, İkram, İyilik</p><p> Küfür : İnkâr, İnançsızlık</p><p> Madde-İ Hayvaniye : Hayvanî Madde</p><p> Mahiyet-İ İnsaniye : İnsana Ait Temel Özellikler, İnsanın İçyapısı</p><p> Mahlûk : Yaratık</p><p> Mahlûkat : Yaratıklar</p><p> Mânidar : Anlamlı</p><p> Masnû : San’at Eseri Varlık</p><p> Mazhar : Yansıma Ve Görünme Yeri</p><p> Medar : Eksen, Vesile</p><p> Misafir-İ Rabbânî : Allah’ın Misafiri</p><p> Misal-İ Musağğar : Küçültülmüş Nümune, Örnek</p><p> Mu’cize-İ Kudret : Allah’ın Sonsuz Kudretiyle Bir Mu’cize Eseri Olarak Yarattığı Şey</p><p> Muhatab-I İlâhî : Allah’a Muhatap Olan</p><p> Mü’min : İman Etmiş, İnanmış</p><p> Müteveccih : Yönelik</p><p> Nâzenin : İnce, Nazik, Nazlı</p><p> Nazik : İnce, Zarif</p><p> Nisbet Etmek : Bağ Kurmak</p><p> Nukuş-U Esmâ-İ İlâhiye : Allah’ın Güzel İsimlerinin Nakışları</p><p> Nur-U İman : İman Nuru, Aydınlığı</p><p> Rahmet : Şefkat, Merhamet</p><p> San’at-I Rabbâniye : Allah’ın San’atı</p><p> Sâni : Herşeyi San’atlı Bir Şekilde Yaratan Allah</p><p> Sâni-İ Zülcelâl : Herşeyi San’atlı Bir Şekilde Yaratan, Sonsuz Haşmet Ve Yücelik Sahibi Allah</p><p> Sukut Etme : Düşme, Alçalma</p><p> Suret : Şekil, Biçim</p><p> Süflî : Aşağı</p><p> Şuur : Bilinç, İdrak, Anlayış</p><p> Tabiat : Doğa, Canlı Cansız Varlıklar; Maddî Âlem</p><p> Tefessüh : Bozulma, Kokuşma</p><p> Teşhir Edilme : Sergilenme</p><p> Tezahür : Görünme, Ortaya Çıkma</p><p> Yad Etmek : Anmak</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 223013, member: 1008315"] İnsan, Cenâb-ı Hakkın antika bir sanatıdır 24 Kasım 2010 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... [B]Bismillahirrahmanirrahim[/B] [B]BİRİNCİ NOKTA[/B] İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyîne çıkar, Cennete lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer, Cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer. Çünkü, iman, insanı Sâni-i Zülcelâline nisbet ediyor. İman bir intisaptır. Öyle ise, insan, iman ile insanda tezahür eden san’at-ı İlâhiye ve nukuş-u esmâ-i Rabbâniye itibarıyla bir kıymet alır. Küfür o nisbeti kat’ eder. O kat’dan, san’at-ı Rabbâniye gizlenir. Kıymeti dahi yalnız madde itibarıyla olur. Madde ise, hem fâniye, hem zâile, hem muvakkat bir hayat-ı hayvanî olduğundan, kıymeti hiç hükmündedir. Bu sırrı bir temsille beyan edeceğiz. Meselâ, insanların san’atları içinde, nasıl ki maddenin kıymetiyle san’atın kıymeti ayrı ayrıdır. Bazan müsavi, bazan madde daha kıymettar; bazan oluyor ki, beş kuruşluk demir gibi bir maddede beş liralık bir san’at bulunuyor. Belki, bazan, antika olan bir san’at antikacıların çarşısına gidilse, hârika-pîşe ve pek eski, hünerver san’atkârına nisbet ederek, o san’atkârı yad etmekle ve o san’atla teşhir edilse, bir milyon fiyatla satılır. Eğer kaba demirciler çarşısına gidilse, beş kuruşluk bir demir bahasına alınabilir. İşte, insan, Cenâb-ı Hakkın böyle antika bir san’atıdır. Ve en nazik ve nazenin bir mu’cize-i kudretidir ki, insanı bütün esmâsının cilvesine mazhar ve nakışlarına medar ve kâinata bir misal-i musağğar suretinde yaratmıştır. Eğer nur-u iman, içine girse, üstündeki bütün mânidar nakışlar, o ışıkla okunur. O mü’min, şuurla okur ve o intisapla okutur. Yani, “Sâni-i Zülcelâlin masnuuyum, mahlûkuyum, rahmet ve keremine mazharım” gibi mânâlarla, insandaki san’at-ı Rabbâniye tezahür eder. Demek, Sâniine intisaptan ibaret olan iman, insandaki bütün âsâr-ı san’atı izhar eder. İnsanın kıymeti, o san’at-ı Rabbâniyeye göre olur; ve âyine-i Samedâniye itibarıyladır. O halde, şu ehemmiyetsiz olan insan, şu itibarla bütün mahlûkat üstünde bir muhatab-ı İlâhî ve Cennete lâyık bir misafir-i Rabbânî olur. Eğer kat’-ı intisaptan ibaret olan küfür, insanın içine girse, o vakit bütün o mânidar nukuş-u esmâ-i İlâhiye karanlığa düşer, okunmaz. Zira, Sâni unutulsa, Sânie müteveccih mânevî cihetler de anlaşılmaz, adeta başaşağı düşer. O mânidar âli san’atların ve mânevî âli nakışların çoğu gizlenir. Bâki kalan ve gözle görülen bir kısmı ise, süflî esbaba ve tabiata ve tesadüfe verilip, nihayet sukut eder. Herbiri birer parlak elmas iken, birer sönük şişe olurlar. Ehemmiyeti yalnız madde-i hayvaniyeye bakar. Maddenin gayesi ve meyvesi ise, dediğimiz gibi, kısacık bir ömürde, hayvânâtın en âcizi ve en muhtacı ve en kederlisi olduğu bir halde, yalnız cüz’î bir hayat geçirmektir. Sonra tefessüh eder, gider. İşte, küfür böyle mahiyet-i insaniyeyi yıkar, elmastan kömüre kalb eder. (Sözler, 23. Söz) [B]Bediüzzaman Said Nursi[/B] [B]LÜGAT:[/B] Âsâr-I San’at : San’at Eserleri Âyine-İ Samedâniye : Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan Ve Herkes Ona Muhtaç Olan Allah’ın Eserlerini Gösteren Ayna Bâki : Kalan Kısım Cenâb-I Hak : Hakkın Tâ Kendisi Olan, Şeref Ve Azamet Sahibi Yüce Allah Cihet : Yön Cilve : Yansıma Cüz’î : Az Esbab : Sebepler Esmâ : İsimler Hârika-Pîşe : Olağanüstü İşler Yapan Hünerver : Becerikli İntisap : Bağlanma İzhar : Gösterme Kalb Etmek : Dönüştürmek Kat’-I İntisap : Mensubiyet Bağını Kesme Kerem : Lütuf, İkram, İyilik Küfür : İnkâr, İnançsızlık Madde-İ Hayvaniye : Hayvanî Madde Mahiyet-İ İnsaniye : İnsana Ait Temel Özellikler, İnsanın İçyapısı Mahlûk : Yaratık Mahlûkat : Yaratıklar Mânidar : Anlamlı Masnû : San’at Eseri Varlık Mazhar : Yansıma Ve Görünme Yeri Medar : Eksen, Vesile Misafir-İ Rabbânî : Allah’ın Misafiri Misal-İ Musağğar : Küçültülmüş Nümune, Örnek Mu’cize-İ Kudret : Allah’ın Sonsuz Kudretiyle Bir Mu’cize Eseri Olarak Yarattığı Şey Muhatab-I İlâhî : Allah’a Muhatap Olan Mü’min : İman Etmiş, İnanmış Müteveccih : Yönelik Nâzenin : İnce, Nazik, Nazlı Nazik : İnce, Zarif Nisbet Etmek : Bağ Kurmak Nukuş-U Esmâ-İ İlâhiye : Allah’ın Güzel İsimlerinin Nakışları Nur-U İman : İman Nuru, Aydınlığı Rahmet : Şefkat, Merhamet San’at-I Rabbâniye : Allah’ın San’atı Sâni : Herşeyi San’atlı Bir Şekilde Yaratan Allah Sâni-İ Zülcelâl : Herşeyi San’atlı Bir Şekilde Yaratan, Sonsuz Haşmet Ve Yücelik Sahibi Allah Sukut Etme : Düşme, Alçalma Suret : Şekil, Biçim Süflî : Aşağı Şuur : Bilinç, İdrak, Anlayış Tabiat : Doğa, Canlı Cansız Varlıklar; Maddî Âlem Tefessüh : Bozulma, Kokuşma Teşhir Edilme : Sergilenme Tezahür : Görünme, Ortaya Çıkma Yad Etmek : Anmak [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst