Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="LEVLAK" data-source="post: 226709" data-attributes="member: 1009300"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Hüve Nüktesi</span></span></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 22px">بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ</span> </span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 22px">اَسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا</span> </span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="font-size: 9px">2</span></u></strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Çok aziz ve sıddık kardeşlerim,</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kardeşlerim, </span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="font-size: 9px">3</span></u></strong></span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 22px">لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ</span> </span>ve <span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="font-size: 9px">4</span></u></strong></span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 22px">قُلْ هُوَ اللهُ</span> </span>deki <span style="font-size: 22px">(<span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُو</span>)</span> <em>“Hû”</em> <span style="font-family: 'Trebuchet MS'">lâfzında, yalnız maddî cihette bir seyahat-i hayaliye-i fikriyede, hava sahifesinin mütalâasıyla âni bir surette görünen bir zarif nükte-i tevhidde, meslek-i imaniyenin hadsiz derece kolay ve vücub derecesinde suhuletli bulunmasını ve şirk ve dalâletin mesleğinde hadsiz derecede müşkilâtlı, mümteni binler muhal bulunduğunu müşahede ettim. Gayet kısa bir işaretle o geniş ve uzun nükteyi beyan edeceğim.</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Evet, nasıl ki bir avuç toprak</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">, yüzer çiçeklere nöbetle saksılık eden kabında, eğer tabiata</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">, esbaba</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> havale edilse, lâzım gelir ki, ya o kapta küçük mikyasta yüzer, belki çiçekler adedince mânevî makineler, fabrikalar bulunsun; veyahut o parçacık topraktaki</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> herbir zerre, bütün o ayrı ayrı çiçekleri, muhtelif hasiyetleriyle ve hayattar cihazatıyla yapmalarını bilsin, adeta bir ilâh gibi hadsiz ilmi ve nihayetsiz iktidarı bulunsun. Aynen öyle de, emir</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> ve iradenin</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> bir arşı olan havanın, rüzgârın herbir parçası ve bir nefes ve tırnak kadar olan <span style="font-size: 18px">(</span></span><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُو</span>)</span> <em>“Hû”</em> <span style="font-family: 'Trebuchet MS'">lâfzındaki havada, küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcut telefonların, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri bulunsun ve o hadsiz işleri beraber ve bir anda yapabilsin; veyahut o <span style="font-size: 18px">(</span></span><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُو</span>)</span> <em>“Hû”</em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">daki havanın, belki unsur-u havanın herbir parçasının herbir zerresi, bütün telefoncular ve ayrı ayrı umum telgrafçılar ve radyo ile konuşanlar kadar </span></span></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">mânevî şahsiyetleri ve kabiliyetleri bulunsun ve onların umum dillerini bilsin ve aynı zamanda başka zerrelere de bildirsin, neşretsin. Çünkü, bilfiil o vaziyet kısmen görünüyor ve havanın bütün eczasında o kabiliyet var. İşte, ehl-i küfrün ve tabiiyyun ve maddiyyunların mesleklerinde, değil bir muhal, belki zerreler adedince muhaller ve imtinâlar ve müşkilâtlar âşikâre görünüyor.</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Eğer Sâni-i Zülcelâl</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">e verilse, hava bütün zerratıyla O’nun emirber</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> neferi olur. Birtek zerrenin muntazam birtek vazifesi kadar kolayca, hadsiz küllî vazifelerini Hâlık</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">ının izniyle ve kuvvetiyle ve Hâlık</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">a intisap ve istinad ile ve Sâni</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">inin cilve‑i kudretiyle</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> ve bir anda, şimşek sür’atinde ve <span style="font-size: 18px">(</span></span><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُو</span>)</span> <em>“Hû” </em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">telâffuzu ve havanın temevvücü suhuletinde yapar. Yani, kalem-i kudretin</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> hadsiz ve harika ve muntazam yazılarına bir sahife olur. Ve zerreleri, o kalemin uçları; ve zerrelerin vazifeleri dahi, kalem-i kaderin</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> noktaları bulunur. Birtek zerrenin hareketi derecesinde kolay çalışır.</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İşte, ben </span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="font-size: 9px">3</span></u></strong></span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 18px">لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ</span></span>ve <span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="font-size: 9px">4</span></u></strong></span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 18px">قُلْ هُوَ اللهُ</span></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">deki hareket-i fikriye ile seyahatimde hava âlemini temâşâ ve o unsurun sahifesini mütalâa ederken, bu mücmel hakikati tam vazıh ve mufassal, aynelyakîn müşahede ettim. Ve <span style="font-size: 18px">(</span></span><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُو</span>)</span> <em>“Hû”</em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">nun lâfzında, havasında böyle parlak bir burhan ve bir lem’a-i Vâhidiyet</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> bulunduğu gibi, mânâsında ve işaretinde gayet nuranî bir cilve-i Ehadiye</span>t ve çok kuvvetli bir hüccet-i tevhid ve “<span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">(</span><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُو</span>)</span> <em>‘Hû’</em> <span style="font-family: 'Trebuchet MS'">zamirinin mutlak ve müphem işareti hangi Zâta bakıyor?” işaretine bir karine-i taayyün o hüccette bulunması içindir ki, hem</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, hem ehl-i zikir, makam-ı tevhidde bu kudsî kelimeyi çok tekrar ederler diye, ilmelyakîn ile bildim.</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Evet, meselâ bir nokta beyaz kâğıtta iki üç nokta konulsa karıştığı; ve bir adam, muhtelif çok vazifeleri beraber yapmasıyla şaşıracağı; ve bir küçük zîhayata çok yükler yüklenmesiyle altında ezildiği; ve bir lisan ve bir kulak, aynı anda müteaddit kelimelerin beraber çıkması ve girmesi, intizamını bozup karışacağı halde, aynelyakîn gördüm ki,<span style="font-size: 18px"> (</span></span><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُوَ</span>)</span><em> “Hüve”</em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">nin anahtarıyla ve pusulasıyla fikren seyahat ettiğim hava unsurunda, herbir parçası, hattâ herbir zerresi içine muhtelif binler noktalar, harfler, kelimeler konulduğu veya konulabileceği halde karışmadığını ve intizamını bozmadığını; hem ayrı ayrı pek çok vazifeler yaptığı halde hiç şaşırmadan yapıldığını; ve o parçaya ve zerreye pek çok ağır yükler yüklendiği halde hiç zaaf göstermeyerek, geri kalmayarak intizamla taşıdığını; hem binler ayrı ayrı kelime, ayrı ayrı tarzda, mânâda o küçücük kulak ve lisanlara kemâl-i intizamla gelip, çıkıp, hiç karışmayarak, bozulmayarak o küçücük </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">kulaklara girip o gayet incecik lisanlardan çıktığı; ve o her zerre ve her parçacık, bu acip vazifeleri görmekle beraber, kemâl-i serbestiyetle, cezbedârâne, hal diliyle ve mezkûr hakikatin şehadeti ve lisanıyla</span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="font-size: 9px">3</span></u></strong></span><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ</span></span><span style="font-size: 12px">ve <span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />5</u></strong></span></span><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 18px">قُلْ هُوَ اللهُ <span style="font-size: 12px">اَحَدٌ</span></span></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">deyip gezer ve fırtınaların ve şimşek ve berk ve gök gürültüsü gibi havayı çarpıştırıcı dalgalar içerisinde intizamını ve vazifelerini hiç bozmuyor ve şaşırmıyor ve bir iş diğer bir işe mâni olmuyor; ben aynelyakîn</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> müşahede ettim.</span></span></span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'">Demek, ya herbir zerre ve herbir parça havada nihayetsiz bir hikmet ve nihayetsiz bir ilmi, iradesi ve nihayetsiz bir kuvveti, kudreti ve bütün zerrâta hâki<span style="font-family: 'Trebuchet MS'">m-i mutlak bir hassaları bulunmak lâzımdır ki, bu işlere medar olabilsin. Bu ise zerreler adedince muhal ve bâtıldır. Hiçbir şeytan dahi bunu hatıra getiremez. Öyle ise, bu sahife-i hava, hakkalyakin</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">, aynelyakîn</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">, ilmelyakîn</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> derecesinde bedahetle, Zât-ı Zülcelâl</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">in hadsiz, gayr-ı mütenâhi ilmi</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> ve hikmetle</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> çalıştırdığı kalem-i</span></span><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">kudret</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> ve kaderin</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> mütebeddil sahifesi ve bir Levh-i Mahfuzun</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> âlem-i tagayyürde ve mütebeddil şuûnâtında bir Levh-i Mahv, İsbat</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> namında yazar bozar tahtası hükmündedir.</span></span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İşte, hava unsuru yalnız nakl-i asvat vazifesinde mezkûr cilve-i vahdâniyeti ve mezkûr acaibi gösterdiği ve dalâletin hadsiz muhaliyetini izhar ettiği gibi; unsur‑u havanın sair ehemmiyetli vazifelerinden biri de elektrik, câzibe, dâfia, ziya gibi sair letâifin naklinde şaşırmadan, muntazaman, asvat naklindeki vazifeyi gördüğü aynı zamanda bu vazifeleri dahi gördüğü aynı zamanında, bütün nebatat ve hayvanata teneffüs ve telkih gibi hayata lüzumu bulunan levazımatı kemâl-i intizamla yetiştir</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">iyor. Emir</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> ve irade-i İlâhiyenin</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> bir arşı olduğunu kat’î bir surette ispat ediyor. Ve serseri tesadüf ve kör kuvvet ve sağır tabiat ve karışık, hedefsiz esbab ve âciz, câmid, cahil maddeler bu sahife-i havaiyenin kitabetine ve vazifelerine karışması hiçbir cihetle ihtimal ve imkânı bulunmadığını aynelyakin</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> derecesinde ispat ettiğini kat’î kanaat getirdim. Ve herbir zerre ve herbir parça lisan-ı hâl ile</span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="font-size: 9px">3</span></u></strong></span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 18px">لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ</span> </span>ve<span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="font-size: 9px">5</span></u></strong></span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 18px">قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ</span></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">dediklerini bildim. Ve bu <span style="font-size: 18px">(</span></span><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُوَ</span>)</span><em> “Hüve”</em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> anahtarıyla havanın maddî cihetindeki bu acaibi gördüğüm gibi, hava unsuru da bir<span style="font-size: 18px"> (</span></span><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">هُو</span>)</span> <em>“Hû”</em> <span style="font-family: 'Trebuchet MS'">olarak âlem-i misal ve âlem-i mânâya bir anahtar oldu.</span></span></span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Gördüm ki, âlem-i misal, nihayetsiz fotoğraflar ve herbir fotoğraf, hadsiz hâdisât-ı dünyeviyeyi aynı zamanda hiç karıştırmayarak alıyor. Binler dünya kadar büyük ve geniş bir sinema-i uhreviye ve fâniyâtın fâni ve zâil hallerini ve vaziyetlerini ve geçici hayatlarının meyvelerini sermedî temâşâgâhlarda ve Cennette </span></span><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">saadet-i ebediye ashrına da dünya maceralarını ve eski hâtıratlarını levhalarıyla gözlerine göstermek için pek büyük bir fotoğraf makinası olarak bildim.</span></span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Hem Levh-i Mahfuzun, hem âlem-i misâlin iki hücceti ve iki küçücük nümunesi ve iki noktası, insanın başında olan kuvve-i hâfıza ve kuvve-i hayaliye, mercimek küçüklüğünde iken, hiç karıştırmayarak kemâl‑i intizamla içlerinde bir büyük kütüphane kadar malumatın yazılması kat’î ispat eder ki, o iki kuvvenin nümune‑i ekber ve âzamları olan âlem-i misal, hava ve su unsurlarının, hususan nutfelerin suyu ve toprak unsurunun pek fevkinde daha ziyade hikmet ve irade ile ve kalem-i kader ve kudretle yazıldıklarını ve hiçbir cihetle tesadüf ve kör kuvvetin ve sağır tabiatın ve câmid, hedefsiz esbabın karışması yüz derece muhal ve hiçbir <span style="font-family: 'Trebuchet MS'">vech ile</span> mümkün olmadığını, Hakîm-i Zülcelâlin kalem-i kader ve hikmetinin sayfası olduğu, ilmelyakîn ile kat’î bilindi.</span></span></span></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><strong><u><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 9px">6</span></span></u></strong> </span><span style="font-family: 'Traditional Arabic'"><span style="font-size: 22px">سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ </span></span></span></span></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Wingdings 2'"><span style="font-family: 'Georgia'"><img src="http://www.erisale.com/images/endOfSection.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><img src="http://www.erisale.com/images/endOfSection.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></p><p></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 18px">(</span><span style="font-size: 12px">SÖZLER</span><span style="font-size: 18px">)</span></span></p><p></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Dipnot-1 </span></span><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. “Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.</span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Dipnot-2 </span></span><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.</span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Dipnot-3 </span></span><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">“Ondan başka hiçbir ilâh yoktur.” Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmran Sûresi, 3:2.</span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Dipnot-4 </span></span><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">“De ki: O Allah’tır.” İhlâs Sûresi, 112:1.</span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Dipnot-5</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">“De ki: O Allah birdir.” İhlâs Sûresi, 112:1.</span></span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Dipnot-6 </span></span><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” Bakara Sûresi, 2:32.</span></span></span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></span></span></p><p><strong>Hüve</strong>: O, Allah</p><p><strong>arş</strong>: taht; emir ve egemenliğin icra yeri (bk. a-r-ş)</p><p><strong>aziz</strong>: çok değerli, izzetli (bk. a-z-z)</p><p><strong>beyan etmek</strong>: açıklamak (bk. b-y-n)</p><p><strong>cihazat</strong>: organlar, donanım</p><p><strong>dalâlet</strong>: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık (bk. ḍ-l-l)</p><p><strong>emir ve irade</strong>: Allah’ın yaratılışa dair emir ve dilemeleri (bk. r-v-d)</p><p><strong>esbab</strong>: sebepler (bk. s-b-b)</p><p><strong>hadsiz</strong>: sınırsız</p><p><strong>hasiyet</strong>: özellik</p><p><strong>hayattar</strong>: canlı (bk. ḥ-y-y)</p><p><strong>iktidar</strong>: güç, kuvvet (bk. ḳ-d-r)</p><p><strong>lâfz</strong>: ifade, kelime</p><p><strong>maddî cihet</strong>: maddeye bakan yön</p><p><strong>meslek-i imaniye</strong>: iman yolu (bk. e-m-n)</p><p><strong>mevcut</strong>: var olan (bk. v-c-d)</p><p><strong>mikyas</strong>: ölçek</p><p><strong>muhal</strong>: imkansız</p><p><strong>muhtelif</strong>: çeşitli</p><p><strong>mümteni</strong>: imkansız</p><p><strong>mütalâa</strong>: inceleme</p><p><strong>müşahede</strong>: gözlem (bk. ş-h-d)</p><p><strong>müşkilât</strong>: zorluk</p><p><strong>nihayetsiz</strong>: sonsuz</p><p><strong>nâkile</strong>: iletici</p><p><strong>nükte</strong>: ince ve derin mânâ</p><p><strong>nükte-i tevhid</strong>: Allah’ın birliğine dair ince bir mânâ (bk. v-ḥ-d)</p><p><strong>seyahat-i hayaliye-i fikriye</strong>: hayalde ve düşüncede yapılan yolculuk (bk. f-k-r; ḫ-y-l)</p><p><strong>suhulet</strong>: kolaylık</p><p><strong>suret</strong>: şekil (bk. ṣ-v-r)</p><p><strong>sıddık</strong>: çok doğru ve bağlı (bk. ṣ-d-ḳ)</p><p><strong>tabiat</strong>: doğa, maddî âlem (bk. ṭ-b-a)</p><p><strong>umum</strong>: bütün</p><p><strong>unsur-u hava</strong>: hava maddesi</p><p><strong>vücub</strong>: kesinlik, zorunluluk (bk. v-c-b)</p><p><strong>zarif</strong>: güzel, ince</p><p><strong>zerre</strong>: atom</p><p><strong>âhize</strong>: alıcı</p><p><strong>âni</strong>: birden bire</p><p><strong>şirk</strong>: Allah’a ortak koşma</p><p><strong>Hâlık</strong>: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ)</p><p><strong>Hüve</strong>: O, Allah</p><p><strong>Sâni-i Zülcelâl</strong>: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi ve herşeyi sanatla yaratan Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l)</p><p><strong>Sânii</strong>: herşeyi sanatlı bir şekilde yaratan Allah (bk. ṣ-n-a)</p><p><strong>aynelyakin</strong>: gözle görerek kesin bilgi edinme (bk. y-ḳ-n)</p><p><strong>bilfiil</strong>: fiilen, gerçekte (bk. f-a-l)</p><p><strong>burhan</strong>: delil</p><p><strong>cilve-i Ehadiyet</strong>: Allah’ın birliğinin herbir şeyde görünmesi (bk. c-l-y; v-ḥ-d) </p><p><strong>cilve-i kudret</strong>: Allah’ın kudretinin yansıması (bk. c-l-y; ḳ-d-r) </p><p><strong>ecza</strong>: cüzler, parçalar (bk. c-z-e)</p><p><strong>ehl-i küfür</strong>: inkârcılar, inançsızlar, kâfirler (bk. k-f-r)</p><p><strong>emirber nefer</strong>: emre hazır asker</p><p><strong>hadsiz</strong>: sayısız</p><p><strong>hakikat</strong>: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ) </p><p><strong>hareket-i fikriye</strong>: fikrî hareket, akıl yürütme (bk. f-k-r)</p><p><strong>hüccet</strong>: delil</p><p><strong>hüccet-i tevhid</strong>: Allah’ın birliğinin delili (bk. v-ḥ-d)</p><p><strong>imtinâ</strong>: imkansızlık</p><p><strong>intisap</strong>: bağlanma (bk. n-s-b)</p><p><strong>istinad</strong>: dayanma (bk. s-n-d)</p><p><strong>kalem-i kader</strong>: kader kalemi (bk. ḳ-d-r)</p><p><strong>kalem-i kudret</strong>: varlıkların ve olayların düzenli olarak vücuda gelişinde bir kalem gibi eserini gösteren İlâhî güç (bk. ḳ-d-r)</p><p><strong>karine-i taayyün</strong>: belirtme işareti, “O” zamirinin Allah’a işaret etmesi</p><p><strong>küllî</strong>: kapsamlı, büyük (bk. k-l-l)</p><p><strong>lem’a-i Vâhidiyet</strong>: Allah’ın birliğini gösteren parıltı (bk. v-ḥ-d)</p><p><strong>lâfz</strong>: ifade, kelime</p><p><strong>maddiyyun</strong>: materyalistler, herşeyi madde ile açıklamaya çalışanlar</p><p><strong>meslek</strong>: gidilen yol, usül</p><p><strong>mufassal</strong>: ayrıntılı</p><p><strong>muhal</strong>: imkansızlık</p><p><strong>muntazam</strong>: düzenli (bk. n-ẓ-m)</p><p><strong>mutlak</strong>: serbest bırakılmış, sınırı belirtilmemiş (bk. ṭ-l-ḳ)</p><p><strong>mücmel</strong>: özetlenmiş (bk. c-m-l)</p><p><strong>müphem</strong>: belirsiz</p><p><strong>mütalâa</strong>: etraflıca düşünme</p><p><strong>müşahede</strong>: gözlem (bk. ş-h-d)</p><p><strong>müşkilât</strong>: zorluklar</p><p><strong>neşretmek</strong>: yaymak</p><p><strong>nuranî</strong>: nurlu, ışıklı (bk. n-v-r)</p><p><strong>suhulet</strong>: kolaylık</p><p><strong>sür’at</strong>: hız</p><p><strong>tabiiyyun</strong>: tabiatçılar, herşeyin tabiatın tesiriyle meydana geldiğini iddia edenler (bk. ṭ-b-a)</p><p><strong>telâffuz</strong>: söyleyiş, ifade etme</p><p><strong>temevvüc</strong>: dalgalanma</p><p><strong>temâşâ</strong>: seyretme</p><p><strong>umum</strong>: bütün</p><p><strong>vazıh</strong>: açık, âşikar</p><p><strong>zerrat</strong>: zerreler, atomlar</p><p><strong>zerre</strong>: atom, maddenin en küçük parçası</p><p><strong>âlem</strong>: kâinat, evren (bk. a-l-m)</p><p><strong>âşikâre</strong>: açıkça</p><p><strong>Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân</strong>: açıklaması mu’cize olan Kur’ân (bk. a-c-z; b-y-n)</p><p><strong>Zât-ı Zülcelâl</strong>: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Zât, Allah (bk. ẕü; c-l-l)<strong>aynelyakin</strong>: gözle görerek kesin bilgi edinme (bk. y-ḳ-n)</p><p><strong>bedahet</strong>: açıklık</p><p><strong>berk</strong>: şimşek</p><p><strong>bâtıl</strong>: doğru olmayan, yalan, yanlış</p><p><strong>cezbedârâne</strong>: kendinden geçerek</p><p><strong>ehl-i zikir</strong>: Allah’ı sürekli olarak zikredenler, ananlar</p><p><strong>gayr-ı mütenâhi</strong>: sonsuz</p><p><strong>hakkalyakin</strong>: bizzat yaşayarak kesin bilgi edinme (bk. ḥ-ḳ-ḳ; y-ḳ-n)</p><p><strong>hassa</strong>: özellik</p><p><strong>hikmet</strong>: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)</p><p><strong>hâkim-i mutlak</strong>: herşey üzerinde sınırsız egemenlik sahibi olan (bk. ḥ-k-m; ṭ-l-ḳ)<strong>ilmelyakin</strong>: ilmî bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme (bk. a-l-m; y-ḳ-n)</p><p><strong>intizam</strong>: düzenlilik (bk. n-ẓ-m)</p><p><strong>irade</strong>: isteme, dileme, tercih (bk. r-v-d)</p><p><strong>kemâl-i intizam</strong>: tam ve mükemmel düzenlilik (bk. k-m-l; n-ẓ-m)</p><p><strong>kemâl-i serbestiyet</strong>: tam serbestlik (bk. k-m-l)</p><p><strong>kudret</strong>: güç, iktidar (bk. ḳ-d-r)</p><p><strong>kudsî</strong>: kutsal, kusur ve eksiklikten yüce (bk. ḳ-d-s)</p><p><strong>lisan</strong>: dil</p><p><strong>makam-ı tevhid</strong>: tevhid makamı, kalben Allah’ın birliğinin hissedildiği hal (bk. v-ḥ-d)<strong>medar</strong>: eksen, dayanak</p><p><strong>mezkûr</strong>: sözü geçen</p><p><strong>muhtelif</strong>: çeşitli</p><p><strong>müteaddit</strong>: çeşitli, birden fazla</p><p><strong>sahife-i hava</strong>: hava sayfası</p><p><strong>zerre</strong>: atom, en küçük madde parçası</p><p><strong>zerrât</strong>: zerreler, atomlar</p><p><strong>zîhayat</strong>: canlı (bk. ẕî; ḥ-y-y)</p><p><strong>şehadet</strong>: şahitlik, tanıklık (bk. ş-h-d)</p><p><strong>Levh-i Mahfuz</strong>: herşeyin bütün ayrıntılarıyla yazıldığı mânevî kader levhası (bk. ḥ-f-ẓ) <strong>Levh-i Mahv, İsbat</strong>: bir şeyin yıkılıp tekrar kuruluşunu gösteren mânevî levha, yaz boz tahtası</p><p><strong>acaip</strong>: şaşırtıcı ve hayret verici şey</p><p><strong>asvat</strong>: sesler</p><p><strong>cihet</strong>: yön, taraf</p><p><strong>cilve-i vahdâniyet</strong>: Cenab-ı Allah’ın birlik görüntüsü (bk. c-l-y; v-ḥ-d)</p><p><strong>câmid</strong>: cansız</p><p><strong>câzibe</strong>: çekim gücü</p><p><strong>dalâlet</strong>: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık (bk. ḍ-l-l)</p><p><strong>dâfia</strong>: itme gücü</p><p><strong>ehemmiyetli</strong>: önemli</p><p><strong>emir ve irade-i İlâhiyenin arşı</strong>: Allah’ın emir ve iradesinin tahtı (bk. r-v-d; e-l-h; a-r-ş) </p><p><strong>fâni</strong>: gelip geçici, ölümlü (bk. f-n-y)</p><p><strong>fâniyat</strong>: fâni, geçici şeyler (bk. f-n-y)</p><p><strong>hayvanat</strong>: hayvanlar (bk. ḥ-y-y)</p><p><strong>hâdisât-ı dünyeviye</strong>: dünyaya ait olaylar </p><p><strong>izhar etmek</strong>: göstermek (bk. ẓ-h-r)</p><p><strong>kalem-i kudret ve kader</strong>: varlıkların ve olayların düzenli olarak meydana gelişinde bir kalem gibi eserini gösteren İlâhî güç (bk. ḳ-d-r)</p><p><strong>kat’î</strong>: Kesin</p><p><strong>kitabet</strong>: yazım (bk. k-t-b)</p><p><strong>letâif</strong>: maddi olmayan, çok ince şeyler (bk. l-ṭ-f)</p><p><strong>levazımat</strong>: gerekli şeyler</p><p><strong>lisan-ı hâl</strong>: hal ve beden dili</p><p><strong>mezkûr</strong>: sözü geçen</p><p><strong>muhaliyet</strong>: imkansızlık</p><p><strong>muntazaman</strong>: düzenli olarak (bk. n-ẓ-m)</p><p><strong>mütebeddil</strong>: değişken</p><p><strong>nakl-i asvat</strong>: seslerin nakli, iletimi</p><p><strong>nebatat</strong>: bitkiler</p><p><strong>sahife-i havaiye</strong>: hava sahifesi</p><p><strong>sair</strong>: diğer</p><p><strong>sermedî</strong>: sürekli, kalıcı</p><p><strong>sinema-i uhreviye</strong>: âhirete ait sinema (bk. e-ḫ-r)</p><p><strong>suret</strong>: şekil (bk. ṣ-v-r)</p><p><strong>tabiat</strong>: doğa, canlı cansız varlıklar, maddî âlem (bk. ṭ-b-a)</p><p><strong>telkih</strong>: aşılama</p><p><strong>temâşâgâh</strong>: seyir yeri</p><p><strong>teneffüs</strong>: soluklanma, nefes alma</p><p><strong>unsur-u hava</strong>: hava maddesi</p><p><strong>zerre</strong>: atom, en küçük madde parçası</p><p><strong>ziya</strong>: ışık</p><p><strong>zâil</strong>: yok olup gidici, geçici (bk. z-v-l)</p><p><strong>âciz</strong>: güçsüz, zayıf (bk. a-c-z)</p><p><strong>âlem-i misal</strong>: bütün varlıkların ve olayların görüntülerinin yansıdığı madde ötesi âlem (bk. a-l-m; m-s̱-l)</p><p><strong>âlem-i mânâ</strong>: mânâ âlemi, mânen anlaşılan ve bilinen âlem (bk. a-l-m; a-n-y)</p><p><strong>âlem-i tagayyür</strong>: değişken âlem (bk. a-l-m)</p><p><strong>şuûnat</strong>: işler, fiiller ve tasarruflar (bk. ş-e-n)</p><p><strong>Hakîm-i Zülcelâl</strong>: sonsuz yücelik ve haşmet sahibi olan ve herşeyi hikmetle yapan Allah (bk. ḥ-k-m; ẕü; c-l-l)</p><p><strong>ashab</strong>: sahipler</p><p><strong>cihet</strong>: yön, şekil</p><p><strong>câmid</strong>: cansız</p><p><strong>fekvinde</strong>: üstünde</p><p><strong>hususan</strong>: özellikle</p><p><strong>hâtırat</strong>: hâtıralar, anılar</p><p><strong>irade</strong>: dileme, tercih, istek (bk. r-v-d) </p><p><strong>kuvve</strong>: duyu</p><p><strong>kuvve-i hayaliye</strong>: hayal duyusu (bk. ḫ-y-l)</p><p><strong>kuvve-i hâfıza</strong>: hafıza duyusu, bellek (bk. ḥ-f-ẓ)</p><p><strong>mütebaki</strong>: geri kalan kısım (bk. b-ḳ-y)</p><p><strong>nutfe</strong>: memelilerin yaratıldığı su, meni</p><p><strong>nümune</strong>: örnek</p><p><strong>nümune-i ekber ve âzam</strong>: çok büyük örnek (bk. k-b-r; a-ẓ-m)</p><p><strong>saadet-i ebediye</strong>: sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)</p><p><strong>tabiat</strong>: doğa, maddî âlem, canlı cansız bütün varlıklar (bk. ṭ-b-a)</p><p><strong>vecih</strong>: yön</p><p><strong>ziyade</strong>: fazla, çok</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="LEVLAK, post: 226709, member: 1009300"] [CENTER][FONT=Trebuchet MS][I][FONT=Georgia][SIZE=3]Hüve Nüktesi[/SIZE][/FONT][/I][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3][FONT=Traditional Arabic][SIZE=6]بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ[/SIZE] [/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B][/FONT][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3][FONT=Traditional Arabic][SIZE=6]اَسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا[/SIZE] [/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG][SIZE=1]2[/SIZE][/U][/B][/FONT][/SIZE][/FONT][/FONT][/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3]Çok aziz ve sıddık kardeşlerim,[/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Kardeşlerim, [/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG][SIZE=1]3[/SIZE][/U][/B][/FONT] [FONT=Traditional Arabic][SIZE=6]لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ[/SIZE] [/FONT]ve [FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG][SIZE=1]4[/SIZE][/U][/B][/FONT] [FONT=Traditional Arabic][SIZE=6]قُلْ هُوَ اللهُ[/SIZE] [/FONT]deki [SIZE=6]([FONT=Traditional Arabic]هُو[/FONT])[/SIZE] [I]“Hû”[/I] [FONT=Trebuchet MS]lâfzında, yalnız maddî cihette bir seyahat-i hayaliye-i fikriyede, hava sahifesinin mütalâasıyla âni bir surette görünen bir zarif nükte-i tevhidde, meslek-i imaniyenin hadsiz derece kolay ve vücub derecesinde suhuletli bulunmasını ve şirk ve dalâletin mesleğinde hadsiz derecede müşkilâtlı, mümteni binler muhal bulunduğunu müşahede ettim. Gayet kısa bir işaretle o geniş ve uzun nükteyi beyan edeceğim.[/FONT][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Evet, nasıl ki bir avuç toprak[/FONT][FONT=Trebuchet MS], yüzer çiçeklere nöbetle saksılık eden kabında, eğer tabiata[/FONT][FONT=Trebuchet MS], esbaba[/FONT][FONT=Trebuchet MS] havale edilse, lâzım gelir ki, ya o kapta küçük mikyasta yüzer, belki çiçekler adedince mânevî makineler, fabrikalar bulunsun; veyahut o parçacık topraktaki[/FONT][FONT=Trebuchet MS] herbir zerre, bütün o ayrı ayrı çiçekleri, muhtelif hasiyetleriyle ve hayattar cihazatıyla yapmalarını bilsin, adeta bir ilâh gibi hadsiz ilmi ve nihayetsiz iktidarı bulunsun. Aynen öyle de, emir[/FONT][FONT=Trebuchet MS] ve iradenin[/FONT][FONT=Trebuchet MS] bir arşı olan havanın, rüzgârın herbir parçası ve bir nefes ve tırnak kadar olan [SIZE=5]([/SIZE][/FONT][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic]هُو[/FONT])[/SIZE] [I]“Hû”[/I] [FONT=Trebuchet MS]lâfzındaki havada, küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcut telefonların, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri bulunsun ve o hadsiz işleri beraber ve bir anda yapabilsin; veyahut o [SIZE=5]([/SIZE][/FONT][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic]هُو[/FONT])[/SIZE] [I]“Hû”[/I][FONT=Trebuchet MS]daki havanın, belki unsur-u havanın herbir parçasının herbir zerresi, bütün telefoncular ve ayrı ayrı umum telgrafçılar ve radyo ile konuşanlar kadar [/FONT][/SIZE][/FONT][FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3]mânevî şahsiyetleri ve kabiliyetleri bulunsun ve onların umum dillerini bilsin ve aynı zamanda başka zerrelere de bildirsin, neşretsin. Çünkü, bilfiil o vaziyet kısmen görünüyor ve havanın bütün eczasında o kabiliyet var. İşte, ehl-i küfrün ve tabiiyyun ve maddiyyunların mesleklerinde, değil bir muhal, belki zerreler adedince muhaller ve imtinâlar ve müşkilâtlar âşikâre görünüyor.[/SIZE][/FONT][/FONT][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Eğer Sâni-i Zülcelâl[/FONT][FONT=Trebuchet MS]e verilse, hava bütün zerratıyla O’nun emirber[/FONT][FONT=Trebuchet MS] neferi olur. Birtek zerrenin muntazam birtek vazifesi kadar kolayca, hadsiz küllî vazifelerini Hâlık[/FONT][FONT=Trebuchet MS]ının izniyle ve kuvvetiyle ve Hâlık[/FONT][FONT=Trebuchet MS]a intisap ve istinad ile ve Sâni[/FONT][FONT=Trebuchet MS]inin cilve‑i kudretiyle[/FONT][FONT=Trebuchet MS] ve bir anda, şimşek sür’atinde ve [SIZE=5]([/SIZE][/FONT][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic]هُو[/FONT])[/SIZE] [I]“Hû” [/I][FONT=Trebuchet MS]telâffuzu ve havanın temevvücü suhuletinde yapar. Yani, kalem-i kudretin[/FONT][FONT=Trebuchet MS] hadsiz ve harika ve muntazam yazılarına bir sahife olur. Ve zerreleri, o kalemin uçları; ve zerrelerin vazifeleri dahi, kalem-i kaderin[/FONT][FONT=Trebuchet MS] noktaları bulunur. Birtek zerrenin hareketi derecesinde kolay çalışır.[/FONT][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]İşte, ben [/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG][SIZE=1]3[/SIZE][/U][/B][/FONT] [FONT=Traditional Arabic][SIZE=5]لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ[/SIZE][/FONT]ve [FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG][SIZE=1]4[/SIZE][/U][/B][/FONT] [FONT=Traditional Arabic][SIZE=5]قُلْ هُوَ اللهُ[/SIZE][/FONT][FONT=Trebuchet MS]deki hareket-i fikriye ile seyahatimde hava âlemini temâşâ ve o unsurun sahifesini mütalâa ederken, bu mücmel hakikati tam vazıh ve mufassal, aynelyakîn müşahede ettim. Ve [SIZE=5]([/SIZE][/FONT][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic]هُو[/FONT])[/SIZE] [I]“Hû”[/I][FONT=Trebuchet MS]nun lâfzında, havasında böyle parlak bir burhan ve bir lem’a-i Vâhidiyet[/FONT][FONT=Trebuchet MS] bulunduğu gibi, mânâsında ve işaretinde gayet nuranî bir cilve-i Ehadiye[/FONT]t ve çok kuvvetli bir hüccet-i tevhid ve “[SIZE=5][FONT=Trebuchet MS]([/FONT][FONT=Traditional Arabic]هُو[/FONT])[/SIZE] [I]‘Hû’[/I] [FONT=Trebuchet MS]zamirinin mutlak ve müphem işareti hangi Zâta bakıyor?” işaretine bir karine-i taayyün o hüccette bulunması içindir ki, hem[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, hem ehl-i zikir, makam-ı tevhidde bu kudsî kelimeyi çok tekrar ederler diye, ilmelyakîn ile bildim.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]Evet, meselâ bir nokta beyaz kâğıtta iki üç nokta konulsa karıştığı; ve bir adam, muhtelif çok vazifeleri beraber yapmasıyla şaşıracağı; ve bir küçük zîhayata çok yükler yüklenmesiyle altında ezildiği; ve bir lisan ve bir kulak, aynı anda müteaddit kelimelerin beraber çıkması ve girmesi, intizamını bozup karışacağı halde, aynelyakîn gördüm ki,[SIZE=5] ([/SIZE][/FONT][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic]هُوَ[/FONT])[/SIZE][I] “Hüve”[/I][FONT=Trebuchet MS]nin anahtarıyla ve pusulasıyla fikren seyahat ettiğim hava unsurunda, herbir parçası, hattâ herbir zerresi içine muhtelif binler noktalar, harfler, kelimeler konulduğu veya konulabileceği halde karışmadığını ve intizamını bozmadığını; hem ayrı ayrı pek çok vazifeler yaptığı halde hiç şaşırmadan yapıldığını; ve o parçaya ve zerreye pek çok ağır yükler yüklendiği halde hiç zaaf göstermeyerek, geri kalmayarak intizamla taşıdığını; hem binler ayrı ayrı kelime, ayrı ayrı tarzda, mânâda o küçücük kulak ve lisanlara kemâl-i intizamla gelip, çıkıp, hiç karışmayarak, bozulmayarak o küçücük [/FONT][FONT=Trebuchet MS]kulaklara girip o gayet incecik lisanlardan çıktığı; ve o her zerre ve her parçacık, bu acip vazifeleri görmekle beraber, kemâl-i serbestiyetle, cezbedârâne, hal diliyle ve mezkûr hakikatin şehadeti ve lisanıyla[/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG][SIZE=1]3[/SIZE][/U][/B][/FONT][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic]لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ[/FONT][/SIZE][SIZE=3]ve [FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]5[/U][/B][/FONT][/SIZE][FONT=Traditional Arabic][SIZE=5]قُلْ هُوَ اللهُ [SIZE=3]اَحَدٌ[/SIZE][/SIZE][/FONT][FONT=Trebuchet MS]deyip gezer ve fırtınaların ve şimşek ve berk ve gök gürültüsü gibi havayı çarpıştırıcı dalgalar içerisinde intizamını ve vazifelerini hiç bozmuyor ve şaşırmıyor ve bir iş diğer bir işe mâni olmuyor; ben aynelyakîn[/FONT][FONT=Trebuchet MS] müşahede ettim.[/FONT][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia]Demek, ya herbir zerre ve herbir parça havada nihayetsiz bir hikmet ve nihayetsiz bir ilmi, iradesi ve nihayetsiz bir kuvveti, kudreti ve bütün zerrâta hâki[FONT=Trebuchet MS]m-i mutlak bir hassaları bulunmak lâzımdır ki, bu işlere medar olabilsin. Bu ise zerreler adedince muhal ve bâtıldır. Hiçbir şeytan dahi bunu hatıra getiremez. Öyle ise, bu sahife-i hava, hakkalyakin[/FONT][FONT=Trebuchet MS], aynelyakîn[/FONT][FONT=Trebuchet MS], ilmelyakîn[/FONT][FONT=Trebuchet MS] derecesinde bedahetle, Zât-ı Zülcelâl[/FONT][FONT=Trebuchet MS]in hadsiz, gayr-ı mütenâhi ilmi[/FONT][FONT=Trebuchet MS] ve hikmetle[/FONT][FONT=Trebuchet MS] çalıştırdığı kalem-i[/FONT][/FONT][FONT=Georgia][FONT=Trebuchet MS]kudret[/FONT][FONT=Trebuchet MS] ve kaderin[/FONT][FONT=Trebuchet MS] mütebeddil sahifesi ve bir Levh-i Mahfuzun[/FONT][FONT=Trebuchet MS] âlem-i tagayyürde ve mütebeddil şuûnâtında bir Levh-i Mahv, İsbat[/FONT][FONT=Trebuchet MS] namında yazar bozar tahtası hükmündedir.[/FONT][/FONT][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3][FONT=Trebuchet MS]İşte, hava unsuru yalnız nakl-i asvat vazifesinde mezkûr cilve-i vahdâniyeti ve mezkûr acaibi gösterdiği ve dalâletin hadsiz muhaliyetini izhar ettiği gibi; unsur‑u havanın sair ehemmiyetli vazifelerinden biri de elektrik, câzibe, dâfia, ziya gibi sair letâifin naklinde şaşırmadan, muntazaman, asvat naklindeki vazifeyi gördüğü aynı zamanda bu vazifeleri dahi gördüğü aynı zamanında, bütün nebatat ve hayvanata teneffüs ve telkih gibi hayata lüzumu bulunan levazımatı kemâl-i intizamla yetiştir[/FONT][FONT=Trebuchet MS]iyor. Emir[/FONT][FONT=Trebuchet MS] ve irade-i İlâhiyenin[/FONT][FONT=Trebuchet MS] bir arşı olduğunu kat’î bir surette ispat ediyor. Ve serseri tesadüf ve kör kuvvet ve sağır tabiat ve karışık, hedefsiz esbab ve âciz, câmid, cahil maddeler bu sahife-i havaiyenin kitabetine ve vazifelerine karışması hiçbir cihetle ihtimal ve imkânı bulunmadığını aynelyakin[/FONT][FONT=Trebuchet MS] derecesinde ispat ettiğini kat’î kanaat getirdim. Ve herbir zerre ve herbir parça lisan-ı hâl ile[/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG][SIZE=1]3[/SIZE][/U][/B][/FONT] [FONT=Traditional Arabic][SIZE=5]لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ[/SIZE] [/FONT]ve[FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG][SIZE=1]5[/SIZE][/U][/B][/FONT] [FONT=Traditional Arabic][SIZE=5]قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ[/SIZE][/FONT][FONT=Trebuchet MS]dediklerini bildim. Ve bu [SIZE=5]([/SIZE][/FONT][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic]هُوَ[/FONT])[/SIZE][I] “Hüve”[/I][FONT=Trebuchet MS] anahtarıyla havanın maddî cihetindeki bu acaibi gördüğüm gibi, hava unsuru da bir[SIZE=5] ([/SIZE][/FONT][SIZE=5][FONT=Traditional Arabic]هُو[/FONT])[/SIZE] [I]“Hû”[/I] [FONT=Trebuchet MS]olarak âlem-i misal ve âlem-i mânâya bir anahtar oldu.[/FONT][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3]Gördüm ki, âlem-i misal, nihayetsiz fotoğraflar ve herbir fotoğraf, hadsiz hâdisât-ı dünyeviyeyi aynı zamanda hiç karıştırmayarak alıyor. Binler dünya kadar büyük ve geniş bir sinema-i uhreviye ve fâniyâtın fâni ve zâil hallerini ve vaziyetlerini ve geçici hayatlarının meyvelerini sermedî temâşâgâhlarda ve Cennette [/SIZE][/FONT][FONT=Georgia][SIZE=3]saadet-i ebediye ashrına da dünya maceralarını ve eski hâtıratlarını levhalarıyla gözlerine göstermek için pek büyük bir fotoğraf makinası olarak bildim.[/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3]Hem Levh-i Mahfuzun, hem âlem-i misâlin iki hücceti ve iki küçücük nümunesi ve iki noktası, insanın başında olan kuvve-i hâfıza ve kuvve-i hayaliye, mercimek küçüklüğünde iken, hiç karıştırmayarak kemâl‑i intizamla içlerinde bir büyük kütüphane kadar malumatın yazılması kat’î ispat eder ki, o iki kuvvenin nümune‑i ekber ve âzamları olan âlem-i misal, hava ve su unsurlarının, hususan nutfelerin suyu ve toprak unsurunun pek fevkinde daha ziyade hikmet ve irade ile ve kalem-i kader ve kudretle yazıldıklarını ve hiçbir cihetle tesadüf ve kör kuvvetin ve sağır tabiatın ve câmid, hedefsiz esbabın karışması yüz derece muhal ve hiçbir [FONT=Trebuchet MS]vech ile[/FONT] mümkün olmadığını, Hakîm-i Zülcelâlin kalem-i kader ve hikmetinin sayfası olduğu, ilmelyakîn ile kat’î bilindi.[/SIZE][/FONT][/FONT] [CENTER][FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3][B][U][FONT=Arial][SIZE=1]6[/SIZE][/FONT][/U][/B] [/SIZE][FONT=Traditional Arabic][SIZE=6]سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ [/SIZE][/FONT][/FONT][/FONT] [FONT=Wingdings 2][FONT=Georgia][IMG]http://www.erisale.com/images/endOfSection.gif[/IMG][IMG]http://www.erisale.com/images/endOfSection.gif[/IMG][/FONT][/FONT][/CENTER] [/SIZE][/FONT][/FONT] [SIZE=3][FONT=Georgia][FONT=Georgia][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Georgia][FONT=Georgia][SIZE=3][CENTER][FONT=Georgia][SIZE=5]([/SIZE][SIZE=3]SÖZLER[/SIZE][SIZE=5])[/SIZE][/FONT][/CENTER] Dipnot-1 [/SIZE][/FONT][FONT=Arial][FONT=Georgia][SIZE=3]Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. “Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.[/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Dipnot-2 [/SIZE][/FONT][FONT=Arial][FONT=Georgia][SIZE=3]Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.[/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Dipnot-3 [/SIZE][/FONT][FONT=Arial][FONT=Georgia][SIZE=3]“Ondan başka hiçbir ilâh yoktur.” Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmran Sûresi, 3:2.[/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Dipnot-4 [/SIZE][/FONT][FONT=Arial][FONT=Georgia][SIZE=3]“De ki: O Allah’tır.” İhlâs Sûresi, 112:1.[/SIZE][/FONT][/FONT] [/FONT][/SIZE][FONT=Georgia][SIZE=3][FONT=Trebuchet MS][FONT=Georgia][SIZE=3]Dipnot-5[/SIZE][/FONT] [FONT=Arial][FONT=Georgia][SIZE=3]“De ki: O Allah birdir.” İhlâs Sûresi, 112:1.[/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Dipnot-6 [/SIZE][/FONT][FONT=Arial][FONT=Georgia][SIZE=3]“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” Bakara Sûresi, 2:32.[/SIZE][/FONT][/FONT] [/FONT][/SIZE][/FONT] [B]Hüve[/B]: O, Allah [B]arş[/B]: taht; emir ve egemenliğin icra yeri (bk. a-r-ş) [B]aziz[/B]: çok değerli, izzetli (bk. a-z-z) [B]beyan etmek[/B]: açıklamak (bk. b-y-n) [B]cihazat[/B]: organlar, donanım [B]dalâlet[/B]: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık (bk. ḍ-l-l) [B]emir ve irade[/B]: Allah’ın yaratılışa dair emir ve dilemeleri (bk. r-v-d) [B]esbab[/B]: sebepler (bk. s-b-b) [B]hadsiz[/B]: sınırsız [B]hasiyet[/B]: özellik [B]hayattar[/B]: canlı (bk. ḥ-y-y) [B]iktidar[/B]: güç, kuvvet (bk. ḳ-d-r) [B]lâfz[/B]: ifade, kelime [B]maddî cihet[/B]: maddeye bakan yön [B]meslek-i imaniye[/B]: iman yolu (bk. e-m-n) [B]mevcut[/B]: var olan (bk. v-c-d) [B]mikyas[/B]: ölçek [B]muhal[/B]: imkansız [B]muhtelif[/B]: çeşitli [B]mümteni[/B]: imkansız [B]mütalâa[/B]: inceleme [B]müşahede[/B]: gözlem (bk. ş-h-d) [B]müşkilât[/B]: zorluk [B]nihayetsiz[/B]: sonsuz [B]nâkile[/B]: iletici [B]nükte[/B]: ince ve derin mânâ [B]nükte-i tevhid[/B]: Allah’ın birliğine dair ince bir mânâ (bk. v-ḥ-d) [B]seyahat-i hayaliye-i fikriye[/B]: hayalde ve düşüncede yapılan yolculuk (bk. f-k-r; ḫ-y-l) [B]suhulet[/B]: kolaylık [B]suret[/B]: şekil (bk. ṣ-v-r) [B]sıddık[/B]: çok doğru ve bağlı (bk. ṣ-d-ḳ) [B]tabiat[/B]: doğa, maddî âlem (bk. ṭ-b-a) [B]umum[/B]: bütün [B]unsur-u hava[/B]: hava maddesi [B]vücub[/B]: kesinlik, zorunluluk (bk. v-c-b) [B]zarif[/B]: güzel, ince [B]zerre[/B]: atom [B]âhize[/B]: alıcı [B]âni[/B]: birden bire [B]şirk[/B]: Allah’a ortak koşma [B]Hâlık[/B]: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ) [B]Hüve[/B]: O, Allah [B]Sâni-i Zülcelâl[/B]: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi ve herşeyi sanatla yaratan Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l) [B]Sânii[/B]: herşeyi sanatlı bir şekilde yaratan Allah (bk. ṣ-n-a) [B]aynelyakin[/B]: gözle görerek kesin bilgi edinme (bk. y-ḳ-n) [B]bilfiil[/B]: fiilen, gerçekte (bk. f-a-l) [B]burhan[/B]: delil [B]cilve-i Ehadiyet[/B]: Allah’ın birliğinin herbir şeyde görünmesi (bk. c-l-y; v-ḥ-d) [B]cilve-i kudret[/B]: Allah’ın kudretinin yansıması (bk. c-l-y; ḳ-d-r) [B]ecza[/B]: cüzler, parçalar (bk. c-z-e) [B]ehl-i küfür[/B]: inkârcılar, inançsızlar, kâfirler (bk. k-f-r) [B]emirber nefer[/B]: emre hazır asker [B]hadsiz[/B]: sayısız [B]hakikat[/B]: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ) [B]hareket-i fikriye[/B]: fikrî hareket, akıl yürütme (bk. f-k-r) [B]hüccet[/B]: delil [B]hüccet-i tevhid[/B]: Allah’ın birliğinin delili (bk. v-ḥ-d) [B]imtinâ[/B]: imkansızlık [B]intisap[/B]: bağlanma (bk. n-s-b) [B]istinad[/B]: dayanma (bk. s-n-d) [B]kalem-i kader[/B]: kader kalemi (bk. ḳ-d-r) [B]kalem-i kudret[/B]: varlıkların ve olayların düzenli olarak vücuda gelişinde bir kalem gibi eserini gösteren İlâhî güç (bk. ḳ-d-r) [B]karine-i taayyün[/B]: belirtme işareti, “O” zamirinin Allah’a işaret etmesi [B]küllî[/B]: kapsamlı, büyük (bk. k-l-l) [B]lem’a-i Vâhidiyet[/B]: Allah’ın birliğini gösteren parıltı (bk. v-ḥ-d) [B]lâfz[/B]: ifade, kelime [B]maddiyyun[/B]: materyalistler, herşeyi madde ile açıklamaya çalışanlar [B]meslek[/B]: gidilen yol, usül [B]mufassal[/B]: ayrıntılı [B]muhal[/B]: imkansızlık [B]muntazam[/B]: düzenli (bk. n-ẓ-m) [B]mutlak[/B]: serbest bırakılmış, sınırı belirtilmemiş (bk. ṭ-l-ḳ) [B]mücmel[/B]: özetlenmiş (bk. c-m-l) [B]müphem[/B]: belirsiz [B]mütalâa[/B]: etraflıca düşünme [B]müşahede[/B]: gözlem (bk. ş-h-d) [B]müşkilât[/B]: zorluklar [B]neşretmek[/B]: yaymak [B]nuranî[/B]: nurlu, ışıklı (bk. n-v-r) [B]suhulet[/B]: kolaylık [B]sür’at[/B]: hız [B]tabiiyyun[/B]: tabiatçılar, herşeyin tabiatın tesiriyle meydana geldiğini iddia edenler (bk. ṭ-b-a) [B]telâffuz[/B]: söyleyiş, ifade etme [B]temevvüc[/B]: dalgalanma [B]temâşâ[/B]: seyretme [B]umum[/B]: bütün [B]vazıh[/B]: açık, âşikar [B]zerrat[/B]: zerreler, atomlar [B]zerre[/B]: atom, maddenin en küçük parçası [B]âlem[/B]: kâinat, evren (bk. a-l-m) [B]âşikâre[/B]: açıkça [B]Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân[/B]: açıklaması mu’cize olan Kur’ân (bk. a-c-z; b-y-n) [B]Zât-ı Zülcelâl[/B]: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Zât, Allah (bk. ẕü; c-l-l)[B]aynelyakin[/B]: gözle görerek kesin bilgi edinme (bk. y-ḳ-n) [B]bedahet[/B]: açıklık [B]berk[/B]: şimşek [B]bâtıl[/B]: doğru olmayan, yalan, yanlış [B]cezbedârâne[/B]: kendinden geçerek [B]ehl-i zikir[/B]: Allah’ı sürekli olarak zikredenler, ananlar [B]gayr-ı mütenâhi[/B]: sonsuz [B]hakkalyakin[/B]: bizzat yaşayarak kesin bilgi edinme (bk. ḥ-ḳ-ḳ; y-ḳ-n) [B]hassa[/B]: özellik [B]hikmet[/B]: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m) [B]hâkim-i mutlak[/B]: herşey üzerinde sınırsız egemenlik sahibi olan (bk. ḥ-k-m; ṭ-l-ḳ)[B]ilmelyakin[/B]: ilmî bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme (bk. a-l-m; y-ḳ-n) [B]intizam[/B]: düzenlilik (bk. n-ẓ-m) [B]irade[/B]: isteme, dileme, tercih (bk. r-v-d) [B]kemâl-i intizam[/B]: tam ve mükemmel düzenlilik (bk. k-m-l; n-ẓ-m) [B]kemâl-i serbestiyet[/B]: tam serbestlik (bk. k-m-l) [B]kudret[/B]: güç, iktidar (bk. ḳ-d-r) [B]kudsî[/B]: kutsal, kusur ve eksiklikten yüce (bk. ḳ-d-s) [B]lisan[/B]: dil [B]makam-ı tevhid[/B]: tevhid makamı, kalben Allah’ın birliğinin hissedildiği hal (bk. v-ḥ-d)[B]medar[/B]: eksen, dayanak [B]mezkûr[/B]: sözü geçen [B]muhtelif[/B]: çeşitli [B]müteaddit[/B]: çeşitli, birden fazla [B]sahife-i hava[/B]: hava sayfası [B]zerre[/B]: atom, en küçük madde parçası [B]zerrât[/B]: zerreler, atomlar [B]zîhayat[/B]: canlı (bk. ẕî; ḥ-y-y) [B]şehadet[/B]: şahitlik, tanıklık (bk. ş-h-d) [B]Levh-i Mahfuz[/B]: herşeyin bütün ayrıntılarıyla yazıldığı mânevî kader levhası (bk. ḥ-f-ẓ) [B]Levh-i Mahv, İsbat[/B]: bir şeyin yıkılıp tekrar kuruluşunu gösteren mânevî levha, yaz boz tahtası [B]acaip[/B]: şaşırtıcı ve hayret verici şey [B]asvat[/B]: sesler [B]cihet[/B]: yön, taraf [B]cilve-i vahdâniyet[/B]: Cenab-ı Allah’ın birlik görüntüsü (bk. c-l-y; v-ḥ-d) [B]câmid[/B]: cansız [B]câzibe[/B]: çekim gücü [B]dalâlet[/B]: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık (bk. ḍ-l-l) [B]dâfia[/B]: itme gücü [B]ehemmiyetli[/B]: önemli [B]emir ve irade-i İlâhiyenin arşı[/B]: Allah’ın emir ve iradesinin tahtı (bk. r-v-d; e-l-h; a-r-ş) [B]fâni[/B]: gelip geçici, ölümlü (bk. f-n-y) [B]fâniyat[/B]: fâni, geçici şeyler (bk. f-n-y) [B]hayvanat[/B]: hayvanlar (bk. ḥ-y-y) [B]hâdisât-ı dünyeviye[/B]: dünyaya ait olaylar [B]izhar etmek[/B]: göstermek (bk. ẓ-h-r) [B]kalem-i kudret ve kader[/B]: varlıkların ve olayların düzenli olarak meydana gelişinde bir kalem gibi eserini gösteren İlâhî güç (bk. ḳ-d-r) [B]kat’î[/B]: Kesin [B]kitabet[/B]: yazım (bk. k-t-b) [B]letâif[/B]: maddi olmayan, çok ince şeyler (bk. l-ṭ-f) [B]levazımat[/B]: gerekli şeyler [B]lisan-ı hâl[/B]: hal ve beden dili [B]mezkûr[/B]: sözü geçen [B]muhaliyet[/B]: imkansızlık [B]muntazaman[/B]: düzenli olarak (bk. n-ẓ-m) [B]mütebeddil[/B]: değişken [B]nakl-i asvat[/B]: seslerin nakli, iletimi [B]nebatat[/B]: bitkiler [B]sahife-i havaiye[/B]: hava sahifesi [B]sair[/B]: diğer [B]sermedî[/B]: sürekli, kalıcı [B]sinema-i uhreviye[/B]: âhirete ait sinema (bk. e-ḫ-r) [B]suret[/B]: şekil (bk. ṣ-v-r) [B]tabiat[/B]: doğa, canlı cansız varlıklar, maddî âlem (bk. ṭ-b-a) [B]telkih[/B]: aşılama [B]temâşâgâh[/B]: seyir yeri [B]teneffüs[/B]: soluklanma, nefes alma [B]unsur-u hava[/B]: hava maddesi [B]zerre[/B]: atom, en küçük madde parçası [B]ziya[/B]: ışık [B]zâil[/B]: yok olup gidici, geçici (bk. z-v-l) [B]âciz[/B]: güçsüz, zayıf (bk. a-c-z) [B]âlem-i misal[/B]: bütün varlıkların ve olayların görüntülerinin yansıdığı madde ötesi âlem (bk. a-l-m; m-s̱-l) [B]âlem-i mânâ[/B]: mânâ âlemi, mânen anlaşılan ve bilinen âlem (bk. a-l-m; a-n-y) [B]âlem-i tagayyür[/B]: değişken âlem (bk. a-l-m) [B]şuûnat[/B]: işler, fiiller ve tasarruflar (bk. ş-e-n) [B]Hakîm-i Zülcelâl[/B]: sonsuz yücelik ve haşmet sahibi olan ve herşeyi hikmetle yapan Allah (bk. ḥ-k-m; ẕü; c-l-l) [B]ashab[/B]: sahipler [B]cihet[/B]: yön, şekil [B]câmid[/B]: cansız [B]fekvinde[/B]: üstünde [B]hususan[/B]: özellikle [B]hâtırat[/B]: hâtıralar, anılar [B]irade[/B]: dileme, tercih, istek (bk. r-v-d) [B]kuvve[/B]: duyu [B]kuvve-i hayaliye[/B]: hayal duyusu (bk. ḫ-y-l) [B]kuvve-i hâfıza[/B]: hafıza duyusu, bellek (bk. ḥ-f-ẓ) [B]mütebaki[/B]: geri kalan kısım (bk. b-ḳ-y) [B]nutfe[/B]: memelilerin yaratıldığı su, meni [B]nümune[/B]: örnek [B]nümune-i ekber ve âzam[/B]: çok büyük örnek (bk. k-b-r; a-ẓ-m) [B]saadet-i ebediye[/B]: sonsuz mutluluk (bk. e-b-d) [B]tabiat[/B]: doğa, maddî âlem, canlı cansız bütün varlıklar (bk. ṭ-b-a) [B]vecih[/B]: yön [B]ziyade[/B]: fazla, çok [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst