Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 227896" data-attributes="member: 1008315"><p>Dağ gibi hakikati, zerre gibi sebeplere yüklüyorlar</p><p> 23 Aralık 2010 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi...</p><p> </p><p> <strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p><p> <strong>Aziz, sıddık kardeşlerim,</strong></p><p> Evvelen: Seksen sene bir mânevî ömr-ü bâki kazandıran şuhur-u selâsenizi ve mübarek kudsî gecelerinizi ve leyle-i Regaibinizi ve leyle-i Miracınızı ve leyle-i Berâtınızı ve leyle-i Kadrinizi ruh u ızla tebrik ve herbir Nurcunun mânevî kazançları ve duaları umum kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlâhiyeden rica ve hizmet-i Nuriyede muvaffakiyetinizi tebrik ederiz.</p><p> Saniyen: Tesemmüm vesilesiyle nisyan-ı mutlak hastalığının musibeti, benim hakkımda bir nimet ve merhamet hükmüne ve bazı hakaikin keşfine bir anahtar olduğunu, bana çok acımamak için haber veriyorum. Fakat yine duanızı ruh u la rica ediyorum.</p><p> Evet, şimdi Siracü’n-Nur başındaki münâcâtı okudum. Ülfet ve âdet ve yeknesaklık perdeleri altında çok harika hakikatler gizleniyor gördüm. Bilhassa ehl i gaflet ve ehl-i tabiat ve felsefenin dinsiz kısmı bu âdetullah kanunlarının perdesi altında çok mu’cizât-ı kudret-i İlâhiyeyi görmeyip, dağ gibi bir hakikati, zerre gibi bir âdi esbaba isnad eder, yükletir. Kadîr-i Mutlakın her şeydeki mârifet yolunu seddeder. Ondaki nimetleri kör olup görmeyerek, şükür ve hamd kapısını kapıyorlar.</p><p> Meselâ, birtek kelimeyi aynı anda milyon, belki milyar kelime olarak, cilve-i kudret sahife-i havada istinsah ettiği gibi, ("Güzel sözler Ona yükselir." Fâtır Sûresi: 35:10.) âyetinin remziyle her kelime-i tayyibe, bütün küre-i havada birden, âdetâ zamansız, kalem-i kudretle istinsah edildiği gibi mânevî ve makbul hakikatlerin bir yazar-bozar tahtası hükmünde olan küre-i havada kudretin acip bir mu’cizesinin zaman-ı Âdemden beri ülfet perdesi altında ehl-i gaflet nazarında saklandığı gibi; şimdi, radyo namı verdikleri ayn-ı hakikatle sabit olmuş ki: İçinde hadsiz bir ilim ve hikmet ve irade bulunan gayr-ı mütenahi bir kudret-i ezeliyenin cilvesi, her zerre-i havâide hâzır ve nâzırdır ki, hadsiz ayrı ayrı kelimeler herbir zerre-i havaînin küçücük kulağına girip incecik dilinden çıktığı halde karışmıyor, bozulmuyor, şaşırmıyor.</p><p> Demek bütün esbab toplansa, tek bir zerrenin bu vazife-i fıtriyesindeki cilve-i kudret-i kudsiyeyi hiçbir cihette yapamadığı ve bu her zerrenin hadsiz ince küçük kulağında ve dilinde gayet harika san’ata hiçbir cihette hiçbir parmak karışmadığı için, ehl-i dalâlet ve ehl-i gaflet “ülfet, âdet, kanunluk, yeknesaklık” perdesiyle saklayıp, âdi bir isim takıp, muvakkat kendilerini aldatıyorlar.</p><p> Meselâ, On Dördüncü Sözün Zeylinin hâşiyesinde denildiği gibi, pek çok mu’cizatlı bir usta, bir tırnak kadar bir odun parçasından yüz okka muhtelif taamları, yüz arşın muhtelif kumaşları yapsa, bir adam o odun parçasını gösterip dese, “Bu işler tabiî ve tesadüfî olarak bundan olmuş.” O ustanın harika san’atlarını, hünerlerini hiçe indirse, ne derece bir hamakat ve dalâlette bir hurafet ve hezeyan olduğu gibi; aynen öyle de, çam ve incir ağacı gibi binler harika san’atları tazammun eden bir mu’cize-i kudreti, nohut gibi iki çekirdeği gösterip “Bunlar bundan olmuş” demek; veya küre-i havayı bir konferans meydanı ve zemin yüzünü bir dershane ve bir mekteb-i irfan hükmüne getiren ve hadsiz nimetleri tazammun eden ve hadsiz şükürlerle mukabele etmek lâzımken; ve beşerin saadet-i ebediyesindeki ihsanat-ı İlâhiyenin bir muaccel (HAŞİYE) nümunesi ve hiçbir şüpheyi bırakmayan ve doğrudan doğruya hazine-i rahmetten ihsan edilen bir hediye-i Rahmâniyeye radyo namını takmakla, bu elektrik ve havanın temevvücatı namını vermekle, o yüz bin nimetlere küfran perdesini çekmek, aynen o misal gibi, maddiyunların ve ehl-i dalâletin hadsiz bir divanelikleridir ki, hadsiz bir cinayet olup, hadsiz bir azaba onları müstehak eder.</p><p> İşte, kardeşlerim, hakikaten bugün, Siracü’n-Nur’un başındaki Münâcâtı tashih niyetiyle okudum. Kuvve-i hâfızam tam söndüğü için, birden o münâcâtın hakikatlerine karşı, güya seksen yaşında iken yeni dünyaya gelmişim gibi, birden ülfet ve âdetleri bilmiyor gibi, o malûm âdetler perde olamadı. Kemâl-i şevkle tam istifade edip okudum. Pek harika gördüm. Ve anladım ki, gizli düşmanlarımız bir kısım resmî memurları aldatıp, Siracü’n-Nur’un âhirini bahane ederek müsaderesine, yani başındaki Münâcâtın intişar etmemesine çalıştıklarına kanaatim geldi. Rehberdeki Hüve Nüktesi gibi bu Münâcât da, Siracü’n-Nur’a dinsizler tarafından hücumunun bir sebebidir.</p><p> Salisen: Size bütün ruh u ızla müjde veriyoruz ki, Nurculardaki tam ihlâs ve hakikî sadakat ve sarsılmaz tesanüd vesilesiyle, başımıza gelen bütün musibetler, hizmet-i imaniyemiz noktasında büyük nimetlere çevrilmiş ve perde altında hatır ve hayale gelmeyen Nurun fütuhatları oluyor.</p><p> Meselâ, Isparta’dan buraya, yani İstanbul’a mahkemeye gelmekliğim için yüz banknot, otomobile mecburiyetle verildi. Sizi temin ediyorum ki, yalnız bu meselede ve yalnız Rehbere ait ve yalnız benim şahsıma ait meydana gelen ve gelmeye başlayan netice-i hizmete iki bin banknot verseydim yine ucuz sayacaktım. Umuma ait neticeleri de buna kıyas edilsin.</p><p> HAŞİYE Bu kelimede büyük bir hakikat hazinesinin anahtarına işaret var.</p><p> Duanıza muhtaç hasta kardeşiniz. (Emirdağ Lahikası, 2., 85. Mektup)</p><p> <strong>Bediüzzaman Said Nursî</strong></p><p> <strong>LÜGAT:</strong></p><p> Âdetullah : Allah’ın Tabiata Koyduğu Kanun Ve Prensipleri</p><p> Âdi : Basit, Sıradan, Normal</p><p> Aziz : Çok Değerli, İzzetli</p><p> Cilve-İ Kudret : Allah’ın Kudretinin Yansıması</p><p> Ehl-İ Gaflet : Âhirete, Allah’ın Emir Ve Yasaklarına Karşı Duyarsız Olan Kimseler</p><p> Ehl-İ Tabiat : Herşeyin Tabiatın Tesiriyle Meydana Geldiğine İnananlar</p><p> Esbab : Sebepler</p><p> Hakaik : Gerçek Mahiyetler, Asıl Ve Esaslar</p><p> Hakikat : Asıl, Esas, Doğru, Gerçek</p><p> Hamd : Övgü Ve Şükür</p><p> Hizmet-İ Nuriye : Risale-İ Nur Hizmeti</p><p> İsnad : Dayandırma</p><p> İstinsah : Yazarak Çoğaltma</p><p> Kadîr-İ Mutlak : Her Şeye Gücü Yeten, Sınırsız Güç Ve Kudret Sahibi Allah</p><p> Kudsî : Mukaddes, Kutsal</p><p> Leyle-İ Berât : Berat Gecesi; Hicrî Ayların Sekizincisi Olan Şaban Ayının On Beşinci Gecesi</p><p> Leyle-İ Mirac : Mirac Gecesi; Peygamber Efendimizin (A.S.M.) Allah’ın Huzuruna Yükselişi Ve Bütün Kâinat Âlemlerini Gezdiği Gece</p><p> Leyle-İ Regaib : Regaib Gecesi; Receb Ayının İlk Cuma Gecesi</p><p> Mânevî : Maddî Olmayan, Mânâ İle İlgili Olan</p><p> Mârifet : Allah’ı Tanıma, Bilme</p><p> Merhamet : Şefkat, Acıma, İyilik Etme</p><p> Mu’cizât-I Kudret-İ İlâhiyeyi : Allah’ın Kudret Mu’cizeleri</p><p> Musibet : Belâ, Büyük Sıkıntı</p><p> Muvaffakiyet : Başarılı Olma</p><p> Münâcât : Allah’a Yakarış, Dua; Üçüncü Şuâ</p><p> Nimet : İyilik, İhsan</p><p> Nisyan-I Mutlak : Sınırsız Unutkanlık, Her Şeyi Unutmak</p><p> Ömr-Ü Bâki : Kalıcı Hayat, Ömür</p><p> Rahmet-İ İlâhiye : Allah’ın Herşeyi Kuşatan Sonsuz Rahmeti</p><p> Ruh U Can : Ruh Ve Can; Bütün İçtenlikle</p><p> Sahife-İ Hava : Hava Sayfası</p><p> Saniyen : İkinci Olarak</p><p> Seddetmek : Tıkamak, Engel Olmak</p><p> Sıddık : Çok Doğru Ve Bağlı</p><p> Şuhur-U Selâse : Üç Aylar; Mübarek Recep, Şaban Ve Ramazan Ayları</p><p> Tesemmüm : Zehirlenme</p><p> Ülfet : Alışkanlık, Yakınlık</p><p> Yeknesaklık : Tekdüzelik, Monotonluk</p><p> Zerre : Atom, Maddenin En Küçük Parçası</p><p> Acip : Acayip, Şaşırtıcı</p><p> Âdi : Basit, Değersiz</p><p> Ayn-I Hakikat : Gerçeğin Ta Kendisi</p><p> Beşer : İnsan</p><p> Cilve : Görüntü, Yansıma</p><p> Cilve-İ Kudret-İ Kudsiye : Allah’ın Sonsuz Ve Noksansız Kudretinin Tecellisi, Yansıması</p><p> Dalâlet : Hak Yoldan Ayrılma, Sapkınlık</p><p> Ehl-İ Dalâlet : Doğru Ve Hak Yoldan Sapan Kimseler</p><p> Ehl-İ Gaflet : Âhirete, Allah’ın Emir Ve Yasaklarına Karşı Duyarsız Olan Kimseler</p><p> Esbab : Sebepler</p><p> Gayr-I Mütenahi : Sonsuz</p><p> Hadsiz : Sayısız, Sınırsız</p><p> Hamakat : Ahmaklık</p><p> Hâşiye : Dipnot, Açıklayıcı Not</p><p> Hezeyan : Boş Söz, Saçmalama</p><p> Hikmet : Allah’ın Her Şeyi Bir Gayeye Yönelik Olarak, Anlamlı Ve Tam Yerli Yerinde Yaratma Sıfatı</p><p> Hurafet : Delile Dayanmayan Saçma İnanış</p><p> İhsanat-I İlâhiye : Allah’ın İhsanları, İkramları, Bağışları</p><p> İstinsah : Yazarak Çoğaltma</p><p> Kalem-İ Kudret : Allah’ın Kudret Kalemi</p><p> Kelime-İ Tayyibe : Güzel Ve Hoş Söz; Allah Ve Resûlünün Sözü</p><p> Kudret : Allah’ın Güç Ve İktidarı</p><p> Kudret-İ Ezeliye : Varlığının Başlangıcı Olmayan Ve Ezelden Beri Var Olan Allah’ın Kudreti</p><p> Küre-İ Hava : Hava Küresi, Atmosfer</p><p> Makbul : Kabul Gören, Geçerli</p><p> Mânevî : Maddî Olmayan, Mânâ İle İlgili Olan</p><p> Mekteb-İ İrfan : İlim Ve İrfan Okulu, İrfan Yuvası</p><p> Mu’cizatlı : Mu’cizeli, Başkalarını Yapmaktan Âciz Bırakır Tarzda Olağanüstü Olan</p><p> Mu’cize-İ Kudret : Allah’ın Kudret Mu’cizesi</p><p> Muaccel : Peşin, Âcil</p><p> Muhtelif : Çeşit Çeşit</p><p> Mukabele Etmek : Karşılık Vermek</p><p> Muvakkat : Geçici</p><p> Nazarında : Gözünde, Bakışında</p><p> Nâzır : Allah’ın Emrine Bakan, Bekleyen</p><p> Nimet : İyilik, İhsan</p><p> Nümune : Örnek</p><p> Okka : 1283 Gramlık Ağırlık Ölçüsü Birimi</p><p> Remiz : Gizli Ve İnce İşaret</p><p> Saadet-İ Ebediye : Sonsuz Mutluluk</p><p> Taam : Gıda, Yiyecek</p><p> Tazammun : İçerme, İçine Alma</p><p> Tesadüfî : Rastgele, Tesadüfen</p><p> Ülfet : Alışkanlık, Yakınlık</p><p> Vazife-İ Fıtriye : Yaratılıştan Gelen Görev</p><p> Yeknesaklık : Tekdüzelik, Monotonluk</p><p> Zaman-I Âdem : Âdem Peygamberin (A.S.) Zamanı</p><p> Zemin : Yer, Dünya</p><p> Zerre : Hücre, Atom, Maddenin En Ufak Parçası</p><p> Zerre-İ Havâi : Hava Molekülü</p><p> Zeyil : İlâve, Ek</p><p> Âhir : Son</p><p> Azab : Acı, Sıkıntı</p><p> Banknot : Karşılığı Altın Olarak Bankada Bulunan Kâğıt Para</p><p> Divanelik : Delilik</p><p> Ehl-İ Dalâlet : Doğru Ve Hak Yoldan Sapan Kimseler</p><p> Fütuhat : Fetihler, Zaferler</p><p> Güya : Sanki</p><p> Hadsiz : Sayısız, Sınırsız</p><p> Hakikat : Asıl, Esas, Doğru, Gerçek</p><p> Hakikî : Asıl, Gerçek</p><p> Hazine-İ Rahmet : Allah’ın Rahmet Hazinesi</p><p> Hediye-İ Rahmâniye : Sonsuz Rahmet Sahibi Allah’ın Hediyesi</p><p> Hizmet-İ İmaniye : İman Hizmeti</p><p> Hüve Nüktesi : Risale-İ Nur’da On Üçüncü Sözde Yer Alan Bir Bölüm</p><p> İhlâs : İbadet Ve Davranışlarda Sadece Allah Rızasını Gözetme; Samimiyet</p><p> İhsan : Bağış, İkram</p><p> İntişar : Yayılma</p><p> İstifade : Faydalanma</p><p> Kanaat : Bir Şey Hakkında Görüş Bildirecek Seviye; Kanı, İnanç</p><p> Kemâl-İ Şevk : Tam Bir İstek Ve Arzu</p><p> Kıyas Edilme : Karşılaştırılma</p><p> Kuvve-İ Hâfıza : Hafıza Duyusu, Bellek</p><p> Küfran : İyilik Bilmeme, Nankörlük</p><p> Maddiyun : Materyalistler, Her Şeyi Madde İle Açıklamaya Çalışanlar</p><p> Malûm : Bilinen</p><p> Misal : Benzer, Örnek</p><p> Musibet : Belâ, Büyük Sıkıntı</p><p> Münâcât : Risale-İ Nur’da Yer Alan Üçüncü Şua İsimli Eser</p><p> Müsadere : El Koyma</p><p> Müstehak : Hak Eden, Lâyık</p><p> Netice-İ Hizmet : Hizmetin Sonucu</p><p> Nimet : İyilik, İhsan</p><p> Rehber : Gençlik Rehberi Adlı Eser</p><p> Ruh U Can : Ruh Ve Can; Bütün İçtenlik</p><p> Sadakat : Bağlılık, Sebat</p><p> Salisen : Üçüncü Olarak</p><p> Tashih : Düzeltme</p><p> Temevvücat : Dalgalanmalar, Titreşimler</p><p> Tesanüd : Dayanışma</p><p> Ülfet : Alışkanlık, Yakınlık</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 227896, member: 1008315"] Dağ gibi hakikati, zerre gibi sebeplere yüklüyorlar 23 Aralık 2010 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... [B]Bismillahirrahmanirrahim[/B] [B]Aziz, sıddık kardeşlerim,[/B] Evvelen: Seksen sene bir mânevî ömr-ü bâki kazandıran şuhur-u selâsenizi ve mübarek kudsî gecelerinizi ve leyle-i Regaibinizi ve leyle-i Miracınızı ve leyle-i Berâtınızı ve leyle-i Kadrinizi ruh u ızla tebrik ve herbir Nurcunun mânevî kazançları ve duaları umum kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlâhiyeden rica ve hizmet-i Nuriyede muvaffakiyetinizi tebrik ederiz. Saniyen: Tesemmüm vesilesiyle nisyan-ı mutlak hastalığının musibeti, benim hakkımda bir nimet ve merhamet hükmüne ve bazı hakaikin keşfine bir anahtar olduğunu, bana çok acımamak için haber veriyorum. Fakat yine duanızı ruh u la rica ediyorum. Evet, şimdi Siracü’n-Nur başındaki münâcâtı okudum. Ülfet ve âdet ve yeknesaklık perdeleri altında çok harika hakikatler gizleniyor gördüm. Bilhassa ehl i gaflet ve ehl-i tabiat ve felsefenin dinsiz kısmı bu âdetullah kanunlarının perdesi altında çok mu’cizât-ı kudret-i İlâhiyeyi görmeyip, dağ gibi bir hakikati, zerre gibi bir âdi esbaba isnad eder, yükletir. Kadîr-i Mutlakın her şeydeki mârifet yolunu seddeder. Ondaki nimetleri kör olup görmeyerek, şükür ve hamd kapısını kapıyorlar. Meselâ, birtek kelimeyi aynı anda milyon, belki milyar kelime olarak, cilve-i kudret sahife-i havada istinsah ettiği gibi, ("Güzel sözler Ona yükselir." Fâtır Sûresi: 35:10.) âyetinin remziyle her kelime-i tayyibe, bütün küre-i havada birden, âdetâ zamansız, kalem-i kudretle istinsah edildiği gibi mânevî ve makbul hakikatlerin bir yazar-bozar tahtası hükmünde olan küre-i havada kudretin acip bir mu’cizesinin zaman-ı Âdemden beri ülfet perdesi altında ehl-i gaflet nazarında saklandığı gibi; şimdi, radyo namı verdikleri ayn-ı hakikatle sabit olmuş ki: İçinde hadsiz bir ilim ve hikmet ve irade bulunan gayr-ı mütenahi bir kudret-i ezeliyenin cilvesi, her zerre-i havâide hâzır ve nâzırdır ki, hadsiz ayrı ayrı kelimeler herbir zerre-i havaînin küçücük kulağına girip incecik dilinden çıktığı halde karışmıyor, bozulmuyor, şaşırmıyor. Demek bütün esbab toplansa, tek bir zerrenin bu vazife-i fıtriyesindeki cilve-i kudret-i kudsiyeyi hiçbir cihette yapamadığı ve bu her zerrenin hadsiz ince küçük kulağında ve dilinde gayet harika san’ata hiçbir cihette hiçbir parmak karışmadığı için, ehl-i dalâlet ve ehl-i gaflet “ülfet, âdet, kanunluk, yeknesaklık” perdesiyle saklayıp, âdi bir isim takıp, muvakkat kendilerini aldatıyorlar. Meselâ, On Dördüncü Sözün Zeylinin hâşiyesinde denildiği gibi, pek çok mu’cizatlı bir usta, bir tırnak kadar bir odun parçasından yüz okka muhtelif taamları, yüz arşın muhtelif kumaşları yapsa, bir adam o odun parçasını gösterip dese, “Bu işler tabiî ve tesadüfî olarak bundan olmuş.” O ustanın harika san’atlarını, hünerlerini hiçe indirse, ne derece bir hamakat ve dalâlette bir hurafet ve hezeyan olduğu gibi; aynen öyle de, çam ve incir ağacı gibi binler harika san’atları tazammun eden bir mu’cize-i kudreti, nohut gibi iki çekirdeği gösterip “Bunlar bundan olmuş” demek; veya küre-i havayı bir konferans meydanı ve zemin yüzünü bir dershane ve bir mekteb-i irfan hükmüne getiren ve hadsiz nimetleri tazammun eden ve hadsiz şükürlerle mukabele etmek lâzımken; ve beşerin saadet-i ebediyesindeki ihsanat-ı İlâhiyenin bir muaccel (HAŞİYE) nümunesi ve hiçbir şüpheyi bırakmayan ve doğrudan doğruya hazine-i rahmetten ihsan edilen bir hediye-i Rahmâniyeye radyo namını takmakla, bu elektrik ve havanın temevvücatı namını vermekle, o yüz bin nimetlere küfran perdesini çekmek, aynen o misal gibi, maddiyunların ve ehl-i dalâletin hadsiz bir divanelikleridir ki, hadsiz bir cinayet olup, hadsiz bir azaba onları müstehak eder. İşte, kardeşlerim, hakikaten bugün, Siracü’n-Nur’un başındaki Münâcâtı tashih niyetiyle okudum. Kuvve-i hâfızam tam söndüğü için, birden o münâcâtın hakikatlerine karşı, güya seksen yaşında iken yeni dünyaya gelmişim gibi, birden ülfet ve âdetleri bilmiyor gibi, o malûm âdetler perde olamadı. Kemâl-i şevkle tam istifade edip okudum. Pek harika gördüm. Ve anladım ki, gizli düşmanlarımız bir kısım resmî memurları aldatıp, Siracü’n-Nur’un âhirini bahane ederek müsaderesine, yani başındaki Münâcâtın intişar etmemesine çalıştıklarına kanaatim geldi. Rehberdeki Hüve Nüktesi gibi bu Münâcât da, Siracü’n-Nur’a dinsizler tarafından hücumunun bir sebebidir. Salisen: Size bütün ruh u ızla müjde veriyoruz ki, Nurculardaki tam ihlâs ve hakikî sadakat ve sarsılmaz tesanüd vesilesiyle, başımıza gelen bütün musibetler, hizmet-i imaniyemiz noktasında büyük nimetlere çevrilmiş ve perde altında hatır ve hayale gelmeyen Nurun fütuhatları oluyor. Meselâ, Isparta’dan buraya, yani İstanbul’a mahkemeye gelmekliğim için yüz banknot, otomobile mecburiyetle verildi. Sizi temin ediyorum ki, yalnız bu meselede ve yalnız Rehbere ait ve yalnız benim şahsıma ait meydana gelen ve gelmeye başlayan netice-i hizmete iki bin banknot verseydim yine ucuz sayacaktım. Umuma ait neticeleri de buna kıyas edilsin. HAŞİYE Bu kelimede büyük bir hakikat hazinesinin anahtarına işaret var. Duanıza muhtaç hasta kardeşiniz. (Emirdağ Lahikası, 2., 85. Mektup) [B]Bediüzzaman Said Nursî[/B] [B]LÜGAT:[/B] Âdetullah : Allah’ın Tabiata Koyduğu Kanun Ve Prensipleri Âdi : Basit, Sıradan, Normal Aziz : Çok Değerli, İzzetli Cilve-İ Kudret : Allah’ın Kudretinin Yansıması Ehl-İ Gaflet : Âhirete, Allah’ın Emir Ve Yasaklarına Karşı Duyarsız Olan Kimseler Ehl-İ Tabiat : Herşeyin Tabiatın Tesiriyle Meydana Geldiğine İnananlar Esbab : Sebepler Hakaik : Gerçek Mahiyetler, Asıl Ve Esaslar Hakikat : Asıl, Esas, Doğru, Gerçek Hamd : Övgü Ve Şükür Hizmet-İ Nuriye : Risale-İ Nur Hizmeti İsnad : Dayandırma İstinsah : Yazarak Çoğaltma Kadîr-İ Mutlak : Her Şeye Gücü Yeten, Sınırsız Güç Ve Kudret Sahibi Allah Kudsî : Mukaddes, Kutsal Leyle-İ Berât : Berat Gecesi; Hicrî Ayların Sekizincisi Olan Şaban Ayının On Beşinci Gecesi Leyle-İ Mirac : Mirac Gecesi; Peygamber Efendimizin (A.S.M.) Allah’ın Huzuruna Yükselişi Ve Bütün Kâinat Âlemlerini Gezdiği Gece Leyle-İ Regaib : Regaib Gecesi; Receb Ayının İlk Cuma Gecesi Mânevî : Maddî Olmayan, Mânâ İle İlgili Olan Mârifet : Allah’ı Tanıma, Bilme Merhamet : Şefkat, Acıma, İyilik Etme Mu’cizât-I Kudret-İ İlâhiyeyi : Allah’ın Kudret Mu’cizeleri Musibet : Belâ, Büyük Sıkıntı Muvaffakiyet : Başarılı Olma Münâcât : Allah’a Yakarış, Dua; Üçüncü Şuâ Nimet : İyilik, İhsan Nisyan-I Mutlak : Sınırsız Unutkanlık, Her Şeyi Unutmak Ömr-Ü Bâki : Kalıcı Hayat, Ömür Rahmet-İ İlâhiye : Allah’ın Herşeyi Kuşatan Sonsuz Rahmeti Ruh U Can : Ruh Ve Can; Bütün İçtenlikle Sahife-İ Hava : Hava Sayfası Saniyen : İkinci Olarak Seddetmek : Tıkamak, Engel Olmak Sıddık : Çok Doğru Ve Bağlı Şuhur-U Selâse : Üç Aylar; Mübarek Recep, Şaban Ve Ramazan Ayları Tesemmüm : Zehirlenme Ülfet : Alışkanlık, Yakınlık Yeknesaklık : Tekdüzelik, Monotonluk Zerre : Atom, Maddenin En Küçük Parçası Acip : Acayip, Şaşırtıcı Âdi : Basit, Değersiz Ayn-I Hakikat : Gerçeğin Ta Kendisi Beşer : İnsan Cilve : Görüntü, Yansıma Cilve-İ Kudret-İ Kudsiye : Allah’ın Sonsuz Ve Noksansız Kudretinin Tecellisi, Yansıması Dalâlet : Hak Yoldan Ayrılma, Sapkınlık Ehl-İ Dalâlet : Doğru Ve Hak Yoldan Sapan Kimseler Ehl-İ Gaflet : Âhirete, Allah’ın Emir Ve Yasaklarına Karşı Duyarsız Olan Kimseler Esbab : Sebepler Gayr-I Mütenahi : Sonsuz Hadsiz : Sayısız, Sınırsız Hamakat : Ahmaklık Hâşiye : Dipnot, Açıklayıcı Not Hezeyan : Boş Söz, Saçmalama Hikmet : Allah’ın Her Şeyi Bir Gayeye Yönelik Olarak, Anlamlı Ve Tam Yerli Yerinde Yaratma Sıfatı Hurafet : Delile Dayanmayan Saçma İnanış İhsanat-I İlâhiye : Allah’ın İhsanları, İkramları, Bağışları İstinsah : Yazarak Çoğaltma Kalem-İ Kudret : Allah’ın Kudret Kalemi Kelime-İ Tayyibe : Güzel Ve Hoş Söz; Allah Ve Resûlünün Sözü Kudret : Allah’ın Güç Ve İktidarı Kudret-İ Ezeliye : Varlığının Başlangıcı Olmayan Ve Ezelden Beri Var Olan Allah’ın Kudreti Küre-İ Hava : Hava Küresi, Atmosfer Makbul : Kabul Gören, Geçerli Mânevî : Maddî Olmayan, Mânâ İle İlgili Olan Mekteb-İ İrfan : İlim Ve İrfan Okulu, İrfan Yuvası Mu’cizatlı : Mu’cizeli, Başkalarını Yapmaktan Âciz Bırakır Tarzda Olağanüstü Olan Mu’cize-İ Kudret : Allah’ın Kudret Mu’cizesi Muaccel : Peşin, Âcil Muhtelif : Çeşit Çeşit Mukabele Etmek : Karşılık Vermek Muvakkat : Geçici Nazarında : Gözünde, Bakışında Nâzır : Allah’ın Emrine Bakan, Bekleyen Nimet : İyilik, İhsan Nümune : Örnek Okka : 1283 Gramlık Ağırlık Ölçüsü Birimi Remiz : Gizli Ve İnce İşaret Saadet-İ Ebediye : Sonsuz Mutluluk Taam : Gıda, Yiyecek Tazammun : İçerme, İçine Alma Tesadüfî : Rastgele, Tesadüfen Ülfet : Alışkanlık, Yakınlık Vazife-İ Fıtriye : Yaratılıştan Gelen Görev Yeknesaklık : Tekdüzelik, Monotonluk Zaman-I Âdem : Âdem Peygamberin (A.S.) Zamanı Zemin : Yer, Dünya Zerre : Hücre, Atom, Maddenin En Ufak Parçası Zerre-İ Havâi : Hava Molekülü Zeyil : İlâve, Ek Âhir : Son Azab : Acı, Sıkıntı Banknot : Karşılığı Altın Olarak Bankada Bulunan Kâğıt Para Divanelik : Delilik Ehl-İ Dalâlet : Doğru Ve Hak Yoldan Sapan Kimseler Fütuhat : Fetihler, Zaferler Güya : Sanki Hadsiz : Sayısız, Sınırsız Hakikat : Asıl, Esas, Doğru, Gerçek Hakikî : Asıl, Gerçek Hazine-İ Rahmet : Allah’ın Rahmet Hazinesi Hediye-İ Rahmâniye : Sonsuz Rahmet Sahibi Allah’ın Hediyesi Hizmet-İ İmaniye : İman Hizmeti Hüve Nüktesi : Risale-İ Nur’da On Üçüncü Sözde Yer Alan Bir Bölüm İhlâs : İbadet Ve Davranışlarda Sadece Allah Rızasını Gözetme; Samimiyet İhsan : Bağış, İkram İntişar : Yayılma İstifade : Faydalanma Kanaat : Bir Şey Hakkında Görüş Bildirecek Seviye; Kanı, İnanç Kemâl-İ Şevk : Tam Bir İstek Ve Arzu Kıyas Edilme : Karşılaştırılma Kuvve-İ Hâfıza : Hafıza Duyusu, Bellek Küfran : İyilik Bilmeme, Nankörlük Maddiyun : Materyalistler, Her Şeyi Madde İle Açıklamaya Çalışanlar Malûm : Bilinen Misal : Benzer, Örnek Musibet : Belâ, Büyük Sıkıntı Münâcât : Risale-İ Nur’da Yer Alan Üçüncü Şua İsimli Eser Müsadere : El Koyma Müstehak : Hak Eden, Lâyık Netice-İ Hizmet : Hizmetin Sonucu Nimet : İyilik, İhsan Rehber : Gençlik Rehberi Adlı Eser Ruh U Can : Ruh Ve Can; Bütün İçtenlik Sadakat : Bağlılık, Sebat Salisen : Üçüncü Olarak Tashih : Düzeltme Temevvücat : Dalgalanmalar, Titreşimler Tesanüd : Dayanışma Ülfet : Alışkanlık, Yakınlık [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst