Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 233123" data-attributes="member: 1008315"><p>Ey hasta! Senin hakkın şikayet değil şükürdür</p><p>23 Ocak 2011 / 00:01</p><p>Günün Risale-i Nur dersi...</p><p></p><p>Bismillahirrahmanirrahim</p><p></p><p>DÖRDÜNCÜ DEVÂ</p><p></p><p>Ey şekvâcı hasta! Senin hakkın şekvâ değil, şükürdür, sabırdır. Çünkü senin vücudun ve âzâ ve cihazatın, senin mülkün değildir.</p><p></p><p>Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder.</p><p></p><p>Yirmi Altıncı Sözde denildiği gibi, meselâ gayet zengin, gayet mâhir bir san'atkâr, güzel san'atını, kıymettar servetini göstermek için, miskin bir adama modellik vazifesini gördürmek maksadıyla, bir ücrete mukabil, bir saatçik zamanda, murassâ ve gayet san'atlı diktiği bir gömleği, bir hulleyi o fakire giydirir. Onun üstünde işler ve vaziyetler verir.</p><p></p><p>Harika envâ-ı san'atını göstermek için keser, değiştirir, uzaltır, kısaltır. Acaba şu ücretli miskin adam, o zâta dese: "Bana zahmet veriyorsun, eğilip kalkmakla verdiğin vaziyetten bana sıkıntı veriyorsun. Beni güzelleştiren bu gömleği kesip kısaltmakla güzelliğimi bozuyorsun" demeye hak kazanabilir mi? "Merhametsizlik, insafsızlık ettin" diyebilir mi?</p><p></p><p>İşte, aynen bu misal gibi, Sâni-i Zülcelâl sana, ey hasta, göz, kulak, akıl, kalb gibi nuranî duygularla murassâ olarak giydirdiği cisim gömleğini, Esmâ-i Hüsnâsının nakışlarını göstermek için, çok hâlât içinde seni çevirir ve çok vaziyetlerde seni değiştirir.</p><p></p><p>Sen açlıkla onun Rezzâk ismini tanıdığın gibi, Şâfî ismini de hastalığında bil. Elemler, musibetler bir kısım esmâsının ahkâmını gösterdikleri için, onlarda hikmetten lem'alar ve rahmetten şuâlar ve o şuâât içinde çok güzellikler bulunuyor. Eğer perde açılsa, tevahhuş ve nefret ettiğin hastalık perdesi arkasında sevimli, güzel mânâları bulursun. (Lemalar, 25. Lema, 4. Deva)</p><p></p><p>Bediüzzaman Said Nursi</p><p></p><p>SÖZLÜK:</p><p></p><p>AHKÂM : hükümler, kanunlar, nizamlar, prensipler.</p><p>ÂZÂ : Üye; organ, bedenin her bir uzvu.</p><p>DEVÂ : İlâç, çare.</p><p>ELEM : Ağrı, acı, keder, dert, gam, kaygı.</p><p>ENVÂ-I SAN'AT : Çeşitli sanatlar.</p><p>ESMÂ : Adlar, nâmlar, isimler.</p><p>ESMÂ-İ HÜSNÂ : Allah'ın güzel isimleri.</p><p>HÂLÂT : Hâller, durumlar, keyfiyetler.</p><p>HİKMET : Felsefe, ilim; gayeli olma, faydalılık.</p><p>HULLE : Pahalı elbise, Cennet giysisi.</p><p>İNSAF : Merhamet ve adâlet dâiresinde hareket, hakîkatı kabûl ve itiraf.</p><p>LEM'A : Parıltı.</p><p>MÂHİR : Hünerli, sanatkâr, becerikli.</p><p>MÂLİK : Sahip olan, mülk sahibi; Allah</p><p>MERHAMET : Acımak, şefkat göstermek; korumak, iyilik etmek; esirgemek.</p><p>MİSKİN : Zavallı, uyuşuk, tembel.</p><p>MUKABİL : Karşı, karşılık olarak, bedel.</p><p>MURASSÂ : Kıymetli taşlarla, sırmalarla süslenmiş.</p><p>MUSÎBET : Belâ, felâket, hastalık, dert, sıkıntı, ezâ, başa gelen acı durumlar.</p><p>REZZÂK : Bütün yaratılmışların rızkını veren ve ihtiyaçlarını karşılayan Allah.</p><p>SÂNİ-İ ZÜLCELÂL : Sonsuz büyüklük sahibi ve herşeyi sanatla yaratan Allah.</p><p>ŞÂFÎ : Şifâ veren Allah.</p><p>ŞEKVÂ : Şikâyet etmek, sızlanmak.</p><p>ŞUÂ : Bir ışık kaynağından uzanan ışık hüzmesi.</p><p>ŞUAÂT : Işık demetleri, parıltılar, nurlar, ışıklar.</p><p>TASARRUF : Birşeyin sahibi olup, idâre etme, mülkünü istediği gibi kullanma.</p><p>TEVAHHUŞ : Korkma, ürkme, vahşete düşme, kaçma, çekinme.</p><p> </p><p>Yorum Ekle</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 233123, member: 1008315"] Ey hasta! Senin hakkın şikayet değil şükürdür 23 Ocak 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... Bismillahirrahmanirrahim DÖRDÜNCÜ DEVÂ Ey şekvâcı hasta! Senin hakkın şekvâ değil, şükürdür, sabırdır. Çünkü senin vücudun ve âzâ ve cihazatın, senin mülkün değildir. Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Yirmi Altıncı Sözde denildiği gibi, meselâ gayet zengin, gayet mâhir bir san'atkâr, güzel san'atını, kıymettar servetini göstermek için, miskin bir adama modellik vazifesini gördürmek maksadıyla, bir ücrete mukabil, bir saatçik zamanda, murassâ ve gayet san'atlı diktiği bir gömleği, bir hulleyi o fakire giydirir. Onun üstünde işler ve vaziyetler verir. Harika envâ-ı san'atını göstermek için keser, değiştirir, uzaltır, kısaltır. Acaba şu ücretli miskin adam, o zâta dese: "Bana zahmet veriyorsun, eğilip kalkmakla verdiğin vaziyetten bana sıkıntı veriyorsun. Beni güzelleştiren bu gömleği kesip kısaltmakla güzelliğimi bozuyorsun" demeye hak kazanabilir mi? "Merhametsizlik, insafsızlık ettin" diyebilir mi? İşte, aynen bu misal gibi, Sâni-i Zülcelâl sana, ey hasta, göz, kulak, akıl, kalb gibi nuranî duygularla murassâ olarak giydirdiği cisim gömleğini, Esmâ-i Hüsnâsının nakışlarını göstermek için, çok hâlât içinde seni çevirir ve çok vaziyetlerde seni değiştirir. Sen açlıkla onun Rezzâk ismini tanıdığın gibi, Şâfî ismini de hastalığında bil. Elemler, musibetler bir kısım esmâsının ahkâmını gösterdikleri için, onlarda hikmetten lem'alar ve rahmetten şuâlar ve o şuâât içinde çok güzellikler bulunuyor. Eğer perde açılsa, tevahhuş ve nefret ettiğin hastalık perdesi arkasında sevimli, güzel mânâları bulursun. (Lemalar, 25. Lema, 4. Deva) Bediüzzaman Said Nursi SÖZLÜK: AHKÂM : hükümler, kanunlar, nizamlar, prensipler. ÂZÂ : Üye; organ, bedenin her bir uzvu. DEVÂ : İlâç, çare. ELEM : Ağrı, acı, keder, dert, gam, kaygı. ENVÂ-I SAN'AT : Çeşitli sanatlar. ESMÂ : Adlar, nâmlar, isimler. ESMÂ-İ HÜSNÂ : Allah'ın güzel isimleri. HÂLÂT : Hâller, durumlar, keyfiyetler. HİKMET : Felsefe, ilim; gayeli olma, faydalılık. HULLE : Pahalı elbise, Cennet giysisi. İNSAF : Merhamet ve adâlet dâiresinde hareket, hakîkatı kabûl ve itiraf. LEM'A : Parıltı. MÂHİR : Hünerli, sanatkâr, becerikli. MÂLİK : Sahip olan, mülk sahibi; Allah MERHAMET : Acımak, şefkat göstermek; korumak, iyilik etmek; esirgemek. MİSKİN : Zavallı, uyuşuk, tembel. MUKABİL : Karşı, karşılık olarak, bedel. MURASSÂ : Kıymetli taşlarla, sırmalarla süslenmiş. MUSÎBET : Belâ, felâket, hastalık, dert, sıkıntı, ezâ, başa gelen acı durumlar. REZZÂK : Bütün yaratılmışların rızkını veren ve ihtiyaçlarını karşılayan Allah. SÂNİ-İ ZÜLCELÂL : Sonsuz büyüklük sahibi ve herşeyi sanatla yaratan Allah. ŞÂFÎ : Şifâ veren Allah. ŞEKVÂ : Şikâyet etmek, sızlanmak. ŞUÂ : Bir ışık kaynağından uzanan ışık hüzmesi. ŞUAÂT : Işık demetleri, parıltılar, nurlar, ışıklar. TASARRUF : Birşeyin sahibi olup, idâre etme, mülkünü istediği gibi kullanma. TEVAHHUŞ : Korkma, ürkme, vahşete düşme, kaçma, çekinme. Yorum Ekle [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst