Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 233302" data-attributes="member: 1008315"><p>Zalim ve vicdansız bir adama karşı…</p><p>24 Ocak 2011 / 00:01</p><p>Günün Risale-i Nur dersi</p><p></p><p>Zalim ve vicdansız bir adam, birisini yere atıp ayağıyla onun başını katî ezecek bir surette davransa, o yerdeki adam eğer o vahşî zalimin ayağını öpse, o zillet vasıtasıyla kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür.</p><p></p><p>Hem başı gider, hem izzet ve haysiyeti mahvolur.</p><p></p><p>Hem o canavar, vicdansız zalime karşı zaaf göstermekle, kendisini ezdirmeye teşcî eder.</p><p></p><p>Eğer ayağı altındaki mazlum adam, o zalimin yüzüne tükürse, kalbini ve ruhunu kurtarır, cesed-i bir şehid-i mazlum olur. Evet, tükürün zalimlerin hayâsız yüzlerine!</p><p></p><p>Bir zaman İngiliz devleti, İstanbul Boğazının toplarını tahrip ve İstanbul'u istilâ ettiği hengâmda, o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesinin Başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. Ben de o zaman Dârü'l-Hikmeti'l-islâmiyenin âzâsıydım. Bana dediler: "Bir cevap ver. Onlar, altı suallerine altı yüz kelimeyle cevap istiyorlar."</p><p></p><p>Ben dedim: "Altı yüz kelimeyle değil, altı kelimeyle de değil, hattâ bir kelimeyle dahi değil, belki bir tükürükle cevap veriyorum. Çünkü, o devlet, işte görüyorsunuz, ayağını boğazımıza bastığı dakikada, onun papazı, mağrurâne üstümüzde sual sormasına karşı, yüzüne tükürmek lâzım geliyor. Tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!" demiştim. (Mektubat sh. 405)</p><p></p><p>Bediüzzaman Said Nursi</p><p></p><p>SÖZLÜK:</p><p>ÂZÂ : Üye; organ, bedenin her bir uzvu.</p><p>CESED : Ten, gövde, vücut, beden. Ruhsuz vücud.</p><p>DAİRE-İ DİNİYE : Dinî daire. Diyanet işleri dairesi</p><p>DÂRÜ'L-HİKMETİ'L-İSLÂMİYE : 1918-1922 yılları arasında büyük hizmetler yapmış olan İslâm Akademisi veya Yüksek İslâm Şûrası mânâsındaki dinî müessese.</p><p>HAYÂSIZ : Utanmayan. Arlanmayan, arsız</p><p>HAYSİYET : İtibâr, değer, şeref, kıymet, derece, mertebe; cihet, bakım</p><p>HENGÂM : An, zaman, vakit, sıra, çağ.</p><p>İHÂNET : Hainlik. Kıymet vermemek.</p><p>İSTİLÂ : Kaplama, yayılma, ele geçirme.</p><p>İZZET : Şeref, üstünlük; değer, kıymet, yeterlilik.</p><p>KATÎ : Kesin.</p><p>LÂYIK : Yakışır ve yaraşır. Uygun, münasib ve muvafık.</p><p>MAĞRURÂNE : Gururlanarak.</p><p>MAHV : Harab olma. Yıkılma. Ortadan kaldırma.</p><p>MAZLUM : Zulme uğrayan.</p><p>MERHAMET : Acımak, şefkat göstermek; korumak, iyilik etmek; esirgemek.</p><p>MEŞİHÂT-I İSLÂMİYE : İslâmın ilmî meseleleri ile uğraşan devlet dairesi.</p><p>MÜKERRER : Birçok kere tekrarlanmış.</p><p>MÜŞFİK : Şefkatli.</p><p>SÂDIK : Doğru, bağlı.</p><p>SÛRET : Resim, şekil, görünüş; tarz, üslûp, cihet.</p><p>ŞEHÎD-İ MAZLUM : Zulme uğrayarak şehid olan.</p><p>TAHKİR : Hakaret etme, horlamak, aşağılamak</p><p>TAHRİB : Yıkma, harap etme, bozma.</p><p>TEŞCÎ : Cesâret verme, şecaatlandırma.</p><p>VAHŞÎ : Medenî olmayan, insanlardan kaçan, ehlî ve alışık olmayan, merhametsiz.</p><p>VİCDÂNSÛZ : Vicdanen sıkıntı, ıztırap ve keder veren.</p><p>ZAAF : Zayıflık, iktidarsızlık, kudretsizlik.</p><p>ZÂLİMÎN : (Zâlim. C.) Zâlimler, zulmedenler.</p><p>ZİLLET : Aşağılık, horluk, alçaklık.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 233302, member: 1008315"] Zalim ve vicdansız bir adama karşı… 24 Ocak 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi Zalim ve vicdansız bir adam, birisini yere atıp ayağıyla onun başını katî ezecek bir surette davransa, o yerdeki adam eğer o vahşî zalimin ayağını öpse, o zillet vasıtasıyla kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür. Hem başı gider, hem izzet ve haysiyeti mahvolur. Hem o canavar, vicdansız zalime karşı zaaf göstermekle, kendisini ezdirmeye teşcî eder. Eğer ayağı altındaki mazlum adam, o zalimin yüzüne tükürse, kalbini ve ruhunu kurtarır, cesed-i bir şehid-i mazlum olur. Evet, tükürün zalimlerin hayâsız yüzlerine! Bir zaman İngiliz devleti, İstanbul Boğazının toplarını tahrip ve İstanbul'u istilâ ettiği hengâmda, o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesinin Başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. Ben de o zaman Dârü'l-Hikmeti'l-islâmiyenin âzâsıydım. Bana dediler: "Bir cevap ver. Onlar, altı suallerine altı yüz kelimeyle cevap istiyorlar." Ben dedim: "Altı yüz kelimeyle değil, altı kelimeyle de değil, hattâ bir kelimeyle dahi değil, belki bir tükürükle cevap veriyorum. Çünkü, o devlet, işte görüyorsunuz, ayağını boğazımıza bastığı dakikada, onun papazı, mağrurâne üstümüzde sual sormasına karşı, yüzüne tükürmek lâzım geliyor. Tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!" demiştim. (Mektubat sh. 405) Bediüzzaman Said Nursi SÖZLÜK: ÂZÂ : Üye; organ, bedenin her bir uzvu. CESED : Ten, gövde, vücut, beden. Ruhsuz vücud. DAİRE-İ DİNİYE : Dinî daire. Diyanet işleri dairesi DÂRÜ'L-HİKMETİ'L-İSLÂMİYE : 1918-1922 yılları arasında büyük hizmetler yapmış olan İslâm Akademisi veya Yüksek İslâm Şûrası mânâsındaki dinî müessese. HAYÂSIZ : Utanmayan. Arlanmayan, arsız HAYSİYET : İtibâr, değer, şeref, kıymet, derece, mertebe; cihet, bakım HENGÂM : An, zaman, vakit, sıra, çağ. İHÂNET : Hainlik. Kıymet vermemek. İSTİLÂ : Kaplama, yayılma, ele geçirme. İZZET : Şeref, üstünlük; değer, kıymet, yeterlilik. KATÎ : Kesin. LÂYIK : Yakışır ve yaraşır. Uygun, münasib ve muvafık. MAĞRURÂNE : Gururlanarak. MAHV : Harab olma. Yıkılma. Ortadan kaldırma. MAZLUM : Zulme uğrayan. MERHAMET : Acımak, şefkat göstermek; korumak, iyilik etmek; esirgemek. MEŞİHÂT-I İSLÂMİYE : İslâmın ilmî meseleleri ile uğraşan devlet dairesi. MÜKERRER : Birçok kere tekrarlanmış. MÜŞFİK : Şefkatli. SÂDIK : Doğru, bağlı. SÛRET : Resim, şekil, görünüş; tarz, üslûp, cihet. ŞEHÎD-İ MAZLUM : Zulme uğrayarak şehid olan. TAHKİR : Hakaret etme, horlamak, aşağılamak TAHRİB : Yıkma, harap etme, bozma. TEŞCÎ : Cesâret verme, şecaatlandırma. VAHŞÎ : Medenî olmayan, insanlardan kaçan, ehlî ve alışık olmayan, merhametsiz. VİCDÂNSÛZ : Vicdanen sıkıntı, ıztırap ve keder veren. ZAAF : Zayıflık, iktidarsızlık, kudretsizlik. ZÂLİMÎN : (Zâlim. C.) Zâlimler, zulmedenler. ZİLLET : Aşağılık, horluk, alçaklık. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst