Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 233629" data-attributes="member: 1008315"><p>Hayat, birlik ve beraberliğin neticesidir</p><p>25 Ocak 2011 / 00:01</p><p>Günün Risale-i Nur dersi...</p><p></p><p>Bismillahirrahmanirrahim</p><p></p><p>Azîz, sıddîk, çalışkan kardeşim,</p><p> </p><p>Senin gördüğün vazife-i Kuraniyenin hepsi mübarektir. Cenab-ı Hak sizi muvaffak etsin, fütûr vermesin, şevkinizi arttırsın. Uhuvvet için bir düstur beyan edeceğim; o düsturu cidden nazara almalısınız.</p><p></p><p>Hayat, vahdet ve ittihâdın neticesidir. İmtizaçkârâne ittihat gittiği vakit, mânevî hayat da gider. “İhtilâfa düşmeyin; sonra cesâretiniz kırılır kuvvetiniz de elden gider.” (Enfâl Sûresi: 46.) işaret ettiği gibi, tesânüd bozulsa, cemaatin tadı kaçar. Bilirsiniz ki, üç elif ayrı ayrı yazılsa, kıymeti üçtür, tesânüd-ü adedî ile içtimâ etse, yüz on bir kıymetinde olduğu gibi; sizin gibi üç dört hâdim-i Hak, ayrı ayrı ve taksimü'l-a'mâl olmamak cihetiyle hareket etse, kuvvetleri üç dört adam kadardır. Eğer hakîki bir uhuvvetle, birbirinin fazîletleriyle iftihar edecek bir tesânüdle, birbirinin aynı olmak derecede bir tefânî sırrıyla hareket etseler, o dört adam, dört yüz adam kuvvetinin kıymetindedirler.</p><p></p><p>Sizler koca Isparta'yı değil, belki büyük bir memleketi tenvir edecek elektriklerin makinistleri hükmündesiniz. Makinenin çarkları birbirine muâvenete mecburdur. Hem, birbirini kıskanmak değil, belki, bilâkis birbirinin fazla kuvvetinden memnun olurlar. Şuurlu farz ettiğimiz bir çark, daha kuvvetli bir çarkı görse memnun olur. Çünkü, vazifesini tahfıf ediyor. Hak ve hakîkatin, Kur'ân ve îmânın hizmeti olan büyük bir hazîne-i âliyeyi omuzlarında taşıyan zâtlar, kuvvetli omuzlar altına girdikçe iftihar eder, minnettar olur, şükreder. Sakın birbirinize tenkit kapısını açmayınız. Tenkit edilecek şeyler kardaşlarınızdan hariç dairelerde çok var. Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ediyorum. Siz de üstâdınızın nazarıyla birbirinize bakmalısınız. Âdetâ, her biriniz ötekinin fazîletlerine nâşir olunuz. (Barla Lâhikası)</p><p></p><p>Bediüzzaman Said Nursi</p><p> </p><p>SÖZLÜK:</p><p></p><p>CİDDEN : Şaka olmayarak. Gerçekten. Ciddi olarak.</p><p>DÜSTUR : Kaide, prensip, ölçü, ayar.</p><p>FÂZÎLET : Değer; meziyet, ilim, îmân ve irfan itibâriyle olan yüksek derece.</p><p>FÜTUR : Yeis. Ümidsizlik. Usanç. * Zaaf. * Keder, gam. * Gevşeklik.</p><p>HÂDİM-İ HAK : Hakkın hizmetçisi.</p><p>HAZÎNE-İ ÂLİYE : Yüksek, büyük, zengin hazine.</p><p>İFTİHÂR : Övünme; başkasının iyi bir hâli ile sevinme.</p><p>İMTİZAÇ: Kaynaşma</p><p>İTTİHAD : Birleşmek, birlik, aynı fikirde olmak. Beraber olmak.</p><p>MEZİYET : İyi ve doğru hareket; üstünlük vasıfları.</p><p>MİNNETTAR : İyilik yapan birisine karşı teşekkür duygusu içinde olan.</p><p>MUÂVENETE : Yardım etmeye.</p><p>MUVAFFAK : Başarılı.</p><p>MÜBÂREK : Bereketlenmiş, uğurlu, hayırlı.</p><p>NÂŞİR : Neşreden, yayan.</p><p>NAZARA : Dikkatli bakış. Dikkate alın.</p><p>ŞUUR : Anlayış, idrâk, bilme, farkına varma.</p><p>TAHFİF : Hafifleştirme; kolaylaştırma, hafife alma.</p><p>TAKSİMÜ'L-Â'MAL : Vazife bölümü, iş bölümü.</p><p>TEFÂNÎ : Fikrî ve ahlâkî kaynaşmak, birbirine fani olmak kardeşinin meziyet ve hissiyatını fikren yaşamak.</p><p>TELÂKKÎ : Anlama, anlayış, kabul etme.</p><p>TENVİR : Nurlandırma, aydınlatma.</p><p>TESÂNÜD : Dayanışma, birbirini destekleme.</p><p>TESÂNÜD-Ü ADEDÎ : Sayıların yanyana gelmesi.</p><p>UHUVVET : Kardeşlik, din kardeşliği, samîmi dostluk.</p><p>VAHDET : Birlik.</p><p>VAZİFE-İ KUR'ÂNİYE : Kıymetli ve kusursuz Kur'ân hizmeti, vazifesi.</p><p>ZÂT : Kendi, aslı.Tekil şahıs</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 233629, member: 1008315"] Hayat, birlik ve beraberliğin neticesidir 25 Ocak 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... Bismillahirrahmanirrahim Azîz, sıddîk, çalışkan kardeşim, Senin gördüğün vazife-i Kuraniyenin hepsi mübarektir. Cenab-ı Hak sizi muvaffak etsin, fütûr vermesin, şevkinizi arttırsın. Uhuvvet için bir düstur beyan edeceğim; o düsturu cidden nazara almalısınız. Hayat, vahdet ve ittihâdın neticesidir. İmtizaçkârâne ittihat gittiği vakit, mânevî hayat da gider. “İhtilâfa düşmeyin; sonra cesâretiniz kırılır kuvvetiniz de elden gider.” (Enfâl Sûresi: 46.) işaret ettiği gibi, tesânüd bozulsa, cemaatin tadı kaçar. Bilirsiniz ki, üç elif ayrı ayrı yazılsa, kıymeti üçtür, tesânüd-ü adedî ile içtimâ etse, yüz on bir kıymetinde olduğu gibi; sizin gibi üç dört hâdim-i Hak, ayrı ayrı ve taksimü'l-a'mâl olmamak cihetiyle hareket etse, kuvvetleri üç dört adam kadardır. Eğer hakîki bir uhuvvetle, birbirinin fazîletleriyle iftihar edecek bir tesânüdle, birbirinin aynı olmak derecede bir tefânî sırrıyla hareket etseler, o dört adam, dört yüz adam kuvvetinin kıymetindedirler. Sizler koca Isparta'yı değil, belki büyük bir memleketi tenvir edecek elektriklerin makinistleri hükmündesiniz. Makinenin çarkları birbirine muâvenete mecburdur. Hem, birbirini kıskanmak değil, belki, bilâkis birbirinin fazla kuvvetinden memnun olurlar. Şuurlu farz ettiğimiz bir çark, daha kuvvetli bir çarkı görse memnun olur. Çünkü, vazifesini tahfıf ediyor. Hak ve hakîkatin, Kur'ân ve îmânın hizmeti olan büyük bir hazîne-i âliyeyi omuzlarında taşıyan zâtlar, kuvvetli omuzlar altına girdikçe iftihar eder, minnettar olur, şükreder. Sakın birbirinize tenkit kapısını açmayınız. Tenkit edilecek şeyler kardaşlarınızdan hariç dairelerde çok var. Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ediyorum. Siz de üstâdınızın nazarıyla birbirinize bakmalısınız. Âdetâ, her biriniz ötekinin fazîletlerine nâşir olunuz. (Barla Lâhikası) Bediüzzaman Said Nursi SÖZLÜK: CİDDEN : Şaka olmayarak. Gerçekten. Ciddi olarak. DÜSTUR : Kaide, prensip, ölçü, ayar. FÂZÎLET : Değer; meziyet, ilim, îmân ve irfan itibâriyle olan yüksek derece. FÜTUR : Yeis. Ümidsizlik. Usanç. * Zaaf. * Keder, gam. * Gevşeklik. HÂDİM-İ HAK : Hakkın hizmetçisi. HAZÎNE-İ ÂLİYE : Yüksek, büyük, zengin hazine. İFTİHÂR : Övünme; başkasının iyi bir hâli ile sevinme. İMTİZAÇ: Kaynaşma İTTİHAD : Birleşmek, birlik, aynı fikirde olmak. Beraber olmak. MEZİYET : İyi ve doğru hareket; üstünlük vasıfları. MİNNETTAR : İyilik yapan birisine karşı teşekkür duygusu içinde olan. MUÂVENETE : Yardım etmeye. MUVAFFAK : Başarılı. MÜBÂREK : Bereketlenmiş, uğurlu, hayırlı. NÂŞİR : Neşreden, yayan. NAZARA : Dikkatli bakış. Dikkate alın. ŞUUR : Anlayış, idrâk, bilme, farkına varma. TAHFİF : Hafifleştirme; kolaylaştırma, hafife alma. TAKSİMÜ'L-Â'MAL : Vazife bölümü, iş bölümü. TEFÂNÎ : Fikrî ve ahlâkî kaynaşmak, birbirine fani olmak kardeşinin meziyet ve hissiyatını fikren yaşamak. TELÂKKÎ : Anlama, anlayış, kabul etme. TENVİR : Nurlandırma, aydınlatma. TESÂNÜD : Dayanışma, birbirini destekleme. TESÂNÜD-Ü ADEDÎ : Sayıların yanyana gelmesi. UHUVVET : Kardeşlik, din kardeşliği, samîmi dostluk. VAHDET : Birlik. VAZİFE-İ KUR'ÂNİYE : Kıymetli ve kusursuz Kur'ân hizmeti, vazifesi. ZÂT : Kendi, aslı.Tekil şahıs [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst