Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 236680" data-attributes="member: 1008315"><p>Nur talebelerinin Müslüman kardeşlerden 6 farkı</p><p> 07 Şubat 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi</p><p> </p><p> <em><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></em></p><p> <em>(Bağdat’ta çıkan ed-Difa gazetesinin muharriri İsa Abdülkadir’in Arabî makalesinin tercümesi.)</em></p><p> Bağdat’ta çıkan ed-Difa gazetesi Risale-i Nur talebelerinden bahisle diyor ki:</p><p> <span style="color: #0000FF"><strong>Türkiye’deki Nur talebelerinin İhvan-ı Müslimîn cemiyeti ile alâkaları nedir, ne münasebeti var?</strong></span></p><p><span style="color: #0000FF"><strong> Hem farkları nedir?</strong></span></p><p><span style="color: #0000FF"><strong> Türkiye’deki Nur talebeleri, Mısır’da ve bilâd-ı Arapta İhvan-ı Müslimîn namında ittihad-ı İslâma çalışan cemiyetler gibi müstakil cemiyet midirler?</strong></span></p><p><span style="color: #0000FF"><strong> Ve onlar da onlardan mıdır?</strong></span></p><p> <span style="color: #FF0000"><strong>Ben de cevap veriyorum ki:</strong></span></p><p> Nur talebelerinin ve İhvan-ı Müslimîn Cemiyetinin gerçi maksatları, hakaik-i Kur’âniye ve imaniyeye hizmet ve ittihad-ı İslâm dairesinde Müslümanların saadet-i dünyeviye ve uhreviyelerine hizmet etmektir; fakat Nur talebelerinin beş altı cihetle farkları var:</p><p> <strong>Birinci fark:</strong> <span style="color: #FF0000"><strong>Nur talebeleri siyasetle iştigal etmez, siyasetten kaçıyorlar.</strong></span> Eğer siyasete mecbur olsalar, siyaseti dine âlet yapıyorlar, tâ ki siyaseti dinsizliğe âlet edenlere karşı dinin kudsiyetini göstersinler. Siyasî bir cemiyetleri asla mevcut değil.</p><p> İhvan-ı Müslimîn ise, memleket ve vaziyet sebebiyle siyasetle, din lehinde iştigal ediyorlar ve siyasî cemiyet de teşkil ediyorlar.</p><p> <strong>İkinci fark:</strong> <strong><span style="color: #FF0000">Nurcular, Üstadlarıyla içtima etmiyorlar ve etmeye de mecbur değiller. </span></strong>Kendilerini Üstadlarıyla içtimaa mecburiyet hissetmiyorlar. Ders almak için beraber bulunmaya lüzum görmüyorlar. Belki koca bir memleket bir dershane hükmünde, Risale-i Nur kitapları onların eline geçmekle, üstad yerine onlara bir ders verir. Herbir risale, bir Said hükmüne geçer.</p><p> Hem ellerinden geldiği kadar ücretsiz istinsah ederler. Muhtaçlara mukabelesiz (Yirmi beş sene müddetle el yazmasıyla Anadolu’da neşri bu şekilde olmuştur) veriyorlar ki, okusunlar ve dinlesinler. Bu suretle büyük bir memleket büyük bir dershane hükmünde oluyor.</p><p> İhvan-ı Müslimîn ise, umumî merkezlerde mürşid ve reisleriyle görüşmek ve emirler ve dersler almak için ziyaretine giderler. Ve o umumî cemiyetin şubelerinde de o büyük üstadla ve naibleriyle ve vekilleri hükmündeki zatlarla yine görüşürler, ders alırlar, emir alırlar.</p><p> Hem umumî merkezlerde çıkan ceride ve mecellelerin fiyatını verip, alıp, onlardan ders alıyorlar.</p><p> <strong>Üçüncü fark: <span style="color: #FF0000">Nur talebeleri,</span></strong> aynen, âli bir medresenin ve bir üniversite darülfünununun talebeleri gibi, <span style="color: #FF0000"><strong>ilmî muhabere vasıtasıyla ders alıyorlar.</strong></span> Büyük bir vilâyet bir medrese hükmüne geçer. Birbirini görmedikleri, tanımadıkları ve uzak oldukları halde birbirine ders veriyorlar ve beraber ders okuyorlar.</p><p> Amma İhvan-ı Müslimîn ise, memleketleri ve vaziyetleri iktizasıyla mecelleleri ve kitapları çıkarıyorlar, aktar-ı âleme neşrediyorlar; onunla birbirini tanıyıp ders alıyorlar.</p><p> <strong>Dördüncü fark: <span style="color: #FF0000">Nur talebeleri, bu zamanda ve bugünde ekser bilâd-ı İslâmiyede intişar etmişler ve çoklukla vardırlar.</span></strong> Bu intişarlarında ayrı ayrı hükûmetlerde bulundukları halde hükûmetlerden izin almaya muhtaç olmuyorlar ki, tecemmu’ edip toplansınlar ve çalışsınlar. Çünkü, meslekleri siyaset ve cemiyet olmadığından hükûmetlerden izin almaya kendilerini mecbur bilmiyorlar.</p><p> Amma İhvan-ı Müslimîn ise, vaziyetleri itibarıyla siyasete temas etmeye ve cemiyet teşkiline ve şubeler ve merkezler açmaya muhtaç bulunduklarından, bulundukları yerlerdeki hükûmetten icazet ve ruhsat almaya muhtaçtırlar. Ve Nurcular gibi bilinmiyor değiller. Ve bu esas üzerine, kendilerine umumî merkezleri olan Mısır’da, Suriye’de, Lübnan’da, Filistin’de, Ürdün’de, Sudan’da, Mağrib’de ve Bağdat’ta çok şubeler açmışlar.</p><p> <strong>Beşinci fark: <span style="color: #FF0000">Nur talebeleri içinde çok muhtelif tabakalar var.</span></strong> Yedi sekiz yaşındaki, camilerde Kur’ân okumak için elifbâyı ders almakta olan çocuklardan tut, tâ seksen, doksan yaşındaki ihtiyarlara varıncaya kadar kadın erkek, hem bir köylü, hammal adamdan tut, tâ büyük bir vekile kadar ve bir neferden büyük bir kumandana kadar taifeler Nurcularda var. Bütün Nurcuların bu çok taifelerinin umumen bütün maksatları, Kur’ân-ı Mecîdin hidayetinden ve hakaik-i imaniye ile nurlanmaktan ibarettir. Bütün çalışmaları ilim ve irfan ve hakaik-i imaniyeyi neşretmektir. Bundan başka birşeyle iştigal ettikleri bilinmiyor. Yirmi sekiz seneden beri dehşetli mahkemeler dessas ve kıskanç muarızlar, bu kudsî hizmetten başka onlarda bir maksat bulamadıkları için onları mahkûm edemiyorlar ve dağıtamıyorlar. Ve Nurcular, müşterileri ve kendilerine taraftarları aramaya kendilerini mecbur bilmiyorlar. “Vazifemiz hizmettir, müşterileri aramayız. Onlar gelsinler bizi arasınlar, bulsunlar” diyorlar. Kemiyete ehemmiyet vermiyorlar. Hakikî ihlâsı taşıyan bir adamı, yüz adama tercih ediyorlar.</p><p> Amma İhvan-ı Müslimîn ise: Gerçi onlar da Nurcular gibi ulûm-u İslâmiye ve marifet-i İslâmiye ve hakaik-i imaniyeye temessük etmek için insanları teşvik ve sevk ediyorlar; fakat vaziyet, memleket ve siyasete temas iktizasıyla, ziyadeleşmeye ve kemiyete ehemmiyet veriyorlar, taraftarları arıyorlar.</p><p> <strong>Altıncı fark:</strong><span style="color: #FF0000"> <strong>Hakikî ihlâslı Nurcular</strong></span>, menfaat-i maddiyeye ehemmiyet vermedikleri gibi, bir kısmı, âzamî iktisat ve kanaatle ve fakirü’l-hal olmalarıyla beraber, sabır ve insanlardan istiğna ile ve hizmet-i Kur’âniyede hakikî bir ihlâs ve fedakârlıkla; ve çok kesretli ve şiddetli ehl-i dalâlete karşı mağlûp olmamak için ve muhtaçları hakikate ve ihlâsa dâvet etmekte bir şüphe bırakmamak için ve rızâ-yı İlâhîden başka o hizmet-i kudsiyeyi hiçbirşeye âlet etmemek için, <span style="color: #FF0000"><strong>bir cihette hayat-ı içtimaiye fâidelerinden çekiniyorlar.</strong></span></p><p> Amma İhvan-ı Müslimîn ise: Onlar da hakikaten maksat itibarıyla aynı mahiyette oldukları halde, mekân ve mevzu ve bazı esbap sebebiyle, Nur talebeleri gibi dünyayı terk edemiyorlar. Azamî fedakârlığa kendilerini mecbur bilmiyorlar.</p><p> <em><strong>İsa Abdülkadir</strong></em></p><p> <em>(Risale-i Nur Külliyatı, Emirdağ Lâhikası)</em></p><p> <u><strong>SÖZLÜK:</strong></u></p><p><u><strong> </strong></u>Arabî : Arapça</p><p> bilâd-ı Arap : Arap beldeleri, ülkeleri</p><p> cemiyet : topluluk</p><p> cihet : taraf, yön</p><p> hakaik-i Kur’âniye ve imaniye : Kur’ân ve iman hakikatleri, gerçekleri</p><p> hükmüne geçmek : benzer bir şeyle aynı hükmü almak</p><p> içtima : bir araya gelme, toplanma</p><p> istinsah etmek : el ile yazarak çoğaltmak</p><p> iştigal etmek : meşgul olmak</p><p> ittihad-ı İslâm : İslâm birliği ülkeleri</p><p> kudsiyet : kusur ve noksandan uzak oluş, kutsallık</p><p> mecburiyet : zorunluluk</p><p> muharrir : yazar, gazete yazarı</p><p> mukabelesiz : karşılıksız</p><p> münasebet : bağlantı, ilişki</p><p> mürşid : doğru yol gösteren</p><p> müstakil : bağımsız, başlı başına</p><p> neşir : yayılma</p><p> risale : küçük kitapçık; Risale-i Nur’da yer alan herbir bölüm</p><p> saadet-i dünyeviye ve uhreviye : dünya ve âhiret hayatı mutluluğu</p><p> teşkil etmek : meydana getirmek, oluşturmak</p><p> umumî : genele ait</p><p> aktar-ı âlem : âlemin dört bir tarafı</p><p> âli : yüce</p><p> bilâd-ı İslâmiye : İslâm beldeleri, ülkeleri</p><p> cemiyet : topluluk</p><p> ceride : gazete</p><p> darülfünun : üniversite</p><p> dessas : hilebaz, aldatıcı</p><p> ekser : pek çok</p><p> esas : temel</p><p> hakaik-i imaniye : iman hakikatleri</p><p> hidayet : doğru yola erdirme</p><p> icazet : izin</p><p> iktizasıyla : gereğiyle</p><p> ilmî : ilimle ilgili</p><p> intişar : yayılma</p><p> irfan : bilgi, anlayış</p><p> iştigal etmek : meşgul olmak</p><p> kudsî : kutsal</p><p> Kur’ân-ı Mecîd : her şeyin üstünde şeref sahibi olan ve takdis ve senâlara lâyık olan Kur’ân</p><p> mecelle : dergi</p><p> meslek : takip edilen yol, yöntem</p><p> muarız : karşı gelen, karşıt</p><p> muhabere : haberleşme</p><p> muhtelif : çeşitli</p><p> naib : vekil, birinin yerine geçen</p><p> nefer : asker, er</p><p> neşretmek : yaymak</p><p> nurlanmak : aydınlanmak</p><p> ruhsat : izin</p><p> taife : grup, topluluk</p><p> tecemmu’ etme : birikme, toplanma</p><p> teşkil : oluşturma, meydana getirme</p><p> umumen : bütünüyle</p><p> umumî : genele ait</p><p> vaziyet : durum, hâl</p><p> vekil : Bakan</p><p> âzamî : en fazla, en büyük</p><p> ceride : gazete</p><p> cihet : taraf, yön</p><p> ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapanlar</p><p> esbap : sebepler</p><p> fakirü’l-hal : muhtaç durumda olma</p><p> hakaik-i imaniye : iman hakikatleri</p><p> hakikat : doğru ve gerçek</p><p> hakikaten : gerçekten</p><p> hakikî : asıl, gerçek</p><p> hayat-ı içtimaiye : sosyal hayat</p><p> hizmet-i kudsiye : kutsal hizmet</p><p> hizmet-i Kur’âniye : Kur’ân hakikatlerini yayma görevi</p><p> ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözetme</p><p> iktisat : tutumluluk</p><p> iktiza : gereklilik</p><p> istiğna : ihtiyaç duymama, kaçınma</p><p> itibarıyla : bakımından</p><p> kanaat : yetinme</p><p> kemiyet : sayıca çokluk, nicelik</p><p> kesret : çokluk</p><p> mahiyet : temel nitelik, özellik</p><p> malûmat : bilgiler</p><p> marifet-i İslâmiye : İslâmiyeti bilme ve tanıma</p><p> menfaat-i maddiye : maddî fayda</p><p> muharrir : yazar, gazete yazarı</p><p> mürşid : doğru yolu gösteren</p><p> rızâ-yı İlâhî : Allah’ın rızası</p><p> sevk etmek : göndermek, yönlendirmek</p><p> temas : dokunma, bahsetme</p><p> temessük etmek : sıkıca sarılmak</p><p> teşvik etmek : şevklendirmek, isteklendirmek</p><p> ulûm-u İslâmiye : İslâm ilimleri</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 236680, member: 1008315"] Nur talebelerinin Müslüman kardeşlerden 6 farkı 07 Şubat 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi [I][B]Bismillahirrahmanirrahim[/B][/I] [I](Bağdat’ta çıkan ed-Difa gazetesinin muharriri İsa Abdülkadir’in Arabî makalesinin tercümesi.)[/I] Bağdat’ta çıkan ed-Difa gazetesi Risale-i Nur talebelerinden bahisle diyor ki: [COLOR=#0000FF][B]Türkiye’deki Nur talebelerinin İhvan-ı Müslimîn cemiyeti ile alâkaları nedir, ne münasebeti var? Hem farkları nedir? Türkiye’deki Nur talebeleri, Mısır’da ve bilâd-ı Arapta İhvan-ı Müslimîn namında ittihad-ı İslâma çalışan cemiyetler gibi müstakil cemiyet midirler? Ve onlar da onlardan mıdır?[/B][/COLOR] [COLOR=#FF0000][B]Ben de cevap veriyorum ki:[/B][/COLOR] Nur talebelerinin ve İhvan-ı Müslimîn Cemiyetinin gerçi maksatları, hakaik-i Kur’âniye ve imaniyeye hizmet ve ittihad-ı İslâm dairesinde Müslümanların saadet-i dünyeviye ve uhreviyelerine hizmet etmektir; fakat Nur talebelerinin beş altı cihetle farkları var: [B]Birinci fark:[/B] [COLOR=#FF0000][B]Nur talebeleri siyasetle iştigal etmez, siyasetten kaçıyorlar.[/B][/COLOR] Eğer siyasete mecbur olsalar, siyaseti dine âlet yapıyorlar, tâ ki siyaseti dinsizliğe âlet edenlere karşı dinin kudsiyetini göstersinler. Siyasî bir cemiyetleri asla mevcut değil. İhvan-ı Müslimîn ise, memleket ve vaziyet sebebiyle siyasetle, din lehinde iştigal ediyorlar ve siyasî cemiyet de teşkil ediyorlar. [B]İkinci fark:[/B] [B][COLOR=#FF0000]Nurcular, Üstadlarıyla içtima etmiyorlar ve etmeye de mecbur değiller. [/COLOR][/B]Kendilerini Üstadlarıyla içtimaa mecburiyet hissetmiyorlar. Ders almak için beraber bulunmaya lüzum görmüyorlar. Belki koca bir memleket bir dershane hükmünde, Risale-i Nur kitapları onların eline geçmekle, üstad yerine onlara bir ders verir. Herbir risale, bir Said hükmüne geçer. Hem ellerinden geldiği kadar ücretsiz istinsah ederler. Muhtaçlara mukabelesiz (Yirmi beş sene müddetle el yazmasıyla Anadolu’da neşri bu şekilde olmuştur) veriyorlar ki, okusunlar ve dinlesinler. Bu suretle büyük bir memleket büyük bir dershane hükmünde oluyor. İhvan-ı Müslimîn ise, umumî merkezlerde mürşid ve reisleriyle görüşmek ve emirler ve dersler almak için ziyaretine giderler. Ve o umumî cemiyetin şubelerinde de o büyük üstadla ve naibleriyle ve vekilleri hükmündeki zatlarla yine görüşürler, ders alırlar, emir alırlar. Hem umumî merkezlerde çıkan ceride ve mecellelerin fiyatını verip, alıp, onlardan ders alıyorlar. [B]Üçüncü fark: [COLOR=#FF0000]Nur talebeleri,[/COLOR][/B] aynen, âli bir medresenin ve bir üniversite darülfünununun talebeleri gibi, [COLOR=#FF0000][B]ilmî muhabere vasıtasıyla ders alıyorlar.[/B][/COLOR] Büyük bir vilâyet bir medrese hükmüne geçer. Birbirini görmedikleri, tanımadıkları ve uzak oldukları halde birbirine ders veriyorlar ve beraber ders okuyorlar. Amma İhvan-ı Müslimîn ise, memleketleri ve vaziyetleri iktizasıyla mecelleleri ve kitapları çıkarıyorlar, aktar-ı âleme neşrediyorlar; onunla birbirini tanıyıp ders alıyorlar. [B]Dördüncü fark: [COLOR=#FF0000]Nur talebeleri, bu zamanda ve bugünde ekser bilâd-ı İslâmiyede intişar etmişler ve çoklukla vardırlar.[/COLOR][/B] Bu intişarlarında ayrı ayrı hükûmetlerde bulundukları halde hükûmetlerden izin almaya muhtaç olmuyorlar ki, tecemmu’ edip toplansınlar ve çalışsınlar. Çünkü, meslekleri siyaset ve cemiyet olmadığından hükûmetlerden izin almaya kendilerini mecbur bilmiyorlar. Amma İhvan-ı Müslimîn ise, vaziyetleri itibarıyla siyasete temas etmeye ve cemiyet teşkiline ve şubeler ve merkezler açmaya muhtaç bulunduklarından, bulundukları yerlerdeki hükûmetten icazet ve ruhsat almaya muhtaçtırlar. Ve Nurcular gibi bilinmiyor değiller. Ve bu esas üzerine, kendilerine umumî merkezleri olan Mısır’da, Suriye’de, Lübnan’da, Filistin’de, Ürdün’de, Sudan’da, Mağrib’de ve Bağdat’ta çok şubeler açmışlar. [B]Beşinci fark: [COLOR=#FF0000]Nur talebeleri içinde çok muhtelif tabakalar var.[/COLOR][/B] Yedi sekiz yaşındaki, camilerde Kur’ân okumak için elifbâyı ders almakta olan çocuklardan tut, tâ seksen, doksan yaşındaki ihtiyarlara varıncaya kadar kadın erkek, hem bir köylü, hammal adamdan tut, tâ büyük bir vekile kadar ve bir neferden büyük bir kumandana kadar taifeler Nurcularda var. Bütün Nurcuların bu çok taifelerinin umumen bütün maksatları, Kur’ân-ı Mecîdin hidayetinden ve hakaik-i imaniye ile nurlanmaktan ibarettir. Bütün çalışmaları ilim ve irfan ve hakaik-i imaniyeyi neşretmektir. Bundan başka birşeyle iştigal ettikleri bilinmiyor. Yirmi sekiz seneden beri dehşetli mahkemeler dessas ve kıskanç muarızlar, bu kudsî hizmetten başka onlarda bir maksat bulamadıkları için onları mahkûm edemiyorlar ve dağıtamıyorlar. Ve Nurcular, müşterileri ve kendilerine taraftarları aramaya kendilerini mecbur bilmiyorlar. “Vazifemiz hizmettir, müşterileri aramayız. Onlar gelsinler bizi arasınlar, bulsunlar” diyorlar. Kemiyete ehemmiyet vermiyorlar. Hakikî ihlâsı taşıyan bir adamı, yüz adama tercih ediyorlar. Amma İhvan-ı Müslimîn ise: Gerçi onlar da Nurcular gibi ulûm-u İslâmiye ve marifet-i İslâmiye ve hakaik-i imaniyeye temessük etmek için insanları teşvik ve sevk ediyorlar; fakat vaziyet, memleket ve siyasete temas iktizasıyla, ziyadeleşmeye ve kemiyete ehemmiyet veriyorlar, taraftarları arıyorlar. [B]Altıncı fark:[/B][COLOR=#FF0000] [B]Hakikî ihlâslı Nurcular[/B][/COLOR], menfaat-i maddiyeye ehemmiyet vermedikleri gibi, bir kısmı, âzamî iktisat ve kanaatle ve fakirü’l-hal olmalarıyla beraber, sabır ve insanlardan istiğna ile ve hizmet-i Kur’âniyede hakikî bir ihlâs ve fedakârlıkla; ve çok kesretli ve şiddetli ehl-i dalâlete karşı mağlûp olmamak için ve muhtaçları hakikate ve ihlâsa dâvet etmekte bir şüphe bırakmamak için ve rızâ-yı İlâhîden başka o hizmet-i kudsiyeyi hiçbirşeye âlet etmemek için, [COLOR=#FF0000][B]bir cihette hayat-ı içtimaiye fâidelerinden çekiniyorlar.[/B][/COLOR] Amma İhvan-ı Müslimîn ise: Onlar da hakikaten maksat itibarıyla aynı mahiyette oldukları halde, mekân ve mevzu ve bazı esbap sebebiyle, Nur talebeleri gibi dünyayı terk edemiyorlar. Azamî fedakârlığa kendilerini mecbur bilmiyorlar. [I][B]İsa Abdülkadir[/B][/I] [I](Risale-i Nur Külliyatı, Emirdağ Lâhikası)[/I] [U][B]SÖZLÜK: [/B][/U]Arabî : Arapça bilâd-ı Arap : Arap beldeleri, ülkeleri cemiyet : topluluk cihet : taraf, yön hakaik-i Kur’âniye ve imaniye : Kur’ân ve iman hakikatleri, gerçekleri hükmüne geçmek : benzer bir şeyle aynı hükmü almak içtima : bir araya gelme, toplanma istinsah etmek : el ile yazarak çoğaltmak iştigal etmek : meşgul olmak ittihad-ı İslâm : İslâm birliği ülkeleri kudsiyet : kusur ve noksandan uzak oluş, kutsallık mecburiyet : zorunluluk muharrir : yazar, gazete yazarı mukabelesiz : karşılıksız münasebet : bağlantı, ilişki mürşid : doğru yol gösteren müstakil : bağımsız, başlı başına neşir : yayılma risale : küçük kitapçık; Risale-i Nur’da yer alan herbir bölüm saadet-i dünyeviye ve uhreviye : dünya ve âhiret hayatı mutluluğu teşkil etmek : meydana getirmek, oluşturmak umumî : genele ait aktar-ı âlem : âlemin dört bir tarafı âli : yüce bilâd-ı İslâmiye : İslâm beldeleri, ülkeleri cemiyet : topluluk ceride : gazete darülfünun : üniversite dessas : hilebaz, aldatıcı ekser : pek çok esas : temel hakaik-i imaniye : iman hakikatleri hidayet : doğru yola erdirme icazet : izin iktizasıyla : gereğiyle ilmî : ilimle ilgili intişar : yayılma irfan : bilgi, anlayış iştigal etmek : meşgul olmak kudsî : kutsal Kur’ân-ı Mecîd : her şeyin üstünde şeref sahibi olan ve takdis ve senâlara lâyık olan Kur’ân mecelle : dergi meslek : takip edilen yol, yöntem muarız : karşı gelen, karşıt muhabere : haberleşme muhtelif : çeşitli naib : vekil, birinin yerine geçen nefer : asker, er neşretmek : yaymak nurlanmak : aydınlanmak ruhsat : izin taife : grup, topluluk tecemmu’ etme : birikme, toplanma teşkil : oluşturma, meydana getirme umumen : bütünüyle umumî : genele ait vaziyet : durum, hâl vekil : Bakan âzamî : en fazla, en büyük ceride : gazete cihet : taraf, yön ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapanlar esbap : sebepler fakirü’l-hal : muhtaç durumda olma hakaik-i imaniye : iman hakikatleri hakikat : doğru ve gerçek hakikaten : gerçekten hakikî : asıl, gerçek hayat-ı içtimaiye : sosyal hayat hizmet-i kudsiye : kutsal hizmet hizmet-i Kur’âniye : Kur’ân hakikatlerini yayma görevi ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözetme iktisat : tutumluluk iktiza : gereklilik istiğna : ihtiyaç duymama, kaçınma itibarıyla : bakımından kanaat : yetinme kemiyet : sayıca çokluk, nicelik kesret : çokluk mahiyet : temel nitelik, özellik malûmat : bilgiler marifet-i İslâmiye : İslâmiyeti bilme ve tanıma menfaat-i maddiye : maddî fayda muharrir : yazar, gazete yazarı mürşid : doğru yolu gösteren rızâ-yı İlâhî : Allah’ın rızası sevk etmek : göndermek, yönlendirmek temas : dokunma, bahsetme temessük etmek : sıkıca sarılmak teşvik etmek : şevklendirmek, isteklendirmek ulûm-u İslâmiye : İslâm ilimleri [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst