Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 236966" data-attributes="member: 1008315"><p>Ümitsizlik kanser gibi bir hastalıktır</p><p> 08 Şubat 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi</p><p> </p><p> <em><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></em></p><p> Müddet-i hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüd eden şudur:</p><p> Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâmın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garpta bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş.</p><p> Hem o yeistir ki, kuvve-i mâneviyemizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i mâneviye ile şarktan garba kadar istilâ ettiği halde, o kuvve-i mâneviye-i harika meyusiyetle kırıldığı için, zâlim ecnebîler dört yüz seneden beri üç yüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş. Hatta bu yeisle, başkasının lâkaytlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannedip neme lâzım der, “Herkes benim gibi berbattır” diye şehamet-i imaniyeyi terk edip hizmet-i İslâmiyeyi yapmıyor.</p><p> Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor. Biz de o kàtilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz.</p><p> (1) لاَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللهِ kılıcıyla o yeisin başını parçalayacağız.</p><p> (2) مَالاَ يُدْرَكُ كُلُّهُ لاَيُتْرَكُ كُلُّهُ hadisinin hakikatiyle belini kıracağız inşaallah.</p><p> Yeis, ümmetlerin, milletlerin “seretan” denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemâlâta mâni ve (3) اَناَ عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى hakikatine muhaliftir; korkak, aşağı ve âcizlerin şe’nidir, bahaneleridir. Şehamet-i İslâmiyenin şe’ni değildir.</p><p> Hususan Arap gibi nev-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtâz bir kavmin şe’ni olamaz. Âlem-i İslâm milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. İnşaallah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir. (Hutbe-i Şâmiye)</p><p> 1 : “Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz.” Zümer Sûresi, 39:53. </p><p> 2 : Birşey bütünüyle elde edilmezse, bütünüyle de terk edilmez. </p><p> 3 : “Ben kulumun zannı üzereyim (yani kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim).” Buharî, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1, Zikr: 2, 19; Tirmizî, Zühd: 51, Daavât: 131; İbni Mâce, Edeb: 58; Dârimî, Rikak: 22; Müsned, 2:251, 315, 391, 412, 445, 482, 516, 517, 524, 534, 539, 3:210, 277, 491, 4:106.</p><p> <em><strong>Bediüzzaman Said Nursi</strong></em></p><p> <u><strong>SÖZLÜK:</strong></u></p><p><u><strong> </strong></u>âciz : güçsüz (bk. a-c-z)</p><p> âlem-i İslâm : İslâm âlemi (bk. a-l-m; s-l-m)</p><p> ecnebî : yabancı (Avrupalı)</p><p> fütur : usanç, gevşeklik</p><p> garp : batı</p><p> hadis : Peygamberimize ait söz </p><p> hakikat : asıl, gerçek </p><p> hasretme : bir mesele üzerine yoğunlaşma</p><p> hizmet-i İslâmiye : İslâm dinine hizmet (bk. s-l-m)</p><p> hizmetkâr : hizmetçi</p><p> hususan : bilhassa, özellikle</p><p> inşaallah : Allah’ın izniyle</p><p> istilâ etme : kaplama, hâkim olma (bk. v-l-y)</p><p> kemâlât : güzel ve örnek özellikler (bk. k-m-l)</p><p> kısas : bir suç işleyenin kanun tarafından aynı şekilde cezalandırılması, suçlunun işlediği cinayetin misli bir cezaya çarptırılması</p><p> kuvve-i mâneviye : mânevî güç, moral (bk. a-n-y)</p><p> kuvve-i mâneviye-i harika : olağanüstü mânevî güç (bk. a-n-y)</p><p> lâkaytlık : duyarsızlık, ilgisizlik</p><p> mâni : engel</p><p> medar-ı iftihar : övünç kaynağı</p><p> menfaat-ı şahsiye : kişisel yarar, şahsî menfaat</p><p> menfaat-i umumiye : genelin yararı, menfaati</p><p> meyusiyet : ümitsizlik</p><p> muhalif : aykırı, zıt </p><p> müddet-i hayat : hayat süresi </p><p> mümtâz : üstün, seçkin, belirgin özelliklere sahip olan</p><p> müstemleke : sömürge </p><p> nazar : bakış </p><p> nev-i beşer : insanlık</p><p> seciye : huy, karakter</p><p> seretan : kanser</p><p> şark : doğu</p><p> şehamet-i imaniye : imandan gelen yiğitlik ve cesaret (bk. e-m-n)</p><p> şehamet-i İslâmiye : İslâmdan gelen yiğitlik ve cesaret (bk. s-l-m)</p><p> şe'n : hâl, özellik, nitelik</p><p> tevellüd eden : doğan</p><p> ümmetler : toplumlar</p><p> yeis : ümitsizlik</p><p></p><p> </p><p> <img src="http://www.risalehaber.com/images/icon_comment.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 236966, member: 1008315"] Ümitsizlik kanser gibi bir hastalıktır 08 Şubat 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi [I][B]Bismillahirrahmanirrahim[/B][/I] Müddet-i hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüd eden şudur: Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâmın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garpta bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş. Hem o yeistir ki, kuvve-i mâneviyemizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i mâneviye ile şarktan garba kadar istilâ ettiği halde, o kuvve-i mâneviye-i harika meyusiyetle kırıldığı için, zâlim ecnebîler dört yüz seneden beri üç yüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş. Hatta bu yeisle, başkasının lâkaytlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannedip neme lâzım der, “Herkes benim gibi berbattır” diye şehamet-i imaniyeyi terk edip hizmet-i İslâmiyeyi yapmıyor. Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor. Biz de o kàtilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz. (1) لاَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللهِ kılıcıyla o yeisin başını parçalayacağız. (2) مَالاَ يُدْرَكُ كُلُّهُ لاَيُتْرَكُ كُلُّهُ hadisinin hakikatiyle belini kıracağız inşaallah. Yeis, ümmetlerin, milletlerin “seretan” denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemâlâta mâni ve (3) اَناَ عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى hakikatine muhaliftir; korkak, aşağı ve âcizlerin şe’nidir, bahaneleridir. Şehamet-i İslâmiyenin şe’ni değildir. Hususan Arap gibi nev-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtâz bir kavmin şe’ni olamaz. Âlem-i İslâm milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. İnşaallah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir. (Hutbe-i Şâmiye) 1 : “Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz.” Zümer Sûresi, 39:53. 2 : Birşey bütünüyle elde edilmezse, bütünüyle de terk edilmez. 3 : “Ben kulumun zannı üzereyim (yani kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim).” Buharî, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1, Zikr: 2, 19; Tirmizî, Zühd: 51, Daavât: 131; İbni Mâce, Edeb: 58; Dârimî, Rikak: 22; Müsned, 2:251, 315, 391, 412, 445, 482, 516, 517, 524, 534, 539, 3:210, 277, 491, 4:106. [I][B]Bediüzzaman Said Nursi[/B][/I] [U][B]SÖZLÜK: [/B][/U]âciz : güçsüz (bk. a-c-z) âlem-i İslâm : İslâm âlemi (bk. a-l-m; s-l-m) ecnebî : yabancı (Avrupalı) fütur : usanç, gevşeklik garp : batı hadis : Peygamberimize ait söz hakikat : asıl, gerçek hasretme : bir mesele üzerine yoğunlaşma hizmet-i İslâmiye : İslâm dinine hizmet (bk. s-l-m) hizmetkâr : hizmetçi hususan : bilhassa, özellikle inşaallah : Allah’ın izniyle istilâ etme : kaplama, hâkim olma (bk. v-l-y) kemâlât : güzel ve örnek özellikler (bk. k-m-l) kısas : bir suç işleyenin kanun tarafından aynı şekilde cezalandırılması, suçlunun işlediği cinayetin misli bir cezaya çarptırılması kuvve-i mâneviye : mânevî güç, moral (bk. a-n-y) kuvve-i mâneviye-i harika : olağanüstü mânevî güç (bk. a-n-y) lâkaytlık : duyarsızlık, ilgisizlik mâni : engel medar-ı iftihar : övünç kaynağı menfaat-ı şahsiye : kişisel yarar, şahsî menfaat menfaat-i umumiye : genelin yararı, menfaati meyusiyet : ümitsizlik muhalif : aykırı, zıt müddet-i hayat : hayat süresi mümtâz : üstün, seçkin, belirgin özelliklere sahip olan müstemleke : sömürge nazar : bakış nev-i beşer : insanlık seciye : huy, karakter seretan : kanser şark : doğu şehamet-i imaniye : imandan gelen yiğitlik ve cesaret (bk. e-m-n) şehamet-i İslâmiye : İslâmdan gelen yiğitlik ve cesaret (bk. s-l-m) şe'n : hâl, özellik, nitelik tevellüd eden : doğan ümmetler : toplumlar yeis : ümitsizlik [IMG]http://www.risalehaber.com/images/icon_comment.gif[/IMG] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst