Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 241442" data-attributes="member: 1008315"><p>Mükafatımız gazilik ve şehitlik oldu</p><p> 18 Mart 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi...</p><p> </p><p> <strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p><p> Biri sordu: </p><p> "Musibet, cinayetin neticesi, mükafatın mukaddemesidir. Hangi fiiliniz ile kadere fetva verdirdiniz ki, şu musibetle hükmetti. Musîbet-i amme ekseriyetin hatasına terettüb eder. Hazırda mükafatınız nedir?"</p><p> Dedim: </p><p> "Mukaddemesi üç mühim erkan-ı İslamiyedeki ihmalimizdir: salat, savm, zekat. Zîra, yirmi dört saatten yalnız bir saati, beş namaz için Halık Teala bizden istedi; tenbellik ettik. Beş sene, yirmi dört saat talim, meşakkat, tahrik ile, bir nevî namaz kıldırdı. Hem, senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi; nefsimize acıdık. Keffareten, beş sene oruç tutturdu. "On’dan, ya "kırk"tan yalnız biri, ihsan ettiği maldan zekat istedi; buhl ettik, zulmettik; O da bizden müterakim zekatı aldı. El cezâu mincinsi’l-amel…</p><p> "Mükafat-ı hazıramız ise; fasık, günahkar bir milletten, hums olan dört milyonu velayet derecesine çıkardı; gazilik, şehadetlik verdi. Müşterek hatadan neş’et eden müşterek musîbet, mazi günahını sildi."</p><p> Yine biri dedi: </p><p> "Bir amir hata ile felakete atmış ise?.." </p><p> Dedim: </p><p> Musîbetzede mükafat ister; ya amir-i hatadarın hasenatı verilecektir-o ise hiç hükmünde-veya hazîne-i gayb verecektir. Hazîne-i gaybda böyle işlerdeki mükafatı ise, derece-i şehadet ve gaziliktir." </p><p> Baktım, meclis istihsan etti. Heyecanımdan uyandım; terli, el pençe yatakta oturmuş kendimi buldum. O gece böyle geçti... (Tarihçe-i Hayat)</p><p> <strong>Bediüzzaman Said Nursi</strong></p><p> <strong>SÖZLÜK: </strong></p><p> âmir : emreden, yönetici</p><p> âmir-i hatâdar : hâtâlı idareci, yönetici</p><p> buhl etme : cimrilik yapma</p><p> derece-i şehadet : şehitlik derecesi</p><p> ekseriyet : çoğunluk</p><p> El cezâu mincinsi’l-amel : “mükâfat veya ceza, yapılan iş cinsindendir.”</p><p> erkân-ı İslâmiye : İslâmın esasları, şartları</p><p> fâsık : günahkâr</p><p> fehmetme : anlama</p><p> hakikat : gerçek, doğru, esas</p><p> Hâlık Teâlâ : herşeyi var eden, yüce yaratıcı, Allah</p><p> hasenat : sevaplar, güzellikler, iyilikler</p><p> hazine-i gayb : gayb hazinesi; görünmeyen âlemdeki hazine</p><p> hums : beşte bir</p><p> ihmal : boş verme, önem vermeme</p><p> ihsan etmek : ikram etmek, bağışlamak</p><p> istihsan etmek : beğeniyi dile getirmek, güzel bulduğunu ifade etmek</p><p> kefâreten : günahın bağışlanmasına vesile olarak, bedel olarak</p><p> libas : elbise</p><p> mâzi : geçmiş</p><p> mesâil : meseleler, konular</p><p> meşakkat : güçlük, sıkıntı</p><p> mukaddeme : başlangıç</p><p> musibet : belâ, büyük sıkıntı</p><p> musibet-i âmme : genel felâket, geneli içine alan felâket</p><p> musibetzede : belâya, sıkıntıya düşmüş olan kimse</p><p> mükâfat : ödül</p><p> mükâfat-ı hâzıra : mevcut olan mükâfat, şu anki mükâfat</p><p> müşterek : ortak</p><p> müterakim : birikmiş, biriken</p><p> nakletme : aktarma</p><p> nefs : kişinin kendisi; insanı daima kötülüğe, hazır zevk ve isteklere sevk eden duygu</p><p> neşet eden : doğan, kaynaklanan</p><p> nevi : tür, çeşit</p><p> salât : namaz</p><p> savm : oruç</p><p> şehadet : şehitlik; Allah rızası yolunda hayatını feda etmek</p><p> tağyir etme : değiştirme</p><p> tahrik : harekete geçirme</p><p> talim : eğitim ve öğretim</p><p> tecrid etme : soyutlama, sıyırma</p><p> terettüp etmek : sonuç olarak ortaya çıkmak, neticelenmek</p><p> velâyet : velilik</p><p> zekât : belli bir mal varlığına sahip olan Müslümanın, her yıl şeriat tarafından belirlenen miktarını tayin edilen yerlere vermesi</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 241442, member: 1008315"] Mükafatımız gazilik ve şehitlik oldu 18 Mart 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... [B]Bismillahirrahmanirrahim[/B] Biri sordu: "Musibet, cinayetin neticesi, mükafatın mukaddemesidir. Hangi fiiliniz ile kadere fetva verdirdiniz ki, şu musibetle hükmetti. Musîbet-i amme ekseriyetin hatasına terettüb eder. Hazırda mükafatınız nedir?" Dedim: "Mukaddemesi üç mühim erkan-ı İslamiyedeki ihmalimizdir: salat, savm, zekat. Zîra, yirmi dört saatten yalnız bir saati, beş namaz için Halık Teala bizden istedi; tenbellik ettik. Beş sene, yirmi dört saat talim, meşakkat, tahrik ile, bir nevî namaz kıldırdı. Hem, senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi; nefsimize acıdık. Keffareten, beş sene oruç tutturdu. "On’dan, ya "kırk"tan yalnız biri, ihsan ettiği maldan zekat istedi; buhl ettik, zulmettik; O da bizden müterakim zekatı aldı. El cezâu mincinsi’l-amel… "Mükafat-ı hazıramız ise; fasık, günahkar bir milletten, hums olan dört milyonu velayet derecesine çıkardı; gazilik, şehadetlik verdi. Müşterek hatadan neş’et eden müşterek musîbet, mazi günahını sildi." Yine biri dedi: "Bir amir hata ile felakete atmış ise?.." Dedim: Musîbetzede mükafat ister; ya amir-i hatadarın hasenatı verilecektir-o ise hiç hükmünde-veya hazîne-i gayb verecektir. Hazîne-i gaybda böyle işlerdeki mükafatı ise, derece-i şehadet ve gaziliktir." Baktım, meclis istihsan etti. Heyecanımdan uyandım; terli, el pençe yatakta oturmuş kendimi buldum. O gece böyle geçti... (Tarihçe-i Hayat) [B]Bediüzzaman Said Nursi[/B] [B]SÖZLÜK: [/B] âmir : emreden, yönetici âmir-i hatâdar : hâtâlı idareci, yönetici buhl etme : cimrilik yapma derece-i şehadet : şehitlik derecesi ekseriyet : çoğunluk El cezâu mincinsi’l-amel : “mükâfat veya ceza, yapılan iş cinsindendir.” erkân-ı İslâmiye : İslâmın esasları, şartları fâsık : günahkâr fehmetme : anlama hakikat : gerçek, doğru, esas Hâlık Teâlâ : herşeyi var eden, yüce yaratıcı, Allah hasenat : sevaplar, güzellikler, iyilikler hazine-i gayb : gayb hazinesi; görünmeyen âlemdeki hazine hums : beşte bir ihmal : boş verme, önem vermeme ihsan etmek : ikram etmek, bağışlamak istihsan etmek : beğeniyi dile getirmek, güzel bulduğunu ifade etmek kefâreten : günahın bağışlanmasına vesile olarak, bedel olarak libas : elbise mâzi : geçmiş mesâil : meseleler, konular meşakkat : güçlük, sıkıntı mukaddeme : başlangıç musibet : belâ, büyük sıkıntı musibet-i âmme : genel felâket, geneli içine alan felâket musibetzede : belâya, sıkıntıya düşmüş olan kimse mükâfat : ödül mükâfat-ı hâzıra : mevcut olan mükâfat, şu anki mükâfat müşterek : ortak müterakim : birikmiş, biriken nakletme : aktarma nefs : kişinin kendisi; insanı daima kötülüğe, hazır zevk ve isteklere sevk eden duygu neşet eden : doğan, kaynaklanan nevi : tür, çeşit salât : namaz savm : oruç şehadet : şehitlik; Allah rızası yolunda hayatını feda etmek tağyir etme : değiştirme tahrik : harekete geçirme talim : eğitim ve öğretim tecrid etme : soyutlama, sıyırma terettüp etmek : sonuç olarak ortaya çıkmak, neticelenmek velâyet : velilik zekât : belli bir mal varlığına sahip olan Müslümanın, her yıl şeriat tarafından belirlenen miktarını tayin edilen yerlere vermesi [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst