Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 243959" data-attributes="member: 1008315"><p>Nurculuk siyasi bir teşkilat mıdır?</p><p>04 Nisan 2011 / 00:01</p><p>Günün Risale-i Nur dersi...</p><p></p><p>Bismillahirrahmanirrahim</p><p></p><p>Beni istintak eden zatın ve heyet-i hakimenin nazar-ı dikkatlerine,</p><p></p><p>Evvelki ifademe üç maddeyi ilâve ediyorum.</p><p></p><p>Birinci madde:</p><p></p><p>Bizi hayrette bırakan ve gayet şaşırtan ve bir garazı ihsas eden ve bil’iltizam hiçten bir sebeb-i itham icat etmek nev’inden, musırrane, bir cemiyet ve teşkilât varmış gibi soruyorlar “Bu teşkilâtı yapmak için nereden para alıyorsunuz?” diyorlar.</p><p></p><p>Elcevap: Evvelâ, ben dahi soranlardan soruyorum: Böyle bir cemiyet-i siyasiyenin, bizim tarafımızdan vücuduna dair hangi vesika, hangi emareler var ve parayla teşkilât yaptığımıza hangi delil ve hangi hüccet bulmuşlar ki, bu kadar musırrane soruyorlar?</p><p>Ben, on senedir Isparta vilâyetinde şiddetli tarassut altında bulunmuşum. Bir-iki hizmetkâr ve on günde bir-iki yolcudan başka adamları görmeyen garip, kimsesiz, dünyadan usanmış, siyasetten gayet şiddetle nefret etmiş ve kuvvetli siyasî muhalif cemiyetlerin ne kadar aksülâmeller ile zararlı ve akîm kaldığını mükerrer müşahedatla görmüş ve kendi kavim ve binler dostları içinde, en mühim fırsatta, siyasî cemiyet ve cereyanları reddetmiş ve karışmamış ve iman-ı tahkikînin gayet kudsî ve hiçbir şeyle zedelenmesi caiz olmayan hizmeti bozmak ve ağraz-ı siyasî ile çürütmeyi en büyük bir cinayet telâkki ederek şeytandan kaçar gibi siyasetten kaçan ve on seneden beri</p><p></p><p>اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ (Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım.) kendine düstur eden; ve hileyi hilesizlikte bulan, asabî ve bilâ-perva esrarını fâşeden; on sene koca Isparta vilâyetinin hassas ve cessas memurlarına böyle teşkilât sezdirmeyen bu adamdan, “Böyle bir teşkilât var ve siyasî bir dolabı çeviriyorsunuz” diyenlere karşı, yalnız ben değil, belki Isparta vilâyeti ve bütün beni tanıyanlar, belki bütün ehl-i akıl ve vicdan, onların iftiralarını nefretle karşılar ve “Garazkâr plânlanlar ile onu itham ediyorsunuz” diyecekler.</p><p></p><p>Saniyen: Meselemiz imandır. İman uhuvvetiyle bu memlekette ve Isparta’nın yüzde doksan dokuz adamlarıyla uhuvvetimiz var. Halbuki cemiyet ise, ekser içinde ekalliyetin ittifakıdır. Bir adama karşı, doksan dokuz adam cemiyet olmaz. Meğer, gayet insafsız bir dinsiz, herkesi–hâşâ–kendi gibi tevehhüm edip, bu mübarek ve dindar milleti tahkir etmek niyetiyle böyle işaa eder...</p><p></p><p>Salisen: Benim gibi pek ciddî bir muhabbetle Türk milletini seven; ve Kur’ân’ın senâsına mazhariyetleri cihetiyle Türk milletini pek çok takdir eden; ve altı yüz seneden beri bütün dünyaya karşı koyan ve Kur’ân’ın bayraktarı olan bu millete karşı gayet şiddetli taraftar bulunan; ve bin Türkün şehadetiyle, bin milliyetçi Türkçüler kadar Türk milletine bilfiil hizmet eden; ve kıymettar otuz-kırk Türk gençleri, namazsız otuz bin hemşehrilerine tercih etmekle bu gurbeti ihtiyar eden; ve hocalık haysiyetiyle izzet-i ilmiyeyi muhafaza eden ve hakaik-i imaniyeyi pek vâzıh bir surette ders veren bir insanın, on sene ve belki yirmi-otuz sene zarfında, yirmi-otuz değil, belki yüz ve binler talebesi, sırf iman ve hakikat ve âhiret noktasında onunla fedakârane bağlansa ve âhiret kardeşi olsalar çok mudur ve zararı mı var? Hiç ehl-i vicdan ve insaf bunları tenkide cevaz verir mi? Ve bunlara cemiyet-i siyasiye nazarıyla bakabilir mi?</p><p></p><p>Rabian: On sene zarfında yüz banknot ile idare eden ve günde, bazan kırk para ile geçinen ve yetmiş yamalı bir abayı yedi sene giyen bir adam hakkında; “Nereden para alıp yaşıyorsun ve teşkilât yapıyorsun?” diyenler, ne kadar insaftan uzak düştüklerini ehl-i insaf anlar. (Tarihçe-i Hayat, Eskişehir Hayatı, Eskişehir Müdafaası)</p><p></p><p>Bediüzzaman Said Nursi</p><p></p><p>SÖZLÜK:</p><p>Aba : yünden dokunmuş bir tür kumaştan dikilen hırka veya elbise</p><p>Âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat</p><p>Akîm : neticesiz, sonuçsuz</p><p>Banknot : lira mânâsındaki kâğıt para</p><p>Bilfiil : fiilî olarak</p><p>Cebren : zorla, baskıyla</p><p>Celb : çekme,</p><p>Cemiyet : topluluk, dernek</p><p>Cemiyet-i siyasiye : siyasî cemiyet, topluluk</p><p>Cevaz : izin, müsaade</p><p>Cihet : yön, taraf</p><p>Desise : hile, aldatma</p><p>Ehl-i insaf : insaf sahipleri</p><p>Ehl-i vicdan ve insaf : vicdan ve insaf sahibi insanlar</p><p>Ekalliyet : azınlık</p><p>Ekser : çoğunluk</p><p>Entrika : dalavere, dolap çevirme</p><p>Fedakârane : fedakârca</p><p>Fitne : ahlâkta ve toplum düzeninde azgınlık ve bozgunculuk</p><p>Gurbet : doğup büyüdüğü beldeden uzak diyarlarda bulunma</p><p>Hakaik-i imaniye : iman hakikatleri, esasları</p><p>Hakikat : gerçek, doğru</p><p>Hâşâ : asla, kesinlikle öyle değil</p><p>Haysiyet : özellik</p><p>Hemşehri : aynı şehir veya bölgeden olan</p><p>Hükûmet : idare, yönetim, devletin icra mekanizması</p><p>İğfal : gaflete düşürerek kandırma, aldatma</p><p>İhtiyar : seçim, istek, tercih</p><p>İşaa etme : bir haberi yayma, duyurma</p><p>İttifak : birleşme</p><p>İzzet-i ilmiye : ilmin izzet ve yüceliği</p><p>Kıymettar : kıymetli, değerli</p><p>Mazhariyet : erişme, kavuşma, nail olma</p><p>Muhabbet : sevgi</p><p>Muhafaza : koruma</p><p>Mübarek : hayırlı, uğurlu</p><p>Nazar : bakış, görüş</p><p>Rabian : dördüncü olarak</p><p>Salisen : üçüncü olarak</p><p>Saniyen : ikinci olarak</p><p>Senâ : övgü, medih</p><p>Serbestî : özgürlük</p><p>Suret : biçim, şekil</p><p>Şehadet : şahitlik, tanıklık</p><p>Tahkir : aşağılama, hakaret etme</p><p>Tatbik : uygulama</p><p>Tenkit : eleştiri</p><p>Teşkilât : kuruluş, örgüt</p><p>Tevehhüm : kuruntuya kapılma, olmayan şeyi var zannetme</p><p>Uhuvvet : kardeşlik</p><p>Vâzıh : açık, âşikâr</p><p>Zarfında : içinde</p><p>Ağraz-ı siyasî : siyasî gayeler, siyasî tarafgirliğin doğurduğu kin ve düşmanlıklar</p><p>Akîm : neticesiz, sonuçsuz</p><p>Aksülâmel : ters tepki</p><p>Asabî : sinirli</p><p>Bil’iltizam : bile bile, özellikle</p><p>Bilâ-perva : pervasız, korkusuz</p><p>Caiz : sakıncasız, doğru</p><p>Cemiyet : topluluk, dernek</p><p>Cemiyet-i siyasiye : siyasî amaçlarla kurulmuş cemiyet, örgüt</p><p>Cereyan : hareket, akım</p><p>Cessas : casusluk yapan</p><p>Düstur : prensip</p><p>Ehl-i akıl ve vicdan : akıl ve vicdan sahibi kimseler</p><p>Emare : belirti, işaret</p><p>Esrar : sırlar, gizemler</p><p>Fâşeden : açığa vuran</p><p>Garaz : kötü kasıt</p><p>Garazkârâne : art niyetli bir şekilde</p><p>Heyet-i hakime : hakimler kurulu</p><p>Hizmetkâr : hizmetçi</p><p>Hüccet : delil</p><p>İcat : meydana getirme</p><p>İhsas : hissettirme, hatırlatma</p><p>İman-ı tahkîki : inandığı şeylerin aslını, esâsını bilerek inanma; sarsılmaz iman</p><p>İstintak : sorgulama</p><p>İttiham : itham, suçlama</p><p>Kavim : millet, uyruk</p><p>Kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, kutsal</p><p>Muhalif : aykırı, karşıt</p><p>Musırrâne : ısrarlı bir şekilde</p><p>Müdafaat : mahkemede sunulan savunmalar</p><p>Mükerrer : tekrar tekrar</p><p>Müşahedat : yapılan gözlemler</p><p>Nazar-ı dikkat : dikkat içeren bakış</p><p>Nev’ : tür</p><p>Sebeb-i itham : suçlama sebebi</p><p>Tarassut : gözaltında tutma, gözetim</p><p>Telâkki : anlama, kabul etme</p><p>Teşkilât : kuruluş, örgüt</p><p>Tetimme : ek, tamamlayıcı not</p><p>Vesika : belge</p><p>Vilâyet : il</p><p>Vücud : meydana getirme</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 243959, member: 1008315"] Nurculuk siyasi bir teşkilat mıdır? 04 Nisan 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... Bismillahirrahmanirrahim Beni istintak eden zatın ve heyet-i hakimenin nazar-ı dikkatlerine, Evvelki ifademe üç maddeyi ilâve ediyorum. Birinci madde: Bizi hayrette bırakan ve gayet şaşırtan ve bir garazı ihsas eden ve bil’iltizam hiçten bir sebeb-i itham icat etmek nev’inden, musırrane, bir cemiyet ve teşkilât varmış gibi soruyorlar “Bu teşkilâtı yapmak için nereden para alıyorsunuz?” diyorlar. Elcevap: Evvelâ, ben dahi soranlardan soruyorum: Böyle bir cemiyet-i siyasiyenin, bizim tarafımızdan vücuduna dair hangi vesika, hangi emareler var ve parayla teşkilât yaptığımıza hangi delil ve hangi hüccet bulmuşlar ki, bu kadar musırrane soruyorlar? Ben, on senedir Isparta vilâyetinde şiddetli tarassut altında bulunmuşum. Bir-iki hizmetkâr ve on günde bir-iki yolcudan başka adamları görmeyen garip, kimsesiz, dünyadan usanmış, siyasetten gayet şiddetle nefret etmiş ve kuvvetli siyasî muhalif cemiyetlerin ne kadar aksülâmeller ile zararlı ve akîm kaldığını mükerrer müşahedatla görmüş ve kendi kavim ve binler dostları içinde, en mühim fırsatta, siyasî cemiyet ve cereyanları reddetmiş ve karışmamış ve iman-ı tahkikînin gayet kudsî ve hiçbir şeyle zedelenmesi caiz olmayan hizmeti bozmak ve ağraz-ı siyasî ile çürütmeyi en büyük bir cinayet telâkki ederek şeytandan kaçar gibi siyasetten kaçan ve on seneden beri اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ (Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım.) kendine düstur eden; ve hileyi hilesizlikte bulan, asabî ve bilâ-perva esrarını fâşeden; on sene koca Isparta vilâyetinin hassas ve cessas memurlarına böyle teşkilât sezdirmeyen bu adamdan, “Böyle bir teşkilât var ve siyasî bir dolabı çeviriyorsunuz” diyenlere karşı, yalnız ben değil, belki Isparta vilâyeti ve bütün beni tanıyanlar, belki bütün ehl-i akıl ve vicdan, onların iftiralarını nefretle karşılar ve “Garazkâr plânlanlar ile onu itham ediyorsunuz” diyecekler. Saniyen: Meselemiz imandır. İman uhuvvetiyle bu memlekette ve Isparta’nın yüzde doksan dokuz adamlarıyla uhuvvetimiz var. Halbuki cemiyet ise, ekser içinde ekalliyetin ittifakıdır. Bir adama karşı, doksan dokuz adam cemiyet olmaz. Meğer, gayet insafsız bir dinsiz, herkesi–hâşâ–kendi gibi tevehhüm edip, bu mübarek ve dindar milleti tahkir etmek niyetiyle böyle işaa eder... Salisen: Benim gibi pek ciddî bir muhabbetle Türk milletini seven; ve Kur’ân’ın senâsına mazhariyetleri cihetiyle Türk milletini pek çok takdir eden; ve altı yüz seneden beri bütün dünyaya karşı koyan ve Kur’ân’ın bayraktarı olan bu millete karşı gayet şiddetli taraftar bulunan; ve bin Türkün şehadetiyle, bin milliyetçi Türkçüler kadar Türk milletine bilfiil hizmet eden; ve kıymettar otuz-kırk Türk gençleri, namazsız otuz bin hemşehrilerine tercih etmekle bu gurbeti ihtiyar eden; ve hocalık haysiyetiyle izzet-i ilmiyeyi muhafaza eden ve hakaik-i imaniyeyi pek vâzıh bir surette ders veren bir insanın, on sene ve belki yirmi-otuz sene zarfında, yirmi-otuz değil, belki yüz ve binler talebesi, sırf iman ve hakikat ve âhiret noktasında onunla fedakârane bağlansa ve âhiret kardeşi olsalar çok mudur ve zararı mı var? Hiç ehl-i vicdan ve insaf bunları tenkide cevaz verir mi? Ve bunlara cemiyet-i siyasiye nazarıyla bakabilir mi? Rabian: On sene zarfında yüz banknot ile idare eden ve günde, bazan kırk para ile geçinen ve yetmiş yamalı bir abayı yedi sene giyen bir adam hakkında; “Nereden para alıp yaşıyorsun ve teşkilât yapıyorsun?” diyenler, ne kadar insaftan uzak düştüklerini ehl-i insaf anlar. (Tarihçe-i Hayat, Eskişehir Hayatı, Eskişehir Müdafaası) Bediüzzaman Said Nursi SÖZLÜK: Aba : yünden dokunmuş bir tür kumaştan dikilen hırka veya elbise Âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat Akîm : neticesiz, sonuçsuz Banknot : lira mânâsındaki kâğıt para Bilfiil : fiilî olarak Cebren : zorla, baskıyla Celb : çekme, Cemiyet : topluluk, dernek Cemiyet-i siyasiye : siyasî cemiyet, topluluk Cevaz : izin, müsaade Cihet : yön, taraf Desise : hile, aldatma Ehl-i insaf : insaf sahipleri Ehl-i vicdan ve insaf : vicdan ve insaf sahibi insanlar Ekalliyet : azınlık Ekser : çoğunluk Entrika : dalavere, dolap çevirme Fedakârane : fedakârca Fitne : ahlâkta ve toplum düzeninde azgınlık ve bozgunculuk Gurbet : doğup büyüdüğü beldeden uzak diyarlarda bulunma Hakaik-i imaniye : iman hakikatleri, esasları Hakikat : gerçek, doğru Hâşâ : asla, kesinlikle öyle değil Haysiyet : özellik Hemşehri : aynı şehir veya bölgeden olan Hükûmet : idare, yönetim, devletin icra mekanizması İğfal : gaflete düşürerek kandırma, aldatma İhtiyar : seçim, istek, tercih İşaa etme : bir haberi yayma, duyurma İttifak : birleşme İzzet-i ilmiye : ilmin izzet ve yüceliği Kıymettar : kıymetli, değerli Mazhariyet : erişme, kavuşma, nail olma Muhabbet : sevgi Muhafaza : koruma Mübarek : hayırlı, uğurlu Nazar : bakış, görüş Rabian : dördüncü olarak Salisen : üçüncü olarak Saniyen : ikinci olarak Senâ : övgü, medih Serbestî : özgürlük Suret : biçim, şekil Şehadet : şahitlik, tanıklık Tahkir : aşağılama, hakaret etme Tatbik : uygulama Tenkit : eleştiri Teşkilât : kuruluş, örgüt Tevehhüm : kuruntuya kapılma, olmayan şeyi var zannetme Uhuvvet : kardeşlik Vâzıh : açık, âşikâr Zarfında : içinde Ağraz-ı siyasî : siyasî gayeler, siyasî tarafgirliğin doğurduğu kin ve düşmanlıklar Akîm : neticesiz, sonuçsuz Aksülâmel : ters tepki Asabî : sinirli Bil’iltizam : bile bile, özellikle Bilâ-perva : pervasız, korkusuz Caiz : sakıncasız, doğru Cemiyet : topluluk, dernek Cemiyet-i siyasiye : siyasî amaçlarla kurulmuş cemiyet, örgüt Cereyan : hareket, akım Cessas : casusluk yapan Düstur : prensip Ehl-i akıl ve vicdan : akıl ve vicdan sahibi kimseler Emare : belirti, işaret Esrar : sırlar, gizemler Fâşeden : açığa vuran Garaz : kötü kasıt Garazkârâne : art niyetli bir şekilde Heyet-i hakime : hakimler kurulu Hizmetkâr : hizmetçi Hüccet : delil İcat : meydana getirme İhsas : hissettirme, hatırlatma İman-ı tahkîki : inandığı şeylerin aslını, esâsını bilerek inanma; sarsılmaz iman İstintak : sorgulama İttiham : itham, suçlama Kavim : millet, uyruk Kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, kutsal Muhalif : aykırı, karşıt Musırrâne : ısrarlı bir şekilde Müdafaat : mahkemede sunulan savunmalar Mükerrer : tekrar tekrar Müşahedat : yapılan gözlemler Nazar-ı dikkat : dikkat içeren bakış Nev’ : tür Sebeb-i itham : suçlama sebebi Tarassut : gözaltında tutma, gözetim Telâkki : anlama, kabul etme Teşkilât : kuruluş, örgüt Tetimme : ek, tamamlayıcı not Vesika : belge Vilâyet : il Vücud : meydana getirme [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst