Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 248328" data-attributes="member: 1008315"><p>Allah insan bedenini şehir gibi yaratmış</p><p>06 Mayıs 2011 / 00:01</p><p>Günün Risale-i Nur dersi...</p><p></p><p>Bismillahirrahmanirrahim</p><p></p><p>Sâni-i Hakîm,</p><p></p><p>Beden-i insanı gayet muntazam bir şehir hükmünde halk etmiştir.</p><p></p><p>Damarların bir kısmı telgraf ve telefon vazifesini görür. Bir kısmı da, çeşmelerin boruları hükmünde, âb-ı hayat olan kanın cevelânına medardırlar.</p><p></p><p>Kan ise, içinde iki kısım küreyvât halk edilmiş.</p><p></p><p>Bir kısmı “küreyvât-ı hamrâ“ tabir edilir ki, bedenin hüceyrelerine erzak dağıtıyor ve bir kanun-u İlâhî ile hüceyrelere erzak yetiştiriyor (tüccar ve erzak memurları gibi).</p><p></p><p>Diğer kısmı “küreyvât-ı beyzâdırlar ki,” ötekilere nisbeten ekalliyettedirler. Vazifeleri, hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır ki, ne vakit müdafaaya girseler, Mevlevî gibi iki hareket-i devriye ile sür’atli bir vaziyet-i acibe alırlar.</p><p></p><p>Kanın heyet-i mecmuası ise, iki vazife-i umumiyesi var: Biri bedendeki hüceyrâtın tahribatını tamir etmek, diğeri hüceyrâtın enkazlarını toplayıp bedeni temizlemektir. Evride ve şerâyin namında iki kısım damarlar var ki, biri sâfi kanı getirir, dağıtır, sâfi kanın mecrâlarıdır. Diğer kısmı, enkazı toplayan bulanık kanın mecrâsıdır ki, şu ikinci ise, kanı “ree“ denilen, nefesin geldiği yere getirirler.</p><p></p><p>Sâni-i Hakîm, havada iki unsur halk etmiştir: biri azot, biri müvellidülhumuza. Müvellidülhumuza ise, nefes içinde kana temas ettiği vakit, kanı telvis eden karbon unsur-u kesifini kehribar gibi kendine çeker. İkisi imtizaç eder. Buharî hâmız-ı karbon denilen, semli havaî bir maddeye inkılâb ettirir. Hem hararet-i gariziyeyi temin eder, hem kanı tasfiye eder.</p><p></p><p>Çünkü, Sâni-i Hakîm, fenn-i kimyada aşk-ı kimyevî tabir edilen bir münasebet-i şedideyi, müvellidülhumuza ile karbona vermiş ki, o iki unsur birbirine yakın olduğu vakit, o kanun-u İlâhî ile o iki unsur imtizaç ederler. Fennen sabittir ki, imtizaçtan hararet hasıl olur. Çünkü imtizaç bir nevi ihtiraktır.</p><p></p><p>Şu sırrın hikmeti budur ki: O iki unsurun, herbirisinin zerrelerinin ayrı ayrı hareketleri var. İmtizaç vaktinde her iki zerre, yani onun zerresi bunun zerresiyle imtizaç eder, birtek hareketle hareket eder, bir hareket muallâk kalır. Çünkü imtizaçtan evvel iki hareket idi. Şimdi iki zerre bir oldu; her iki zerre, bir zerre hükmünde bir hareket aldı. Diğer hareket, Sâni-i Hakîmin bir kanunuyla hararete inkılâb eder. Zaten “Hareket harareti tevlid eder” bir kanun-u mukarreredir.</p><p></p><p>İşte bu sırra binaen, beden-i insanîdeki hararet-i gariziye, bu imtizac-ı kimyeviye ile temin edildiği gibi, kandaki karbon alındığı için kan dahi sâfi olur. İşte nefes dahile girdiği vakit, vücudun hem âb-ı hayatını temizliyor, hem nâr-ı hayatı iş’âl ediyor. Çıktığı vakit, ağızda, mu’cizât-ı kudret-i İlâhiye olan kelime meyvelerini veriyor. Fesübhâne men tehayyere fî sun’ihi’l-ukul! (Sözler, 32. Söz de bir haşiye)</p><p></p><p>Bediüzzaman Said Nursi</p><p></p><p>LÜGAT:</p><p></p><p>Âb-I Hayat : Hayat Suyu, Kan</p><p>Alîm-İ Mutlak : Bilgisi Herşeyi Kuşatan, Sınırsız İlim Sahibi Olan Allah</p><p>Aşk-I Kimyevî : Kimyasal Birleşme</p><p>Beden-İ İnsanî : İnsan Bedeni, Vücudu</p><p>Binaen : Dayanarak</p><p>Buharî : Buhar Halinde</p><p>Evride : Toplardamarlar</p><p>Fennen : Bilimsel Olarak</p><p>Fenn-İ Kimya : Kimya Bilimi</p><p>Fesübhâne Men Tehayyere Fî Sun’ihi’l-Ukul : Her Türlü Eksiklikten Yücedir O Zat Ki,</p><p>Hakîm-İ Mutlak : Sınırsız Hikmet Sahibi Olan Allah</p><p>Halk Etmek : Yaratmak</p><p>Hâmız-I Karbon : Karbondioksit</p><p>Hararet : Isı, Sıcaklık</p><p>Hararet-İ Gariziye : Doğal Isı, Vücut Isısı</p><p>Hareket-İ Devriye : Dairesel Hareket</p><p>Hâsıl Olmak : Meydana Gelmek</p><p>Havaî : Gaz Halinde</p><p>Heyet-İ Mecmua : Genel Yapı, Bütün</p><p>Hikmet : Herşeyin Belirli Gayelere Yönelik Olarak, Mânâlı, Faydalı Ve Tam Yerli Yerinde Olması</p><p>Hüceyrât : Hücrecikler</p><p>İhtirak : Yanma</p><p>İmtizâc-I Kimyevî : Kimyasal Bileşim</p><p>İmtizaç : Karışma, Birleşme</p><p>İnkılâb Etmek : Dönüşmek</p><p>İnkılâb Ettirmek : Dönüştürmek</p><p>İntizam : Düzen</p><p>İş’al Etmek : Tutuşturmak</p><p>Kadîr-İ Mutlak : Sınırsız Güç Ve Kuvvet Sahibi Olan Allah</p><p>Kanun-U İlahî : Allah’ın Koyduğu Kanun</p><p>Kanun-U Mukarrare : Yerleşmiş Kanun</p><p>Kehribar : Elektrik</p><p>Lisan : Dil</p><p>Mecrâ : Kanal</p><p>Mevlevî : Mevlevîlik Tarikatına Mensup Kimse</p><p>Meyus : Ümitsiz</p><p>Muallâk : Asılı, Boşta</p><p>Mucizât-I Kudret-İ İlâhiye : Allah’ın Kudret Mucizeleri</p><p>Müdafaa : Savunma</p><p>Müddeî : İddia Sahibi</p><p>Münasebet-İ Şedide : Çok Sıkı İlişki</p><p>Müvellidülhumuza : Oksijen</p><p>Nam : Ad</p><p>Nâr-I Hayat : Hayat Ateşi</p><p>Nizam : Kanun, Düzen</p><p>Ree : Akciğer</p><p>Sâfî : Saf, Temiz</p><p>Sâni-İ Hakîm : Herşeyi Hikmetle Yaratan Ve Herşeyin San’atkârı Olan Allah</p><p>Semli : Zehirli</p><p>Şerâyin : Atardamarlar</p><p>Şleri Karşısında Akıllar Hayrete Düşer</p><p>Tabiat : Doğa, Canlı Cansız Bütün Varlıklar</p><p>Tabiiyyun : Herşeyi Tabiatın Tesiriyle Meydana Geldiğini İddia Edenler</p><p>Tahribat : Yıkımlar, Bozulmalar</p><p>Tasfiye : Arıtma, Temizleme</p><p>Telvis Eden : Kirleten</p><p>Tevlid Etmek : Doğurmak, Sebep Olmak</p><p>Unsur : Element</p><p>Unsur-U Kesif : Yoğun Element</p><p>Vazife-İ Umumiye : Genel Vazife</p><p>Vaziyet-İ Acibe : Şaşırtıcı Durum</p><p>Zerre : Atom, En Küçük Madde Parçası</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 248328, member: 1008315"] Allah insan bedenini şehir gibi yaratmış 06 Mayıs 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... Bismillahirrahmanirrahim Sâni-i Hakîm, Beden-i insanı gayet muntazam bir şehir hükmünde halk etmiştir. Damarların bir kısmı telgraf ve telefon vazifesini görür. Bir kısmı da, çeşmelerin boruları hükmünde, âb-ı hayat olan kanın cevelânına medardırlar. Kan ise, içinde iki kısım küreyvât halk edilmiş. Bir kısmı “küreyvât-ı hamrâ“ tabir edilir ki, bedenin hüceyrelerine erzak dağıtıyor ve bir kanun-u İlâhî ile hüceyrelere erzak yetiştiriyor (tüccar ve erzak memurları gibi). Diğer kısmı “küreyvât-ı beyzâdırlar ki,” ötekilere nisbeten ekalliyettedirler. Vazifeleri, hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır ki, ne vakit müdafaaya girseler, Mevlevî gibi iki hareket-i devriye ile sür’atli bir vaziyet-i acibe alırlar. Kanın heyet-i mecmuası ise, iki vazife-i umumiyesi var: Biri bedendeki hüceyrâtın tahribatını tamir etmek, diğeri hüceyrâtın enkazlarını toplayıp bedeni temizlemektir. Evride ve şerâyin namında iki kısım damarlar var ki, biri sâfi kanı getirir, dağıtır, sâfi kanın mecrâlarıdır. Diğer kısmı, enkazı toplayan bulanık kanın mecrâsıdır ki, şu ikinci ise, kanı “ree“ denilen, nefesin geldiği yere getirirler. Sâni-i Hakîm, havada iki unsur halk etmiştir: biri azot, biri müvellidülhumuza. Müvellidülhumuza ise, nefes içinde kana temas ettiği vakit, kanı telvis eden karbon unsur-u kesifini kehribar gibi kendine çeker. İkisi imtizaç eder. Buharî hâmız-ı karbon denilen, semli havaî bir maddeye inkılâb ettirir. Hem hararet-i gariziyeyi temin eder, hem kanı tasfiye eder. Çünkü, Sâni-i Hakîm, fenn-i kimyada aşk-ı kimyevî tabir edilen bir münasebet-i şedideyi, müvellidülhumuza ile karbona vermiş ki, o iki unsur birbirine yakın olduğu vakit, o kanun-u İlâhî ile o iki unsur imtizaç ederler. Fennen sabittir ki, imtizaçtan hararet hasıl olur. Çünkü imtizaç bir nevi ihtiraktır. Şu sırrın hikmeti budur ki: O iki unsurun, herbirisinin zerrelerinin ayrı ayrı hareketleri var. İmtizaç vaktinde her iki zerre, yani onun zerresi bunun zerresiyle imtizaç eder, birtek hareketle hareket eder, bir hareket muallâk kalır. Çünkü imtizaçtan evvel iki hareket idi. Şimdi iki zerre bir oldu; her iki zerre, bir zerre hükmünde bir hareket aldı. Diğer hareket, Sâni-i Hakîmin bir kanunuyla hararete inkılâb eder. Zaten “Hareket harareti tevlid eder” bir kanun-u mukarreredir. İşte bu sırra binaen, beden-i insanîdeki hararet-i gariziye, bu imtizac-ı kimyeviye ile temin edildiği gibi, kandaki karbon alındığı için kan dahi sâfi olur. İşte nefes dahile girdiği vakit, vücudun hem âb-ı hayatını temizliyor, hem nâr-ı hayatı iş’âl ediyor. Çıktığı vakit, ağızda, mu’cizât-ı kudret-i İlâhiye olan kelime meyvelerini veriyor. Fesübhâne men tehayyere fî sun’ihi’l-ukul! (Sözler, 32. Söz de bir haşiye) Bediüzzaman Said Nursi LÜGAT: Âb-I Hayat : Hayat Suyu, Kan Alîm-İ Mutlak : Bilgisi Herşeyi Kuşatan, Sınırsız İlim Sahibi Olan Allah Aşk-I Kimyevî : Kimyasal Birleşme Beden-İ İnsanî : İnsan Bedeni, Vücudu Binaen : Dayanarak Buharî : Buhar Halinde Evride : Toplardamarlar Fennen : Bilimsel Olarak Fenn-İ Kimya : Kimya Bilimi Fesübhâne Men Tehayyere Fî Sun’ihi’l-Ukul : Her Türlü Eksiklikten Yücedir O Zat Ki, Hakîm-İ Mutlak : Sınırsız Hikmet Sahibi Olan Allah Halk Etmek : Yaratmak Hâmız-I Karbon : Karbondioksit Hararet : Isı, Sıcaklık Hararet-İ Gariziye : Doğal Isı, Vücut Isısı Hareket-İ Devriye : Dairesel Hareket Hâsıl Olmak : Meydana Gelmek Havaî : Gaz Halinde Heyet-İ Mecmua : Genel Yapı, Bütün Hikmet : Herşeyin Belirli Gayelere Yönelik Olarak, Mânâlı, Faydalı Ve Tam Yerli Yerinde Olması Hüceyrât : Hücrecikler İhtirak : Yanma İmtizâc-I Kimyevî : Kimyasal Bileşim İmtizaç : Karışma, Birleşme İnkılâb Etmek : Dönüşmek İnkılâb Ettirmek : Dönüştürmek İntizam : Düzen İş’al Etmek : Tutuşturmak Kadîr-İ Mutlak : Sınırsız Güç Ve Kuvvet Sahibi Olan Allah Kanun-U İlahî : Allah’ın Koyduğu Kanun Kanun-U Mukarrare : Yerleşmiş Kanun Kehribar : Elektrik Lisan : Dil Mecrâ : Kanal Mevlevî : Mevlevîlik Tarikatına Mensup Kimse Meyus : Ümitsiz Muallâk : Asılı, Boşta Mucizât-I Kudret-İ İlâhiye : Allah’ın Kudret Mucizeleri Müdafaa : Savunma Müddeî : İddia Sahibi Münasebet-İ Şedide : Çok Sıkı İlişki Müvellidülhumuza : Oksijen Nam : Ad Nâr-I Hayat : Hayat Ateşi Nizam : Kanun, Düzen Ree : Akciğer Sâfî : Saf, Temiz Sâni-İ Hakîm : Herşeyi Hikmetle Yaratan Ve Herşeyin San’atkârı Olan Allah Semli : Zehirli Şerâyin : Atardamarlar Şleri Karşısında Akıllar Hayrete Düşer Tabiat : Doğa, Canlı Cansız Bütün Varlıklar Tabiiyyun : Herşeyi Tabiatın Tesiriyle Meydana Geldiğini İddia Edenler Tahribat : Yıkımlar, Bozulmalar Tasfiye : Arıtma, Temizleme Telvis Eden : Kirleten Tevlid Etmek : Doğurmak, Sebep Olmak Unsur : Element Unsur-U Kesif : Yoğun Element Vazife-İ Umumiye : Genel Vazife Vaziyet-İ Acibe : Şaşırtıcı Durum Zerre : Atom, En Küçük Madde Parçası [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst